• Istranca Dağları
  • Istranca Dağları
  • Binkılıç Yolları
  • Çatalca Binkılıç Köyü Kahvesi
  • Binkılıç Yolları
  • Istranca Dağları
  • Istranca Dağları
  • Istranca Dağları
  • Istranca Dağları
  • Istranca Dağları
  • Istranca Dağları

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Doğa güz renklerine bulanınca hiking zamanı geldi demektir.  İstanbul’a yakın rotalar ise vazgeçilmez. İstanbul’a birkaç saatlik Istranca rotasını görünce çoktandır yürüyüş yapmadığımı hatırlayıverdim. Yıldız Dağları (Istranca Dağları) muhteşem manzaraya sahipti. Istranca’yı unutmam mümkün olmayacak. Türkiye’nin Trakya bölgesinde Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul illerinde ve güneydoğu Bulgaristan’da bulunan alçak bir dağ takımı. Yıldız Dağları, Trakya’nın Karadeniz kıyılarına paralel olarak, Bulgaristan’dan İstanbul’a kadar yaklaşık 300 kilometrelik bir dağ zincirinden oluşuyor.Biz Binkılıç köyünden başlayıp Çilingoz deresinden geçip Kıyıköy’e 18 km yürüyeceğiz. 

Istranca Dağlarına Nasıl Ulaştık?

Treking gruplarıyla bu rotaları yürümek hem eğlenceli, hem güvenli, hem de daha az masraflı. Bölgeyi bilen bir rehberle yürümek ormanda kaybolma riskini  ortadan kaldırıyor. Tabi ki ben de öyle yaptım. Sabah 7,30’da Beşiktaş’tan bindiğim servisimiz duraklardan diğer arkadaşları alarak Çatalca’nın Binkılıç köyüne ulaşıyor. Yanımızda götürdüğümüz kahvaltılıklarımıza köy kahvesinden aldığımız çaylar eşlik ediyor. Sabahın erken saatleri, hava hayli serin. Sıcacık yanan sobada ısınıyoruz.

Çatalca Binkılıç Köyü Kahvesi
Çatalca Binkılıç Köyü Kahvesi

Yürüyüş Başlıyor

Köyden ayrılıp bir yarım saat gittikten sonra yürüyüşe başlayacağımız yere geliyoruz. Rehberimiz bilgilendirme konuşmasını yaptıktan sonra öyle hızlı yola koyuluyorlar ki koşsam anca yetişirim. İlk baştaki toprak yolda ısınmamış vücudum yürümemekte direniyor. Hatta ilk yokuşta gruptaki bir kız arkadaşımız kusmaya başlıyor. Daha yürüyüşe geçeli yarım saat olmadı. Neyse ki çabuk toparlıyor.

Binkılıç Yolları
Binkılıç Yolları

Kimseyi tanımıyorum ve grup koptu gitti. Benim gibi arkadan gelen Fatoş’la tanışıyorum ve ona dua ediyorum. “iyi ki gelmişsin, yoksa n’apardım tek başıma” diyorum. Aynı dualar ondan bana geliyor. Grupta Çin’den gelen insanlarda var. Kendi aralarında devamlı çince konuşuyorlar. Hala ne konuştuklarını merak ediyorum.

Binkılıç Yolları
Binkılıç Yolları

Çalan düdüğün sesini takip ederek  grubu yakalıyoruz devamlı. Ormanın içine girmeye başladıkça gördüğüm manzaralar beni benden alıyor. Tam bir ormanın içindeyiz. Fotoğraf çeke çeke, sonra koşa koşa, şakalaşarak, gülerek, sızlamaya başlayan vücuduma kulaklarımı tıkayarak ilerliyorum.
Istranca Dağları
Grubumuzda bir arkadaşın köpeği de bizimle yürüyor. Nasıl sevimli anlatamam. Şunu söylemeliyim ki şu ana kadar yürüdüğüm en güzel manzaralı yerlerden biri Istranca dağları oluyor.  Yine bir coğrafya kitaplarımın bilindik öğretisi içerisindeyim.  Gözlerimi hiç kırpmadan manzaraların hiç bir detayını kaçırmamaya çalışıyorum. Her yer dökülen yapraklarla kaplanmış. Artık sonbaharın son demi.Istranca Dağları

Nereye Koşuyor Bu İnsanlar?

Ağaçlarda son kalan meyveleri yiyerek ilerliyoruz. Yaprakların çıtır çıtır sesi, mis gibi kokusu, muhteşem manzaraları, çeşit çeşit mantarlarıyla nereye bakacağını, neyin fotoğrafını çekeceğini şaşırıyor insan. Çeşit çeşit mantarları gördükçe insanın gözleri Şirinlerle Gargameli arıyor. Bir taraftan da grup koptu gidiyor. “Nereye koşuyor bu insanlar” demekten kendimizi alamıyoruz. Neyse ki her molada yakalıyoruz.
Istranca Dağları

Haça dağına tırmanışım geliyor aklıma. Her molada yakaladığım insanlar ve bir dakika bile oturamadan 7 buçuk saat tırmanışım. Neyse ki burada o kadarı olmuyor ama nedense ayaklarımız o kadar acıyor ki adım atmak bir işkenceye dönüşüyor. Yanımızda getirdiğimiz çerezlerimiz ve meyvelerimizle karnımızı doyururken ormanın serin kuytularında manzaranın tadını çıkartıyoruz. Tüm çöpümüzü de yanımızda götürüyoruz, olması gerektiği gibi.

Haça Dağı maceramı da okumak isterseniz tıklayın.

Istranca Dağları
Istranca Dağları

Fatoş’un her “kaç saat kaldı” sorusuna verdiğim “son beş saat, dayan Fatoş” cevabımla ama öyle ama böyle yürüyüşe devam ediyoruz. Hedefimiz Kıyıköy. Arada Çilingoz deresinden de geçiyoruz. Akşam hava kararmadan bitirdiğimiz yürüyüşümüzde ayaklarımın acısından ağlamak üzereyim ama bitirmenin verdiği mutluluktan da gülüyorum.

Istranca Dağları
Istranca Dağları

Aracımız bizi almaya gelmiş. Kıyıköy’de çay içmeyi planladığımız yer kapalı olunca rehberimiz köye dönmeye karar veriyor. Oysaki Kıyıköy’de başka bir yerde balık yesek ve tanıyamadığım diğer arkadaşlarla kaynaşsak harika olurdu. En zayıf halka olarak en arkada sürünürken bize zaman zaman arkadaşlık edenlerde oldu. Teşekkür etmeden geçemem.

Binkılıç Köyü

Binkılıç köyüne dönüp alışveriş zamanı. Çatalca’nın eti, yoğurdu meşhur olunca eve sucuk ve manda yoğurdu almadan dönemezdik. Köftesinden pek hoşnut kalmadım ben. Köyde çokça kasap var. Alternatifleri değerlendirin derim. Sucuğun kilosu 46 lira, bir kap yoğurt 20 lira.Istranca Dağları

Köy kahvesinde biraz ısınmak ve çay içmek isteyince de araç gidiyor diye çağırıldık. Allahtan kahveci bize karton bardak buldu da çayımıza araçta devam edebildik. Daha önce 12 saat Haça dağı tırmanışında kullandığım, ayaklarımın çok rahat ettiği botlarım bu sefer neden yara yaptı diye düşünürken Doğubeyazıt’taki Cuma hocamın  aramasıyla “sizi çok hızlı yürütmüşler, ondan olmuş” demesiyle aydınlanıyorum. Sonrasında ki bir telefon konuşmasından gruptaki iki kişinin grubun temposunu çok arttırdığını, uyarıları dinlemediklerini, sonuç olarak da diğer 25 kişinin onlara uydurulduğunu öğrenip hayret ediyorum.Istranca Dağları

18 kilometreyi 5 saatte yürüyerek, çoğunda da tırmanarak, yüzülen ayaklarıma, moraran tırnaklarıma ve sadece bu durumda ben olmadığımdan bir sonraki seferde rehberin daha dikkatli olacağına inanmak istiyorum.  Paylaşım usulü trekking kişi başı 40 liraya maloluyor.Istranca Dağları

Her ne yaşanırsa yaşansın gittiğime asla pişman değilim. Yine olsun yine giderim. Her gözümü kapattığımda hala o manzaralar gözümün önüne geliyor. Bob Ross’u anıyorum sık sık. Kartpostal gibi bir canlı tablonun parçası olmak paha biçilemezdi ve her zaman ki gibi çok eğlendim, çok güldüm. Şehrin stresinden uzaklaşmak, sınırlarınızı zorlamak için harekete geçin ve tek rakibiniz kendiniz olsun

  • Sardala Koyu
  • Sardala Koyu
  • Sardala Koyu
  • Malkaya
  • İpsiz Recep'in Limanı
  • İpsiz Recep'in Limanı Yolu
  • İpsiz Recep'in Limanı Yolu
  • İpsiz Recep'in Limanı Yolu
  • Kumallı Yolu
  • Sardala Koyu
  • Sardala Koyu kamp
  • Sardala Koyu kamp
  • Sardala Koyu günbatımı
  • Sardala Koyu günbatımı
  • Sardala Koyu kamp
  • İpsiz Recep'in Koyu yolu
  • Sardala koyu, İpsiz Recep'in Yeri

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Sardala Koyu’na Ulaşım

Çok uzun zamandır aklımda olan küllenmiş bir aşktı Sardala koyu. 8 sene kadar önce okuduğum bir internet yazısından yola çıkarak, bir yerlerde fotoğrafını görmemle yeniden hatırladığım Sardala Koyu yollarındayım. Bence tam da kamp zamanı. Ağva Kandıra tabelalarını takip edip Bağırganlı köyünden sonra toprak yoldan 8km gidince, ikinci toprak yolda, aralarda derelerde bu gizli cennet Sardala Koyu.

Pınarlı’ya da yakın. İki buçuk saat gibi bir süre yemyeşil, ağaçlarla kaplı bir yoldan Bağırganlı’ya ulaşılıyor. Navigasyonla buraya kadar gidebiliyosunuz. Buradan sonrasında tarif ettiğim yolu bulamazsanız gördüğünüz kişilere sorarsanız bulabilirsiniz. Biz de sorarak bulduk zaten.

Sardala Koyu
Sardala Koyu

Saradala Koyu Nasıl Bir Yer?

Burada bir tesis olmadığından her şeyinizi alıp gitmeniz gerekiyor. Ağva yolundan gidecekler yol üstündeki büyük marketlerden alışveriş yapabilir. Biz köyden alıyoruz. Fırınından sıcacık ekmekler almak çok hoşuma gidiyor. Müthiş manzaraya her yere atılmış çöp görüntüleri karışıyor.

Sardala Koyu
Sardala Koyu

Hava çok güzel. Plajda kamp yapanlar var. Yağmurlu bir havada o toprak yoldan inmek ya da burada yağmura yakalanılırsa çıkmak biraz sıkıntılı olabilir. Sağdan ağaçların içinden bir patika yoldan yürüyerek plaja iniyoruz. Kayaların yapısı benim en sevdiğim türden. Deniz ılık, hava üşütmüyor.

Sardala Koyu
Sardala Koyu

Sonra Malkaya‘yı görüyorum. Bizim Sardala dediğimiz koya bölge halkı Malkaya diyor. Kaptanlar Sardala’nın Ağva’ya doğru başka bir koy olduğunu söylüyorlar ama şuan kime sorsak burası neresi diye Sardala olarak burayı tarif eder.

Malkaya
Malkaya

Malkaya; denizin ortasındaki adanın içinde gizli duvarlar, geçmiş zamanlarda bir mahsen olduğu düşünülen yapılar var. 2009 yılında sualtı ve üstünde araştırmalar yapılmıştı ve benim okuduğum da bu araştırmalardı. O zamanlar bu toprak yollar da yoktu ve bu koyu bulabilmek çok zordu.

İpsiz Recep’in Limanı, Nam-ı diğer Havuz

Adaya yüzme ve tırmanma işini yarına bırakıp bizim havuz dediğimiz ama bölge halkının İpsiz Recep’in Limanı olarak adlandırdığı gizli cennete doğru, oraya giden insanların yürüyerek oluşturduğu patika yoldan, 20 dakika yürüyerek ulaşıyoruz.

İpsiz Recep'in Koyu yolu
İpsiz Recep’in Koyu yolu

Ormanın içinden yürümek, manzaraların birinden çıkıp birine girmek beni benden alıyor. İpsiz Recep’in Limanını bulmak çok kolay değil.

İpsiz Recep'in Limanı Yolu
İpsiz Recep’in Limanı Yolu

Şuan yıkılmış bir ağaç var aşağıya inen patikanın başında. Aşağı doğru inerken görüyoruz limanı. Bakakalıyorum. Nasıl bir güzellik. Nasıl gizlenmiş, sanki bulunmak istemiyor. İpsiz Recep eski bir korsan ama savaş zamanı Osmanlı‘ya adam toplayıp düşmanlara karşı savaşmış ve gemileri ön tarafa saklayıp kendisi de bu koyda saklanmış.

İpsiz Recep'in Limanı Yolu
İpsiz Recep’in Limanı Yolu

Mağaralar ve gözlem yerleri var resmen. Buradaki tarih çok eski ancak en son İpsiz Recep kullandığı için onun adıyla anılıyor. Birkaç sene öncesine kadar orada kalın bir halat duruyormuş ama onu da almışlar. Hatta girişi sadece denizden gelinen bir kilise olduğu ama zamanla yıkılıp toprak altında kaldığı söyleniyor. Defineciler durmak bilmemiş.

İpsiz Recep'in Limanı Yolu
İpsiz Recep’in Limanı Yolu

Bütün bunları bana Bağırganlı sahilde otopaktan ve çadır alanından sorumlu İlhan anlatıyor. O da kaptanlardan dinlemiş hep. Dışarıdan bakınca denizle bir bağlantısı yok gibi duruyor ama içine girip yüzünce koridor gibi bir boğazdan geçiyorsunuz. Sualtı makinasını yanımıza almadığımızdan fotoğraflayamamak içimde ukte kalıyor.

İpsiz Recep'in Limanı
İpsiz Recep’in Limanı tepeden görünüş

Koya gelenler çöplerini bırakmış her yere. Hatta köpük tabaklarda yemek getirip bunları da suya atmışlar. İlk iş yüzüp onları sudan çıkartıyorum. Yapmasanız olmaz mı? Kim gelip temizleyecek ki orayı?

Sardala koyu, İpsiz Recep'in Yeri
Sardala koyu, İpsiz Recep’in Yeri

Bir deniz ayakkabınız ve maskeniz olsun. Suyun altında mağaralar var meraklısına, girişteki kayalar da oldukça kaygan. Biz oradayken bile pek çok ziyaretçisi oluyor. Yukarı çıkıp geri dönmez devam ederseniz Kumallı diye bir koya çıkıyormuş. Biz biraz yürüyüp öyle alçak ağaçlıklı bir koridordan devam ettik ki en sonunda saat geç olduğu için geri döndük.

Kumallı Yolu
Kumallı Yolu

Sardala Koyu ve Kamp

Çadırımızı kurma zamanı hava kararmadan. Hızlıca geri dönüp hazırlıklarımızı yapıyoruz. Tamamen doğayla başbaşayız. Enteresan bir şekilde, ormanın içinde kalan İpsiz Recep’in koyunda telefon çekerken Sardala koyunda şebeke çok yetersiz, hatta yok.

Sardala Koyu
Sardala Koyu gün batımı

Tam tepede koya hakim bir noktada çadırımızı kuruyoruz. Sandalyelerimizi de unutmuşuz ama olsun. İsteyen Bağırganlı sahilde İlhan’ı bulabilir. Orada otopark günlük 10 TL, şezlong takım 20 TL, çadır başı 10 TL. Yeni düzenlemeden dolayı gölge yerleri çok olmasa da medeniyet isteyenlere beklentisini verebilir. Duş wc ne ararsanız var. Kamp alanında ve köyde alkol satışları var.

Sardala Koyu kamp
Sardala Koyu kamp

Ben doğayla baş başa kamp yapmayı sevenlerdenim ve bu koy bana aradığım her şeyi verirken arkadaşım medeniyet sever olarak bir tesis arayışında. Benim için cennet olan yer onun için pek eğlenceli değil. Bizim insanımız çöpleriyle tarumar etse de hala bakir kalan son yerlerden.

Sardala Koyu kamp
Sardala Koyu kamp

Burada bir tesis yok, elektrik yok, telefon zor çekiyor, internet sıkıntılı. Burada deniz var gelirsen, muhteşem bir gün batımı var seversen, yıldızlar yorganın, dalgalar ninnin, çöpleri de görmezden gelip kaçırmazsan huzurunu huzur da var.

Sardala Koyu günbatımı
Sardala Koyu günbatımı

Ben yıldızlardan yorgan yaptım, dalga seslerinden ninni. Sabah çıkan rüzgarda tam tepede olmamızdan dolayı ne zaman uçacağı mı merak etsem de mis gibi temiz havayı ciğerlerime çekerek kayan yıldızlar altında çok keyifli bir gece geçirdim.

 

Sardala Koyu günbatımı
Sardala Koyu günbatımı

Ertesi sabah Malkaya ‘ya tırmanamadan Sardala masalını yarım bırakıp dönüyoruz. Hoşçakal Sardala, yine geleceğim ve o mahsene gireceğim.

Sardala Koyu kamp
Sardala Koyu kamp

Aklımda kalanlar: Her yerdeki çöpler ve pislik, Muhteşem İpsiz Recep’in Koyu, Malkaya ve doyumsuz manzara
Tavsiyeler: Yanınızda mutlaka kamp malzemeleriniz tam olsun. Bir deniz ayakkabısı da çok işinize yarayacak.

  • Oylat Mağarası
  • Oylat Mağarası Yolu
  • Oylat Mağarası 1ci galeri
  • Oylat Mağarası 1ci galeri
  • Oylat Mağarası 2ci galeri
  • Oylat Mağarası içeriden dışarıya bakış
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi
  • Oylat Şelalesi, Boytrek yürüyüş grubu
  • Oylat Mağarası
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi
  • Oylat Mağarası
  • Oylat Şelalesi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

İstanbul’dan birkaç saat uzaklıkta Bursa bu konuda bize kucak açıyor. Doğa yürüyüşü ve sıcacık şifalı sular. İnegöl’de ki Oylat mağarası, Oylat şelalesi ve Oylat kaplıcaları harika bir deneyim bizim için
Hazır yarı yıl tatili de gelmişken, bir kaç günlük bir kaçamakla, ruhunun ve bedeninin arınmasını isteyenlere çok da uzak olmayan bir rota önerisidir bu yazı. İstanbul’dan birkaç saat uzaklıkta Bursa bu konuda bize kucak açıyor. Önce Uludağ’da kayak deneyimi ve sonrasında doğa yürüyüşü ve sıcacık şifalı sular. Uludağ deneyimini bir önceki yazı da kaleme almıştık. Şimdi sıra ikinci aşamada. İnegöl’de ki Oylat mağarası, şelalesi ve kaplıcaları.

 

Oylat Mağarası

Çok uzun zamandır bir kaç sefer gitmeye teşebbüs ettiğim ancak gidemediğim Oylat mağara, şelale ve  kaplıcalarına düzenlenen hikingi görünce çok seviniyorum. İstanbul’dan çıkan bir doğa grubunun buraya gideceğini duyunca, biz de hazır Bursa’dayken yürüyüşe katılıp katılamayacağımı soruyorum. Katılabileceğimi öğrenince de çok seviniyorum tabi.

Oylat Mağarası Yolu
Mağara Yolu

Sabah erken kalkıp İstanbul’dan gelen grupla telefonlaşıyoruz. Onlardan öndeyiz. Yolda biraz kestirmek istiyorum ve gözümü açtığım an her yerin karla kaplı olduğunu görüyorum. Navigasyona Oylat mağarası diye yazmanız yeterli, o sizi götürüyor. Ana yoldan giderken Oylat tabelası yok. Karlı yolda sapmamız gereken yerde hızlı olduğumuz için sapamıyoruz.

Oylat Mağarası

Navigasyon yeni rota belirlese de karla kaplanan köy yoluna girmek imkansız gibi. Sapağı kaçırmamaya çalışın. Biz ilerden dönüp gelinceye kadar İstanbul’dan gelen ekip bizi geçiyor ama Oylat mağarasında yakalıyoruz. Onlar gezmeye başlamış. Mağara giriş 7,5 lira. 30 yıllığına kiralayan özel bir şirket işletiyormuş. İnegöl merkezden buraya servisler mevcutmuş.

Oylat Mağarası 1ci galeri
Oylat Mağarası 1ci galeri

Mağaraları çok sevdiğim için güle oynaya giriyorum. Yürü yürü bitmiyor. O dışarıdan gördüğümüz dağın içi komple mağaraymış. Işıklandırmışlar ve yürüme yolu yapmışlar. Bir ara kendimi İndiana Jones filminin içine düşmüş gibi hissediyorum. Tırman tırman bitmiyor, her yerden sarkıtlar sarkıyor.Mağara iki bölümden oluşuyor.

Oylat Mağarası 1ci galeri
1ci galeri

Oylat Mağarası Galeriler

1ci galeri daracık, 2ci galeri çok geniş çökmelerin ve sarkıtların olduğu bölüm. Ben en çok girişindeki dar koridor gibi yeri sevdim. Oluşumu binlerce yıl süren mağara hala oluşmaya devam ediyor. Mağaranın içinde yarasalar yaşıyormuş ama biz göremedik.

Oylat Mağarası 2ci galeri
Oylat  Mağarası 2ci galeri

Belli bir noktadan sonrasına geçiş izni yok. Ziyarete açık 3cü en uzun mağara burası. İçeriden dışarıya, o karlı manzaraya bakmak çok güzel. Dışarıya çıktığımızda yılın ilk karının neşesiyle karlarda yuvarlanıyoruz. özlemişiz.

Oylat Mağarası içeriden dışarıya bakış
Mağaranın içeriden dışarıya bakış

Mağarayla kaplıcaların olduğu bölge çok uzak değil. Herkes kara hazırlıksız yakalanmış. Bizim lastiklerimizde yine kar çoraplarımız var ve sorun yok.

Oylat Şelalesi

Araçları kaplıca bölgesine parkedip asıl amacımız olan Oylat Şelalesi’ne doğru yürüyüşümüze başlıyoruz. Parkın içinden geçip ilerlediğinizde şelale yolunu kolayca bulabilirsiniz. Biz gidiş geliş 7 kmlik kısıma katılıp sonrasında termal keyfi yapmak üzere buradayız.

Oylat Şelalesi yolu

Birden bastıran kardan dolayı yürüyüşümüz bir hayli zorlu geçiyor. Karın altını görmediğimiz için önden gidenin adımlarına göre gidiyoruz. Bir tarafımız dere olduğu için aşağıya kaymamamız gerekiyor. Bu hava şartlarında böyle bir yolu asla tek başınıza yapmamalısınız.

Oylat Şelalesi yolu

Kaymayan iyi bir ayakkabınız yoksa o yola gitmemelisiniz. Normal havada yarım saatte yürünebilen şelaleye bir buçuk saat gibi bir sürede ulaşabiliyoruz ama muhteşem kar manzaralarından geçerek. Canlı bir tablonun içinde gibiyiz.

Oylat Şelalesi yolu

Dünya siyah beyaz olmuş ve renkli kalan tek şey bizlermişiz gibi. Şelaleye ulaşan ekip şen şakrak. İstanbul’dan sabah saat 6 da yola çıktıkları için onların öğle arası. Getirdikleri sandaviçleri şelaleye karşı yiyorlar.

Oylat Şelalesi
Oylat Şelalesi

Hepsi 15kmlik uzun yürüyüş için gelmişti ama biz geri dönerken bir baktık ekibin çoğu bizimle birlikte. Ekipteki iki liderden biri olan Kamil abi dönenlerin güvenliği için geri dönüyor. Bir kısım yürüyüşe devam edecek.

Oylat Şelalesi, Boytrek yürüyüş grubu

Dönüşümüz gidişimizden daha kolay oluyor. Fotoğraf çekmeye doyamıyoruz. Havanın mis gibi kar kokusu, buz gibi havası, manzaranın muhteşemliği hala gözümün önünden gitmiyor.

Oylat Kaplıcaları

Gelirken, termal kaplıcanın saat 4’te kapanıp temizlik için 7’ye kadar açılmayacağını öğrendiğimizden hızlı hareket ediyoruz. Oylat’taki oteller 3-4 günden aşağı rezervasyon kabul etmiyor. Özellikle haftasonları dışarıdan müşteri almıyor.

Belediyenin işlettiği yerin temizlik sebebiyle uzun saatler kapalı olacak olması, kapanmasına da sadece bir saat kalması hevesimizi kaçırıyor. Belediyenin yeri 5 lira. Kadın erkek ayrı. Tam bunları sorgularken belediyenin kaplıcasına bitişik, bir otelin aile havuzları olduğunu öğreniyoruz. Orada temizlik ve saat sorunumuz yok. İki kişi normal havuzlu oda iki saati 100 lira, jakuzili 125 lira.

Oylat Şelalesi yolu

Daha kalabalık aileler için kişi sayısı arttıkça fiyatlar odasına göre 20-30 TL artıyor. Sauna, buhar odası her şey var. Kredi kartı geçiyor. En sonunda kendimizi sıcak sulara atabileceğiz. Oylat kaplıcasında ki su hiç bir işlemden geçirilmeden içilebiliyormuş.

Oylat Şelalesi yolu

Oylat Adını Nasıl Aldı?

Oylat adını Tekfurun kızını tedavi etmesinden aldığı söyleniyor. Zamanında Tekfur’un kızı amansız bir hastalığa yakalanıyor ve en son buraya getiriliyor. Son günlerini yaşadığına inanarak “Ölyat” diyorlar ama Tekfur’un kızı buradaki şifalı sularda iyileşince bölge ün salıyor ve zamanla adı Olyat‘a dönüşüyor. Kaplıcanın şifası saymakla bitmiyor. Ayrıca içme kürleri de yapılıyor.

Oylat Şelalesi yolu

Normal de 2 saat olan süremiz, hava şartlarından kimsenin olmamasından dolayı esnek. Kimse bize dokunmuyor. Bir gün öncesinden kayakta tutulan kemiklerimin üstüne bir de şelale yürüyüşü ve soğuk eklenince bu sıcacık sular, saunalar, buhar odaları cennet gibi geliyor. Yunanistan’da gittiğim termalden sonra ülkemizde ki termal tesislerin gelişmişliği, hijyeni beni çok mutlu ediyor.

Oylat Mağarası
Oylat Mağarası

Bizden en az bir 20 yıl gerideler. Resepsiyonda sohbet ettiğimiz arkadaşlar arap turistlerden çok memnun. “Onların suyla işi yok, geliyorlar 15 dakika duş alıp çıkıyorlar. Talepkar değiller ama Avrupalı ya da Türkler sauna vs. her şeyi kullanmak istiyorlar” deyince bizi bir gülme alıyor. Her şeyi istemişim, kullanmışım. “O zaman biz gidelim” diyorum.

Oylat Şelalesi

Sıcacık sulardan çıktık, binanın içi de çok sıcak ve dışarı da kar var hasta oluruz diye düşünmeyin. Kafanızı iyi kurutup çıktığınız da o soğuk hava mis gibi geliyor insana. Küçük çarşıda fırından kasaba, bakkaldan mayosuna her şey satılıyor. Kaplıcaların olduğu bölgede pideci bile var ama biz hava şartlarından çok geçe kalmak istemediğimizden fırından kocaman bir ekmek alıyoruz, kasaptan sucuk ve etler.

Oylat Mağarası

Hayatımda yediğim en güzel sucuk ekmek ve müzikler eşliğinde yola koyuluyoruz. Bir gün kayak, ertesi gün şelale yürüyüşü ve sonrasında ki termal bizi arınmış bir beden ve kafayla geri yolluyor. Kendi aracıyla gitmeyenler İnegöl’e ulaştıktan sonra, dolmuşlarla 15 dakika da kaplıca bölgesine ulaşabilirler.

  • Keramet Ilıcası
  • İznik yolu
  • Keramet Ilıcası
  • İznik gölünde gün batımı
  • Lefke Kapı
  • İznik Gölü'ne karşı şarkılar
  • İznik merkezi
  • İznik merkezi
  • İznik gölünde gün batımı
  • Ayasofya cami
  • Keramet Ilıcası
  • Seramik takılar
  • İznik gölü
  • Yeşil Cami
  • Keramet Ilıcası

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

İznik’e Nasıl Gidilir?

Bahar’ın gelmesiyle birlikte İstanbul’a yakın yerleri gezmeye başlamam bir oluyor. Bu sefer bir kaç yıldır ihmal ettiğim İznik’e gitmek istiyorum. İdo nisan sonuna kadar kampanya yapmış. Bir motor yolcusuyla birlikte 21 liraya maloluyor.  9’da kalkan feribotumuz 45 dakikada Yalova’da, biz 10:10 da İznik tabelası önündeyiz. İstanbul’dan ulaşım çok rahat ve kolay oluyor.

İznik yolu

Keramet Ilıcası’na Nasıl gidilir?

Feribottan indikten sonra Bursa istikametine yola çıkın. Yalova’ya 36 km mesafede İznik yolunda kaplıca. Orhangazi merkeze geldiğinizde sola ayrılan yoldan gidin. Tabelalar sizi yönlendiriyor. Köy tabelasına dikkat edin. Kaç sefer gitmeme rağmen son sefer dalgınlıkla köyün içine girdik ama çok yakın olduğu için hiç sorun olmadı.Köyle ılıca birbirine çok yakın.

Keramet Ilıcası
Keramet Ilıcası

İlk olarak Keramet ılıcasına gidip yüzmeyi planladık. Şansımıza hava öyle güzel ki. Keramet ılıcası adı üstünde ılık bir su. Alttan kaynayan suyuyla şifa dağıtıyor. 

Keramet Ilıcası
Keramet Ilıcası

Yolda çağıl çağıl akan sular eşliğinde ılıcaya ulaşıyoruz. Suları gördünüz mü doğru yolda olduğunuzu anlayın. Giriş 5 lira. Araçlarımızı girişe bırakıp tesise giriyoruz. Çay kahve içebilir isterseniz kamp bile yapabilirsiniz.

Keramet Ilıcası
Keramet Ilıcası

Açık havada ılıcada yüzüp gölün içinde çayımızı içip harika birkaç saat geçiriyoruz. Mevsiminde giderseniz gölün kenarındaki duttan ellerinizle toplayıp yiyebilirsiniz. Ilıca çok derin değil. Hatta belinize geliyor. Dip kısımlar biraz daha derin. Dibinde kayalar var, dikkat edin yaralanmayın. Sığ olduğu için atlamayın, zıplamayın, demedi demeyin. 

Keramet Ilıcası
Keramet Ilıcası

Keramet Ilıcası’ndan İznik’e Nasıl Gidilir?

Öğlen vakti acıktığımız için yola koyulup İznik’e geçiyoruz. Keramet Kaplıcasından ana yola çıktığınızda sola dönüp dümdüz Merkezde ki Köfteci Yusuf durağımız. Harika köftelerini ve bol kaymaklı ekmek kadayıfını yemeden dönmemek lazım.İznik merkeziBurası bir açık hava müzesi gibi. Toprağı eşeleseniz tarih fışkırıyor. Her yer çini, tarihi yapılar, surlar. Sokaklarında dolaşmak, Yeşil camiye yürümek, yürürken çiniden yapılmış takılara bakmak, seramik atölyelerinin önünden geçmek çok güzel anlar yaşatıyor.

Yeşil Cami
Yeşil Cami

Yeşil caminin minaresi çini kaplı ve çok güzel. Hemen karşısındaki tarihi caminin avlusu lahitlerle ve heykellerle kaplı ancak daha ziyarete açılmamış. Pek çok lahit yolculuktan yeni gelmiş paket halinde.

Lefke Kapı
Lefke Kapı

İznik‘te İstanbul’da ki gibi pek çok kapı var. İstanbul Kapı, Top Kapı ve biz Lefke Kapı‘dayız. Lefke kapıya İznik çarşısının içinde ki geniş caddeden yürüyerek ulaşabilirsiniz. 
İznik merkezi
İznik antik Yunan’dan Britanya krallığına, Roma’dan Osmanlıya kadar pek çok kez el değiştirdiği için tarih bakımından çok zengin bir yer. Benim gibi gittiğiniz yerlerin lezzetleri, doğal güzellikleri yanında tarihinden de hoşlanıyorsanız sizi çok mutlu edecektir.

Ayasofya cami
Ayasofya cami

Tarihi Ayasofya camisi hem bir müze hem de şuan ibadet için açık olarak kullanılıyor. Siz içeride müze gezisi yaparken ibadet eden insanları görebiliyorsunuz.

Seramik takılar
Seramik takılar

İznik’te Günbatımı

İznik’e gelme sebeplerimizden bir tanesi de meşhur gün batımı. Sahilde pek çok çay bahçesi var. Her birinden göl gözüküyor. Sahili baştan sona gezdikten sonra feneri de görebileceğimiz sahildeki masalardan birine oturuyoruz. Oturduğumuz yer cafe değil.

İznik Gölü'ne karşı şarkılar
İznik Gölü’ne karşı şarkılar

Halk için gölün etrafına konmuş masalar. Arkadaşımız gitar çalmaya başlıyor. Şarkılar, türküler eşliğinde müthiş bir gün batımı yaşıyoruz. Normalde puslu olan hava gün batımına doğru kızıl bir gökyüzüne bırakıyor ve gözlerimizi alamıyoruz. 

İznik gölü
İznik gölü

Gün batar batmaz 9 da ki feribotumuz için yola çıkıyoruz. Ortala bir hızla 35 dakikada Yalova’da oluyoruz ve çok az yorgunlukla feribotta sohbetimiz, çayımızla günü bitiriyoruz. Aynı yolculuğu hafta sonu kaçamağı olarak kamplı da düşünebilirsiniz. Hem yakın hem efsane.

İznik gölünde gün batımı
Gün batımı

Çok fazla para harcamadan şehirden kaçabileceğiniz, güzel bir gün geçirebileceğiniz İstanbul’a yakın yerlerden bir tanesi. Gidin pişman olmazsınız. 

İznik gölünde gün batımı
Gün batımı
  • Hacıllı
  • Hacıllı
  • Hacıllı Şelalesi yolu
  • Hacıllı Şelalesi'n de su yok
  • Hacıllı
  • Hacıllı
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi tırmanma alanı
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi kamp alanı
  • Hacıllı Şelalesi kamp alanı
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan, jürisi olduğum Eylül rotası yazımın daha detaylı hali

Yaz sıcaklarının bitmesi, ılık, hüzünlü eylül ayının gelmesi kamp zamanımın geldiğini hatırlatıyor bana. İstanbul’a yakın bir hafta sonu kaçamağı için doğayla baş başa bir kamp düşünüyorum. Uzun zamandır görmeyi düşündüğüm Hacıllı şelalesi yoluna düşüyorum. Amacımız kamp yapmak.Hacıllı Şelalesi

Hacıllı Şelalesine Nasıl gidilir?

İstanbul’dan 2,5 saat gibi bir sürede Hacıllı’ya ulaşıyoruz. İstanbul’dan Şile’ye giderken Saklıgöl tabelasından bir sonraki sapaktan girdiğinizde Teke köyü tabelalarını takip edin. 20 dakika’da Hacıllı tabelasına, 8 dakika sonra köyün mezarlığına geliyorsunuz.

Hacıllı
Hacıllı

Köy yolları ana yoldan çok daha iyi. Bizim kamp yapacağımız yer mezarlığın solundan girdiğimizde. Araçları yukarıda bırakıp aşağı yürüyeceğiz. Arazi araçları girebiliyor tabi. Toplanıp gitsek ya ekibi bizden önce yola çıktılar. Ben işlerimden dolayı öğlen yola çıkabildim. İnternet ve telefon eğer ayaktaysanız çekebiliyor. Bu sebepten iletişimimiz biraz zor olsa da konuşup buluşmayı başarıyoruz. Yukarı bizi almaya geliyorlar. 

Hacıllı
Hacıllı

Kamp alanına girdiğimde Manuş Baba‘dan “eteği belinde” şarkısını duyuyorum. Kampla özdeşleşen bir şarkı oluyor benim için. Eğer imkanınız varsa bu şarkı eşliğinde okuyun bu yazıyı.

Hacıllı Şelalesi’ne Nasıl Ulaştık?

Çadırlar kurulur kurulmaz kendimizi dereye atıyoruz. Hava eylül için bir hayli sıcak. Suya dayanamayan bir insan olarak kendimi elbiselerimle suya atıyorum tabi.Hacıllı

Suyun içine hamaklar kurulmuş. Kimi orada uzanmış su ve doğa sesini dinliyor.Biz sulara gire çıka dere boyu yürüyoruz şelaleye doğru. Şelalede su kalmadığını öğrendik ama yine de görmeden olmaz.Hacıllı

Muhteşem manzaralardan geçiyoruz. Dere bir yerde ikiye ayrılıyor. Derede aşağıdan yukarı doğru yürüdüyseniz bizim gibi sola sapmalısınız. Bir müddet sonra şelale yazısını da göreceksiniz zaten.

Hacıllı Şelalesi yolu
Hacıllı Şelalesi yolu

Serin sularda gördüğümüz her göle atlaya yüze şelalenin oraya ulaşıyoruz. En yukarıdaki asıl şelalenin olduğu yere tırmanmak zor ama oraya da çıkıyoruz. Gerçekten etkileyici doğa harikası bir yer ama buraya piknik için gelenler her yerde çöpünü bırakmış.

Hacıllı Şelalesi'n de su yok
Hacıllı Şelalesi’n de su yok

Torba torba kocaman çöpler. İnanılır gibi değil. Onları oraya getirmeye üşenmeyen insanlar neden beraberinde götürmez. Oraya bir çöp kamyonu gelemez ki.Biz dere içinden yürüyerek geldik ama aslında şelaleye arabayla ulaşmak, çok az bir yol yürüyerek gelebilmek mümkünmüş.

Hacıllı Şelalesi
Hacıllı Şelalesi

Bizim kamp alanımız insansız hava sahası. Haftasonu olduğu için buraların çok insan dolacağı düşünülerek kamp alanımız derenin baya aşağısında. Normalde çok fazla insan olurmuş burada. Akşam saati olduğu için az insan vardı biz gittiğimizde.Hacıllı Şelalesi

Hacıllı Şelalesi Kamp Alanı

Yürüdüğümüz yol üstünde duvar gibi bir kaya var. Burada kaya tırmanışı da yapılıyormuş. Dere içinden yukarıya yürümek, aralarda yüzmek ve geri dönmek 4 saat sürüyor. Bu 4 saat ıslak elbiselerle dolaştığımız anlamına geliyor.

Hacıllı Şelalesi tırmanma alanı
Hacıllı Şelalesi tırmanma alanı

Döndüğümüzde kamp ateşininin yandığını görmek nasıl sevindirici. Arkadaşların çadırları kurulmuş. Tam orta yer ateş için ayrılmış.Tamamen doğanın kucağında bir kamp olacak. Her hangi bir tesis yok ama malzemelerin konulduğu bölümü mutfak yapmışlar. Önüne de kendi afişlerini asmışlar. Her şey çok güzel.

Hacıllı Şelalesi kamp alanı
Hacıllı Şelalesi kamp alanı

Kamp ateşinde bir taraftan kururken diğer taraftan akşam yemeğimizi hazırlıyoruz. Alışverişinizi yapıp gelmeniz doğru olur, köyde her şeyi bulmak mümkün değil. Herkes paylaşımcı. Kimin nesi yoksa diğeri tamamlıyor.

Hacıllı Şelalesi kamp alanı
Hacıllı Şelalesi kamp alanı

Havanın kararması, yanan ateşimiz, gitarımız, hep beraber söylediğimiz şarkılar, tepemizde samanyolu, yeni tanışılan insanlar, yenilen yemekler, mutlu kahkahalar güzel bir anı şimdi. Sabahlara kadar eğlencelerimiz devam ediyor. Şehirden uzak olduğumuz için yıldızları çok net görebiliyoruz. 

 

Hacıllı Şelalesi
Hacıllı Şelalesi

Sabah hala ateşimiz yanıyor. Kalan sucuklarımız, yumurtalarımız pişiyor. Kahvaltı sonrası yine kendimizi dereye atıyoruz. Bir yer var ki doğal jakuzi. Burayı bırakıp gitmek çok hüzünlendirse de arkadaşımın öğleden sonra uçağı var. Onu geri götürmeliyim.

Hacıllı Şelalesi
Hacıllı Şelalesi

Herşeyimizi toparlayıp tekrar yukarı tırmanıyoruz. Erken dönmemiz belki de bizi Şile‘nin akşam trafiğinden kurtarıyor. Kim bilir?Hacıllı Şelalesi

  • Zeytinli Köy
  • Yıldızkoy
  • Yıldızkoy Kayalıkları
  • Yıldızkoy Kayalıkları
  • Kaplumbağa Kayalıkları
  • Zeytinli Köy
  • Dereköy çamaşırhane
  • Dereköy çamaşırhane
  • Kaleköy günbatımı
  • Gökçeada Tuz Gölü
  • Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
  • Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
  • Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada
  • Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada
  • Karavanımız
  • Kaleköy çocukları
  • Kaleköy gün batımı
  • Kefalos
  • Kefalos
  • Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
  • Kefalos, bir taraf deniz bir taraf Tuz gölü
  • Kefalos
  • Gökçeada feribot gün batımı
  • Gökçeada yolları
  • Zeytinli Köy
  • Çamur banyosu
  • Kefalos
  • Kefalos Kitesurf Plajı

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Gökçeada’ya Nasıl Gidilir?

Gökçeada, tarihteki adıyla İmroz, çorak topraklardaki bereket tanrısı Imbrasos’un bolluk diyarı. Antik Yunana kadar uzanan tarihiyle, Homeros’un İlyada destanında deniz tanrısı Poseidon’un adası olarak anlatılmış. Gökçeada’ya Saros’taki Kabatepe feribotuyla geçiliyor.

Gökçeada yolları
Gökçeada yolları

Bence bu yola en güzel gece 4 civarı çıkıp, İstanbul Kabatepe arasını dört buçuk saatte alıp, sabah 8:45 feribotunu yakalamak. Bir saat yirmi dakika sonra adadasınız. Hafta sonu veya özel bir günde gittiyseniz feribotta inanılmaz bir kuyruk oluyor.

Gökçeada feribot gün batımı
Gökçeada feribot gün batımı

Gerçi 40 araçlıkta olsa online bilet alma kolaylığı var artık. Pazartesileri kalkan bir uçak vardı, onunda bu sene olmadığını söylediler. Feribotla araç geçişi 35 TL, karavan içinde ayrıca 30 TL ödedik. Araç içi yolcuya extra ücret alınmıyor.

Kefalos

Biz Kefalos‘ta ki dalış klübündeki arkadaşlarımızın yanına gidiyoruz. Kefalos’ta birkaç tane karavan kampingi var. Günlük 30TL civarı. Elektrik ve su alabiliyorsunuz. Çadır kurma imkanınız da var.

Karavanımız
Karavanımız

Gökçeadanın Kefalos tarafı kumluk bir plaj. Adanın her daim esen rüzgarı burayı wind surf ve kite surf cenneti yapmış. Bu sporları öğreten okullar var. Tuz gölünün etrafından gidilen, Bulgar ve Romenlerin karavan ve çadırlarla geldiği bembeyaz köpüklü plajda gökyüzü uçan kitesurfçülerle kaplı.

Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada
Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada

Öyle güzel bir görüntüsü var ki tarif edilemez. Benim uçuş stilim pareomla olsada doyumsuz manzara ve yapılan akrobatik hareketlerle mest olarak hepsini ayakta alkışlıyorum. Türk plaka yok.

Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada
Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada

Kefalos‘ta dalış klübünün önünde biraz açılınca balıkların beslendikleri bir yer var. Sabah yüzmelerimizde bir bebek vatozun beslenmesini seyredip onunla yüzmek bize müthiş bir keyif veriyor. Seyretmelere doyamıyoruz.

Kefalos
Kefalos

Kefalos‘ta sörfçüler için ayrılmış yerlerin arasında bizim gibi yüzmeye gelenler için yerler ayrılmış. Sörfçülerin bölgesine girmemeniz başınıza bir şey gelmemesi için önemli. Kefalos‘taki plajın en sonunda ki yerde deniz yer yer taşlık ama yer yer de çayır çimen. Bir maske alıp denizin dibini seyretmek, arasında ki eşkınaları bulmaya çalışmak çok eğlenceli. 

Gökçeada Tuz Gölü

Kefalos tarafında bir Tuz gölü var. Buraya akan bir akarsu yok. Deniz suyu ve yağmurlarla oluşuyor. Burası sonbaharda flamingoların uğrak yeri.

Gökçeada Tuz Gölü
Gökçeada Tuz Gölü

Bu göle gelen dibinden çıkardığı siyah krem kıvamındaki çamuru vücuduna sürer. Bulabilirseniz tabi. Baya aramak zorunda kaldık. Tabanı kalın bir terlikle giderseniz çamurlu kısıma benim gibi yapışıp kalmazsınız.

Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu

Çamur resmen vakum yapıyor. Çamuru bulunca altın bulmuş gibi seviniyorum, başlıyorum oynamaya. Çok gülüyoruz aldığımız şekillere. Kokusu fena, hala leş gibi kokuyorum.

Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu

Tuz gölüyle Kefalos plajının arası kısacık. O arayı yürürken çamur kuruyor. Arada o halde araçlara otostop yapmayı ihmal etmiyorum. O halimizi gören herkes bize çok gülüyor.

Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu

Çamuru denizde yıkamak gölün çamurunu bitiriyor mu bilmiyorum ama denizde çok kolay çıkıyor. İpek gibi bir cildiniz oluyor.Pamuk gibi olduk ama leş gibi kokusuyoruz. Umrumda mı? Tabi ki değil.

Çamur banyosu
Çamur banyosu

Gökçeada Merkezi

Gökçeada Çanakkale’ye bağlı bir ilçe aslında. Diğer adalar gibi liman çevresinde bir yerleşim ve hareketlilik yok. Limandan Gökçeada‘nın merkezine gelmelisiniz. Araçsız geldiyseniz limandan dolmuş yada taksi bulunuyor. Limana çok uzak değil. Gökçeada merkezde kalıp, buradan kalkan minübüslerle her gün başka bir yere gidebilirsiniz. Gökçeada merkezinde deniz yok bunu unutmayın.

Kaleköy çocukları
Kaleköy çocukları

Biz gelirken ana ihtiyaçlarımızı Gökçeada merkezinden almıştık. Şehir gibi, bankalar, marketler, kasap, restaurantlar her şey var. Adanın meşhur oğlağından, Efi badem kurabiyelerinden yemeden dönmeyin.

Kefalos
Kefalos

Kefalos’a yakın olan köyde birkaç tane restoran, bakkal vs var. Oradan kısıtlı ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz. Akşam saatlerinde Kite sörfçülerin uğrak yeri oluyor köy. Biz Divepark’ta ki arkadaşlarımızın yanına dönüp muhabbete doyuyoruz.

Kefalos, bir taraf deniz bir taraf Tuz gölü
Kefalos, bir taraf deniz bir taraf Tuz gölü

Gece rüzgar o kadar şiddetli oluyor ki, karavan konusunda deneyimsiz olan ben karavanın ne zaman devrileceğini bekliyorum sabaha kadar. Rüzgar ertesi günde şiddetli. Arkadaşım kitesurf yapacak. Salda Gölü‘nde hevesi kursağında kalmıştı, bu sefer de rüzgar çok ama antremansız.

Yıldızkoy, Gökçeada Sualtı Milli Parkı

O zaman adayı gezmeye çıkıyoruz. Gökçeada Sualtı Milli Parkı‘nın olduğu, benim kendisine aşık olduğum Yıldızkoy‘a gidiyoruz önce. Burası Türkiye’de ki tek Su altı Milli Parkı. Bir kapısı yok, giriş ücreti yok. Burada avlanmak yasak. Ne olta ne zıpkın ne de ağ. Jandarma devamlı takipte ve cezası büyük. Aklınızda bulunsun. Avlanmak yasak olduğu içinde balıklar kocaman ve sizi takip ediyorlar, kaçmıyorlar.

Yıldızkoy
Yıldızkoy

Adada kalanlar genelde Bademli köyündeki sayısız apartları tercih ederler. Yıldızkoy‘a giderken bu şirin apartların olduğu bir yerleşim yerinden geçersiniz. Adanın kuzeybatısındaki bu koyda bir kamp alanı var. Artık karavan kabul etmiyorlar. Çadır sizden olursa kişi başı 30TL, kahvaltıda alırsanız 55TL.

Yıldızkoy Kayalıkları
Yıldızkoy Kayalıkları

Seneler önce burada kalmış, sıcak duşlu, internetli, harika çalan müzikleriyle herkese anlattığım kamp yüksek ücretiyle beni şaşırtıyor. Bir kere rüzgarsız haline denk gelip göl gibi olan koyda dalıp çıktığım, kayalarına tırmandığım koy yine rüzgarlı ve dalgalı.

Yıldızkoy Kayalıkları
Yıldızkoy Kayalıkları

Benim gibi kaplumbağa kayalıklarına gitmeyi, tırmanmayı seviyorsanız sağlam bir ayakkabıyla gidin. Çok değişik bir kaya yapısı var. Plajı taşlık ve suyun içi kaygan kayalık, bir dubalı iskelesi var.

Kaplumbağa Kayalıkları
Kaplumbağa Kayalıkları

Atlarken dikkatli olun, çok derin değil. Biz milli parkında içinde kaldığı koyda dalıp çıkıp kamp alanında bir şeyler yedik. Bir ada tostu 12 liraydı. Bize pahalı geldi.Biraz kekik biraz peynir oldu sana ada tostu.

Zeytinli Köy

Sırada Zeytinli Köy‘e gidip Barba Hristo‘nun damla sakızlı muhallebisinden yemek, dibek kahvesi içmek var.

Zeytinli Köy
Zeytinli Köy

Köydeki 3-5 öğrencilik okul tadilatta yine. Oysa ki 2015 yılında 50 yıl kapalı kalmış olan okul tekrar açılmıştı. Kısa süreli bir tadilat olduğunu düşünmek istiyorum.Okulun önünde ücretsiz bir park alanı var.

Zeytinli Köy
Zeytinli Köy

Eski taşlarla kaplı rum sokaklarından dolana dolana tırmanırken harika sokaklardan geçiyorsunuz. Köy hareketli. Burayı terkedip gidenler yaz aylarında köylerine geri dönüp para kazanıyorlar ve eylülde kapatıp gidiyorlar.

Zeytinli Köy
Zeytinli Köy

Eşine Barba Hristo’yu sorduğumda “artık yaşlandı, oğlumu çağırdım yardıma, o da eylülde gidecek. Ben de burayı kapatıcam” diyor damla sakızlı muhallebiyi servis ederken. Bu sene ziyaret etmek için az zamanınız kaldı.

Dereköy

Sırada Dereköy var. Buradaki tarihi kiliseleri ve çamaşırhaneyi gezicez. Köyde karşılaştığımız genç bir delikanlı bize çamaşırhanenin yanında dut ağacının yerini de tarif ediyor. Ellerimizi dut yaprağıyla yıkarsak boyasının çıkacağını da anlatıyor. Adını öğrenemeden de hızlıca uzaklaşıyor.

Dereköy çamaşırhane
Dereköy çamaşırhane

Dereköy zamanında adanın hatta Türkiye’nin en büyük köyüymüş. Haliyle en büyük çamaşırhanede burada. İlk defa tarihi bir çamaşırhane görüyorum. Şimdilerde 150 hane anca yaşıyor. Her yer yıkılmış, viran. O yıkılmış evlerin üstünde satılmıştır yazıları var. Kim almış niye almış bilinmez.

Dereköy çamaşırhane
Dereköy çamaşırhane

Muhteşem Gün Batımının Adresi Kaleköy

Yukarı Kaleköy‘e dönüp meşhur gün batımını yakalıyoruz. Çok fazla insan var. Ellerinde şarapları bekliyorlar. Güneşin uçsuz bucaksız denizde kaybolmasını izliyoruz.

Kaleköy günbatımı
Kaleköy günbatımı

Aşağı Kaleköy de çok güzel restoranlar var. Adanın en hareketli bölgesi burası. İncik boncuk, kahve, tavernalar… Bir dalış klübü var ancak benim gibi yıldızı olanları daldırmayı sevmiyorlar.

Kaleköy gün batımı
Kaleköy gün batımı

İlk defa dalacaksanız sizinle çok ilgileneceklerdir. Kefalos‘taki dalış klübünde her türlü dalabilirsiniz. Adada bir şelale var ama bu seferde gitmeyi başaramadım. Toprak bir yolu var ve yerden yüksek bir araç gerekiyor. Biz yarı yoldan döndük. Gidenlere göre çok güzelmiş. Dereköy’den biraz ilerde sağdan ayrılan bir yolu var.

Uğurlu, Gizli Liman

Adanın ve Türkiye’nin en batı ucu Uğurlu- Gizli liman. İri kumlu uzunca bir plajı, sağ taraftaki çamlık alanıyla kampçıların gözdesi. Ücretsiz olmasının da etkisi çoktur bence.

Kefalos
Kefalos

Gün batımlarıyla ünlü. Sessizlik ve rüzgarsız bir plaj arayanlar adanın güneyindeki Laz Koyu‘na gitmeli. Genelde rüzgarsız oluyor.

Kefalos
Kefalos

Gökçeada genelde rüzgarlı havasıyla, ister kumluk ister kayalık deniziyle, adaya has lezzetleri, meşhur gün batımlarıyla size aradığınız herşeyi verebilir, sessiz sakin huzurlu bir yer. Hatta bu sene fazla insansızdı. Temmuz ayında bile insan yoktu adada.

  • Uludağ yılın ilk karı
  • Uludağ
  • Uludağ telesiyej
  • Uludağ telesiyej
  • Uludağ yılın ilk karı
  • Uludağ kayak
  • Uludağ kayak
  • Uludağ yolu
  • Uludağ zirve
  • Uludağ zirve
  • Uludağ
  • Uludağ yılın ilk karı

Bu sene kış geç gelecek anlaşıldı. Kar görmek için İstanbul’a en yakın rotalara doğru yol almamız gerekiyor. Uludağ bu konuda bize hayli yakın. Uludağ’da kayak yapabilir, karla oynayabilirsiniz. Uludağ biraz pahalı ancak İstanbul’a yakın olmasıyla ulaşmak bir hayli kolay.Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

 

Uludağ’a Nasıl Gidilir?

Pendik feribotu kullanıldığında 3 saatte Uludağ’da olabilirsiniz. Osmangazi Köprüsü’nü kullanırsanız bu süre 2 saat sürüyor. Osmangazi köprüsü daha pahalıya maloluyor tabi. Biz feribotu kullanıcaz. Sekiz de ki Pendik feribotunu yakalıyoruz. 51 lira araç ve iki yolcuyla birlikte. 45 dakika da Yalovada’yız. İndikten bir saat sonra da Bursa‘dayız.

Uludağ zirve
Uludağ zirve

Gökçeada‘da ki dalış klübünden arkadaşlarımız bizi bekliyor. Bir Bursa’lı olarak çok iyi kayan Erdal bize eşlik edecek. Biz o kadar iyi değiliz. Güzel eşi Tülay bize harika bir kahvaltı hazırlıyor ve sonra dağ yollarındayız.

Uludağ’a Bireysel ve Turla Gitme Maliyet Karşılaştırması?

Tırmandıkça hala kar görememek bizi biraz endişelendirse de kayacak kar olduğunu biliyoruz. İnternetten Uludağ‘da ki kameraları takip edip durumu izleyebiliyorsunuz. Yukarılara çıktıkça yılın ilk karını görmek insanı gereksiz bir neşeye büründürüyor.

Uludağ yolu
Uludağ yolu

Milli park girişi 10 lira. Burada jandarma arabanıza zincir takmanızı istiyor. Biz daha aşağıda yeni sistem lastik çoraplarından taktık. Gerçekten bu kadar işe yaraması hayret verici bir şey. Takması da kolay. Zincir asfaltta gidemez mesela ama bununla gidebiliyorsunuz. Buzda da kaymıyor. Eğer karlı bölgelere gidecekseniz şiddetle tavsiye ederim.

Uludağ
Uludağ

Dağda oteller bölgesinde araç için park yeri bulmak bir hayli sıkıntılı. Erdal’ın arkadaşları sayesinde bir yer buluyoruz. Kayak kirası 50 lira. Eğer kayak turu düzenleyen gruplarla giderseniz kayak kiraları 20 liralara kadar düşüyor. O turlarla dağa gitmek 75 lira. Araç ikramları mevcut.

Uludağ telesiyej
Uludağ telesiyej

Sabah 4’te alıyorlar, en geç saat 5te dönüyorlar. Anlamsız bir şekilde İstanbul’da alındığınız noktalar çok az ve esneklik göstermiyorlar. Benim bir sefer kullandığım Akmerkez, ulaşım bakımından oldukça zor. Yolda evinizin önünden bile geçseniz durmuyorlar, illa ki ana duraklarda indiriyorlar.

Uludağ yılın ilk karı
Uludağ yılın ilk karı

Salopet, mont kirası 30 lira, gözlük 15 lira. Her şey bulabilmeniz mümkün. Ben Tülay’ın kayaklarını kullanıyorum. Otellerin kayak odalarında giyinip soyunabilirsiniz. Ben çok iyi kayamadığım ve de gücümün yetmediğinden 4 saatlik skipassj alıyorum. 4 saati 70 lira, tam gün 120, günler uzadıkça indirimli oluyor.

Uludağ telesiyej
Uludağ telesiyej

Uludağ anlamsız şekilde çok pahalı. Arap turist akınına uğramış durumda. Hafta içi gitmemize rağmen tüm telesiyejler açılmadığı için müthiş bir yığılma var. Kaymayanlar için yukarı çıkmak 15, inmek 15 toplam 30 lira. Geçen sene Sarıkamış‘ta sınırsız kayış 30 liraydı.

Uludağ kayak
Uludağ kayak

Yılın İlk Kayışı

Yılın ilk kayışında bir hayli ürkek, bir hayli telaşlıyım. Geçen sene sezonu Sarıkamış’ta çok dik bir pistte içimdeki korkuyla bırakmak pek de iyi olmamış anlaşılan. Bir kaç kayıştan sonra alışıyorum. Bunda ısınmak için içtiğimiz viskinin ne kadar yardımı oldu bilmiyorum ama çok eğlendiğimiz bir gerçek.

Uludağ zirve
Uludağ zirve

Eğer dağa alışık değilseniz kesinlikle alkol tüketmemelisiniz. Yüksek irtifa iki damla alkolle karıştığında asla ayılamıyorsunuz. Ben de öyle bir durum söz konusu değil ama arkadaşlardan biri kayak hocasına ve bize çok eğlenceli zamanlar yaşattı. O hoca bizi asla unutmayacak.Arkadaşım hocaya şarkılar mı söyletmedi, o hoca ders saati bitmesine rağmen dönüp dolaşıp arkadaşımı ekstradan ders mi vermedi, giderken çok eğlendim yine gelin diye mi aramadı? 

Uludağ Kayak Ders Ücretleri Ne Kadar?

Kayak dersi 190 lira. Bu teke tek ders ücreti ama gruplar halinde olursa bu fiyat düşüyor. Bir saatte sadece temel adımlar öğreniliyor. Birkaç saat ders almazsanız kayamazsınız. Kayak ve özellikle Uludağ çok pahalı. Bir sucuk ekmek 30 lira. Yukarıdaki kartal yuvasında oturup, şöminesinde ısınıp, manzaranın tadını çıkartmak paha biçilemez.

Uludağ kayak
Uludağ kayak

O kadar çok arap var ki. Kaymaya çalıştığınız pistte bile dolaşıyorlar. Hem haftasonu hem haftaiçi giderek her ikisini de deneyimlemiş bir insan olarak kesinlikle pazar günleri dağdan uzak durmanızı tavsiye edebilirim. Saat beşte telesiyejler kapanıyor. Son dakikalarımızı kartal yuvasında ısınıp, dinlenecek şekilde ayarladık ve son kayışa indiğimiz de pist buz tutmuştu.

Uludağ yılın ilk karı
Uludağ yılın ilk karı

5’ten sonraya pek kalmamaya bakın ama biz iyi ki kalmışız. Müthiş bir gün batımı eşliğinde iniyoruz aşağı. Yüreğim ağzımda indiğim, müthiş bir ayaz çıktığı, yer yer pisti kaybettiğim gerçeğiyle birlikte o günün batışını kayarken izleyebilmek paha biçilemezdi.

Uludağ Mangal Keyfi

Böyle bir soğuk yok ama biz yine de akşam saati karlar üstünde mangal yapmakta kararlıyız. Yukarı taraflara doğru olan tarafta ateşini yakan, mangal yapanlar oluyor. Biz biraz geç gittiğimizden daha önce yakmış olanların ateşini alıyoruz. Biraz uyanık olduğumuz doğru.Oylat Kaplıcaları’nda ki kasaptan aldığımız sucuklar ve etler gerçekten efsane çıkıyor. O kadar soğuk ki eldivensiz parmaklar bir kaç dakika da donuyor. Mis gibi is, mangal koka koka yola koyuluyoruz artık. Saat 10′ da ki Pendik feribotunu yakalamaya çalışacağız.

 

Uludağ
Uludağ

Uludağ ulaşım olarak kolay ve kısa sürede gidilebilen bir yer olmasının dışında aşırı pahalı bir yer. İçtiğiniz sudan yediğiniz sucuk ekmeğe kadar çok pahalı. Mümkünse her şeyinizi yanınıza alıp gidin derim. Zaten mecburen kiralanan kayaklar, alınan skipasslarla ve hele ki kaymayı bilmiyorsanız aldığınız derslerle çok fazla bir harcama yapacaksınız.

Uludağ yılın ilk karı
Uludağ yılın ilk karı

Sarıkamış’ta olduğu gibi hafta içi hafta sonu fiyat ayrımı yok. Sezonu kısa olduğu ve her yere yakınlığından dolayı tek fiyat ve gerçekten çok pahalı. Spor yapmak ve güzel bir gün geçirmek için zengin olmak gerekiyor dedirten bir yer. Telesiyejler de kayak yapmayanların daha kalabalık olduğunu göreceksiniz.Sıra beklerken günün yarısı gidiyor zaten. Uludağ’a eğer imkanınız varsa hafta içi gitmenizde fayda var. Turlarla gitmek daha ekonomik bu tarz aktivitelerde. Kalabalık grubun indirimlerimden faydalanabilirsiniz. Kendi aracınızla da özgür olursunuz. Sim sizin