• Bademli, Pissa Koyu

Bademli Köyü’nü çok uzun zamandır biliyorum ama bir türlü yolum düşmüyordu. Bademli Köyü nasıl olduysa hala çok sakin, hala çok bakir yerler barındırıyor. Bademli Köyü’n de herkesin bildiği Killik Plajı haricinde benim daha çok sevdiğim Pissa Plajı oldu. Şezlong şemsiye ve insan kalabalığından uzak cennet gibi uçsuz bucaksız bir plaj. 

Bademli Köyü

Bundan tam 25 sene önce ki motorla çıktığım Ege turunu yeniden gerçekleştiriyor gibiyim. Dikili bir sonraki durağım. Dikili de ki Bademli Köyü‘nü çoktandır merak eder dururdum. Bademli köyüne Dikili merkezden geçilerek gidilebiliyor. Dokuz km uzaklıkta sadece. Bademli Köyüne girince çarşısının orada arabayı park edip duruyorum. Çok güzel bir örme çantayla göz göze geliyorum. Onu ören harika kadınla sohbet ediyorum önce.

Nereye gideyim nereyi göreyim sorularıma muhtar nerede ekleniyor. Bademli köyünün muhtarı bir kadın. Tam da oradaki kahvede oturmuş çay içiyordu. Kısa bir tanışmadan sonra bana kayıp şehirden Fransızların geçen sene gelmesinden ve kayıp şehrin burada olduğunun kesinleştiğinden bahsediyor. Bana koruk suyu ikram ediyor. “Bu koruk suyunu sadece Bademli de içersin” diyor. 

Bademli küçücük bir köy ve oldukça sakin geldi bana.Herkes birbirini tanıyor. Söylediklerine göre artık köy değil mahalleymiş. Küçük sakin bir ege kasabasına yerleşeyim klişesi burası için çok uygun. Zaman durmuş gibi.

Pissa Plajı

Bademli Köyü’nde ki çarşıdan çıkınca yön ağacı dedikleri bir göbeğe geliyorum. Cansız bir ağaç koymuşlar. Sanırım o ağaçtan sağa dönmem gerekiyor. Orası sahile giden yol. Bir müddet sonra solda kokereççiyi görücem ve oradan sola gidersem Pissa Plajı‘na ulaşıcam.

Toprak bir yola sapıyorum. Bir müddet sonra solumda bir deniz beliriyor. Yola devam etmek gerekiyor. Böyle doğru düzgün yol olmayan yerlerde nerede olduğumu asla bilemiyorum. “Nereye gidiyorsun ey Bahar” diyorum. Çoğu zaman kaybolsam da bu sefer bulacağımdan eminim. Muhtar bana bir kroki çizdi. Ona göre doğru yoldayım.

O toprak yolu hiç bırakmazsanız sizi Pissa Plajı’na götürüyor. Bademli köyüne 15 dakika uzaklıkta. Herhangi bir tabela yok. Oldukça büyük bir plaj burası. Yukarıdan bakınca mavinin tonlarının birbiriyle dansına şahit oluyorum. Herhangi bir ücret yok. Arabayı yukarı bırakıp azıcık aşağı yürüdüğünüzde plajın altın kumlarına ulaşıyorsunuz.

Çok kalabalık değil. Kayıp şehrin peşine düşmeden önce biraz serinlemek istiyorum. Hava çok sıcak çünkü. Sahilden bakınca denizin ortasında ki bahsedilen adayı görüyorum. Tekneyle gidilebilen Ayanikola Kilisesi bu adada bulunuyormuş. Hava biraz esintili. O gün adaya gidemeyeceğimi öğrendim önceden.

 

Kilisenin çoğunun yıkıldığını ama merdivenlerinin durduğundan bahsettiler. Sardala koyunda ki Mankaya geliyor aklıma. Oradaki kaya yapısına da çok benziyor. İlk fotoğraflarını gördüğümde Mankaya ‘mı diye bir eğilip bakmıştım. Pissa Plajı‘nda bir müddet yüzüp gelenlere kayıp şehri ve suyun içindeki kalıntıları soruyorum. Kimsenin haberi yok.

Toparlanıp çıkarken atılmış çöpleri görüp üzülüyorum. İnsanımız ne zaman öğrenecek böyle bakir yerleri temizleyen birilerinin olmadığını. Arabayı bıraktığım yerde zeytin ağaçları var. Burası doğayla baş başa bir deniz kampına çok uygun.

Killik Plajı ve Kayıp Şehir

Şimdi kayıp şehrin peşine düşmek için Killik Plajı‘nın olduğu tarafa gitmem gerekiyor. Geldiğim toprak yoldan geri asfalt yola çıkıyorum. Asfat yola çıktığımda sağa gidersem Bademli Köyüne, sola gidersem Killik Plajına ulaşıcam. Muhtarın bana çizdiği kroki bu şekilde.

Killik tarafına gidince sağı takip edip üç katlı beyaz evin oradan dönmem gerekiyor ama ne yaptıysam o beyaz eve ulaşamıyorum. Sahil şeridi boyunca ücretli kamp alanlarından geçiyorum. Döne döne başım dönüyor. Bir Yahudi Kalesi ve kayıp şehir var. Birkaç kişi duymuş biliyor ama tarif edemiyor.

Yazlıkçıların evlerinin bulunduğu tek bakkalın oradan sahile inmemi söylüyorlar. İniyorum. Sorduklarım benimle dalga geçiyor. Gidemezsin bulamazsın. Umudumu kaybetmeye başladım. Hava çok sıcak çünkü. Sahilde de bir fırtına hakim.

Sahilde ki evlerin önünden toprak yola sapıp denize kadar gidiyorum. Bir yıkıntıya ulaşıyorum ama hava öyle çok esiyor ki suya girip kalıntıları görmek hayal oluyor. Kayıp şehir öyle bir kaybolmuş ki kimse bulamıyor. Sanırım Fransızların geri dönüp o kayıp şehre giden bir yol ve tabela koymasını beklemem gerekiyor. Belki kazıp çıkarmaları gerekiyor. Bende rotamı hali hazırda bilinen başka bir antik kente Bergama‘ya çeviriyorum.

Belki kayıp şehri bulamadım ama daha önce adını duymadığım iki güzel plaj gördüm, öğrendim. Killik koyu bilinen ve yerleşilmiş bir yer olmuş ama Pissa Plajı zeytinliklerin içinden gidilen henüz kimsenin kapmadığı bir yer halihazırda. 

  • Prodivers Ayvalık
  • Ayvalık Dalış
  • Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi
  • Bir dalış günü sonu
  • Nuri Hocam çok sever beni
  • Prodivers Ayvalık
  • Ayvalık Bit Pazarı
  • Ayvalık, Cunda Adası
  • Ayvalık, Cunda Adası
  • Ayvalık, Cunda Adası
  • Dalış sonrası dinlence
  • Prodivers Ayvalık Dalış
  • Nuri Hocam çok sever beni
  • Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi
  • Prodivers Ayvalık
  • Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi
  • Prodivers derin dalış
  • nerdesinbahar
  • Ayvalık Şeytan Sofrası
  • Ayvalık Şeytan Sofrası
  • Ayvalık Şeytan Sofrası
  • Ayvalık Şeytan Sofrası
  • Ayvalık Şeytan Sofrası Günbatımı
  • Ayvalık'ın daracık sokakları
  • Ayvalık Cafe Caramel
  • Ayvalık Cafe Caramel
  • Ayvalık Cafe Caramel
  • Ayvalık Cafe Caramel
  • Ayvalık Kırmızı mercanlar
  • Prodivers Ayvalık, kahvaltım çekirdekli simit
  • Ayvalık sualtı
  • Ayvalık sualtı
  • Ayvalık, Kırmızı Mercanlar

Dünya da sadece iki yerde Kırımızı Mercan bulunuyor. Biri İtalya’nın Portofino bölgesinde diğeri Türkiye de Ayvalık da. Ben de Kırmızı Mercanların peşinde Ayvalık’dayım. Kırmızı Mercanlar oldukça derinde. Bu yazı da Ayvalık’ın muhteşem sokakları ve Kırmızı Mercanları için yazıldı. Bilmeyenler bilsin, duymayanlar duysun diye.

 

20 saatlik yolculuğun Dalyan Pembe göl sonrası sırasıyla sahil beldelerinden geçiyorum. Ören’e kadar sadece müzik dinleyip manzara seyretmekle geçiyor. Yalnız yolculuğun tek dezavantajı hem araba kullanmak, hem video çekmek, hem de mesajlara cevap vermek oluyor. Ören benim uzun yıllar gittiğim ve tatil yaptığım yer olup eski adresleri bir bir dolanıp hasret giderince karanlığa kalıyorum. Tek karanlığa kalan ben değilmişim. Tatliş otostopcularım Fulya ve Cengiz’i Ören’den alıyorum.

Prodivers Ayvalık
Prodivers Ayvalık

Prodivers Ayvalık

Ayvalık’a kadar bana eşlik ediyorlar. Onlar kampa ben Ayvalık da ki evim Prodivers Ayvalık Dalış Tekneme geliyorum. Evden çıkarken buraya uğramak aklımda vardı ama zamanı belli değildi. Kırk kapı yaptıktan sonra baktım hala halim var “sür Bahar Ayvalık’a ve haftasonu dalışlarını yakala” dedim. Tekneye adım atar atmaz teknenin sorumlusu Nuri hocam ve Afrika seyahatinde beraber olduğumuz Ülkü’yle karşılaşıyorum. Uzun zamandır görüşemedik. Eski dostlarla kucaklaşmak uzun yolun en güzel armağanı oluyor.
Prodivers Ayvalık, kahvaltım çekirdekli simit
Ayvalık da 4 tane dalış teknesi var. Hepsi yan yana ve Ayvalık tostçularının tam karşısında. Ayvalık’a geldiğiniz de Prodivers Dalış Teknesi’nde kalabilirsiniz. Amacım dalmak olsa da teknede konaklamak fikri de çok cazip itiraf etmeliyim. Tekneye eşyalarımı bırakıp Ayvalık tostu yemek üzere teknenin karşısındaki tostçularda alıyorum soluğu. 12 lira bir tost ve çok lezzetli. Gece teknede uyuyacam.

Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi

Her zamanki yerimde bir yer hazırlıyorum kendime. Uyku tulumum ve ben çok mutluyuz. Öyle yorgunum ki hemen uyuyorum. Sabaha karşı yarın ki dalışlar için gelenler var. Onlar da hemen bir köşeye kıvrılıp uyuyor. Sabah mis gibi bir güne gözümü açıyorum. Açık havada bir teknede uyumanın huzuru var üstümde. Aşağıya inip günaydın faslına katılıyorum. Ayvalık Simitçisi‘nden çekirdekli simit kapıp geliyorum. Tekneden aldığım bir çayla pruva da kendime denize nazır bir kahvaltı ısmarlıyorum.

Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi
Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi

Dalış teknemiz saat 10,30 da açık denizlere doğru yol almaya başlıyor. Tekne eski halinden 3 metre daha uzatılmış durumda. 80 kişiyiz. Dalış yapabilmek için hiç malzemeniz olmasa da bu teknelerde her şey mevcut ve fiyata dahil. Ayvalık için 2 dalış ve öğle yemekli dalış turları günlük 160 Lira. Discovery yani tanıtım dalışı da 160 Lira.

Nuri Hocam çok sever beni
Nuri Hocam çok sever beni

Ben geçtiğimiz sene hiç dalış yapamadığım için derin dalışa götürülmüyorum. Derin dalışta verilen bir saatlik bir duraklamadan sonra Hicaz Kaptan‘ın keçilerinin de yaşadığı İlyosta Adası‘na demirliyoruz. Dalışa girerken kendi tüpünüzü kendiniz bağlıyorsunuz ve çıktıktan sonra da kendiniz söküyorsunuz. Bu bröveli dalıcılar için geçerli. Eğer ki discovery dalış yapıyorsanız tüm her şey sorumlu hocalarca hazırlanıyor.

Nuri Hocam çok sever beni

İlyosta Adası‘n da muhteşem bir dalış yapıyorum. Bir kovukta izlediğim mürenden sonra istakozlarla dolu bir duvarda oldukça keyifli anlar yaşıyoruz. Çok özlemişim dalmayı ve unutmamışım hiç.

Bir dalış günü sonu

Cunda Adası

Ayvalık da gidilmesi gereken ikinci adres Cunda adasıdır. Henüz sezon başlamadığından Cunda’ya vapur yok. Otobüs ve dolmuş var. Otobüsle gidip gece ikiye kadar olan dolmuşlarla dönebilirsiniz. İkisi de 3 lira. Vapur olsaydı 5 liraydı.

Ayvalık, Cunda Adası
Ayvalık, Cunda Adası

Otobüsten inince burnuma çarpan anason ve kızarmış balık kokusu, adanın rakı-balık-ayvalık olduğunu hatırlatıyor bana. Sezon başı ne kadar güzel oluyormuş. 25 sene önce henüz çok gençken motorla Ege turuna çıkmış ve ilk Cunda adasında kamp yapmıştık. O hallerini bildiğimden sezonda Cunda’dan kaçardım hep.

Ayvalık, Cunda Adası
Ayvalık, Cunda Adası

Bu sefer Cunda tekrar gönlümü alıyor. Kordon boyunca uzanan meyhaneler, ara sokaklarında ki incik boncukcular akşam ki oyun alanım oluyor. Tasarım takılar bulabileceğiniz her bir tezgahın farklı olduğu şıkır şıkır ışıklı sokaklar beni çok mutlu ediyor. Hep böyle güzel kal Cunda.

Ayvalık, Cunda Adası
Ayvalık, Cunda Adası

Derin Dalış Nasıl  Birşey

Dalıyorum dediğiniz anda size sorulan ilk soru “kaç metre? “olur. Dalmanın metreyle bir alakasının olmadığını anlatmak da pek kolay olmaz. Görebileceğiniz güzel şeyler aslında yukarılardadır. Aşağılara indikçe renkler kaybolur zaten. Derin dalışın bir amacı olmalı ki dalalım. Görmeye değecek bir şeyler olmalı. Çünkü derin dalış biraz tecrübe ister. 

nerdesinbahar
nerdesinbahar

Çok uzun yıllar kıdemli bir bir yıldız olarak kalmıştım ben. Tembel bir dalıcı olarak yeter sanmıştım. Birkaç dalışımı çaylaklara kurban verince eğitimleri tamamlayıp iki yıldıza geçtim ve çok da iyi etmişim.

Prodivers Ayvalık
Prodivers Ayvalık

Derin dalış uçsuz bucaksız mavi bir körlük benim için. Nereye baksam bir mavilik bir bilinmezlik. Önünü görmeden yürüyebilir misin? onun gibi bir şey. Genelde çapa attığımız yerden zinciri takiple apiko atlayışlar yaparız. Derin dalış inmek ve çıkmak kadar hızlı gerçekleşiyor. Bu hızlı inişlerde kulaklar basınçtan çok ağrır. Benim ininceye kadar devamlı eşitleme yapmam gerekiyor. Yoksa ağrıya dayanmak mümkün değil. Zaten kulak zarımda yırtılabilir.

Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi
Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi

Sportif dalışlarda çok fazla decoya kalmamaya çalışırız. Deco; dipte kalış sürenize göre dalış bilgisayarının verdiği kadar dakika belli metrelerde bekleme süremizdir. Masmavi bir bilinmezliğe giderken ilk zamanlar yüreğim ağzıma gelirdi. Klostrofobik bir durum. Çoğu insan için çok zor.Bir hocanın peşine takılıp dibini görmediğiniz bir denizin metrelerce altına gitmek kolay bir şey değil.

Ayvalık sualtı
Ayvalık sualtı

İlk başta mavi bir körlükte giderken belli bir metreden sonra dibi görmeye başlarsınız. Ben hep karanlık olacağını düşünürdüm ama değil. Güneşsiz bir havada denizin dibine bakmak gibi. Renkler kaybolduğu için kırmızı mercanları mor gibi görüyoruz. Feneriniz varsa yakına gidip ışığı tutmanız gerekiyor.

Kırmızı Mercanlar
Kırmızı Mercanlar

Fotoğrafları da kocaman flaşlı makinalarla çekiyorlar. Derin dalışta indiniz, biraz dolandınız ve hemen çıkışa geçtiniz. Teknenin zincirinin etrafında bir dolu insan olur hep. Havası azalan yada biten dalıcılar için yedek deco tüpü de orada bulunur. En eğlenceli kısımda burasıdır. Belli bir metrede kendinizi suya çakıp beklerken muziplik yapmadan durulur mu hiç? En güzel şakalar burada yapılır. 

Ayvalık sualtı
Ayvalık sualtı

Ayvalık ve Kırmızı Mercanlar

Dünya da iki yerde kırmızı mercanlar var. Biri İtalya’nın Portofino bölgesinde diğeri Ayvalık. İtalya’dan sonra dünyanın ikinci kırmızı mercan bölgesi. Ezerbey, Kerbela ve dalıcıların hacı olduğu yer Deli Mehmet‘de 40 metrelerde görebileceğiniz kırmızı mercanlar insanı büyülüyor adeta.

Prodivers Ayvalık Dalış
Prodivers Ayvalık Dalış

Pazar sabahı dalış teknemiz çok daha erken hareket ediyor. Akşam şehir dışından gelen dalıcılar evlerine dönecekler. Ben bu senenin ilk derin dalışını gerçekleştiricem. Bayramdan önce kalabalık olmaz diye düşünerek geldiğim teknede Divefan Dalış klübüne ve Öztan Hocam’a denk geliyorum. Kışın kayağa gitmiştik hep birlikte.

Prodivers derin dalış
Prodivers derin dalış

Divefan Dalış Klübü ve Öztan Hocam’la dalıcam bugün. Divefan, Meksika’dan tutunda Maldivler’e kadar her yere gider dalmak için. Profesyonel fotoğraf makinalarıyla kırmızı mercanları fotoğraflama peşindeler bugün. Benim fotoğrafımı da Öztan Hocam çekti.

Ayvalık, Kırmızı Mercanlar
Ayvalık, Kırmızı Mercanlar

O kırmızı mercanlara fotoşopla yapıştırılmış gibi durduğuma bakmayın. Fotoğraf gerçek. 30 metreden sonra renkler kaybolduğu için bizim gözümüz sol omzumun orada ki gibi mor görüyor. Flash çakınca ya da fener tutunca kırmızı oluyor. Dalışta bir arkadaşımız narkoz yiyince sadece 30 saniye görebildiğim ve hemen çıkmak zorunda kaldığımız için sadece bir kare fotoğraf çekilebiliyor.

Ayvalık Kırmızı mercanlar
Ayvalık Kırmızı Mercanlar

Ben hiç ümitli değildim fotodan. Dalıştan çıkınca bakmadım bile ama efsaneymiş. Neyse ki kimseye bir şey olmuyor. Nedense her kırmızı mercan dalışımda bir şey olur ve ben göremem. Bu sefer 30 saniye de olsa görebildiğim bu muhteşem canlılar o kadar derindeler ki ulaşmak hiç kolay değil. Bir sonraki sefer görüşmek üzere kalbimi suyun 60 metre aşağılarda bırakıyorum.

Dalış sonrası dinlence
Dalış sonrası dinlence

Ayvalık Şeytan Sofrası

Dalışlar bitince gün batımlarıyla meşhur Ayvalık da kendime bir köşe seçmem gerekiyor. Ayvalık Şeytan Sofrası‘nın gün batımları da meşhurdur. Manzarası dillere destandır. Ayvalık merkeze de sadece 17 dakika uzaklıkta. Sahil şeridini takip edip kısa bir tırmanmadan sonra bu manzaraya ulaşıyorsunuz.

Ayvalık Şeytan Sofrası
Ayvalık Şeytan Sofrası

Araçlar için 5 lira otopark ödenebileceği gibi biraz aşağıya arabanızı bedava da parkedebilirsiniz. Sezonda iğne atsanız yere düşmez ama. Manzarayı görebilmek bile mesele oluyor bırakın fotoğraf çekmeyi. Gün batınca da herkes alkışlar bu durumu. Başka yerde denk gelmedim böyle bir şeye.

Ayvalık Şeytan Sofrası
Ayvalık Şeytan Sofrası

Şeytanın ayak izi olduğu düşünülen bir çukur var. Efsaneye göre bir iz burada diğeri Midilli Adası’nda. Adımını öyle kocaman atmış işte. 

Ayvalık Şeytan Sofrası
Ayvalık Şeytan Sofrası

Buranın mitolojide hikayesi şöyle geçmektedir: Zeus’un süt annesi İda , Zeus’a zarar vereceği gerekçesiyle Şeytanı kovar. Üç ayaklı olduğuna inanılan şeytanın bir ayağı İda dağı eteklerinde, bir ayağı Midilli adasında, bir ayağı da Şeytan sofrasındadır.

Ayvalık Şeytan Sofrası
Ayvalık Şeytan Sofrası

Bir diğer efsanede burada yaşamaya başlayan bir papaz yüzünden kuraklık olduğuna inanan hal papazı öldürmek için buraya gelir. Papaz bir sofra hazırlar. Kuraklıktan aç olan halk sofrayı görünce papazı unutur. Papaz bu esnada kaçar.

Ayvalık Şeytan Sofrası Günbatımı
Ayvalık Şeytan Sofrası Günbatımı

Ayvalık’ın Daracık sokakları ve Taş evleri

İki kocaman dalış dolu günü ardımda bıraktım. Son Ayvalık sabahım da bana kalan sokaklarda hasret gideriyorum. Cafe Caramel seneler önce arkadaşlarımla dolaşırken rastlayıp çok sevdiğim bir yer olmuştu. Sonraki gelişlerde hep kapalı bulduğumuz cafe kapanmamış aslında.

Ayvalık Cafe Caramel
Ayvalık Cafe Caramel

Biz hep pazara denk gelmisiz. İçerisi senelerce özenle toplanmış eşyalarla antika müzesi adeta. Ayvalık da bit pazarını sorun. O sokağın hemen başında burası. Harika lezzetler tadabilirsiniz. Ben damla sakızlı kahvelerini içtim. Mavinin her tonuna doydum, hasret giderdim.

Ayvalık Cafe Caramel
Ayvalık Cafe Caramel

Dalış sonrasında Ayvalık sokaklarını gezip birbirinden güzel butik dükkanlarında bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Fotoğrafçılar için cennet gibi olan bu sokaklarda zamanda yolculuk edebilirsiniz. Karadut ve koruk suyunun tadına bakabilirsiniz. 

Ayvalık'ın daracık sokakları
Ayvalık’ın daracık sokakları

Ayvalık tostçular çarşısında buraya özgü tostun tadına bakabilirsiniz. Ayrıca yine bu çarşının arka sokaklarında ki tarihi fırınlardan bir şeyler alıp muhteşem lezzetlerle tanışabilirsiniz. Yine o arka sokakların devamında ki Ayvalık Bit pazarını görmeden dönmemek lazım.

Ayvalık Bit Pazarı
Ayvalık Bit Pazarı

Özenle toplanmış eski eşyalar siz alıcılarını bekliyor. Uzun zamandır yolculuklarımda bir şey almamaya çalışıyorum artık. O muhteşem kahve fincanlarından almadan oradan çıkabildiğime hala inanamıyorum. Bankaların olduğu tarafta deniz tarafında çarşının içindeki Mehmet Usta’nın Yeri diye küçücük bir dükkan var. Ev yemekleri yapıyor.

Ayvalık Cafe Caramel
Ayvalık Cafe Caramel

Eşiyle birlikte işletiyor. Orada bir kabak çiçeği dolması yemeden dönmeyin mesela. Çok erken bitiyor. Ya vakitli gidin ya da arayıp ayırtın. 0266 312 66 56 numaraları. Gidin bir sohbet edin. Gözünün içinin bile güldüğü insanlarla tanışın. 

Ayvalık Cafe Caramel
Ayvalık Cafe Caramel

Kırmızı Mercan fotoğrafları için Divefan Öztan Hocam’a teşekkürlerimle…

  • Kaz Dağları
  • Balık Balık Restoran
  • Balık Balık Restoran
  • Lapseki Feribotu
  • Lapseki Feribotunu kullanırken
  • Ezine Köy Yolları
  • Pembe Göl arayan Bahar
  • Sadece Temmuz Ağustos da pembe olan Pembe Göl
  • Sadece Temmuz Ağustos da pembe olan Pembe Göl
  • Bir taraf deniz uçsuz bucaksız
  • Pembe Göl

Dünya da dokuz tane Pembe Göl var. Bunlardan bir tanesi de Türkiye de. Ezine de ki Dalyan Köyü’nde bulunan Pembe Göl sadece sıcak aylarda pembe oluyor. Göl bölge halkı tarafından tuz gölü olarak da biliniyor. Pembe Göl’ü duyduğumdan beri görmek için görmek için deli gibi bir istek duyuyorum. Yakınlarında olduğum anda da pembe olmasa bile gidip görüyorum.

Yola Düşme Hikayesi

Kanyon eğitimlerim bittiğinde artık yaz da gelmiş oldu. En son eğitimden sonra da ayağımı sakatladığım için bir sonraki kanyon geçişi benim için hayal oldu. Tekneyi sattığımdan dolayı artık evde yaşıyorum. Yaşayamıyorum mu desek. Bir gece geliverdiler. Elime geçirdiklerimi bir bavula tıkıp kendimi yola salıverdim.

Balık Balık Restoran
Balık Balık Restoran

Aslında şöyle oldu. Birkaç haftadır evde sıkılıp uyuyamayan bir Bahar varmış. Bir gece yine uyuyamayınca sabahın köründe yola düşüvermiş. Nereye gittiği, nerede kalacağı, ne yiyeceği belli değilmiş. Yol onu Evreşe de ki Kocaçeşme köyündeki tanıdığı Derya Bey’in restoranı Balık Balık’a çıkarmış. Yunandakinden daha lezzetli bir menüsü varmış.

Balık Balık Restoran
Balık Balık Restoran

Biraz mola, sohbet ve kahvaltı sonrası Lapseki’den karşıya geçerken feribotun kaptanı Ali Kaptan’la tanışmış. Ali Kaptan feribotu kullanmasına izin vermiş. Feribottakilerin bundan haber varmıymış? Yokmuş bence. Sonra Lapseki Kumada’da bir mola vermiş. Orada ok tatlı Dilara ve annesiyle tanışmış. Yunuslarla yüzmüş, serinlemiş ve yola devam etmiş.

Lapseki Feribotunu kullanırken
Lapseki Feribotunu kullanırken

Masal gerçeğe dönsün artık. Çanakkale üzerinden Ayvalık‘a inmeyi hedefledim ilk etapta. Müziklerim, kendim ve neşem yollardaydık. Naviyasyon en fazla 5 saat verir bu yolu. Peki Bahar 20 saatte nasıl gitti? Yolda verdiği molalar, tanıştığı insanlarla biraz uzun sürmüş olabilir evet ama çok keyif aldığım gerçeğini değiştirmiyor.

Ezine Köy Yolları
Ezine Köy Yolları

Pembe Göl

Lapseki’den sonra kış aylarında bir gazete haberinden okuduğum pembe gölün peşine düşüyorum. Ezine’den Geyikli tarafına köy yollarına sapıyorum. Çalan müziklerim, masal gibi dönen rüzgar gülleri, sararmış otlarla başka bir diyara ışınlanmış gibi hissediyorum. Daracık bozuk yollarda çok fazla araç da geçmiyor. Öyle olunca da adım başı durup fotoğraf çekiyorum. Yolun ortasında arabayı bırakıp fotoğraf çekebilme özgürlüğüm var.

Pembe Göl arayan Bahar
Pembe Göl arayan Bahar

Bir çok köyden geçiyorum. Köy kahvelerinde adres soruyorum. Tek başına bir kadının neden pembe bir göl aradığını, Pembe Göl diye bir şey mi varmış bakışlarını tebessümle karşılıyorum. Durağan hayatlarına yeni bir mevzu kattığım için mutluyum.

Sadece Temmuz Ağustos da pembe olan Pembe Göl
Sadece Temmuz Ağustos da pembe olan Pembe Göl

Bu ufak göl, içerdiği yoğun tuzdan dolayı kırmızıya çalan bir renkteymiş. Halk arasında Tuz Gölü olarak da anılıyor Yani dünyada ki 8 pembe gölden biri Türkiye’de ve kalp şeklinde. İnternette ki haberlere inanmayın. İnternette ki bilgilerde marttan itibaren kırmızı renge büründüğü yazıyor ama gördüğünüz gibi haziran ayındayız ve pembe değil hala.

Sadece Temmuz Ağustos da pembe olan Pembe Göl
Sadece Temmuz Ağustos da pembe olan Pembe Göl

Gitmeden önce tabi ki muhtarlıktan tutun da Face gruplarına kadar aramadığım konuşmadığım kimse kalmıyor. Pembe renge sıcak aylar da ancak Temmuz ağustos aylarında kavuştuğunu gitmeden biliyordum. Yine de bu kadar yakına gelince gidip görmek istiyorum.

Pembe Göl
Pembe Göl

Pembe Göl’e Nasıl Gidilir?

Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Geyikli’den sonra ki Dalyan Köyünün içinden yukarıya çıkıyorsunuz. Köye beş dakika mesafede. Pembe göl dedikçe herkes şaşkın şaşkın bakıyor bana.

Bir taraf deniz uçsuz bucaksız
Bir taraf deniz uçsuz bucaksız

Dalyan Köyü’nün içinden yukarı çıkıp toprak yolda hep sağ yaparak bir beş dakika gittiğinizde göl solunuzda kalıyor. Bir tepenin üstünden aşağıda ki gölü seyrediyorum. Tabi ki rengi pembe değil. Çok rüzgarlı bir havaya denk geldim. Gerçi buralar hep rüzgarlıdır.

Kaz Dağları
Kaz Dağları

Yabani otlara dikkat edin. Bir spor ayakkabısı giyip göle inebilirsiniz. Benim ayağım sakat olduğundan hala ayakkabı giyemiyorum. Göl kenarındaki antik kalıntılar var. Burası eski bir yerleşim alanıymış eskiden. Alexdra Troas Antik Kentinin limanıymış.

Lapseki Feribotu
Lapseki Feribotu

Bir gün gelecek ve burası da kazılacak. Ortaya çıkacak şehri çok merak ediyorum. Bir tarafta uçsuz bucaksız deniz, diğer tarafta kalp şeklinde bir göl ve antik kalıntılar. Şuan pembe rengine denk gelemesem de bu pembe göl beni yine çağıracak biliyorum.

  • Bu yazı günü geldiğinde güncellenmek üzere bir yola çıkış hikayesi olarak yazıldı. İnternetten pembe hallerini bulup yayınlamak istemedim. Kendi çekmediğim fotoğrafları hiç kullanmadım şimdiye kadar. Bir gün gelir pembe hallerini de fotoğraflarım.
  • Kanara Kayalıkları
  • Mutlu son
  • Kanara Kayalıkları negatif iniş
  • Kanara Kayalıkları negatif iniş
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıklarından atlamaya gidiyoruz
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları bekleme noktası
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları'nda ki köpeğim
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları kamp alanına gidiş
  • Kanara Kayalıkları Kamp Alanı
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları ilk görüş
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları, arkadaşlarla
  • Hülya ve ben hazırız
  • Kanara Kayalıkları, köpeğim ve ben
  • Kanara Kayalıkları gelincik tarlası
  • KAnara Kayalıkları uyanma faslı
  • Anahtar arama timi
  • Kanara Kayalıkları

Hava muhalefetinden sulu kanyon ertelenince, Tekirdağ da ki Kanara kayalıklarına gidip antreman yapmaya karar veriyor hocalarımız. Kanara Kayalıkları Tekirdağ Güngörmez’de. Güngörmez de Tekirdağ Saray da. İnternette kısa bir arama da karşıma çıkan Kanara Kayalıkları’na hayran olup gitmeye karar veriyorum.

 

Kanara Kayalıkları’na Nasıl Gidilir?

Servis gündüz gitti. Ben günümü adada değerlendirip akşam kampa katılmayı istiyorum. Servise yetişemeyecek iki arkadaşımla birlikte akşam 7 sularında yola koyuluyoruz. Tekirdağ Güngörmez‘de bulunan Kanara Kayalıkları için navigasyon iki ayrı yol çiziyor. Ben oturduğum yerden daha kolay ulaşacağım arka yollardan Durusu, Tayakadın ve üçüncü havaalanı yolunu takip ediyorum. Şehir içi trafiğine girmek en son isteyeceğim şey.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Güngörmez‘e ulaşmak iki saati bulmuyor. Çok karanlık da köy yolların da kalmak istememiştim. Başardık. Çünkü belli bir yerden sonra bölünmüş yol bitiyor ve normal yollara da devam ediyorsunuz. Güngörmez’e geldiğimiz yerde bir restoran var. İlk önce kamp alanımızı orada bir yerde sanıyoruz ama arkadaşlarımızı arayınca aracı yukarı da bırakıp aşağılara yürümemiz gerektiğini öğreniyoruz.

Kanara Kayalıkları kamp alanına gidiş
Kanara Kayalıkları kamp alanına gidiş

Kanara Kayalıkları Kamp Alanı

Neyse ki bizi almaya geliyorlar. Tam beş kişi kamp malzemelerini yüklenip çayırlardan, ormanlık alandan, derelerden geçip kamp alanına ulaşıyoruz. Gece karanlığında Kanara Kayalıkları‘nı göremiyorum ama kamp alanı, ağaçlar ve kamp ateşi, çalan müziklerle efsane gibi. Reklam afişi gibi. Muhteşem.

Kanara Kayalıkları ilk görüş
Kanara Kayalıkları ilk görüş

Hemen çadırlarımızı kurup kamp ateşinde ızgara olayına girmek istiyoruz. Biz sonradan giden üç kişi açız. Biz kamp ateşi deyince ızgarasız yaşayamayanlardanız. Közlenmiş biberler, tavuklar, mantarlar… Tam biz ateş başında yemek işleriyle uğraşırken kamp alanımıza bir telefon geliyor.

Kanara Kayalıkları Kamp
Kanara Kayalıkları Kamp

Bizden sonra gelen İbrahim hocam benim arabanın plakasını söylüyor. Kapımın açık olduğundan bahsediyor. Ardına kadar hemde. Biz tam beş kişi hem kapıyı açık bırakıp hemde sandalyeleri yukarı da bırakıp gelmişiz. Biz Ersan’la tekrar derelerden tepelerden çayırlardan tırmanarak araca ulaşıyoruz. Tırmana tırmana eridim bittim ben bu kanyon eğitimlerinde zaten. Geri dönüş yolunda çakalların sesi bile duyuluyor. Doğayla baş başa bir kamp alanındayız. 

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Hülya, Neden Böyle Hülya

Ayvaini Mağarası’nın baş kahramanı Hülya’yı hatırlayan var mı? Bence Hülya’yı unutmamak da fayda var. Zira bu yazının baş kahramanı yine Hülya’dır. Her ne yaparsa yapsın kızamadığım ama her seferinde ağzımın bir karış açık kaldığı güzel Hülya’m benim. Ben gelinceye kadar közlenen biberleri soyup bir tabağa alıyorum ve canım arkadaşım Hülya 3 saniye sonra hepsini yere deviriyor. 

Kanara Kayalıkları Kamp
Kanara Kayalıkları Kamp

Arkadaşların “resmen nazarımız değdi” cümlelerine ben ağzım açık bakakalıyorum. Hülyacım “olur böyle şeyler, üzülme” diyor. Sanırım bu cümleleri benim sarf etmem gerekiyor ama benim yerime biberleri deviren Hülya söylüyor. Yorulmamı istemedi sanırım.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Biz karnımızı doyurmaya çalışırken bir grup gece yürüyüşüne çıkıyor. Ben mağara da düşüp dizlerimi incittiğim ve de bütün gün adada dolaşıp yorulduğum için kamp ateşçileriyle keyif modundayım. Bu kamp zaten keyif kampı. Erken yatma, erkenden kalkıp toparlanma ve koşturma kısmı yok. Tamamen relax moddayız.

Kanara Kayalıkları'nda ki köpeğim
Kanara Kayalıkları’nda ki köpeğim

Yürüyüşten dönen arkadaşlarla daha da bir şenleniyor kamp alanımız. Yanlarında iki kocaman köpekle gelmişler. O köpekler sabaha kadar kamp alanımızı beklediler sonra. Öyle çok sevdim ki yanımda getiresim geldi. Hala arada aklıma geldiğinde özlüyorum.

Kanara Kayalıkları Kamp Alanı
Kanara Kayalıkları Kamp Alanı

Tut Ucundan Hülya

Ilık bir hava da kamp ateşimizin başında şarkılar söylüyoruz. Sohbetler ediyoruz. Gülüyoruz, eğleniyoruz. Kimsenin uyuyası yok. İlerleyen saatlerde “çadırını nereye kurdun?” sorusu geliyor. Gösterdiğimde bir gülme alıyor. Meğer oldukça gürültülü bir ortama kurmuşum. Çadırlar kumaş ve ses geçirmeme imkanı yok.

Kanara Kayalıkları Kamp
Kanara Kayalıkları Kamp

Kazıkları söktüğüm gibi “tut ucundan Hülya” diyorum. İki ucundan tutup hop başka yere taşınıveriyoruz. Yüksel hocam “hayırr” diyor. Çünkü arada biz varken ses ona daha az gidecekti. Onun çadırını da söküp taşıyoruz bizim tarafa. Keşke yaşadığımız evler içinde bunu yapabilsek.

KAnara Kayalıkları uyanma faslı
KAnara Kayalıkları uyanma faslı

Sonunda üşümeden güzel bir havada kamp yapabilmenin mutluluğu ve mis gibi temiz havada olmanın avantajıyla bebekler gibi uyuyoruz. Sabah çadırımın tepesinde tef sesleriyle uyandırıyor arkadaşlarım. Ne kadar mutluyum.

Kanara Kayalıkları Kamp
Kanara Kayalıkları Kamp

Ve Sonunda Kanara Kayalıkları

Gözümü açıp da dışarıda ki manzarayı görünce büyüleniyorum. Çadırlarımız ağaç altında. Karşımızda devasa duvar gibi Kanara Kayalıkları. Kayalıkların hemen dibinden akan bir dere. Yemyeşil bir doğa. Gece karanlığında göremediğim muhteşem manzara buymuş.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Sabah kahvaltımız Oğuz’dan. Kendisi bir organik beslenmeci olarak yumurtadan zeytine, tereyağdan bala ne varsa getirmiş. İki çadır ortasında kahvaltı edip şakalaşıyoruz. Aradan yarım saat geçiyor. Yüksel hocamın çadırı açılıyor. Meğer uyuyomuş. “Başka yer bulamadınız mı kahvaltı edecek başımda bıdı bıdı” diyor. Bende kendimizi affettirmek için tereyağ ve balı ağzına zorla tıkıyorum. Meğer tereyağdan da nefret ediyormuş. Sevgimizle öldürürüz biz adamı.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Kanara Kayalıkları’ndan Atlamaya Gidiyoruz

Kahvaltı sonrası ekipmanlarımızı kuşanıp o duvar gibi Kanara Kayalıkları’ndan atlamak üzere hazırız. Dizlerim pek iyi durumda değil. Yemyeşil muhteşem manzaralardan geçerek tırmanıyorum. Nefes nefeseyiz. Oldukça dik çünkü. Önce kolay yerden inmek için gidiyoruz.

Hülya ve ben hazırız
Hülya ve ben hazırız

Oraya giden yol da oldukça tehlikeli aslında. Bir taraf uçurum. Dikkatli yürümek gerekiyor. İlk inişimiz kısa bir parkurda oluyor. Tepeden manzara öyle güzel ki. Yemyeşil doğa. Çok çabuk tükeniyorum bu sefer. Her hafta bir etkinlik olunca beden kaldırmıyor sanırım.

Kanara Kayalıklarından atlamaya gidiyoruz
Kanara Kayalıklarından atlamaya gidiyoruz

Asıl iniş 35 metrelik bir negatif iniş. Yükseklik korkumu bugün düşünmiycem. Ondan önce yukarı tırmanmak asıl mesele. Hatta yavaş tırmandığım için geride kalıp yalnız kalıyorum ve ne oluyor? Yolu kaybediyorum. Hocaların durduğu yere çıkmışım. Beni görünce bir panik oluyorlar. Sol tarafım 35 metrelik duvarmış.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Neyse ki yukarı çıkıp sıraya giriyorum. Bu sporun doğası beklemek. O bekleme anlarında yaşanan şamatalar ise paha biçilemez. Sıra bana gelince çift iple ineceğimi öğreniyorum. Tam o sırada Ömer hocamın telefonu aşağı düşüyor. Her kamp ve spor aktivitemizde birinin bir şeyi zarar görüyor.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

35 metre yukarıda bir uçurumun kenarındayım. Arkam dönük olarak aşağıdaki yüksekliği görmediğim zaman yükseklik korkumun uykuya yattığını keşfettiğimden beri daha rahat inişler gerçekleştiriyorum. Çift ip o kadar ağır ki. Kolda da derman yok tutsun kaldırsın. Belime bir ağrı saplanıyor.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Negatif İniş

Kısa bir normal iniş sonrası negatif dediğimiz inişi gerçekleştiricem. Yani iple kendimi boşluğa salıcam. O negatife inerken de iki dizimin üstünde kendimi ayarlamam gerekiyor. O iki diz nasıl ezik ve ağrıyor anlatamam. Müthiş bir can yanması. Orayı geçtikten sonra negatife geldiğimde ipde ki ağırlık da hafiflemeye başlıyor. Gerisi tepelerden manzara seyretmek.

Kanara Kayalıkları negatif iniş
Kanara Kayalıkları negatif iniş

Kanara Kayalıkları‘n da ki karga yuvasında ki bebek kargaları seyretmek. Hiç inesim gelmiyor. Bu sefer dizlerimde ki problemden sadece iki sefer iniş yapabiliyorum. İnmek değil o tepeye tırmanmak mesele çünkü. Biz de Kanara Kayalıkları’nın dibinden sessiz sessiz akan suyla ayaklarımızı buluşturuyoruz. Çimenlere yayılıyoruz. Etrafı gezmeye çıkıyoruz. Yemekler, sohbetler, şakalaşmalar eşliğinde zamanımız geçiyor.

Kanara Kayalıkları negatif iniş
Kanara Kayalıkları negatif iniş

Kanara Kayalıkları’nı gerçekten çok beğendim ve sevdim. Ağaçların olması ve su kenarı olması büyük avantaj. Kamp için çok uygun. Hele ki yaptığımız spor için daha bir uygun. Akşam olmak üzere ve artık herkes evine dönecek. Toparlanıp eşyalarımızı taşıma zamanı. Dere tepe çayır çimen aşarak araçların oraya bu kadar eşyayı taşımamız gerekiyor.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Gelincik Tarlası, Hülya ve Anahtar

Tüm gece ve gün Hülya’nın sakarlıklarıyla serseme dönmüş vaziyetteyim. Her seferinde nasıl yaptığına hayretle ağzım açık kalıyorum ama daha bunların başlangıç olduğunu o an bilmiyorum. Gün batmak üzere ve biz vedalaşıp ayrılıyoruz. Kısa bir süre sonra da uzun zamandır bir gelincik ve çiçek tarlası arayan ben görünce duruyorum.

Kanara Kayalıkları, köpeğim ve ben
Kanara Kayalıkları, köpeğim ve ben

Hülya’yla fotoğraf çekicez. Tam çiçeklerin içinde olmak için tarlanın ortalarına doğru ilerliyoruz. Elimdeki telefonu ve arabanın anahtarını Hülya’nın cebine koyuyorum. Birbirinden güzel fotoğraflar çekip hızlıca arabaya dönüyoruz. “Hülya anahtarı ver de gidelim” diyorum.

Kanara Kayalıkları, arkadaşlarla
Kanara Kayalıkları, arkadaşlarla

Hülya’nın “ne anahtarı“cümlesi ve yüzündeki bakışı ölsem unutamam. Anahtar yok. Hızlıca tarlaya dönüp aramaya başlıyoruz ama yok. Düşünsenize dizinize kadar gelen otlar ve kırmızı gelinciklerle dolu bir tarlada kırmızı bir anahtarlık arıyoruz. Önden giden servisi arıyoruz. Dönüyorlar. İki saate yakın anahtar arıyoruz ama yok. Artık ümidim de kalmadı zaten.

Anahtar arama timi
Anahtar arama timi

Onlarca insan tarladaki bütün otları çiçekleri ezdi. Nerede olduğunu bulmak artık imkansız. Arabanın tüm camları ve kapıları açık. Umudu kesmiş, napacağımı düşünerek arabaya dönerken Ender Hocam “buldum” diye anahtarı kaldırıyor. Hiç geçmediğimiz bir yerde o anahtarın ne aradığını çok merak ediyorum. Bulunmasaydı ne yapardık bilmiyorum.

Kanara Kayalıkları gelincik tarlası
Kanara Kayalıkları gelincik tarlası

Gerçekten mucize gibi o anahtarın bulunması. Sanırım birkaç yaş yaşlandım. Tekrar yola koyuluyoruz. Tüm o köy yollarını karanlık da dönüp, başımıza gelen hiç bir şeyden akıllanmayan Oğuz, Bahar ve Hülya üçlüsü Güngörmez’den Güngören’e lahmacun yemeğe gidiyoruz. Hadi bize geçmiş olsun. Tüm arkadaşlarımıza yardımlarından dolayı teşekkür ediyoruz.

Mutlu son
Mutlu son