• Oylat Mağarası
  • Oylat Mağarası Yolu
  • Oylat Mağarası 1ci galeri
  • Oylat Mağarası 1ci galeri
  • Oylat Mağarası 2ci galeri
  • Oylat Mağarası içeriden dışarıya bakış
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi
  • Oylat Şelalesi, Boytrek yürüyüş grubu
  • Oylat Mağarası
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi
  • Oylat Mağarası
  • Oylat Şelalesi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

İstanbul’dan birkaç saat uzaklıkta Bursa bu konuda bize kucak açıyor. Doğa yürüyüşü ve sıcacık şifalı sular. İnegöl’de ki Oylat mağarası, Oylat şelalesi ve Oylat kaplıcaları harika bir deneyim bizim için
Hazır yarı yıl tatili de gelmişken, bir kaç günlük bir kaçamakla, ruhunun ve bedeninin arınmasını isteyenlere çok da uzak olmayan bir rota önerisidir bu yazı. İstanbul’dan birkaç saat uzaklıkta Bursa bu konuda bize kucak açıyor. Önce Uludağ’da kayak deneyimi ve sonrasında doğa yürüyüşü ve sıcacık şifalı sular. Uludağ deneyimini bir önceki yazı da kaleme almıştık. Şimdi sıra ikinci aşamada. İnegöl’de ki Oylat mağarası, şelalesi ve kaplıcaları.

 

Oylat Mağarası

Çok uzun zamandır bir kaç sefer gitmeye teşebbüs ettiğim ancak gidemediğim Oylat mağara, şelale ve  kaplıcalarına düzenlenen hikingi görünce çok seviniyorum. İstanbul’dan çıkan bir doğa grubunun buraya gideceğini duyunca, biz de hazır Bursa’dayken yürüyüşe katılıp katılamayacağımı soruyorum. Katılabileceğimi öğrenince de çok seviniyorum tabi.

Oylat Mağarası Yolu
Mağara Yolu

Sabah erken kalkıp İstanbul’dan gelen grupla telefonlaşıyoruz. Onlardan öndeyiz. Yolda biraz kestirmek istiyorum ve gözümü açtığım an her yerin karla kaplı olduğunu görüyorum. Navigasyona Oylat mağarası diye yazmanız yeterli, o sizi götürüyor. Ana yoldan giderken Oylat tabelası yok. Karlı yolda sapmamız gereken yerde hızlı olduğumuz için sapamıyoruz.

Oylat Mağarası

Navigasyon yeni rota belirlese de karla kaplanan köy yoluna girmek imkansız gibi. Sapağı kaçırmamaya çalışın. Biz ilerden dönüp gelinceye kadar İstanbul’dan gelen ekip bizi geçiyor ama Oylat mağarasında yakalıyoruz. Onlar gezmeye başlamış. Mağara giriş 7,5 lira. 30 yıllığına kiralayan özel bir şirket işletiyormuş. İnegöl merkezden buraya servisler mevcutmuş.

Oylat Mağarası 1ci galeri
Oylat Mağarası 1ci galeri

Mağaraları çok sevdiğim için güle oynaya giriyorum. Yürü yürü bitmiyor. O dışarıdan gördüğümüz dağın içi komple mağaraymış. Işıklandırmışlar ve yürüme yolu yapmışlar. Bir ara kendimi İndiana Jones filminin içine düşmüş gibi hissediyorum. Tırman tırman bitmiyor, her yerden sarkıtlar sarkıyor.Mağara iki bölümden oluşuyor.

Oylat Mağarası 1ci galeri
1ci galeri

Oylat Mağarası Galeriler

1ci galeri daracık, 2ci galeri çok geniş çökmelerin ve sarkıtların olduğu bölüm. Ben en çok girişindeki dar koridor gibi yeri sevdim. Oluşumu binlerce yıl süren mağara hala oluşmaya devam ediyor. Mağaranın içinde yarasalar yaşıyormuş ama biz göremedik.

Oylat Mağarası 2ci galeri
Oylat  Mağarası 2ci galeri

Belli bir noktadan sonrasına geçiş izni yok. Ziyarete açık 3cü en uzun mağara burası. İçeriden dışarıya, o karlı manzaraya bakmak çok güzel. Dışarıya çıktığımızda yılın ilk karının neşesiyle karlarda yuvarlanıyoruz. özlemişiz.

Oylat Mağarası içeriden dışarıya bakış
Mağaranın içeriden dışarıya bakış

Mağarayla kaplıcaların olduğu bölge çok uzak değil. Herkes kara hazırlıksız yakalanmış. Bizim lastiklerimizde yine kar çoraplarımız var ve sorun yok.

Oylat Şelalesi

Araçları kaplıca bölgesine parkedip asıl amacımız olan Oylat Şelalesi’ne doğru yürüyüşümüze başlıyoruz. Parkın içinden geçip ilerlediğinizde şelale yolunu kolayca bulabilirsiniz. Biz gidiş geliş 7 kmlik kısıma katılıp sonrasında termal keyfi yapmak üzere buradayız.

Oylat Şelalesi yolu

Birden bastıran kardan dolayı yürüyüşümüz bir hayli zorlu geçiyor. Karın altını görmediğimiz için önden gidenin adımlarına göre gidiyoruz. Bir tarafımız dere olduğu için aşağıya kaymamamız gerekiyor. Bu hava şartlarında böyle bir yolu asla tek başınıza yapmamalısınız.

Oylat Şelalesi yolu

Kaymayan iyi bir ayakkabınız yoksa o yola gitmemelisiniz. Normal havada yarım saatte yürünebilen şelaleye bir buçuk saat gibi bir sürede ulaşabiliyoruz ama muhteşem kar manzaralarından geçerek. Canlı bir tablonun içinde gibiyiz.

Oylat Şelalesi yolu

Dünya siyah beyaz olmuş ve renkli kalan tek şey bizlermişiz gibi. Şelaleye ulaşan ekip şen şakrak. İstanbul’dan sabah saat 6 da yola çıktıkları için onların öğle arası. Getirdikleri sandaviçleri şelaleye karşı yiyorlar.

Oylat Şelalesi
Oylat Şelalesi

Hepsi 15kmlik uzun yürüyüş için gelmişti ama biz geri dönerken bir baktık ekibin çoğu bizimle birlikte. Ekipteki iki liderden biri olan Kamil abi dönenlerin güvenliği için geri dönüyor. Bir kısım yürüyüşe devam edecek.

Oylat Şelalesi, Boytrek yürüyüş grubu

Dönüşümüz gidişimizden daha kolay oluyor. Fotoğraf çekmeye doyamıyoruz. Havanın mis gibi kar kokusu, buz gibi havası, manzaranın muhteşemliği hala gözümün önünden gitmiyor.

Oylat Kaplıcaları

Gelirken, termal kaplıcanın saat 4’te kapanıp temizlik için 7’ye kadar açılmayacağını öğrendiğimizden hızlı hareket ediyoruz. Oylat’taki oteller 3-4 günden aşağı rezervasyon kabul etmiyor. Özellikle haftasonları dışarıdan müşteri almıyor.

Belediyenin işlettiği yerin temizlik sebebiyle uzun saatler kapalı olacak olması, kapanmasına da sadece bir saat kalması hevesimizi kaçırıyor. Belediyenin yeri 5 lira. Kadın erkek ayrı. Tam bunları sorgularken belediyenin kaplıcasına bitişik, bir otelin aile havuzları olduğunu öğreniyoruz. Orada temizlik ve saat sorunumuz yok. İki kişi normal havuzlu oda iki saati 100 lira, jakuzili 125 lira.

Oylat Şelalesi yolu

Daha kalabalık aileler için kişi sayısı arttıkça fiyatlar odasına göre 20-30 TL artıyor. Sauna, buhar odası her şey var. Kredi kartı geçiyor. En sonunda kendimizi sıcak sulara atabileceğiz. Oylat kaplıcasında ki su hiç bir işlemden geçirilmeden içilebiliyormuş.

Oylat Şelalesi yolu

Oylat Adını Nasıl Aldı?

Oylat adını Tekfurun kızını tedavi etmesinden aldığı söyleniyor. Zamanında Tekfur’un kızı amansız bir hastalığa yakalanıyor ve en son buraya getiriliyor. Son günlerini yaşadığına inanarak “Ölyat” diyorlar ama Tekfur’un kızı buradaki şifalı sularda iyileşince bölge ün salıyor ve zamanla adı Olyat‘a dönüşüyor. Kaplıcanın şifası saymakla bitmiyor. Ayrıca içme kürleri de yapılıyor.

Oylat Şelalesi yolu

Normal de 2 saat olan süremiz, hava şartlarından kimsenin olmamasından dolayı esnek. Kimse bize dokunmuyor. Bir gün öncesinden kayakta tutulan kemiklerimin üstüne bir de şelale yürüyüşü ve soğuk eklenince bu sıcacık sular, saunalar, buhar odaları cennet gibi geliyor. Yunanistan’da gittiğim termalden sonra ülkemizde ki termal tesislerin gelişmişliği, hijyeni beni çok mutlu ediyor.

Oylat Mağarası
Oylat Mağarası

Bizden en az bir 20 yıl gerideler. Resepsiyonda sohbet ettiğimiz arkadaşlar arap turistlerden çok memnun. “Onların suyla işi yok, geliyorlar 15 dakika duş alıp çıkıyorlar. Talepkar değiller ama Avrupalı ya da Türkler sauna vs. her şeyi kullanmak istiyorlar” deyince bizi bir gülme alıyor. Her şeyi istemişim, kullanmışım. “O zaman biz gidelim” diyorum.

Oylat Şelalesi

Sıcacık sulardan çıktık, binanın içi de çok sıcak ve dışarı da kar var hasta oluruz diye düşünmeyin. Kafanızı iyi kurutup çıktığınız da o soğuk hava mis gibi geliyor insana. Küçük çarşıda fırından kasaba, bakkaldan mayosuna her şey satılıyor. Kaplıcaların olduğu bölgede pideci bile var ama biz hava şartlarından çok geçe kalmak istemediğimizden fırından kocaman bir ekmek alıyoruz, kasaptan sucuk ve etler.

Oylat Mağarası

Hayatımda yediğim en güzel sucuk ekmek ve müzikler eşliğinde yola koyuluyoruz. Bir gün kayak, ertesi gün şelale yürüyüşü ve sonrasında ki termal bizi arınmış bir beden ve kafayla geri yolluyor. Kendi aracıyla gitmeyenler İnegöl’e ulaştıktan sonra, dolmuşlarla 15 dakika da kaplıca bölgesine ulaşabilirler.

  • Kasımiye Medresesi
  • Kasımiye Medresesi
  • Kırklar Kilisesi ve Edi
  • Kırklar Kilisesi yolu
  • Zinciriye Medresesi
  • Zinciriye Medresesi önünden Mezopotamya manzarası
  • Mardin gece manzarası
  • Kasır Rabi de ki mağaralar
  • Hasankeyf
  • Hasankeyf- Dicle Nehri
  • Hasankeyf
  • Zeynelbey Türbesi
  • Mardin
  • Hasankeyf
  • Mor Gabriel Manastırı
  • Mor Gabriel'in mezarı
  • Mor Gabriel Manastırı
  • Mor Gabriel Manastırı
  • Mor Gabriel Manastırı
  • Dinamitle patlatılıp yok edilen Hasankeyf
  • Mardin horozlu kapı tokmağı
  • Mor Gabriel Manastırı
  • Mardin sokakları
  • misafir kaldığım evdeki nene Türkçe bilmiyor
  • Önder bize Mardin'i gezdiriyor
  • Mardin bakırcılar
  • Çöpçü eşek
  • Daracık sokaklar
  • Dara Zindan kızlarım
  • Dara Antik Kenti köprü
  • Deyrulzafaran
  • Mardin gece
  • Dara Köyü, Zindan
  • Dara Köyü, Zindan
  • Dara Antik Kenti
  • Dara Toplu Mezar
  • Dara Antik Kenti mezar odası
  • kaburga dolması
  • Deyrulzafaran
  • Müze mozaik
  • Mardin taş işçiliği
  • Mardin Kasımiye Medresesi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Gündüzü mezarlık, gecesi gerdanlık, taş diyarlar şehri; Mardin… Dünyada iki şehrin tamamı sit alanı olarak ilan edilmiş. Biri Venedik diğeri Mardin. Şehir Unesco koruması altında. Mimari, arkeolojik, tarihi ve görselliğiyle zamanın durduğu izlenimi veren masallar şehri, bir zamanlar İpek yolu üzerindeymiş.

Mardin gece
Mardin gece

Kasımiye Medresesi

Kürtler, Hristiyan süryaniler, sünni araplar, türkler, ezidiler ve ermeniler Mardin‘de bir arada faklı dinlerin mozaiğinde kardeşçe yaşıyorlar. İki tane de yahudi aile olduğu söyleniyor.

Kasımiye Medresesi
Kasımiye Medresesi

Öğleden sonra vardığımız eski Mardin‘de önce Kasımiye Medresesi’nin masalımsı görüntüsüne ek ana rahminden doğuma, yaşama ve yaşılıktan ölüme giden, suyla anlatılan hikayelerini dinliyoruz.

Mardin Kasımiye Medresesi
Mardin Kasımiye Medresesi

Kafesli pencerelerinden buğulu Mezopotamya uçsuz bucaksız. Artukluların başladığı Akkoyunlu Timur Han‘ın bitirdiği medrese taş işçiliğinin nefes kesen bir örneği. Yanında bulunan zaviye-türbeden buranın medrese değil de külliye olarak inşaa edildiği düşünülüyor.

Kasımiye Medresesi
Kasımiye Medresesi

Kırklar Kilisesi

Kırklar Kilisesi‘nin bahçesinde oyun oynayan Edi ve Mariana‘yla tanışıyoruz. Süryanice konuşup bisiklete biniyorlardı. Kilisenin içinde fotoğraf çekmek yasak. Daracık sokaklardan tırmanıyoruz.

Kırklar Kilisesi ve Edi
kıKırklar Kilisesi ve Edirklar kilisesi ve edi

Genişçe bir avlusu var. Son dakika geldiğimiz kiliseyi bizim için bir kaç dakika daha açık tutuyorlar. Akşam saati olması sebebiyle alaca karanlık var. Avlu çok büyüleyici gözüküyor. Mor Behnam ile kız kardeşi Saro adına yapılan bu kilise Kırklar Kilisesi olarak biliniyor.

Kırklar Kilisesi yolu
Kırklar Kilisesi yolu

Zinciriye Medresesi

Mardin’de ki son Artuklu Sultanı olan Melik Necmettin İsa bin Muzaffer Davud bin El Melik Salih tarafından 1385 yılında yaptırılmış. Hatta Timur‘la savaşan Melik Necmettin İsa kısa bir süre olsa da bu medreseye hapsedilmiş.

Zinciriye Medresesi önünden Mezopotamya manzarası
Zinciriye Medresesi önünden Mezopotamya manzarası

Zinciriye Medresesi Mardin tepelerinde kaleye yakın. Kaleye çıkış yasak, tel örgülerle kapalı. Kasımiye Medresesi‘nde çıkamadığımız kubbelere burada çıkabiliyoruz.

Zinciriye Medresesi
Zinciriye Medresesi

Gün batımına karşı Mardin‘i seyretmek doyumsuz oluyor. Buradan gün batarken, Ulu caminin ve şehrin ışıklarının yanmasıyla deniz kenarındaki bir masal diyarına dönüşmesini görmeniz lazım. Uzakta Suriye’nin ışıklarını izlemek, aradaki köylerin ışıklarının gemi ışıklarına dönüşüvermesini görmek enfes.

Mardin gece manzarası
Mardin gece manzarası

Mardin’de nerede kaldım?

Biz eski Mardin‘de bir evde kalıyoruz. Mardinli gibi yaşayıp bakıcaz dünyaya birkaç gün. Damda uyuma hevesiyle geldik ama hava biraz serince. Odamdan bir tarafta eski Mardin’i, Ulu Cami’nin minaresini diğer tarafta Mezopotamya‘yı görüyorum.

Önder bize Mardin'i gezdiriyor
Önder bize Mardin’i gezdiriyor

28 yaşındaki arkadaşım Önder’in annesi benden 3 yaş büyük sadece. Hiç okula gitmemiş ama üç dil bilen okusaydı nolurdu acaba dedirten, ilerleyen günlerde bize içli köfteler, mantılar yapan bu kadını unutmam mümkün değil.

Mardin
Mardin

Eski Mardin’de oteller pahalı ama yeni Mardin’dekiler daha hesaplı. Ben yine de eski Mardin’de kalmayı tercih ederdim. Tarihi dokusu, tarihi binaları, daracık sokaklarıyla Mardin’i yaşamak istiyorsanız burada kalmalısınız. Yeni Mardin bildiğimiz apartmanlardan oluşuyor. 

misafir kaldığım evdeki nene Türkçe bilmiyor
Misafir kaldığım evdeki nene, Türkçe bilmiyor

Hasankeyf

Ertesi gün erkenden kalkıp Hasankeyf‘e gidiyoruz. Baraj çalışmalarından dolayı çok az su kalmış Dicle‘de. Köprünün suda kalan ayaklarının üstünü betonla kaplamışlar. Hasankeyf Batman‘a bağlı bir ilçe aslında.

Hasankeyf
Hasankeyf

12 bin yıllık tarihinde kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Antik kentin çevresinde 6 bine yakın mağara bulunuyor.Köprünün diğer tarafındakilere yazlık mağaralar diyorlar. Bu mağaralar suyun gücüyle doğal olarak oluşmuş.  

Zeynelbey Türbesi
Zeynelbey Türbesi

Zeynel Bey Türbesi yeni şehrin o tarafa taşınmış. Şantiye alanına girmek yasak. Uzaktan görebiliyoruz sadece. O kadar yoldan gelip dokunamamak sinir bozucu.

Kasır Rabi de ki mağaralar
Kasır Rabi’de ki mağaralar

Hasankeyf‘de tepelere tırmanıyoruz. 1 lira verip Kasır Rabi‘den en iyi manzarayı görebiliyoruz. Bir de mağara var içinde.

Hasankeyf
Kasır Rabi de ki mağaralarHasankeyf

Hasankeyf‘in bir yanı basından da okuduğum gibi dinamitlerle patlatılmış. Zaten buraya biran önce gelme isteğim yok olmadan görme isteğimdendi.

Hasankeyf- Dicle Nehri
Hasankeyf- Dicle Nehri

Yüzyıllara dayanıp günümüze kadar gelebilmiş eserleri baraj suları altında bırakmak, o eserlerin üstünü betonla kaplamak, dinamitlerle patlatıp yıkmak bizim nesile nasip oldu. Tarih bizi böyle hatırlayacak.

Dinamitle patlatılıp yok edilen Hasankeyf
Dinamitle patlatılıp yok edilen Hasankeyf

Mor Gabriel Manastırı

Hızlıca Mor(aziz) Gabriel Manastırına doğru yola koyuluyoruz. Yolumuz Midyat‘tan geçiyor. Küçük bir Mardin burası. Şehrin içindeki kazılardan daracık arka sokaklarda araçlarla kilit oluyoruz. 

Mor Gabriel Manastırı
Mor Gabriel Manastırı

Mor Gabriel tüm manastırlar gibi şehrin oldukça uzağında. Giriş 5 lira öğrenci 3 lira.Bir rehber içerideki insanlar çıktıktan sonra gelen diğer insanlarla birlikte sizden bir grup yapıp anlatarak sizi gezdiriyor. 

Mor Gabriel Manastırı
Mor Gabriel Manastırı

Bence çok faydalı. 14 rahibe, çalışanlar, bölge okullarda okuyan öğrenciler ve rahiplerle birlikte 60 kişi yaşıyor. Biz gezerken odalarından çıkmıyorlar.

Mor Gabriel Manastırı ve muazzam taş işçliği
Mor Gabriel Manastırı ve muazzam taş işçliği

Bir rahip içeri girerken fotoğraf çekme isteğimi kibarca reddediyor. Saygı duyuyorum. Uçsuz bucaksız kurak toprakların ortasında muhteşem bir mimari ve akıl almaz bir yaşam stili.

Mor Gabriel Manastırı
Mor Gabriel Manastırı

Burada ilk defa azizlerin öldüklerinde bir taş sandalyeye yüzleri doğuya dönük şekilde oturtularak, İsa’nın yeniden geleceğini ve bunun doğudan olacağına inanarak, o geldiğinde hazır olmak için bu şekilde gömüldüklerini öğreniyorum.

Mor Gabriel'in mezarı
Mor Gabriel’in mezarı, yan duvarların içinde azizlerin mezarları var

Sadece Mor Gabriel‘in mezarı yerde. O herkesin ayaklarının altına gömülmek istemiş.

Mardin Yeme İçme

Mardin beni kendine hayran bırakıyor. Sanat atölyesi sokaklar, kafeler, masalcı dedeler. . Mardin’in daracık sokakları festival alanı gibi, çok modern, ışıl ışıl heryer.

Mardin sokakları
Mardin sokakları

Eski Mardin’de kazıklanmanız an meselesi. Girdiğimiz Sinek barda yarım saat oturmanın ve iki küçük biranın bedeli 80 lira. Fiyat sormadan bir yere oturmayın.

Daracık sokaklar
Daracık sokaklar

Bunların yanında her geceye özel performanslarıyla Leylan Cafe ve özel sinema salonuyla Pause Cafe yıldızımız oluyor. Saat 6 dan sonra acıkmayın. Cadde üstündeki restoranlar kapanıyor ama cafelerde yemek oluyor ya da yeni şehirde her şey var. Oraya da araçla gitmelisiniz.

Çöpçü eşek
Çöpçü eşek

Sokaklar daracık olduğu için araç giremiyor, kadrolu eşeklerle temizliyorlar. Kapıların tokmaklarına dikkat edin. Ben horozlu olanını çok sevdim ve uzun pazarlıklar sonucunda alabildim ama uçakta kabine almıyorlar. Bagaja vermek zorunda kaldım.

Mardin horozlu kapı tokmağı
Mardin horozlu kapı tokmağı

Turist olduğunuz belli olduğu için her şey size çok pahalı ama isyan ederseniz hemen doğunun misafirperver insanı olup size yardımcı oluyorlar. Badem şekerleri efsane. Gümüşçülerini mutlaka gezin.

Mardin bakırcılar
Mardin bakırcılar

Kaburga dolması bulmak pek kolay değil ama Recep hocaların kalabalık grubunun avantajıyla yemeyi başarıyorum. Yeni şehir Al Sahan Restoran‘da harika sunumuyla diğer Mardin lezzetlerini de tatma fırsatı bulduk.

kaburga dolması
kaburga dolması

Dara Antik Kenti ve Zindan

Dara da önce köyde Zindan denilen bir yere gidiyoruz. Küçük sarışın kızlar karşılıyor. Handan bize şiir okuyor. “sıkı durun söylüyom, sizi çok seviyom“la bitirdikten sonra bize evin altında bir kapı açıyor.

Dara Köyü, Zindan
Dara Köyü, Zindan

Ben yine bir mağara beklerken yerin kaç kat altına girdiğimizi bilmediğim İndiana Jones filmlerinden birinin içinde buluveriyorum kendimi.

Dara Köyü, Zindan
Dara Köyü, Zindan

Dikkatli yürüyün, düşmeyin” diyen küçük kız çocuğu bu merdivenleri koşarak iniyor. Burası eskiden su sarnıcıymış. Üstündeki evde dedesi yaşıyor.

Dara Zindan kızlarım
Dara Zindan kızlarım

Büyük büyük dedesinin tavuğu kaçınca kazıp bulduklarını anlatıyor. Afrikalı çocuklarım gibi kolumdaki incik boncuk ilgi odakları. Simsiyah çocuklarıma sarılıyordum bir sene önce şimdi sapsarı çocuklarım.

Dara Antik Kenti köprü
Dara Antik Kenti köprü

Dara şehir merkezine bir saat uzaklıkta. Biz araç kiraladık.  Tarihte  Mezopotamya’nın en önemli yerleşim yerlerinden biriymiş. Doğu Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırını Sasanilere karşı korumak için kurulmuş. Yapılan arkeolojik kazılarda dünyanın ilk su barajına ait kalıntılara rastlanmış.  Dara oldukça geniş bir alana yayılıyor.

Dara Antik Kenti
Dara Antik Kenti Toplu mezar giriş kapısı

Dara Antik Kent saat 9,30’da açılıyor. Giriş ücretsiz. Dara Antik Kent bir mezarlık, ölüler şehri bir diğer adı. Savaşta ölen Sasanileri buraya koymuşlar tekrar dirilecekleri inancıyla. İskeletleri görebiliyorsunuz.

Dara Toplu Mezar
Dara Toplu Mezar

Mezar odalarına girebiliyoruz. Köylü çocuklar bize rehberlik ediyor. Tüm köyü gezdiriyor. Tarihi köprülerin altından iki sene öncesine kadar su akarmış ama diğer köyler suyu kesmiş. Şu an su yok.  

Dara Antik Kenti mezar odası
Dara Antik Kenti mezar odası

Burada İstanbul’dan gelen fotoğraf klübünden Recep hocam ve arkadaşlarla karşılaşıyorum. Mardin bu mevsim, özellikle haftasonları fotoğraf klüplerinin istilasında.

Deyrulzafaran

O gün onlara katılıp Deyrulzafaran manastırını ve şehri tekrar geziyorum. Deyrulzafaran Mor Gabriel gibi. Giriş 6 lira. İsa’dan sonra 5. yüzyılda inşaa edilmiş. Mardin’e 4 km uzaklıkta.

Deyrulzafaran
Deyrulzafaran

Süryani Kilisesi’nin önemli bir merkeziymiş. 640 yıl boyunca da Süryani ortodoks Patriklerinin ikamet adresiymiş.  

Deyrulzafaran
Deyrulzafaran

Mardin meydanındaki müze şu aralar ücretsiz. Şimdiye kadar gezdiğim en iyi müze olduğunu söyleyebilirim. Bakmalara, okumalara, fotoğraf çekmelere doyamadım. 

Müze mozaik
Müze mozaik

Sık sık kesilen elektriklerden saçımı bir Mardin evinin damında, Mezopotamya‘ya karşı güneşte kuruttuğum, farklı kültürleri tanıdığım, daracık sokaklarında durmadan tırmandığım, tarih kitaplarımın içinde bir doğu masalı yaşadığım Mardin‘i ve evinde kaldığım bu harika insanları asla unutmam mümkün olmayacak.

Mardin taş işçiliği
Mardin taş işçiliği

Hoşçakal Mardin, yüreğim seni çok sevdi…
Bir öneri: Biz Mardin’i araç kiralayarak gezdik. İkinci alternatif meydandaki THYnin bilet satış ofisindeki turu kullanmak. Bizim araba kiralayarak gittiğimiz uzak mesafelere sabah 8 akşam 8, öğle yemeği ve tüm giriş ücretleri dahil 80 tlye gezebilirsiniz. Biz Beyazsu’ya gidemedik mesela. Bu turda orası da var. Şehir içini de yürüyerek gezebilirsiniz. 

  • Mevlana
  • Tavusbaba Türbesi
  • Tavusbaba Türbesi
  • Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
  • Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
  • Arama Sonuçları Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
  • Sille Zaman Müzesi
  • Sille, Aya Elenia Kilisesi
  • Sille sokakları
  • Mevlana
  • Mevlana
  • Mevlana
  • Şeb-i Arus Şenlikleri
  • Minare Müzesi
  • Sille sokakları
  • Sille sokakları
  • Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
  • Zaman müzesinden Sille'ye bakış
  • Sille, Aya Elenia Kilisesi
  • Sille Zaman Müzesi
  • Sille, Aya Elenia Kilisesi
  • Şeb-i Arus Şenlikleri
  • Şeb-i Arus Şenlikleri

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Mevlana’nın 744. vuslat gecesi için Konya’da pek çok ülkeden insanlar akın akın gelirken ben de artık senelerdir gidemediğim Konya’ya mutlaka gitmeliyim dedim. Konya Mevlana felsefesinin hüküm sürdüğü topraklar. “Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.” Hz. Mevlana. Bu felsefeyle HİÇ olmaya çıktığım bu yolda gözümün gördükleri, karnımın doyduklarıyla neler yaptım bir bakalım.

Konya Tavusbaba Türbesi

Her zaman ki gibi sona kadar bekleyip hep bir “yer var mı?” telaşından sonra yine dört ayak üstüne düşüşüm. Her sema gösterilerine gitme konuşmasında “hayır ben yerinde seyredicem, o topraklara gidicem” diye cevap verişimdir beni yola düşüren.

Tavusbaba Türbesi
Tavusbaba Türbesi

Otobüsümüzün en arka koltuklarında uyuyarak vardığımız Konya‘da ilk durak kahvaltı için durduğumuz Nevizade restaurant oluyor. Her zamanki zeytin peynir çay üçlemesinde bir kahvaltı beklerken finalinde gelen kavurmalar omletler sucuklarla muhteşem bir kahvaltı yapıyoruz.  Bütün geceyi yolda geçirmiş bizi bir güzel besleyip, güçlendirip Konya turumuz için uğurluyorlar.

Tavusbaba Türbesi
Tavusbaba Türbesi

Sonrasında Tavus Baba Türbesi‘ndeyiz. İçinde kadın mı erkek mi yattığı belli olmayan neredeyse hiç bir bilginin olmadığı bir türbe burası. İnsanlar adak için duvarlara yazılar yazmış, tuz dökmüş yapılmaması için uyarı yazılarına rağmen. Çevresinde suların aktığı, çok ziyaretçi alan küçücük bir Konya köşesi burası.

Konya Tropikal Kelebek Bahçesi

Ve şimdi çok merak ettiğimiz Konya Tropikal Kelebek Bahçesindeyiz. İçerisinin çok sıcak olduğu bilgisiyle üstümüzde ne varsa çıkartıyoruz. Giriş 10 öğrenci 5 lira. Yemyeşil bir cennet yaratmışlar.

 Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
Konya Tropikal Kelebek Bahçesi

Daha kapıdan girer girmez uçuşan kelebeklerle kendimizden geçiyoruz. Bu sene bu ikinci kelebek gezim. İlki Rodos’ta ki kelebeklerdi ancak neredeyse hepsi uyuyordu.

 

Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
Konya Tropikal Kelebek Bahçesi

Buradaki rengarenk çeşit çeşit uçuşan kelebekleri fotoğraflıycaz, video çekicez derken başımız dönüyor. Mavi renkte çok acelesi varmış gibi uçuşan o kelebek var ya; fotoğraf için yakalamak mümkün değil. Bir videoda 2 saniye yakalamışım.

Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
Konya Tropikal Kelebek Bahçesi

İçerisi gerçekten çok sıcak ve çok fazla insan var. Dolaşırken yere konmuş turuncu bir kelebek görüyorum. Bu insan kalabalığında ezilmesin diye uçurmaya çalışıyorum ama uçmuyor elime çıkıyor. Allah istedi bir göz hesabı elimde kelebek boy boy fotoğraflar çıkıyor.

Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
Konya Tropikal Kelebek Bahçesi

Kelebeklerin kozadan nasıl çıktıklarını gösteren temalar hazırlamışlar. Ayrıca dev böceklerin de olduğu bir böcek sergisi var. Kesin rüyama girecekler. İçeri de kelebekle ilgili pek çok obje satılıyor.

Sille, Aya Elenia Kilisesi

Bir sonra ki durağımız Sille. Burası eski bir rum köyü. İlk önce Aya Elenia Kilisesine gidiyoruz. İsa’nın ölümünden 327 sene sonra Bizans imparatoru Costantin’in annesi Helena bir gün hac için Kudüs’e giderken Konya’ya uğramış.

Sille, Aya Elenia Kilisesi
Sille, Aya Elenia Kilisesi

Burada İlk Hristiyanlık çağlarına ait oyma eserler görmüş ve Sille’de bir mabet yaptırmaya karar vermiş. Şimdilerde düzenlenmiş boyanmış ve müze olarak hizmet veriyor. Ziyarete açık ve ücretsiz.

Sille, Aya Elenia Kilisesi
Sille, Aya Elenia Kilisesi

Öyle güzel restore edilmiş ki, her yer pırıl pırıl. Fotoğraf çekmeye doyamıyoruz. 

Sille, Aya Elenia Kilisesi
Sille, Aya Elenia Kilisesi

Sille, Zaman Müzesi

Karşı tepede bir zaman müzesi var. Oraya tırmanıp tarihte zaman için kullanılmış objeleri görüyoruz. Burası da eskiden bir şapelmiş. Düzenlenip bu şekilde kullanılmaya başlanmış.

Sille Zaman Müzesi
Sille Zaman Müzesi yolu

Arkada da tepelerde bir medrese var ama oraya tırmanmaya zamanımız yok.

Sille Zaman Müzesi
Sille Zaman Müzesi

Hatta zaman müzesinin oradan bakınca uzakta Dara Antik Kenti’ndeki gibi kayalar oyulmuş. Ziyarete kapalı gözüküyor. İleri de oraları da açılacaktır kesin.

 

Zaman müzesinden Sille'ye bakış
Zaman müzesinden Sille’ye bakış

Sille Sokakları

Sille sokakları film platosu gibi. Terkedilmiş viran evlerin yanında çok güzel restore edilmiş evler de var. 

Sille sokakları
Sille sokakları

Bir tarafta çok güzel cafeler diğer yanda içinden geçen suyun kenarından yürüyerek Sille’ye veda ediyoruz. Çok acıktık. Konya’nın etli ekmeğini zaten çok severim. Gelmişken yerinde tatmak harika oluyor.

Sille sokakları
Sille sokakları

Alaaddin tepesinin karşısında ki İnce Minare Müzesi‘ni de ziyaret ediyoruz. Müze kart geçiyor, giriş 5 lira. Karşıya geçip Alaaddin tepesine yürüyoruz ama türbelerin olduğu bölüm tadilatta. Hava çok soğuk.

Sille sokakları
Sille sokakları

Burada tarih kitaplarımın Selçuklu devletinin önde gelen sekiz hükümdarının türbesi var.Üç Gıyaseddin Keyhüsrev ve Alaeddin Keykubat burada defnedilmiş.

Minare Müzesi
Minare Müzesi

Mevlana

Artık Mevlana zamanı. Akın akın insanlar Mevlana‘nın kapısından giriyor. Giriş ücretsiz. Mahşeri bir kalabalıkla avlusuna giriyoruz. İçeri girerken galoş alıyorsunuz.

Mevlana
Mevlana

Mevlana’nın tam türbesinin olduğu yer de insanlar ağlıyor, dua ediyor. Kimileri yerlere oturmuş. Bir görevli ilerlemeleri için devamlı uyarıyor. İçeride ki alanın duvar taraflarında insanların namaz kılabilmesi için yerler yapılmış. Tasavvuf müziği bize eşlik ediyor.

Mevlana
Mevlana Celaleddin Rumi’nin kabri

Dışarıda ki büyük avlunun etrafını çevreleyen odalarda buraya ait eserler, kıyafetler sergileniyor. İçeri girebilmek ve görebilmek için sıraya girmek gerek. Çok kalabalık. Türbenin önünde fazla kalamıyoruz. Devamlı anonslar var. Böyle mahşeri kalabalıkta, itiş kakış çok fazla maneviyat yaşayamıyorsunuz.

Mevlana
Mevlana

Akşam yemeğimizi yemek için Özmeram Restoran‘a gidiyoruz. Herşey bizim için hazırlanmış. Yemekler harika. Finaldeki kaymakla hazırlanmış, onlara göre Konya usülü hoşmerim bana göre un helvasını çok seviyorum.

Mevlana
Mevlana

Şeb-i Arus Şenlikleri

Buraya gelme amacımız olan 744cü vuslat gecesi Şeb-i Arus Şenlikleri için spor salonuna doğru yolculuğumuz başlıyor. İstanbul trafiğini aratmayacak yoğunlukta bir trafik, yine mahşeri bir kalabalık.

Şeb-i Arus Şenlikleri
Şeb-i Arus Şenlikleri

Elimizde ki biletle sora sora en sonunda yerimizi buluyoruz. Salon çok sıcak. Üç ayrı dilde anonslar yapılıyor. İlahiler, dualar ve en sonunda beklediğim semazenler çıkıyor.

Şeb-i Arus Şenlikleri
Şeb-i Arus Şenlikleri

Sahneye çok uzak olduğumuz için aşağılara boş koltuklara iniyoruz. Semazenlerin hiç acelesi yok. Yavaş yavaş ritüellerini yerine getiriyorlar. Yaşlı semazenlerden başlayan ve küçücük çocuk semazenlerden oluşan gösteri ekibi çok alkış alıyor. En çok da en küçük olan semazen alkıştan salonu yıkıyor.

Şeb-i Arus Şenlikleri
Şeb-i Arus Şenlikleri

Öyle koşuşturmalı bir gün yaşadık ki her şeyi yapabilmek için yattığımız yeri bilmiycez. Hiç olmak için çıktığım bu yolculukta açıkçası bu kadar kalabalıkta bu felsefeye pek ulaşamıyorum. Yapmak istediğim bir şeyin daha üstünü çizmenin huzuruyla Konya‘ya veda ediyoruz.

  • Samsun Bandırma Vapuru
  • Ordu Boztepe
  • Giresun kalesindenden manzara
  • Ayder Yaylası şelalesi
  • Uzungöl
  • Uzungöl
  • Uzungöl
  • Karadeniz baş bağlaması
  • Ayder Yaylasında ki teyze
  • Fırtına Deresi
  • Palovit Şelalesi
  • Palovit Şelalesi
  • Palovit Şelalesi
  • Borçka Karagöl
  • Borçka Karagöl
  • Karadeniz Yaylaları
  • Karadeniz yaylaları
  • Ayder Yaylası
  • Sal Yaylası Pilunç evi
  • Ayder Yaylası
  • Hep dört ayak üstüne düşerim
  • Boztepe'de fındık topşarken
  • Çamlıhemşin Zilkale
  • Çamlıhemşin Zilkale
  • Sal Yaylası
  • Sal Yaylası Pilunç evi
  • Ayder Yaylası

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Doğu Karadeniz mevsimi hep yaza denk gelen sezonuyla es geçtiğim bir rotayken bir anda kendimi Karadeniz yollarında buluverdim. Her şey normal bir geziydi başlangıçta ama Karadeniz’e aşık bir insan olarak döndüm. Fotoğrafçı bir grupla beraber hiç tanımadığım insanlarla başlayan yolculuğum bir masala dönüşüverdi. Gitmeyenin anlayamayacağı bir maceraydı.

Hep dört ayak üstüne düşerim
Hep dört ayak üstüne düşerim

Doğu Karadeniz yolundayım

İstanbul’dan Samsun‘a kara yolculuğu yaparak ulaştık. Samsun’da Atamızın Bandırma vapuru ve evi görülmeye değer. Ardından Ordu Boztepe‘ye çıktık. Şehir merkezinden bir teleferikle çıkıyorsunuz. Çatıların üstünden yapılan yolculuk çok eğlenceli gerçekten. Gidiş dönüş bilet 10 lira tek yön 6 lira.

Samsun Bandırma Vapuru
Samsun Bandırma Vapuru

Ben tek yön alıyorum. Aşağıya yamaç paraşütüyle inmeyi planladım ama bu hayal olarak kalıyor. Çok fazla sis var. Bizde fındık topluyoruz. Giresun’da konaklamayı düşündüğümüz için hızlıca gidiyoruz. Burada kendimize balık ziyafeti çekmeden olmazdı.

Boztepe'de fındık topşarken
Boztepe’de fındık topşarken

Otelimize dönerken taksicinin kaybolması benim kendimi hala Ordu’da sanmam Giresun’da olduğumuzu öğrenmem ayrı bir hikaye. Bütün gece yol almak bir günde üç şehir gezme temposundan olsa gerek.

Ordu Boztepe
Ordu Boztepe

Sabah Giresun kalesinin muhteşem manzarasından sonra şöförümüzün tavsiyesiyle Trabzon’un köylerine çıkıyoruz. Yemyeşil çay bahçeleriyle ilk buluşmamız. Çay toplamayı öğreniyoruz.

Giresun kalesindenden manzara
Giresun kalesindenden manzara

Uzungöl

Sonra Uzun göle doğru yol alıyoruz. Karadeniz’de en bilinen noktalar bunlar. Uzun göl tam bir hayal kırıklığı oluyor.

Uzungöl
Uzungöl

Okumuştum ancak bu kadarını tahmin etmiyordum. Gölü komple çevirmişler. Araçlardan park yeri bulmak çok zor. Her yer de arap turistler var.

Uzungöl
Uzungöl

Her şey arapça. Lunapark bile var. O kadar çok insan var ki. Restoranlar pahalı, ilgisiz. Uzungöl’ü tepeden gören yerde duramadık. Yağmur yağıyordu ve hava kararmak üzereydi. 

Uzungöl
Uzungöl

Ayder Yaylası

Fırtına deresi kıyısından, tarihi köprülerinden, tepelerini göremediğimiz yemyeşil dağlarından, o dağların arasından gözüken evlerinden geçerek ilerliyoruz, fonda Karadeniz türküleri var tabiki.

Fırtına Deresi
Fırtına Deresi

Sırada meşhur Ayder yaylası var. Yolda Karadeniz’in meşhur yağmuruyla tanışıyoruz. Bu şekilde yağmaya başlayıp sel basması an meselesi olurmuş. Karadenizli şöförümüz Süleyman abi çok endişelenmiş ama neyse ki bir şey olmuyor.

Ayder Yaylası
Ayder Yaylası

Gece yarısı ulaştığımız Ayder bizi canlı Karadeniz müzikleriyle karşılıyor. Asansör yok. Teleferikle bavul taşıyan bir otelde konaklıycaz. Gecenin bir yarısı geldik. Çantamı bıraktığım gibi Karadeniz müziklerinin kollarına bırakıyorum kendimi.

Ayder Yaylası
Ayder Yaylası

Oralara gidene kadar hiç merakım yoktu ama orada başka bir şey dinlemek mümkün değil. Havası suyu bunu gerektiriyor. Ayder’i hiç durmadan yağan yağmuru altında türküleriyle hatırlıycam.

Ayder Yaylası
Ayder Yaylası

Sabaha karşı yatıp saat 6ya saati kurup kalkıyorum. Şelaleyi fotoğraflıycaz ama sabah kalkıp penceremden görüp fotoğrafını çekip yatıyorum. En büyük pişmanlığım bu olsa gerek.

Ayder Yaylası şelalesi
Ayder Yaylası şelalesiKaradeniz

Sonradan çekilen fotoğrafları görünce pişman olmamak elde değil. Sabah kendimi Ayder yaylasına salıyorum. Evlerin arasından geçerken bir teyzem bana bakacak diye örgü yumağını düşürüyor.

Ayder Yaylasında ki teyze
Ayder Yaylasında ki teyze

Tam filmlerdeki gibi. Oraya gitmeden önce otantik giysilerin film, dizi icabı giyildiğini düşünürdüm. Hiç de değil. Kıyafetleri, yemyeşil yaylaları, evleri, şiveleri, her daim komik sohbetleriyle her yer film platosu gibi. Ayder’de fazla şehirleşmiş, ticari olmuş.

Palovit Şelalesi

Asıl gün bugün. Yemyeşil dağların arasından gürül gürül çağlayarak akan deli sular. Manzara inanılmaz güzel ve etkileyici. Burası Palovit Şelalesi.

Palovit Şelalesi
Palovit Şelalesi

Bir kütüğün içine yapılan merdivenden şelaleye iniyorum ve yaklaşabildiğim kadar yaklaşıyorum suya. Palovit Şelalesiyle buluşup sularında ıslanıyorum. Üstümde kuruyor tabi.

Palovit Şelalesi
Palovit Şelalesi

Yeterli zamanımız olmadığı için suda yüzme şansım olamadı ama ıslanmak bile yetti. Bugüne bir de Pokut Yaylası ekledik çünkü.

Palovit Şelalesi
Palovit Şelalesi

Zil Kale

Zil Kale Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde. Denizden 750 metre yükseklikte. Aşağılarda Fırtına deresi akıyor. Ondan da 100 metre yükseklikte. Çok uzaktan bile muhteşem Zil Kale‘yi görebiliyoruz. Müze kartı geçerli değil. Burası lazların hac yeriymiş.

Çamlıhemşin Zilkale
Çamlıhemşin Zilkale

14cü yüzyılda inşa edilmiş. Trabzon İmparatorluğu tarafından yapılan kale Osmanlı zamanında askeri amaçla kullanılmış. Binada bulunan verilerden zamanında dört katlı olduğu düşünülüyor. Her yayla çıkışı buraya uğrayıp kalenin tepesinden aşağıda deli deli akan Fırtına deresine bakmadan geçmezlermiş.

Çamlıhemşin Zilkale
Çamlıhemşin Zilkale

Sal ve Pokut yaylası

Sonra Sal Yaylası ve Pokut Yaylası için başka araç kiralıyoruz. Yol öyle bozuk ki. Araçta zıplaya zıplaya yolculuk yapıyoruz ama asla aynı yere konamıyoruz.

Sal Yaylası
Sal Yaylası

Her şeye rağmen çok gülüp eğleniyoruz. Sal yaylasında Kadir abi karşılıyor bizi. Eskiden orada düğün yaptıklarını anlatıyor ama sisten nasıl birbirlerini göreceklerini düşünüyorum.

Sal Yaylası Pilunç evi
Sal Yaylası Pilunç Çay evi

Bizi Pilunç Çay evine götürüyor. Gerçek süt içip, o sütten yapılan sütlaçlardan yiyoruz. Sobasında ısınıp sohbetleriyle mutlu oluyoruz.

Sal Yaylası Pilunç evi
Sal Yaylası Pilunç Çay evi

Kadir abi bizi Sal yaylasıyla Pokut yaylasının arasını Kaçkar Dağlarında yürüyerek gitmeyi öneriyor. Hayatımın en güzel yürüyüşüydü sanırım. Bir saat önce sıcaktan kendimi Palovit Şelalesine atmışken şimdi buz gibi havada yağan çiğin ve sislerin içinde Kaçkarlardayım.

Sal Yaylası, Pokut yaylası arası Kaçkarlar
Sal Yaylası, Pokut yaylası geçişi Kaçkarlar

Çiğden ıslanıyorum bu seferde. Pokut bize bulut denizlerini göstermiyor ama mis gibi hava. Şikayetimiz yok. Karanlığa kalmadan yayladan inmemiz gerekiyor. Yol toprak ve riskli.

Karadeniz yaylaları
Karadeniz yaylaları

Borçka Karagöl

Artin Borçka‘da ki Karagöl’e gidiyoruz. Artvin’de iki tane Karagöl var. Diğeri de Şavşat’ta. Burası bakir. Henüz yapılaşmamış.

Borçka Karagöl
Borçka Karagöl

Yorgunluk ve uykusuzluktan ölüyoruz ve Serap’la araçta uyuya kalıyoruz. Biz uyurken araç bir yerden geçememiş ve araçtakiler inmiş ama biz duymamışız bile. Geldiğimizi nasıl duyup inmişiz araçtan bilmiyorum.

Borçka Karagöl
Borçka Karagöl

Girişe herhangi bir ücret ödemiyoruz. Yemyeşil, bakir, kocaman sivrisinekleri var. Üstümde şort vardı. Hangi ara yemişler bacaklarımı bilmiyorum.

Karadeniz Yaylaları
Karadeniz Yaylaları

Dönüş yolundayız artık. Uykusuzluk ve yorgunluktan artık bayılmak üzereyim. Uzun bir dönüş olacak.Her gittiğimiz yerde yediğimiz yöresel yemeklerin lezzeti, gördüğümüz muhteşem manzaralar, yörenin güler yüzlü mutlu insanları, kilometrelerce yol, yeşilin binbir tonu… say say bitmez. Geri dönen biz giden bizden çok farklı. Yüreğimin bir kısmını  bu yeşil cennette bıraktım. Harika insanlarla tanıştım.  En mutlu gezim buydu sanırım. Karadeniz baş bağlaması 

  • Keramet Ilıcası
  • İznik yolu
  • Keramet Ilıcası
  • İznik gölünde gün batımı
  • Lefke Kapı
  • İznik Gölü'ne karşı şarkılar
  • İznik merkezi
  • İznik merkezi
  • İznik gölünde gün batımı
  • Ayasofya cami
  • Keramet Ilıcası
  • Seramik takılar
  • İznik gölü
  • Yeşil Cami
  • Keramet Ilıcası

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

İznik’e Nasıl Gidilir?

Bahar’ın gelmesiyle birlikte İstanbul’a yakın yerleri gezmeye başlamam bir oluyor. Bu sefer bir kaç yıldır ihmal ettiğim İznik’e gitmek istiyorum. İdo nisan sonuna kadar kampanya yapmış. Bir motor yolcusuyla birlikte 21 liraya maloluyor.  9’da kalkan feribotumuz 45 dakikada Yalova’da, biz 10:10 da İznik tabelası önündeyiz. İstanbul’dan ulaşım çok rahat ve kolay oluyor.

İznik yolu

Keramet Ilıcası’na Nasıl gidilir?

Feribottan indikten sonra Bursa istikametine yola çıkın. Yalova’ya 36 km mesafede İznik yolunda kaplıca. Orhangazi merkeze geldiğinizde sola ayrılan yoldan gidin. Tabelalar sizi yönlendiriyor. Köy tabelasına dikkat edin. Kaç sefer gitmeme rağmen son sefer dalgınlıkla köyün içine girdik ama çok yakın olduğu için hiç sorun olmadı.Köyle ılıca birbirine çok yakın.

Keramet Ilıcası
Keramet Ilıcası

İlk olarak Keramet ılıcasına gidip yüzmeyi planladık. Şansımıza hava öyle güzel ki. Keramet ılıcası adı üstünde ılık bir su. Alttan kaynayan suyuyla şifa dağıtıyor. 

Keramet Ilıcası
Keramet Ilıcası

Yolda çağıl çağıl akan sular eşliğinde ılıcaya ulaşıyoruz. Suları gördünüz mü doğru yolda olduğunuzu anlayın. Giriş 5 lira. Araçlarımızı girişe bırakıp tesise giriyoruz. Çay kahve içebilir isterseniz kamp bile yapabilirsiniz.

Keramet Ilıcası
Keramet Ilıcası

Açık havada ılıcada yüzüp gölün içinde çayımızı içip harika birkaç saat geçiriyoruz. Mevsiminde giderseniz gölün kenarındaki duttan ellerinizle toplayıp yiyebilirsiniz. Ilıca çok derin değil. Hatta belinize geliyor. Dip kısımlar biraz daha derin. Dibinde kayalar var, dikkat edin yaralanmayın. Sığ olduğu için atlamayın, zıplamayın, demedi demeyin. 

Keramet Ilıcası
Keramet Ilıcası

Keramet Ilıcası’ndan İznik’e Nasıl Gidilir?

Öğlen vakti acıktığımız için yola koyulup İznik’e geçiyoruz. Keramet Kaplıcasından ana yola çıktığınızda sola dönüp dümdüz Merkezde ki Köfteci Yusuf durağımız. Harika köftelerini ve bol kaymaklı ekmek kadayıfını yemeden dönmemek lazım.İznik merkeziBurası bir açık hava müzesi gibi. Toprağı eşeleseniz tarih fışkırıyor. Her yer çini, tarihi yapılar, surlar. Sokaklarında dolaşmak, Yeşil camiye yürümek, yürürken çiniden yapılmış takılara bakmak, seramik atölyelerinin önünden geçmek çok güzel anlar yaşatıyor.

Yeşil Cami
Yeşil Cami

Yeşil caminin minaresi çini kaplı ve çok güzel. Hemen karşısındaki tarihi caminin avlusu lahitlerle ve heykellerle kaplı ancak daha ziyarete açılmamış. Pek çok lahit yolculuktan yeni gelmiş paket halinde.

Lefke Kapı
Lefke Kapı

İznik‘te İstanbul’da ki gibi pek çok kapı var. İstanbul Kapı, Top Kapı ve biz Lefke Kapı‘dayız. Lefke kapıya İznik çarşısının içinde ki geniş caddeden yürüyerek ulaşabilirsiniz. 
İznik merkezi
İznik antik Yunan’dan Britanya krallığına, Roma’dan Osmanlıya kadar pek çok kez el değiştirdiği için tarih bakımından çok zengin bir yer. Benim gibi gittiğiniz yerlerin lezzetleri, doğal güzellikleri yanında tarihinden de hoşlanıyorsanız sizi çok mutlu edecektir.

Ayasofya cami
Ayasofya cami

Tarihi Ayasofya camisi hem bir müze hem de şuan ibadet için açık olarak kullanılıyor. Siz içeride müze gezisi yaparken ibadet eden insanları görebiliyorsunuz.

Seramik takılar
Seramik takılar

İznik’te Günbatımı

İznik’e gelme sebeplerimizden bir tanesi de meşhur gün batımı. Sahilde pek çok çay bahçesi var. Her birinden göl gözüküyor. Sahili baştan sona gezdikten sonra feneri de görebileceğimiz sahildeki masalardan birine oturuyoruz. Oturduğumuz yer cafe değil.

İznik Gölü'ne karşı şarkılar
İznik Gölü’ne karşı şarkılar

Halk için gölün etrafına konmuş masalar. Arkadaşımız gitar çalmaya başlıyor. Şarkılar, türküler eşliğinde müthiş bir gün batımı yaşıyoruz. Normalde puslu olan hava gün batımına doğru kızıl bir gökyüzüne bırakıyor ve gözlerimizi alamıyoruz. 

İznik gölü
İznik gölü

Gün batar batmaz 9 da ki feribotumuz için yola çıkıyoruz. Ortala bir hızla 35 dakikada Yalova’da oluyoruz ve çok az yorgunlukla feribotta sohbetimiz, çayımızla günü bitiriyoruz. Aynı yolculuğu hafta sonu kaçamağı olarak kamplı da düşünebilirsiniz. Hem yakın hem efsane.

İznik gölünde gün batımı
Gün batımı

Çok fazla para harcamadan şehirden kaçabileceğiniz, güzel bir gün geçirebileceğiniz İstanbul’a yakın yerlerden bir tanesi. Gidin pişman olmazsınız. 

İznik gölünde gün batımı
Gün batımı
  • Güzeldere Şelalesi merdivenler
  • Güzeldere Şelalesi
  • Güzeldere Şelalesi
  • Güzeldere Şelalesi
  • Nihat hocam, Sümeyye ve Hayriye
  • Hobbit evi
  • Güzeldere Şelalesi Mlli Parkı bungalovlar
  • Efteni Gölü
  • Efteni Gölü
  • Efteni Gölü
  • Efteni Gölü
  • Efteni Gölü
  • Kaplanoğlu Restoran
  • Samandere Şelalesi
  • Samandere Şelalesi
  • Samandere Şelalesi
  • Samandere Şelalesi
  • Samandere Şelalesi
  • Samandere Şelalesi
  • Sis bulutları
  • Güzeldere Şelalesi
  • Samandere Şelalesi
  • Güzeldere Şelalesi
  • Arka koltuk çetesi
  • Güzeldere Şelalesi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Türkiye’nin en yüksekten dökülen şelalesi Güzeldere, Kuş cenneti Efteni gölü ve yine Türkiye’nin ilk tabiat anıtı ünvanıyla Samandere şelalesi. Evinizden çıkıp birkaç saatte ulaşacağınız, hangi mevsim giderseniz gidin her haliyle size süprizler yaşatan gürül gürül şelaleri ve Efteni Gölüyle Düzce. Uçsuz bucaksızmış gibi gelen dingin, sazlıklarıyla görsel bir şölen gölüyle günü birlik bile olsa dünyayı unutturmayı vadediyor.

Gölyaka Yollarına Nasıl düştüm?

İki şelale bir göl gezmek için yollardayım bu sefer. Düzce Gölyaka bir çok süprizi bağrında saklayan İstanbul ve Ankara’ya yakınığıyla ulaşımı kolay, saklı bir cennet gibi. Sanki bir gün önce 18 km Istranca Dağları‘n da dağ bayır yürümemiş gibi, tüm ayaklar yara olmamış gibi, tüm vücut sızlamıyor gibi, gecenin bir yarısı yatılmamış gibi…

Efteni Gölü
Efteni Gölü

İstanbul Gölyaka arası 4 saat civarında. Bu sebepten bir kaç saatlik uykuyla saat 6 da yine aynı hevesle uyanıp yollara düşmek. Kulağa nasıl geliyor bilmiyorum, neyin nesi hiç bilmiyorum ama yeni bir yer görme, görmezsem ölme hissi.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Gece gelinen evde son dakika “yer var mı?” diye sormak ve “aman erken gel listede adın yok seni unutmayalım” lafından sonra aman uyanamazsam diye o birkaç saatlik uykuyuda yat kalkla uyur uyanık geçirmek. Madem bu kadar merak ettim hadi iki şelale bir göl gezip gelelim.

Güzeldere Şelalesi
Güzeldere Şelalesi

Mecidiyeköy’den 7,30 da kalkacak aracımız için 7’de oradaydım. Yürüyemiyor olmamdan dolayı geç kalma korkusu olabilir bu. Hala karanlık olan yolda biraz şekerleme yapma isteğim sohbet etme aşkıyla yanıp tutuşan birkaç arkadaş nedeniyle sekteye uğrasa ve bu beni biraz agresif yapsa da gözümü Nihat hocamı mikrofondan yayılan ekolu sesiyle kendime gelmeme ve gülme krizine girmemle eski neşeme kavuşturuveriyor.

Güzeldere Şelalesi
Güzeldere Şelalesi

Her zamanki gibi en arka koltuktayım. Sınıfın yaramaz çocukları gibi en arka hep en çoştuğumuz yer oluyor. Sabahki lanetliğimden sonra yan koltuğumda oturan Cenan bey neşeme hayret etmiş sonradan.

Güzeldere Şelalesi
Güzeldere Şelalesi

Düzce’den katılan fotoğrafçı arkadaşlardan Sümeyye önce biraz üstüme oturuyor ama bu güler yüzlü genç arkadaşım beni hiç bırakmıyor gün boyu ve sabırla fotoğraflarımı çekiyor. Her yerde hemen bir fotoğrafçı buluyorum. Çok şanslıyım.

Efteni Gölü
Efteni Gölü

Sis Bulutları

Sisler içerisinde ilerliyoruz ve fotoğraf çekmeye gidiyoruz. Nasıl olacak ki derken birden sislerin arasından çıkmak ve bir bulut deniziyle karşılaşmak, güneşin parlak sıcaklığını hisetmek bu sabahın süprizi, hediyesi bize.

Sis bulutları
Sis bulutları

Bütün Karadeniz gezimde yayla yayla aradığımız ama bulamadığımız bulut denizi hiç ummadığımız bir anda karşımızda. Fotoğraflarken bir taraftan da bakmaya doyamadığımız bir manzara oluyor.

 

Güzeldere Şelalesi

Güzeldere şelalesi ilk durağımız olacak. Bir hayli dik yokuşlu, kıvrıla kıvrıla tırmanarak ilerlerek şelaleye ulaşıyoruz. Milli parkın girişi 4 lira kişibaşı. Araçlardan 11 lira alıyorlar.

Güzeldere Şelalesi Mlli Parkı bungalovlar
Güzeldere Şelalesi Mlli Parkı bungalovlar

Burada aynı zaman kamp yapma imkanınız da var. Eğer sabahtan araçla girerseniz çadır için extra ücret ödemeden oluyormuş ama normalde çadır başı 20 lira. Derseniz ki ben konfor seviyorum, o zaman 2 kişi ve üzeri konaklayabileceğiniz kütük evler var.

Hobbit evi
Hobbit evi

İki kişi kahvaltı dahil günlük 200 lira. Kişi sayısı artarsa fiyat ona göre artıyor. Bir de adını hobit evi taktığım toprak altında bir ev var ama o henüz açılmamış. Açıldığında mutlaka gelmeliyim, kalmalıyım. Karavan da alıyorlar. İçeride resepsiyonunda olduğu bir restoran var.

Güzeldere Şelalesi merdivenler
Güzeldere Şelalesi merdivenler

Şelaleye inerken bir hayli merdiven var. Bir önceki günün yorgunluğu ve ayaklardaki yaralardan ilk sorduğum soru ” yürüyecek çok yol var mı?” olmuştu. Gelen cevap “merdiven“di ama o kadar güzel manzaralardan geçiyorsunuz ki anlamıyorsunuz bile.

Güzeldere Şelalesi
Güzeldere Şelalesi

İlk duyduğumuz kayalara çarparak uğuldayan suyun sesi, dev kayın ve gürgen ağaçlarıyla çevrili vadideki eşsiz manzara.

Güzeldere Şelalesi
Güzeldere Şelalesi

Şelaleye sonbahar çok yakışmış. İlk gelen grup olduğumuz için fotoğraf çekmek kolay oluyor. Çok kalabalık değil. Burası Türkiye’nin en yüksekten dökülen şelalesi.

Nihat hocam, Sümeyye ve Hayriye
Nihat hocam, Sümeyye ve Hayriye

Efteni Gölü

Sonrasında Efteni Gölü için yoldayız. “Efteni Gölü Elmacık dağı silsilesinin eteğinde, Düzce ovasına ait akarsu ağının birleştiği ve Büyük Melen kanalıyla Karadeniz’e döküldüğü ekolojik bir ağın düğüm noktasındadır. 35 i kalıcı 150 kuş türünü barındırır” diye tarif edilmiş.

Efteni Gölü
Efteni Gölü

Uzunca bir tahta iskeleden gölün üstünde yürümek, ardımızda sisli dağlar, kuşlar ve bir kalabalık insan topluluğu. Temiz bir fotoğraf için bir hayli zorlansakta bir merak edilenin daha üstünü çizmenin huzuru var.

Efteni Gölü
Efteni Gölü

Çok acıktık. Nihat hocam her şeyi ayarlamış. Yolumuzun üstündeki Aydınpınar köyünde ki Kaplanoğlu Restoran’a vardığımızda bahçesinin güzel düzenlemesi, alabalıkları ve yanan sıcacık sobasıyla bize Karadeniz’de olduğumuzu hissettiriyor.

Efteni Gölü
Efteni Gölü

Yoldan aradığımız için servis hayli hızlı, yemekler nefis. Kiremitte alabalık denemelisiniz. Penceresinden gözüken evin bahçesindeki hurma ağacına dalma isteğimizi hocamız bastırıyor ve bizi “haydi Samandere şelalesine” diye kandırıyor.

Kaplanoğlu Restoran
Kaplanoğlu Restoran

Samandere Şelalesi

Giriş öğrenci 2 tam 3,5 lira. İçeri girer girmez çağlayan sularda fotoğraf çekme isteğime Sümeyyeasıl olay aşağıda hadi gel” demesini ilk başta anlamasam da aşağılara indikçe anlıyorum.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Demir yürüme yolu ve merdivenlerde yürürken dikkatli olmalısınız. Kaymayan bir ayakkabınız olmalı. Merdivenler çok kaygan. Zaten bu yönde uyarı levhaları bulunuyor.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Ağaçların arasından şiddetle akan sular, beyaz köpükler halinde cadı kazanı denilen bir yere dökülüyor. Şelalenin arkasında, kayanın içindeki mağaranın içinde kaybolduktan sonra az ötede tekrar ortaya çıkıyor. Ormanın içindeki çağlayan bu suyu, çıkardığı sesi ve suyun gücünü hissedeceğiniz bu yeri mutlaka görmelisiniz.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Samandere şelalesi Türkiye’nin ilk tescil edilen tabiat anıtıymış. Yer yer balkon gibi çok yükseklerden aşağılara baktığınız bir kanyonun içinde, dökülen yapraklar, bembeyaz köpüklü çağlayan sular, mis gibi bir hava bir gün öncesinin tüm yorgunluğunu unutturuyor.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Öylece durup doğanın sesini dinliyorum. Buradan ayrılmak zor gelse de girişteki o güzel ailenin yanına gitmek, çay içmek ve yeni tanıştığım arkadaşlarla sohbet etmek huzur veriyor. Hocamızın “çaylar şirketten” bonkörlüğüyle sıcacık çaylarımızı içerken günün bittiği gerçeğiyle hüzün çöküyor.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Yine çok eğlendiğim, çok güldüğüm, yola çıkarken hiç tanımadığım ama eve dönerken bir dolu arkadaş edindiğim harika bir gün oluyor. Aynı zamanda fotoğraf çekme teknikleriyle pek çok şey öğreneceğiniz böyle bir gezinin maliyeti tüm tabiat parkı giriş ücretleri ve yemek dahil 110 lira oluyor.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Cenan, Şevki, Hayriye’yle aracın arka koltuğunu parti alanına döndürdüğümüz ve kahkahalarımızla uyutmadığımız arkadaşlardan özür dileriz.

Arka koltuk çetesi
Arka koltuk çetesi
  • Göbeklitepe
  • Göbeklitepe
  • Mahmut amca
  • Şanlıurfa Balıklı Göl
  • Şanlıurfa Balıklı Göl
  • Şanlıurfa Balıklı Göl ve yörenin kadınları
  • Pamuk tarlaları
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Geçtiğimiz yıllarda Şanlıurfa’da bulunan insanlık tarihi adına şimdiye kadar bildiğimiz tüm bilgileri yeniden gözden geçirmemize sebep olan dünyanın ilk tapınağı Göbeklitepe’yi meraktan ölüyorum. Biraz çetrefilli yollarda küçük bir yön kaybıyla üç beş haneli Mello köyü üzerinden ulaştığımız Göbeklitepe’ye girmek yasak. Daha açılamadı çünkü.

Göbeklitepe

Şanlıurfa’ya 15km uzaklıkta olan bu arkeolojik site üzerinde yapılan çalışmalarda ortaya çıkan sonuç çok şaşırtıcı. Herbiri 40-60bin ton ağırlığında T şeklinde heykellerle dolu olduğu söyleniyor. Bu heykellerin insan figürü olduğu düşünülüyor.

Göbeklitepe
Göbeklitepe

İlkel el aletlerinden başka bir aletin olmadığı o dönemde sütunların nasıl taşındığı ve dikildiği arkeologlar tarafından henüz çözülemedi. İnsanlığın avcı toplayıcı döneminde yerleşim ve tarım kavramlarından çok uzak olduğu 12000 yıl öncesinde bu yapıların nasıl tasarlandığı sorusu da henüz cevaplanmadı, neden gömüldüğü de.

Mahmut amca
Mahmut amca

Belki tüm bu sorular cevabını bulduğunda insanlık tarihi yeniden yazılacak. Şu an Alman kazı ekibi hummalı bir çalışma içerisinde. Arazinin sahibi Mahmut amca bize burada ilk önce küçük heykellerin bulunduğunu, sonra bunları müzede gören alman arkeologların bulunan yeri kazmalarıyla ortaya çıktığını anlatıyor.

Göbeklitepe
Göbeklitepe

Görebilmek için biraz daha beklemek ve sabretmek zorundayız. Benim gibi sabredemeyenler özel izinle girse bile tamamen kapalı inşaat alanında birşey göremiyor. Bu tarihlerde açık olacağı duyurulan Göbeklitepe‘nin Alman arkeologlarının çok titiz çalışmaları sebebiyle açılışı uzamış. Şuan buraya sadece özel araçlarla gidilebiliyor. Göbeklitepe‘ye yaklaştıkça yol boyunca T şeklinde bloklar görüyorsunuz. Kazıda bulunan heykellere atfen konulmuş diye düşünüyorum.

Şanlıurfa

Şanlıurfa merkezde bir yemek molasından sonra Balıklı göle koşuyoruz. Cami içinde ufak bir tadilat var. İbrahim peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen göl, kutsal olduğu düşünülen balıklarla dolu. 

Şanlıurfa Balıklı Göl
Şanlıurfa Balıklı Göl

Ezan sesleri altında balık havuzunu, kocaman balıkları seyrediyoruz. Bu göl kutsal balıkları ve çevresindeki tarihi eserleriyle Şanlıurfa‘nın en çok ziyaretçi çeken yerlerinden. Lokal halkın yöreye özel kıyafetleriyle havuzun etrafında dolaşmalarına bayılıyorum. 5 liraya aldığımız yemlerle balıkları besliyoruz.

Şanlıurfa Balıklı Göl
Şanlıurfa Balıklı Göl

Hava çok güzel. Burada fotoğraflarımızı çekip doyduktan sonra Şanlıurfa çarşısının içinde dolaşıyoruz. Çeşit çeşit isotlar, salçalar, baharatlar, kumaşçılar… İnsan kendini kaybediyor gerçekten. Taşıyamam diyenlere kart veriyorlar, kargoyla yolluyorlar. Aklınızda bulunsun.

Şanlıurfa Balıklı Göl ve yörenin kadınları
Şanlıurfa Balıklı Göl ve yörenin kadınları

Halfeti

Çarşıyı da hızlıca gezdikten sonra iki kadın Halfeti yolundayız. Asıl yola çıkma amacım Halfeti’yi görmek.  Arabamızın olması çok büyük şans. Şanlıurfa‘dan yaklaşık iki saat mesafedeki eski Halfeti’ye gidiyoruz. Yolda tabelalar sizi yönlendiriyor.

Pamuk tarlaları
Pamuk tarlaları

Yolda ilerlerken ilk defa dalında pamuk görüyoruz. Pamuk tarlaları uçsuz bucaksız. Hemen tarlaya dalıp elimizle dokunup fotoğraflar çekiyoruz. Marketten paket içinde alınan bir ürünü daha dalında görmenin mutluluğu bir başkaymış.

Halfeti
Halfeti

Halfeti‘ye inerken bir seyir terası var. Oradan manzara müthiş. Kıvrıla kıvrıla indiğimiz yolda aracımızı parkeder parketmez hemen gönüllü rehberler yanınıza gelip anlatmaya başlıyorlar. Sürekli göstererek burası okuldu, şurası evdi diye anlatıyorlar.

Halfeti
Halfeti

Halfeti deyince paylaşılan fotoğraflar hep sular altında kalmış bir cami ve minaresinden oluşur ya, aslında orası Savaşan köyü. Oraya tekne turuyla gidebiliyorsunuz. Kişi başı 15 lira ödeyerek bindiğiniz tekne turunda biraz ilerleyince Ankara havalarından ve pek çok yöreden şarkılar türküler eşliğinde ilerliyorsunuz.

Halfeti
Halfeti

Rum Kale‘nin oraya gelince sizi bilgilendiren bir bant kaydı devreye giriyor. Dicle nehrinden sonra Fırat nehrinde olmanın keyfini çıkartıyorum. Bu zamanlar biraz rüzgarlı olurmuş buraları. Üşümemize bir şal yeterli oluyor.

Halfeti
Halfeti

Suların içinde kıvrıla kıvrıla ilerleyip fotoğraflarda Halfeti deyince görmeye aşina olduğumuz minareyi görüyoruz. Burada bir bant kaydı daha devreye giriyor. “Gün gelecek bu caminin üstünde rakı sofraları kurulacak, gün gelecek buradan çıplak yüzenler olacak” diye anlatmaya başlıyor. Çok garipsiyoruz.

Halfeti
Halfeti

Kimsenin öyle şeyler yapacağını düşünmüyorum. Çok kısa kalıyor asıl görmek istediğimiz yerde ve devamlı hareket halinde. Düzgün bir fotoğraf çıkartabilmek pek mümkün olamıyor. Gün batımına denk gelip manzaraların tadını çıkartıyoruz.

Halfeti
Halfeti

Toplam bir saat sürüyor. Teknelerin kalktığı yerde pek çok balık restoranı var ama yazın giden arkadaşlarımdan dinlediğim bir kahvaltıya, üç beş zeytine 90 lira ödediklerini ve sakın orada bir şey yeme demelerini hatırlayıp, yol boyunca fıstık ağaçlarının eşiliğinde manzaralara doya doya Halfeti’ye veda ediyoruz. Umarım Göbeklitepe açılacağı zaman Şanlıurfa’ya daha uzun süreli gelebilirim.

Halfeti
Halfeti
  • Hacıllı
  • Hacıllı
  • Hacıllı Şelalesi yolu
  • Hacıllı Şelalesi'n de su yok
  • Hacıllı
  • Hacıllı
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi tırmanma alanı
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi kamp alanı
  • Hacıllı Şelalesi kamp alanı
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan, jürisi olduğum Eylül rotası yazımın daha detaylı hali

Yaz sıcaklarının bitmesi, ılık, hüzünlü eylül ayının gelmesi kamp zamanımın geldiğini hatırlatıyor bana. İstanbul’a yakın bir hafta sonu kaçamağı için doğayla baş başa bir kamp düşünüyorum. Uzun zamandır görmeyi düşündüğüm Hacıllı şelalesi yoluna düşüyorum. Amacımız kamp yapmak.Hacıllı Şelalesi

Hacıllı Şelalesine Nasıl gidilir?

İstanbul’dan 2,5 saat gibi bir sürede Hacıllı’ya ulaşıyoruz. İstanbul’dan Şile’ye giderken Saklıgöl tabelasından bir sonraki sapaktan girdiğinizde Teke köyü tabelalarını takip edin. 20 dakika’da Hacıllı tabelasına, 8 dakika sonra köyün mezarlığına geliyorsunuz.

Hacıllı
Hacıllı

Köy yolları ana yoldan çok daha iyi. Bizim kamp yapacağımız yer mezarlığın solundan girdiğimizde. Araçları yukarıda bırakıp aşağı yürüyeceğiz. Arazi araçları girebiliyor tabi. Toplanıp gitsek ya ekibi bizden önce yola çıktılar. Ben işlerimden dolayı öğlen yola çıkabildim. İnternet ve telefon eğer ayaktaysanız çekebiliyor. Bu sebepten iletişimimiz biraz zor olsa da konuşup buluşmayı başarıyoruz. Yukarı bizi almaya geliyorlar. 

Hacıllı
Hacıllı

Kamp alanına girdiğimde Manuş Baba‘dan “eteği belinde” şarkısını duyuyorum. Kampla özdeşleşen bir şarkı oluyor benim için. Eğer imkanınız varsa bu şarkı eşliğinde okuyun bu yazıyı.

Hacıllı Şelalesi’ne Nasıl Ulaştık?

Çadırlar kurulur kurulmaz kendimizi dereye atıyoruz. Hava eylül için bir hayli sıcak. Suya dayanamayan bir insan olarak kendimi elbiselerimle suya atıyorum tabi.Hacıllı

Suyun içine hamaklar kurulmuş. Kimi orada uzanmış su ve doğa sesini dinliyor.Biz sulara gire çıka dere boyu yürüyoruz şelaleye doğru. Şelalede su kalmadığını öğrendik ama yine de görmeden olmaz.Hacıllı

Muhteşem manzaralardan geçiyoruz. Dere bir yerde ikiye ayrılıyor. Derede aşağıdan yukarı doğru yürüdüyseniz bizim gibi sola sapmalısınız. Bir müddet sonra şelale yazısını da göreceksiniz zaten.

Hacıllı Şelalesi yolu
Hacıllı Şelalesi yolu

Serin sularda gördüğümüz her göle atlaya yüze şelalenin oraya ulaşıyoruz. En yukarıdaki asıl şelalenin olduğu yere tırmanmak zor ama oraya da çıkıyoruz. Gerçekten etkileyici doğa harikası bir yer ama buraya piknik için gelenler her yerde çöpünü bırakmış.

Hacıllı Şelalesi'n de su yok
Hacıllı Şelalesi’n de su yok

Torba torba kocaman çöpler. İnanılır gibi değil. Onları oraya getirmeye üşenmeyen insanlar neden beraberinde götürmez. Oraya bir çöp kamyonu gelemez ki.Biz dere içinden yürüyerek geldik ama aslında şelaleye arabayla ulaşmak, çok az bir yol yürüyerek gelebilmek mümkünmüş.

Hacıllı Şelalesi
Hacıllı Şelalesi

Bizim kamp alanımız insansız hava sahası. Haftasonu olduğu için buraların çok insan dolacağı düşünülerek kamp alanımız derenin baya aşağısında. Normalde çok fazla insan olurmuş burada. Akşam saati olduğu için az insan vardı biz gittiğimizde.Hacıllı Şelalesi

Hacıllı Şelalesi Kamp Alanı

Yürüdüğümüz yol üstünde duvar gibi bir kaya var. Burada kaya tırmanışı da yapılıyormuş. Dere içinden yukarıya yürümek, aralarda yüzmek ve geri dönmek 4 saat sürüyor. Bu 4 saat ıslak elbiselerle dolaştığımız anlamına geliyor.

Hacıllı Şelalesi tırmanma alanı
Hacıllı Şelalesi tırmanma alanı

Döndüğümüzde kamp ateşininin yandığını görmek nasıl sevindirici. Arkadaşların çadırları kurulmuş. Tam orta yer ateş için ayrılmış.Tamamen doğanın kucağında bir kamp olacak. Her hangi bir tesis yok ama malzemelerin konulduğu bölümü mutfak yapmışlar. Önüne de kendi afişlerini asmışlar. Her şey çok güzel.

Hacıllı Şelalesi kamp alanı
Hacıllı Şelalesi kamp alanı

Kamp ateşinde bir taraftan kururken diğer taraftan akşam yemeğimizi hazırlıyoruz. Alışverişinizi yapıp gelmeniz doğru olur, köyde her şeyi bulmak mümkün değil. Herkes paylaşımcı. Kimin nesi yoksa diğeri tamamlıyor.

Hacıllı Şelalesi kamp alanı
Hacıllı Şelalesi kamp alanı

Havanın kararması, yanan ateşimiz, gitarımız, hep beraber söylediğimiz şarkılar, tepemizde samanyolu, yeni tanışılan insanlar, yenilen yemekler, mutlu kahkahalar güzel bir anı şimdi. Sabahlara kadar eğlencelerimiz devam ediyor. Şehirden uzak olduğumuz için yıldızları çok net görebiliyoruz. 

 

Hacıllı Şelalesi
Hacıllı Şelalesi

Sabah hala ateşimiz yanıyor. Kalan sucuklarımız, yumurtalarımız pişiyor. Kahvaltı sonrası yine kendimizi dereye atıyoruz. Bir yer var ki doğal jakuzi. Burayı bırakıp gitmek çok hüzünlendirse de arkadaşımın öğleden sonra uçağı var. Onu geri götürmeliyim.

Hacıllı Şelalesi
Hacıllı Şelalesi

Herşeyimizi toparlayıp tekrar yukarı tırmanıyoruz. Erken dönmemiz belki de bizi Şile‘nin akşam trafiğinden kurtarıyor. Kim bilir?Hacıllı Şelalesi

  • Zeytinli Köy
  • Yıldızkoy
  • Yıldızkoy Kayalıkları
  • Yıldızkoy Kayalıkları
  • Kaplumbağa Kayalıkları
  • Zeytinli Köy
  • Dereköy çamaşırhane
  • Dereköy çamaşırhane
  • Kaleköy günbatımı
  • Gökçeada Tuz Gölü
  • Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
  • Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
  • Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada
  • Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada
  • Karavanımız
  • Kaleköy çocukları
  • Kaleköy gün batımı
  • Kefalos
  • Kefalos
  • Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
  • Kefalos, bir taraf deniz bir taraf Tuz gölü
  • Kefalos
  • Gökçeada feribot gün batımı
  • Gökçeada yolları
  • Zeytinli Köy
  • Çamur banyosu
  • Kefalos
  • Kefalos Kitesurf Plajı

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Gökçeada’ya Nasıl Gidilir?

Gökçeada, tarihteki adıyla İmroz, çorak topraklardaki bereket tanrısı Imbrasos’un bolluk diyarı. Antik Yunana kadar uzanan tarihiyle, Homeros’un İlyada destanında deniz tanrısı Poseidon’un adası olarak anlatılmış. Gökçeada’ya Saros’taki Kabatepe feribotuyla geçiliyor.

Gökçeada yolları
Gökçeada yolları

Bence bu yola en güzel gece 4 civarı çıkıp, İstanbul Kabatepe arasını dört buçuk saatte alıp, sabah 8:45 feribotunu yakalamak. Bir saat yirmi dakika sonra adadasınız. Hafta sonu veya özel bir günde gittiyseniz feribotta inanılmaz bir kuyruk oluyor.

Gökçeada feribot gün batımı
Gökçeada feribot gün batımı

Gerçi 40 araçlıkta olsa online bilet alma kolaylığı var artık. Pazartesileri kalkan bir uçak vardı, onunda bu sene olmadığını söylediler. Feribotla araç geçişi 35 TL, karavan içinde ayrıca 30 TL ödedik. Araç içi yolcuya extra ücret alınmıyor.

Kefalos

Biz Kefalos‘ta ki dalış klübündeki arkadaşlarımızın yanına gidiyoruz. Kefalos’ta birkaç tane karavan kampingi var. Günlük 30TL civarı. Elektrik ve su alabiliyorsunuz. Çadır kurma imkanınız da var.

Karavanımız
Karavanımız

Gökçeadanın Kefalos tarafı kumluk bir plaj. Adanın her daim esen rüzgarı burayı wind surf ve kite surf cenneti yapmış. Bu sporları öğreten okullar var. Tuz gölünün etrafından gidilen, Bulgar ve Romenlerin karavan ve çadırlarla geldiği bembeyaz köpüklü plajda gökyüzü uçan kitesurfçülerle kaplı.

Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada
Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada

Öyle güzel bir görüntüsü var ki tarif edilemez. Benim uçuş stilim pareomla olsada doyumsuz manzara ve yapılan akrobatik hareketlerle mest olarak hepsini ayakta alkışlıyorum. Türk plaka yok.

Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada
Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada

Kefalos‘ta dalış klübünün önünde biraz açılınca balıkların beslendikleri bir yer var. Sabah yüzmelerimizde bir bebek vatozun beslenmesini seyredip onunla yüzmek bize müthiş bir keyif veriyor. Seyretmelere doyamıyoruz.

Kefalos
Kefalos

Kefalos‘ta sörfçüler için ayrılmış yerlerin arasında bizim gibi yüzmeye gelenler için yerler ayrılmış. Sörfçülerin bölgesine girmemeniz başınıza bir şey gelmemesi için önemli. Kefalos‘taki plajın en sonunda ki yerde deniz yer yer taşlık ama yer yer de çayır çimen. Bir maske alıp denizin dibini seyretmek, arasında ki eşkınaları bulmaya çalışmak çok eğlenceli. 

Gökçeada Tuz Gölü

Kefalos tarafında bir Tuz gölü var. Buraya akan bir akarsu yok. Deniz suyu ve yağmurlarla oluşuyor. Burası sonbaharda flamingoların uğrak yeri.

Gökçeada Tuz Gölü
Gökçeada Tuz Gölü

Bu göle gelen dibinden çıkardığı siyah krem kıvamındaki çamuru vücuduna sürer. Bulabilirseniz tabi. Baya aramak zorunda kaldık. Tabanı kalın bir terlikle giderseniz çamurlu kısıma benim gibi yapışıp kalmazsınız.

Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu

Çamur resmen vakum yapıyor. Çamuru bulunca altın bulmuş gibi seviniyorum, başlıyorum oynamaya. Çok gülüyoruz aldığımız şekillere. Kokusu fena, hala leş gibi kokuyorum.

Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu

Tuz gölüyle Kefalos plajının arası kısacık. O arayı yürürken çamur kuruyor. Arada o halde araçlara otostop yapmayı ihmal etmiyorum. O halimizi gören herkes bize çok gülüyor.

Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu

Çamuru denizde yıkamak gölün çamurunu bitiriyor mu bilmiyorum ama denizde çok kolay çıkıyor. İpek gibi bir cildiniz oluyor.Pamuk gibi olduk ama leş gibi kokusuyoruz. Umrumda mı? Tabi ki değil.

Çamur banyosu
Çamur banyosu

Gökçeada Merkezi

Gökçeada Çanakkale’ye bağlı bir ilçe aslında. Diğer adalar gibi liman çevresinde bir yerleşim ve hareketlilik yok. Limandan Gökçeada‘nın merkezine gelmelisiniz. Araçsız geldiyseniz limandan dolmuş yada taksi bulunuyor. Limana çok uzak değil. Gökçeada merkezde kalıp, buradan kalkan minübüslerle her gün başka bir yere gidebilirsiniz. Gökçeada merkezinde deniz yok bunu unutmayın.

Kaleköy çocukları
Kaleköy çocukları

Biz gelirken ana ihtiyaçlarımızı Gökçeada merkezinden almıştık. Şehir gibi, bankalar, marketler, kasap, restaurantlar her şey var. Adanın meşhur oğlağından, Efi badem kurabiyelerinden yemeden dönmeyin.

Kefalos
Kefalos

Kefalos’a yakın olan köyde birkaç tane restoran, bakkal vs var. Oradan kısıtlı ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz. Akşam saatlerinde Kite sörfçülerin uğrak yeri oluyor köy. Biz Divepark’ta ki arkadaşlarımızın yanına dönüp muhabbete doyuyoruz.

Kefalos, bir taraf deniz bir taraf Tuz gölü
Kefalos, bir taraf deniz bir taraf Tuz gölü

Gece rüzgar o kadar şiddetli oluyor ki, karavan konusunda deneyimsiz olan ben karavanın ne zaman devrileceğini bekliyorum sabaha kadar. Rüzgar ertesi günde şiddetli. Arkadaşım kitesurf yapacak. Salda Gölü‘nde hevesi kursağında kalmıştı, bu sefer de rüzgar çok ama antremansız.

Yıldızkoy, Gökçeada Sualtı Milli Parkı

O zaman adayı gezmeye çıkıyoruz. Gökçeada Sualtı Milli Parkı‘nın olduğu, benim kendisine aşık olduğum Yıldızkoy‘a gidiyoruz önce. Burası Türkiye’de ki tek Su altı Milli Parkı. Bir kapısı yok, giriş ücreti yok. Burada avlanmak yasak. Ne olta ne zıpkın ne de ağ. Jandarma devamlı takipte ve cezası büyük. Aklınızda bulunsun. Avlanmak yasak olduğu içinde balıklar kocaman ve sizi takip ediyorlar, kaçmıyorlar.

Yıldızkoy
Yıldızkoy

Adada kalanlar genelde Bademli köyündeki sayısız apartları tercih ederler. Yıldızkoy‘a giderken bu şirin apartların olduğu bir yerleşim yerinden geçersiniz. Adanın kuzeybatısındaki bu koyda bir kamp alanı var. Artık karavan kabul etmiyorlar. Çadır sizden olursa kişi başı 30TL, kahvaltıda alırsanız 55TL.

Yıldızkoy Kayalıkları
Yıldızkoy Kayalıkları

Seneler önce burada kalmış, sıcak duşlu, internetli, harika çalan müzikleriyle herkese anlattığım kamp yüksek ücretiyle beni şaşırtıyor. Bir kere rüzgarsız haline denk gelip göl gibi olan koyda dalıp çıktığım, kayalarına tırmandığım koy yine rüzgarlı ve dalgalı.

Yıldızkoy Kayalıkları
Yıldızkoy Kayalıkları

Benim gibi kaplumbağa kayalıklarına gitmeyi, tırmanmayı seviyorsanız sağlam bir ayakkabıyla gidin. Çok değişik bir kaya yapısı var. Plajı taşlık ve suyun içi kaygan kayalık, bir dubalı iskelesi var.

Kaplumbağa Kayalıkları
Kaplumbağa Kayalıkları

Atlarken dikkatli olun, çok derin değil. Biz milli parkında içinde kaldığı koyda dalıp çıkıp kamp alanında bir şeyler yedik. Bir ada tostu 12 liraydı. Bize pahalı geldi.Biraz kekik biraz peynir oldu sana ada tostu.

Zeytinli Köy

Sırada Zeytinli Köy‘e gidip Barba Hristo‘nun damla sakızlı muhallebisinden yemek, dibek kahvesi içmek var.

Zeytinli Köy
Zeytinli Köy

Köydeki 3-5 öğrencilik okul tadilatta yine. Oysa ki 2015 yılında 50 yıl kapalı kalmış olan okul tekrar açılmıştı. Kısa süreli bir tadilat olduğunu düşünmek istiyorum.Okulun önünde ücretsiz bir park alanı var.

Zeytinli Köy
Zeytinli Köy

Eski taşlarla kaplı rum sokaklarından dolana dolana tırmanırken harika sokaklardan geçiyorsunuz. Köy hareketli. Burayı terkedip gidenler yaz aylarında köylerine geri dönüp para kazanıyorlar ve eylülde kapatıp gidiyorlar.

Zeytinli Köy
Zeytinli Köy

Eşine Barba Hristo’yu sorduğumda “artık yaşlandı, oğlumu çağırdım yardıma, o da eylülde gidecek. Ben de burayı kapatıcam” diyor damla sakızlı muhallebiyi servis ederken. Bu sene ziyaret etmek için az zamanınız kaldı.

Dereköy

Sırada Dereköy var. Buradaki tarihi kiliseleri ve çamaşırhaneyi gezicez. Köyde karşılaştığımız genç bir delikanlı bize çamaşırhanenin yanında dut ağacının yerini de tarif ediyor. Ellerimizi dut yaprağıyla yıkarsak boyasının çıkacağını da anlatıyor. Adını öğrenemeden de hızlıca uzaklaşıyor.

Dereköy çamaşırhane
Dereköy çamaşırhane

Dereköy zamanında adanın hatta Türkiye’nin en büyük köyüymüş. Haliyle en büyük çamaşırhanede burada. İlk defa tarihi bir çamaşırhane görüyorum. Şimdilerde 150 hane anca yaşıyor. Her yer yıkılmış, viran. O yıkılmış evlerin üstünde satılmıştır yazıları var. Kim almış niye almış bilinmez.

Dereköy çamaşırhane
Dereköy çamaşırhane

Muhteşem Gün Batımının Adresi Kaleköy

Yukarı Kaleköy‘e dönüp meşhur gün batımını yakalıyoruz. Çok fazla insan var. Ellerinde şarapları bekliyorlar. Güneşin uçsuz bucaksız denizde kaybolmasını izliyoruz.

Kaleköy günbatımı
Kaleköy günbatımı

Aşağı Kaleköy de çok güzel restoranlar var. Adanın en hareketli bölgesi burası. İncik boncuk, kahve, tavernalar… Bir dalış klübü var ancak benim gibi yıldızı olanları daldırmayı sevmiyorlar.

Kaleköy gün batımı
Kaleköy gün batımı

İlk defa dalacaksanız sizinle çok ilgileneceklerdir. Kefalos‘taki dalış klübünde her türlü dalabilirsiniz. Adada bir şelale var ama bu seferde gitmeyi başaramadım. Toprak bir yolu var ve yerden yüksek bir araç gerekiyor. Biz yarı yoldan döndük. Gidenlere göre çok güzelmiş. Dereköy’den biraz ilerde sağdan ayrılan bir yolu var.

Uğurlu, Gizli Liman

Adanın ve Türkiye’nin en batı ucu Uğurlu- Gizli liman. İri kumlu uzunca bir plajı, sağ taraftaki çamlık alanıyla kampçıların gözdesi. Ücretsiz olmasının da etkisi çoktur bence.

Kefalos
Kefalos

Gün batımlarıyla ünlü. Sessizlik ve rüzgarsız bir plaj arayanlar adanın güneyindeki Laz Koyu‘na gitmeli. Genelde rüzgarsız oluyor.

Kefalos
Kefalos

Gökçeada genelde rüzgarlı havasıyla, ister kumluk ister kayalık deniziyle, adaya has lezzetleri, meşhur gün batımlarıyla size aradığınız herşeyi verebilir, sessiz sakin huzurlu bir yer. Hatta bu sene fazla insansızdı. Temmuz ayında bile insan yoktu adada.