• Masai Mara kadınları
  • Masai incik boncuk
  • Masai yerlisi Ken ve ben
  • Masaili Ken
  • Masai yerli çocuklar
  • Masai çocukları
  • Masai çocukları
  • Masai kadınları
  • Masai Mara okul
  • Masai erkekleri
  • Ken ve aslan yeleli fotoğrafı
  • Masai Mara okul
  • Masai Köyüne gidiyoruz
  • Masai Mara boynuzdan çalgı
  • Masai Mara yerlisi
  • Masai Mara çocuklarla
  • Masaili kadın, kulaklara dikkat
  • Masai Mara yerlileri kadınlar şarkı söyleyip dans ediyor
  • Masaili koruyucu meleğim
  • Masai Mara yerlileri ateş yakıyor
  • Ateş yakma denemem
  • Masai yerli evi
  • Kan ve sütü karıştırdıkları kap
  • Masai Mara pazar
  • Meşhur aslan yeleli şapka
  • Masai Mara
  • Masai yolunda yakıt böyle alınıyor
  • Yine aracımız bozuluyor
  • Masai Mara okul

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar
Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Masai Mara Tanzanya ile Kenya arasında kalan savanna, sulak ve ormanlık alandan oluşan bir bölge. Burada yaşayan halk da Masai yerlileri. Kenya hükümeti sadece Masai yerlilerine kendi kıyafetleriyle dolaşma, çalışma ve kama gibi silah taşıma serbestliği vermiş. 

Masai Mara Köyün de Yaşam

Masai Mara Köyü kamp alanımıza çok yakın. Giderken bozkırlara bakınca her minik çalıya bir poşetin takılmış olduğunu görüyorum. Çıkıp temizlemek istiyorum. Köyde bizi çocuklar karşılıyor. Hangisini kucaklayacağını bilemiyor insan. Bir bir dokunup güzel bir hayatları olsun diye dua ediyorum.

Masai çocukları

Öyle bir sefalet içindekiler ki. Yüzündeki gözündeki sinekleri kovalıyorum. Buralarda insan hayallerinden utanıyor. Ayaklarımızın altındakiler toprak değil bildiğin kuru tezek. Bir tohum düşse havada filizlenir o derece.

Masai çocukları

Köyde biri çıkıp bizi bilgilendiriyor. Burada belli yaşa gelmiş erkekler aslan avlayıp yelesini yüzüp getirmezse evlenemiyor. Günümüzde avlanmak yasak ve eğer birisi aslan falan öldürürse ve yakalanırsa direkt idam ediyorlarmış. Ölüsünü bile ailesine vermiyorlarmış. Sadece üstünden çıkan eşyaları veriyorlarmış. Ama onlar hala böyleymiş gibi anlatıyor.

Meşhur aslan yeleli şapka

Sadece Masai yerlileri yerel kıyafetiyle dolaşıp çalışabiliyor. Kama taşıyabiliyor. Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanmış olan “Out of Africa” Türkçe ismiyle “Benim Afrikam” filminde Masai yerlileriyle ilgili kısa ama çok çarpıcı bilgiler bulunuyor. Sömürge zamanları Afrikalı yerlilerini asımile edip köleleştiren sözde gelişmiş ülkeler sadece Masai yerlilerini ehlileştirememiş.

Masai kadınları

Masai yerlileri için dün ya da yarın yok. Hayat andan ibaret. O sebepten bir Masai yerlisini hapsettiğiniz zaman o hapisten bir gün çıkabileceğini düşünemediği için kısa sürede ölüyorlarmış. Bu sebepten onlar hep özgür kalmış. Ben filmin yalancısıyım. Günümüzde hala aynı şekilde mi düşünüyorlar bilemiyoruz tabi.

Masai Mara yerlisi

Çok iyi İngilizce bilmesini küçükken misyonerlerden öğrendim diye açıklıyor. Çok gereksiz bir açıklama çünkü Kenya’nın resmi dili İngilizce ve Swahili yerli dili. Aynı zaman da Kikuyuca gibi 48 ayrı dil konuşuluyormuş. Her kabilenin ayrı dili var. Okullarda eğitim İngilizce.

Masai Mara

Anlatan kişi bize erkek çocuklarının belli bir yaşa geldiğinde evlenebilmek için bir aslan öldürmeleri gerektiğini ve yelesini yüzüp köye getirmesi gerektiğini anlatıyor. Senelerce bozkırda kalan insanlar oluyormuş. Şuan hala bu gelenek devam ediyor gibi anlatıyorlar ancak avlanmanın yasak olduğunu daha önceden öğrendiğimiz için ikilemde kalıyoruz.

Masai Mara yerlileri ateş yakıyor

Ateş olmadan ateş yakmayı öğretiyorlar. Onların bir dakikada yaktığı ateşi ben on dakika uğraşıyorum yakamıyorum. Burada yaşamak zor olacak.

Masai Mara yerlileri kadınlar şarkı söyleyip dans ediyor
Masai Mara yerli kadınlar şarkı söyleyip dans ediyor

Erkekler ayrı kadınlar ayrı bize kendi dillerinde şarkılar söyleyip dans gösterilerinde bulunuyor. Erkeklerin çıkardığı ürkütücü seslerden sonra kadınların sesleri kuş sesi gibi. Masai bölgesinde pek çok kabile var ve bu kabilelerin kullandıkları örtülerin desenleri bölgesine göre değişiyor. 

Masai Mara kadınları

Masai Mara Yerli evi

Çamur ve samandan oluşan evi yapmak kadının işi. Evlenilecek kadını aile seçiyor ve evi çamurdan kadın yapıyor. Kaç ineğiniz varsa o kadar kadın alabiliyorsunuz. Zor işleri kadın yaptığı için bir nevi dayanışma diyebiliriz aslında. Ne kadar çocuk o kadar iyi. Amaç soyu devam ettirmek. Orada yaşamadığıma şükrettim.

Masai yerli evi
Masai yerli evi

Köy meydanında hayvanları barındırdıkları bölümü dikenli çalılarla çevirmişler ki vahşi hayvanlar saldırmasın. Yavru olanları evlerin içindeki bir bölümde barındırıyorlar. Bunlara ev demek ne kadar doğru bilmiyorum.

Kan ve sütü karıştırdıkları kap
Kan ve sütü karıştırdıkları kap

Evin kapısından içeri girince bir ahır var. Mutfağında olduğu bir ortak alan oturmak için bir bank ailenin ve çocukların uyuyabileceği kapısı olmayan, perdeyle ayrılmış bölümler var. Hapishane penceresi gibi minicik bir yerden ışık geliyor. Göz gözü görmüyor içeride, çok karanlık. Ortada yerde ateş yanıyor. Birkaç leğen, bir kaç örtü. Tüm eşya bu.

Ateş yakma denemem
Ateş yakma denemem

Masai Mara’da Alış-veriş

Masaili bir yerli tüm köyde bana eşlik ediyor. Köy meydanı diyebileceğim bir yerde kadınlar pazar kurmuş. İncik boncuk satıyor. Orada benimle dolaşıp benim adıma pazarlık ediyor. Kaç inek ettiğimin kaçıncı karısı olacağımın merakıyla dolaşıyoruz köyde.

Masaili koruyucu meleğim
Masaili koruyucu meleğim

Genelde küçük takılar için 5 dolar istiyorlar ama 1 dolara verdiğinizde kabul ediyorlar. Gerçek aslan dişinden kolye diye sattıkları takıların gerçekliğini bilemiyoruz ama çok güzel oldukları kesin. Umarım gerçek aslan dişi değildir. Masai yerli çocuklar

Kişi başı beş dolar verip bu köyü gezebilirsiniz. Dediklerine göre buralardan toplanan paralar tüm köylere eşit dağıtılıyormuş. Öyle bir havuz oluşturulmuş. Sizi evleri gezdirmek için 4 kişilik gruplar halinde bölüyorlar ve anlatırken mutlaka bir şeyler satmaya çalışıyorlar. Bizim evde satış için çok ısrarcı olmadılar ama arkadaşlarım yardım olsun diye çok pahalıya almışlar.

Masai Mara pazar
Masai Mara pazar

Gitmeden internetten bu yönde bir şeyler okuduğum için ben hazırlıklıydım. Ben, bizim gezdiğimiz köyde yaşayanların olduğunu düşünmedim. Bizim gibi gelen turistler için düzenlenmiş bir köy olduğu izlenimi edindim. Yerli halk yerel kıyafetlerinin altına şort tişört giyiyor zaten. Kollarında takıların yanında dijital saatleri var. Cep telefonları kullanılıyor. Örtüyü kaldırıp cebine koyuyor.

Masaili kadın, kulaklara dikkat
Masaili kadın, kulaklara dikkat

Masaili kadınların kulakları bebekken deliniyor ve seneler içinde devamlı tahta parçaları konularak delik büyütülüyor. Yetişkin olduklarında o deliklere boncuklar takıyorlar. Masaili bir kadın olduğu hemen anlaşılıyor böylece.

Masai Mara çocuklarla
Masai Mara çocuklarla

Bunları göz ardı eder görmemezlikten gelirseniz ortam geçmişe bir yolculuk. Ben turistik bir gezi harici gerçekten burada yaşayan insanların köylerine gitmeyi çok isterdim ama bu kadar insanla oralara gidemeyiz. Bir gün bunu da yapacağımı biliyorum.

Masai erkekleri
Masai erkekleri

Köye ilk geldiğimizde erkekler bize dans edip şarkı söylüyor. En yukarı kim zıplıyor onu gösteriyor. Evleri gezmeden önce de kadınların şarkıları ve danslarını izliyoruz. Erkeklerin ürkütücü sesleri kadınların şen seslerine karşı.

Masai Mara boynuzdan çalgı
Masai Mara boynuzdan çalgı

Bir yerli boynuzdan yapılmış çalgıyı tam kulağımın dibinde öyle bir öttürüyor ki onlardan daha yukarı zıplıyorum. Burada en yükseğe zıplayan bedel ödemeden kadın alabiliyor. Havada asılı kaldığına gözlerimle şahit oldum. Kadınlar dünyanın süper gücü bence. Uçurur adamı böyle.

Masai yolunda yakıt böyle alınıyor
Masai yolunda yakıt böyle alınıyor

Masai Mara Okul Ziyareti

Şimdi bir okulu ziyaret edeceğiz. Okula gittiğimizde bir törene denk geldik. Burada okullar hiç kapanmıyormuş. Üç aydan üç aya karne alıyorlar ve iki hafta tatil oluyor. Yanımızda götürdüğümüz yardımlardan bir kısmını buraya bırakıyoruz.

Masai Mara okul
Masai Mara okul

Para yardımı da yapıyoruz ama büyük kısmını Zanzibar‘a ayırdık. Oradakilerin daha çok ihtiyacı varmış. Törendeki çocuklara kaynıyorum. Sarılıyorum. Buradaki insanlar normalde gülerken fotoğraf çekileceği zaman hemen ciddi insan olup somurtuyor.

Masai Mara okul
Masai Mara okul

Demek ki moda böyle ama ben güldürmeyi başarıyorum. Her şey bittiğine göre dönüş yolundayız. Stabil yol aklımıza gelince tüylerimiz bir diken diken oldu ama yol enteresan bir şekilde kısa sürüyor.

Masai Mara okul
Masai Mara okul

Ekvatora gittiğimiz için stabil yol iki katına çıkmıştı giderken. Yorgunuz, toz toprak içindeyiz ama çok mutluyuz biz. Çok güldük, çok eğlendik.

Yine aracımız bozuluyor
Yine aracımız bozuluyor

Masai Yerlisi Ken ve Ben

Yine bir yerden geçerken incik boncuk satan kadınlar arabanın etrafını sarıyor. Aracın içine atıyorlar. Sonra parası için bir savaş başlıyor. Bütün kadınlar bende. Ben incik boncukla uğraşırken arkadaşlar bizim rehber Keffa‘nın başka bir rehber arkadaşının fotoğrafını çekmişler. Kızlar Ken‘e bayılmış.

Masai incik boncuk
Masai incik boncuk

Fotoğrafına bakınca bekar mı diye soruyorum. Keffa gülüyor. Masai Mara’lı beyaz kadın olursun diyor. Ben burada yaşayamam alır götürürüm diyorum. Ve günlerce sürecek olan muhabbet böyle başlıyor. Ben hep işin şakasındayım.

Masaili Ken
Masaili Ken

Aldığım her şeyde “oo çeyizi düzdüm. Boncuklar tamam” diyorum. Kına gecesini konuşuyoruz kızlarla. Ben kaç inek ettiğimi soruyorum. Hep şakalaşıp gülüyoruz. Dönüş yolunda Ken‘i benimle tanışmaya getiriyorlar.

Masai yerlisi Ken ve ben
Masai yerlisi Ken ve ben

Adam gözümün içine bakamayınca anlıyorum ki benim için şaka olan şey onlar için çok ciddi. Üzülüyorum. Meğer ben evet desem benimle gelecek. Bu devirde hala gözünün içine bakmaya utanan adam görmek çok şaşırtıcı.

Ken ve aslan yeleli fotoğrafı
Ken ve aslan yeleli fotoğrafı

Döndükten sonra uzun süre whatsapptan bana aslan yeleli fotoğraflarını gönderdi. Bu kadar ciddiye almalarını yaşadıkları coğrafyadan kurtulmaya çalışmalarına yordum. 

  • Masai Mara yolun başı
  • Masai Mara yolun başı
  • Masai Mara yolunda piknik
  • Masai Mara yerlileri
  • Masai Mara bozkırlarında gün batımı
  • Gitmenin bir yolunu bulmak lazım
  • Yine aracımız bozuluyor
  • Klimanjaro eteklerinde ki çadırımız
  • Öldürülmüş zürafa
  • Aslanların yemek saati
  • Zebralar
  • Yalnız zürafalar
  • Masai Mara büyük göç
  • Mara River
  • Serengeti, Mara River
  • Silahlı korumalar
  • Mara River
  • Serengeti, Mara River
  • Serengeti, Mara River
  • Fil ailesi
  • Kilimanjaro eteklerinde ki çadırımız
  • Masai Mara'da öğle yemeği
  • Masai Mara yolu
  • Belgesel çekimleri
  • Masai Mara yolu
  • Çadırımızın banyo kısmı
  • Masai Mara National Park
  • Masai Mara Usülü Mangal
  • Masai Mara Usülü Mangal
  • Masai Mara Usülü Mangal

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Masai Mara yolundayız. Buraya asıl gelme amacımız Masai Mara National Park’ta bir safari ve Masai Mara yerlilerini görmek. Kenya’da ikinci günümüz. Sabahtan beri o kadar çok şey yaptık ki ama şimdi gerçek maceraya doğru yola çıktık. Böylesi zorlayıcı bir yol daha önce gitmedim. Böbreklerimizin yerinde durduğuna şükrediyoruz da sarsıntıdan nerelerimize ne oldu bilmiyoruz.

 

Masai Mara’nın Tozlu Topraklı Yolları

Ekvatordan sonra Masai Mara‘ya yola çıkıyoruz ve saat birden gece 12’ye kadar süren, bir türlü bitmeyen, Afrika bozkırlarında zıplaya zıplaya, toz toprak içinde bir yolculuk başlıyor. Buraya kadar yollar gayet düzgündü ama dünyanın en büyük ve özel milli parkına giden yol tamamen toprak. Başımıza ne geleceğini bilmediğimiz için yüzler gülüyor. Gerçi ne olursa olsun her şeye güldük, eğlendik.

Masai Mara yolu
Masai Mara yolu

Zamanında buradaki yol yapılsın diye dünya örgütleri para göndermiş ama bu parayı naptılarsa bu yol yapılamamış. Bill Gates‘in oteli var milli parka yarım saat uzaklıkta. Dileyen buraya gecelik 800 dolar verip, helikopterle buraya gelip, bu yola katlanmadan safariye katılabilir.

Masai Mara yolun başı
Masai Mara yolun başı

Ben yine olsa yine ilkini tercih ederdim. Direkt Masai Mara‘ya giden küçük uçaklarda var. Bu zor toprak yol bize unutamayacağımız anılar biriktirmemizi sağlıyor. Yol üstünde durduğumuz bir yer de Afrika ürünleri vardı yine ama çok pahalıydı. Oradan bir şey almayın.

Masai Mara yolunda piknik
Masai Mara yolunda piknik

Yol boyu pek çok kez polis noktalarından geçiyoruz. Yola çivili bir tahta koyuyorlar. Labirent gibi arasından dolanıyorsunuz. İsterseniz durmayın. Çok ilkel ama çok da işe yaradığı kesin. Gayet büyük şehirlerden de geçiyoruz. Teneke barakalardan oluşan kasabalardan da.

Masai Mara yolu
Masai Mara yolu

Böyle bir kasabadan geçerken tuvalet için duruyoruz. Bir kaç kişiye sorunca en sonunda dar bir sokağın içini gösteriyorlar. Kızlar hep beraber sokağa giriyoruz. Yanımızda erkek yok. Hayatımda gördüğüm en korkunç tuvalet sanırım burada. Kapısını kapatamıyoruz çünkü zifiri karanlık. Siyah adamlar dışarıda. İçeriye bakıyorlar. Adamla göz göze geliyorum.

Dışarı çıktığımda çantamda ıslak mendil ararken adam yanıma geliyor. Elini çantama uzatıyor. Koluma dokunuyor. Elinde ne varsa kolum çamur oluyor. Gözleri kan çanağı.

Masai Mara yolun başı
Masai Mara 

Pek kendinde değil. Sanırım ilk defa korktum. Sokağın başında bekleyen ekibimizin bizden haberi bile yok. Lak lak yapıyorlar. Adamı ittirip son hızla çıkıyoruz sokaktan. 

Masai Mara Yolunda Aracımız Bozuluyor

Araçlar bozuluyor. Vahşi doğanın içinde duruyoruz. Bir gün önce Lake Naivasha batan güneş bugün Masai Mara bozkırlarının tozunun toprağının içinde batıyor. Hayat böyle işte. Ne olursa olsun hiç bir şey mutluluğumuzu ve neşemizi bozamıyor. Her durumla eğlenip gülüyoruz.

Yine aracımız bozuluyor
Yine aracımız bozuluyor

Saatlerce aracın yapılmasını bekliyoruz. Araçlar tam bir enkaz. O sarsıntıda nasıl enkaz olmasın. Keffa kasabalardan geçerken mekanik bir parça alayım diye durduğunda aldığı şey yarım daire şeklinde bir teldi. Yine yolun ortasında durup yerden aldığı şey bir vidaydı. Burada hiç bir şey yok. Her şey değerli.

Gitmenin bir yolunu bulmak lazım
Gitmenin bir yolunu bulmak lazım

Normalde araçtan inmemize izin vermiyorlar. Artık vahşi doğanın ortasındayız çünkü. Yol boyunca çocuklar görüyoruz. Bizim inmemize izin verilemeyen yollarda çocuklar çıplak ayak okula gidiyorlar. Geçen her aracın yanından koşuyorlar. Alışmışlar. Biz de araçtan çikolata, kalem, şeker atıyoruz.

Masai Mara yerlileri
Masai Mara yerlileri

Araç öyle bir toz toprak içinde ki, öyle bir sarsıla sarsıla gidiyoruz ki, öyle bir ses var ki. Sarsıntıdan, sesten kafam patlayacak gibi oluyor. Yanaklarımı tutuyorum. Sallanmaktan sarktılar resmen. Normalde 6 dan sonra araçla o yolda kalmak yasakmış ama biz gece 12 oldu hala yoldayız. Ekvator’a uğradığımız için böyle oldu.

Masai Mara bozkırlarında gün batımı
Masai Mara bozkırlarında gün batımı

Kamp alanına yaklaştıkça aracın farının vurduğu ışığa bir Masai yerlisi çıkıyor. Bize yol tarif edip yine aynı karanlığa geri dönüyor. Bir kaç kez tekrarlanan bu olaydan sonra sinirlerim bozuluyor ve gülmeye başlıyorum. Doğal navigasyon dedikleri bu olsa gerek. Tanrılar gerçekten çıldırmış olmalı.

Masai Mara Kamp Alanı

Kilimanjaro eteklerindeki kampımızdayız ve çadırımızın adı da Kilimanjaro. Çadır dediğime bakmayın. İçinde duş wc vs her şey var. Kenya’da cibinliksiz yatak yok. Aşılarımızı olup geldik, sıtma ilaçlarımızı içiyoruz. Enteresan ama sinek yok pek. Kış mevsimi buranın belki ondan. 

Klimanjaro eteklerinde ki çadırımız
Kilimanjaro eteklerinde ki çadırımız

Üstlerine bir örtü alıyorlar ve onunla ısınıyorlar. Bir paltoları yok. Akşamları üşüyoruz bizde ama bir polar yetiyor. Elektrik yok, jenaratör belli saatlerde çalışıyor. Bir saç kurutmayı çalıştıracak güçte değil ama telefonunuzu şarj edebilirsiniz.

Kilimanjaro eteklerinde ki çadırımız
Kilimanjaro eteklerinde ki çadırımız

Şarj demişken buradaki priz sistemi faklı. Benim gibi yanınızda bir fiş getirmediyseniz küçük bir anahtarı sokup çalıştırabiliyorsunuz ama siz uluslararası bir fiş götürün. Masai Mara yerlileri dolaşıyor etrafımızda. Otelde bulamadığım sıcak su bu çadırda var. 12 saatlik stabil yoldaki yolculuktan sonra ortam Tanrılar Çıldırmış olmalı filmlerini aratmıyor.

Hava hayli soğuk. Duş almayı başardık ama elektrik olmadığından saçımızı ateşte kurutuyoruz. Ateş başında, zifiri karanlıkta Masai Mara’da vahşi doğanın koynundayız. Gece çadırımıza vahşi hayvanların gelebileceğini söylüyorlar, içimiz rahatlıyor.

Çadırımızın banyo kısmı
Çadırımızın banyo kısmı, bir korku filmi

Vahşi hayvanlar yok ama fareler dolaşıyor her yerde. Sinek yok ama yine de cibinlik kullanıyoruz bu sebepten. Durum pek iç açıcı değil ama yarın ki safari için çok heyecanlıyız. 

Masai Mara National Park, Safari

Sabah erkenden kahvaltıdayız. Gelmeden önce aşı olmaya gittiğimde açık olan hiç bir suyu içmememiz gerektiği hatta dişimizi bile kapalı sularla fırçalamamız gerektiğini söylemişti doktor. Pişmemiş hiç bir ürünü de yememeniz gerekiyor demişti. Hal böyle olunca geriye pek bir şey kalmıyor.

Bir şey istemek içinde mutfağa şöyle bir uğrayınca gördüğüm manzaradan sonra pek bir şey yemem mümkün olmadı. Bir müddet sonra yediğim her şeyden aynı lezzeti almaya başlayıp yiyememiştim zaten. Meğer bu bağışıklık sisteminin çökmesi anlamına geliyormuş. 

Döndükten sonra ağrılar içinde serumlarla yattım. Siz vitamin almayı unutmayın. Hiç değilse bir şeyler sizi dinç tutsun. Buraya gidinceye kadar yemekle alakalı bir sorunumun olacağını hiç düşünmezdim.

Masai Mara National Park dünyada ki en büyük milli parklardan bir tanesi. Diğeri Tanzanya‘da ki Serengeti Milli National Park. Bu iki milli park sınır komşusu. Arada Mara Nehri var. Şu belgesellerde gördüğünüz hayvanların göç ederken geçtiği ve timsahların saldırdığı Mara Nehri. İki ülke arasında hayvanlar devamlı göç halinde ve bu göçü engelleyecek herhangi bir sınır yok.

HAKUNA MATATA gezinin bir numaralı kelimesi oluyor. Tüm Afrika’da kullanılan bu söz sıkıntı yok anlamında kullanılıyor. Hiç bir şeyi kafalarına takmıyorlar. Aslan Kral filmini bilmeyen yoktur. O kadar gerçekçiymiş ki biz o çizgi filmin içine düşmüş gibiyiz. Böylesi bir deneyim daha önce yaşanmadı.

Masai Mara Göç Zamanı

Şimdi göç zamanı ve biz de bu göçü izlemeye geldik. Milli parkın girişinden kısa bir süre sonra aslanlar tarafından öldürülmüş bir zürafa görüyoruz. Kocaman hayvanı nasıl da öldürmüşler. Sonrası uçsuz bucaksız dümdüz sararmış bozkırlarda, toprak yolda hoplaya zıplaya yol almak.

Öldürülmüş zürafa
Öldürülmüş zürafa

Görüğümüz hayvanları izleyip fotoğraflamak, izlemek. Hayvanlar o kadar kendi halinde ki arabayla aralarında dolaşmanız onları korkutup kaçırmıyor. çok yakınlarına kadar gidip seyredebiliyorsunuz. Tabi ki şemsiyeyle dürtmüyoruz yada rahatsız etmiyoruz. En nihayetinde vahşi hayvan. 

Zebralar
Zebralar

Gidilmemesi gereken yollara bir sopa koymuşlar o kadar. Anlayıp girmiyorsunuz. Her yer ölmüş hayvanların kafatasları ve kemikleriyle dolu. Tek tük ağaçların gölgesinde zebralar gölgeleniyor. Çok az su kaynağı var. 

Yalnız zürafalar

Burada ki zürafaların rengi Graffe Center’dakilerden daha koyu. Doğadaki zürafalar tek geziyorlarmış. Buna çok şaşırdım. Ben hep kalabalık geziyorlar sanıyordum.

Tek başına bir bufalo gördüyseniz bu onun yaşlandığını ve sürüden dışlandığı anlamına geliyormuş. Bizim gördüklerimizin hepsi tek bir taneydi ve çok kızgın bakıyorlardı. İlk dışlanma zamanları çok agresif oluyorlarmış.

Aslanların yemek saati

Erkek aslan göremedik ama bir sürü dişi aslan ve yavrusunu gördük.  Hatta yemek yerken yavrusunu tokatlayan anne aslan gördük. Kendiliğinden ölen hayvanları diğer hayvanlar yemiyor. Hastalıktan ölüyor çoğu. Bunu biliyorlar  ve yemiyorlar.

Fil ailesi

Bir kaç fil sürüsüne de denk geliyoruz. Bufalolar öyle hain bakıyor ki. En tehlikelisi de oymuş. Leopar av peşinde zebralar tetikte. Burada insan vahşileşiyor dostum. Bu masal gerçek ve hiç acıması yok. Çoğu canlı için mutlu sonla bitmiyor.

Masai Mara'da öğle yemeği

Öğlen bir ağacın altında durup araçlardan inmemize izin veriyorlar. Burada piknik yapıcaz. Bir kesekağının içinde tavuk içecek ekmek gibi bir şeyler var. Her şey o kadar fakir, her şey o kadar az ki, tavuk butlarının üstünde bile et yok. Tam bir yoksunluk hissi. 

Masai Mara National Park’ta bir tesis, bir tuvalet yok. Öyle bir durumda sizi doğada çukurumsu bir yere götürüyorlar. Genelde her yer dümdüz bozkır olduğu için umarım sık sık bu ihtiyacı hissetmezseniz. Bizimkiler tüm gün sadece bir kez durdu mesela. 

Tanzanya Kenya sınırında sadece bir taş var. Tam oradan geçerken aracımız bozuluyor. Ön tekerlek Tanzanya’da arka tekerlek Kenya’da. İterek çalıştırıyoruz. Araçların hepsi hurda zaten. Aracımızı yokuş aşağı bırakıp altına taş koyuyoruz mesela.

Belgesellerin Baş Tacı Mara River

En sonunda belgesellerin ünlüsü Mara Nehri’ndeyiz. Buraya silahlı askerler eşliğinde girebiliyoruz. Nehire düşersek ya da bir hayvan saldırırsa vuracaklar. Fikri bile korkunç ama biz de bir neşe aman allahım o ne neşe. Çocuklar gibi şeniz.

Silahlı korumalar
Silahlı korumalar

Nehrin karşısında timsahlar hipopotamlar. İsteyen bu nehrin kıyısında çadırlarda da kalabiliyor. Orası Tanzanya’da.
Afrikadaki hayvanlarin göç yolu burası ve tam göç mevsimindeyiz. Arka fonda antiloplar ve impalaların göçünü izliyoruz. O kadar çoklar ki.

Masai Mara büyük göç
Masai Mara büyük göç

Bir gün önce filler geçmiş. Onları kaçırmışız. Filler geçerken her yeri yıkıyorlarmış. Ağaçlar devrilmiş, dalları kırılmış. Yeşil ot peşindeler. Timsah dolu bir nehirden Serengeti‘ye geçiş. Burada hayat zor.

Mara River
Mara River

Dediklerine göre Tanzanya tarafı bazı bölgeleri yakarak hayvanların göç etmesini engellemeye çalışıyormuş ki hayvanlar onların bölgesinde kalsın. Hayvanlar yeşil ot peşinde olduğundan yanmış yeri görünce geri dönüyormuş. Masai Mara‘da da yanmış bölgeler görüyoruz. Her iki tarafta yapıyor birşeyler demek ki.

Mara River
Mara River

Tüm gün bu şekilde safariyi tamamlamış dönerken yolumuza bir aslan çıkıyor. Daha doğrusu biz onun önüne çıkıyoruz. Geçmesine de izin vermeyince aracımızın yanında biraz yürüyüp arka ayaklarıyla yeri eşelemeye başlıyor. Meğerse avlanma öncesi bunu yaparmış. Ben koltukların üstündeyim.

Serengeti, Mara River
Serengeti, Mara River

Aracımızın açılan tavanından çekim yapıyorum. Arkadakiler “gidelim” diyor ama ben “hayırrrr” diyorum. Bunu görmeye geldik buraya. Meğerse camlar açıkmış ve kapanmıyorlar. Aslan bizden birilerini yiyecekmiş. Bana kalsa aslan şöyle bir aracın üstüne zıplasa, tırmansa falan istiyorum. Ne aksiyon olurdu ama. Beş büyüklerin hepsini gördük. Çok mutluyuz.

Serengeti, Mara River
Serengeti, Mara River

Vurulmadık kafamız, vida girmeyen böğrümüz, ağrımayan, toz kaçmamış yerimiz kalmadı çok şükür. Burnum komple toz konuşamıyorum artık ama Hakuna Matata. Çok güldük çok eğlendik. Aradığım şey buymuş.

Serengeti, Mara River
Serengeti, Mara River

Masai Mara’da Mangal Nasıl Yapılır?

Kurban bayramındayız ve akşam için kişi başı 6 dolara oğlak kesecekler bize. Eğer bir gün yolunuz buraya düşerse Masai oğlağı yemeyi iki kere düşünün. Ne zamanında yapıyorlar, ne pişirme usulleri ne tadı bizim damak tadımıza uygun değil. Olsun, denemeden bilemezdik.

Masai Mara Usülü Mangal
Masai Mara Usülü Mangal

Gece on olmuş biz hala bekliyoruz bir şeyler yiyeceğiz. Sonunda etler geliyor ve ateşler yanıyor. . Bizimkiler her şeye muhalif. Elin Masai Maralı yerlisine mangal öğretiyoruz. Bıraksana adam nasıl yapıyor onu öğrenelim. Zaten ne derseniz deyin onlar kendi bildiğini yaptı.

Masai Mara Usülü Mangal
Masai Mara Usülü Mangal

Çok sert bembeyaz bir et. Önce mangalda mühürleyip sonra kazıklara geçirip ortadaki ateşte çadır gibi dizip çevire çevire pişiriyorlar. Hayatımda yediğim en lezzetsiz etti sanırım. Burada hayvanları kesmeyip boğarak öldürüyorlar.

Masai Mara Usülü Mangal
Masai Mara Usülü Mangal

Sonra boğazından bir delik açıp kanını bir kapta biriktiriyorlar. Sütle karıştırıp içiyorlar. Tamamen proteinle beslendikleri için kadıı herkeği hepsi kas. Gram yağ yok. Bu boğulmadan olsa gerek ciğeri acı.

Belgesel çekimleri
Belgesel çekimleri

Sabah altıda yine kısa bir safari yapıyoruz. Aslan ailesiyle geziyoruz biraz. Sonra National Geographic ve BBC kameraları ve onlarca araçla birlikte dünkü ölmüş zürafanın aslanlar tarafından nasıl yenildiğini izliyoruz. O belgesel çekilirken ben oradaydım. Öyle bir coğrafya ki içinizde ki vahşi ortaya çıkıyor. Belgesellerde izlerken gözünüzü kapattığınız şeyler burada normal. Hatta siz bile oturup o zürafayı yiyebilirsiniz.

  • Rift Valley
  • Keffa aracı kullanmama izin veriyor
  • Hakuna Matata
  • Doha
  • Uçaktan Nairobi
  • Nairobi havaalanı
  • Nairobi
  • Graffe Center
  • Graffe Center
  • Graffe Center
  • Graffe Center, Naiorbi
  • Rift Valley
  • Lake Naishava
  • Lake Naivasha, gördüğüm ilk hipopotam
  • Akbaşlı kartal besleme saati
  • Rift Valley
  • Lake Naivasha Göl Safarisi
  • Lake Naivasha, Maymunlar
  • Lake Naivasha, Günbatımı
  • Lake View Estate, safari
  • Lake View Estate, impala
  • Lake View Estate, safari
  • Ekvator çizgisi, Dünyanın tam ortası
  • Ekvator çizgisi, Dünyanın tam ortası
  • Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

‘’Az gittik uz gittik dere tepe düz gittik’’ der masalda. Biz de öyle gittik. Bu Kenya’ya gitme özlemi nereden başladı, nedenbaşladı hiç bilmiyorum ama Kenya beni çağırdı. Nisanda bir denedim olmadı. Temmuz da kendiliğinden geliverdi önüme. Ben de gidiverdim. Bu sefer bir kaç ay beklemem gerekti. Dalıştan arkadaşlarım bayram tatili için Kenya, Zanzibar planı yapmışlar. Zaten ben de sadece Kenya’ya gitmek istemiyordum. Gitmişken Tanzanya Zanzibar’a da gideyim istemiştim. Çok ballı olduğumu söylemiş miydim? 

 

Kenya’ya Nasıl Gittik?

Biz Qatar Airways’le Doha aktarmalı uçuyoruz. İki saat aktarma zamanımız var. Bu tür aktarmalı uçuşlarda ilk uçuş yerinden binmezseniz diğer tüm uçuşlarınız yanıyor. Qatar Airways’te devamlı çıkan seçenekli sıcak yemekler çok lezzetli. Yemek zamanı uçağı bir yemek kokusu sarıyor ama rahatsız edici değil, hatta özendirici. Ekip son derece güler yüzlü. 

Kenya
Kenya yolları çok uzak

Atatürk havalimanında güle oynaya bindiğimiz uçağımız 4 saat sonra Doha‘da. Gerçekten muhteşem bir havaalanı. Uçaktan inme diğer uçağa yürüme, bilet vs derken iki saati anlamıyoruz bile ve Nairobi için uçaktayız. Artık ne düşündüysem, yanımda 600 sayfalık tuğla gibi bir kitap var.

Doha                Doha

Arkadaş da beni acil uçuş kapısındaki koltuğa oturtunca, koltuk da asla kımıldamayınca, ben de geri kalan 6 saatlik uçuşu okuyarak geçiriyorum. Gecenin ilerleyen saatlerinde pencereden dışarı bakınca ayı ters görüyorum. Daha önce hiç bu şekilde görmedim. “Bahar bu sefer hakikaten gittin ama ne gittin” diyorum.

Uçaktan Nairobi
Uçaktan Nairobi

Gece bir civarı Nairobi’nin konteynır havaalanına giriyoruz. Bizim indiğimiz kontuar öyleymiş aslında. Dönerken gördük ki kocaman bir havaalanı var ama ne giderken ne dönerken biz bu havaalanına giremedik.

Nairobi havaalanı
Nairobi havaalanı

Kenya vizesi kapıda 50 dolar karşılığı alınabiliyor. Yeşil pasaportlular ayrı bir sırada vize ödemeden giriyor. Bizden önce giden bir kafile var. Onlar bizi almaya gelmiş. Kenya uzun süre İngiliz sömürgesi olarak kaldığı için İngiliz kültürü çok fazla yerleşmiş bir yer. Direksiyon bile sağda mesela.Otelimiz havaalanına pek yakın değil. Güzel bir otel de değil. Sıcak su yok ve ben soğuk suyla duş alıyorum.  

Keffa aracı kullanmama izin veriyor
Keffa aracı kullanmama izin veriyor

Neden? çünkü üç günlük bir safariye çıkıcaz ve duş alma imkanım olmayabilir. Büyük beşliyi görmeye gidicez. The Big Five. Afrikanın keşfinde, beyaz adam geldiğinde avlanmaya çıkmış ve en zor yakalanan bu beş hayvanların peşine düşmüş. Aslan, fil, bufalo, leopar, gergedan. İsmi de öyle kalmış. Neyse ki şimdilerde avlanmak yasak.

Nairobi
Nairobi

Dediklerine göre İstanbul trafiğini aratmayacak bir trafik varmış gündüz. Bana hiç denk gelmedi. Şanslı olduğumu söylemiş miydim?

Graffe Center ve Zürafalar

Kenya‘da sabah kahvaltısında tavuk, kuru fasulye benzeri sıcak yemekler çıkıyor. Bir de tost ekmeği, yumurta, ananas gibi şeyler. Tabiki ikinci seçeneği kullanıyorum. Biraz aç kalıcam sanırım buralarda. Şimdi olsa o sıcak yemekleri de denerdim kahvaltıda. Ön yargılı olmamak lazım aslında.

Graffe Center, Naiorbi
Graffe Center, Nairobi

İlk durağımız Graffe Center. Umbrella Acacia Tree denilen buraya has ağaçları yakından görebilmek, bu ağacın yapraklarını yiyen zürafaları izlemek masal gibi. En sevdiğim hayvanlar zürafalar. Gülen yüzlerine, beneklerine kurban olsunlar. Burası zürafa yetiştirilen bir yer. Gezginlerle bir turda olduğumuz için ve her şey önceden ayarlanmış olduğu için giriş için ücret ödemedik biz. Bizimle birlikte biraz kalabalık oldu burası. Herkes zürafalara hücum etti.

Graffe Center
Graffe Center

Bir bakıcı zürafa yemini iki dudağının arasına koyup zürafayı böyle besleyince dayanamıyorum ve defalarca deniyorum. Her defasında yemeyi başarıyor. Harika fotoğraflarım ve gifler ortaya çıkıyor. Burada hediyelik eşya satışı da var. Daha yolun başındayız alırız başka yerden diye düşünmek Afrika için pek geçerli değil.

Graffe Center
Graffe Center

Beğendiğiniz ne varsa almalısınız. Bir daha rastlama şansınız olmayabilir. Genelde satılanlar el ürünü ya da o bölgeye ait olduğu için başka yerde aynısından bulamıyorsunuz. Hala Graffe Center‘da almadığım oraya özgü örtüler rüyalarıma giriyor.

Graffe Center
Graffe Center

Range Rover’larımıza binip yola koyuluyoruz. Kenya’nın bozkırlarına gidicez. Bu taraflarda kırsal iklim söz konusu. Kenya’da safari için turlar düzenleniyor. Kendi başınıza gidemiyorsunuz. Her şey tura dahil. Siz bir şeyle uğraşmıyorsunuz. Yolda bir yerde yemek yiyoruz.

Nairobi, Graffe Center
Nairobi, Graffe Center

Basit açık büfe şeklinde. Hayatımda içtiğim en lezzetli çorbayı burada içtim sanırım. Yemeğin üstüne bir kase daha içtim ama ne içtiğimi bilmiyorum gerçekten. Sormak aklıma gelmemiş. Yolun yorgunluğu ve ben neredeyim şaşkınlığından olsa gerek.

Hakuna Matata
Hakuna Matata

Dünyanın En Uzun Fay Hattı Rift Valley

Rift Valley‘deyiz. Dünyanın en büyük fay hattı Rift Valley, engin bir coğrafi ve jeolojik şekil. Bir gün büyük bir depremle Afrika‘nın doğusunun kıtadan ayrılacağı düşünülüyor.

Rift Valley
Rift Valley, dünyanın en uzun fay hattı

İsrail’den Mozambik’e kadar 9600 km uzunluğunda olan vadinin genişliği otuz ile 100 kilometre arasında değişiyormuş. Derinliği ise birkaç yüz metreden binlerce metreye değişiyormuş. Adı kâşif John Walter Gregory’den gelmekteymiş. Üstündeyken tedirgin olmamak mümkün değil.

Rift Valley
Rift Valley

Bir seyir terasından uçsuz bucaksız topraklara bakıyorsunuz. Bir kaç baraka da hediyelik eşyalar satılıyor. 40 dolar dediği şapkayı 5 dolara alıyorum. Pazarlık şart bu topraklarda.

Rift Valley
Rift Valley

Lake Naivasha, Göl Safarisi

Yol neredeyse bütün gün sürüyor. Akşam saatlerine doğru Lake Naivasha’ya ulaştık sonunda. Burada bir göl safarisi yapıcaz. Bize can yelekleri giydiriyorlar. Hava artık biraz serince. İç kesimlerde karasal iklim hakim. Hipopotamları ve akbaşlı kartalları görücez. Kanoların içindeyiz.

Lake Naivasha, gördüğüm ilk hipopotam
Lake Naivasha, gördüğüm ilk hipopotam

Devrilsek, suyun soğukluğunu geçtim her yer hipopotam ve başka bir sürü şey dolu. Hipopotam dünyada ki en ölümcül hayvanlardan. Düşmeyi hiç istemeyiz. Bizim düşmek istemediğimiz suyun içinde neredeyse boynuna kadar suların içinde olan balıkçılar vardı yalnız.

Akbaşlı kartal besleme saati
Akbaşlı kartal besleme saati

Kano rehberimiz havalara balık attıkça akbaşlı kartallar kapıp duruyor ama çok da istekli değilller. Anlaşılan biz gelinceye kadar bütün gün bu şovu yapmışlar ve yemekten çatlamışlar. Hayatımda ilk defa hipopotam gören ben bir masalın içinde gibiyim.

Lake Naivasha Göl Safarisi
Lake Naivasha Göl Safarisi

Masalda hissedebiliyorum yalnız. İnce giyinmişim. Donuyorum. Kano rehberimiz bana rüzgarlığını verince rahatlıyorum. O kadar kocaman ki can yeleğimle birlikte giyince bile hala bol.

Lake Naivasha, Maymunlar
Lake Naivasha, Maymunlar

Safari sonrası oradaki maymunlarla oynuyorum. Çok yakınıma kadar geliyorlar. Yakınıma kadar gelse de dokunmak mümkün olmuyor. Aslında karşılıklı olarak ikimizde birbirimizden çekiniyoruz.

Lake Naivasha, Günbatımı
Lake Naivasha, Günbatımı

Muhteşem bir gün batımı yaşıyoruz. Her şey çok masalsı. Orada olduğum ve bunları yaşıyor olmama hala inanamıyorum. Rüzgar ılık ılık, biraz da olsa ısırarak tenime dokunmasa, saçımla oynaşmasa bir rüyadayım sanabilirdim. 

Lake Naishava
Lake Naivasha

Akşam otelde alınan yemekten sonra uyumaya çekiliyor herkes. Ben lobi de internette gezinmeyi tercih ediyorum. Açık olan tüm tvlerde National Geograik’in Afrika belgeseleri açık hep ve ben o belgeselin içindeyim.

Lake Naivasha

Lake Nakuru Safari

Sabah erkenden Lake Nakuru’da ki  Lake View Estate kapısındayız. Yine bir göl ama bu sefer karadan bir safari yapıyoruz. Burada yaşayan hayvanlarda insanlarda çok şanslı. Her yer yemyeşil ve bol su var.

Lake View Estate, impala
Lake View Estate, impala

Bir sürü impala görüyoruz. Maymunlar her yerde zaten. Ve bir ara bir gergedan görüyoruz. Bir hayli uzakta yalnız. Profesyonel bir kameram yok. Zaten daha safarimizin ilk günleri nasılsa görür de çekeriz dediğimiz gergedanı ilk ve son görüşümüz oluyor ama fotoğrafı yok. Olsun. Önemli olan görmüş olmamız.

Lake View Estate, safari
Lake View Estate, safari

Flamingoların gölüne gidiyoruz. Çok uzaklarda birkaç tane var ama dürbünle bile çok net görmek mümkün değil. Bu arada yeri gelmişken yanınıza mutlaka dürbün alın. Rehber de bir tane oluyor genelde ama o kadar kişi sıra beklemeniz gerekecek. 

Lake View Estate, safari
Lake View Estate, safari

Ekvator Çizgisi, Dünyanın Tam Ortası

Araç rehberlerimiz kişi başı 5 dolar verirsek bizi Ekvator çizgisine götürebileceğini söyleyince gidip gitmemeyi tartışıyoruz. Bunun nesi tartışılır bilemiyorum. Tabi ki gidicez. Ekvator çizgisinin olduğu yerde barakalar kurulmuş. Her birinde çok değişik Afrika’ya has ürünler satılıyor.

Ekvator çizgisi, Dünyanın tam ortası
Ekvator çizgisi, Dünyanın tam ortası

Bizim aracımız her zaman ki gibi en son giden araç. Nereye gidersek gidelim en az kalabilen biziz. Geç gitsek de aynı anda hareket ediyoruz. Bir yarım saatim daha olsaydı oradan çok güzel şeyler alabilirdim. En ucuz yer orasıymış aslında.

Ekvator çizgisi, Dünyanın tam ortası
Ekvator çizgisi, Dünyanın tam ortası

Bir kadın bize su deneyi yapıyor. Çamurlu bir su dolu çanaktaki tahta parçası bir adım sağa geçince sağa bir adım sonrası sola dönüyor. Tam çizginin üstünde ise hareketsiz kalıyor. Kitaplardan okuduğumuz şeylerin gerçekleriyleyiz.

  • Graffe Center, Nairobi

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Kenya gibi uzak ülkeler ha deyince gidilebilen yerler değiller maalesef. Aylar öncesinden alınan biletler, Kenya öncesi olunan aşılar, yanınıza almanız gerekenler var. İlk etapta Kenya’ya gitme zamanı kesinleşince en az on gün öncesinden aşı olmanız gerekiyor.

Ülkeye giriş gerekliliği: Sarıhumma bulaşma riski olan ülkeden gelen 1 yaşın üzerindeki tüm yolcuların Sarıhumma aşısı ile aşılandığını gösteren uluslararası aşı sertifikası bulundurması zorunludur.

Aşıyı Nerede Yaptırabilirsiniz?

Sağlık bakanlığı bu şekilde açıklamış. Bu aşıyı Devlet Hastanesinde yada sağlık ocaklarında yaptıramazsınız. Arkadaşlarımla konuştuğumda ve internetten araştırdığımda her ilde bulunan Seyahat Sağlığı Merkezleri’nde bu aşının yapılabileceğini öğrendim. Gitmeden önce evinize en yakın merkezden randevu almanız gerekiyor. Randevusuz gidenlerde olmuş. Aşılarını olabilmişler ama siz yine de randevunuzu alın derim. 

Her ilde farklı yerlerde bulunan bu aşı merkezlerine ulaşmak için tıklayınız. 

 

Kenya

Aşı Olurken Yaşayacaklarınız Neler?

Bana en yakın yer Karaköy’deki merkezdi.  Doktor size gideceğiniz tarihi ve kaç gün kalacağınızı soruyor. Doktor aşı öncesi size bir test yapıyor. Bu teste doğru cevaplar vermelisiniz. Yumurtaya alerjisi olanlar bu aşıyı olamıyormuş mesela. Hamilelere yapılmıyor yada 6 ay içinde hamile kalmamamız gerekiyor. Gitme tarihinden en az on gün önce başvurmalısınız. Aşı en az bu kadar sürede etkileşime geçiyor. Aşıyı yaptıktan sonra kalacağınız gün kadar antibiyotik veriyor. Gitmeden 1 gün öncesinden haplara başlıyorsunuz. Kaldığınız sürece ve döndükten sonra da içmeye devam ediyorsunuz. Aynı saatte ve tok karna içmeniz gerekiyor. Antibiyotikler sıtma için ama dünya da sıtmadan koruyabilen bir ilaç yok. Bu sadece eğer yakalanırsanız hafif atlatmanız için. Aşı canınızı yakmıyor. Korkmaya gerek yok. Bunların hepsi ücretsiz.

Graffe Center, Nairobi
Graffe Center, Nairobi

 

Aşının Yan Etkileri Neler?

İlaçlar özellikle dudaklarda kuruluk yapıyor. Bir nemlendirici çok işinize yarayacak. Yan etki olarak hafif ateş, kas ağrısı ve halsizlik yapıyormuş. Ben de hiç birisi olmadı. Uzun süreli Afrika gidişlerinde sadece aşı yapılıyor hap verilmiyor. Giden arkadaşlarımın yönlendirmesi bu şekilde. 24 saat alkol tüketmemelisiniz ve hamam sauna gibi bir yere 24 saat gitmemelisiniz ama duş alabilirsiniz.

Biz on gün kalacağımız için haplarımızı aldık. Bunlarla birlikte bir de aşı karneniz oluyor. Bunu göstermeden ülkeye giriş yapamazsınız dendi ama hiç soran olmadı. Hatta Avrupa ülkelerine girerken bu karnenizi göstermezseniz sizi ülkeye sokmazlar dendi ama o gün bugün yanımda taşıyorum. Hiç bakan ya da soran olmadı.

En son yapılan aşılar ömür boyu sizi sarıhummadan koruyormuş. Bir kere olmanız yeterli. Bir sonraki Afrika yolculuğum için çok güzel bir haber. 

Afrika’nın gittiğiniz bölgesine göre yapılacak aşılar değişiyor ama en çok görülen ve en tehlikelisi sarıhummaymış. Yatarak istitahatten başka tedavisi de yokmuş. Ölüme kadar götürebilen bir hastalık olduğu için ben gitmeden bu aşıyı olmayı tercih ettim. 

Diğer Dikkat Edilecek Hususlar

 

Doktorumuzun diğer tavsiyeleri şu şekilde:

  • Sadece kapalı şişeden su için. Kapağını mutlaka siz açın. Dişinizi bile musluk suyuyla fırçalamayın
  • Buz kullanmayın
  • Salata tüketmeyin. Sadece pişmiş yemek tüketin.
  • Meyve yiyeceğiniz zaman kendiniz yıkayıp soyun.

 

Sıtmadan korunmak için:

  • Uzun kollu kıyafetler giyin.
  • Sivrisinekler için bileğe takılan sinek kovuculardan alın.
  • Sprey şeklinde sinek kovucu alın.
  • Cibinliksiz yatmayın.

Tüm bunlar gözünüzü korkutmasın. Turistik bölgeler devamlı ilaçlanıyor. Ben gittiğimde sinek bile görmedim. Eylül ayıydı. Belki oranın kış ayı olduğu içindir ama gerçekten korkacak bir şey yok. Son önlemleri kendi ülkemizde bile alıyoruz. 

Dikkat etmeniz gerekenler gerekenler:
  • Doğaya uygun renkte, toz göstermeyen kıyafetler götürün. Kolları ve paçaları uzun olursa rahat edersiniz. Dikkat çekici renkler hayvanların fazla ilgisini çekiyor.
  • Uluslararası fiş almalısınız. Kenyanın prizleri bizimkilerden farklı. Almadıysanız bir kürdan soktuğunuzda da çalışabiliyorlar. Çarpılmamaya bakın.
  • Mutlaka rahat bir ayakkabı tercih etmelisiniz. Ben spor ayakkabı yanında lastik tabanlı sandaletle çok rahat ettim.
  • En iyi bavullarınızı götürmeyin. Bavullarımız safariye giderken Range Rover’ın üst tarafında toz toprak oldu. Havaalanlarında atılmaktan kırıldı. Bir daha kullanamadık. Çöpe attık.
  • Halkidiki
  • Halkidiki
  • Selanik, Rembetiko bar
  • Rembetiko bar
  • Kavala
  • Nostos Taverna
  • Sirtaki
  • Sirtaki arkadaşlarım
  • Şifalı olduğu söylenen çeşme
  • Aya Dimitri Kilisesi alt kat
  • Beyaz Kule kapısı
  • Aristoteles Meydanı, Galerius Kemerleri
  • Selanik, Atatürk'ün evi
  • Kavala
  • Halkidiki Yunanlı arkadaş
  • Beyaz Kule
  • Aya Dimitri Kilisesi üst kat
  • Aristoteles Meydanı, Galerius Kemerleri
  • Selanik Kalesi
  • Atamızın evindeyim
  • Beyaz Kule
  • Kavala
  • Beyaz Kule manzarası

Selanik’e iki defa iki farklı etkinlik için gittim. Biri sirtaki yapmak diğeri sizi şaşırtacak olan horon oynamaya gittik. Selanik Atatürk’ün doğduğu yer olmasıyla da bizim için ayrı bir önemli. Selanik’te gezilecek çok güzel yerler ve lezzetlerle çok güzel anılarım var.

Mübadelede Gönderilen Pontus’lu Dostlar ve Horon

selanik’e ilk gezimin sebebi horon gecesi içindi. ikincisi Sirtaki dansı. Karadeniz de ki Pontus Rumları mübadelede Selanik‘e gönderiliyorlar ve Menemeni bölgesine yerleştiriliyorlar. Onlar oraya gidiyor ama yetiştikleri kültürü unutmuyorlar. Dernekleri var ve sabahlara kadar horon yapıyorlar. Türkiye’de duymadığım kadar Karadeniz müziği dinleyip, horonlarını izledim sabahlara kadar. Horon barları var. Mahallenin papazıyla Şarap içip horon yapabiliyorsunuz.

Selanik, Rembetiko bar
Selanik, Rembetiko bar

Selanik’teki bir derneğin  davetlisi olarak sabaha karşı 5’te yola koyuluyoruz. Hafta içi olması sebebiyle yollar açık, gümrükte hiç beklemeden 5 saatte Selanik’teyiz. Yol boyunca otobanlarda adım başı para ödüyorsunuz. Otomatik geçiş yok. Çok az benzin istasyonu var ve wcler çok temiz değil. Nerdeyse hiç birinde klozet kapağı, tuvalet kağıdı, sabun yok. Bu durumlara hazırlıklı olmanızda fayda var.

Aristoteles Meydanı

Selanik’te ki arkadaşlarımız bizi karşılıyor. Selanik Osmanlı izlerini çok fazla taşıyan bir şehir. Siesta saatleri 2 ile 5 arası biraz durgun olan şehir akşam saatlerinde çok canlanıyor.İzmir kordon boyunu anımsatan sahilde bir sürü kafe var. Her türlü börek var Üsküp gibi. Kahvaltıda börek ve kahve var genelde.

Aristoteles Meydanı, Galerius Kemerleri
Aristoteles Meydanı, Galerius Kemerleri

Aristoteles Meydanı, Galerius Kemerleri ve üstündeki taş oymaları görülmeye değer. Selanik’in tam ortasından geçen Ancient Agora muhteşem ışıklandırmasıyla özellikle gece çok güzel gözüküyor.

Aristoteles Meydanı, Galerius Kemerleri
Aristoteles Meydanı, Galerius Kemerleri

Benim gibi tarih kokan şehirleri seviyorsanız koşan atları görebilir bir an da eski Roma’ya ışınlanabilirsiniz. Trafiğe kapalı olan bu yolda size antik kalıntılar eşlik ederken sağlı sollu dükkanlar, hediyelik eşyalar, cıvıl cıvıl bir cadde var.

Atatürk’ün Evi

İlk Atamızın doğduğu evi geziyoruz. Genç Mustafa halini bile yapmışlar. Çok değişik duygular. Müze olarak düzenlenen evde Türk görevliler var.

Selanik, Atatürk'ün evi
Selanik, Atatürk’ün evi

Eskiden atamıza ait eşyalarda varmış ama restorasyondan sonra sadece canlandırmalar var. Kapıda önce sıraya giriyorsunuz. Daha sonra görevliler sizi gruplar halinde içeri alıyor. Genelde de çok kalabalık oluyor. 

Atamızın evindeyim
Atamızın evindeyim

Çok işlek bir caddede ve araba parkı büyük sorun. Kendi aracıyla gidenler Bu caddede olduğu gibi Selanik’in diğer yerlerinde de araç parkının bir sorun olduğunu unutmamalı. Kalabalık bir şehir.

Beyaz Kule

Beyaz Kule en ünlü yapısı, Selanik’in simgesi. Yunanca adı Lefkos Pyrgos. İlk yapımı Bizans zamanı olan yapı zaman içinde yıkılmış ve viran şekilde kalmış. Ta ki Kanuni Sultan Süleyman‘a kadar. Muhteşem Süleyman kuleyi görmüş ve yeniden yapılmasını emretmiş.

Beyaz Kule
Beyaz Kule

Bir rivayete göre Beyaz kule’yi yapan Mimar Sinan‘dır ancak bu kanıtlanamadığı için kayıtlara Venedikli mimarlar tarafından yapıldığı kaydedilmiş. Kule Osmanlı zamanı Kale, garnizon ve hapishane olarak kullanılmış.

Beyaz Kule kapısı
Beyaz Kule kapısı

1912’de Balkan Savaşların da Selanik Yunanlıların eline geçince kule beyaza boyanmış. Kuleyi vaftiz amacıyla bunu yapmışlar. Zamanla kule eski rengine dönmüş ama adı Beyaz kule olarak kalmış. 

Beyaz Kule
Beyaz Kule
 

Giriş 3 euro. Kordon boyunda yürürken her yerden görülebiliyor. Selanik zaten İzmir’in kopyası gibi. Yukarıdan manzarası muhteşem. İçeriyi dolaştıkça sergi alanlarından geçiyorsunuz. Tırmandığınızı anlamıyorsunuz bile. Manzarası harika. 

Beyaz Kule manzarası
Beyaz Kule manzarası

30 metre yüksekliğe 70 cm çapa ve 6 kata sahip müze pazartesileri kapalı. Diğer günlerdeyse 8:30-15:00 arası açık. Eskiden kapısının üstünde Türkçe olarak Kanuni’nin yaptırdığı yazıyormuş ama şimdilerde bu tabelayı kaldırmışlar. 

Selanik Kalesi

Tepelere çıktığınızda Selanik Kalesi’ne ulaşıyorsunuz. Normalde manzarası çok güzel ama Selanik bize güzel yüzünü göstermiyor, sislerin arkasına saklanıyor. Kaleden sadece surları kalmış.

Selanik Kalesi
Selanik Kalesi

Etrafında hediyelik eşya alabileceğiniz dükkanlar var. Bana Ankara kalesi ve çevresini anımsatıyor. 

Aya Dimitri Kilisesi

Selanik’te Osmanlı mimarisi birkaç tane cami var ama hepsi kapalı yada restore ediliyor. Bir tanesini geziyoruz, sergi alanı olarak kullanılıyor. Bana en ilginç gelen yapı Aya Dimitri Kilisesi Osmanlı zamanındaki adıyla Kasımiye camisi.

Aya Dimitri Kilisesi üst kat
Aya Dimitri Kilisesi üst kat

Aziz Dimitri’nin şehit edildiği Roma hamamı kalıntılarının üstüne inşa edilen kilise Osmanlı zamanında cami olarak kullanılıyor ve zamanla hamam unutuluyor. Büyük Selanik yangınında cami yanınca altındaki hamam gün yüzüne çıkıyor. Sonrasında üstüne kocaman bir kilise inşa ediyorlar.

Aya Dimitri Kilisesi alt kat
Aya Dimitri Kilisesi alt kat

Alt katı da müze olarak kullanılıyor. Kilisenin girişinden girip daracık bir merdivenden aşağı indiğinizde karşınıza çeşmesiyle ve ,surlarıyla roma sokakları çıkıveriyor. Benim gibi yeraltı şehirlerini seviyorsanız buraya bayılacaksınız. Aziz Lahiti ve şifalı olduğu söylenen çeşmesiyle sizi bekliyor.

Şifalı olduğu söylenen çeşme
Şifalı olduğu söylenen çeşme

Selanik’i gezmeniz için bir iki gün yeterli olacaktır. Her yer de bizden birileri karşınıza çıkıyor. Çoğu Türkçe konuşuyor. Şehri gezdikten sonra kendimizi Selanik’li dostlarımızın önerdiği çok şirin bir restoran olan Nostos Taverna’nın deniz mahsulleri mutfağına teslim ediyoruz.

Nostos Taverna
Nostos Taverna

Kaleden inerken ara sokakların birinde. Ambiansı, çalan müzikleri ve enfes lezzetleriyle hala unutamadığımız bir yer oldu bizim için. Genelde her restoranın kendine özgü yemekleri var. Orada yediğiniz şeyi başka bir yerde yiyemiyorsunuz. Akşam horon gecesindeyiz. Gözlerime inanamadım. Her şey Karadeniz ama biz Selanik’teyiz. Sabah 4’de kadar derneğin düzenlediği gecede horon yaptıktan sonra sabaha kadar açık olan tavernalara gidip horon oynuyorlar. Ben onları seyrediyorum. Ben Selanik’i gezmeye geldim onlarla birlikte.

Kavala

Ertesi sabah şirin kasaba Kavala‘ya hareket ediyoruz. Minicik bir sahil kasabası. Kavala‘nın girişinde seyir terasından bu şirin kasabayı seyrediyoruz.Tepede ortaçağdan kalma kalesi, sahilde küçük küçük balıkçı restoranları, mavi örtüler, yunan müzikleri, şirin mi şirin bir yer.

Kavala
Kavala

Hemencecik geziliveriyor. Her yer de meşhur Kavala kurabiyeleri satılıyor. Sadesi, limonlusu, bademlisi. Hediye götürülebilecek en güzel şey. Aşağılarda kutusu 5 euroya satılırken yukarılara çıktıkça 2 euroya bile bulunabiliyor. Muhteşem deniz mahsullerinin tadına bakmaya devam ediyoruz. Fiyatlar çok ucuz.

Kavala
Kavala

Kalamarı, karidesi, cacikisi, ünlü kabakisi, uzosuyla en fazla 15 euroya kalkabiliyorsunuz. Her yerde fiyat neredeyse aynı ve servisleri yavaş. Kalabalık grup gidiyorsanız ne derseniz deyin tek hesap geliyor. Ayrı hesap istiyorsanız masaları birleştirmeyin derim. Kimsenin acelesi yok, relaks. Beklemeyi öğrenmeniz için güzel bir fırsat.

Kavala
Kavala

Selanik Sirtaki

İkinci Selanik gezimizin amacı sirtaki yapmak. Yunan yemekleri ve müziklerini seven ben, kışı boş geçirmeyip sirtaki öğreniyorum. Öğrendiklerimizi deneyimlemeye gidiyoruz.

Halkidiki Yunanlı arkadaş
Halkidiki Yunanlı arkadaş

Yunanistan’da yerel halk sirtaki yerine hasapiko yada zeybekiko yapıyor. Sirtaki yapan bizleri belgesel izler gibi izliyorlar. Çünkü Yunanistan’da sirtaki yapan yok. Zaten sirtaki de ünlü Zorba filminden sonra gelişmiş bir dansmış. Taverna bizim için sirtaki çalıyor. Normalde sirtaki müziklerini de pek çalmıyorlar.

Sirtaki
Sirtaki

Yolda, Halkidiki sahillerinde, otobanda nereyi bulursak hemen sıralanıyoruz ve sirtaki yapıyoruz. Çok eğleniyoruz.

Halkidiki

Halkidiki Selanik’e çok yakın. Haritada üç parmak gibi gözüken bölgenin adı bu. Avrupa’nın Maldivler‘i diyorlar. Deniz tatili için çok uygun. Havanın soğuk olması bizim denize girmemize engel oluyor ama ormanların içinde kaybolmuş güzellikteki otelleri vaha gibi.

Halkidiki
Halkidiki

İnce kum sahili uçsuz bucaksız mavilikleri arka fondaki ormanları yeşili maviye katıştırması, yol boyunca minik yunan köyleri, köylerdeki küçük dükkanlar, hep arka fonda çalan rembetikolar, küçük mavi sandalyeli restaurantlarıyla rüya gibi. Yemek harici şeyler ucuz değil.

Sirtaki arkadaşlarım
Sirtaki arkadaşlarım
  • Ankara Garı
  • Doğu Ekspresi
  • Kars Kalesi
  • Doğu Ekspresi
  • Doğu Ekspresi
  • Çıldır Gölü
  • Çıldır Gölü
  • Çıldır Gölü
  • Trenden manzaralar
  • Sarı Balıklar
  • Ani Harabeleri
  • Ermenistan Sınırı
  • Ani Harabeleri
  • Ani Harabeleri
  • Ani Harabeleri
  • Sarıkamış kayak
  • Sarıkamış kayak
  • İshakpaşa Sarayı
  • İshakpaşa Sarayı
  • İshakpaşa Sarayı
  • İshakpaşa Sarayı
  • İshakpaşa Sarayı
  • İshakpaşa yolu
  • Doğu Benzinlikleri
  • Çıldır Balıkçıları
  • Doğu Ekspresi Manzaralar
  • Çıldır Gölü
  • Kars yolları
  • Doğu Ekspresi Kuşetli
  • Doğu Ekspresi Kuşetli vagon
  • Ev sahiplerim
  • İshakpaşa Sarayı

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar GündoğduHürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Her şey bir kaç yıl önce başladı. Doğu ekspresiyle Kars’a gitmek, Çıldır gölü, Ani harabeleri, İshak Paşa Sarayını görmek ama illaki Doğu ekspresiyle seyahat etmek. Kimse benimle bu yolculuğa çıkmak istemeyince en sonunda bu yıl tek başıma gitmeye karar verdim. Şu ara rail gruplarında en popüler gezi doğu ekspresiyle Kars yolculuğu. Genelde kuşetlide yolculuk ediyorlar. Yalnız bile olsanız mutlaka bir gruba denk geliyorsunuz.

 

Doğu Ekspresinde Nasıl Bilet Bulunur?

Geçtiğimiz sene mobil uygulamasından veya internet sitesinden bilet bulmak çok kolaydı ama bu seneki Doğu ekspresi patlamasıyla Kars’ta yaşayanlar bile bilet bulamıyor. Tur firmalarının biletleri aylar öncesinden kapattığı, bilet sıkıntısının bundan kaynaklandığı düşünüldü ve İnterrail sosyal paylaşım platformunun yürüttüğü bir kampanyayla sorun kısmen çözüldü.

Çıldır Gölü
Çıldır Gölü

Artık bilet bulunabiliyor ama hala yataklı ve kuşetli de sorun var. Bir ay öncesinden biletler satışa sunuluyor ve erken saatlerde bakmak bilet yakalamakta bazen işe yarıyor. İnterrail Türkiye’nin alt kollu olan Karsrail’in facebook hesabına bakmakta da fayda var. Biletini devretmek isteyenler oluyor.Doğu Ekspresi

Doğu Ekspresine Ulaşım

İstanbul’dan Ankara’ya uçakla geldikten ve iki gün Ankara’yı gezdikten sonra Ankara’da ki gardayım. İlk, gardaki turism information bürosuna girdim. Çok yardımcı oldular. Mutlaka uğranılması gereken bir yer. Ankara garında başkentray çalışmaları olduğu için doğu eskpresi Irmak’tan kalkıyor.

Ankara Garı
Ankara Garı

2017 aralığına kadar da böyle. Irmak’a sizi götüren otobüsler var. Bu tren bileti ücretine dahil. Tren siz gelmeden kalkmıyor. Hatta fotoğraf çekmek için bolca vaktiniz oluyor. Gardaki üst geçitten karşıya geçtiğinizde bir bakkal var. Eksiklerinizi oradan tamamlayabilirsiniz.

Trende ki ortam nasıl?

Eğer kabınız varsa çeşmeden su doldurabilirsiniz. Eğer kahve çay tirkakisiyseniz elektrikli bir su ısıtıcısı çok işinize yarayacaktır. İki tane priz var ama nedendir bilinmez neredeyse tavana monte edilmiş. Uzatma kablolu çoklu priz çok işinize yarar.

Doğu Ekspresi Kuşetli

Biz interrail grubundan gelen orada tanıştığımız insanlarla çok kalabalık olduk. Trenin camları eskisi gibi açılamıyor. Sadece üst kısımda havalandırma için küçük bir bölüm açılabiliyor. Tuvaletler de her zaman tuvalet kağıdı ve klozet örtüsü var. Eğer su donmazsa sıcak su bile var. Düğmeye biraz uzun basın ve bekleyin donmamışsa su mutlaka akıyor. Hatta sıcak akıyor.

Doğu Ekspresi

Son iki vagonun biri kuşetli diğeri yataklı geri kalan pulman şeklinde. Kuşetlide bir kişi 61 tlye seyahat edebiliyor. Bu Ankara Kars ücreti. Ara durakların fiyatı farklı. Yataklı da 2 kişi alırsanız kişi başı 96 TL oluyor. Kuşetlide kadın erkek karışık oturabiliyor ama sıra gece uyumaya gelince kadınları erkekleri ayırıyorlar. Çift olarak gidecekseniz yataklıyı tercih edeceksiniz yada tüm kuşetliyi kapatacaksınız.

Doğu Ekspresi Kuşetli vagon
Kuşetli vagon

Tren oldukça sıcak. Yanınıza yazlık bir şeyler almanız faydalı olacaktır. Size kapalı poşetlerde çarşaf, yastık, pike veriyorlar. Ütülü ve temiz. Kuşetlide yatağınızı siz hazırlıyorsunuz ama yataklıda görevliler hazırlıyor. Ben kuşetlide seyahat ettim.

Doğu Ekspresi Manzaralar

Yol boyunca manzaraların birinden girip diğerinden çıkıyorsunuz. Yol boyunca internet ve telefon çoğu yerde çekmiyor. 25 saati trende geçireceğiniz için yanınıza kitap, oyun vs getirip müzik dinleyebilirsiniz. Gerçi yeni insanlarla tanışıp sohbet etmek, manzaralara dalmaktan pek başka şeye zaman olmadı ve zaman nasıl geçti hiç anlamadım. Personel güler yüzlü ve yardımcı.

Doğu Ekspresi

Kahvaltı edebileceğiniz ve yemek yiyebileceğiniz küçük bir restoranı var. Yemek kaldı mı vs gibi handikaplar olabiliyor. Bu sebepten yanınıza yiyecek bir şeyler alın yinede siz. Kahvaltı 10, yemek 15, çay 2 TL. Kompartıman görevlisi sizin nerede ineceğinizi biliyor ve sizi uyandırıyor. İçiniz rahat olsun.

Trenden manzaralar

İnternette okuyup bir klasik haline gelen Erzurum’da trene cağ kebabı isteme ritüelini yerine getiriyoruz. Bence çok da şart değil. Yerinde yediklerim çok daha lezzetliydi ve sıcaktı.Çıldır Gölü

 

Kars’a tam denilen saatte ulaştık. Sıfır rötar. Kalacağım yere ulaşmak için adres sormaya girdiğim markette hocam diye karşılanıyorum. Boşuna hoca değilim diye diretmeyin benim gibi. Bölgede dışarıdan gelenlere hocam diye hitap ediyorlar. Antalya’nın ablam teyzem amcamlarından sonra buranın hocamlarına alışıveriyorum hemen. Ne taraftan gidicem hocam?

Kars’ta Nerede Kaldım?

Kalacak yerimi couchrailden ayarladım. Harika genç üniversiteli kızlar. Yemek bile yapmışlar. Bir şeyler atıştırıp kendimizi Kars sokaklarına atıyoruz. İki gün diye geldiğim evlerinde dört gün kalmama izin veriyorlar ve beni koyunlarında yatırıyorlar. Unutmak mümkün değil. En çok onlarla eğlendim, güldüm. 

Ev sahiplerim

-25 ler de gezmek pek kolay olmasa da rus mimarisinin hakim olduğu geniş tek yönlü sokaklarında buzların üstündeki dansım görülmeye değer. Gelir gelmez Kars kalesini, cafelerini, rus binalarını geziveriyorum. Kaleden şehrin manzarası çok güzel, ışıl ışıl. Cafesi de çok güzel.

Kars Kalesi

Çıldır Gölü, Ani Harabeleri

Ertesi gün tren de tanıştığım insanlarla araç kiralamaya karar veriyoruz. Zira Çıldır’a gitmek için toplu taşıma yok ve uzak. (Güncelleme: Belediye 2018 yılında Çıldır gölüne dolmuş koymuş ve fiyatı 10 liyamış. Son gelen bilgiler bu yönde)

Çıldır Gölü

Ani’ye dolmuş varmış ama sadece köye kadar gidiyormuş ve akşam geri dönmüyormuş. En mantıklısı araç kiralamak. Biz 5 kişi araca dolunca araç kirası ve yakıtıyla birlikte 40 liraya Çıldır’ı ve Ani’yi gayet konforlu gezmiş olduk. Geçtiğimiz seneye kadar ki bilgiler bu şekildeydi. Bu sene Ani Harabeleri için ulaşım sağlanmış durumda.

Çıldır Gölü

Çıldır gölü tamamen buz tutmuş durumda. Masmavi gökyüzü, karşıda Allahuekber dağlarının heybetli yükselişi, uçsuz bucaksız bembeyaz bir düzlük. Kendimi gölün üstündeki karlara atıveriyorum. Bakmaya doyamıyor insan. 

Çıldır Balıkçıları
Çıldır Balıkçıları

Balıkçıların balık tutuşlarını izlemek istiyorsanız önceden haber vermeniz gerekiyor. Uzakta gölün üstünde balık tutanları görebiliyoruz. Yanlarına gitmediğime hala pişmanım. Göl kenarında Atalay abinin küçük lokantası var. Başkada alternatif yok zaten.

Sarı Balıklar

Gölün sarı balıklarından yiyebiliyorsunuz. 20 lira. Ben çok sevdiğimi söyleyemiycem ama bence herkes kendi denemeli. Atlı kızaklarda arayınca geliyor. Hafta içi gittiğinizde yoklar ama hafta sonu hepsi varmış.

Ermenistan Sınırı

Balığımızı yiyip, ısınıp, Ani Harabelerine hareket ediyoruz. İkisinin arası baya var ve gün erken kararıyor. Ani Harabeleri giriş 8 lira. Bayağı geniş bir alana serpiştirilmiş durumda. Karşımızda Ermenistan var.

Ani Harabeleri

Ani, Kars’ın güneydoğusunda,  Arpaçay boyunda bulunan ören yeri. 961-1045 yılları arasında Pakraduni Hanedanlığı’ndan Ermeni hükümdarlarının başkenti olmuş.

Ani Harabeleri

Öyle bir yere kurulmuş ki Ihlara vadisindeki gibi bir kanyon var. Tam uçurumların kenarında yükseliyor binalar. Uçurumlara sıfır aşağılara bakıyoruz. Birinden girip diğerinden çıkıyoruz. Aşağıdan bir dere geçiyor. Üstündeki tarihi köprü yıkılmış, İpek yolunun en önemli köprüsüymüş.

Ani Harabeleri

Ermenistan sınırında bulunan maden ocağında patlatılan dinamitlerden Ani Harabeleri gün be gün yıkılıyor. Bunu kasıtlı yaptıklarını söylüyorlar. Geri kalanını da restorasyon adı altında bizim görevliler hallediyorlar.

Ani Harabeleri

Ankara kalesi, Efes harabelerinde de olduğu gibi tarihi eserlerin üstünü eskitilmiş görünümlü bir şeyle kaplıyorlar. Yüzlerce foto çekip çıkıyorum. Güneş gittiği anda hava eksilerin dibine vuruyor. Saçlarımız, kirpiklerimiz buz tutuyor, telefonlar kapanıyor.

Sarıkamış’ta Kayak

Ertesi gün buralara kadar gelmişken Sarıkamış’a gidip kaymamak olmaz dedik.Trende tanıştığım bir arkadaşla kaymaya gittik. Sarıkamış’ın pistleri çok güzel. Her klasmandan kayakçı için pistler mevcut.

Sarıkamış kayak

Kıyafetiniz varsa benim gibi sadece kayak için 30 TL, telesiyej  5 kayış için 25 TL ödüyorsunuz. Sınırsız için 30 TL ödeyip manzaraların tadını çıkarıp, fotoğraf çekip kayabilirsiniz. Hafta içi olduğundan mıdır bilinmez ne telesiyej sırası bekledim, ne kalabalıklarla boğuştum. Çok keyifliydi.Sarıkamış kayak

İshak Paşa Sarayı’na Nasıl ulaştım?

Benim asıl amaçlarımdan bir tanesi İshakpaşa Sarayına gitmek. Giderek azalan grupta tek başına kalıyorum ama tüm gidemezsin günü birlik yapamazsın diyenlere inat sabah yola çıkıyorum. Buradan sonrası daha dikkatli okunmalı zira Kars’tan İshakpaşa’ya gidişi naptıysam da öğrenemedim. Kendim tecrübe etmek zorunda kaldım.

İshakpaşa yolu

Serhat Iğdır otobüsüyle önce Iğdır’a gidiyorum. 20 lira. Saat 8de otobüs olduğunu bilmediğim için yarım saatle kaçırıp 10dakine biniyorum. Siz 8’dekine yetişin rahat rahat gezin. Camlar içeriden buz tutuyor. Aracı ısıtmak mümkün değil. Resmen soğuktan ağlıyoruz tüm otobüs.

Doğu Benzinlikleri

Tam ısındı derken jandarma aramasına denk geliyoruz. Yolculuğun bundan sonrasında devamlı aranıyoruz. Güvenlik noktalarından geçiyoruz. Iğdır 2,5 saat sürüyor. Hemen indiğiniz yerden Doğubeyazıt’a dolmuşlar kalkıyor. 10 lira. Koşarak biniyorum. Dolar dolmaz hareket ediyor. Yola çıktığımdan beri hava buz gibi ve kapalı.

Kars yolları

Yolda sislerin içinden geçiyoruz ve sonra pırıl pırıl bir güneşe ulaşıyoruz. Donan ben bu sefer yanmaya başlıyorum. En yoğun arama Doğubeyazıt’a girerken ki jandarma bölgesi. 1 saati biraz geçe Doğubeyazıt’tayım ve bingo. İnternette yazan belediyenin oradan kalktığı söylenen dolmuşlar kış sebebiyle yok. Dolmuş şöförü beni taksi durağına götürüyor ama çok yüksek fiyat istedikleri için olmasa da kendi gözlerimle görmek için belediyeye yürüyorum.

İshakpaşa Sarayı

Şehirde dolaşan salopetli bir kadın hemen dikkat çekiyor tabi. Siz daha sıradan giyinmeye çalışın derim. Belediyenin orada tabi dolmuş yok ama hemen bir taksi durağı var. İlk konuştuğum kişi 20 lira diyor. Beklerse 30TL istiyor. 20TL’ye anlaşıp hemen gidiyoruz çünkü zamanım yok. Kars’a dönen son otobüse yetişmeliyim.

İshakpaşa Sarayı

Ertesi gün trenle dönücem. İshakpaşa sarayı Doğubeyazıt’a 5km. O kadar yakın olmasını beklemiyordum. Köşeyi dönüp biraz ilerleyince görüyorsunuz zaten. Bir tarafta da Ağrı dağı. Yukarı çıkıyoruz.

İshakpaşa Sarayı

Gözlerinize inanamayacağınız güzellikte, işlemeleriyle göz kamaştıran kocaman heybetiyle zamanında burada kimler yaşamış demekten kendinizi alamadığınız gizli bir cennet. 99 yıl sürmüş yapımı. Resmen bir yüzyıl. Tarihin ilk kalorifer sistemli binası ve Osmanlı’nın son dönemdeki son binalarından.

İshakpaşa Sarayı

Taksi şoförüm benimle gelip hem anlatıyor hem fotoğraflarımı çekiyor. Her şey hızlandırılmış durumda. Konuşurken taksi şoförümün aslında kayak hocası ve dağ rehberi olduğunu öğreniyorum. Dağcı arkadaşlarımı tanıyor. Dünya küçük.

İshakpaşa Sarayı

Burada da yüzlerce fotoğraf çekip koşa koşa bir şeyler atıştırıp Iğdır için dolmuşa koşmaya hazırlanırken otobüsten yer ayırtayım diyorum ve süpriz. Son otobüs 5’te demişlerdi ama 4’teymiş ve saat 3,30.. koşa koşa dolmuşa gidiyorum. Bu arada iki kaşık aş çorbası içmeyi başarıyorum. Mutlaka için. Çok lezzetliydi.

İshakpaşa Sarayı

Dolmuş şoförü resmen tekerlekler yere değmeden, sislerin içinden beni otobüse yetiştiriyor. Otobüs beni bekliyor. Minübüsle buluşup beni orta bir yerden alıyor. Aynı yollardan geçip dönüyorum. Çok uzun ve yorucu bir gün ama ben çok mutluyum.

İshakpaşa Sarayı

Kars Yeme İçme

Akşam şehirdeki son günüm. Yöresel yemekleri günlerdir denedim. Çok güzel restoranlar var ama içlerinden Hanımeli restoran kendine has lezzetleriyle öne çıkıyor. Kars demek kaz demek. Her yerde 60 lira. Dilek abla’nın değişik lezzetlerini, ananesinden öğrendiği reyhanesini içme şansına nail oluyorum.

Eşinin akordeon eşliğinde söylediği sarı gelin türküsünün orjinal halini dinleyip kulaklarımın pasını siliyorum, yorgunluk atıyorum. Belki fiyatları normalin bir tık üstü ama farklı ambiansıyla değdiğini düşünüyorum.

Sabah 8de trene binip dönüş yoluna geçiyorum. Kuşetlide ki yeni yol arkadaşlarım cıvıl cıvıl üniversite öğrencileri. Zaman nasıl

geçti? Güzel müzikler, hoş sohbetler, muhteşem manzaralar eşliğinde geri dönüyorum. Bir hüzün mü var içimde? Çok mu sevdim? O zaman baharda tekrar yapmalıyım bu yolculuğu. Belki birlikte yaparız.