• Yörük Çadırı
  • Şekerpare Kayısılar
  • Lavanta Bahçeleri
  • Lavanta Bahçeleri
  • Lavanta Bahçeleri
  • Lavanta Kokulu Köy
  • Lavanta Kokulu Köy
  • Lavanta Bahçeleri

Lavantalara Yolculuk

Ben küçükken çamaşır çekmecemizde küçük lavanta keseleri olurdu. Mis gibi lavanta kokardı. Annemle İstiklal’de kadınlardan lavanta keseleri alırdık. Şimdi dünya yaratılırken torpil geçilmiş bir yere gidiyoruz gecenin bir yarısı. Güllerin en güzeli, en güzel kokulusu, lavantaların memleketi, mis kokulusu.

Yörük Çadırı
Yörük Çadırı

Isparta yollarındayız. Lavanta zamanı şimdi. 25 kişi lavantaları fotoğraflamaya gidiyoruz. Gece başlayan yolculuğumuz sabahın erken saatlerinde Kuyucak’da bir Yörük çadırındaki kahvaltıyla devam ediyor. Kahvaltı biraz gecikince çadırın bahçesindeki kayısı ve vişne ağaçlarına dalıyorum sabah sabah. Geciken kahvaltı gün doğumu fotoğraflarını kaçırmamıza sebep oluyor.

Şekerpare Kayısılar
Şekerpare Kayısılar

Yörük çadırında kahvaltımıza gözlemeler eşlik ediyor ve sadece 10 lira ödüyoruz. Sonrasında iki adım ötede ki lavanta bahçeleri. Öbek öbek, mis kokulu. Üstü onlarca arı ve uğur böceği dolu.

Lavanta Bahçeleri
Lavanta Bahçeleri

Arılar sokmasın diye dua ediyorum. Tam doğanın kucağı yani. Bence biraz erken gelmişiz. Hasat zamanına doğru giderseniz çiçekler tam açılmış olur ve daha güzel kokar diye düşünüyorum. Temmuz da başlayıp ağustosun ilk haftası hasatla bitiyor.

Lavanta Bahçeleri
Lavanta Bahçeleri

Tarlaların yanına konseptler hazırlamışlar.Bizim gibi gelenler fotoğraf çekebilsin diye. Ben basında gördüğüm kapıların peşindeyim. Sorup duruyorum. En sonunda o kapının, müzisyenlerin, festival havasının sadece iki gün sürdüğünü, tanıtım için olduğunu ve bittiğini öğreniyorum.

Lavanta Bahçeleri
Lavanta Bahçeleri

Biraz hayal kırıklığı yaşıyorum. İnsan ne gördüyse onu bulmak istiyor haliyle. Sadece bir ay sürecek olan hasat öncesi, hiç değilse haftasonu gelenler için bu festival havasının devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyorum.Lavanta Bahçeleri
Bahçenin içinde başka fotoğraf grupları da var. Onlar rus manken getirmişler. Bizim grubun erkekleri rus mankenlerin peşinde fotoğraf çekmek için koşturuyor. 

Lavanta Kokulu Köy

Yüzlerce foto çekip, tarlanın yanında  çaylarımızı içiyoruz.  Sırada Kuyucak yani Lavanta Kokulu Köy var. Kuyucaklı Yusuf filminin çekildiği yer aslında bu köy. Köyün adı sonradan değiştirilmiş. Burası Fransa’nın Provence bölgesini Türkiye’de gerçekleştirme projesi. Buranın iklimi lavanta için uygun olunca köylü kadınları Fransa’ya götürüp bu işin nasıl yapılacağıyla ilgili eğitimler aldırmışlar ve buranın geçim kaynağı oluvermiş. Lavanta Kokulu Köy

İlk önce köyde yolun üstündeki Lavanta cafede lavantalı dondurma alıyoruz.Küçük kapların içindeki dondurmalar 5 lira ve bize biraz pahalı geliyor. Şansıma da  benim dondurmamdan lavanta çıkmıyor. Köyde bir sürü lavanta temalı ürün satılıyor.Lavanta Kokulu Köy

Ben Kadın Girişimcilerin kurduğu kooperatifin peşindeyim. Birkaç kişiye sorunca cafenin terasından uzaktaki mor binayı gösteriyorlar. Normalde tur otobüsleri direkt buraya gidiyor. Biz köyün içinden yürüyerek bu cümbüş yerine ulaşıyoruz. Nasıl güzel süslemişler. Süslemeleri, taçları, bebekleri, keseleri…Lavanta Kokulu Köy

Tepesi hasır kaplı güzel bir restoran yapmışlar. Yemekleri de uygun fiyatlı. Bahçesinde köy mahsulü ürünler ve kadınlar ürettikleri satıyor. Lavanta Kokulu Köy

Yolda küçük keselerin tanesini iki liraya alırken burada kocaman bir torba lavantayı 5 liraya alıyoruz. Keselerini siz yapacaksınız ya da evdeki eski keselerinize dolduracaksınız. Yer gök her yer mor, her yer lavanta. Benim rengim, benim kokum. 

Sagalossos Antik Kenti’ni gezip tekrar bahçelere dönmeye niyetimiz var. Sabah yakalayamadığımız gün doğumunun yerine gün batımını fotoğraflamayı hedefliyoruz. Onu da başaramadığımızı söylemek zorundayım. Güneş tam tepedeyken çekebildiğimiz fotoğraflarımız ve hafızamıza kazıdığımız uçsuz bucaksız bahçeler karımız oluyor. 

 

  • Kovada Gölü
  • Akpınar Seyir Terası
  • Ağlasun
  • Ağlasun
  • Ağlasun
  • Sagalassos Antik Kenti
  • Sagalassos Antik Kenti
  • Sagalassos Antik Kenti
  • Sagalassos Antik Kenti
  • Sagalassos Antik Kenti
  • Sagalassos Antik Kenti
  • Kovada Gölü
  • Kovada Gölü
  • Kovada Gölü
  • Felekabad Göl Levreği
  • Eğirdir Gölü
  • Eğirdir Gölü
  • Sagalassos Antik Kenti

Sagalassos Antik Kenti
Sagalassos Antik Kenti

Sagalassos, Kovada, Eğirdir, Burdur ve Isparta’daki görülecek birbirine yakın yerler. Sagalassos hiç beklenmedik bir süprizdi. Kovada çok bakir, Eğirdir deniz gibiydi. Birbirlerine çok uzak olmayan Sagalassos antik kenti, Kovada gölü ve Eğirdir gölünü mutlaka gezmelisiniz. Hatta daha fazla zaman ayırmalısınız.

Ağlasun

Yirmi beş fotoğrafçı Sagalassos antik kente doğru yol alıyoruz. Antik şehir Burdur’un Ağlasun ilçesinde. UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’nde bulunan Sagalassos Antik Kenti, milattan önce 333 yılına dayanan geçmişiyle bizi bekliyor.

Ağlasun
Ağlasun

Öğle yemeği için duran ekip dört ayrı yere dağılıyor ama yine de bu kadar insana alışık olmayan ilçede yemek sıkıntısı yaşanıyor. Biz Ağlasun merkezindeki tarihi çınarın gölgesinde, çınarın gövdesinin bomboş olan içine gire çıka, fıskıyelerle oynaya oynaya zaman geçiriyoruz.

Ağlasun
Ağlasun

Bizim yaramaz çocuklar gibi sularla oynamalarımızı, onlarca fotoğraf çekmemizi ağacın gölgesinden merakla seyreden Ağlasun halkına selam olsun.

Ağlasun
Ağlasun

Sagalassos Antik Kenti

Daracık bir yoldan kıvrıla kıvrıla tırmanarak ulaştığımız Sagalassos Antik Kent’i girişi 10 lira, müze kartlılara ücretsiz. Benim banka kartım bana 2018e kadar artık yeter demiş, 10 lirayı ödeyip giriyorum. Tanıtım broşürü yok. Görevliye hızlıca sorduğum nerede ne var infosu aldıktan sonra antik şehirdeyiz. Sagalassos, Antalya’ya 110, Isparta’ya 41 km, Burdur’un Ağlasun ilçesine 7 km uzaklıkta antik bir kenttir. Antik Yunan’da Pisidya’nın başkenti olan bu şehrin çoğu yapısı kısmen ayakta hala.  

Sagalassos Antik Kenti
Sagalassos Antik Kenti

Yine kalabalık ama bu sefer yerli turistler var bizim gibi. Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Helenistik dönem, Romalılar, Selçuklular. Kimler kimler yaşamış kimbilir. 9000 kişilik tiyatrosu yaşanan depremlerin izini hala taşıyor ama yine de gayet iyi durumda. 

Sagalassos Antik Kenti
Sagalassos Antik Kenti

Sagalassos Antoninler Çeşmesi de depremlerle toprak alında kalmış ve sonrasında 2000 yılında tamamlanan kazılarla tekrar gün yüzüne çıkarılmış. 1800 yıl sonra tekrar su verilen çeşmeden gürül gürül su akıyor ve ben tabi ki dayanamayıp akan suya giriyorum.

Sagalassos Antik Kenti
Sagalassos Antik Kenti

Burada bulunan heykeller Burdur Arkeoloji müzesinde sergileniyor, yerine alçıdan heykeller yapılmış. Uzaktan ilk gördüğümde “aa ilk defa kafaları olan heykeller görüyorum“dedim ama sevincim kısa sürdü. Onlar kötü birer kopya. Herşeye rağmen akan buz gibi suyuyla, sütunlarıyla çok az bilindiğini ve burada kaderine terkedildiğini düşünüyorum.

Sagalassos Antik Kenti
Sagalassos Antik Kenti

Oldukça geniş bir alana yayılan antik şehir sonrası Keçiborlu’ya hareket ediyoruz. Lavanta zamanı ve Isparta’da ki tüm oteller dolu. Keçiborlu’nun tek otelinde akşam yemeği sekizde bitiyor biz hala yollardayım. 

 

Sagalassos Antik Kenti
Sagalassos Antik Kenti

Elimizi yüzümüzü bile yıkamadan direkt yemeğe oturuyoruz. Otel işletmecisi “işinize gelirse, bizde böyle” diyor. Aslında kışın öğrenciler için apart yazın bizim gibilere otel. İşletmecinin tavrını anlamakta zorluk çekiyoruz. Keçiborlu’ya gelirseniz otele en yakın tekele uğrayıp sohbet etmeden dönmeyin derim. Sabah erkenden yine yollardayız.

Sagalassos Antik Kenti
Sagalassos Antik Kenti

Kovada Gölü

Hazır gelmişken Kovada gölü ve Eğirdir gölüne gitmeyi planlıyoruz. Bir buçuk saatin ardından Kovada Gölü‘ndeyiz. Yemyeşil bir cennet. Menengiç ağacı gördüm mesela. Çok farklı ağaçları bir araya getirmesinden dolayı 1970 yılında Milli park, 1992 yılında da sit alanı ilan edilmiş. Bu kadar bakir bir göl daha önce görmemiştim. 

Kovada Gölü
Kovada Gölü

Oldukça sığ olan gölde sazan, tatlı su istakozu, kadife ve tatlı su levreği yetişiyor. Yeşil bitki örtüsünden dolayı çok sığ olmasına rağmen dibi gözükmüyor.

Kovada Gölü
Kovada Gölü

Yemyeşil bir göl. Geçtiğim ay Salda gölüne seyahatim sırasında bana ulaşan pilot okuyucum Kovada gölünü havadan gösterme sözü vermişti ama son dakika gelmem sebebiyle uçuşu gerçekleştiremedik. Havadan görüntülerinin olduğu fotoğraflar müthiş. Bir daha gelebilirsem bunu mutlaka gerçekleştirmek istiyorum.

Kovada Gölü

Kırmızı yusufçuklar, kurbağalar, çok çeşitli ağaçlar, daracık patikalar… Devamlı kurbağalar zıplayıp duruyor. Biraz sivrisinek var doğal olarak. Yukarı da bir cafe vardı ama biz gittiğimizde kapalıydı. 

Kovada Gölü

Eğirdir Gölü

Sonra son hız Eğirdir Gölü Yeşil adadayız. Deniz gibi bir renge sahip ve taşlık bir dibi var. Türkiye’nin üçüncü en büyük tatlı su gölü Eğirdir gölü. Burası bölge halkı tarafından deniz tatili olarak kullanılıyor. Pek çok plajıyla, yelken sporlarıyla hatta dalış yapılabilmesiyle, denizi andıran masmavi rengiyle mutlaka gelinesi bir yer. İlk defa, gittiğim bir yerde yarım saat kalıcaz dedikleri için suya giremeden dönüyorum. O yarım saat daha sonra bir saat sonra iki saat olarak devamlı değişiyor. O göle girip yüzemediğim için içimde ukte olarak kalıyor.

Eğirdir Gölü

Aya Stefanos kilisesi kapalıydı biz gittiğimizde. Oldukça turistik bir yer burası. Pansiyonlar, cafeler, restaurantlar. Son değişen kararla öğle yemeğimizi burada yiyelim diyoruz. “Eğirdir de ne yenir?” diye sorduğumuzda “göl levreği” cevabını alıyoruz. Rastgele oturduğumuz Felekabad Restaurant bize çok lezzetli göl levreği pişiriyor. Un soda salçadan oluşan gevrek bir katmanda pişiyor. Burada balığı bütün görmeniz imkansız. Bu kadar insana yetişmediği için genelde buzlu ve fileto şeklinde saklıyorlar. Felekabad Restaurant alkolsüz bir aile işletmesi, pansiyon ve cafeleride var. Tesadüf bizimle ilgilenen kişi dükkanın sahibi çıkıyor ve mütevaziliğiyle Cemal bey bizi mestediyor. İki kişi balık salata ve içeceğe 50 lira ödüyoruz. Tadı damağımızda kalıyor.

Felekabad Göl Levreği
Felekabad Göl Levreği

Yeşilada da tekneyle gezinti yapabilirsiniz. İlknur abla sizi tüm ilgisiyle karşılar ve hem kendisi hem abisi sizi gezdirebilir. Eğer iki üç kişiyseniz 30 liraya, daha kalabalıksanız kişi başı 5 liraya gezebilirsiniz. Havanın müsaitlik durumuna göre tüm adanın etrafını gezdiriyorlarmış. Hava esintili olduğu için biz tekne turuna çıkamadık.Eğirdir Gölü

Akpınar Seyir Terası‘ndan tüm Yeşil adayı kuş bakışı görebilirsiniz. Manzara gerçekten müthiş. Bizim arkadaşlar dönüşe geçmek istediklerinden oturup bir çay içemedik ama siz benim için içip manzaranın tadını çıkarın. Manzaramızı seyredip, fotoğrafladıktan sonra yolumuz uzun deyip yola koyuluyoruz.

Akpınar Seyir Terası
Akpınar Seyir Terası

Isparta’ya gelmişken güllü bir şeyler almadan dönmek olmaz. Gül için, lavanta için, yemek için, Afyon’un sucuğu, lokumu derken adım başı durarak şarkılar, şakalar, kahkahalar eşliğinde gecenin bir yarısı bitmiş vaziyette İstanbul’a ulaşıyoruz. İlk defa dönüş yolunun çoğunu uykuda geçirsem de gözümü açabildiğim her an çok eğlendim.

Aklımda kalanlar: Sagalassos antik şehrinin buz gibi suları, Kovada gölünün bakirliği, Eğirdir gölünün denizle yarışır hali.

Aklımda kalan lezzetler: Felekabad restaurantın göl levreği ve güzel salatası

  • Salda Gölü Yolu
  • Salda Gölü
  • Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
  • Salda Gölü Yeşilova Belediyesi'nin Kamp Alanı
  • Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
  • Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
  • Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
  • Yeşilova Belediyesi Kamp alanı
  • Salda Gölü Kamp Alanı
  • Salda Gölü Bungalov
  • Salda Gölü Günbatımı
  • Salda Gölü Günbatımı
  • Salda Gölü Günbatımı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Mars yolundayım. Salda’ya gidiyorum. Çok merak ediyorum. Türkiye’nin Maldivleri Salda, yeryüzündeki Mars oluşumlarının olduğu iki yerden biri. Diğeri Kanada’da. Salda  Gölü fotoğraflardaki gibi mi? Gerçekten turkuaz suları bembeyaz kumsalları var mı? Heyecanlıyım çok. 

Salda Gölü’ne Nasıl Gidilir?

Salda Gölü Burdur’un ilçesi Yeşilova‘da. Yeşilova’ya 5 km, Burdur’a 56 km, Denizli’ye 96 km, Antalya’ya 159 km mesafede. Biz Akyaka‘dan Salda Gölü’ne gitmek üzere yola çıktık. Hiç zorlanmadan iki buçuk saatte Salda Gölü’ne varabiliyorsunuz. Navigasyonla zaten artık kaybolma riski yok gibi bir şey. Zaten yaklaştıkça Salda gölü tabelaları çıkıyor. 

Salda Gölü Yolu
Salda Gölü Yolu

Geldiğimiz yolda Salda kayak merkezi tabelaları görüyorum. Kayakta yapıldığını yazdım aklıma. Demek ki kayağa da gelinecek ve buranın kış hali de görülecek. Yol beni Salda‘ya kavuşturduğu yerde gölün tamamını görebiliyorum. Ortası lacivert kenarlar turkuaz ve bembeyaz kumsallar. Woww kelimesi döküldü ağzımdan. Ne tarafa gideceğimizi gösteren bir tabela yok. Salda yazıyor ve bir ok gölü gösteriyor. Salda‘ya geldiniz ve sağa döndünüz. Dümdüz yolun solunda Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı tabelası görünceye kadar yolu bırakmayın. Geri dönmeyin. İnternetten bakıp gördüğüm Yeşilova Belediyesinin Kamp Alanı’nı arıyoruz.

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Salda’nın bir krater gölü olduğunu, Türkiye’nin en derin , dünyanın üçüncü en derin gölü olduğunu ve marstaki kaya oluşumdalarından dolayı sit alanı olduğunu okudum geldim. Sit alanı olduğu için her yere çadır kurdurmuyorlar. Sit alanından dolayı çivi çakılamıyor deniliyordu ama gölün kenarında kocaman bir otel gördüm. Yoldan giderken bir oraya bir buraya girip geri dönüp biraz bocaladık. Belediyenin kamp alanının önüne gelinceye kadar bir tabela yok ve çok keskin bir girişi var.

Salda Gölü Kamp Alanı

Sonunda kamp alanını bulduk. Bir heves arabadan iniyorum hemen. Göle bir hayli mesafedeyiz. Ne yapacağımızı düşünürken bir görevli bizi aydınlatıyor. Canımızın istediği yere, gölü görebileceğimiz yere çadırımızı kuramayacağımızı öğreniyoruz. Gölle arasında bayağı bir mesafede en önde sıra sıra bungalovlar var.

 

Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı

İçinde çift kişilik ve tek kişilik yatak ve banyo var. Verandasında masasıyla sandalyesiyle 75 lira verip göle karşı uyuyup uyanabilirsiniz ama biz kamp yapmak istiyoruz. Göle karşı uyuma, gölü seyretme, gözümü açtığımda gölü görme hayallerim suya düşüyor.
Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı

Bungalovlar

Bungalovlarla çadırları ayıran bir tel örgü bulunuyor. Bungalovların arkasında tam bir çadır kent var. Çevre illerden geliyorlarmış. Çadır yeri ücretsiz olunca bildiğiniz ev gibi çadırlar, tüm donanımlarıyla bir mahalle görünümünde. Haftasonları ve tatillerde dolup taşıyormuş. O çadırların hepsinin geldiğini gözümün önüne getirdiğimde hafta içi geldiğime, sezon dışı orada oluşuma şükrediyorum.Salda Gölü Kamp Alanı

Bizim gibi gelenler onlarında arkasında. Bir tane daha kamp alanı varmış ama zaten saat ilerlemiş, göle bir an önce inme isteği hava kararmadan çadırımızı kurma isteğiyle birleşince kaderimize razı olup bari priz yanı olsun diyerek en stratejik konumu seçmeye çalışıyoruz. Birkaç ağaçta üçlü prizler var.
Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
Arabamızı çadırımızın yanına parkedebiliyoruz. Kamp alanındaki wc temiz, her şey ücretsiz, giriş ücreti yok. Haydi göle. Gittiğimizde ki hafif rüzgar bir anda yağmur ve küçük bir fırtınaya dönüşüveriyor. Belediyenin plajında beyaz kumlara ulaşıp göle ayaklarımı sokuyorum. Sahilde bize oyuncu bir sürü köpek eşlik ediyor. Yanımızda ki iran kedimizle dostça oynuyorlar.Yeşilova Belediyesi Kamp alanı

Hava patlayınca aramızdaki kite surf yapan arkadaşımız bir heves malzemelerini alıp geliyor ama hazırlanıncaya kadar hava yatıyor. Salda‘da kite yapma hevesi kursağında kalıyor. Olsaydı efsane olacaktı ama. Hava yatar yatmaz hemen gidip çadırımızı kuruyoruz ve Yeşilova köyüne akşam için alış verişe gidiyoruz. Aslında kamp alanında bir restoran var, fiyatları da çok makul ama biz kamp olayının vazgeçilmezi olan mangal olayında kararlıyız.

Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı

Yeşilova‘ya köy demek biraz haksızlık olur. Bakkalı bile takım elbiseyle karşılıyor bizi. Kadın kasabı muhteşem etler veriyor. Fiyatlar makul. Hiç bir şey almadan geldik ama ne aradıysak bulduk. Köyde yemek için bir sürü alternatif var. Kamp alanımızda motorcu gençler var. Biri ateşi yakıyor, ben yanımda getirdiğim haşlanmış patatesle salata yapıyorum, diğeri salataya yağ buluyor.

Salda Gölü Günbatımı ve Gece

Kamp ortamlarının bu dayanışmasını çok özlemişim. Gün batımı için koşma zamanı. Günü efsane şekilde batırıyoruz. Boş bungalovlardan birinin verandasına oturup uzaklara dalıp dalıp gidiyoruz.

Salda Gölü Bungalov
Salda Gölü Bungalov

Akşam masamız kurulmuş, mangalımız yanmış, karnımız doymuş, hoş sohbetler edilmiş, etrafımızda en az beş köpeğimiz ve meraklı kedimizle uzaktan gelen sonrasında sabaha kadar susmayan bir eğlence mekanının müziğiyle geceyi tamamlıyoruz.

Salda Gölü Günbatımı
Salda Gölü Günbatımı

Burada internet çok sağlıklı olmadığı için telefonlarımızı bir kenara bırakıp özgürlüğümüzün tadını çıkarıyoruz. Dünyadan kopmak hele ki kamp alanındaysak ruhu güzel temizliyor. Siz siz olun masa üstünde bile olsa dışarıda yiyecek bırakmayın. Yüksek volüm müzikten anca uyumayı başarmış ben gecenin üçünde bir gürültüyle fırlıyorum.

Salda Gölü Günbatımı
Salda Gölü Günbatımı

Dışarıda biri var, dışarıda biri var. ” Uyku sersemi kaç kere söyledim bilemiyorum.Dışarıda köpekler var. Kafamı çadırdan uzattığımda masanın üstündeki her şeyi yerde görüyorum , diğer tarafa bakınca iki ayağının üstüne kalkmış kocaman bir köpeğin motorlara saldırdığını görüyorum.

Salda Gölü Günbatımı
Salda Gölü Günbatımı

O kadar gürültüye bir tek benim uyanmam çok tuhaf. Köpeği kovalamasak motoru devirecek. Sonrası uzaktan gelen türkülerle uyuma zamanı. Gece böyle geçince sabah geç kalkıyorum.

Salda Tabiat Parkı’na Nasıl Gidilir?

Çok severim kamp sabahlarını. Yine eldeki kısıtlı imkanlarla herkes bir şeyler hazırlar. İp gibi akan bir suda bir şeyler yıkanır, hazırlanır, kahvaltı edilir ama beş yıldızlı bir mekan olsa şuradaki tadı vermez. Çadırımızı toplayıp Salda‘yı gezme ve tadını çıkarma zamanı. Toparlanıp geldiğimiz yöne geri dönüyoruz ve Salda Gölü Tabiat Parkı tabelası görüyoruz. Gelirken görmedik böyle bir tabela. Neden?

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Çünkü tabela sadece bu yönde gidenler için, diğer yönden gelenler Venüs Restoran tabelasından girecekler ve yol ikiye ayrıldığında sola dönecekler. Tabiat Parkı halkın değimiyle Orman Kampı, araç giriş 7,5 lira. Yaya 2 lira, motorsiklet 5 lira. Yeni yapılmış sanırım, her yer pırıl pırıl. Çam ağaçlarının yeşilliği bembeyaz kumlarla birleşip turkuaz sulara kavuşuyor. Gölün turkuaz rengi masmavi gökyüzünün bulutlarına karışıyor. Müthiş bir bulut şöleni var. Benim gibi bulut fotoğrafı çekmeyi sevenler bayılacaklar.Denizden 1193 metre yukarıdayız. Bu güzel bulutların sebebi bu olabilir mi?

Salda Gölü
Salda Gölü Tabiat Parkı

Bir gün önce kimsenin birbirine itiraf etmediği, neşe kaçırmamak için sustuğu, belediye plajının yarattığı hayal kırıklığı burada mutluluğa dönüşüyor. Burası o fotoğraflarda gördüğümüz yer. Keşke burada kamp yapmamıza izin verselerdi, keşke ücretli olsaydı biz razıydık sohbetleri dönüyor. Burada kamp yasak.

Salda Gölü’n de Yüzülür mü?

Uzun ve geniş bir plaj. Kum dediysem öyle normal kum hayal etmeyin. Sert minik kaya parçası gibi. Her yerde göle girmek yasak yazıyor ama soyunma kabinleri ve duşlar var. Göle dubalar çekilmiş. Biz gittiğimizde kimsecikler yoktu. Bembeyaz kumsalda bir başınaydık. Bize özel böylesi bir plaj. Masal gibi, hayal gibi.

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Salda‘ya gelipte yüzmeyeceğim düşünülemez. Göl krater gölü olduğu için bir adım sonrası aniden çok derinleştiği ve insanların boğulduğu söyleniyor. Aman siz dikkatli olun. Tabiat Parkı‘nın dubalarla çizilmiş yeri bana güvenli geldi. Doğal olarak gölün dibine bata bata ilerliyosunuz. Su berrak ve biraz soğuktu.

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Salda Türkiye’nin en temiz suyu. Bir Zanzibar değil ama. Bunu söylemek zorundayım. Daha önce orayı görmemiş olsaydım burasının beni çok etkileyeceği tartışılmaz ama çıtam fazla yüksek sanırım. 184 metre derinliğiyle ölçülebilen Türkiye’nin en derin gölü. Turkuaz sulardan birden laciverte dönüşmesinin sebebi bu.

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Güneş çıkınca göl sihirli bir değnek değmişçesine turkuaz rengine bürünüyor. Sodalı ve magnezyumlu suyu bu kumların rengini veriyor. Hatta bir zaman burada kalan her şey beyaza dönüşüyormuş. Dönüş yolunda “ayaklarımıza noldu?” sorusunun cevabı da buymuş. Saça ve cilde iyi geldiği de doğruymuş. Dönerken hepimiz pamuk gibiydik ama saçlarım renk değiştirdi.

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Kumların beyazlığından göz açmak imkansız gibi. Bu beyazlıktan fazlaca yandık. Hassas olanlar güneş kremlerini unutmasın. Gölde üç adet endemik balık türü var. Burası soyu tükenen dik kuyruk ördeklerinin kışı geçirdikleri yer. Gölde su yılanı olduğu ama zararsız olduğunu duyduk. Orman kampında karşılaştığımız sincapla mutlu olduk.

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Salda’dan aklımda kalanlar: Bembeyaz kumlarda yuvarlandım, turkuaz sularda yüzdüm, maskeyle suyun dibindeki otları seyrettim, bulutlara doydum, ıssız bir plajda güneşlendim, bir sürü köpekle arkadaş oldum, bir iran kedisinin Salda kumlarında oynayışına şahit oldum. Eski günlerdeki gibi kamp yaptım.