• Kanara Kayalıkları
  • Mutlu son
  • Kanara Kayalıkları negatif iniş
  • Kanara Kayalıkları negatif iniş
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıklarından atlamaya gidiyoruz
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları bekleme noktası
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları'nda ki köpeğim
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları kamp alanına gidiş
  • Kanara Kayalıkları Kamp Alanı
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları ilk görüş
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları, arkadaşlarla
  • Hülya ve ben hazırız
  • Kanara Kayalıkları, köpeğim ve ben
  • Kanara Kayalıkları gelincik tarlası
  • KAnara Kayalıkları uyanma faslı
  • Anahtar arama timi
  • Kanara Kayalıkları

Hava muhalefetinden sulu kanyon ertelenince, Tekirdağ da ki Kanara kayalıklarına gidip antreman yapmaya karar veriyor hocalarımız. Kanara Kayalıkları Tekirdağ Güngörmez’de. Güngörmez de Tekirdağ Saray da. İnternette kısa bir arama da karşıma çıkan Kanara Kayalıkları’na hayran olup gitmeye karar veriyorum.

 

Kanara Kayalıkları’na Nasıl Gidilir?

Servis gündüz gitti. Ben günümü adada değerlendirip akşam kampa katılmayı istiyorum. Servise yetişemeyecek iki arkadaşımla birlikte akşam 7 sularında yola koyuluyoruz. Tekirdağ Güngörmez‘de bulunan Kanara Kayalıkları için navigasyon iki ayrı yol çiziyor. Ben oturduğum yerden daha kolay ulaşacağım arka yollardan Durusu, Tayakadın ve üçüncü havaalanı yolunu takip ediyorum. Şehir içi trafiğine girmek en son isteyeceğim şey.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Güngörmez‘e ulaşmak iki saati bulmuyor. Çok karanlık da köy yolların da kalmak istememiştim. Başardık. Çünkü belli bir yerden sonra bölünmüş yol bitiyor ve normal yollara da devam ediyorsunuz. Güngörmez’e geldiğimiz yerde bir restoran var. İlk önce kamp alanımızı orada bir yerde sanıyoruz ama arkadaşlarımızı arayınca aracı yukarı da bırakıp aşağılara yürümemiz gerektiğini öğreniyoruz.

Kanara Kayalıkları kamp alanına gidiş
Kanara Kayalıkları kamp alanına gidiş

Kanara Kayalıkları Kamp Alanı

Neyse ki bizi almaya geliyorlar. Tam beş kişi kamp malzemelerini yüklenip çayırlardan, ormanlık alandan, derelerden geçip kamp alanına ulaşıyoruz. Gece karanlığında Kanara Kayalıkları‘nı göremiyorum ama kamp alanı, ağaçlar ve kamp ateşi, çalan müziklerle efsane gibi. Reklam afişi gibi. Muhteşem.

Kanara Kayalıkları ilk görüş
Kanara Kayalıkları ilk görüş

Hemen çadırlarımızı kurup kamp ateşinde ızgara olayına girmek istiyoruz. Biz sonradan giden üç kişi açız. Biz kamp ateşi deyince ızgarasız yaşayamayanlardanız. Közlenmiş biberler, tavuklar, mantarlar… Tam biz ateş başında yemek işleriyle uğraşırken kamp alanımıza bir telefon geliyor.

Kanara Kayalıkları Kamp
Kanara Kayalıkları Kamp

Bizden sonra gelen İbrahim hocam benim arabanın plakasını söylüyor. Kapımın açık olduğundan bahsediyor. Ardına kadar hemde. Biz tam beş kişi hem kapıyı açık bırakıp hemde sandalyeleri yukarı da bırakıp gelmişiz. Biz Ersan’la tekrar derelerden tepelerden çayırlardan tırmanarak araca ulaşıyoruz. Tırmana tırmana eridim bittim ben bu kanyon eğitimlerinde zaten. Geri dönüş yolunda çakalların sesi bile duyuluyor. Doğayla baş başa bir kamp alanındayız. 

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Hülya, Neden Böyle Hülya

Ayvaini Mağarası’nın baş kahramanı Hülya’yı hatırlayan var mı? Bence Hülya’yı unutmamak da fayda var. Zira bu yazının baş kahramanı yine Hülya’dır. Her ne yaparsa yapsın kızamadığım ama her seferinde ağzımın bir karış açık kaldığı güzel Hülya’m benim. Ben gelinceye kadar közlenen biberleri soyup bir tabağa alıyorum ve canım arkadaşım Hülya 3 saniye sonra hepsini yere deviriyor. 

Kanara Kayalıkları Kamp
Kanara Kayalıkları Kamp

Arkadaşların “resmen nazarımız değdi” cümlelerine ben ağzım açık bakakalıyorum. Hülyacım “olur böyle şeyler, üzülme” diyor. Sanırım bu cümleleri benim sarf etmem gerekiyor ama benim yerime biberleri deviren Hülya söylüyor. Yorulmamı istemedi sanırım.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Biz karnımızı doyurmaya çalışırken bir grup gece yürüyüşüne çıkıyor. Ben mağara da düşüp dizlerimi incittiğim ve de bütün gün adada dolaşıp yorulduğum için kamp ateşçileriyle keyif modundayım. Bu kamp zaten keyif kampı. Erken yatma, erkenden kalkıp toparlanma ve koşturma kısmı yok. Tamamen relax moddayız.

Kanara Kayalıkları'nda ki köpeğim
Kanara Kayalıkları’nda ki köpeğim

Yürüyüşten dönen arkadaşlarla daha da bir şenleniyor kamp alanımız. Yanlarında iki kocaman köpekle gelmişler. O köpekler sabaha kadar kamp alanımızı beklediler sonra. Öyle çok sevdim ki yanımda getiresim geldi. Hala arada aklıma geldiğinde özlüyorum.

Kanara Kayalıkları Kamp Alanı
Kanara Kayalıkları Kamp Alanı

Tut Ucundan Hülya

Ilık bir hava da kamp ateşimizin başında şarkılar söylüyoruz. Sohbetler ediyoruz. Gülüyoruz, eğleniyoruz. Kimsenin uyuyası yok. İlerleyen saatlerde “çadırını nereye kurdun?” sorusu geliyor. Gösterdiğimde bir gülme alıyor. Meğer oldukça gürültülü bir ortama kurmuşum. Çadırlar kumaş ve ses geçirmeme imkanı yok.

Kanara Kayalıkları Kamp
Kanara Kayalıkları Kamp

Kazıkları söktüğüm gibi “tut ucundan Hülya” diyorum. İki ucundan tutup hop başka yere taşınıveriyoruz. Yüksel hocam “hayırr” diyor. Çünkü arada biz varken ses ona daha az gidecekti. Onun çadırını da söküp taşıyoruz bizim tarafa. Keşke yaşadığımız evler içinde bunu yapabilsek.

KAnara Kayalıkları uyanma faslı
KAnara Kayalıkları uyanma faslı

Sonunda üşümeden güzel bir havada kamp yapabilmenin mutluluğu ve mis gibi temiz havada olmanın avantajıyla bebekler gibi uyuyoruz. Sabah çadırımın tepesinde tef sesleriyle uyandırıyor arkadaşlarım. Ne kadar mutluyum.

Kanara Kayalıkları Kamp
Kanara Kayalıkları Kamp

Ve Sonunda Kanara Kayalıkları

Gözümü açıp da dışarıda ki manzarayı görünce büyüleniyorum. Çadırlarımız ağaç altında. Karşımızda devasa duvar gibi Kanara Kayalıkları. Kayalıkların hemen dibinden akan bir dere. Yemyeşil bir doğa. Gece karanlığında göremediğim muhteşem manzara buymuş.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Sabah kahvaltımız Oğuz’dan. Kendisi bir organik beslenmeci olarak yumurtadan zeytine, tereyağdan bala ne varsa getirmiş. İki çadır ortasında kahvaltı edip şakalaşıyoruz. Aradan yarım saat geçiyor. Yüksel hocamın çadırı açılıyor. Meğer uyuyomuş. “Başka yer bulamadınız mı kahvaltı edecek başımda bıdı bıdı” diyor. Bende kendimizi affettirmek için tereyağ ve balı ağzına zorla tıkıyorum. Meğer tereyağdan da nefret ediyormuş. Sevgimizle öldürürüz biz adamı.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Kanara Kayalıkları’ndan Atlamaya Gidiyoruz

Kahvaltı sonrası ekipmanlarımızı kuşanıp o duvar gibi Kanara Kayalıkları’ndan atlamak üzere hazırız. Dizlerim pek iyi durumda değil. Yemyeşil muhteşem manzaralardan geçerek tırmanıyorum. Nefes nefeseyiz. Oldukça dik çünkü. Önce kolay yerden inmek için gidiyoruz.

Hülya ve ben hazırız
Hülya ve ben hazırız

Oraya giden yol da oldukça tehlikeli aslında. Bir taraf uçurum. Dikkatli yürümek gerekiyor. İlk inişimiz kısa bir parkurda oluyor. Tepeden manzara öyle güzel ki. Yemyeşil doğa. Çok çabuk tükeniyorum bu sefer. Her hafta bir etkinlik olunca beden kaldırmıyor sanırım.

Kanara Kayalıklarından atlamaya gidiyoruz
Kanara Kayalıklarından atlamaya gidiyoruz

Asıl iniş 35 metrelik bir negatif iniş. Yükseklik korkumu bugün düşünmiycem. Ondan önce yukarı tırmanmak asıl mesele. Hatta yavaş tırmandığım için geride kalıp yalnız kalıyorum ve ne oluyor? Yolu kaybediyorum. Hocaların durduğu yere çıkmışım. Beni görünce bir panik oluyorlar. Sol tarafım 35 metrelik duvarmış.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Neyse ki yukarı çıkıp sıraya giriyorum. Bu sporun doğası beklemek. O bekleme anlarında yaşanan şamatalar ise paha biçilemez. Sıra bana gelince çift iple ineceğimi öğreniyorum. Tam o sırada Ömer hocamın telefonu aşağı düşüyor. Her kamp ve spor aktivitemizde birinin bir şeyi zarar görüyor.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

35 metre yukarıda bir uçurumun kenarındayım. Arkam dönük olarak aşağıdaki yüksekliği görmediğim zaman yükseklik korkumun uykuya yattığını keşfettiğimden beri daha rahat inişler gerçekleştiriyorum. Çift ip o kadar ağır ki. Kolda da derman yok tutsun kaldırsın. Belime bir ağrı saplanıyor.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Negatif İniş

Kısa bir normal iniş sonrası negatif dediğimiz inişi gerçekleştiricem. Yani iple kendimi boşluğa salıcam. O negatife inerken de iki dizimin üstünde kendimi ayarlamam gerekiyor. O iki diz nasıl ezik ve ağrıyor anlatamam. Müthiş bir can yanması. Orayı geçtikten sonra negatife geldiğimde ipde ki ağırlık da hafiflemeye başlıyor. Gerisi tepelerden manzara seyretmek.

Kanara Kayalıkları negatif iniş
Kanara Kayalıkları negatif iniş

Kanara Kayalıkları‘n da ki karga yuvasında ki bebek kargaları seyretmek. Hiç inesim gelmiyor. Bu sefer dizlerimde ki problemden sadece iki sefer iniş yapabiliyorum. İnmek değil o tepeye tırmanmak mesele çünkü. Biz de Kanara Kayalıkları’nın dibinden sessiz sessiz akan suyla ayaklarımızı buluşturuyoruz. Çimenlere yayılıyoruz. Etrafı gezmeye çıkıyoruz. Yemekler, sohbetler, şakalaşmalar eşliğinde zamanımız geçiyor.

Kanara Kayalıkları negatif iniş
Kanara Kayalıkları negatif iniş

Kanara Kayalıkları’nı gerçekten çok beğendim ve sevdim. Ağaçların olması ve su kenarı olması büyük avantaj. Kamp için çok uygun. Hele ki yaptığımız spor için daha bir uygun. Akşam olmak üzere ve artık herkes evine dönecek. Toparlanıp eşyalarımızı taşıma zamanı. Dere tepe çayır çimen aşarak araçların oraya bu kadar eşyayı taşımamız gerekiyor.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Gelincik Tarlası, Hülya ve Anahtar

Tüm gece ve gün Hülya’nın sakarlıklarıyla serseme dönmüş vaziyetteyim. Her seferinde nasıl yaptığına hayretle ağzım açık kalıyorum ama daha bunların başlangıç olduğunu o an bilmiyorum. Gün batmak üzere ve biz vedalaşıp ayrılıyoruz. Kısa bir süre sonra da uzun zamandır bir gelincik ve çiçek tarlası arayan ben görünce duruyorum.

Kanara Kayalıkları, köpeğim ve ben
Kanara Kayalıkları, köpeğim ve ben

Hülya’yla fotoğraf çekicez. Tam çiçeklerin içinde olmak için tarlanın ortalarına doğru ilerliyoruz. Elimdeki telefonu ve arabanın anahtarını Hülya’nın cebine koyuyorum. Birbirinden güzel fotoğraflar çekip hızlıca arabaya dönüyoruz. “Hülya anahtarı ver de gidelim” diyorum.

Kanara Kayalıkları, arkadaşlarla
Kanara Kayalıkları, arkadaşlarla

Hülya’nın “ne anahtarı“cümlesi ve yüzündeki bakışı ölsem unutamam. Anahtar yok. Hızlıca tarlaya dönüp aramaya başlıyoruz ama yok. Düşünsenize dizinize kadar gelen otlar ve kırmızı gelinciklerle dolu bir tarlada kırmızı bir anahtarlık arıyoruz. Önden giden servisi arıyoruz. Dönüyorlar. İki saate yakın anahtar arıyoruz ama yok. Artık ümidim de kalmadı zaten.

Anahtar arama timi
Anahtar arama timi

Onlarca insan tarladaki bütün otları çiçekleri ezdi. Nerede olduğunu bulmak artık imkansız. Arabanın tüm camları ve kapıları açık. Umudu kesmiş, napacağımı düşünerek arabaya dönerken Ender Hocam “buldum” diye anahtarı kaldırıyor. Hiç geçmediğimiz bir yerde o anahtarın ne aradığını çok merak ediyorum. Bulunmasaydı ne yapardık bilmiyorum.

Kanara Kayalıkları gelincik tarlası
Kanara Kayalıkları gelincik tarlası

Gerçekten mucize gibi o anahtarın bulunması. Sanırım birkaç yaş yaşlandım. Tekrar yola koyuluyoruz. Tüm o köy yollarını karanlık da dönüp, başımıza gelen hiç bir şeyden akıllanmayan Oğuz, Bahar ve Hülya üçlüsü Güngörmez’den Güngören’e lahmacun yemeğe gidiyoruz. Hadi bize geçmiş olsun. Tüm arkadaşlarımıza yardımlarından dolayı teşekkür ediyoruz.

Mutlu son
Mutlu son
  • Adaca Kanyonu, Bilecik
  • 5. takım
  • 5. takım
  • 5. takım
  • Bilecik, İnhisar
  • Bilecik, İnhisar
  • Kamp alanımız
  • Isırganlar sonrası acımı hafifletme çalışmalarım
  • İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
  • İnhisar
  • İnhisar
  • İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
  • Adaca Kanyonu kamp alanı
  • Adaca Kanyonu kamp alanı
  • İnhisar
  • Adaca Kanyonu kahvaltı
  • Adaca Kanyonu Başlangıcı
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu'na yürüyoruz
  • Adaca Kanyonu, Çok seviliyorum
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu ilk iniş
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu çıkışı
  • Adaca Kanyonu ilk iniş
  • Adaca Kanyonu Delikli Şelale de sular tepeme iniyor
  • Adaca Kanyonu Delikli Şelale de suların içinden geçiyoruz
  • Adaca Kanyonu Delikli Şelale
  • İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu
  • İnhisar yoldan çıkmış 5.grup
  • İnhisar yoldan çıkmış 5.grup
  • İnhisar, odun toplama ekibi
  • Ahçı oldum
  • Nusret gibi tuz dökmelerimin fotoğrafı yok
  • Yemekler hazırlanıyor
  • Sonunda bizde yiyebiliyoruz
  • İnhisar, kamp ateşi
  • İnhisar kamp
  • KAD kahvaltı da
  • İnhisar Yolu
  • Adaca Kanyonu
  • İnhisar Kamp alanımız
  • İnhisar şelale yolu
  • Adaca Kanyonu girişine giden son iniş

Birkaç hafta süren hava muhalefetinden dolayı tamamlayamadığımız son aşama için Bilecik’in İnhisar ilçesinde bulunan Adaca Kanyonu için yollara düşüyoruz. Adaca Kanyonu bizim gibi çaylaklara göre. Adaca Kanyonunu bizim hocalarımız bulmuş. Aylardır süren kanyon eğitimlerin son aşamasındayız. Suyla olan bağımı bilenler kanyon sporunda olmama hiç şaşırmadılar. 

 

Bilecik Yolları

Bir cumartesi sabahında Mecidiyeköy’e nasıl gideceğimi düşünürken  Metehan beni almaya geliyor ve ne de iyi yapıyor. O kadar çok eşyam var ki. Saat 8,30 civarı servisimiz bizi Mecidiyeköy’den alıyor. Oldukça güzel bir hava var dışarıda. Öyle güzel bir yolculuk yapıyoruz ki. Erdal tef ve ziller getirmiş. Çalan müziklerimiz, oynayan arkadaşlarımızla çok eğleniyoruz.

5. takım
5. takım

Gerçi bir kısım arkadaş ve hoca diğer araca kaçtı eğlencemizden. Kalan sağlar bizim oldu. Kahvaltı durağımız ailemizin köftecisi Köfteci Yusuf’tayız. Kavurmalı yumurta 14 lira, çaylar ücretsiz. Bunu nasıl başardıklarını gerçekten çok merak ediyorum.

5. takım
5. takım

Bu sefer yemek sorumlusu beni yapmış Meral Hocam. Ben sadece makarnayı yaparım demiştim oysa ki. “Elini veren kolunu kaptırır bana” deyip gülüyor. “Hocam akşam açız açız. Ben bari kebap falan yaptırayım yedek de dursun” diyorum. Güle oynaya gidiyoruz yani. Bir taraftan da liste yapıyorum. Ne yiyeceğiz, kim ne alsın, ne kadar alsın?

5. takım
5. takım

Hayatımızda hiç 35 kişiye yemek yapmadık hiç birimiz. Hocalarım bize bu konuda çok yardımcı. Çünkü miktar konusunda bir fikrimiz yok. Köftelerimizi Köfteci Yusuf’tan aldık. Pamukova da durup dört tarafa dağılıyoruz. Herkes hummalı bir şekilde yaptığım listeyi tamamlamaya çalışıyor.

KAD kahvaltı da
KAD kahvaltı da

Yemek takımı benim kafada. Yumurtanın gezeni, tereyağın organiği, sebzelerin en tazesi alınıyor çabucak. Yemeği bana bırakmak demek sabaha kadar yiyeceğimiz anlamına geliyor. Ateşin hakkını vermeliyiz. Son medeniyet durağımız İnhisar oluyor. Oradan da son ekmek ve sularımızı alıyoruz.

Bilecik, İnhisar
Bilecik, İnhisar

Köy kahvesinin oradaki malta eriklerini görünce dayanamayıp dalıyoruz. İzin aldık tabi. Dalını kırmadığımız sürece kimsenin itirazı yok. Kocaman olmuş eriklere kimse dokunmamış. Öyle güzel bir şehir ki zaten tüm yol kiraz bahçeleriyle doluydu. Bir yerden sonra nar çiçekleriyle dolu bir yoldan gitmeye başladık.

İnhisar Kamp Alanımız

Kıvrıla kıvrıla toprak yollara girdik artık. Karşımızda ki dağların ve bulutların dansı öyle güzel ki. Bir yerde durup manzaranın tadını çıkarırken sayısız boomerang ve fotoğraf çekiyoruz. Kamp alanımız İnhisar ilçesinden Çalkara köyüne çıkan yol üzerinde.

İnhisar Yolu
İnhisar Yolu

Harmankaya Kanyonu‘na bakan tepelerdeyiz. Öyle güzel bir yeşillik var ki. Havanın yağışlı olacağını biliyorduk zaten de kamp alanına ulaşır ulaşmaz yağmasını beklemiyorduk. Orası mı burası mı derken en sonunda herkes bir tarafa dağılıyor ve çadırlarımızı kuruyoruz. Müthiş bir nem var havada. Yapış yapış olduk.

İnhisar Kamp alanımız
İnhisar Kamp alanımız

Hocalarımız zor bir treking rotası belirlemişti önceden ama benim katılmaya niyetim yoktu. Dizlerimi çok zorlamak istemiyorum çünkü. Tüm gücümü kanyona sakladım. Önceden kamp alanına yakın bir dere olduğunu öğrenmiştim. Tek amacım oraya ulaşıp dereye kendimi basmaktı. Başlangıçta bunu yapmayı planlayan Gül ve bendik. Sadece iki kişiydik yani ama kamp alanına gelip de yorgunluktan bitince çoğu insan bizimle gelmeye karar verdi.

İnhisar
İnhisar

Suya Koşan Arılar Gibiyiz

Çadır için yer ararken bir şelale de gördüm. Beni kimse tutamaz artık. Hedefe kitlendim. Herkes “o kadar yolu yürüyebilecek misin?” diye soruyor. Arkadaşlar ben de sizin gibi kanyon geçiyorum.

İnhisar şelale yolu
İnhisar şelale yolu

Suya gireceğimizi düşünerek bikinimizi giydik, üstüne şort ve tişörtü çektik çekmesine de bu tür yürüyüşlerde uzun paçalı ve uzun kollu bir şeyler giyin siz yinede. Hafif yağan yağmurdan yer çamur oldu. Tepelerden dik bir yokuştan şelaleye doğru ilerlerken ısırgan otları bacağıma değmesin derken ayağım bir kayıyor.

Isırganlar sonrası acımı hafifletme çalışmalarım
Isırganlar sonrası acımı hafifletme çalışmalarım

Ben komple ısırgan otlarının arasına yuvarlanıyorum. Arkadaşlarımın yorumu “oh şifadır şifa. Bu sene hasta olmazsın” Allah razı olsun. Tüm yanan yerlerin yanında dirseğim de ki yara sabaha kadar zonklayıp duruyor.

İnhisar

Şelale yolunda hava kasvetli, tepemizdeki kara bulutlar arada bir yağmur döküyor. Biz birkaç kişi önden gidiyoruz. Arkadakiler bizden koptu. Şelaleye oldukça yaklaştığımız bir yerde öyle bir yağmur iniyor ki. Biz ağaçların altındayız. Bizden kopan arkadaşlar bir kovuk bulmuş ona sığınmışlar. Sonradan gördüğüm fotoğraflar çok komik.

İnhisar

Biz öncü grup dört kişiyiz. Üstümü çıkarmama gerek kalmıyor. Zaten sırılsıklam oldum. Minnak bir şelale bulur bulmaz elimdeki telefonu arkadaşa emanet edip suya yöneliyorum. “girecek misin?” diyor hayretle. “eveettt… Bunun için gelmedik mi?” diyorum. Ben suya girince bir alkış kopuyor. Yerim ben sizi.

İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
İnhisar, yoldan çıkmış bir Bahar

Ardımdan onlar da gelince başlıyor bir su savaşı. “Su soğuk mu?” diyenlere, geçen hafta İstanbul adalarına yüzmeye gitmiştim. Deniz daha soğuktu. Biz suyla oynarken arkadaşlarımız da yetişiyor bize. Onlarda gelince kuru olanları ıslatma işi bana kalıyor.

İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
İnhisar, yoldan çıkmış bir Bahar

Neşemizi kahkahalarımızı uzaklardan öyle bir duymuşlar ki nasıl geleceklerini şaşırmışlar. Ömer hocamız bizi gülerek ve hayretle izliyor. Aylardır bu suya girebilmek için kanyon eğitimindeyim ama su göremedik daha. Güldük eğlendik tamam ama artık dönmeliyiz.

İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar

Yemek yapmamız gerekiyor. Telaşım büyük. Kimseyi aç bırakamam. Şelaleye gelirken biz kolay bir yoldan gelmiştik. Direkt dere kenarına inip düz yoldan gitmiştik ama yolu bildiğini düşündüğümüz hocaların peşine takılınca bir hayli dik yollarda tırmanıp inmek durumunda kaldık.

İnhisar yoldan çıkmış 5.grup
İnhisar yoldan çıkmış 5.grup

Bu da çok güzel yollardan geçmemize sebep oldu. İnerken zorlandığımız bir hayli dik yokuş şimdi tırmanmak için bizi bekliyor. Hepimiz ıslağız. Allahtan hava soğuk değil.

İnhisar yoldan çıkmış 5.grup

Ne Yiyecek Bu Millet?

Yukarılara çıktıkça ardımızdaki trekinge çıkan grubu görüyoruz. Beni bir telaş alıyor. Koşar adım kamp alanına ulaşınca ıslak ıslak yemek olayına girişiyoruz. Ateş yanıyor Allahtan. Tüm ekip güle oynaya biri soyuyor, biri doğruyor, biri karıştırıyor.

Kamp alanımız
Kamp alanımız

En büyük destek Bursa’dan gelen Bursa Arama Kurtarma ekibi BAKUT’tan geliyor.Halay bile çekiyoruz. Bir saatte o kadar yemeği nasıl yaptık bilmiyorum ama iftara her şey hazırdı. Allah’dan kimseyi aç bırakmadık.

İnhisar, odun toplama ekibi
Adaca Kanyonu, odun toplama ekibi

Patlıcan salatam elimde herkesi dolaşıp dağıtırken Meral hocam diyor ki: “İlk defa bir kampta hiç bir şey yapmadan oturuyorum“. Bu bana yetti de arttı bile. “Ohh hocam sefanız olsun” diyorum. Şimdiye kadar ki her kampta baş aşçı Meral Hocamdı.  

Ahçı oldum
Ahçı oldum

Ateşimizin etrafında çalan müziklerimizle, hafiften kararan hava da dağların arasında, ılık bir havada 35 kişi yemeklerini yiyor. Hoş sohbetler başlıyor.

Nusret gibi tuz dökmelerimin fotoğrafı yok
Nusret gibi tuz dökmelerimin fotoğrafı yok

Gündüz yaptığımız şelale yürüyüşünde yaşadıklarımız tüm geceye damgasını vuruyor. Volkan diyor ki; “bir daha Bahar ve Metehan’ın peşine şortla takılmıycam“. Kesinlikle haklı. Aylardır sulu kanyon için eğitimdeyiz ama hep dağ da taş da dolanıp durduk. Tüm yol boyunca kendimi dereye basma hayaliyle bir kısım arkadaşı yoldan çıkarmış olabilirim.

Yemekler hazırlanıyor
Yemekler hazırlanıyor

Sonrasın da şortla ısırgan otlarına yuvarlanmış olabilirim. Yağmura yakalanıp sırılsıklam ıslanmış da olabilirim ama hepsine değdi mi değdi. Yağmur da buz gibi sular da yüzdük. Çok güldük çok eğlendik. Kahkahalarımız dağı taşı inletmiş. Öyle dediler. O kahkahaya gelenleri de ıslaktık mı ıslattık. Son zamanlarda hiç bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum.

Sonunda bizde yiyebiliyoruz
Sonunda bizde yiyebiliyoruz

Hep birlikte söylediğimiz şarkılarımıza kahkahalarımız karıştı. Bu kampta tüm biz çaylak öğrencilere görevler dağıtılmış. Elimizden geleni yaptık ve çok da geç olmadan uyumaya çekildik. Gece yine yağmur yağıyor, hem de şakır şakır. Sabah yedi uyanma saatimiz.

İnhisar kamp
Adaca Kanyonu kamp

Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı

Şener Şen’in “inek obası, uyannn” sesiyle uyanıyoruz. Tüm arkadaşlar müthiş bir mizah duygusuna sahip. Müthiş güzel bir güne uyandık. Geceki yağmurdan eser yok. Hülya’yla Ersan erkenden kalkıp kahvaltıyı hazırlamış.

Adaca Kanyonu kamp alanı
Adaca Kanyonu kamp alanı

Saat dokuzda her şeyimiz hazır giyinmiş olarak Adaca Kanyonu yolunda olmalıyız. Çadır topla, wetsuiti giy hem de bu sıcakta, hatta scuba çorabı üstüne bot giy. Üstüne Can yeleği giy. Sıcaktan ölmeden önceki son dakikalarımız.

Adaca Kanyonu kamp alanı
Adaca Kanyonu kamp alanı

Dalış eğitimlerimden öğrendiğim en hayati şey dalış elbiseleri güneş altında asla tam giyilmez. Bel seviyenizin atında tutmanızın hayati önem taşıdığı defalarca anlatılır. Nasıl soğuktan hipotermiye giriliyorsa aşırı sıcaktan da hipertemiye girilir ve her ikiside hayati önem taşır.

Adaca Kanyonu kahvaltı
Adaca Kanyonu kahvaltı

Herkes kendini o kadar sakınıyor ki ısrarla elbiseleri tam giyiyorlar. Ne desem fayda etmiyor. O sıcağa nasıl dayandıklarını asla anlayamıyorum.

Adaca Kanyonu Nerede?

Vakit gelince servis bizi belli bir yere kadar götürüyor. Kanyona yaklaşma mesafemiz 1 km. Adaca Kanyonu İnhisar ilçesinden Çalkara köyüne çıkan yol üzerinde solda. Koordinatları buraya ilk başta yazmıştım ama Ömer hocam’dan son dakika gelen mesajdan sonra silmeye karar veriyorum.

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Bizim gittiğimiz yerler kimsenin bilmediği, el değmemiş, bakir yerler. Buraların da piknikçi akınına uğrayıp kirletilmesi en son isteyeceğimiz şey. Bu uyarı bana çok mantıklı geliyor. Son zamanlar da gittiğim bakir yerlerin nasıl gidilir tarifini vermekte pek gönüllü değilim. 

Adaca Kanyonu Başlangıcı
Adaca Kanyonu Başlangıcı

Burayı KAD Derneği hocaları keşfetmiş. Bu tür kanyonların, burada yaşayan halk tarafından bilindiği ama oraya giren ilk keşif ekibi kimse, onların kayıt altına aldığından bahsediyorlar. Adını nasıl koyduklarını merak ettiğimdeyse, yakın köylerde yaşayanlarla konuşup halk arasında oraya ne isim veriliyorsa onlarında aynı ismi koyduklarını öğreniyorum.

Adaca Kanyonu girişine giden son iniş
Adaca Kanyonu girişine giden son iniş

Adaca Kanyonu Yolların da Telef Olanlar

Adaca Kanyonu için öyle bir yola dökülüyoruz ki. Dağlar tepeler aşıyoruz. Hava bunun için çok sıcak. Dalış elbisem yarı belime kadar inik olsa bile ayağımda 3mm scuba çorabı, üstünde bot var. Ayaklarımız su içinde.

Adaca Kanyonu'na yürüyoruz
Adaca Kanyonu’na yürüyoruz

Adaca Kanyonu’na ulaşamadan orada buharlaşıp yok olacak gibiyiz. Nasıl bir susamak, nasıl bir yorgunluk. Kırk yıl düşünsem bir dalış elbisesiyle dağlarda yürüyeceğimi düşünemezdim.Adaca Kanyonu’na inen son çarşak kaplı inişte bir ipe tutunarak iniyoruz. Oldukça zor olduğunu söyleyebilirim. En sonunda dere tepe düz gidip kanyonun girişine geliyoruz.

Adaca Kanyonu girişine giden son iniş
Adaca Kanyonu girişine giden son iniş

Adaca Kanyonu

Bu sporun özeti beklemek. En son gruptayız bu sefer. Kanyona bir şelaleden inerek başlıyoruz. İndiğimiz yerde baya derin bir gölcük oluşmuş. Çamurlu bir su akıyor. Büyük ihtimal bir önceki geceki yağan yağmurdan kaynaklanıyor. En sonunda suyu bulduk. Çok mutluyuz. Çocuklar gibi şeniz.

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Bu kadar giysiyle yürümek, ipe girmek, aşağılara inmek hiç kolay değil. Ayvaini Mağarasında düştüğümden beri dizliksiz asla girmem kanyona. Sulara gire çıka çoğu yerde şelalelerden inerek ilerliyoruz. Bastığımız yerde yürümek kolay değil. Çakur çukur bir kanyon içindeyiz.

Adaca Kanyonu, Çok seviliyorum
Adaca Kanyonu, Çok seviliyorum

Genişçe bir alanda mola veriyoruz. Atıştırmalıklarımız ortak alındı. Fındık hurma ve incirden oluşuyor. Nasıl becerdiysem oraya kadar cam şişe bir maden suyunu kırmadan getirdim. Öndeki gruplar bir bir ayrılıyor. Biz kahve içicez.

Adaca Kanyonu ilk iniş
Adaca Kanyonu ilk iniş

Normalde kahve sevmeyen ben bayılıyorum bu kahve faslına. Ersan’la Hülya üşenmeyip hazırlıyorlar bize. Kahvenin yanına lokum bile getirmişler. Hemde ıslatmadan. Mola süresinden kısa bir süre sonra önden giden grubun bir yerde beklediğini görüyoruz.

Adaca Kanyonu ilk iniş
Adaca Kanyonu ilk iniş

Delikli Şelaleden Nasıl indik

Onlar gitmeli ki biz geçebilelim. Bir saate yakın beklerken hafif bir uyku bile çekiyoruz. Diğer gruplar geçip gidince gördüğümüz yer neden bu kadar beklendiğinin cevabını veriyor. Ortada sıkışmış bir taşın altından, bir şelalenin içinden sular beynimize vururken inmemiz gerekiyor.

Adaca Kanyonu Delikli Şelale
Adaca Kanyonu Delikli Şelale

Aradığımız ekşın bu olmalı. Uyuklarken ve mola sonrası beden soğumuş patatese dönmüşken aradığımız adrenalini bulmak gerçekten güzel bir şey. İpe girip aşağı inerken o taşın arasına sığmaya çalışıyorum.

Adaca Kanyonu Delikli Şelale de sular tepeme iniyor
Adaca Kanyonu Delikli Şelale de sular tepeme iniyor

Buz gibi sular kafama son hızla vurmaya başladığında, küçük nefes boşluğumda son ses çığlıklarım etrafa yayılıyor. Eğleniyorum. İşte bu. Kanyonun sonuna doğru son ekşın bizi çok mutlu ediyor. Kanyona girmeden Meral Hocam’dan öğrendiğim kaskın içine şapka takıp, şelalelerden inerken kendimize nefes boşluğu yaratma fikri burada çok işime yarıyor. 

Adaca Kanyonu Delikli Şelale de suların içinden geçiyoruz
Adaca Kanyonu Delikli Şelale de suların içinden geçiyoruz

Bir yer var ki birkaç metreden kaydırak gibi kaymak gerekiyor. Yapamayan tek kişi benim. Herkes atlıyor ama ben ipe girmeyi tercih ediyorum. Yükseklik korkusu mu dersin ne dersin bilemedim. 600 metre uzunlukta kısa bir kanyon diye çoğu kişi beğenip gelmedi ama biz bittik. Biraz daha devam etse yürüyecek dermanımız kalmadı.

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Üstümdeki can yeleği, ıslak elbiseler, dizimdeki dizlikler robot gibiyim. Hareketlerim o kadar kısıtlı ki. Biz yorgun savaşçılar yeni bir zafer kazanmış edalarıyla çıktık kanyondan. Biraz daha devam etse biz nasıl devam ederdik bilmiyorum.

Adaca Kanyonu çıkışı
Adaca Kanyonu çıkışı

Yorgunluktan bitmiş bir edayla çıkışımızı daimi şöförümüz Coşkun abi görüntülüyor. O bizi, biz onu çok seviyoruz. Bir şöför değil ekibin bir parçası. Ateşi yakar, odun toplar, çayı demler, etrafı toparlar, bizi toplar. Hatta geç saat oldu mu evimize bile bırakır. Kanyon ekibimizin jokeri kendisi. 

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Adaca Kanyonu Dönüş Yolu

Araçlarımız kanyon çıkışına bizi almaya gelmiş. Kızlı erkekli dağılıyoruz. Üstümüzdeki ıslak elbiselerden kurtulmamız gerekiyor. Bu sefer hazırlıklıyım. Yanıma kocaman çöp poşetleri aldım. Kuru giysilere kavuşup kamp alanımıza geri dönüyoruz. Sabah topladığımız eşyaları araca yerleştirmemiz gerekiyor. Acele yok. Sakin sakin güle oynaya hazırlanıyoruz. 

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Kanyonda fotoğraf çekmek için su geçirmez telefonumu kanyona sokmuştum ama daha başlarda su alıp pert oldu. Su geçirmez diye satılan telefonları çift taraflı bir bantın tuttuğunu öğrendim. O zaman nasıl 6 metreye kadar suyun altında video ve fotoğraf çeker diye lanse ediyorlar bilemiyorum. Fotoğraf ve videolar için arkadaşlarıma teşekkür ederim. 

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Ben telefonla uğraşıyorum yani. Bir arkadaşımız telefonu tekrar suya koymam gerektiğinden bahsediyor. Oksitlenmeyi geciktiriyormuş. Ben de öyle yapıyorum. Yedi kat poşetin içindeki telefon arkadaşlarımı çok güldürüyor. Balığın nasıl esprileri havada uçuşuyor. 

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Akşamın son demlerinde yola çıkıyoruz. Aracın içinde bir çekirge görüyorum. onu evinden ayırmayalım, doğaya geri bırakayım istiyorum. Elimle yakalıyorum o bir yerden kaçıyor. Onunla uğraşırken ayağımı öyle şiddetli bir şekilde çarpıyorum ki. Böyle bir acı yok. Hiç bir şey olmamış gibi çekirgeyi doğaya salıyorum ve korkarak ayağıma bakıyorum.

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Tabi ki kan içinde. Aracımızın egzosu kopmuştu. O boruyu aracın içine koymuşlar. Bende farketmediğim için çarpmışım. Hani et tırnaktan ayrılmazdı. O kadar tehlikeli işler yaptık birşey olmadı. Aracın içinde yaralandım. O nazar bir yerlerden çıkacaktı. Bu kadarına şükrediyorum. 

  • Çınarcık Günbatımı
  • Çınarcık, Yapay şelalenin yukarısındaki gölet
  • Erikli, Çifte Şelale Yolu
  • Çifte Şelale
  • Erikli, Çifte Şelale yolu
  • Sudüşen Şelalesi
  • Erikli, Çifte Şelale Yolu
  • Sudüşen Şelalesi
  • Yalova Termal
  • Yalova Termal
  • Yalova Termal ve zavallı papağanlar
  • Yalova Termal
  • Yalova Termal açık havuz
  • Çiftlikköy, Kara Kilise
  • Çiftlikköy, Kara Kilise
  • Çiftlikköy, Kara Kilise
  • Çiftlikköy, Kara Kilise
  • Çiftlikköy, Kara Kilise
  • Çınarcık
  • Çınarcık, Günbatımı
  • Şenpınar Koca Çınar
  • Sudüşen Şelalesi yolu
  • Sudüşen Şelalesi
  • Yalova Termal Ayak Suyu
  • Sudüşen Şelalesi
  • Çınarcık, Yapay Şelale
  • Çınarcık, Çifte Şelale
  • Erkli Şelalesi
  • Teşvikiye Köyü
  • Erikli, Çifte Şelale Yolu
  • Erikli Çifte Şelale Asma köprü
  • Yalova Termal açık havuz
  • Yalova Termal
  • Şenköy Koca Çınar
  • Çınarcık, Erikli, Çifte Şelale

Kurşunlu ve Çifte şelaleler, Su düşen Şelalesi’ne bir kaç gündür bakarken bir arkadaşım arayıp gidelim diyor. Evrene nasıl bir haber gönderdiysem gerçekleşmesi 24 saati buluyor. Yaz kış ne zaman olsa şelale dense yerimde duramam. Havalarda hafif ısınmaya başlayınca kendimizi Çınarcık da ki sayısız şelalenin yolunda buluveriyoruz.

 

Erkli Şelalesi
Erkli Şelalesi

İki günlük, hafta sonuna sığabilecek bu rotaya şelale sevenler bayılacak. Sabah yola çıkma planı, hava bulutlu olunca öğleni buluyor. Çınarcık’a geçmek için Topçular feribotunu kullanıyoruz. Gidiş dönüş 100 TL ödüyoruz. Dönüşü bir yıl içinde istediğiniz zaman yapabilirsiniz. Size verilen kartı ve bileti kaybetmeyin yeter. 

Normalde evlerde ve kapalı alanlarda 100-200 adet cm3 te. bahçeler ve kırsal alanlarda parklarda yeşil oranına ve çoğrafyaya bağlı olarak. 500-1000 adet negatif iyon bulunur. Dağlar ve ormanlarda 5000 adete kadar çıkar bu rakam. Su kenarları, deniz, gö,l şelalelerde 10-15000 adet negatif iyon bulunur. Yalova’da ki şelale bölgelerinde  suyun bol olduğu zaman 30.000 adete kadar çıkıyor. Bu ise tam bir doping etkisi yaratır ve bir çok hastalığın tedavisinde temel faktör olur. Yalova ve çevresi hava kalitesi açısından çok iyi. Özellikle Samanlı Dağları, yaylaları ve şelaleleri yüksek negatif iyon değerlerine sahip. Bu ise gerçek bir hazine .İnsan sağlığı için çok gerekli olan havanın vitaminleri dediğimiz negatif iyonlar olmazsa biz saksıda susuz kalmış çiçekler gibi solar, kururuz.

İnternette dolanırken karşıma çıkan bu bilgiler doğaya olan aşkımı, ruhumda ne zaman bir çalkantı olsa kendimi doğaya salışımı açıklıyor. Ben bilmiyordum tabi bu sebepleri ama her doğaya çıkışımda taşı toprağı sevip okşamadan, dokunmadan dönmezdim. “Doğa beni tedavi eder, yollar bana bakar” derdim. Meğer bilimsel bir açıklaması varmış. Boşuna sallamıyormuşum. Her doğaya çıkış sonrasında kendime reset attığımı söylerdim. Meğer doğruymuş. Hadi o zaman bol bol negatif iyon almaya ve resetlenmeye gidiyoruz.

Teşvikiye Köyü
Teşvikiye Köyü

Çiftlikköy Kara Kilise

Gideceğim yer için her zaman şöyle bir internette arama yaparım.Bu sefer yaptığım da Çiftlikköy civarında Kara Kilise adında eski bir yapıya denk geliyorum. Geçerken mutlaka görmeliyiz. Navigasyona yazmayın, yanlış yere götürüyor. Kara Kilise Yalova istikametine giderken deniz tarafında kalıyor. Topçular feribotundan indikten sonra Yalova istikametinde Çiftlikköy’e geldiğinizde Özdilek’ten sağa dönün.

Çiftlikköy, Kara Kilise
Çiftlikköy, Kara Kilise

Dümdüz gittiğinizde solda bir kahve göreceksiniz. İşte o kahvedeki emmimgillere sorduk. Bize yerini tarif ettiler. O kahveden sonraki soldan dönün, karakolu geçin, Başkent 1 sitesinin içinde bu Kara Kilise. Tarihi yapıların ve sit alanının üstüne site yapan ve otoparka çeviren başka millet var mı bildiğiniz? Site güvenliği sorunsuz sizi içeri alıyor.

Çiftlikköy, Kara Kilise
Çiftlikköy, Kara Kilise

Sol tarafa doğru yürüyünce sizi bir süpriz bekliyor. Etrafı binalarla çevrilmiş Ani Harabeleri’ndekine benzeyen bir yapı görüyoruz. Gerçekten çok güzel.Arkadaşım benden daha şaşkın. “20 senedir gelir geçerim. Basmadığım yer kalmamıştır. Bilmiyorum” diyor. Etrafına arabalar parkettiği için temiz bir fotoğraf almak çok zor oluyor. İçine çim ekmişler. Yemyeşil çok güzel gözüküyor. Etrafında apartmanlar var.

Çiftlikköy, Kara Kilise
Çiftlikköy, Kara Kilise

Böyle bir yapının hemen yanına nasıl bir site yapılmasına izin verilmiş, kim vermiş anlamak mümkün değil. Site güvenliğinin anlattığına göre bu kalan yapı aslında kiliseye gidenlerin toplandığı yermiş. Asıl kilise yıkılmış. Ne kadarı doğru bilemiyorum tabi. Ani Harabelerine benzeten bir tek ben miyim??

1097 yılında haçlı seferleri sırasında Latin ordularının bir kısmı İznik Yolundan geçerken bu belde içinden de geçmiş. Çiftlikköy, eski Roma İmparatoru Büyük Constantinus’in annesi Helena’nın doğduğu ve adını verdiği Helenopolis Şehri’nin bulunduğu yer olduğundan tarih açısından aslında önemli bir yer.

Çiftlikköy, Kara Kilise
Çiftlikköy, Kara Kilise

Yalovaya indikten sonra hep yanından geçip gititğimiz Çiftlikköy’e bakar mısınız hele. Bu site yapılırken, buralar kazıldıkça kim bilir neler çıkmıştır ve kazılmayan yerlerin altın da kim bilir nasıl bir tarih yatıyordur. Hava bir yağıyor bir açıyor. Bizde de nasıl bir şans varsa arabaya bindiğimiz an müthiş bir yağmur, inince damla yok. Şanslı olduğumu söylemiş miydim?

Çiftlikköy, Kara Kilise
Çiftlikköy, Kara Kilise

Çınarcık da Günbatımı

Akşam olmadan Çınarcık’a ulaşmak istiyoruz. Muazzam bir gün batımı varmış. Onu yakalamak istiyoruz. O kadar gezdiğim halde hiç Çınarcık’a gelmemişim. Ne tuhaf. Yalova’dan sonra Çınarcık tabelalarını takip ederseniz sizi götürüyor.

Çınarcık
Çınarcık

Tepeden öyle güzel bir manzarası var ki. Aşağılara inmeden mutlaka orada durup bir izleyin, bir fotoğraf çekin. Arkadaşım benim bu isteğimi anlamayınca biz geçip gidiyoruz. Oradan manzarayı izlemek hayal oluyor.

Çınarcık Günbatımı
Çınarcık Günbatımı

Çınarcık’ın eski sokaklarında dolanıp tepelere çıkıp yukarılardan bakıyoruz. Deniz uçsuz bucaksız gözüküyor. Aşağıya inip sahilden de yakalıyoruz günün son saatlerini. İnsanın içi huzur doluyor. Ertesi gün şelale yollarına düşüyoruz.

Çınarcık, Yapay Şelale
Çınarcık, Yapay Şelale

Teşvikiye Köyü’nü geçince Erikli Şelalesine giderken sağa değil de sola gidince yapay şelalelere ulaşıyoruz. Evet yapay bir şelale ama güzel. Yukarıda bir de gölet var. Suyun karşısı Zindan cafe. Motorcu olanlar anladı. Bir dönem motorcuların kahvaltı rotasıydı bu Zindan Cafe.

Çınarcık, Yapay şelalenin yukarısındaki gölet
Çınarcık, Yapay şelalenin yukarısındaki gölet

Erikli ve Çifte Şelaleler’e Nasıl Gidilir?

Sırada Erikli ve Çifte Şelale var. Çınarcık Teşvikiye Köyü’nü geçince sağa Erikli ve Çifte Şelaleler tabelasına sapın. Oldukça bozuk bir yoldan gidiyoruz. Daha sezon açılmadığı için yollar bir hayli bozuk. Toprak kaymış, yollar delik deşik, hatta yer yer yol kaymış ama ulaştığınız nokta buna değiyor.

Erikli, Çifte Şelale yoluErikli, Çifte Şelale yolu

Dikkat etmezseniz dört tekeriniz ayrı çukura düşebilir. Hal böyle olunca bir hayli yavaş gidiliyor. Bu da doğanın tadını çıkartmak ve hiç bir manzarayı kaçırmamak anlamına geliyor. Neyse ki benim minik kız bizi yarı yolda bırakmadı.

Erikli Çifte Şelale Asma köprü
Erikli Çifte Şelale Asma köprü

Vardığımız noktada gözlemeler yapılan bir restoran var. Oraya arabayı bırakıp geri kalan yolu yürümeliyiz. Asma bir köprüden Erikli Şelalesine doğru yürüyorum. Asma köprülere olan aşkımı bilmeyen var mı? Buraya daha önce de geldim ama köprü de bir fotoğrafım yoktu. Olmasın mı ama şu güzellikte?

Erikli, Çifte Şelale Yolu
Erikli, Çifte Şelale Yolu

Çok güzel ormanlık bir alandan yukarıya doğru kolay bir patika da ilerliyorsunuz Sağ tarafınızda dere size eşlik ediyor. Henüz havalar ısınmadığı için kimsecikler yok bizden başka. Hayal ettiğim huzur ve kafa dinginliği. Çok güzel bir yürüyüş yolundan sonra peş peşe iki kocaman şelale sizi bekliyor.

Erikli, Çifte Şelale Yolu
Erikli, Çifte Şelale Yolu

En fazla 15 dakika yürüdük buraya. Ciğerlerime çektiğim mis gibi hava, gürül gürül çağlayan sular… Yukarılara doğru ulaştığımız da çok sevimli merdivenleri tırmanın ve Kurşunlu Şelalesiyle tanışın. Debi oldukça yüksek. Kıştan yeni çıktık çünkü.

Erikli, Çifte Şelale Yolu
Erikli, Çifte Şelale Yolu

Bir kaç merdiven daha tırmanınca da Çifte Şelale tüm heybetiyle karşınızda. Senelerce önce burayı çok merak ettiğim için gelmiştik ama yanımdaki arkadaşım “hadi hadi” yaptıkları için ve yukarıda ki şelaleden haberimiz olmadığı için görmeden gitmişiz.

Çifte Şelale
Çifte Şelale

Ne saçma değil mi? Üst kat komşusu kadar yakın. Hadi hadi kelimesi kadar nefret ettiğim bir şey yok sanırım. Şelalelere karşı ayrı bir aşkım var. Anlatılacak gibi değil.

Çınarcık, Erikli, Çifte Şelale
Çınarcık, Erikli, Çifte Şelale

Şenköy Koca Çınar

Bir sürü fotoğraf çektikten sonra biraz oturup su sesleri içindeki sessizliği dinliyorum. Mis gibi havayı ciğerlerime çekiyorum. Ayrılmak kolay olmadı.. Bugün daha yapmak istediğimiz şeyler var.

Şenpınar Koca Çınar
Şenpınar Koca Çınar

Onun için kalkıyoruz ve bozuk yollardan kıvrıla kıvrıla tekrar aşağıya iniyoruz. Yolumuzun üstünde bir köyden geçiyoruz. Adı Şenköy. Kocaman bir çınar var. İçi oda gibi. İçine girip çıkıp fotoğraf çekiyoruz. Dediklerine göre bir zamanlar bir köfteci buraya yerleşmiş. Zor çıkartmışlar.

Şenköy Koca Çınar
Şenköy Koca Çınar

Sudüşen Şelalesi’ne Nasıl Gidilir?

Sudüşen Şelalesi‘ne gitmek için önce Yalova’ya bağlı Termal‘e ulaşmak gerekiyor. Oradan da Üvezpınar tabelasını takip edin. Yol da bir yerlerde tabela var ama bence yeterli değil.

Sudüşen Şelalesi yolu
Sudüşen Şelalesi yolu

Buranın yolu da Çifte Şelaleler yolunu aratmıyor. Hatta daha berbat. Sis bulutu manzaraları eşliğinde kıvrıla kıvrıla gidiyoruz. Müziğimizse Sonbahar Fiminin müzikleri. Hey gidi Karadeniz’le başlayan bir müzik şöleni. Ortama çok uyuyor. O filmin içine düşüvermiş gibiyiz.

Sudüşen Şelalesi
Sudüşen Şelalesi

Yol manzarası öyle güzel. Termal’e 8 km uzaklıkta ki Sudüşen Şelalesi’ne giriş ücretsiz. Bir tane cafe yapılmış. Yemek de var sanırım. Erikli Çifte Şelale de nasıl hiç kimse yoksa burası da bir o kadar Arap turist barındırıyor.

Sudüşen Şelalesi
Sudüşen Şelalesi

İnsansız fotoğraf çekmekte biraz zorlansakta, şelalenin şiddetinden ıslansakta gördüğümüz manzara hepsine değdi. O kadar yüksekten dökülüyor ki su üstümüze toz gibi yağıyor. Islanıyoruz ama anlamıyoruz. Arkadaşım şelaleye geçiş için konulan merdivenli geçişin yeni olduğunu söylüyor.

Sudüşen Şelalesi
Sudüşen Şelalesi

Eskiden yokmuş. Geçiş kolay ama doğayı biraz bozmuş sanki. Üstüne de bir platform yapmışlar. Oturup çay çorba içilebilsin diye sanırım. Artık akşam olmak üzere.

Sudüşen Şelalesi
Sudüşen Şelalesi

Yalova Termal

Bölgeden ayrılmadan son olarak sıcacık termal sularda yüzmek istiyorum. Yalova’nın termallerini duymayan yoktur. Ben de öyle ama bir türlü gelememiştim. 4000 yıllık tarihiyle sit alanı ilan edilen alanda pek çok tarihi eser var. Hamamlar bile tarihi eser. Kocaman kapısı olan yemyeşil bir alanda serpiştirilmiş hamam, havuz ve çeşitli banyolardan oluşan bir yer.

Yalova Termal
Yalova Termal

Atatürk zamanında burayı keşfedince buraya otel yaptırtmış. Pek çok ağaç diktirmiş. Ağaçların üstünde ne oldukları ve yaşları mevcut. Aracınızla 7 lira verip içeri girebilirsiniz. Araç için çok yer yok ama. Önce etrafta biraz dolaşıyoruz. Yemyeşil alan çok hoşumuza gidiyor. Çeşitli banyolar var.

Yalova Termal
Yalova Termal

Üşenmeyip ayak banyosunu deniyorum. Tünel gibi bir yerin altından su geçiyor. Ayağınızı suya sokmanız gerekiyor. Buz gibi bir derenin içinde kaynayan sudan ısınan kayaya dokunmak mümkün değil. Oradan çıkan su kaynar, taş alev gibi, etrafındaki su buz gibi. Çok acayip.

Yalova Termal Ayak Suyu
Yalova Termal Ayak Suyu

Bir de bu soğukta bir elektrikli soba karşısında tir tir titreyen papağanlar var. Biz 20 lira verip bir fotoğraf çektiricez diye tropikal hayvanlar bu soğukta elektrikli sobayla ısınıyor. Sudüşen Şelalesi’n de de vardı papağan. İçim acıdı hallerine.

Yalova Termal ve zavallı papağanlar
Yalova Termal ve zavallı papağanlar

Yalova Termal, Açık Havuz

Göz banyosu ayak banyosu derken sıra termal sularda yüzme kısmına geliyor. Biz biraz geç gittiğimiz için çoğu kapalı. Benim gözüm zaten açık havuzda olduğu için sorun yok. Hamamlar değişik fiyatlarda. Salı perşembe Sultan Hamamı’nın halk günüymüş. Sabah 7,30 akşam 10,30 saatleri arasında açık. Açık havuz 40 lira. 3 saat kalabiliyorsunuz.

Yalova Termal
Yalova Termal

38 derece sıcaklığı var havuzun. Dışarısı buz gibi olsa da buharlaşan su sizi üşütmüyor. Sıcak suları sevmeme rağmen bana bile çok sıcak geldi. Açık havuzun kapalı olan bölümleri de var. Havlu istemezseniz vermiyorlar. Siz isteyin. Soyunma kabinlerinin kapıları kilitlenemiyor. Eşyalarınızı orada bırakıp çıkmanız gerekiyor. Kadın erkek karışık olduğu için çok rahat edemedim.

Yalova Termal açık havuz
Yalova Termal açık havuz

Asıl şifalı dedikleri kapalı havuza girmek mümkün değil. Sadece erkek var içeride, tek kadın yok. Hamam kısmı da öyle. Çok fazla arap var. İçeride hiç rahat edemeyince “zaten açık havuz istiyordun” deyip kendimi havuza atıyorum.Buraya 15 günlük gelenler var tedavi amaçlı. Pek çok şeye iyi geliyor.

Yalova Termal
Yalova Termal

Otel fiyatları çeşitli. Arayıp öğrenmekte fayda var. Havuz da orada kalanlarla sohbet ediyoruz. Genelde 60 yaş civarı bir kitlenin yanın da çocuklu aileler de vardı. Ben buz gibi havada sıcak suların içinde su balesi yapıyorum. Fazla hareket etmemek gerekiyor. İnsanın kalbi sıkışıyor. Fazla uzun kalmak da iyi değil. Gitme zamanı gelince hazırlıklar başlıyor. İçerisi adam kaynadığı ve rahatsız edici şekilde baktıkları için duş alıp kaçasım var.

Yalova Termal açık havuz
Yalova Termal açık havuz

Onda bile kapıda bekleyip rahatsız ediyorlar. Saç kurutma makinaları var. Her şeye rağmen iki günümü çağıl çağıl sularda ve finalini de sıcacık sularda yaptım. Pamuk gibi oldum. Acıkan karnımızı Köfteci Yusuf’a emanet edip yavaştan evinizin yolunu tutuyoruz. Küçük bir kaçamak daha son buluyor.

  • Ayvaini Mağarası Çıkış
  • Ayvaini Mağarasından dış dünyaya bakış
  • Ayva Köyü
  • Ayvaini Mağarası
  • Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası çıkışı
  • Ayvaini Mağarası çıkışı
  • Uluabat manzarası ve Gölyazı'ya kuş bakışı
  • Ayvaini Mağarası aşağıdan dış dünyaya bakış
  • Ayvaini Mağarasını ilk görüşüm
  • Ayvaini Mağarası yolu
  • Ayvaini Mağarası Kamp alanı
  • Bakut'un bize ikramı kavurma ve pilav
  • Ayvaini Kamp
  • Ayvaini Mağarası Kampın da kahvaltı
  • Kamp Alanı
  • Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
  • Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası, her taşa sarılıyorum, öpüyorum
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası çıkış
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayva Köyü, ardı bizim geçtiğimiz mağara
  • Ayvaini Mağarası aşağı inme stresi
  • Ayvaini Mağarası'nda aşağıya bakış
  • Sonunda atladım
  • Ayvaini Köyü
  • Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
  • Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
  • Ayvaini Mağarası

Kanyon eğitimi kapsamında Bursa da ki Ayvaini mağarasına gidiyoruz. Olağanüstü sarkıt ve dikitlerle kaplı, duvar damlataşları, sulu damlataş havuzları ve gölcükleri, el değmemiş yapısıyla gerçek bir doğa harikası  Ayvaini Mağarası. Ayvaini mağarası yer altında 5,5 km gidiyor. Yeraltı sularında yüzücez yani. Mağaralar her zaman hep ilgimi çekmiştir. Bunu kaçıramazdım.

Ayvaini Mağarası’na Nasıl Ulaştık?

Harika güneşli bir havada bir cumartesi günü Mecidiyeköy’den bizi alan servisle başlıyor maceramız. Öğlen saatleri olması sebebiyle İstanbul’dan çıkmak bir hayli sıkıntılı oluyor. Kamp yapacağımız yer tamamen doğayla başbaşa. Bursa da Ayva Köyü’nün yukarısında Ayvaini Mağarasına çok yakın bir yerde kamp yapıcaz. Bu sebepten alış verişinizi Bursa’dan yapmanız gerekiyor. Biz de öyle yapıyoruz.

Uluabat manzarası ve Gölyazı'ya kuş bakışı
Uluabat manzarası ve Gölyazı’ya kuş bakışı

Akşam saatlerine doğru hala yoldayız. Yolumuz bir yerden sonra Uluabat ve Gölyazı’ya kuş bakışı bakıyor. Harika manzaralardan geçiyoruz. Yolculuğumuz tam altı saat sürdü. Tüm gün yolda geçti. Normalde en fazla 3 saatte burada olmalıydık ama trafik bizi mahvetti. Gelir gelmez hemen çadırlarımızı kuruyoruz. Ortaya ateş için yer hazırlanıyor ve akşam yemeği için hummalı bir çalışma başlıyor.

Ayvaini Mağarası Kamp alanı
Ayvaini Mağarası Kamp alanı

Ayvaini Mağarası’nı İlk Görüşüm

Yemeklerimizi ortak hazırlıyoruz. Birileri derede kap kacak ve sebze yıkamaya gidelim deyince peşlerine takılıyorum. Mağaranın girişi de oradaymış. Mağarayı ilk görüşüm beni çok ürkütüyor. Ben düz ayak giricez sanıyordum ama bir iple beşinci kattan aşağı bir kara deliğe inmemiz gerekiyormuş. Hiç hoşlanmadım.

Ayvaini Mağarasını ilk görüşüm
Ayvaini Mağarasını ilk görüşüm

Tüm gece nasıl ineceğimizi düşünüp duruyorum. Ertesi gün vazgeçebileceğimden bahsediyorum. Kamp alanımızda pişen tarhana çorbamız, salatamız var. Bizi misafir eden Bursalı grup Bakut yani Bursa Arama Kurtarma ekibinin bize ikramı kavurma ve pilavı da var.

Bakut'un bize ikramı kavurma ve pilav
Bakut’un bize ikramı kavurma ve pilav

Bu sefer ki menü dört dörtlük. Bize bunlar yeter mi? Bizim yeme turumuz gece üçlere kadar ızgara köfte, böbrek ve sucukla devam ediyor. Muhteşem bir dolunay var tepemizde. Dağın başındayız ama o kadar aydınlık ki ortalık. Kısa bir yürüyüş bile yapıyoruz hatta. En son ateşin başında sohbet ederken uyuyanların kovması sonucu yataklarımıza gidiyoruz.

Ayvaini Kamp
Ayvaini Kamp

Ayvaini Mağarası’na Giriş Hazırlıklarındayız

Sabah erkenden ayaktayız yine ama bu sefer saat altı değil, dokuz. Ateş yanmış, menemen pişiyor. Kahvaltı sonrası wetsuitlerimizi giymek için çadırlara yöneliyoruz. Kırk yıl düşünsem dalış elbisemi bir dağ başında, ormanda kuru kuru giyeceğim aklıma gelmezdi. 

Ayvaini Mağarası Kampın da kahvaltı
Ayvaini Mağarası Kampın da kahvaltı

Dalış elbiseleri genelde ıslak giyilince daha kolay oluyor. Bir kısmını çadırda giymeyi başarsam da geri kalanını giymek için dışarı çıkmalıyım.Ben yine iyiyim. Hülya’nın elbisesi kendine ait değil ve birkaç beden küçük sanırım. Kendi bedenimizde olsa dahi çok zor giyilen bu elbiseye Hülya nasıl sığacak?

Kamp Alanı
Kamp Alanı

Çadırdaki içler acısı durumuna gülmemek elde değil. “Çık dışarı, bu bir spor, kimse sana bakmaz, işin doğasında bu var” desemde çadırdan çıkartamıyorum. Sonra olaya oba başımız Meral hanım ve Meryem dahil oluyor.

Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları

Hayatımda görmediğim bir sabır ve uğraşmayla Hülya’yı elbiseye sokmaya çalışıyorlar. Uzaktan gelin ve nedimeleri gibiler. Sanırım bir gülme krizine girdim. Böyle bir eğlence yok. Hiç bir şey fayda etmeyince Meral Hanım basıyor bulaşık deterjanını. Başka çare yok.

Ayvaini Mağarası yolu
Ayvaini Mağarası yolu

Ayvaini Mağarası’na İniş Çabalarım

En sonunda giyinmeyi başarmış, çadırları toplamış, araca yerleştirmiş zavallı bizler mağaranın yolunu tutuyoruz. Bir bilinmeze gidiyoruz. Ekibin çoğu yok. Mağara kelimesini duyan gelmemiş. Mağaranın başında 40 kişiye yakınız. İlk önce Ender Hocam atlıyor. Aşağıda bir emniyetçi de yok.

Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları

Emniyeti o alacak. Sol karşı duvara bir istasyon çakılmış. İp oraya bağlı. Oradan ipe girdiğiniz de öyle bir sallanıyorsunuz ki. Boşuğa atlıyorsunuz yani. Aşağısı kapkaranlık ve çok yüksekteyiz. Çok endişeliyim.Gülüp duruyorum ama her an kaçasım var. Bizim gruptan ilk önce kızları indiriyorlar. Bir tek ben kaldım.

Ayvaini Mağarası aşağı inme stresi
Ayvaini Mağarası aşağı inme stresi

En sonunda beni zorla da olsa ipe girmeye ikna ediyorlar. Bir uçurumun başında karanlık bir çukura atlamak üzere bir ipin ucundayım. Arkam dönük olsa ve görmesem yapıcam. Daha önce yükseklik korkumu yendim. Artık bunları düşünmüyorum ama burası öyle böyle değil.

Ayvaini Mağarası'nda aşağıya bakış
Ayvaini Mağarası’nda aşağıya bakış

Çoğu insan vazgeçeceğimi düşünmüş. Buna ben de dahilim. Son dakikalarımı çeken arkadaşlarım olmuş. Ben bir şeyin farkında değilim. Daha sonra izlediğim videolardan kendime inanamadım. Baya bir beklemeden sonra buraya kadar gelip de vazgeçmeyi kaldıramayacağımı düşünüp, yaradana da sığınıp salıyorum kendimi. Atlıyorum. Beni tuttukları için pek sallanmıyorum.

Sonunda atladım
Sonunda atladım

Herkes beni alkışlıyor. Ağzımdan “Kolay oldu aslında” diye de bir cümle çıkınca herkes basıyor kahkahayı. Nasıl indim, naptım bilmiyorum. Aşağı da diğer arkadaşları beklerken su falan içiyorum. Kendime gelmeye çalışıyorum. Orada naptığımı ve neden yaptığımı, kendimle ne zorumun olduğunu düşünüyorum. Aşağıda ki karanlıktan yukarıda ki ışığa bakıyorum. Aşağısı soğuk.

Ayvaini Mağarası aşağıdan dış dünyaya bakış
Ayvaini Mağarası aşağıdan dış dünyaya bakış

Ayvaini Mağarası’ndayız

Ayaklarımızda botlar var ama ıslağız. Beklemek bu sporun kısa bir özeti gibi. Pek sesim çıkmıyor. Her zaman gülen eğlenen ben pek iyi değilim. Klostrofobik durumumdan kapalı ve karanlık yerlerde pek duramıyorum. Ayvaini Mağarası’ysa 5,5 km’lik bir yeraltı nehri adeta. 

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

İki girişi varmış. Biri Bursa’nın Mustafa Kemalpaşa’ya bağlı Kazanpınar ve Doğanalan Köyleri arasındaymış. Bir yerde yer altından çıkıp bir çay gibi aktıktan sonra Ayva Köyü’nün yukarılarından bir şelale gibi bu mağaraya dökülüyormuş.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Yer kabuğunun kırıklarla parçalanarak ayrı kıtalara bölünmeye başladığı ‘Mezozoik Zaman’dan günümüze gelen Ayvaini Mağarası, 1970 yılında 3 kişilik bir İspanyol ekip tarafından keşfedilmiştir.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Hidrolojik olarak etkin durumda olan mağaranın Ayva Köyü’ndeki ağzından yeraltı suları çıkıyormuş. Uzunluğu 5,5 kilometreyi bulan mağaranın içinde yer yer 3-4 metreye ulaşan 60 adet gölcük yer alıyormuş. Düşünsenize çoğu boyu geçiyor ve biz onları yüzerek geçicez. 

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Mağaracılar bizim yüzerek geçtiğimiz yerleri botla geçiyorlar. Onlar bizim gibi dalış elbisesi giymiyor.Hiç yeraltı sularında, göllerinde, nehirlerinde yüzdünüz mü? Ben yüzmedim. Fazla düşünmeye gerek yok artık. Hep mağara sevmez misin? Gittiğin her yerde sualtında bile tüm kovuklara girmez misin? Kaç insan yaptı bunu? Haydi Bahar görelim seni… 

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Herkes de indiğine göre yürüyüşümüz başlıyor. Kafamızda ki fenerlerden her yer aydınlık. Karanlık değil. Daha sonra fotoğraflara baktığımda aslında zifiri bir karanlıktaymışız ama anlamamışız diyorum. Yerler de taşlar var. Dikkatli yürümek lazım derken sol ayağım bir kayıyor, sağa tutunayım derken sağ ayak da kayıyor. Bu sol sağ sol derken artık bozulan dengeme yapacak bir şey yok.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Mağara da Nasıl Düştüm?

Suların içinde iki dizimin üstüne öyle bir düşüyorum ki acısı aklıma geldikçe hala ürperiyorum. Kalkıp yürümeye devam ettim ama öyle bir acı yok. Tuhaf olan kimseye bir şey söylemiyor olmam. Normal de söylemek gerekiyor. Siz başınıza böyle bir şey gelirse mutlaka söyleyin. Soğuk sular biraz iyi geliyor. Acı her adımda azalıyor derken önümdeki çocuk “su taş” derken tak diye sol dizimi suyun içinde bir kayaya geçiriyorum. 

Ayvaini Mağarası, her taşa sarılıyorum, öpüyorum

Ağlasam ağlıycam. “Tamam, anladım ne demek istediğini” diyorum. Grup öyle hızlı gidiyor ki. Biz; Bursalı ekip, Meral hocam ve artçı Yüksel Hocamla geriler de kaldık. İlk başladığımız da ben de koşmuştum onlarla ama sonra “nereye koşuyorum ki” dedim. Başladım etrafıma bakmaya, o muhteşem sarkıtlara dokunmaya, gördüğüm kayalara sarılıp öpüp konuşmaya. 

Ayvaini Mağarası

Negatif İyonlar Şifa olsun

Öyle muhteşem sarkıtlar var ki. Mezozoik dönemden gelmiş düşünsenize. Bakmadan dokunmadan geçilir mi? Bu tür insanların az uğradığı yerlerde negatif iyon denilen bir enerji var. Bu negatif iyon bizi iyileştiren, doping etkisi yapan bir enerji. Tüm bu enerjileri almaya çalışıyorum. Çıplak elle dokunuyorum. Her geçtiğimiz yerdeki sarkıt farklı ve değişik. Bir yerde altın gibi işlemeli bir duvar gördük mesela. Ortam karanlık ve bizim makinalarımız yetersiz olduğu için çok güzel fotoğraflarımız yok mağarada. 

Ayvaini Mağarası mola

Ben de su geçirmez bile olsa telefonu yanıma almıyorum. Cebim yok. Elimde taşımak ve uğraşmak istemiyorum. Fotoğraf peşinde değilim. Doğa en büyük şifa kaynağı değil mi? Dokundum bol bol. Şifa diledim. Dua ettim. Anın tadını çıkarma derdindeyim. Öyle bir su var ki…

Ayvaini Mağarası çıkışı

Mavi ve cam gibi. Öndekiler yürürken bulanan su 30 saniye hareket etmezseniz anında berraklaşıyor. Çok derin sularda bile dibini görebiliyorsunuz. Çok fazla yarasa var. Hep ellerimizle tutuna tutuna indiğimiz için çoğu yerde yarasa gübrelerine bulanıyorum. Bir yarasa pisliğine bulaşmamıştım o da oluyor çok şükür.

Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası
Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası

Bir yerde su kaynağı varmış. “Oradan su içeriz” demişti Yüksel hocam ama oraya bile bu pislik karışmış. Bu sefer su falan içilemez buradan. Kayalar pütürlü. Elbiselerimiz parçalanmasın diye dikkatli iniyoruz. Dalış elbiselerimizin üstüne bir de şort giydik bu sebepten. Biri kontrol etmeden sulara atlamıyoruz. Su da sivri bir taş olabilir. Çoğu yerde su boyumuzu geçiyor. Üstümüzde bir de can yeleği olduğu için yüzüyorum. Ters, düz, su balesi yapıyorum. Nasılsa batmıyorum. Yok böyle bir keyif.

Ayvaini Mağarası mola

Sonun da Arkadaşları Yakalıyoruz

Çoğu yerde eğilerek geçmemiz gerekiyor. Ön grup koptu gitti. Normalde herkes bir arkasındakinden sorumlu. Derslerde böyle ama pratikte pek işe yaramıyor. Daha çaylağız çünkü. Biz eğlene eğlene gidiyoruz. 4 saat gibi bir sürede mağarayı geçmeyi planlıyoruz. Saat daha öğlen bile değil. Mola yerinde diğer arkadaşları yakalıyoruz. Yüksekçe bir yerden aşağıda ki suya atlıyorlar. Bakıyorum öyle ama atlayamıyorum. Çok emniyetli gelmiyor.

Fotoğraf Pan Derneği, Ayvaini Mağarası
Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası

Genelde kimse atlamasa ben atlarım böyle yerlerden ama bugün günümde değilim. Burada mutlak karanlık dedikleri şey için bir dakikalığına tüm ışıkları söndürüyoruz ama gproların kırmızı ışıkları bile etrafı aydınlatmaya yetiyor. Öyle bir karanlıkta, yerin yedi kat dibinde, bir mağarada, yer altı nehrindeyiz. Şaka gibi.

Ayvaini Mağarasından dış dünyaya bakış
Ayvaini Mağarasından dış dünyaya bakış

Bir ara Hülya’yı görüyorum. Nasıl beceriyorsa wetsuit ve can yeleğine rağmen o sulara gömülmeyi beceriyor. Ersan ensesinden tutup çıkartıyor. Bulaşık deterjanı kokuyor. İlk girdiğinde köpürdüğünden bahsediyor. Komedi filmi halt etmiş. Sonlara doğru bir yerde mola veriyoruz. Kocaman bir açıklık, oldukça yüksek bir duvar ve tam tepesinden gökyüzü ve ağaçlar gözüküyor.

Ayvaini Mağarası mola
Ayvaini Mağarası mola

Ayvaini Mağarası Mola

Biz yine dünyayla bağlarımızı koparmış, İstiklal caddesinde yürümektense yerin kırk kat altında yeraltı sularında yürümüş, üstüne bir de yüzmüşüz. “Manyak mıyız biz?” diyorum. “Sıradışıyız” diyorlar. Evet sıradışıyız ve iyi ki öyleyiz. Rutin kadar beni sıkan bir şey yok. Biri bana gel “cafeye gidelim oturalım” deyince öyle bir vakit kaybı geliyor ki bana anlatamam. Son durağımızda su kaynatıp sıcak çikolata içiyoruz. Atıştırmalıklarımızı yiyoruz. Al sana cafe işte. 

Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz

Dinleniyoruz ve ben yine patates oluyorum. Dinlenmeden direkt geçmem lazım. Dizlerimi vurduğum için sol bacağım bükülmüyor. Vücut soğudu, kaskatı kesildim. Ön grup yine alıp başını gitti. Bizse son çıkıştaki Pamukkale Travertenlerini anımsatan havuzlarda, buz gibi sulara atlayıp yüzüp şarkılar söylüyoruz. Fotoğraflar çekiyoruz. Eğleniyoruz.

Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz

Ayvaini Mağarası’ndan Çıkış

Ben, mağara düz bir yola çıkıyor sanırken yine yanılmışım. Böyle yerler için yeterli bilgi yok. Böyle bir yazı yok. Yine uçurumlara çıktık. Mağara da çok iyi iş çıkaran botlarım toprakta kayıyor. Dizim bükülmüyor. Üstüm bu işleri yapmak için çok fazla kalabalık. Can yeleğim hareketlerimi kısıtlıyor. Arkadaşlarımın yardımıyla iniyorum ama çelik ip çekili olmasa o yoldan inmesi çok zor olurdu.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Köye bir girişimiz var. Ekip olarak zafer kazandık yine. Hele ben. Aşağı inerken yaşadıklarımla rekor bende. Yüksel hocam bir ara “eyvah inemeyecek, vazgeçti” demiş. “Ama seni bırakmazdım buraya kadar geldikten sonra. Ben indirirdim” dedi. Öyle bir yerden indik işte.

Ayvaini Mağarası Çıkış
Ayvaini Mağarası Çıkışı

Ayva Köyü

Köy kahvesinin önünden sırılsıklam saçlar ve kıyafetlerle geçip muhtarlığın bizim için tahsis ettiği oda da üstümüzü değiştiriyoruz. Güneşte saçlarımızı kurutuyoruz. Çok değişik bir ruh hali içindeyim. Heyecanlıyım hala. Hayatımı ve verdiğim kararları çok fazla sorguladığım bir gün geçirdim. Köy kahvesini işleten Mehmet abimin mutfağını ele geçirip çayları doldururken ellerim titriyor hala.

Ayvaini Mağarası çıkışı
Ayvaini Mağarası çıkışı

Aklımda hala “Bahar sen ne yaptın, neden yaptın, neden ya neden?” cümleleri hiç bitmiyor. Köyden çıktığımız yere bakınca hiç bir şey anlaşılmıyor. O dağın içinde 5,5 kmlik bir yeraltı nehri ve mağarası olduğunu kimse anlayamaz. Gizlemiş doğa kendini. İnternetin çok zayıf olduğu bir köy. Yeşil erikleriyle ünlüymüş. Eriklerimizi de alıp yola koyulma zamanı.

Ayva Köyü, ardı bizim geçtiğimiz mağara
Ayva Köyü, ardı bizim geçtiğimiz mağara

Köfteci Yusuf’a Ulaşmak Hiç Bu Kadar Zor olmamıştı

Güzel bir yemek hayali kuruyoruz. Köfteci Yusuf planımız varken şöförümüzün tavsiyesi olan başka bir köfteciye giden grubu bırakıp üç kişi Orhangazi de yürüyerek Köfteci Yusuf’a ulaşmaya çalışıyoruz. O kadar efordan sonra da pek kolay yürünmüyor.

Ayva Köyü
Ayva Köyü

Yolun karşısına geçelim de otostop yapalım diyoruz. Önce kimse durmuyor. Yol bomboş yürürken bir ara arkamı dönünce yanımızdan hızlıca geçen bir kamyon görüp kaldırıyorum parmağı. Adam öyle bir fren yapıyor ki 500 metre ötede durabiliyor. Oğuz’u şöförün yanına oturtayım, Hülya’yı emniyete alayım derken en sona ben kalıyorum ve o şöför ben binemeden hareket ediyor.

Ayvaini Köyü
Ayvaini Köyü

Son kalan tırnağımda kamyonda kırılıyor, sürükleniyorum çünkü. Nedir bu bizim çektiğimiz? Çilemiz hiç bitmiyor ama çok eğlendiğimiz kesin. Köfteci Yusuf’un pirzolalarına ve ekmek kadayıfına gömüyoruz kendimizi. Neyse ki servis bizi almaya geliyor ve geri kalan yolda uslu birer çocuk olarak, maceralarımızı anlatırken güle oynaya sorunsuz evimize ulaşıyoruz.

Ayvaini Mağarası çıkış
Ayvaini Mağarası çıkış

Ayvaini Mağarası’na Girerken Yanımıza Almamız Gereken Malzemeler:

Ayvaini Mağarası’na giderken biraz araştırma yapayım dedim. Bizi neler beklediğini öğrenmek istiyor insan. Ayvaini Mağarası’yla ilgili teknik raporlar var ama orayı geçen bir insanın yaşadıklarını anlatan bir yazı yok. Yanımıza ne malzeme almamız konusunda bir bilgi kirliliği de olunca kendi tecrübelerime göre yanınıza almanız gereken malzemeleri listeledim:

  • 5mm scuba elbisesi, komple kapalı olanından. Shorty olmaz. Su ve mağaranın içi çok soğuk zira
  • Sadece tek bir iniş olduğu için bence ekstra eldivene gerek yok. Bir tane de scuba eldiveni yeterli. Normal eldiven ıslandığında ellerimi dondurdu. Scuba eldivenleri kanyon inişlerinde kolay parçalandığı için pek tercih edilmiyor.
  • Su geçiren, bilekleri saran bir bot. Su geçirmesi çok önemli. Ülkemizde kanyon ayakkabısı pek bulunmuyor. Normal botlar da suların içinde kolay parçalandığından en ucuzunu almamızı önerdiler.
  • Botun içine bir scuba çorabı. Ben 3mm tercih ediyorum genelde. Siz çok üşüyorsanız 5mm almalısınız.
  • Şort veya bir tayt. Kayalar çok pütürlü olduğu için wet suitinizin üstüne bir şort giymenizde fayda var. Yırtılmayı ve zedelenmeyi önler. Malum elbiseler çok pahalı. 
  • Kızlar için bikini ya da mayo. erkekler için şort. Elbiseyi ortalık yerde giyeceğinizi unutmayın. 
  • Kask
  • Su geçirmez bir kafa feneri, yedek pil
  • Can yeleği. Alttan bağlamalı olanı tercih edilmeli. Çoğu yerde suyu yüzerek geçiyorsunuz. 
  • Su geçirmez bir çanta çok iyi olur. Ben de yoktu. Atıştırmalıklarımın hepsi ıslandı ama zaten paket içindeydiler. Yiyebildik. Hurmalar soğuktan dondu. Yemek zor oldu
  • Varsa küçük bir termosta sıcak su hayat kurtarabiliyor. Hipotermiye karşı bu sıcak suyun yanımızda bulunmasının hayat kurtardığını söylediler.
  • Atıştırmalıklar. Hurma, ceviz gibi enerji verecek şeyler
  • Cep telefonlarınızı yanınıza almamalısınız. Su geçirmez kıflıfla alın desem de pek fotoğraf çekilemiyor. Yeterli ışık yok. Mağara fotoğrafları özel tekniklerle çekiliyor. Bu sebepten mağara içinde çok güzel fotoğraflarımız yok.
  • Düdük. Aşağı da çok fazla yankı ve su sesi var. Ne dediğiniz anlaşılmıyor. Grubun önündekilerle haberleşebilmek için düdük çalmak gerekiyor.
  • Bence dizlik olmazsa olmazlarda. Dizlik olmadan mağaraya girmeyin derim. Suyun içinde göremediğimiz pek çok kaya var ve nasıl oluyorsa her seferinde dize denk geliyor.  Motosiklet için kullanılan plastik dizlikler bence ideal.  

 

 

  • Akçakese Deniz Sezon açılışı
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Akçakese Deniz Sezon açılışı
  • Akçakese Ateş Bizi Çağırıyor
  • Akçakese Mangal Zamanı
  • Akçakese Mangal Zamanı
  • Şile Akçakese Köyü
  • Akçakese Sahil
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Akçakese Köyü Sahil
  • Akçakese Köyü Sahil
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • nerdesinbahar
  • nerdesinbahar
  • Akçakese Köyü, Şile

nerdesinbahar
nerdesinbahar

 

Hürriyet Gazetesinde yayımlanan yazımın daha detaylı hali

İstanbul’a çok yakın hala çok güzel sahilller var. 25 seneden beri gittiğim Akçakese Köyü bunlardan biri. Akçakese Köyü’ne o kadar eski zamandan beri gidiyorum ki. Hani derler ya buralar hep dutluktu.  Hakikaten öyle. Akçakese artık sezonda, özellikle haftasonları çok kalabalık olabiliyor.

 

 

Akçakese Köyü’ne Nasıl Gidilir?

Akçakese, Ağva yolunda. Şileyi geçtikten sonra yola devam edin. Yol geliş gidiş tek yola düşüyor. Yolunuzun üstünde ki Kabakoz’u geçeceksiniz. En son Ağva-Kandıra tabelasından sola Kandıra’ya doğru ayrılmalısınız. Bir sonraki köy Akçakese. Navigasyon sizi sahile kadar götürüyor.

Akçakese Köyü Sahil
Akçakese Köyü Sahil

Toplu taşımayla; Üsküdar 139A, Şişli/Mecidiyeköy Otobüs – 252 ve 139A, Sabiha Gökçen Havaalanı, Pendik E-3 ve 139A, Kadıköy Metro M4 Metro – M4-Otobüs ve 139A, Taksim Otobüs 66- otobüs – 522ST ve otobüs – 139A yollarını izleyerek Akçakese Köyüne ulaşabilirsiniz. Köyden sahile yürümek için biraz yolunuz var. Tahmini 20 dakika da sahilde olursunuz diye düşünüyorum

Akçakese Köyü Sahilinin Eski Hali Nasıldı?

Eğer İstanbul’daysam her 1 mayıs mutlaka Şile de ki Akçakese Köyü‘ne gitmeye çalışırım. Bundan 25 sene öncedir ilk gidişim. Temmuz da ağustosta bile gitseniz birkaç kişiden başkası olmazdı o zamanlar. Muhtarlığın işlettiği bir kamp alanı da vardı. Yemyeşil çayırların üstüne kurduğunuz çadırınız muhteşem bir manzaraya bakardı.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Elektrik direklerinin üzerinde bulunan prizlerden elektrik alırdınız. Denize nazır akşam üzeri saçınızı bile kurutabilirdiniz. Kamp ortamında böyle bir şey lüks tabi. Duş alacak yerler vardı. Küçük bir çeşmesi vardı. Çok cüzzi fiyatlara gelip burada birkaç gün kafayı dinlerdiniz. Şimdilerde bu anlattığım şeyler yok. Sahil kısmına arabayla geçiş yasak. Arabaları dışarıda bırakıyorsunuz ve yürüyorsunuz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Çardaklar yapmışlar şimdilerde. Bir restoranda var. Mevsim itibariyle şimdilerde açık değil. Sezon da açık olur tahminimce. Yeşim Camping bu sahilin girişinde bulunuyor. 30 lira tam gün araç bırakmak. Karavanla da gelebiliyorsunuz. Küçük tatlı ahşap bungalovları vardır buranın ama pahalıdır. Seneler önce gelip kalmıştım.Biraz yukarısında Woodywill diye bir kamping alanı daha vardı.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Aşağıdan bakınca yukarıda ki karavanlar görüyorum. Nasıl güzel bir manzaraya bakıyor görmeniz lazım. Baktığı manzara İstanbul’a bu kadar yakın olmasıyla daha çok şaşırtıyor. Akçakese Köyü’nün İstanbul’a bağlı olması bile enteresan. 

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Dediğim gibi ben her 1 mayıs Akçakese yollarına düşerim. Sezon açılmadan, kalabalık düşmeden bu sahilin tadını ben çıkartırım. Her 1 mayıs nasıl denk geliyorsa o hava da bulutlu olur ve ben her şeye rağmen denize girip sezonu açarım. Bu 1 mayısta değişmedi. 

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Akçakese Köyü’ne Gitmeden yapılması Gerekenler

Arkadaşlarımı da alıp Akçakese yollarına düşüyoruz. İstanbul Şile arası bir buçuk saat arası. Bu tabi İstanbul trafiğiyle doğru orantılı. Sahilde alışveriş yapılacak bir yer yok. Eskiden yol köylerden geçerdi ve biz tarladan toplanmış taze sebze meyve alırdık ama artık yol üstündeki marketlerden alabiliriz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Sezon da açılmadığı için o marketlerde birşeyler bulamayabiliriz. En son seçenekte Sahile inmeden Akçakese Köyü‘nden alışveriş yapmak. Biz İstanbul çıkışında alışveriş için duruyoruz. Sahilde mangal yapmayı planlıyoruz ve işimizi şansa bırakmadan alışverişi hemen halediveriyoruz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Yol Üstü Şile Gözlemecileri

Hiç birimiz kahvaltı etmedi. En sevdiğim yol üstündeki herkesin bildiği Şile gözlemecileri. Bu yol motorcu rotası da olduğu için eskiden beri gittiğimiz Hanım Ağa‘da mola veriyoruz. Ispanaklı kaşarlı gözlemeyi tavsiye ederim. Tatil günü olduğu için İstanbul’un bir kısmı Şile de ki bu gözlemeciler de kahvaltı etmek için akın etmiş durumda. Çok kalabalık.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Ben her zaman olduğu gibi mutfakta alıyorum soluğu. Önce gözlemeler yapılırken biraz sohbet, biraz yardımla hızlı hazırlanmalarını sağlayıp, pişen gözlemeleri kapıp, arkadaşlarımın yanına dönüyorum. Çay istemek bile sorun bu kalabalıkta. Normal zamanlarında burada kuymak yemenizi öneririm. Gerçekten çok güzel yapıyorlar.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Akçakese Köyü Sahili

Bir hayli geç çıkmamıza rağmen öğlen saatlerinde Akçakese Köyü‘ne ulaşıyoruz. Köyden sahile kıvrıla kıvrıla inerken yemyeşil doğa ve ağaçlar bize eşlik ediyor. Hey gidi Karadeniz türküsünü dinleyerek yol alıyoruz. Gerçekten yol müthiş. Sonbahar ve ilkbaharda Şile yolları görsel bir şölene dönüşür. Görmelisiniz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Sahile kadar indikten sonra arabayı yola bırakıypruz. Geri kalan yolu yürümek zorundayız. Arabadan çantalarımızı sandalyelerimizi alıp sahile çıkıyoruz. İşte eski sevgili en güzel haliyle karşımda. Kimseciklerde yok. Havanın bulutlu olmasının da faydası sanırım. Sahile çıkan yolda kocaman bir kaya var. Onun oradan plaja iniyoruz. Kumlar sıcacık. Sonunda kış bitti ve biz sıcacık kumlara ayak basabiliyoruz. Şükür.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Öyle güzel bir manzarası var ki her seferinde olduğu gibi bu seferde ilk kez gelmiş gibi hissediyorum. Karış karış denizin altını bilirim buranın. Denizin ortasında ki kayalıkların altında bir su altı tüneli vardır mesela. Bir taraftan dalıp diğer taraftan çıkabilirsiniz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Normalde altın kumları olan plaj da denizin ilk girişi taşlık sonrası yine kum olarak devam eder. Karadeniz burası. Ne zaman hırçın dalgaları olacağını bilemezsiniz. Oldukça uzun bir sahil burası. Pek çok klip, film ve reklam çekimine ev sahipliği yaptı. Birkaç tanesine de bizzat şahit olmuşluğum var.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Eskiden olduğu gibi sezonda buraya gelemiyorum pek kalabalıktan ama hala hafta içi oldukça az insan olabiliyor. Karşı tepelere de bir site yapmışlar. Eskiden onlar da yoktu ama dünya değişiyor. Buranın o eski halleri de mazide kaldı ama hala inanılmaz şekilde 25 sene öncesiyle aynı.

Akçakese Köyü, Şile
Akçakese Köyü, Şile

Bu yazıyı yazmakta ve yer göstermekte oldukça tereddüt ettim aslında. Burası benim en eski sevdam, tutkum. Buraya yerleşmeyi bir aralar çok istemiştim.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Ve Yılın İlk Denizle Buluşması

Havanın bulutları biraz aralanınca kendimizi sulara atıyoruz. Biraz soğuk olabilir ama bu beni durduramayacak. Yaz aylarında olduğu gibi uzun uzun yüzemedim ama tuzlu suya kavuştuk yinede. Biraz güneş biraz deniz, biraz muhabbet, biraz müzik ve arınan bir ruh, mutlu bir kafa. Kafamıza reset atmaya geldik.

Akçakese Sahil
Akçakese Sahil

Birkaç insan da sağa sola serpiştirdi kendini. Komple yanlızlığı sevmiyoruz zaten. Uzun plajda yürüyüş çok keyifli geliyor. Böyle zamanlar gözüm hep yerlerde oluyor. Kıştan yeni çıkmış bir sahil size çok güzel deniz kabukları, tahta parçaları verebilir. Tüm sahili bir boydan bir boya yürüyoruz. Fotoğraf çekmek öyle keyfli ki.

Akçakese Deniz Sezon açılışı
Akçakese Deniz Sezon açılışı

Sahilin en tepesine çıkan merdivenlerden tırmanıyoruz. Sahile kuşbaşı bakmak çok güzel olacak. Günü bu şekilde batırmayı planlıyoruz. Çok fazla konuşmaya gerek yok. Sessizlik, dalgaların sesi, yüzümüze çarpan ılık rüzgar ve dost muhabbeti yetiyor bize.

Akçakese Deniz Sezon açılışı
Akçakese Deniz Sezon açılışı

Birkaç tane de gelin geliyor. Fotoğraf çekimi için burayı seçmişler. Arka fon güzel kayalıklarıyla uzak doğu izlenimi veriyor.

Mangal Zamanı

Akşam olmaya başladı ve biz çok acıktık. Gidip arabadaki malzemeleri taşıma ve mangal için hazırlıklara başlamak lazım. Denize dökülen bir de çay var burada. Tam orada oturduğumuz için getirdiklerimizi yıkamak da çok kolay oluyor. Plajdaki bu kuytu yer de ateşi yakmaya uğraşıyoruz.

Akçakese Ateş Bizi Çağırıyor
Akçakese Ateş Bizi Çağırıyor

Ateş yakmak ıslak çıra ve kömürle pek kolay olmuyor. İki kız koca sahilde tek başımızayız. Arada gelip geçen gelinlerle şakalaşıyoruz. Ben hep aynı gelin gidip geliyor sanıyordum. Bu kadar mı benzer bu kızlar birbirine.

Akçakese Mangal Zamanı
Akçakese Mangal Zamanı

Çıralar yanmayınca sahilden topladığımız tahta parçaları imdadımıza yetişiyor. Hayatımızın ilk bir başına mangalıyla başbaşayız. Mangalı biraz erkek işi olarak görmüşüz hep. Pek ilgilenmemişiz ama biz güçlü kadınlarız. Tabi ki yaktık o ateşi ve tabi ki çok lezzetli etler pişirdik. Mantarımız bile vardı.

Akçakese Mangal Zamanı
Akçakese Mangal Zamanı

Öyle güzel bir kor var ki… Dalga sesleri, tepemizde ki dolunay ve Cem Karaca’nın sesiyle saatin farkına bile varmamışız. Saat gece on olmuş. Hızlı bir şekilde toparlanıp aklım burada kalarak ayrılıyorum sığınağımdan. Lütfen son kalan yerlerden olan bu cennet gibi yere iyi bakın. Gizli sığınağıma hor davranmayın. Çöp bırakmayın.

Akçakese Köyü Sahil
Akçakese Köyü Sahil
  • Ballıkayalar iİk iniş
  • Dağdan Atlamaya Hazırım
  • Ballıkayalar Kamp alanı
  • Ballıkayalar Kamp
  • Kastamonu ekibi yemek hazırlıyor
  • KAD Ballıkayalar Kamp
  • KAD ekibi kamp alanı
  • KAD Ekibi
  • Ballıkayalar Kaya inişi
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar Kaya inişi
  • Ballıkayalar Kaya inişi
  • Ballıkayalar
  • Hürriyet Seyehat
  • Başarmış mutlu Bahar
  • Ballıkayalar
  • Kanyon Eğitimi
  • Kastamonu ekibi yemek hazırlıyor
  • Başarmış mutlu ekip
  • KAD Kamp
  • KAD Kamp
  • KAD Kamp
  • Kaya inişi
  • Kaya inişi emniyetçileri
  • Kanyon Eğitimi
  • Ballıkayalar Kaya inişi
  • Başarmış mutlu ekip
  • Ballıkayalar Kaya inişi

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

 

Yeni Bir Deneyim, Kanyon Sporu

Yeni bir şeyler denemem gerekiyordu artık. Kanyon fotoğraflarına bakarken gülümsediğimi farkettim. Her şelale, dere ziyaretimde o sulara atlama isteğimi, suyun taşlarda oluşturduğu izleri yakından görmeyi yaşamam gerekiyordu. Böyle gereklilikler hissediyor musunuz hayatınız da bilmiyorum. Ben de oluyor. Yok artık bunu da yapmam” dediğim herşeyi yapıyorum birbir.

KAD Ekibi
KAD Ekibi

Adrenalin seviyorum. Doğayı seviyorum. Pek çok doğa sporunu zaten yapıyorum. Bir tık yukarısı ve aslında en tehlikelilerinden olan kanyon sporu için bu sene zamanı geldi sanıyorum ki harekete geçtim. Bir yere kaydımı yaptırmıştım. Aylık 200 TL’ye kanyon eğitimleri var. 

KAD Ballıkayalar Kamp
KAD Ballıkayalar Kamp

Tesadüfen konuşurken sitemi de yapan arkadaşım Ömer bana kendi arkadaşlarını önerdi. Bu dernekle ilgili pozitif yönde çok güzel deneyimlerini duyunca rotamı bu tarafa döndürdüm. Bir aydır eğitimdeyiz. Haftada bir gün 2 saat teorik eğitim var.

Kastamonu ekibi yemek hazırlıyor
Kastamonu ekibi yemek hazırlıyor

Bir kaç haftalık eğitimden sonra iple iniş için İstanbul’a en yakın antreman alanı Ballıkayalar‘ın yolunu tutuyoruz. Aynı zamanda yılında ilk kampı olacak benim için. Yakın olduğu için ben kendi aracımla gitmeyi tercih ettim pek çok arkadaş gibi.

Kastamonu ekibi yemek hazırlıyor
Kanyon ekibi yemek hazırlıyor

Daha önce defalarca gittiğim Ballıkayalar da o tırmanan inen insanları hep görmüştüm. Bu sefer ben de aynı sebep için yollara düşüyorum. Ben arkadaşımla erken gelip Ballıkayalar da ki şelaleye yürüdüm. Muhteşem manzaralar eşliğinde çok güzel bir gün yaşadım.

 

Kanyon Ekibi Kamp Alanı

Şelale dönüşü yorgun argın çadırda dereyi seyrederek uzanırken kampımızın ateşi yanmış, yemekler hazırlanmış. Tüm yemekleri dernek hazırlıyor. Alışverişi yapıyor. Paylaşım usulüne göre ücretlendirliyor. Siz sadece içeceklerinizi alıyorsunuz. Hoş sohbetler başlamış. Yemeklerimizi yedikten sonra ateş başı sohbetleri, birbirimizi tanıma, müzikler dinleme derken sabah 7,30 da “kahvaltı” lafını duyuyorum. O kadar erken kalkılacak yani. İlk ekipte değilim neyse ki. 

Ballıkayalar Kamp alanı
Ballıkayalar Kamp alanı

Ekibin çoğunluğu Kastamonu‘lu. Her kendini tanıtan Kastamonu diyor. Kastamonu kanyon cenneti bir yer. Dünyanın ikinci en derin kanyonu olan Valla Kanyonu‘nun çıkışında bulunan köyde yaşayanlar hiç o kanyona girmemiş. Şimdi eğitim için buradalar.

KAD ekibi kamp alanı
KAD ekibi kamp alanı

Aynı zamanda bu bölgede bulunan Loç Vadisi Hes projesiyle sular altında kalacakmış. 8 senedir bununla mücadele ediyorlar. Ben size Loç Vadisi sular altında kalmadan gidip görün demeyeceğim. Sular altında kalmaması için onlara destek olun diyeceğim. 

KAD Kamp
KAD Kamp

Ekip yavaş yavaş dağılıp yatarken biz ateş başında saati 4 yapıyoruz. Sabah erken kalkmayı düşünmedim hiç. Çok özlemişim kamp ateşinde sohbet etmeyi, gülmeyi, eğlenmeyi.

KAD Kamp
KAD Kamp

Saat 10 civarı gözümü açtığımda kamp alanında iniş çalışmalarına başlamışlar bile. Birşeyler atıştırıp ben de deniyorum. Çok zor değil gibi ama yükseklik korkumla nasıl başedeceğimi bilemiyorum.

KAD Kamp
KAD Kamp

Kanyon ve Doğa Sporları Araştırma Derneği

KAD yani Kanyon ve Doğa Sporları Araştırma Derneği, kanyon sporunu sevdirmek için gönüllülük esasına dayanarak eğitimler veriyor. Tüm malzemeler dernek tarafından ücretsiz karşılanıyor ve yine tamamen ücretsiz teorik eğitimlerden sonra pratik eğitimler için sizi bu sporun yapıldığı yerlere götürüyorlar. Bu da paylaşım usülüne göre ücretlendiriliyor.

Kaya inişi
Kaya inişi

Kanyon geçişleri extrem doğa sporları kategorisinde gösteriliyor..Tüm tecrübeli hocalar bıkmadan usanmadan saatlerce size bu sporu sevdirmek ve öğretmek için uğraşıyor. Çünkü tehlikeli ve zor bir spor. Ölümle sonuçlanacak kadar ciddi. Evet dağa hiç eğitim almadan çıkmış olabilirim ama kanyon için eğitim şart. Başkanları Meral Hanım herşeyle ilgileniyor ve dikkat ettim herkes onu çok seviyor. Bir ekip ruhu var.

Kaya inişi emniyetçileri
Kaya inişi emniyetçileri

Zaten kanyon geçişlerinde ben yok biz var. Hayatımda en çok benimsediğim hayat tarzı. Kamp alanında dikkat ettiğim olayda da bu var. Herkes bir işin ucundan tutuyor kendi yeteneği doğrultusunda. İlk kez bu kadar kendimi ait hissettiğim, hemen kaynaştığım bir ekip oluyor. Egolarından arınmış, doğayla barışık ve neşeli insanlarla tanışıyorum. Ballı olduğumu söylemiş miydim?

Dağdan Atlamaya Hazırım
Dağdan Atlamaya Hazırım

Kalabalık bir grup dağın yolunu tutuyoruz. Senelerdir geldiğim ve izlediğim sporcuların içindeyim. Bir gün önce kendimi o kadar yormam iyi olmamış tabi. Bedenim yorgun. Bırakın inmeyi yukarı çıkmakta zorlanıyorum. Siz eğer bu sporu yapacaksanız ve eğitimdeyseniz kendinizi yormayın. Bir gece önceden alkol almayın. Erken yatın.Hürriyet Seyehat

Yukarı çıktığımda önce seyirciyim. En yakına oturuyorum. Nasıl yaptıklarını, hocaların önerilerini dinlerken arada bir aşağılara bakıp vazgeçiyorum. Sonra “yaparım”  diyorum. Şakalaşıp duruyorum ama kaçmamak için zor tutuyorum kendimi. Bu bir saat böyle devam ediyor. En sonunda bir kere denemem gerektiğine karar veriyorum.

Kanyon Eğitimi
Kanyon Eğitimi

Hadi Kendimizi Dağdan Aşağı Atıyoruz

Hocalarımızın söylediği ilk cümle “ipe güven“. Evet ipe güveniyorum. Öğrendiğimiz şekilde bağlamaları yapıp, hocamın direktifleriyle parmaklarım dağın ucunda bedenim boşlukta kendimi salmaya çalışıyorum. Genelde cesaretliyimdir ama bu başka bir şey.

Kanyon Eğitimi
Kanyon Eğitimi

45 metre suya dalmak, bir botun içinde azgın sulara atlamak yada kayaklarla bir dağdan aşağıya salına salına kaymak gibi değil. Onlar hiç birşeymiş. Bir ipin ucunda boşlukta inmeye çalışmak, yükseklik korkusuyla başetmek… Ben de birşeylerden korkuyormuşum.

Ballıkayalar
Ballıkayalar iİk iniş

Sınırlarımı zorluyorum. Bütün yarışım kendimle. Bir kendimi dağdan aşağı atmadığım kalmıştı. O da oluyor çok şükür. Şu gelip geçtiğim hayatta denemediğim birşey kalmasın diyorum ama eve gidip fasulye pişiresim var ama nedense o dağın tepesinde bir ipin ucundan boşluğa sarkıtıyorum kendimi.

Ballıkayalar
Ballıkayalar iİk iniş

İbrahim hocam öyle güzel motive ediyor ki. “Harika, çok iyisin, ders versek bunu örnek olarak gösteririm” diyor. Hepimize aynısını söylediğine eminim ama o an ona inanmak istiyorum. İlk inişte kendinizi ipe oturtuncaya kadar ki kısmında çok zorlanıyorum. Hatta kayalara yapışıyorum. Bu beni sinirlendiriyor. Başarısızlığa alışık değilim hiç.

Ballıkayalar Kaya inişi
Ballıkayalar Kaya inişi

Sinirlendiğim zaman yapamayacağım şey yoktur. Akıcı İngilizce konuşamayan ben şakır şakır sökülüp elin İtalyanıyla Mısır’da kavga etmişliğim var. Bu dağda kim oluyor? Titremeyi bırakıp öğrendiklerimi uygulama zamanı. Haftalardır boşuna gitmedin derslere. İçimde çalan şarkı “ben bugün ölmezsem ölmem ölmem iç bir vakit“. 

Ballıkayalar Kaya inişi
Ballıkayalar Kaya

Başarmak Ne Güzeldir

Ve evet inmeyi başarıyorum. Başarmak ne güzeldir. İlk denemeyi çift iple yapıyorsunuz. Bu daha kolay. İkinci için yukarı çıkarken kaybolup dağın tepelerine bile çıkıyorum. Uca gitmeye korkup, yere yatıp, kafamı aşağı uzatıp, arkadaşların nerede olduklarına bakıyorum ve bir şey olsa yine yalnızım nedense.

Ballıkayalar Kaya inişi
Ballıkayalar Kaya inişi

Neyse ki müziğin sesini duyup yolu buluyorum. Müzikler açılmış, insanlar birkaç iniş yapmış, rahatlamış, mutlu… Daha sonraki sohbetlerde tek kaybolanın ben olmadığımı öğrenmek içimi rahatlatıyor. Tek ip için tekrar dağın ucundayım. Kayıyor, tutamıyorum. Daha zor olsa da iniyorum.

Ballıkayalar Kaya inişi
Ballıkayalar Kaya inişi

Ben bu inişleri en fazla üçe kadar yapabiliyorum. Normalde beş kez inme, deneme hakkımız var. Bir gün öncesinin bedensel yorgunluğundan ve stresten dizlerim beni taşımıyor artık. Geçen sene Haça dağındaki 12 saatlik tırmanış sonrasındaki gibi bir yorgunluk. Zorlamaya gerek yok. Her hata ve kaza yorgunken oluyor.

Ballıkayalar Kaya inişi
Ballıkayalar Kaya inişi

Kamp alanımıza dönüp günün kritiğini yapıyoruz. Çok severim böyle konuşmaları. Çok şey öğretir. Hiç kimsenin gidesi yok. Her şey güzel, herkes mutlu. Sanırım hayatıma yeni bir heyecan daha kattım.

Başarmış mutlu Bahar
Başarmış mutlu Bahar
Kıyafet Önerisi 

Kıyafet olarak ince bir rüzgarlık içine termal içlik, su ve rüzgar geçirmez treking pantalonumu kullandım. Çok rahat ettim. Geri kalan tüm malzemeyi dernek veriyor.

Başarmış mutlu ekip
Başarmış mutlu ekip
  • Ballıkayalar Şelale
  • Ballıkayalar Delileri
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar Kamp
  • Ballıkayalar Göl
  • Ballıkayalar Kamp
  • Ballıkayalar Kamp
  • Ballıkayalar Şelale
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar patika yol
  • Ballıkayalar patika yol
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar Kamp
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar Şelale

Gebze’de bulunan Ballıkayalar tırmanış sevdalılarının antreman bölgesi, çocuklu ailelerin mangal yeri ve gençliğin kamp alanı. Ballıkayalar Tabiat Parkı her zaman akan deresiyle, muhteşem doğasıyla bir sit alanı. Ballıkayalar aynı zamanda motorcuların uğrak yerlerinden.

nerdesinbahar
nerdesinbahar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

 

 

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Ballıkayalar şehrin hemen dibinde yemyeşil, kanyona benzeyen, dar ve derin kazılmış bir boğaz. 1ci derece sit alanı. Ballıkayalar Kocaeli Gebze Tavşanlı Köyü’nü geçince biraz ileride. Navigasyona yazınca sizi oraya kadar götürüyor. Beşiktaş Gebze arası bir buçuk saat sürüyor.

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Çadırı nereye kuracağımıza karar veremeyince birşeyler yiyelim diyoruz. Çünkü kahvaltı bile etmeden çıktık. Eskiden burada bir restoran vardı ve her şey bulunurdu ama belediye orayı kapatıp yerine de yenisini açmayınca bunu bilmeyen biz aç kalıyoruz. Artık iki ayrı tesis var ve tost çay gibi şeyler bulunuyor. Burada kahvaltı etme hayali suya düşüyor.

Ballıkayalar

Gelirken alışverşinizi yapıp gelmeniz gerekiyor. Yakındaki köyden yapabilirsiniz. Köyde ve burada alkol tüketimi yasak. Mangal yapabiliyorsunuz. Üç tip insan profili var. Biri kampçı gençlik, diğeri sportif aktiviteciler, diğeri mangalcı halk. Haftasonları da biraz kalabalık oluyor. Daha önce haftaiçi gelmiştim, kimsecikler yoktu.

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Dağcılar daha çok tepelere yürüyüp kamp yapıyor. Arkadaşları beklerken dere kenarında biraz yürüyelim diyoruz. Yürürken biri bir şelaleden bahsediyor. Kaç defa Ballıkayalar‘a gelmeme rağmen ilk defa şelale olduğunu duyuyorum. Şelale aşkımı bilmeyen var mı? Hal böyle olunca yola düşüyorum tabi.

Ballıkayalar

Ballıkayalar Şelale

İlk başta iki kişi başladığım yolda doğaya alışık olmayan arkadaşımın geri dönmesiyle tek kalıyorum ama yolda her karşılaştığım insan peşime takılıyor. Herkes birbirinden cesaret alıyor. Sular yüksek, geçmek zor. Belli bir yerden sonra oldukça zorlu bir yolu var. Çoğu yerde kayalara sarılarak geçiyoruz. 

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Kaymayan bir ayakkabı şart. Ayaklarım bu kadar kaymasa daha kolay olacak.Ayaklarım haftaiçi yaptığım uzun yürüyüşlerden dolayı yara bere içinde. Bu sebepten rahat olsun diye converseleri giymişim, kayıp duruyorum. Yola çıkarken şelaleden habersiz olduğum için hazırlıksızım yani.

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Ayaklar bu kadar kayınca tüm gücü de kollardan alıyorum. Manzaralar öyle muhteşem ki adım başı fotoğraf çekiyoruz. Benimkini yoldan geçen herkes çekiyor. Şelaleye giden son dönemeç çok zorlu. Parmak uçlarımla tutunurken ayaklarımın burnuyla kayalarda çentik arıyorum. Oldukça da yüksekteyim.

Ballıkayalar

Buradan aşağıya düşmek istemem. suyun derinliği hakkında fikrim yok. Suya düşmek sorun değil aslında, suda sivri bir kaya olabilir. Bundan korkuyorum. Korkmak derken kafamda derinlere ittiğim düşünceler bunlar. Ben hep “hadi bahar yaparsın” tarafını duyuyorum.”

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Sonlara doğru yol zorlaştıkça azalsakta şelaleye kadar varıyoruz. Orada bir abi fotoğraf çekiyor. Daha tam şelaleyi gören tepeye çıkmamışım. Abi tam dönmek için hamle yapınca istemsizce “dur gelme, fotoğrafımı çekeceksin” diye birşey çıkıyor ağzımdan. Çok kibar olduğumu söylemiş miydim?

Ballıkayalar Şelale
Ballıkayalar Şelale

Sağolsun “tabi” diyor ve beni bekleyip kare kare fotoğrafımı çekiyor. Çocuklarıyla gelmiş ama çocuklar bu tarafa geçememiş. Onlar geri dönerken ben şelalenin tepesine doğru ilerliyorum. Orada da genç çocuklar var. Bu sefer onlar fotoğrafımı çekiyor sabırla. 

Ballıkayalar
Ballıkayalar Şelalenin tepesi

Şelale Dönüşü

Ben şelalenin tepesinde manzaranın tadını çıkarırken herkes gitmiş. Dönüş yolunda tek kalmışım. Dağın başında bir başınayım. “Kafamı dinlemek istiyorum diyordun, Al dinle kafanı” diye kızıyorum. Hava kararmadan geri dönüşe geçmeliyim. Aynı zor yoldan geçerken bir ara ne tutunacak birşey ne ayağımı koyacak taş bulamıyorum.

Ballıkayalar patika yol
Ballıkayalar patika yol

Kayaya resmen sarılıyorum. İnsan kendi kendine konuşur mu? Ben konuştum. Hem de yüksek sesle. O birkaç saniyede kendimi sakinleştirdim ve havada asılı kalıp kendimi ileri attım. Düşsem kimsenin haberi yok. Bir yoldaş olmadan gitmeyin sakın. Ben ettim siz etmeyin. Şimdi düşünüyorum da şelalenin tepesinden dümdüz tepelerden yürüyerek dönebilirmişim. Hem o yolu da görmüş olurdum.

Ballıkayalar patika yol
Ballıkayalar patika yol

Şelaleye çok yakın bir yere kadar o kadar kamp malzemesini taşımayı başaran bir gençlik de var. Günün “delisi sizsiniz” diyorum. Gülüyorlar. Onlardan su istiyorum. Mangal yapmışlar. Bana ikram ediyorlar. İlk önce “tamam” diyen ben unutup yola koyuluyorum. Çok zeki olduğumu söylemiş miydim?

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Ballıkayalar‘a vardığınızda bir gölet sizi karşılıyor. O göletin karşısına geçip yürürseniz daha kolay yürüyebilirsiniz. Ağaçların arasından bir patika yolu bile buldum. Kaybetmezseniz şelalenin oldukça yakınına kadar ağaçların içinden yürüyebilirsiniz.

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Ballıkayalar Kamp

Sorunsuz, tek nokta ıslanmadan, yara bere almadan geri döndüğümde arkadaşların geldiğini görüyorum. Kamp kurulmuş, yemek hazırlığına başlanmış. Dere kenarında bir yer bulup, çadırımı kurup, sandalyeleri de atınca bir oh diyorum.

Ballıkayalar Kamp
Ballıkayalar Kamp

Biraz dinlenmeliyim. Sabah havanın biraz serince ve bulutlu olması biraz tadımı kaçırsa da tabiat ana gönlümü almayı başarıyor. Mutluyum. Güzel bir haftasonu oluyor. Ballıkayalar’da kamp yapmanın bedeli bir araç, bir çadır, iki kişiye kadar 50 TL. Elektrik yok. Sadece wc ve su var. Dere kenarında içerilere doğru kamp ücretsiz tabiki. 

Ballıkayalar Kamp
Ballıkayalar Kamp

 

 

  • Emirgan Korusu, sincap
  • Rumeli Hisarı
  • İstanbul Boğazı 2ci Köprü
  • Emirgan Korusu
  • Pembe Köşk
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Sarı Köşk
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu, sincap
  • Emirgan Parkı, Laleler

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Bunca nesil İstanbul’lu olup da bir kere bile gitmediğim Emirgan Korusu’nda ki laleleri görmeye gidiyoruz şimdi. Yıldız Parkı’na aşık olduk. Emirgan Korusu’ndan da aynı performansı bekliyoruz. Emirgan Korusu’na Sarıyer’e giden herhangi bir otobüsle gidebilirsiniz. Kendi aracınızla da gidebilirsiniz ama bu tarz yerlerde parkla ve trafikle uğraşmamak için ben araçsız gidiyorum. Hava da güzelse genelde sahilden İstanbul Boğazı’nı seyrederek ve boğaz havası alarak yürümeyi tercih ediyorum.

 

Emirgan Korusu’na Giderken Telef Olanlarda Bugün

İsteyen Eminönün’den ve Anadolu yakasından kalkan vapurlarla deniz yoluyla gelebilir. Bence çok güzel seçenek. Boğaz turu atan vapurlara binmeyin ama. Onlar ikinci köprünün ayağından geri dönüyor. Herhangi bir iskeleye yanaşmıyor.

İstanbul Boğazı 2ci Köprü
İstanbul Boğazı 2ci Köprü

Biz Beşiktaş’tan otobüse biniyoruz. Korkunç bir trafik var. Haftaiçi ve gün ortası olmasına rağmen hem de. Hınca hınç otobüste Bebek’e kadar dayanabiliyoruz. Orada inip geri kalan yolu yürüyoruz. 500T’den sonra en popüler otobüsün bu olduğuna karar veriyorum.

Rumeli Hisarı
Rumeli Hisarı

Boğaz havası ve manzarasına karşı çok güzel bir yol oluyor. Eskiden tekneyle geçtiğim boğazda yürümek buruk bir tebessüm bırakmadı değil ama ikisinin de yeri ayrı. Bebekten itibaren yürüyüş yolunu oldukça genişletmişler. Denizi doldurmuşlar.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Üç tarafı denizlerle kaplı, hatta kendine ait bir denizi olan ülkemde, denizden bu kadar nefret edilir ancak. Yakında iki kıyı birleşecek onun yerine Trakya’da kanal açacaklar. Bir taraftan deniz doldurulurken diğer taraftan yeni bir boğaz yaratılıyor. Bu doğa insan oğluna yaranamıyor. Beğenmeyip yeniden yapıyoruz hep.

Emirgan Korusu

Emirgan Korusu Lale Devri

Eski tarihlerde Emirgan Korusu‘na kayıkla gelinirmiş. Köprü falan yok tabi. Eskiden bir bölümü mesire alanıyken 75 yıl önce İstanbul Belediyesi satın almış ve tamamen halka açmış.

 1635 yılında Sultan IV. Murat bahçeyi Emirgüneoğlu Tahmasb Kulu Han’a (Yusuf Paşa) vermiş, burası da  önce “Emirgüne Bahçesi” olarak anılmış sonradan  bahçenin adı “Mirgün Bahçesi”  ve  “Mirgün”e dönüşmüştür. Sonunda bütün yöre Emirgan adıyla anılmaya başlamıştır. 

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Koru da 120 çeşit bitki bulunuyor. Tarihi Bizans dönemine kadar dayanıyor. İçinde üç tane köşk var. Sarı Köşk, Pembe Köşk ve Beyaz Köşk. Benden bir yüzyıl önce inşa edilen bu köşkler benden daha sağlam duruyor.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Emirgan korusunu gelin gibi süslemişler. İtiraf etmek gerekirse daha önce gelmemişim ve neden gelmemişim bilmiyorum. Morlar sarılara, pembeler beyazlara karışmış. Müthiş güzel kokuyor, gözlerimiz bayram ediyor.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Korunun içine serpiştirdikleri çeşitli temalarla fotoğrafçılar ve halk için resmen bir set hazırlanmış. Kumaş güllerle hazırladıkları flamingolara bayıldım. Ta Afrikalara gidip göremediğim flamingolar buradaymış meğer.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Kocaman bir kalp yerleştirilmiş bir köşeye. Kuveytli turistlerden rica ediyorum, fotoğraflarımı çekiyorlar. O iki dakika da nasıl o kadar konuştuk, ne ara kaynaşıverdik bilemiyorum. Emirgan Korusu’nu nasıl bu kadar geç keşfetmiş olabilirim?

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Turistlerin öyle bir ilgisi var ki beni utandırıyor bu durum. Dünyanın öteki ucunda olsa gideriz de burnumuzun dibine neden gitmeyiz bilemiyorum. Onlar ta Kuveyt’ten kalkıp gelmiş, hoşgelmişler. 

Pembe Köşk
Pembe Köşk

Korunun içinde ki Pembe Köşk‘te oturup tatlı ve çay ikilisi yapıyoruz. Fiyatlar makul. Koruda dolaştıkça göllere, şelalere, kelebeklere rengarenk çiçeklere denk geliyorsunuz. Mor çiçeklerin üstü arı dolu, hemen yanında ki beyaz laleler de hiç arı yok. Neye göre gidiyor bu arılar?

Neyin fotoğrafını çekeceğini şaşırıyor insan. Emirgan Koru’su 1-30 Nisan arası lale severleri bekliyor. Biz de açıldığının ertesi günü koruda olunca haftaiçi olmasına rağmen çok kalabalık bir haline denk geliyoruz.

Sarı Köşk
Sarı Köşk

Yukarılara doğru yürüdüğünüzde kocaman bir köşk sizi karşılıyor. Orada da bir restoran var. En tepede İstanbul Boğazı ayaklarınızın altında. Benim İstanbul’um lale zamanı da çok güzel.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Günün Süprizi, Tatlı Sincap

Parka gelirken sincaplardan bahsetmişti biri. İnşallah görürsünüz demişti. Hiç umudum olmadığı için aklıma bile gelmemiş. Aşağıya inerken bir baktık güvenlik görevlisi eliyle bir sincapı besliyor. Nasıl sevimli, nasıl güzel anlatamam. 

Emirgan Korusu, sincap
Emirgan Korusu, sincap

Sanırım aşık oldum. Resmen durup bize poz verdi kerata. Görevli her gün onu beslediğini söyledi. “Adı ne?” diye sordum. Bir adı yokmuş. Ballı olduğumu söylemiş miydim?

Emirgan Korusu, sincap
Emirgan Korusu, sincap

Öyle güzel bir havaya denk gelip tadını çıkardık ki anlatamam. Erguvanlar için erken gelmişiz. O zaman ne yapıyoruz? Erguvan zamanı tekrar gidiyoruz. 

Emirgan Korusu

  • Yıldız ,Parkı
  • Yıldız Parkı Kahvaltı
  • Yıldız Parkı Asma Köprü
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı Asma Köprü
  • Yıldız Parkı Asma köprü
  • Yıldız Parkı
  • Malta Köşkü
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı Asma köprü
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Yıldız Parkı Avrupa yakasında ki en önemli nefes alma alanı. Çok uzun yıllardır Yıldız Parkı’na gitmediğimi farkettim. Hazır bahar gelmişken bir gidip dolaşıp Yıldız Parkı’nın son halini görmek istedim. Bu kadar kalabalık beton yığını bir ilçede inanılmaz bir alan Yıldız Parkı.

 

Yıldız Parkı Göle Karşı Kahvaltı

İstanbul’a bahar bir başka yakışır. Hele ki laleler ekilip tüm park ve bahçeler çiçeğe bürününce. Her yere lale ekilir. Özellikle de koru ve parklara. O rengarenk laleleri görmek için İstanbul’a saldık kendimizi bugün ve turist olduk. Hadi lale görmeye..

Yıldız Parkı

Beşiktaş ile Ortaköy arasında yer alan yaklaşık 46 hektarlık alanı ile kent içerisindeki en büyük koru olan Yıldız Parkı, çeşitli tarih kaynaklarında adı geçen defne ormanları ve mitolojik öykülerdeki “Pan”ın Boğaziçi’nde flütünü çaldığı yeşillikler olarak da biliniyor.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

Yıldız Korusu, Lale Devri’nin masalları kıskandıracak “Çerağan eğlenceleri”nin düzenlendiği yermiş. Yeniçerilik kaldırıldıktan sonra kurulan yeni oluşumun eğitimleri de bu koruda verilmiş. ll.Abdülhamit tahta çıktıktan sonra Yıldız Sarayına yerleşiyor ve içine Malta, Çadır, Şale, Kaskat, Limonluk, Set ve Cihannüma köşkleri ile Saray Tiyatrosu’nu yaptırıyor.

Yıldız Parkı

Zamanında çok paralar harcanmış buraya. Bir dönem İtalyan bir şirkete kiralandığında Şale Köşkü casino olarak da kullanılmış. Neyse ki Atatürk bu duruma el atmış ve şirketten alınarak bu duruma son verilmiş. İstanbul Belediyesinin yetki alanında olan park öyle güzel yenilemiş ki hayran olmamak elde değil.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

En güzeliyse bu kadar yakın, bu kadar ulaşılabilir olması. Bugün hala betonla kaplanmadıysa bunu Osmanlı Padişahlarına ve keyiflerine düşkünlüğüne borçluyuz. Çok şükür nefes alacak bir yer kaldı.

Yıldız Parkı Kahvaltı
Havayı da güzel görünce çantamıza birkaç kahvaltılık atıp arkadaşlarla Yıldız Parkı‘nın yolunu tutuyoruz. Yıdız Parkı‘nın yerini bilmeyen yoktur ama yine de kısa bir tarif etmekte fayda var.

Yıldız Parkı

Yıldız Parkı Beşiktaş Çırağan’da, Polis karakolunu geçince, ana kapısından giriyorsunuz. Son halini görmeyen varsa bence en kısa sürede gitmeli. Rengarenk çiçekler karşılıyor bizi. Yukarılara yürümek için biraz tırmanmanız gerekiyor ama yormuyor.

Yıldız Parkı

Yukarılarda piknik masaları var. Orada bir masa buluyoruz. Göle karşı masamızı hazırlıyoruz. Gölgeler hala soğuk ama hava mis gibi. Kahvaltı sonrası park içinde keşiflerimiz devam ediyor. Beşiktaş Belediyesi müthiş güzel bir iş çıkarmış.

Yıldız Parkı Asma köprü

Park komple ıslah edilmiş. Eski halini bildiğim için kıyaslama şansım oldu. Yukarılara doğru yürüyünce asma bir köprü buluyorsunuz. Şimdiye kadar ki gördüğüm en uzun asma köprü bu. Sokak sokak bir asma köprü.Yürüdükçe sallanıyor. Korkmayın, keyfini çıkarın.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı Asma Köprü

Köşeleri dönerek ağaçların arasında dolambaçlı yürüye yürüye yukarılara çıkıyorsunuz. Fotoğraf çekmeye doyamıyoruz. Manzaralara bakmaya da. Etrafımıza baktığımız da tek bir bina görmüyoruz.

Yıldız Parkı Asma Köprü
Asma Köprü

İki adımda resmen bir ormanın içinde, İstanbul’un dışına çıkmış gibiyiz. Çölün ortasında ki bir vaha gibi. Yıldız Parkı hafızamda Arzum Onan ve Mehmet Aslantuğ’un aşkının ilk fotoğraflandığı yer olarak kalmış. İkisini de çok sevdiğim için park benim için ayrı bir yerde her zaman.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

Malta Köşkü

Hala birlikte mutlu mesut yaşamalarını Yıldız Parkı’yla nasıl bağdaştırdım hiç bilmiyorum ama yüzümde gülümseme oluşturur hep. Benim hala umudum var. Yukarı da Malta Köşkü‘nün içinde boğaza karşı yemek yiyebilir, çay içebilirsiniz. Bu manzaraya karşı çay 3 lira.

Malta Köşkü
Malta Köşkü

Açık büfe kahvaltı hafta içi 32,5 hafta sonu 42,5 TL. Manzara ve güneşin tadını çıkardıktan sonra aynı yoldan aşağıya iniyoruz. İsteyen Barbaros Bulvarı‘ndan Malta Köşkü‘nün önüne kadar arabayla gelebilir . Yıldız Parkı‘na araç girişi de var ama lütfen arabayla içeri girmeyin. Doğal güzelliği çok bozuyor.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

Parkın aşağı girişinden biraz ilerleyince bir gölet yapmışlar. Minik bir köprüsü var. Ördekler yüzüyor. Devamlı bir sular akıyor, kuşlar uçuyor, mis gibi çiçekler kokuyor. Alice Harikalar Diyarı’na böyle ışınlanmış demek ki. 

Yıldız Parkı Asma köprü

Oysaki iki dakika önce arabalardan karşıya geçemiyorduk. Trafik ışıklarında dakikalarca bekliyorduk. Beşiktaş’ın kalabalığından kaldırımda yürüyemiyorduk. Şimdi yemyeşil, rengarenk göletleriyle bir vahadayız. 

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

Vücudu topraklama zamanı. “Uzanıp yatıvermiş sereserpe” diye başlar Orhan Veli ve “Olmaz ki! Böyle de yatılmaz ki” diye bitirir. Ah üstad. Sen bu devirde yaşamıyorsun. Biz beton yığınlarının içinde yeşili saksılarda görür olduk. Bakınız Taksim Meydanı.

Yıldız Parkı Asma köprü
Asma Köprü

Bir daha ki sefere kahvaltımı ettikten sonra hamağıma uzanıp gazetemi kitabımı okumayı planladım. Gözüme iki ağaç kestirdim. Bence harika olacak.

Yıldız Parkı Asma Köprü
Asma Köprü

Tabi her rüyanın bitimi ve gerçeğe dönüş hızlı oluyor. Güle oynaya fotoğraflar çekerken, tam parkın çıkışına geldiğimiz anda nefes alamıyoruz. Gözümüzü açamıyoruz. “Biber gazı” diyorum sadece. Ne alaka değil mi? Parkın girişinde bir polis karakolu olunca olabiliyor böyle şeyler. Dediklerine göre bir tüp kendi kendine boşalmış. Çocuklar çok etkilendi. Biz çabuk atlattık. Hepimize geçmiş olsun. Gökten üç elma düşmüş, Gargamel Şirinler’i yemiş…

 

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

 
Pirimiz evliya Çelebi’nin “Ruhaniyetli bir şehir” dediği ve ilk seyahatini gerçekleştirdiği yer olan Bursa’dayım. Yeşil Bursa, evliyalar şehri. Bursa merkezi gezilecekse ilk Koza handan başlarım ben. Eski Bursa ipeğinin yerini Çin ipeği alsa da, her bir dükkan birbirinin aynısı olsa da hepsini tek tek gezip onlarca şalla dönerim. Avlusunda bir çay içer, Kapalıçarşı’ya çıkan kapısının sol tarafındaki antika kahve fincanlarıyla dolu yerde bir kahve içer, tam ortasındaki ağacı ve insanları izlerim.
 
 
Bursa

Bursa Camileri, Türbeleri

O kadar çok geldim ki Bursa’ya. Her seferinde başka bir güzelliği serdi önüme. Hiç pişman olmadım. Koza Han’dan Kapalıçarşı’sına geçiyorum hemen. Bursa birazda çarşı ve bedestenler şehri. Kalabalığın hiç dağılmadığı çarşının ara sokaklarında kaybolup Ulu Cami’ye ulaşıyorum. Hakikaten çok ulu. Ramazan dolayısıyla daha da bir kalabalık. Ulu caminin üç kapısı var. Cami yapılırken Somuncu baba gelir ve işçilere ekmek dağıtırmış. Bir gün Hızır A.S’nin orada olduğunu farketmiş ve yanına gidip “sen Hızır A.S’sın. Eğer her gün buraya gelip namaz  kılmazsan senin kim olduğunu herkese söylerim” demiş. Bunun üzerine Hızır A.S geleceğine söz vermiş ama  hangi vakit geleceğinin bilinmesini istememiş.Efsaneye göre o günden sonra Hızır A.S  Ulu camideki vav harfinin önünde her gün namaz kılıyormuş. Belki gittiğinizde orada namaz kılarsanız sizde Hızır A.S ile namaz kılarsınız.
 
Bursa Botanik Park
İçerisi, dışarısı gerçekten çok heybetli ve görülmesi gereken bir yer. Oradan Tophane’ye tepeye yürüyorum. Biraz yorulucam ama çıktığıma değecek. Bir şehri gezmenin en iyi yolu yürümek. Tophane’de Osman Gazi ve Orhan Gazi türbeleri var. Bursa’yı tepeden gören bir konumda. Her gittiğimde etkilenirim. Dönem dizilerinden sonra daha çok ziyaretçi almaya başlayan türbeler ramazan dolayısıyla daha bir yoğun. Bahçesine çıkıp saat kulesinin olduğu yere gidiyorum. Aynı zamanda yangın kulesi olarak dakullanılıyor. Eskiden yeşil olan ama şimdilerde bir betona dönen Bursa’yı seyrediyorum. Buradan özellikle geceleri Bursa çok güzel gözüküyor.
 
Kumyaka

Yeşil Türbe

Buradan Bursa’nın simgelerinden olan Yeşil camii ve türbeye geçiyorum. Arap turistlerin en çok ilgi gösterdikleri yer burası gibi
geldi bana. Çinileriyle rengiyle içi ayrı dışı ayrı güzellikte. Türbe Bursa’nın her yerinden gözüküyor.  Buradan başka bir diğer simge İrgandi çarşısına geçiyorum hemen. Görselliği hakikaten çok güzel ve doğru Hacivatla Karagöz’e.  Unesco tarafından Dünya Manevi Kültürel Miras Listesi’nde. Burada bir müze var. Bir zamanlar yaşayıp yaşamadıkları yoksa bir efsane mi olduğu hala çözülemeyen çocukluğumuzun ilk tiyatro kahramanları. 
 
Bursa Botanik Park
Emir Sultan’a gitmeye vakit kalmıyor. Şehir turumu hızlı bir şekilde bitirip kendimi Çekirge’deki termal sulara atmak istiyorum tabiki. Buradaki otellerde termal havuzlar, masajlar, keseler, köpükler inanılmaz. Kış aylarında Uludağa kayağa geldiğimde en sevdiğim, dönerken termal sularda yüzmek ve yorgunluk atmak. Dağın soğuğundan inip sıcacık sularda yüzmek sızlayan kemiklere çok iyi geliyor doğrusu.
 

 

Bursa Cumalıkızık

Cumalıkızık, Hamamlıkızık

Sabah erkenden uyanıp Cumalıkızık’ın yolunu tutuyorum. Orası çok kalabalık. Kimseler gelmeden fotoğraf çekip, sessiz sokaklarında dolaşmak istiyorum. Doğal besinlerden alıp gözleme yiyebileceğiniz köy çok popüler. O sebepten Cumalıkızık’ı sessizken gezip daha az bilinen Hamamlıkızık’a geçiyorum. Burada fiyatlar daha makul ve daha az insan var. Özellikle hafta sonları Cumalıkızık insan istilasına uğruyor. Bu tarz köy fotoğrafı çekmek için az bilinen Yörük köyünü önerebilirim. Karadeniz gezisinden dönerken uğradığımız köy henüz bu kadar keşfedilmemiş. Saitabat Şelalesine seneler önce gelmiştim. Tekrar gitme zamanı. Çağıl çağıl sular beni çağırıyor. Yeşilliği, kuş sesleri, suyun kenarında kurulu salaş restaurantları… Burada uzunca kalıp biraz doğa yürüyüşü biraz sohbetle tadını çıkarıyorum.
Bursa Gölyazı

Gölyazı

Güneşi Gölyazı’da batırmaya kararlıyım ama. Birazda gündüzünü yaşamak için vakitlice yol alıyorum. Otobandan sorunsuz göle ulaşıyorum. Kışın araçlarla girebildiğimiz köye şimdi aracı biraz uzağa bırakarak girebiliyorum. Ağlayan çınar buranın sembollerinden. Aslında bir ada olan Gölyazı karaya bir köprüyle bağlı. Göl balıklarıyla, doğal ürünleriyle, evleriyle ve gün batımlarıyla ünlü.

Gölyazı
Kadınların da balıkçılık yaptığı köyde kayıkları kiralayabiliyorsunuz. Beni gezdiren de bir kadın kaptan. Adanın etrafında dönüyorsunuz, nilüferlere gidiyorsunuz. Kayıkla gezintiyi eğer gün batımına denk getirebildiyseniz bu bir şölene dönüşüyor. Eski çağlarda Apollon Krallığının başkenti olan bu küçük balıkçı kasabası insanı kendine hayran bırakıyor. Herşey biraz pahalı, iyi pazarlık etmek gerekiyor. Göl balığı yayın ve özellikle turna yemeden dönmeyin derim. Birkaç saatte gezilebilen bir yer. Günü batırıp dönüşe geçiyorum.
Kumyaka, Tarihi Kilise

Kumyaka, Trilye

Ertesi gün Mudanya’yı turlayıp Kumyaka ve Trilye’ye gidiyorum. Bugün son gün. Kumyaka benim en sevdiklerimden. Eskiden limanında kahvaltı edebileceğiniz bir cafe vardı ama artık sadece çay kahve veriyor. Sahilden ara sokaklara dalıp yıkık viran haldeki tarihi kiliseye gidiyorum. Burası ziyarete açık değil ama arka tarafındaki pencereden içeriyi görebilirsiniz. Umuyorum önümüzdeki yıllarda burayı restore edecekler. Bu binayı her gördüğümde eski bir dosta kavuşmuş gibi oluyorum. Benden başka meraklısı da yok sanırım.

Trilye Köşedeki Eski Ev
Eski dostla hasret giderdikten sonra meşhur Trilye zamanı. Virajlı yollardan manzaranın tadına doya doya önce tepedeki camlı kahveye çıkıp manzarada nirvanaya ulaşıyorum. Burada kahvaltı edebilir, çay kahve ve bir şeyler yiyebilirsiniz. Aşağıda küçük bir sahil ve liman var. Buradan yürüyerek ara sokaklardan aşağıya inmeyi çok seviyorum. Mevsimine denk getirebilirseniz yolunuzun üstünde erik ağacı var. Köşedeki enteresan evin hala yıkılmadığını görmek çok güzel. Bir gün onu yerinde bulamayacağımı biliyorum ama şimdi yıllara meydan okuyor hala.
 
Trilye
Yürüyerek balık restaurantlarının önünden geçiyorum ve  sahile ulaşıyorum. Yakında cafe var. Diğer tarafta balıkçı kayıkları. Artık son duraktayım. Eve dönme zamanı. Bursa İstanbul’a yakınlığı ve ulaşımının kolay olması sebebiyle günü birlik gezilebilecek bir yer. Her bir yer için ayrı ayrı bir haftasonu planı yapabilirsiniz. 
 
Bursa Dağ Yolu
Bursa’dan aklımda kalanlar: Ulu cami, Koza han, Gölyazı, Saitabat Şelalesi
Aklımda kalan lezzetler: İskenderi, pideli köftesi, mahkeme fırınındaki simit ve tahinli pidesi, Gölyazı’daki turna balığı