İzlanda Yeme İçme Rehberi

Reklamlar

İzlanda’da yeme içme üzerine tez yazılır. Hiç bir ülkede bu kadar sorun olmamıştı bu yeme içme meseleleri. Çoğu insan yiyeceğini yanında getiriyor. Bu extra bagaj hakkınız yoksa büyük sorun. Tabi bir de taşıması var. Ben Knor’un proteinli çorbalarından doldurmuştum çantama ve bir de çay almıştım. Geri kalanında ya açlıktan ölecektim ya da İzlanda marketlerinde bolca mesai harcayacaktım. Yıkılmadım ayaktayım. Bakalım ne yapmışım?

Beni instagram hesabımdan takip etmeyi unutmayın. Hikayeler ve öne çıkanlarda çok şey anlatıyorum 😉

İnstagram: Nerdesinbahar

İzlanda’da Yeme, İçme yada Yiyememe, İçememe

İzlanda’da tüm zavallı turistler, ellerinde sepetlerle marketleri doldurmuş vaziyette, ürünlerin üzerinde yazan İcelandic alfabesini çözmeye çalışıyor. Neyin ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Genelde et ürünlerinin içinde domuz var. Biz Türkler için hayat iki katı zor oluyor çünkü diğer etler domuzlu olanlara göre daha pahalı. Aslında kocaman İzlanda kuzusu butları bizim ülkemizdeki fiyatlarla karşılaştırınca ucuz ama onları pişirecek düzeneğimiz yoktu. Kamp ocağımızda anca Türkiye’den götürdüğüm proteinli çorbaları, İzlanda’dan aldığımız noodleları, çay ve menemeni pişirebiliyor. Kabımız bile bir tane. Koca kuzu butu pişirmek hayal olurdu.

Arabada menemen nasıl yapılır? Eldeki plastik bıçağa dikkat!!!

Hiç restorana gitmedik. Zaten Reykjavik’ten çıktığımız anda küçük küçük şehirlerden geçtik. Varsa bile bir iki tane restoran oluyor. Genelde büyük benzin istasyonlarında ki fastfoodlarda ki restoranları kullanıyorlar.  Restorana gideyim, yiyeyim içeyim, eğleneyim diyorsanız bunu Reykjavik’de yapmalısınız. İzlanda’da geçirdiğim 15 günün sadece bir gününde aracın dışında menemen pişirip yiyebildik. Ya yağmurluydu ya da soğuk. Suya para vermedik. Zaten tüm ülke her yerden çağıl çağıl çağlıyor. Şelale dere ne bulduysak doldurduk. Benzinliklerden dolduramadık. Akan su genelde kükürtlü su oralarda.

İzlanda müzik festivalinde dağıtılan yemekler. Bir yeme içme sorma gitsin

İzlanda’nın özel bir mutfağı yok. Gitmeden okuduklarımdan öğrendiğim kadarıyla en meşhur olan şey yerel adıyla Hakarl ama aslında kokuşmuş köpek balığı eti ve Lamp dedikleri İzlanda kuzusu. Gittiğimizde bir müzik festivaline denk geldik. Ara sokaklarda, evlerinin bahçelerinde, ana meydanda her yerde insanlar kendi müziklerini yapıyorlardı. İnsanlar evlerinin önünde yemekler yapmışlar ve dağıtıyorlardı. Bu sayede İzlanda kuzusunun tadına bakmış olduk ve pek çok ev yemeğinin. Sahil tarafında bir çarşı vardı. Bit pazarı gibi bir çarşı. Orada market kısmı da vardı.

Kokuşmuş Balina Eti Yedim!!!

Kokuşmuş köpek balığı etini orada denedik. Önce bir parça yol arkadaşım Batın’ın ağzına tıktım. Sonra hazır bedava bulmuşken kocaman bir parçada ben attım ağzıma. Tam o anda Batın’ın ağzındakini kusmak için yer aradığını gördüm ama çok geçti. Çiğne çiğne insanın ağzında çoğalır mı bir şey? Yutsan yutulmuyor. Çıkaracak yer yok. Gözlerim yaşara yaşara yuttum. Tadı aklıma geldiğinde hala bir tuhaf oluyorum.

İzlanda menemeni bu olsa gerek

Köpekbalığını idrarından gelen asitleri gidermek amacıyla iki ay boyunca çakıl taşlarının altında gömülü tutuyorlarmış. Sonra da köpekbalığı uzun bir süreliğine asılı duruyormuş. Köpek balığı hakikaten kokuşturuyorlarmış ve baharatlarla sunuyorlarmış. Olmaz olsun böyle mutfak. Ben ki herşeyi yerim sanırdım. Somona bayıldım ama. Sonra denemediğim çikolata kalmadı. Domatesin herşeyini yapıyorlar. Tatlısı, marmelatı… Onları denedim. O gün ne bulduysam yedim. Dünyanın en pahalı ülkesinde tadılması gereken herşey bedavaydı. Böyle de ballı olunur mu?

İzlanda’da evinde kaldığımız İnga’nın hazırladığı sofra

Herkesin dilindeki ünlü Hot dog’u da dönüş yolunda yeme fırsatı buldum. Karışık ürünler yalnız. Herkes yiyemez. 25 TL civarında bir ücret ödedim. Normalde önünde kuyruklar oluyormuş ama ben gittiğimde sakindi. Diğer şeylere nazaran daha ucuz olduğu için mi bu kadar ünlü olduğunu da düşünmedim değil. 

Hangi Market En Ucuz

En ucuz market üzerinde pembe bir domuz resmi olan Bonus Market. Her şehirde bulunmuyor. Horn’da Bonus yok mesela. Neto market var. Onun fiyatları daha yüksek ama en güzel ve ucuz ekmek buradaydı. 199 ISK’na bildiğin karadeniz ekmeği aldık. Bulmuşken de hepsini almış olabiliriz. Bonus’da tost ekmeği 295 ISK’du. Sünger gibi bir ekmekti. Türküz biz. Ekmeksiz olmuyor. Bonus markette pişmiş soslu tavuk kanatları bulduk. İki kişi iki öğüne bölerek yiyecek kadar çoktu ve sadece 579 ISK’du. Isıtıp ısıtıp yedik.

Marketler bile çok pahalı. Bu sandaviçin teki 52 TL

İnternetten hangi şehirde hangi market var görebilirsiniz ve ona göre hareket edebilirsiniz. Reykjavik’ten çıktıktan sonra öyle büyük bir şehir yok. Şehirler bizim köy büyüklüğünde. Şehirlerin arası kmlerce yemyeşil arazi. O sebepten şehirlerden çıkmadan önce alışverişinizi mutlaka yapmalısınız. En ucuz market Hofsos’da ki, üzerinde Verslun Hofsósi yazan yerdi.

Çay, Çorba Nasıl Pişecek

Yol üzerinde benzinliklerde, sağda solda kamp ocağı üzerinde yemek yapan biçare turistlere rastlayacasınız. Şaşırmayın. Zaten sizde o kervana katılacaksınız. Bunu bildiğim için yanımda Nurgaz’ın mikro ocakbaşından alıp götürmüştüm. Uçağa alınmada herhangi bir sıkıntı yaşamadım. Gazını gittiğimiz yerden alırız diye düşünmüştük. Evinde kaldığımız İnga bize kocaman bir tane hediye etti. Ona gelenler bırakmış. Ülke ada ülkesi olduğu için, bu tüpler de uçağa alınmadığı için turistler bırakıp gidiyorlarmış. Bir tane de otostopta aldığımız gençler hediye etti.

İzlanda’da yeme içmede kullanılan en önemli materyal

Okuduğum bloglarda camping alanlarında bırakılmış tüpleri alabileceğimiz yazıyordu. Hediye edilen ikinci tüple bizim ocak başı uyum sağlamadı. Tüp bulabilmek için bir kampinge girdik. Derdimizi anlatmaya çalışırken adam bir odanın kapısını açtı. Oda yerden tavana kadar kamp tüpü doluydu. Bizimkini aldı, bize uyan başka tüp verdi. Alıp bir gidişimiz var. Geri kalan haftalar boyunca her aklıma geldiğinde Batın’ın “yürü yürü ardına bakma” demesine kahkahalarla güldüm. Hala da gülüyorum.

Menümüzde Ne Vardı? Biz Ne Yaptık?

Biz 50 euro ortak kasaya koyup tüm alışverişlerimizi nakit yaptık. Son güne kadar da yetirdik aslında. Son günler ki menüler biraz fakirdi artık. O günler kendi cebimizde kalanlarla aldık. Elimizde ne varsa o yendi. 14 gün kişi başı 50 euro. Bence bu bir rekor.  Hiç aç kalmadık. Herşeyimiz vardı aslında. Sadece menü zengin değildi. Genelde Türkiye’den götürdüğüm proteinli Knor çorbalar, hazır poşet çorbalar, İzlanda marketlerinden alınmış noddle, tavuk, bolca yumurta, domates, fıstık ezmesi, orman meyveli reçel, zeytinimiz bile vardı. Marketlerde satılıyor yeşil ve siyah zeytin ama Türkiye’de ki lezzeti aramayın boşuna. Zeytin işte. Yeşil olan daha başarılıydı. Bir peynir alamadık. Bizim yediğimiz peynirlerden zaten yok. Olanlarda çok pahalı. Hazır kutularda salatalar satılıyor. Onlardan da alın mutlaka. Sandaviç içine de yemeklerin yanına da güzel gidiyor. Yoğurt küçücük ve pahalı. Süt daha ucuz ve gerçek süt tadı var. Bizdekiler gibi değil. Tadı gibi inşallah kendisi de gerçek süttür.

  • Olis benzin istasyonlarının büyüklerinde bedava kahve var. Bir tezgaha sürahiyle su koymuşlar ve bir mikrodalga fırın var. Bu suyu içebilirsiniz. Mikro dalga fırında benzinliğin marketinden aldığınız şeyleri ısıtıp yiyebilirsiniz. Bunu yolculuğun sonuna doğru keşfetmek pek iyi olmadı. Bize yaramadı. Siz faydalanın bari.
  • İzlanda’ya ekonomik yoldan gidebilmenin yollarını merak ediyorsanız buraya tıklayın. 
  • Keflavik Havaalanı’nda sizi ne bekliyor. Okumak için buraya tıklayın.
  • İzlanda’da araç kiralamayı nasıl yapacaksınız? Detayları okumak için buraya tıklayın.
  • Yollar nasıl, hız sınırı ne öğrenmek için şuraya tıklayın. 
  • İzlanda’da benzin nasıl alınır öğrenmek için buraya tıklayın.
  • İzlanda’da hayatta kalmak için de mutlaka şuraya tıklayın.

 

Beni sosyal medya hesaplarımdan takip etmeyi unutmayın. Daha çok fotoğraf ve hap bilgiler için;

Paylaşmak güzeldir!

Reklamlar

İlgili yazı

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *