• Asklepion

Bademli’ye giderken bir arkadaşım arayıp neden Bergama’ya gitmiyorsun diyor. Harika fikir diyorum. 2014 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi alınan Bergama çok yakınımda. Bergama sağlık Tanrısı Asklepion’un eviymiş. Aynı zamanda eczacılıkta kullanılan ilk yılanlı sembol burada kullanılmış. Benim gibi antik şehirleri eski medeniyetleri seviyorsanız bu kadar yakına gelmişken asla kaçmayacak bir fırsat. 

Bergama’ya Nasıl Gittim?

Bademli’den çıkıp Bergama’ya varmam 2 saatimi alıyor. Bergama İzmir’in bir ilçesi. Ben yolda navigasyonla gitmeyi seviyorum. Hem ne kadar yolum kaldığını görüyorum hem de kaybolmuyorum. Bergama merkeze gelince Asklepion ve Akropol tabelaları sizi karşılıyor. Arabayla ilerlerken tepeden şehre hakim Antik Kent’i görebiliyorsunuz. 

Asklepion Antik Kenti

Asklepion Antik Kenti  tepede. Arabayla tırmanarak çıkıyorsunuz. Tabelalar yeterince açıklayıcı. Şehrin içinde ki tabelalar sizi yönlendiriyor. Kaybolmuyorsunuz. Asklepion Antik Kenti‘ne giriş 20 TL. Benim İşbankası kartımla bana ücretsiz. Girişinde oldukça büyük bir otoparkı ve hediyelik eşya dükkanları var. Öyle bir rüzgarlı ki kafamda ne şapka duruyor ne bir şey. Saat 4 civarı.

Ben antik şehri gezip Foçada ki gün batımına yetişmeyi planlıyorum. Başta plan böyleydi. Daha kapı da önce cüzdanımı arabada unuttuğumu görüyorum. Sonra tripotla içeri giremeyeceğimi öğreniyorum. Tripotla girilince profsyonel çekime giriyormuş ve Kültür Bakanlığından izin almak gerekiyormuş.

Yalnız olduğumu, fotoğrafımı çekecek birisine ihtiyacım olduğunu, cep telefonuyla çekeceğimi bir türlü anlatamıyorum. Ben de çare tükenmez. Böyle saçma şeylerde beni durduramaz. Daha Bahar’ı tanımamışlar. Bademli de ki harika kadından aldığım heybe çanta bunun içinmiş. Hiç bir şey tesadüf değil. Koca heybe çantamın içine tripotu attığım gibi tekrar antik kent kapısındayım.

Akslepion‘la tanışın. Ölümsüzler sehri. Ölüm giremez ve vasiyetnameler açılmazmış. Tanrı Apollon’un oğlu olan Asklepios sezeryanla doğan ilk çocukmuş. Apollon eve pek uğramayınca karısı karnı burnundayken kaçmış. Apollon buna çok sinirlenmiş ve yakalayıp diri diri ateşe atmış. Sonradan doğacak çocuğu aklına gelince ateşten çıkartmış ve Asklepios sezeryanla alınmış.

Daha sonra Asklepios otlarla şifa dağıtan Kherion’un yanında yetiişmiş. Sağlık tanrısı olmuş. İnsanları ölümden kurtarmaya başlayınca ölüm tanrısı Hades Zeus’a şikayet etmiş ve Zeus meşhur yıldırımıyla Asklepios’u öldürmüş. Bu sebepten midir bilinmez ölümsüzler şehri olması.

Öyle bir rüzgar var ki devamlı tripot devriliyor. Telefonun kenarı bile çatlıyor. Küçük çaplı bir sinir krizi geçirmiş olabilirim ama emeklerime değiyor. İstediğim kareleri yakalıyorum. Keyfim yerinde. Akşam gün batımını Foça’da yapmak istediğimden bahsetmiştim. Zamanımı ona göre ayarlamıştım. Tam antik kent bittiyor ve ben çıkışa yöneliyorum ki kafamı kaldırıp yukarıda ki Akropol’ü görüyorum. “Lanet olsun dostum, buraya kadar gelip bunu görmeden gidemezsin” diyorum. Hem de kaç kere. Koş Bahar koş. Hemen gidip 7’ye kadar açık olduğunu öğrenip rahatlıyorum.

Bergama Akropol Antik Kenti

Asklepion’dan kolayca gidilebilecek gibi görünmesine rağmen aşağıya şehre inmeniz gerekiyor. Orada ki tabelaları takip edince de kıvrıla kıvrıla dik bir yokuşu tırmanıyorsunuz. Bir de teleferik var. Gidiş dönüş 20 lira. Arabayla harika manzaralardan geçiyorum. Dolana dolana tırmana tırmana yukarı çıkılıyor. Akropol’ün arkası Kestel Baraj Gölü.

Buraya giriş 25 lira ve benim banka kartım dolayısıyla yine para ödemiyorum. Geçen sene Rodos da Lindos antik şehre 12 euro vermiştim. Burasıyla kıyaslarsam param boşa gitmiş. Bergama dehşet güzelmiş. Bergama Antik Şehri bir sağlık merkezi olarak biliniyor. Eczacılığın piri Galenos M.Ö. iki bin yılında Bergama’da doğmuş.

Eczacılıkta günümüzde hala kullanılan yılanlı sembol ilk defa Bergama da kullanılmış. Su sesi ve telkin yoluyla tedaviler yapılırmış. Akropol’e çıkan dağın yamacında bir antik tiyatro var. Gördüğüm en büyük antik tiyatro. Bir merdivenden bir karanlık deliğe iniyorsunuz ve bir tünelden tiyatroya çıkıyorsunuz.

Burada eskiden bir de Zeus Sunağı varmış. 1865 de yapılan kazılarda Alman arkeologlar tarafından Almanya’ya taşınmış. Dönemin padişahı tarafından hediye edildiği, tek tek sökülüp gemilerle Berlin’e taşındığını ve orada yeniden inşa edildiğini dinliyorum. İçim cız ediyor. Böyle bir şey nasıl hediye edilebilir. Berlin’de ki Pergamon Museum’da sergileniyormuş.

Bu taraflarda hiç bir antik kentte tanıtım broşürü yok. Körleme geziyorsunuz. Kültür Bakanlığı‘nın buraya broşür göndermediklerini söylüyor görevliler. Tüm bu bilgileri kapıdaki görevlilerden, internetten ve bir arkeolog arkadaşımdan öğreniyorum. Gezerken insan boş boş bakıyor ne olduğunu bilmeden.

%12 sarjım var. Powerbank bitik. Tripotum kırık. Selfie çubuğumu arabada unuttum. Deli gibi bir rüzgar var, uçuyorum. Daha başıma ne gelebilirdi? Hani gezerken fotoğrafların içine onlarca insan girer ve insan sinir olur ya. İki antik şehirde de fotoğrafımı çektirecek bir allahın kulu yok. Tek şansım bir kol boyu. Her şeye rağmen %32 şarjla iki antik kent gezip, onlarca fotoğraf ve video çekiyorum. Bence oldu.

Bergama Evleri, Köftesi, Piyazı

Akşam olmak üzere ve Foça’da gün batımı yalan oldu. Tüm gün kayıp şehirler, tanrıların tapınakları derken bırak yemek yemeyi su içmeyi bile unuttum. Şehre inip biraz sokakları dolaşıp fotoğraf çekmeyi ve bir şeyler yemeyi düşünüyorum. Bergama halısı diye bir şey varmış. Almamak için kendimi çok zor tutuyorum. 

Meşhur Bergama evlerini görmek istiyorum.  Bir sokaktan girip viran bir evi fotoğraflarken bir teyze bana çok kızıyor. “Git aşağıda düzgün evleri çek. Yıkılacak evi ne çekiyorsun. Niye geliyorsunuz. Evinize gidin” diyor. “Peki” diyorum. Ne diyim. Sokaklarda burayı gezmeye gelen turistleri görmek beni çok sevindiriyor. Küçük oteller var.

Geceliği 70 lira olan Odyssey Guest House’u gezme şansımda oluyor. Terliklerimi çıkarıp giriyorum. Sahibi için bir ev çünkü orası. Eğer kalacak olsam kesinlikle burada kalırdım. Sahibi terasına kadar gezmeme izin veriyor. Harika bir manzarası var. Eşyaları eski dönemleri çağrıştırıyor. Buradaki evler sokağın her iki tarafını da görüyormuş.

Ayrıca “Bergama’ya gelmişken köfte, piyaz ve kemalpaşa tatlısını yemelisiniz” diyor. Onu dinlediğim için çok mutluyum. Çarşıya inip Çiçeksever Kebap Salonu’na oturuyorum. Birkaç kişiye sordum burayı söyledi. Minicik bir dükkan. Evet köfte ve her şey çok lezzetli ama o domatesin tadını unutmam mümkün değil. En son ne zaman gerçek bir domates yediğimi bilmiyorum. Tahinli kemalpaşa sen nasil bir lezzetsin? Biten şarjlarımı doldururken yediğim yemekle yorgunluğum iyice çıkıyor.

Benim atladığım dikkat etmediğim hataya düşmeyin sakın. Tüm gün zamanla yarışırken denizden çıkınca üstüme geçirdiğim bir elbiseyle dolaşmışım. Elbisenin transparan olması her ne kadar turiste alışık olsalarda küçük bir Anadolu kasabası için fazla iddialı olmuş. Her şey bitmiş ve artık giderken farketmiş olmam da traji komik. Gün de battığına göre Foça’ya doğru gidebilirim artık.

  • Bademli, Pissa Koyu

Bademli Köyü’nü çok uzun zamandır biliyorum ama bir türlü yolum düşmüyordu. Bademli Köyü nasıl olduysa hala çok sakin, hala çok bakir yerler barındırıyor. Bademli Köyü’n de herkesin bildiği Killik Plajı haricinde benim daha çok sevdiğim Pissa Plajı oldu. Şezlong şemsiye ve insan kalabalığından uzak cennet gibi uçsuz bucaksız bir plaj. 

Bademli Köyü

Bundan tam 25 sene önce ki motorla çıktığım Ege turunu yeniden gerçekleştiriyor gibiyim. Dikili bir sonraki durağım. Dikili de ki Bademli Köyü‘nü çoktandır merak eder dururdum. Bademli köyüne Dikili merkezden geçilerek gidilebiliyor. Dokuz km uzaklıkta sadece. Bademli Köyüne girince çarşısının orada arabayı park edip duruyorum. Çok güzel bir örme çantayla göz göze geliyorum. Onu ören harika kadınla sohbet ediyorum önce.

Nereye gideyim nereyi göreyim sorularıma muhtar nerede ekleniyor. Bademli köyünün muhtarı bir kadın. Tam da oradaki kahvede oturmuş çay içiyordu. Kısa bir tanışmadan sonra bana kayıp şehirden Fransızların geçen sene gelmesinden ve kayıp şehrin burada olduğunun kesinleştiğinden bahsediyor. Bana koruk suyu ikram ediyor. “Bu koruk suyunu sadece Bademli de içersin” diyor. 

Bademli küçücük bir köy ve oldukça sakin geldi bana.Herkes birbirini tanıyor. Söylediklerine göre artık köy değil mahalleymiş. Küçük sakin bir ege kasabasına yerleşeyim klişesi burası için çok uygun. Zaman durmuş gibi.

Pissa Plajı

Bademli Köyü’nde ki çarşıdan çıkınca yön ağacı dedikleri bir göbeğe geliyorum. Cansız bir ağaç koymuşlar. Sanırım o ağaçtan sağa dönmem gerekiyor. Orası sahile giden yol. Bir müddet sonra solda kokereççiyi görücem ve oradan sola gidersem Pissa Plajı‘na ulaşıcam.

Toprak bir yola sapıyorum. Bir müddet sonra solumda bir deniz beliriyor. Yola devam etmek gerekiyor. Böyle doğru düzgün yol olmayan yerlerde nerede olduğumu asla bilemiyorum. “Nereye gidiyorsun ey Bahar” diyorum. Çoğu zaman kaybolsam da bu sefer bulacağımdan eminim. Muhtar bana bir kroki çizdi. Ona göre doğru yoldayım.

O toprak yolu hiç bırakmazsanız sizi Pissa Plajı’na götürüyor. Bademli köyüne 15 dakika uzaklıkta. Herhangi bir tabela yok. Oldukça büyük bir plaj burası. Yukarıdan bakınca mavinin tonlarının birbiriyle dansına şahit oluyorum. Herhangi bir ücret yok. Arabayı yukarı bırakıp azıcık aşağı yürüdüğünüzde plajın altın kumlarına ulaşıyorsunuz.

Çok kalabalık değil. Kayıp şehrin peşine düşmeden önce biraz serinlemek istiyorum. Hava çok sıcak çünkü. Sahilden bakınca denizin ortasında ki bahsedilen adayı görüyorum. Tekneyle gidilebilen Ayanikola Kilisesi bu adada bulunuyormuş. Hava biraz esintili. O gün adaya gidemeyeceğimi öğrendim önceden.

 

Kilisenin çoğunun yıkıldığını ama merdivenlerinin durduğundan bahsettiler. Sardala koyunda ki Mankaya geliyor aklıma. Oradaki kaya yapısına da çok benziyor. İlk fotoğraflarını gördüğümde Mankaya ‘mı diye bir eğilip bakmıştım. Pissa Plajı‘nda bir müddet yüzüp gelenlere kayıp şehri ve suyun içindeki kalıntıları soruyorum. Kimsenin haberi yok.

Toparlanıp çıkarken atılmış çöpleri görüp üzülüyorum. İnsanımız ne zaman öğrenecek böyle bakir yerleri temizleyen birilerinin olmadığını. Arabayı bıraktığım yerde zeytin ağaçları var. Burası doğayla baş başa bir deniz kampına çok uygun.

Killik Plajı ve Kayıp Şehir

Şimdi kayıp şehrin peşine düşmek için Killik Plajı‘nın olduğu tarafa gitmem gerekiyor. Geldiğim toprak yoldan geri asfalt yola çıkıyorum. Asfat yola çıktığımda sağa gidersem Bademli Köyüne, sola gidersem Killik Plajına ulaşıcam. Muhtarın bana çizdiği kroki bu şekilde.

Killik tarafına gidince sağı takip edip üç katlı beyaz evin oradan dönmem gerekiyor ama ne yaptıysam o beyaz eve ulaşamıyorum. Sahil şeridi boyunca ücretli kamp alanlarından geçiyorum. Döne döne başım dönüyor. Bir Yahudi Kalesi ve kayıp şehir var. Birkaç kişi duymuş biliyor ama tarif edemiyor.

Yazlıkçıların evlerinin bulunduğu tek bakkalın oradan sahile inmemi söylüyorlar. İniyorum. Sorduklarım benimle dalga geçiyor. Gidemezsin bulamazsın. Umudumu kaybetmeye başladım. Hava çok sıcak çünkü. Sahilde de bir fırtına hakim.

Sahilde ki evlerin önünden toprak yola sapıp denize kadar gidiyorum. Bir yıkıntıya ulaşıyorum ama hava öyle çok esiyor ki suya girip kalıntıları görmek hayal oluyor. Kayıp şehir öyle bir kaybolmuş ki kimse bulamıyor. Sanırım Fransızların geri dönüp o kayıp şehre giden bir yol ve tabela koymasını beklemem gerekiyor. Belki kazıp çıkarmaları gerekiyor. Bende rotamı hali hazırda bilinen başka bir antik kente Bergama‘ya çeviriyorum.

Belki kayıp şehri bulamadım ama daha önce adını duymadığım iki güzel plaj gördüm, öğrendim. Killik koyu bilinen ve yerleşilmiş bir yer olmuş ama Pissa Plajı zeytinliklerin içinden gidilen henüz kimsenin kapmadığı bir yer halihazırda. 

  • Prodivers Ayvalık
  • Ayvalık Dalış
  • Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi
  • Bir dalış günü sonu
  • Nuri Hocam çok sever beni
  • Prodivers Ayvalık
  • Ayvalık Bit Pazarı
  • Ayvalık, Cunda Adası
  • Ayvalık, Cunda Adası
  • Ayvalık, Cunda Adası
  • Dalış sonrası dinlence
  • Prodivers Ayvalık Dalış
  • Nuri Hocam çok sever beni
  • Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi
  • Prodivers Ayvalık
  • Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi
  • Prodivers derin dalış
  • nerdesinbahar
  • Ayvalık Şeytan Sofrası
  • Ayvalık Şeytan Sofrası
  • Ayvalık Şeytan Sofrası
  • Ayvalık Şeytan Sofrası
  • Ayvalık Şeytan Sofrası Günbatımı
  • Ayvalık'ın daracık sokakları
  • Ayvalık Cafe Caramel
  • Ayvalık Cafe Caramel
  • Ayvalık Cafe Caramel
  • Ayvalık Cafe Caramel
  • Ayvalık Kırmızı mercanlar
  • Prodivers Ayvalık, kahvaltım çekirdekli simit
  • Ayvalık sualtı
  • Ayvalık sualtı
  • Ayvalık, Kırmızı Mercanlar

Dünya da sadece iki yerde Kırımızı Mercan bulunuyor. Biri İtalya’nın Portofino bölgesinde diğeri Türkiye de Ayvalık da. Ben de Kırmızı Mercanların peşinde Ayvalık’dayım. Kırmızı Mercanlar oldukça derinde. Bu yazı da Ayvalık’ın muhteşem sokakları ve Kırmızı Mercanları için yazıldı. Bilmeyenler bilsin, duymayanlar duysun diye.

 

20 saatlik yolculuğun Dalyan Pembe göl sonrası sırasıyla sahil beldelerinden geçiyorum. Ören’e kadar sadece müzik dinleyip manzara seyretmekle geçiyor. Yalnız yolculuğun tek dezavantajı hem araba kullanmak, hem video çekmek, hem de mesajlara cevap vermek oluyor. Ören benim uzun yıllar gittiğim ve tatil yaptığım yer olup eski adresleri bir bir dolanıp hasret giderince karanlığa kalıyorum. Tek karanlığa kalan ben değilmişim. Tatliş otostopcularım Fulya ve Cengiz’i Ören’den alıyorum.

Prodivers Ayvalık
Prodivers Ayvalık

Prodivers Ayvalık

Ayvalık’a kadar bana eşlik ediyorlar. Onlar kampa ben Ayvalık da ki evim Prodivers Ayvalık Dalış Tekneme geliyorum. Evden çıkarken buraya uğramak aklımda vardı ama zamanı belli değildi. Kırk kapı yaptıktan sonra baktım hala halim var “sür Bahar Ayvalık’a ve haftasonu dalışlarını yakala” dedim. Tekneye adım atar atmaz teknenin sorumlusu Nuri hocam ve Afrika seyahatinde beraber olduğumuz Ülkü’yle karşılaşıyorum. Uzun zamandır görüşemedik. Eski dostlarla kucaklaşmak uzun yolun en güzel armağanı oluyor.
Prodivers Ayvalık, kahvaltım çekirdekli simit
Ayvalık da 4 tane dalış teknesi var. Hepsi yan yana ve Ayvalık tostçularının tam karşısında. Ayvalık’a geldiğiniz de Prodivers Dalış Teknesi’nde kalabilirsiniz. Amacım dalmak olsa da teknede konaklamak fikri de çok cazip itiraf etmeliyim. Tekneye eşyalarımı bırakıp Ayvalık tostu yemek üzere teknenin karşısındaki tostçularda alıyorum soluğu. 12 lira bir tost ve çok lezzetli. Gece teknede uyuyacam.

Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi

Her zamanki yerimde bir yer hazırlıyorum kendime. Uyku tulumum ve ben çok mutluyuz. Öyle yorgunum ki hemen uyuyorum. Sabaha karşı yarın ki dalışlar için gelenler var. Onlar da hemen bir köşeye kıvrılıp uyuyor. Sabah mis gibi bir güne gözümü açıyorum. Açık havada bir teknede uyumanın huzuru var üstümde. Aşağıya inip günaydın faslına katılıyorum. Ayvalık Simitçisi‘nden çekirdekli simit kapıp geliyorum. Tekneden aldığım bir çayla pruva da kendime denize nazır bir kahvaltı ısmarlıyorum.

Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi
Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi

Dalış teknemiz saat 10,30 da açık denizlere doğru yol almaya başlıyor. Tekne eski halinden 3 metre daha uzatılmış durumda. 80 kişiyiz. Dalış yapabilmek için hiç malzemeniz olmasa da bu teknelerde her şey mevcut ve fiyata dahil. Ayvalık için 2 dalış ve öğle yemekli dalış turları günlük 160 Lira. Discovery yani tanıtım dalışı da 160 Lira.

Nuri Hocam çok sever beni
Nuri Hocam çok sever beni

Ben geçtiğimiz sene hiç dalış yapamadığım için derin dalışa götürülmüyorum. Derin dalışta verilen bir saatlik bir duraklamadan sonra Hicaz Kaptan‘ın keçilerinin de yaşadığı İlyosta Adası‘na demirliyoruz. Dalışa girerken kendi tüpünüzü kendiniz bağlıyorsunuz ve çıktıktan sonra da kendiniz söküyorsunuz. Bu bröveli dalıcılar için geçerli. Eğer ki discovery dalış yapıyorsanız tüm her şey sorumlu hocalarca hazırlanıyor.

Nuri Hocam çok sever beni

İlyosta Adası‘n da muhteşem bir dalış yapıyorum. Bir kovukta izlediğim mürenden sonra istakozlarla dolu bir duvarda oldukça keyifli anlar yaşıyoruz. Çok özlemişim dalmayı ve unutmamışım hiç.

Bir dalış günü sonu

Cunda Adası

Ayvalık da gidilmesi gereken ikinci adres Cunda adasıdır. Henüz sezon başlamadığından Cunda’ya vapur yok. Otobüs ve dolmuş var. Otobüsle gidip gece ikiye kadar olan dolmuşlarla dönebilirsiniz. İkisi de 3 lira. Vapur olsaydı 5 liraydı.

Ayvalık, Cunda Adası
Ayvalık, Cunda Adası

Otobüsten inince burnuma çarpan anason ve kızarmış balık kokusu, adanın rakı-balık-ayvalık olduğunu hatırlatıyor bana. Sezon başı ne kadar güzel oluyormuş. 25 sene önce henüz çok gençken motorla Ege turuna çıkmış ve ilk Cunda adasında kamp yapmıştık. O hallerini bildiğimden sezonda Cunda’dan kaçardım hep.

Ayvalık, Cunda Adası
Ayvalık, Cunda Adası

Bu sefer Cunda tekrar gönlümü alıyor. Kordon boyunca uzanan meyhaneler, ara sokaklarında ki incik boncukcular akşam ki oyun alanım oluyor. Tasarım takılar bulabileceğiniz her bir tezgahın farklı olduğu şıkır şıkır ışıklı sokaklar beni çok mutlu ediyor. Hep böyle güzel kal Cunda.

Ayvalık, Cunda Adası
Ayvalık, Cunda Adası

Derin Dalış Nasıl  Birşey

Dalıyorum dediğiniz anda size sorulan ilk soru “kaç metre? “olur. Dalmanın metreyle bir alakasının olmadığını anlatmak da pek kolay olmaz. Görebileceğiniz güzel şeyler aslında yukarılardadır. Aşağılara indikçe renkler kaybolur zaten. Derin dalışın bir amacı olmalı ki dalalım. Görmeye değecek bir şeyler olmalı. Çünkü derin dalış biraz tecrübe ister. 

nerdesinbahar
nerdesinbahar

Çok uzun yıllar kıdemli bir bir yıldız olarak kalmıştım ben. Tembel bir dalıcı olarak yeter sanmıştım. Birkaç dalışımı çaylaklara kurban verince eğitimleri tamamlayıp iki yıldıza geçtim ve çok da iyi etmişim.

Prodivers Ayvalık
Prodivers Ayvalık

Derin dalış uçsuz bucaksız mavi bir körlük benim için. Nereye baksam bir mavilik bir bilinmezlik. Önünü görmeden yürüyebilir misin? onun gibi bir şey. Genelde çapa attığımız yerden zinciri takiple apiko atlayışlar yaparız. Derin dalış inmek ve çıkmak kadar hızlı gerçekleşiyor. Bu hızlı inişlerde kulaklar basınçtan çok ağrır. Benim ininceye kadar devamlı eşitleme yapmam gerekiyor. Yoksa ağrıya dayanmak mümkün değil. Zaten kulak zarımda yırtılabilir.

Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi
Prodivers Ayvalık Dalış Teknesi

Sportif dalışlarda çok fazla decoya kalmamaya çalışırız. Deco; dipte kalış sürenize göre dalış bilgisayarının verdiği kadar dakika belli metrelerde bekleme süremizdir. Masmavi bir bilinmezliğe giderken ilk zamanlar yüreğim ağzıma gelirdi. Klostrofobik bir durum. Çoğu insan için çok zor.Bir hocanın peşine takılıp dibini görmediğiniz bir denizin metrelerce altına gitmek kolay bir şey değil.

Ayvalık sualtı
Ayvalık sualtı

İlk başta mavi bir körlükte giderken belli bir metreden sonra dibi görmeye başlarsınız. Ben hep karanlık olacağını düşünürdüm ama değil. Güneşsiz bir havada denizin dibine bakmak gibi. Renkler kaybolduğu için kırmızı mercanları mor gibi görüyoruz. Feneriniz varsa yakına gidip ışığı tutmanız gerekiyor.

Kırmızı Mercanlar
Kırmızı Mercanlar

Fotoğrafları da kocaman flaşlı makinalarla çekiyorlar. Derin dalışta indiniz, biraz dolandınız ve hemen çıkışa geçtiniz. Teknenin zincirinin etrafında bir dolu insan olur hep. Havası azalan yada biten dalıcılar için yedek deco tüpü de orada bulunur. En eğlenceli kısımda burasıdır. Belli bir metrede kendinizi suya çakıp beklerken muziplik yapmadan durulur mu hiç? En güzel şakalar burada yapılır. 

Ayvalık sualtı
Ayvalık sualtı

Ayvalık ve Kırmızı Mercanlar

Dünya da iki yerde kırmızı mercanlar var. Biri İtalya’nın Portofino bölgesinde diğeri Ayvalık. İtalya’dan sonra dünyanın ikinci kırmızı mercan bölgesi. Ezerbey, Kerbela ve dalıcıların hacı olduğu yer Deli Mehmet‘de 40 metrelerde görebileceğiniz kırmızı mercanlar insanı büyülüyor adeta.

Prodivers Ayvalık Dalış
Prodivers Ayvalık Dalış

Pazar sabahı dalış teknemiz çok daha erken hareket ediyor. Akşam şehir dışından gelen dalıcılar evlerine dönecekler. Ben bu senenin ilk derin dalışını gerçekleştiricem. Bayramdan önce kalabalık olmaz diye düşünerek geldiğim teknede Divefan Dalış klübüne ve Öztan Hocam’a denk geliyorum. Kışın kayağa gitmiştik hep birlikte.

Prodivers derin dalış
Prodivers derin dalış

Divefan Dalış Klübü ve Öztan Hocam’la dalıcam bugün. Divefan, Meksika’dan tutunda Maldivler’e kadar her yere gider dalmak için. Profesyonel fotoğraf makinalarıyla kırmızı mercanları fotoğraflama peşindeler bugün. Benim fotoğrafımı da Öztan Hocam çekti.

Ayvalık, Kırmızı Mercanlar
Ayvalık, Kırmızı Mercanlar

O kırmızı mercanlara fotoşopla yapıştırılmış gibi durduğuma bakmayın. Fotoğraf gerçek. 30 metreden sonra renkler kaybolduğu için bizim gözümüz sol omzumun orada ki gibi mor görüyor. Flash çakınca ya da fener tutunca kırmızı oluyor. Dalışta bir arkadaşımız narkoz yiyince sadece 30 saniye görebildiğim ve hemen çıkmak zorunda kaldığımız için sadece bir kare fotoğraf çekilebiliyor.

Ayvalık Kırmızı mercanlar
Ayvalık Kırmızı Mercanlar

Ben hiç ümitli değildim fotodan. Dalıştan çıkınca bakmadım bile ama efsaneymiş. Neyse ki kimseye bir şey olmuyor. Nedense her kırmızı mercan dalışımda bir şey olur ve ben göremem. Bu sefer 30 saniye de olsa görebildiğim bu muhteşem canlılar o kadar derindeler ki ulaşmak hiç kolay değil. Bir sonraki sefer görüşmek üzere kalbimi suyun 60 metre aşağılarda bırakıyorum.

Dalış sonrası dinlence
Dalış sonrası dinlence

Ayvalık Şeytan Sofrası

Dalışlar bitince gün batımlarıyla meşhur Ayvalık da kendime bir köşe seçmem gerekiyor. Ayvalık Şeytan Sofrası‘nın gün batımları da meşhurdur. Manzarası dillere destandır. Ayvalık merkeze de sadece 17 dakika uzaklıkta. Sahil şeridini takip edip kısa bir tırmanmadan sonra bu manzaraya ulaşıyorsunuz.

Ayvalık Şeytan Sofrası
Ayvalık Şeytan Sofrası

Araçlar için 5 lira otopark ödenebileceği gibi biraz aşağıya arabanızı bedava da parkedebilirsiniz. Sezonda iğne atsanız yere düşmez ama. Manzarayı görebilmek bile mesele oluyor bırakın fotoğraf çekmeyi. Gün batınca da herkes alkışlar bu durumu. Başka yerde denk gelmedim böyle bir şeye.

Ayvalık Şeytan Sofrası
Ayvalık Şeytan Sofrası

Şeytanın ayak izi olduğu düşünülen bir çukur var. Efsaneye göre bir iz burada diğeri Midilli Adası’nda. Adımını öyle kocaman atmış işte. 

Ayvalık Şeytan Sofrası
Ayvalık Şeytan Sofrası

Buranın mitolojide hikayesi şöyle geçmektedir: Zeus’un süt annesi İda , Zeus’a zarar vereceği gerekçesiyle Şeytanı kovar. Üç ayaklı olduğuna inanılan şeytanın bir ayağı İda dağı eteklerinde, bir ayağı Midilli adasında, bir ayağı da Şeytan sofrasındadır.

Ayvalık Şeytan Sofrası
Ayvalık Şeytan Sofrası

Bir diğer efsanede burada yaşamaya başlayan bir papaz yüzünden kuraklık olduğuna inanan hal papazı öldürmek için buraya gelir. Papaz bir sofra hazırlar. Kuraklıktan aç olan halk sofrayı görünce papazı unutur. Papaz bu esnada kaçar.

Ayvalık Şeytan Sofrası Günbatımı
Ayvalık Şeytan Sofrası Günbatımı

Ayvalık’ın Daracık sokakları ve Taş evleri

İki kocaman dalış dolu günü ardımda bıraktım. Son Ayvalık sabahım da bana kalan sokaklarda hasret gideriyorum. Cafe Caramel seneler önce arkadaşlarımla dolaşırken rastlayıp çok sevdiğim bir yer olmuştu. Sonraki gelişlerde hep kapalı bulduğumuz cafe kapanmamış aslında.

Ayvalık Cafe Caramel
Ayvalık Cafe Caramel

Biz hep pazara denk gelmisiz. İçerisi senelerce özenle toplanmış eşyalarla antika müzesi adeta. Ayvalık da bit pazarını sorun. O sokağın hemen başında burası. Harika lezzetler tadabilirsiniz. Ben damla sakızlı kahvelerini içtim. Mavinin her tonuna doydum, hasret giderdim.

Ayvalık Cafe Caramel
Ayvalık Cafe Caramel

Dalış sonrasında Ayvalık sokaklarını gezip birbirinden güzel butik dükkanlarında bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Fotoğrafçılar için cennet gibi olan bu sokaklarda zamanda yolculuk edebilirsiniz. Karadut ve koruk suyunun tadına bakabilirsiniz. 

Ayvalık'ın daracık sokakları
Ayvalık’ın daracık sokakları

Ayvalık tostçular çarşısında buraya özgü tostun tadına bakabilirsiniz. Ayrıca yine bu çarşının arka sokaklarında ki tarihi fırınlardan bir şeyler alıp muhteşem lezzetlerle tanışabilirsiniz. Yine o arka sokakların devamında ki Ayvalık Bit pazarını görmeden dönmemek lazım.

Ayvalık Bit Pazarı
Ayvalık Bit Pazarı

Özenle toplanmış eski eşyalar siz alıcılarını bekliyor. Uzun zamandır yolculuklarımda bir şey almamaya çalışıyorum artık. O muhteşem kahve fincanlarından almadan oradan çıkabildiğime hala inanamıyorum. Bankaların olduğu tarafta deniz tarafında çarşının içindeki Mehmet Usta’nın Yeri diye küçücük bir dükkan var. Ev yemekleri yapıyor.

Ayvalık Cafe Caramel
Ayvalık Cafe Caramel

Eşiyle birlikte işletiyor. Orada bir kabak çiçeği dolması yemeden dönmeyin mesela. Çok erken bitiyor. Ya vakitli gidin ya da arayıp ayırtın. 0266 312 66 56 numaraları. Gidin bir sohbet edin. Gözünün içinin bile güldüğü insanlarla tanışın. 

Ayvalık Cafe Caramel
Ayvalık Cafe Caramel

Kırmızı Mercan fotoğrafları için Divefan Öztan Hocam’a teşekkürlerimle…

  • Kaz Dağları
  • Balık Balık Restoran
  • Balık Balık Restoran
  • Lapseki Feribotu
  • Lapseki Feribotunu kullanırken
  • Ezine Köy Yolları
  • Pembe Göl arayan Bahar
  • Sadece Temmuz Ağustos da pembe olan Pembe Göl
  • Sadece Temmuz Ağustos da pembe olan Pembe Göl
  • Bir taraf deniz uçsuz bucaksız
  • Pembe Göl

Dünya da dokuz tane Pembe Göl var. Bunlardan bir tanesi de Türkiye de. Ezine de ki Dalyan Köyü’nde bulunan Pembe Göl sadece sıcak aylarda pembe oluyor. Göl bölge halkı tarafından tuz gölü olarak da biliniyor. Pembe Göl’ü duyduğumdan beri görmek için görmek için deli gibi bir istek duyuyorum. Yakınlarında olduğum anda da pembe olmasa bile gidip görüyorum.

Yola Düşme Hikayesi

Kanyon eğitimlerim bittiğinde artık yaz da gelmiş oldu. En son eğitimden sonra da ayağımı sakatladığım için bir sonraki kanyon geçişi benim için hayal oldu. Tekneyi sattığımdan dolayı artık evde yaşıyorum. Yaşayamıyorum mu desek. Bir gece geliverdiler. Elime geçirdiklerimi bir bavula tıkıp kendimi yola salıverdim.

Balık Balık Restoran
Balık Balık Restoran

Aslında şöyle oldu. Birkaç haftadır evde sıkılıp uyuyamayan bir Bahar varmış. Bir gece yine uyuyamayınca sabahın köründe yola düşüvermiş. Nereye gittiği, nerede kalacağı, ne yiyeceği belli değilmiş. Yol onu Evreşe de ki Kocaçeşme köyündeki tanıdığı Derya Bey’in restoranı Balık Balık’a çıkarmış. Yunandakinden daha lezzetli bir menüsü varmış.

Balık Balık Restoran
Balık Balık Restoran

Biraz mola, sohbet ve kahvaltı sonrası Lapseki’den karşıya geçerken feribotun kaptanı Ali Kaptan’la tanışmış. Ali Kaptan feribotu kullanmasına izin vermiş. Feribottakilerin bundan haber varmıymış? Yokmuş bence. Sonra Lapseki Kumada’da bir mola vermiş. Orada ok tatlı Dilara ve annesiyle tanışmış. Yunuslarla yüzmüş, serinlemiş ve yola devam etmiş.

Lapseki Feribotunu kullanırken
Lapseki Feribotunu kullanırken

Masal gerçeğe dönsün artık. Çanakkale üzerinden Ayvalık‘a inmeyi hedefledim ilk etapta. Müziklerim, kendim ve neşem yollardaydık. Naviyasyon en fazla 5 saat verir bu yolu. Peki Bahar 20 saatte nasıl gitti? Yolda verdiği molalar, tanıştığı insanlarla biraz uzun sürmüş olabilir evet ama çok keyif aldığım gerçeğini değiştirmiyor.

Ezine Köy Yolları
Ezine Köy Yolları

Pembe Göl

Lapseki’den sonra kış aylarında bir gazete haberinden okuduğum pembe gölün peşine düşüyorum. Ezine’den Geyikli tarafına köy yollarına sapıyorum. Çalan müziklerim, masal gibi dönen rüzgar gülleri, sararmış otlarla başka bir diyara ışınlanmış gibi hissediyorum. Daracık bozuk yollarda çok fazla araç da geçmiyor. Öyle olunca da adım başı durup fotoğraf çekiyorum. Yolun ortasında arabayı bırakıp fotoğraf çekebilme özgürlüğüm var.

Pembe Göl arayan Bahar
Pembe Göl arayan Bahar

Bir çok köyden geçiyorum. Köy kahvelerinde adres soruyorum. Tek başına bir kadının neden pembe bir göl aradığını, Pembe Göl diye bir şey mi varmış bakışlarını tebessümle karşılıyorum. Durağan hayatlarına yeni bir mevzu kattığım için mutluyum.

Sadece Temmuz Ağustos da pembe olan Pembe Göl
Sadece Temmuz Ağustos da pembe olan Pembe Göl

Bu ufak göl, içerdiği yoğun tuzdan dolayı kırmızıya çalan bir renkteymiş. Halk arasında Tuz Gölü olarak da anılıyor Yani dünyada ki 8 pembe gölden biri Türkiye’de ve kalp şeklinde. İnternette ki haberlere inanmayın. İnternette ki bilgilerde marttan itibaren kırmızı renge büründüğü yazıyor ama gördüğünüz gibi haziran ayındayız ve pembe değil hala.

Sadece Temmuz Ağustos da pembe olan Pembe Göl
Sadece Temmuz Ağustos da pembe olan Pembe Göl

Gitmeden önce tabi ki muhtarlıktan tutun da Face gruplarına kadar aramadığım konuşmadığım kimse kalmıyor. Pembe renge sıcak aylar da ancak Temmuz ağustos aylarında kavuştuğunu gitmeden biliyordum. Yine de bu kadar yakına gelince gidip görmek istiyorum.

Pembe Göl
Pembe Göl

Pembe Göl’e Nasıl Gidilir?

Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Geyikli’den sonra ki Dalyan Köyünün içinden yukarıya çıkıyorsunuz. Köye beş dakika mesafede. Pembe göl dedikçe herkes şaşkın şaşkın bakıyor bana.

Bir taraf deniz uçsuz bucaksız
Bir taraf deniz uçsuz bucaksız

Dalyan Köyü’nün içinden yukarı çıkıp toprak yolda hep sağ yaparak bir beş dakika gittiğinizde göl solunuzda kalıyor. Bir tepenin üstünden aşağıda ki gölü seyrediyorum. Tabi ki rengi pembe değil. Çok rüzgarlı bir havaya denk geldim. Gerçi buralar hep rüzgarlıdır.

Kaz Dağları
Kaz Dağları

Yabani otlara dikkat edin. Bir spor ayakkabısı giyip göle inebilirsiniz. Benim ayağım sakat olduğundan hala ayakkabı giyemiyorum. Göl kenarındaki antik kalıntılar var. Burası eski bir yerleşim alanıymış eskiden. Alexdra Troas Antik Kentinin limanıymış.

Lapseki Feribotu
Lapseki Feribotu

Bir gün gelecek ve burası da kazılacak. Ortaya çıkacak şehri çok merak ediyorum. Bir tarafta uçsuz bucaksız deniz, diğer tarafta kalp şeklinde bir göl ve antik kalıntılar. Şuan pembe rengine denk gelemesem de bu pembe göl beni yine çağıracak biliyorum.

  • Bu yazı günü geldiğinde güncellenmek üzere bir yola çıkış hikayesi olarak yazıldı. İnternetten pembe hallerini bulup yayınlamak istemedim. Kendi çekmediğim fotoğrafları hiç kullanmadım şimdiye kadar. Bir gün gelir pembe hallerini de fotoğraflarım.
  • Kanara Kayalıkları
  • Mutlu son
  • Kanara Kayalıkları negatif iniş
  • Kanara Kayalıkları negatif iniş
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıklarından atlamaya gidiyoruz
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları bekleme noktası
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları'nda ki köpeğim
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları kamp alanına gidiş
  • Kanara Kayalıkları Kamp Alanı
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları ilk görüş
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları Kamp
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları
  • Kanara Kayalıkları, arkadaşlarla
  • Hülya ve ben hazırız
  • Kanara Kayalıkları, köpeğim ve ben
  • Kanara Kayalıkları gelincik tarlası
  • KAnara Kayalıkları uyanma faslı
  • Anahtar arama timi
  • Kanara Kayalıkları

Hava muhalefetinden sulu kanyon ertelenince, Tekirdağ da ki Kanara kayalıklarına gidip antreman yapmaya karar veriyor hocalarımız. Kanara Kayalıkları Tekirdağ Güngörmez’de. Güngörmez de Tekirdağ Saray da. İnternette kısa bir arama da karşıma çıkan Kanara Kayalıkları’na hayran olup gitmeye karar veriyorum.

 

Kanara Kayalıkları’na Nasıl Gidilir?

Servis gündüz gitti. Ben günümü adada değerlendirip akşam kampa katılmayı istiyorum. Servise yetişemeyecek iki arkadaşımla birlikte akşam 7 sularında yola koyuluyoruz. Tekirdağ Güngörmez‘de bulunan Kanara Kayalıkları için navigasyon iki ayrı yol çiziyor. Ben oturduğum yerden daha kolay ulaşacağım arka yollardan Durusu, Tayakadın ve üçüncü havaalanı yolunu takip ediyorum. Şehir içi trafiğine girmek en son isteyeceğim şey.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Güngörmez‘e ulaşmak iki saati bulmuyor. Çok karanlık da köy yolların da kalmak istememiştim. Başardık. Çünkü belli bir yerden sonra bölünmüş yol bitiyor ve normal yollara da devam ediyorsunuz. Güngörmez’e geldiğimiz yerde bir restoran var. İlk önce kamp alanımızı orada bir yerde sanıyoruz ama arkadaşlarımızı arayınca aracı yukarı da bırakıp aşağılara yürümemiz gerektiğini öğreniyoruz.

Kanara Kayalıkları kamp alanına gidiş
Kanara Kayalıkları kamp alanına gidiş

Kanara Kayalıkları Kamp Alanı

Neyse ki bizi almaya geliyorlar. Tam beş kişi kamp malzemelerini yüklenip çayırlardan, ormanlık alandan, derelerden geçip kamp alanına ulaşıyoruz. Gece karanlığında Kanara Kayalıkları‘nı göremiyorum ama kamp alanı, ağaçlar ve kamp ateşi, çalan müziklerle efsane gibi. Reklam afişi gibi. Muhteşem.

Kanara Kayalıkları ilk görüş
Kanara Kayalıkları ilk görüş

Hemen çadırlarımızı kurup kamp ateşinde ızgara olayına girmek istiyoruz. Biz sonradan giden üç kişi açız. Biz kamp ateşi deyince ızgarasız yaşayamayanlardanız. Közlenmiş biberler, tavuklar, mantarlar… Tam biz ateş başında yemek işleriyle uğraşırken kamp alanımıza bir telefon geliyor.

Kanara Kayalıkları Kamp
Kanara Kayalıkları Kamp

Bizden sonra gelen İbrahim hocam benim arabanın plakasını söylüyor. Kapımın açık olduğundan bahsediyor. Ardına kadar hemde. Biz tam beş kişi hem kapıyı açık bırakıp hemde sandalyeleri yukarı da bırakıp gelmişiz. Biz Ersan’la tekrar derelerden tepelerden çayırlardan tırmanarak araca ulaşıyoruz. Tırmana tırmana eridim bittim ben bu kanyon eğitimlerinde zaten. Geri dönüş yolunda çakalların sesi bile duyuluyor. Doğayla baş başa bir kamp alanındayız. 

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Hülya, Neden Böyle Hülya

Ayvaini Mağarası’nın baş kahramanı Hülya’yı hatırlayan var mı? Bence Hülya’yı unutmamak da fayda var. Zira bu yazının baş kahramanı yine Hülya’dır. Her ne yaparsa yapsın kızamadığım ama her seferinde ağzımın bir karış açık kaldığı güzel Hülya’m benim. Ben gelinceye kadar közlenen biberleri soyup bir tabağa alıyorum ve canım arkadaşım Hülya 3 saniye sonra hepsini yere deviriyor. 

Kanara Kayalıkları Kamp
Kanara Kayalıkları Kamp

Arkadaşların “resmen nazarımız değdi” cümlelerine ben ağzım açık bakakalıyorum. Hülyacım “olur böyle şeyler, üzülme” diyor. Sanırım bu cümleleri benim sarf etmem gerekiyor ama benim yerime biberleri deviren Hülya söylüyor. Yorulmamı istemedi sanırım.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Biz karnımızı doyurmaya çalışırken bir grup gece yürüyüşüne çıkıyor. Ben mağara da düşüp dizlerimi incittiğim ve de bütün gün adada dolaşıp yorulduğum için kamp ateşçileriyle keyif modundayım. Bu kamp zaten keyif kampı. Erken yatma, erkenden kalkıp toparlanma ve koşturma kısmı yok. Tamamen relax moddayız.

Kanara Kayalıkları'nda ki köpeğim
Kanara Kayalıkları’nda ki köpeğim

Yürüyüşten dönen arkadaşlarla daha da bir şenleniyor kamp alanımız. Yanlarında iki kocaman köpekle gelmişler. O köpekler sabaha kadar kamp alanımızı beklediler sonra. Öyle çok sevdim ki yanımda getiresim geldi. Hala arada aklıma geldiğinde özlüyorum.

Kanara Kayalıkları Kamp Alanı
Kanara Kayalıkları Kamp Alanı

Tut Ucundan Hülya

Ilık bir hava da kamp ateşimizin başında şarkılar söylüyoruz. Sohbetler ediyoruz. Gülüyoruz, eğleniyoruz. Kimsenin uyuyası yok. İlerleyen saatlerde “çadırını nereye kurdun?” sorusu geliyor. Gösterdiğimde bir gülme alıyor. Meğer oldukça gürültülü bir ortama kurmuşum. Çadırlar kumaş ve ses geçirmeme imkanı yok.

Kanara Kayalıkları Kamp
Kanara Kayalıkları Kamp

Kazıkları söktüğüm gibi “tut ucundan Hülya” diyorum. İki ucundan tutup hop başka yere taşınıveriyoruz. Yüksel hocam “hayırr” diyor. Çünkü arada biz varken ses ona daha az gidecekti. Onun çadırını da söküp taşıyoruz bizim tarafa. Keşke yaşadığımız evler içinde bunu yapabilsek.

KAnara Kayalıkları uyanma faslı
KAnara Kayalıkları uyanma faslı

Sonunda üşümeden güzel bir havada kamp yapabilmenin mutluluğu ve mis gibi temiz havada olmanın avantajıyla bebekler gibi uyuyoruz. Sabah çadırımın tepesinde tef sesleriyle uyandırıyor arkadaşlarım. Ne kadar mutluyum.

Kanara Kayalıkları Kamp
Kanara Kayalıkları Kamp

Ve Sonunda Kanara Kayalıkları

Gözümü açıp da dışarıda ki manzarayı görünce büyüleniyorum. Çadırlarımız ağaç altında. Karşımızda devasa duvar gibi Kanara Kayalıkları. Kayalıkların hemen dibinden akan bir dere. Yemyeşil bir doğa. Gece karanlığında göremediğim muhteşem manzara buymuş.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Sabah kahvaltımız Oğuz’dan. Kendisi bir organik beslenmeci olarak yumurtadan zeytine, tereyağdan bala ne varsa getirmiş. İki çadır ortasında kahvaltı edip şakalaşıyoruz. Aradan yarım saat geçiyor. Yüksel hocamın çadırı açılıyor. Meğer uyuyomuş. “Başka yer bulamadınız mı kahvaltı edecek başımda bıdı bıdı” diyor. Bende kendimizi affettirmek için tereyağ ve balı ağzına zorla tıkıyorum. Meğer tereyağdan da nefret ediyormuş. Sevgimizle öldürürüz biz adamı.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Kanara Kayalıkları’ndan Atlamaya Gidiyoruz

Kahvaltı sonrası ekipmanlarımızı kuşanıp o duvar gibi Kanara Kayalıkları’ndan atlamak üzere hazırız. Dizlerim pek iyi durumda değil. Yemyeşil muhteşem manzaralardan geçerek tırmanıyorum. Nefes nefeseyiz. Oldukça dik çünkü. Önce kolay yerden inmek için gidiyoruz.

Hülya ve ben hazırız
Hülya ve ben hazırız

Oraya giden yol da oldukça tehlikeli aslında. Bir taraf uçurum. Dikkatli yürümek gerekiyor. İlk inişimiz kısa bir parkurda oluyor. Tepeden manzara öyle güzel ki. Yemyeşil doğa. Çok çabuk tükeniyorum bu sefer. Her hafta bir etkinlik olunca beden kaldırmıyor sanırım.

Kanara Kayalıklarından atlamaya gidiyoruz
Kanara Kayalıklarından atlamaya gidiyoruz

Asıl iniş 35 metrelik bir negatif iniş. Yükseklik korkumu bugün düşünmiycem. Ondan önce yukarı tırmanmak asıl mesele. Hatta yavaş tırmandığım için geride kalıp yalnız kalıyorum ve ne oluyor? Yolu kaybediyorum. Hocaların durduğu yere çıkmışım. Beni görünce bir panik oluyorlar. Sol tarafım 35 metrelik duvarmış.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Neyse ki yukarı çıkıp sıraya giriyorum. Bu sporun doğası beklemek. O bekleme anlarında yaşanan şamatalar ise paha biçilemez. Sıra bana gelince çift iple ineceğimi öğreniyorum. Tam o sırada Ömer hocamın telefonu aşağı düşüyor. Her kamp ve spor aktivitemizde birinin bir şeyi zarar görüyor.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

35 metre yukarıda bir uçurumun kenarındayım. Arkam dönük olarak aşağıdaki yüksekliği görmediğim zaman yükseklik korkumun uykuya yattığını keşfettiğimden beri daha rahat inişler gerçekleştiriyorum. Çift ip o kadar ağır ki. Kolda da derman yok tutsun kaldırsın. Belime bir ağrı saplanıyor.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Negatif İniş

Kısa bir normal iniş sonrası negatif dediğimiz inişi gerçekleştiricem. Yani iple kendimi boşluğa salıcam. O negatife inerken de iki dizimin üstünde kendimi ayarlamam gerekiyor. O iki diz nasıl ezik ve ağrıyor anlatamam. Müthiş bir can yanması. Orayı geçtikten sonra negatife geldiğimde ipde ki ağırlık da hafiflemeye başlıyor. Gerisi tepelerden manzara seyretmek.

Kanara Kayalıkları negatif iniş
Kanara Kayalıkları negatif iniş

Kanara Kayalıkları‘n da ki karga yuvasında ki bebek kargaları seyretmek. Hiç inesim gelmiyor. Bu sefer dizlerimde ki problemden sadece iki sefer iniş yapabiliyorum. İnmek değil o tepeye tırmanmak mesele çünkü. Biz de Kanara Kayalıkları’nın dibinden sessiz sessiz akan suyla ayaklarımızı buluşturuyoruz. Çimenlere yayılıyoruz. Etrafı gezmeye çıkıyoruz. Yemekler, sohbetler, şakalaşmalar eşliğinde zamanımız geçiyor.

Kanara Kayalıkları negatif iniş
Kanara Kayalıkları negatif iniş

Kanara Kayalıkları’nı gerçekten çok beğendim ve sevdim. Ağaçların olması ve su kenarı olması büyük avantaj. Kamp için çok uygun. Hele ki yaptığımız spor için daha bir uygun. Akşam olmak üzere ve artık herkes evine dönecek. Toparlanıp eşyalarımızı taşıma zamanı. Dere tepe çayır çimen aşarak araçların oraya bu kadar eşyayı taşımamız gerekiyor.

Kanara Kayalıkları
Kanara Kayalıkları

Gelincik Tarlası, Hülya ve Anahtar

Tüm gece ve gün Hülya’nın sakarlıklarıyla serseme dönmüş vaziyetteyim. Her seferinde nasıl yaptığına hayretle ağzım açık kalıyorum ama daha bunların başlangıç olduğunu o an bilmiyorum. Gün batmak üzere ve biz vedalaşıp ayrılıyoruz. Kısa bir süre sonra da uzun zamandır bir gelincik ve çiçek tarlası arayan ben görünce duruyorum.

Kanara Kayalıkları, köpeğim ve ben
Kanara Kayalıkları, köpeğim ve ben

Hülya’yla fotoğraf çekicez. Tam çiçeklerin içinde olmak için tarlanın ortalarına doğru ilerliyoruz. Elimdeki telefonu ve arabanın anahtarını Hülya’nın cebine koyuyorum. Birbirinden güzel fotoğraflar çekip hızlıca arabaya dönüyoruz. “Hülya anahtarı ver de gidelim” diyorum.

Kanara Kayalıkları, arkadaşlarla
Kanara Kayalıkları, arkadaşlarla

Hülya’nın “ne anahtarı“cümlesi ve yüzündeki bakışı ölsem unutamam. Anahtar yok. Hızlıca tarlaya dönüp aramaya başlıyoruz ama yok. Düşünsenize dizinize kadar gelen otlar ve kırmızı gelinciklerle dolu bir tarlada kırmızı bir anahtarlık arıyoruz. Önden giden servisi arıyoruz. Dönüyorlar. İki saate yakın anahtar arıyoruz ama yok. Artık ümidim de kalmadı zaten.

Anahtar arama timi
Anahtar arama timi

Onlarca insan tarladaki bütün otları çiçekleri ezdi. Nerede olduğunu bulmak artık imkansız. Arabanın tüm camları ve kapıları açık. Umudu kesmiş, napacağımı düşünerek arabaya dönerken Ender Hocam “buldum” diye anahtarı kaldırıyor. Hiç geçmediğimiz bir yerde o anahtarın ne aradığını çok merak ediyorum. Bulunmasaydı ne yapardık bilmiyorum.

Kanara Kayalıkları gelincik tarlası
Kanara Kayalıkları gelincik tarlası

Gerçekten mucize gibi o anahtarın bulunması. Sanırım birkaç yaş yaşlandım. Tekrar yola koyuluyoruz. Tüm o köy yollarını karanlık da dönüp, başımıza gelen hiç bir şeyden akıllanmayan Oğuz, Bahar ve Hülya üçlüsü Güngörmez’den Güngören’e lahmacun yemeğe gidiyoruz. Hadi bize geçmiş olsun. Tüm arkadaşlarımıza yardımlarından dolayı teşekkür ediyoruz.

Mutlu son
Mutlu son
  • Adaca Kanyonu, Bilecik
  • 5. takım
  • 5. takım
  • 5. takım
  • Bilecik, İnhisar
  • Bilecik, İnhisar
  • Kamp alanımız
  • Isırganlar sonrası acımı hafifletme çalışmalarım
  • İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
  • İnhisar
  • İnhisar
  • İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
  • Adaca Kanyonu kamp alanı
  • Adaca Kanyonu kamp alanı
  • İnhisar
  • Adaca Kanyonu kahvaltı
  • Adaca Kanyonu Başlangıcı
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu'na yürüyoruz
  • Adaca Kanyonu, Çok seviliyorum
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu ilk iniş
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu çıkışı
  • Adaca Kanyonu ilk iniş
  • Adaca Kanyonu Delikli Şelale de sular tepeme iniyor
  • Adaca Kanyonu Delikli Şelale de suların içinden geçiyoruz
  • Adaca Kanyonu Delikli Şelale
  • İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu
  • İnhisar yoldan çıkmış 5.grup
  • İnhisar yoldan çıkmış 5.grup
  • İnhisar, odun toplama ekibi
  • Ahçı oldum
  • Nusret gibi tuz dökmelerimin fotoğrafı yok
  • Yemekler hazırlanıyor
  • Sonunda bizde yiyebiliyoruz
  • İnhisar, kamp ateşi
  • İnhisar kamp
  • KAD kahvaltı da
  • İnhisar Yolu
  • Adaca Kanyonu
  • İnhisar Kamp alanımız
  • İnhisar şelale yolu
  • Adaca Kanyonu girişine giden son iniş

Birkaç hafta süren hava muhalefetinden dolayı tamamlayamadığımız son aşama için Bilecik’in İnhisar ilçesinde bulunan Adaca Kanyonu için yollara düşüyoruz. Adaca Kanyonu bizim gibi çaylaklara göre. Adaca Kanyonunu bizim hocalarımız bulmuş. Aylardır süren kanyon eğitimlerin son aşamasındayız. Suyla olan bağımı bilenler kanyon sporunda olmama hiç şaşırmadılar. 

 

Bilecik Yolları

Bir cumartesi sabahında Mecidiyeköy’e nasıl gideceğimi düşünürken  Metehan beni almaya geliyor ve ne de iyi yapıyor. O kadar çok eşyam var ki. Saat 8,30 civarı servisimiz bizi Mecidiyeköy’den alıyor. Oldukça güzel bir hava var dışarıda. Öyle güzel bir yolculuk yapıyoruz ki. Erdal tef ve ziller getirmiş. Çalan müziklerimiz, oynayan arkadaşlarımızla çok eğleniyoruz.

5. takım
5. takım

Gerçi bir kısım arkadaş ve hoca diğer araca kaçtı eğlencemizden. Kalan sağlar bizim oldu. Kahvaltı durağımız ailemizin köftecisi Köfteci Yusuf’tayız. Kavurmalı yumurta 14 lira, çaylar ücretsiz. Bunu nasıl başardıklarını gerçekten çok merak ediyorum.

5. takım
5. takım

Bu sefer yemek sorumlusu beni yapmış Meral Hocam. Ben sadece makarnayı yaparım demiştim oysa ki. “Elini veren kolunu kaptırır bana” deyip gülüyor. “Hocam akşam açız açız. Ben bari kebap falan yaptırayım yedek de dursun” diyorum. Güle oynaya gidiyoruz yani. Bir taraftan da liste yapıyorum. Ne yiyeceğiz, kim ne alsın, ne kadar alsın?

5. takım
5. takım

Hayatımızda hiç 35 kişiye yemek yapmadık hiç birimiz. Hocalarım bize bu konuda çok yardımcı. Çünkü miktar konusunda bir fikrimiz yok. Köftelerimizi Köfteci Yusuf’tan aldık. Pamukova da durup dört tarafa dağılıyoruz. Herkes hummalı bir şekilde yaptığım listeyi tamamlamaya çalışıyor.

KAD kahvaltı da
KAD kahvaltı da

Yemek takımı benim kafada. Yumurtanın gezeni, tereyağın organiği, sebzelerin en tazesi alınıyor çabucak. Yemeği bana bırakmak demek sabaha kadar yiyeceğimiz anlamına geliyor. Ateşin hakkını vermeliyiz. Son medeniyet durağımız İnhisar oluyor. Oradan da son ekmek ve sularımızı alıyoruz.

Bilecik, İnhisar
Bilecik, İnhisar

Köy kahvesinin oradaki malta eriklerini görünce dayanamayıp dalıyoruz. İzin aldık tabi. Dalını kırmadığımız sürece kimsenin itirazı yok. Kocaman olmuş eriklere kimse dokunmamış. Öyle güzel bir şehir ki zaten tüm yol kiraz bahçeleriyle doluydu. Bir yerden sonra nar çiçekleriyle dolu bir yoldan gitmeye başladık.

İnhisar Kamp Alanımız

Kıvrıla kıvrıla toprak yollara girdik artık. Karşımızda ki dağların ve bulutların dansı öyle güzel ki. Bir yerde durup manzaranın tadını çıkarırken sayısız boomerang ve fotoğraf çekiyoruz. Kamp alanımız İnhisar ilçesinden Çalkara köyüne çıkan yol üzerinde.

İnhisar Yolu
İnhisar Yolu

Harmankaya Kanyonu‘na bakan tepelerdeyiz. Öyle güzel bir yeşillik var ki. Havanın yağışlı olacağını biliyorduk zaten de kamp alanına ulaşır ulaşmaz yağmasını beklemiyorduk. Orası mı burası mı derken en sonunda herkes bir tarafa dağılıyor ve çadırlarımızı kuruyoruz. Müthiş bir nem var havada. Yapış yapış olduk.

İnhisar Kamp alanımız
İnhisar Kamp alanımız

Hocalarımız zor bir treking rotası belirlemişti önceden ama benim katılmaya niyetim yoktu. Dizlerimi çok zorlamak istemiyorum çünkü. Tüm gücümü kanyona sakladım. Önceden kamp alanına yakın bir dere olduğunu öğrenmiştim. Tek amacım oraya ulaşıp dereye kendimi basmaktı. Başlangıçta bunu yapmayı planlayan Gül ve bendik. Sadece iki kişiydik yani ama kamp alanına gelip de yorgunluktan bitince çoğu insan bizimle gelmeye karar verdi.

İnhisar
İnhisar

Suya Koşan Arılar Gibiyiz

Çadır için yer ararken bir şelale de gördüm. Beni kimse tutamaz artık. Hedefe kitlendim. Herkes “o kadar yolu yürüyebilecek misin?” diye soruyor. Arkadaşlar ben de sizin gibi kanyon geçiyorum.

İnhisar şelale yolu
İnhisar şelale yolu

Suya gireceğimizi düşünerek bikinimizi giydik, üstüne şort ve tişörtü çektik çekmesine de bu tür yürüyüşlerde uzun paçalı ve uzun kollu bir şeyler giyin siz yinede. Hafif yağan yağmurdan yer çamur oldu. Tepelerden dik bir yokuştan şelaleye doğru ilerlerken ısırgan otları bacağıma değmesin derken ayağım bir kayıyor.

Isırganlar sonrası acımı hafifletme çalışmalarım
Isırganlar sonrası acımı hafifletme çalışmalarım

Ben komple ısırgan otlarının arasına yuvarlanıyorum. Arkadaşlarımın yorumu “oh şifadır şifa. Bu sene hasta olmazsın” Allah razı olsun. Tüm yanan yerlerin yanında dirseğim de ki yara sabaha kadar zonklayıp duruyor.

İnhisar

Şelale yolunda hava kasvetli, tepemizdeki kara bulutlar arada bir yağmur döküyor. Biz birkaç kişi önden gidiyoruz. Arkadakiler bizden koptu. Şelaleye oldukça yaklaştığımız bir yerde öyle bir yağmur iniyor ki. Biz ağaçların altındayız. Bizden kopan arkadaşlar bir kovuk bulmuş ona sığınmışlar. Sonradan gördüğüm fotoğraflar çok komik.

İnhisar

Biz öncü grup dört kişiyiz. Üstümü çıkarmama gerek kalmıyor. Zaten sırılsıklam oldum. Minnak bir şelale bulur bulmaz elimdeki telefonu arkadaşa emanet edip suya yöneliyorum. “girecek misin?” diyor hayretle. “eveettt… Bunun için gelmedik mi?” diyorum. Ben suya girince bir alkış kopuyor. Yerim ben sizi.

İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
İnhisar, yoldan çıkmış bir Bahar

Ardımdan onlar da gelince başlıyor bir su savaşı. “Su soğuk mu?” diyenlere, geçen hafta İstanbul adalarına yüzmeye gitmiştim. Deniz daha soğuktu. Biz suyla oynarken arkadaşlarımız da yetişiyor bize. Onlarda gelince kuru olanları ıslatma işi bana kalıyor.

İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
İnhisar, yoldan çıkmış bir Bahar

Neşemizi kahkahalarımızı uzaklardan öyle bir duymuşlar ki nasıl geleceklerini şaşırmışlar. Ömer hocamız bizi gülerek ve hayretle izliyor. Aylardır bu suya girebilmek için kanyon eğitimindeyim ama su göremedik daha. Güldük eğlendik tamam ama artık dönmeliyiz.

İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar

Yemek yapmamız gerekiyor. Telaşım büyük. Kimseyi aç bırakamam. Şelaleye gelirken biz kolay bir yoldan gelmiştik. Direkt dere kenarına inip düz yoldan gitmiştik ama yolu bildiğini düşündüğümüz hocaların peşine takılınca bir hayli dik yollarda tırmanıp inmek durumunda kaldık.

İnhisar yoldan çıkmış 5.grup
İnhisar yoldan çıkmış 5.grup

Bu da çok güzel yollardan geçmemize sebep oldu. İnerken zorlandığımız bir hayli dik yokuş şimdi tırmanmak için bizi bekliyor. Hepimiz ıslağız. Allahtan hava soğuk değil.

İnhisar yoldan çıkmış 5.grup

Ne Yiyecek Bu Millet?

Yukarılara çıktıkça ardımızdaki trekinge çıkan grubu görüyoruz. Beni bir telaş alıyor. Koşar adım kamp alanına ulaşınca ıslak ıslak yemek olayına girişiyoruz. Ateş yanıyor Allahtan. Tüm ekip güle oynaya biri soyuyor, biri doğruyor, biri karıştırıyor.

Kamp alanımız
Kamp alanımız

En büyük destek Bursa’dan gelen Bursa Arama Kurtarma ekibi BAKUT’tan geliyor.Halay bile çekiyoruz. Bir saatte o kadar yemeği nasıl yaptık bilmiyorum ama iftara her şey hazırdı. Allah’dan kimseyi aç bırakmadık.

İnhisar, odun toplama ekibi
Adaca Kanyonu, odun toplama ekibi

Patlıcan salatam elimde herkesi dolaşıp dağıtırken Meral hocam diyor ki: “İlk defa bir kampta hiç bir şey yapmadan oturuyorum“. Bu bana yetti de arttı bile. “Ohh hocam sefanız olsun” diyorum. Şimdiye kadar ki her kampta baş aşçı Meral Hocamdı.  

Ahçı oldum
Ahçı oldum

Ateşimizin etrafında çalan müziklerimizle, hafiften kararan hava da dağların arasında, ılık bir havada 35 kişi yemeklerini yiyor. Hoş sohbetler başlıyor.

Nusret gibi tuz dökmelerimin fotoğrafı yok
Nusret gibi tuz dökmelerimin fotoğrafı yok

Gündüz yaptığımız şelale yürüyüşünde yaşadıklarımız tüm geceye damgasını vuruyor. Volkan diyor ki; “bir daha Bahar ve Metehan’ın peşine şortla takılmıycam“. Kesinlikle haklı. Aylardır sulu kanyon için eğitimdeyiz ama hep dağ da taş da dolanıp durduk. Tüm yol boyunca kendimi dereye basma hayaliyle bir kısım arkadaşı yoldan çıkarmış olabilirim.

Yemekler hazırlanıyor
Yemekler hazırlanıyor

Sonrasın da şortla ısırgan otlarına yuvarlanmış olabilirim. Yağmura yakalanıp sırılsıklam ıslanmış da olabilirim ama hepsine değdi mi değdi. Yağmur da buz gibi sular da yüzdük. Çok güldük çok eğlendik. Kahkahalarımız dağı taşı inletmiş. Öyle dediler. O kahkahaya gelenleri de ıslaktık mı ıslattık. Son zamanlarda hiç bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum.

Sonunda bizde yiyebiliyoruz
Sonunda bizde yiyebiliyoruz

Hep birlikte söylediğimiz şarkılarımıza kahkahalarımız karıştı. Bu kampta tüm biz çaylak öğrencilere görevler dağıtılmış. Elimizden geleni yaptık ve çok da geç olmadan uyumaya çekildik. Gece yine yağmur yağıyor, hem de şakır şakır. Sabah yedi uyanma saatimiz.

İnhisar kamp
Adaca Kanyonu kamp

Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı

Şener Şen’in “inek obası, uyannn” sesiyle uyanıyoruz. Tüm arkadaşlar müthiş bir mizah duygusuna sahip. Müthiş güzel bir güne uyandık. Geceki yağmurdan eser yok. Hülya’yla Ersan erkenden kalkıp kahvaltıyı hazırlamış.

Adaca Kanyonu kamp alanı
Adaca Kanyonu kamp alanı

Saat dokuzda her şeyimiz hazır giyinmiş olarak Adaca Kanyonu yolunda olmalıyız. Çadır topla, wetsuiti giy hem de bu sıcakta, hatta scuba çorabı üstüne bot giy. Üstüne Can yeleği giy. Sıcaktan ölmeden önceki son dakikalarımız.

Adaca Kanyonu kamp alanı
Adaca Kanyonu kamp alanı

Dalış eğitimlerimden öğrendiğim en hayati şey dalış elbiseleri güneş altında asla tam giyilmez. Bel seviyenizin atında tutmanızın hayati önem taşıdığı defalarca anlatılır. Nasıl soğuktan hipotermiye giriliyorsa aşırı sıcaktan da hipertemiye girilir ve her ikiside hayati önem taşır.

Adaca Kanyonu kahvaltı
Adaca Kanyonu kahvaltı

Herkes kendini o kadar sakınıyor ki ısrarla elbiseleri tam giyiyorlar. Ne desem fayda etmiyor. O sıcağa nasıl dayandıklarını asla anlayamıyorum.

Adaca Kanyonu Nerede?

Vakit gelince servis bizi belli bir yere kadar götürüyor. Kanyona yaklaşma mesafemiz 1 km. Adaca Kanyonu İnhisar ilçesinden Çalkara köyüne çıkan yol üzerinde solda. Koordinatları buraya ilk başta yazmıştım ama Ömer hocam’dan son dakika gelen mesajdan sonra silmeye karar veriyorum.

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Bizim gittiğimiz yerler kimsenin bilmediği, el değmemiş, bakir yerler. Buraların da piknikçi akınına uğrayıp kirletilmesi en son isteyeceğimiz şey. Bu uyarı bana çok mantıklı geliyor. Son zamanlar da gittiğim bakir yerlerin nasıl gidilir tarifini vermekte pek gönüllü değilim. 

Adaca Kanyonu Başlangıcı
Adaca Kanyonu Başlangıcı

Burayı KAD Derneği hocaları keşfetmiş. Bu tür kanyonların, burada yaşayan halk tarafından bilindiği ama oraya giren ilk keşif ekibi kimse, onların kayıt altına aldığından bahsediyorlar. Adını nasıl koyduklarını merak ettiğimdeyse, yakın köylerde yaşayanlarla konuşup halk arasında oraya ne isim veriliyorsa onlarında aynı ismi koyduklarını öğreniyorum.

Adaca Kanyonu girişine giden son iniş
Adaca Kanyonu girişine giden son iniş

Adaca Kanyonu Yolların da Telef Olanlar

Adaca Kanyonu için öyle bir yola dökülüyoruz ki. Dağlar tepeler aşıyoruz. Hava bunun için çok sıcak. Dalış elbisem yarı belime kadar inik olsa bile ayağımda 3mm scuba çorabı, üstünde bot var. Ayaklarımız su içinde.

Adaca Kanyonu'na yürüyoruz
Adaca Kanyonu’na yürüyoruz

Adaca Kanyonu’na ulaşamadan orada buharlaşıp yok olacak gibiyiz. Nasıl bir susamak, nasıl bir yorgunluk. Kırk yıl düşünsem bir dalış elbisesiyle dağlarda yürüyeceğimi düşünemezdim.Adaca Kanyonu’na inen son çarşak kaplı inişte bir ipe tutunarak iniyoruz. Oldukça zor olduğunu söyleyebilirim. En sonunda dere tepe düz gidip kanyonun girişine geliyoruz.

Adaca Kanyonu girişine giden son iniş
Adaca Kanyonu girişine giden son iniş

Adaca Kanyonu

Bu sporun özeti beklemek. En son gruptayız bu sefer. Kanyona bir şelaleden inerek başlıyoruz. İndiğimiz yerde baya derin bir gölcük oluşmuş. Çamurlu bir su akıyor. Büyük ihtimal bir önceki geceki yağan yağmurdan kaynaklanıyor. En sonunda suyu bulduk. Çok mutluyuz. Çocuklar gibi şeniz.

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Bu kadar giysiyle yürümek, ipe girmek, aşağılara inmek hiç kolay değil. Ayvaini Mağarasında düştüğümden beri dizliksiz asla girmem kanyona. Sulara gire çıka çoğu yerde şelalelerden inerek ilerliyoruz. Bastığımız yerde yürümek kolay değil. Çakur çukur bir kanyon içindeyiz.

Adaca Kanyonu, Çok seviliyorum
Adaca Kanyonu, Çok seviliyorum

Genişçe bir alanda mola veriyoruz. Atıştırmalıklarımız ortak alındı. Fındık hurma ve incirden oluşuyor. Nasıl becerdiysem oraya kadar cam şişe bir maden suyunu kırmadan getirdim. Öndeki gruplar bir bir ayrılıyor. Biz kahve içicez.

Adaca Kanyonu ilk iniş
Adaca Kanyonu ilk iniş

Normalde kahve sevmeyen ben bayılıyorum bu kahve faslına. Ersan’la Hülya üşenmeyip hazırlıyorlar bize. Kahvenin yanına lokum bile getirmişler. Hemde ıslatmadan. Mola süresinden kısa bir süre sonra önden giden grubun bir yerde beklediğini görüyoruz.

Adaca Kanyonu ilk iniş
Adaca Kanyonu ilk iniş

Delikli Şelaleden Nasıl indik

Onlar gitmeli ki biz geçebilelim. Bir saate yakın beklerken hafif bir uyku bile çekiyoruz. Diğer gruplar geçip gidince gördüğümüz yer neden bu kadar beklendiğinin cevabını veriyor. Ortada sıkışmış bir taşın altından, bir şelalenin içinden sular beynimize vururken inmemiz gerekiyor.

Adaca Kanyonu Delikli Şelale
Adaca Kanyonu Delikli Şelale

Aradığımız ekşın bu olmalı. Uyuklarken ve mola sonrası beden soğumuş patatese dönmüşken aradığımız adrenalini bulmak gerçekten güzel bir şey. İpe girip aşağı inerken o taşın arasına sığmaya çalışıyorum.

Adaca Kanyonu Delikli Şelale de sular tepeme iniyor
Adaca Kanyonu Delikli Şelale de sular tepeme iniyor

Buz gibi sular kafama son hızla vurmaya başladığında, küçük nefes boşluğumda son ses çığlıklarım etrafa yayılıyor. Eğleniyorum. İşte bu. Kanyonun sonuna doğru son ekşın bizi çok mutlu ediyor. Kanyona girmeden Meral Hocam’dan öğrendiğim kaskın içine şapka takıp, şelalelerden inerken kendimize nefes boşluğu yaratma fikri burada çok işime yarıyor. 

Adaca Kanyonu Delikli Şelale de suların içinden geçiyoruz
Adaca Kanyonu Delikli Şelale de suların içinden geçiyoruz

Bir yer var ki birkaç metreden kaydırak gibi kaymak gerekiyor. Yapamayan tek kişi benim. Herkes atlıyor ama ben ipe girmeyi tercih ediyorum. Yükseklik korkusu mu dersin ne dersin bilemedim. 600 metre uzunlukta kısa bir kanyon diye çoğu kişi beğenip gelmedi ama biz bittik. Biraz daha devam etse yürüyecek dermanımız kalmadı.

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Üstümdeki can yeleği, ıslak elbiseler, dizimdeki dizlikler robot gibiyim. Hareketlerim o kadar kısıtlı ki. Biz yorgun savaşçılar yeni bir zafer kazanmış edalarıyla çıktık kanyondan. Biraz daha devam etse biz nasıl devam ederdik bilmiyorum.

Adaca Kanyonu çıkışı
Adaca Kanyonu çıkışı

Yorgunluktan bitmiş bir edayla çıkışımızı daimi şöförümüz Coşkun abi görüntülüyor. O bizi, biz onu çok seviyoruz. Bir şöför değil ekibin bir parçası. Ateşi yakar, odun toplar, çayı demler, etrafı toparlar, bizi toplar. Hatta geç saat oldu mu evimize bile bırakır. Kanyon ekibimizin jokeri kendisi. 

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Adaca Kanyonu Dönüş Yolu

Araçlarımız kanyon çıkışına bizi almaya gelmiş. Kızlı erkekli dağılıyoruz. Üstümüzdeki ıslak elbiselerden kurtulmamız gerekiyor. Bu sefer hazırlıklıyım. Yanıma kocaman çöp poşetleri aldım. Kuru giysilere kavuşup kamp alanımıza geri dönüyoruz. Sabah topladığımız eşyaları araca yerleştirmemiz gerekiyor. Acele yok. Sakin sakin güle oynaya hazırlanıyoruz. 

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Kanyonda fotoğraf çekmek için su geçirmez telefonumu kanyona sokmuştum ama daha başlarda su alıp pert oldu. Su geçirmez diye satılan telefonları çift taraflı bir bantın tuttuğunu öğrendim. O zaman nasıl 6 metreye kadar suyun altında video ve fotoğraf çeker diye lanse ediyorlar bilemiyorum. Fotoğraf ve videolar için arkadaşlarıma teşekkür ederim. 

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Ben telefonla uğraşıyorum yani. Bir arkadaşımız telefonu tekrar suya koymam gerektiğinden bahsediyor. Oksitlenmeyi geciktiriyormuş. Ben de öyle yapıyorum. Yedi kat poşetin içindeki telefon arkadaşlarımı çok güldürüyor. Balığın nasıl esprileri havada uçuşuyor. 

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Akşamın son demlerinde yola çıkıyoruz. Aracın içinde bir çekirge görüyorum. onu evinden ayırmayalım, doğaya geri bırakayım istiyorum. Elimle yakalıyorum o bir yerden kaçıyor. Onunla uğraşırken ayağımı öyle şiddetli bir şekilde çarpıyorum ki. Böyle bir acı yok. Hiç bir şey olmamış gibi çekirgeyi doğaya salıyorum ve korkarak ayağıma bakıyorum.

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Tabi ki kan içinde. Aracımızın egzosu kopmuştu. O boruyu aracın içine koymuşlar. Bende farketmediğim için çarpmışım. Hani et tırnaktan ayrılmazdı. O kadar tehlikeli işler yaptık birşey olmadı. Aracın içinde yaralandım. O nazar bir yerlerden çıkacaktı. Bu kadarına şükrediyorum. 

  • Çınarcık Günbatımı
  • Çınarcık, Yapay şelalenin yukarısındaki gölet
  • Erikli, Çifte Şelale Yolu
  • Çifte Şelale
  • Erikli, Çifte Şelale yolu
  • Sudüşen Şelalesi
  • Erikli, Çifte Şelale Yolu
  • Sudüşen Şelalesi
  • Yalova Termal
  • Yalova Termal
  • Yalova Termal ve zavallı papağanlar
  • Yalova Termal
  • Yalova Termal açık havuz
  • Çiftlikköy, Kara Kilise
  • Çiftlikköy, Kara Kilise
  • Çiftlikköy, Kara Kilise
  • Çiftlikköy, Kara Kilise
  • Çiftlikköy, Kara Kilise
  • Çınarcık
  • Çınarcık, Günbatımı
  • Şenpınar Koca Çınar
  • Sudüşen Şelalesi yolu
  • Sudüşen Şelalesi
  • Yalova Termal Ayak Suyu
  • Sudüşen Şelalesi
  • Çınarcık, Yapay Şelale
  • Çınarcık, Çifte Şelale
  • Erkli Şelalesi
  • Teşvikiye Köyü
  • Erikli, Çifte Şelale Yolu
  • Erikli Çifte Şelale Asma köprü
  • Yalova Termal açık havuz
  • Yalova Termal
  • Şenköy Koca Çınar
  • Çınarcık, Erikli, Çifte Şelale

Kurşunlu ve Çifte şelaleler, Su düşen Şelalesi’ne bir kaç gündür bakarken bir arkadaşım arayıp gidelim diyor. Evrene nasıl bir haber gönderdiysem gerçekleşmesi 24 saati buluyor. Yaz kış ne zaman olsa şelale dense yerimde duramam. Havalarda hafif ısınmaya başlayınca kendimizi Çınarcık da ki sayısız şelalenin yolunda buluveriyoruz.

 

Erkli Şelalesi
Erkli Şelalesi

İki günlük, hafta sonuna sığabilecek bu rotaya şelale sevenler bayılacak. Sabah yola çıkma planı, hava bulutlu olunca öğleni buluyor. Çınarcık’a geçmek için Topçular feribotunu kullanıyoruz. Gidiş dönüş 100 TL ödüyoruz. Dönüşü bir yıl içinde istediğiniz zaman yapabilirsiniz. Size verilen kartı ve bileti kaybetmeyin yeter. 

Normalde evlerde ve kapalı alanlarda 100-200 adet cm3 te. bahçeler ve kırsal alanlarda parklarda yeşil oranına ve çoğrafyaya bağlı olarak. 500-1000 adet negatif iyon bulunur. Dağlar ve ormanlarda 5000 adete kadar çıkar bu rakam. Su kenarları, deniz, gö,l şelalelerde 10-15000 adet negatif iyon bulunur. Yalova’da ki şelale bölgelerinde  suyun bol olduğu zaman 30.000 adete kadar çıkıyor. Bu ise tam bir doping etkisi yaratır ve bir çok hastalığın tedavisinde temel faktör olur. Yalova ve çevresi hava kalitesi açısından çok iyi. Özellikle Samanlı Dağları, yaylaları ve şelaleleri yüksek negatif iyon değerlerine sahip. Bu ise gerçek bir hazine .İnsan sağlığı için çok gerekli olan havanın vitaminleri dediğimiz negatif iyonlar olmazsa biz saksıda susuz kalmış çiçekler gibi solar, kururuz.

İnternette dolanırken karşıma çıkan bu bilgiler doğaya olan aşkımı, ruhumda ne zaman bir çalkantı olsa kendimi doğaya salışımı açıklıyor. Ben bilmiyordum tabi bu sebepleri ama her doğaya çıkışımda taşı toprağı sevip okşamadan, dokunmadan dönmezdim. “Doğa beni tedavi eder, yollar bana bakar” derdim. Meğer bilimsel bir açıklaması varmış. Boşuna sallamıyormuşum. Her doğaya çıkış sonrasında kendime reset attığımı söylerdim. Meğer doğruymuş. Hadi o zaman bol bol negatif iyon almaya ve resetlenmeye gidiyoruz.

Teşvikiye Köyü
Teşvikiye Köyü

Çiftlikköy Kara Kilise

Gideceğim yer için her zaman şöyle bir internette arama yaparım.Bu sefer yaptığım da Çiftlikköy civarında Kara Kilise adında eski bir yapıya denk geliyorum. Geçerken mutlaka görmeliyiz. Navigasyona yazmayın, yanlış yere götürüyor. Kara Kilise Yalova istikametine giderken deniz tarafında kalıyor. Topçular feribotundan indikten sonra Yalova istikametinde Çiftlikköy’e geldiğinizde Özdilek’ten sağa dönün.

Çiftlikköy, Kara Kilise
Çiftlikköy, Kara Kilise

Dümdüz gittiğinizde solda bir kahve göreceksiniz. İşte o kahvedeki emmimgillere sorduk. Bize yerini tarif ettiler. O kahveden sonraki soldan dönün, karakolu geçin, Başkent 1 sitesinin içinde bu Kara Kilise. Tarihi yapıların ve sit alanının üstüne site yapan ve otoparka çeviren başka millet var mı bildiğiniz? Site güvenliği sorunsuz sizi içeri alıyor.

Çiftlikköy, Kara Kilise
Çiftlikköy, Kara Kilise

Sol tarafa doğru yürüyünce sizi bir süpriz bekliyor. Etrafı binalarla çevrilmiş Ani Harabeleri’ndekine benzeyen bir yapı görüyoruz. Gerçekten çok güzel.Arkadaşım benden daha şaşkın. “20 senedir gelir geçerim. Basmadığım yer kalmamıştır. Bilmiyorum” diyor. Etrafına arabalar parkettiği için temiz bir fotoğraf almak çok zor oluyor. İçine çim ekmişler. Yemyeşil çok güzel gözüküyor. Etrafında apartmanlar var.

Çiftlikköy, Kara Kilise
Çiftlikköy, Kara Kilise

Böyle bir yapının hemen yanına nasıl bir site yapılmasına izin verilmiş, kim vermiş anlamak mümkün değil. Site güvenliğinin anlattığına göre bu kalan yapı aslında kiliseye gidenlerin toplandığı yermiş. Asıl kilise yıkılmış. Ne kadarı doğru bilemiyorum tabi. Ani Harabelerine benzeten bir tek ben miyim??

1097 yılında haçlı seferleri sırasında Latin ordularının bir kısmı İznik Yolundan geçerken bu belde içinden de geçmiş. Çiftlikköy, eski Roma İmparatoru Büyük Constantinus’in annesi Helena’nın doğduğu ve adını verdiği Helenopolis Şehri’nin bulunduğu yer olduğundan tarih açısından aslında önemli bir yer.

Çiftlikköy, Kara Kilise
Çiftlikköy, Kara Kilise

Yalovaya indikten sonra hep yanından geçip gititğimiz Çiftlikköy’e bakar mısınız hele. Bu site yapılırken, buralar kazıldıkça kim bilir neler çıkmıştır ve kazılmayan yerlerin altın da kim bilir nasıl bir tarih yatıyordur. Hava bir yağıyor bir açıyor. Bizde de nasıl bir şans varsa arabaya bindiğimiz an müthiş bir yağmur, inince damla yok. Şanslı olduğumu söylemiş miydim?

Çiftlikköy, Kara Kilise
Çiftlikköy, Kara Kilise

Çınarcık da Günbatımı

Akşam olmadan Çınarcık’a ulaşmak istiyoruz. Muazzam bir gün batımı varmış. Onu yakalamak istiyoruz. O kadar gezdiğim halde hiç Çınarcık’a gelmemişim. Ne tuhaf. Yalova’dan sonra Çınarcık tabelalarını takip ederseniz sizi götürüyor.

Çınarcık
Çınarcık

Tepeden öyle güzel bir manzarası var ki. Aşağılara inmeden mutlaka orada durup bir izleyin, bir fotoğraf çekin. Arkadaşım benim bu isteğimi anlamayınca biz geçip gidiyoruz. Oradan manzarayı izlemek hayal oluyor.

Çınarcık Günbatımı
Çınarcık Günbatımı

Çınarcık’ın eski sokaklarında dolanıp tepelere çıkıp yukarılardan bakıyoruz. Deniz uçsuz bucaksız gözüküyor. Aşağıya inip sahilden de yakalıyoruz günün son saatlerini. İnsanın içi huzur doluyor. Ertesi gün şelale yollarına düşüyoruz.

Çınarcık, Yapay Şelale
Çınarcık, Yapay Şelale

Teşvikiye Köyü’nü geçince Erikli Şelalesine giderken sağa değil de sola gidince yapay şelalelere ulaşıyoruz. Evet yapay bir şelale ama güzel. Yukarıda bir de gölet var. Suyun karşısı Zindan cafe. Motorcu olanlar anladı. Bir dönem motorcuların kahvaltı rotasıydı bu Zindan Cafe.

Çınarcık, Yapay şelalenin yukarısındaki gölet
Çınarcık, Yapay şelalenin yukarısındaki gölet

Erikli ve Çifte Şelaleler’e Nasıl Gidilir?

Sırada Erikli ve Çifte Şelale var. Çınarcık Teşvikiye Köyü’nü geçince sağa Erikli ve Çifte Şelaleler tabelasına sapın. Oldukça bozuk bir yoldan gidiyoruz. Daha sezon açılmadığı için yollar bir hayli bozuk. Toprak kaymış, yollar delik deşik, hatta yer yer yol kaymış ama ulaştığınız nokta buna değiyor.

Erikli, Çifte Şelale yoluErikli, Çifte Şelale yolu

Dikkat etmezseniz dört tekeriniz ayrı çukura düşebilir. Hal böyle olunca bir hayli yavaş gidiliyor. Bu da doğanın tadını çıkartmak ve hiç bir manzarayı kaçırmamak anlamına geliyor. Neyse ki benim minik kız bizi yarı yolda bırakmadı.

Erikli Çifte Şelale Asma köprü
Erikli Çifte Şelale Asma köprü

Vardığımız noktada gözlemeler yapılan bir restoran var. Oraya arabayı bırakıp geri kalan yolu yürümeliyiz. Asma bir köprüden Erikli Şelalesine doğru yürüyorum. Asma köprülere olan aşkımı bilmeyen var mı? Buraya daha önce de geldim ama köprü de bir fotoğrafım yoktu. Olmasın mı ama şu güzellikte?

Erikli, Çifte Şelale Yolu
Erikli, Çifte Şelale Yolu

Çok güzel ormanlık bir alandan yukarıya doğru kolay bir patika da ilerliyorsunuz Sağ tarafınızda dere size eşlik ediyor. Henüz havalar ısınmadığı için kimsecikler yok bizden başka. Hayal ettiğim huzur ve kafa dinginliği. Çok güzel bir yürüyüş yolundan sonra peş peşe iki kocaman şelale sizi bekliyor.

Erikli, Çifte Şelale Yolu
Erikli, Çifte Şelale Yolu

En fazla 15 dakika yürüdük buraya. Ciğerlerime çektiğim mis gibi hava, gürül gürül çağlayan sular… Yukarılara doğru ulaştığımız da çok sevimli merdivenleri tırmanın ve Kurşunlu Şelalesiyle tanışın. Debi oldukça yüksek. Kıştan yeni çıktık çünkü.

Erikli, Çifte Şelale Yolu
Erikli, Çifte Şelale Yolu

Bir kaç merdiven daha tırmanınca da Çifte Şelale tüm heybetiyle karşınızda. Senelerce önce burayı çok merak ettiğim için gelmiştik ama yanımdaki arkadaşım “hadi hadi” yaptıkları için ve yukarıda ki şelaleden haberimiz olmadığı için görmeden gitmişiz.

Çifte Şelale
Çifte Şelale

Ne saçma değil mi? Üst kat komşusu kadar yakın. Hadi hadi kelimesi kadar nefret ettiğim bir şey yok sanırım. Şelalelere karşı ayrı bir aşkım var. Anlatılacak gibi değil.

Çınarcık, Erikli, Çifte Şelale
Çınarcık, Erikli, Çifte Şelale

Şenköy Koca Çınar

Bir sürü fotoğraf çektikten sonra biraz oturup su sesleri içindeki sessizliği dinliyorum. Mis gibi havayı ciğerlerime çekiyorum. Ayrılmak kolay olmadı.. Bugün daha yapmak istediğimiz şeyler var.

Şenpınar Koca Çınar
Şenpınar Koca Çınar

Onun için kalkıyoruz ve bozuk yollardan kıvrıla kıvrıla tekrar aşağıya iniyoruz. Yolumuzun üstünde bir köyden geçiyoruz. Adı Şenköy. Kocaman bir çınar var. İçi oda gibi. İçine girip çıkıp fotoğraf çekiyoruz. Dediklerine göre bir zamanlar bir köfteci buraya yerleşmiş. Zor çıkartmışlar.

Şenköy Koca Çınar
Şenköy Koca Çınar

Sudüşen Şelalesi’ne Nasıl Gidilir?

Sudüşen Şelalesi‘ne gitmek için önce Yalova’ya bağlı Termal‘e ulaşmak gerekiyor. Oradan da Üvezpınar tabelasını takip edin. Yol da bir yerlerde tabela var ama bence yeterli değil.

Sudüşen Şelalesi yolu
Sudüşen Şelalesi yolu

Buranın yolu da Çifte Şelaleler yolunu aratmıyor. Hatta daha berbat. Sis bulutu manzaraları eşliğinde kıvrıla kıvrıla gidiyoruz. Müziğimizse Sonbahar Fiminin müzikleri. Hey gidi Karadeniz’le başlayan bir müzik şöleni. Ortama çok uyuyor. O filmin içine düşüvermiş gibiyiz.

Sudüşen Şelalesi
Sudüşen Şelalesi

Yol manzarası öyle güzel. Termal’e 8 km uzaklıkta ki Sudüşen Şelalesi’ne giriş ücretsiz. Bir tane cafe yapılmış. Yemek de var sanırım. Erikli Çifte Şelale de nasıl hiç kimse yoksa burası da bir o kadar Arap turist barındırıyor.

Sudüşen Şelalesi
Sudüşen Şelalesi

İnsansız fotoğraf çekmekte biraz zorlansakta, şelalenin şiddetinden ıslansakta gördüğümüz manzara hepsine değdi. O kadar yüksekten dökülüyor ki su üstümüze toz gibi yağıyor. Islanıyoruz ama anlamıyoruz. Arkadaşım şelaleye geçiş için konulan merdivenli geçişin yeni olduğunu söylüyor.

Sudüşen Şelalesi
Sudüşen Şelalesi

Eskiden yokmuş. Geçiş kolay ama doğayı biraz bozmuş sanki. Üstüne de bir platform yapmışlar. Oturup çay çorba içilebilsin diye sanırım. Artık akşam olmak üzere.

Sudüşen Şelalesi
Sudüşen Şelalesi

Yalova Termal

Bölgeden ayrılmadan son olarak sıcacık termal sularda yüzmek istiyorum. Yalova’nın termallerini duymayan yoktur. Ben de öyle ama bir türlü gelememiştim. 4000 yıllık tarihiyle sit alanı ilan edilen alanda pek çok tarihi eser var. Hamamlar bile tarihi eser. Kocaman kapısı olan yemyeşil bir alanda serpiştirilmiş hamam, havuz ve çeşitli banyolardan oluşan bir yer.

Yalova Termal
Yalova Termal

Atatürk zamanında burayı keşfedince buraya otel yaptırtmış. Pek çok ağaç diktirmiş. Ağaçların üstünde ne oldukları ve yaşları mevcut. Aracınızla 7 lira verip içeri girebilirsiniz. Araç için çok yer yok ama. Önce etrafta biraz dolaşıyoruz. Yemyeşil alan çok hoşumuza gidiyor. Çeşitli banyolar var.

Yalova Termal
Yalova Termal

Üşenmeyip ayak banyosunu deniyorum. Tünel gibi bir yerin altından su geçiyor. Ayağınızı suya sokmanız gerekiyor. Buz gibi bir derenin içinde kaynayan sudan ısınan kayaya dokunmak mümkün değil. Oradan çıkan su kaynar, taş alev gibi, etrafındaki su buz gibi. Çok acayip.

Yalova Termal Ayak Suyu
Yalova Termal Ayak Suyu

Bir de bu soğukta bir elektrikli soba karşısında tir tir titreyen papağanlar var. Biz 20 lira verip bir fotoğraf çektiricez diye tropikal hayvanlar bu soğukta elektrikli sobayla ısınıyor. Sudüşen Şelalesi’n de de vardı papağan. İçim acıdı hallerine.

Yalova Termal ve zavallı papağanlar
Yalova Termal ve zavallı papağanlar

Yalova Termal, Açık Havuz

Göz banyosu ayak banyosu derken sıra termal sularda yüzme kısmına geliyor. Biz biraz geç gittiğimiz için çoğu kapalı. Benim gözüm zaten açık havuzda olduğu için sorun yok. Hamamlar değişik fiyatlarda. Salı perşembe Sultan Hamamı’nın halk günüymüş. Sabah 7,30 akşam 10,30 saatleri arasında açık. Açık havuz 40 lira. 3 saat kalabiliyorsunuz.

Yalova Termal
Yalova Termal

38 derece sıcaklığı var havuzun. Dışarısı buz gibi olsa da buharlaşan su sizi üşütmüyor. Sıcak suları sevmeme rağmen bana bile çok sıcak geldi. Açık havuzun kapalı olan bölümleri de var. Havlu istemezseniz vermiyorlar. Siz isteyin. Soyunma kabinlerinin kapıları kilitlenemiyor. Eşyalarınızı orada bırakıp çıkmanız gerekiyor. Kadın erkek karışık olduğu için çok rahat edemedim.

Yalova Termal açık havuz
Yalova Termal açık havuz

Asıl şifalı dedikleri kapalı havuza girmek mümkün değil. Sadece erkek var içeride, tek kadın yok. Hamam kısmı da öyle. Çok fazla arap var. İçeride hiç rahat edemeyince “zaten açık havuz istiyordun” deyip kendimi havuza atıyorum.Buraya 15 günlük gelenler var tedavi amaçlı. Pek çok şeye iyi geliyor.

Yalova Termal
Yalova Termal

Otel fiyatları çeşitli. Arayıp öğrenmekte fayda var. Havuz da orada kalanlarla sohbet ediyoruz. Genelde 60 yaş civarı bir kitlenin yanın da çocuklu aileler de vardı. Ben buz gibi havada sıcak suların içinde su balesi yapıyorum. Fazla hareket etmemek gerekiyor. İnsanın kalbi sıkışıyor. Fazla uzun kalmak da iyi değil. Gitme zamanı gelince hazırlıklar başlıyor. İçerisi adam kaynadığı ve rahatsız edici şekilde baktıkları için duş alıp kaçasım var.

Yalova Termal açık havuz
Yalova Termal açık havuz

Onda bile kapıda bekleyip rahatsız ediyorlar. Saç kurutma makinaları var. Her şeye rağmen iki günümü çağıl çağıl sularda ve finalini de sıcacık sularda yaptım. Pamuk gibi oldum. Acıkan karnımızı Köfteci Yusuf’a emanet edip yavaştan evinizin yolunu tutuyoruz. Küçük bir kaçamak daha son buluyor.

  • Ayvaini Mağarası Çıkış
  • Ayvaini Mağarasından dış dünyaya bakış
  • Ayva Köyü
  • Ayvaini Mağarası
  • Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası çıkışı
  • Ayvaini Mağarası çıkışı
  • Uluabat manzarası ve Gölyazı'ya kuş bakışı
  • Ayvaini Mağarası aşağıdan dış dünyaya bakış
  • Ayvaini Mağarasını ilk görüşüm
  • Ayvaini Mağarası yolu
  • Ayvaini Mağarası Kamp alanı
  • Bakut'un bize ikramı kavurma ve pilav
  • Ayvaini Kamp
  • Ayvaini Mağarası Kampın da kahvaltı
  • Kamp Alanı
  • Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
  • Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası, her taşa sarılıyorum, öpüyorum
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası çıkış
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayva Köyü, ardı bizim geçtiğimiz mağara
  • Ayvaini Mağarası aşağı inme stresi
  • Ayvaini Mağarası'nda aşağıya bakış
  • Sonunda atladım
  • Ayvaini Köyü
  • Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
  • Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
  • Ayvaini Mağarası

Kanyon eğitimi kapsamında Bursa da ki Ayvaini mağarasına gidiyoruz. Olağanüstü sarkıt ve dikitlerle kaplı, duvar damlataşları, sulu damlataş havuzları ve gölcükleri, el değmemiş yapısıyla gerçek bir doğa harikası  Ayvaini Mağarası. Ayvaini mağarası yer altında 5,5 km gidiyor. Yeraltı sularında yüzücez yani. Mağaralar her zaman hep ilgimi çekmiştir. Bunu kaçıramazdım.

Ayvaini Mağarası’na Nasıl Ulaştık?

Harika güneşli bir havada bir cumartesi günü Mecidiyeköy’den bizi alan servisle başlıyor maceramız. Öğlen saatleri olması sebebiyle İstanbul’dan çıkmak bir hayli sıkıntılı oluyor. Kamp yapacağımız yer tamamen doğayla başbaşa. Bursa da Ayva Köyü’nün yukarısında Ayvaini Mağarasına çok yakın bir yerde kamp yapıcaz. Bu sebepten alış verişinizi Bursa’dan yapmanız gerekiyor. Biz de öyle yapıyoruz.

Uluabat manzarası ve Gölyazı'ya kuş bakışı
Uluabat manzarası ve Gölyazı’ya kuş bakışı

Akşam saatlerine doğru hala yoldayız. Yolumuz bir yerden sonra Uluabat ve Gölyazı’ya kuş bakışı bakıyor. Harika manzaralardan geçiyoruz. Yolculuğumuz tam altı saat sürdü. Tüm gün yolda geçti. Normalde en fazla 3 saatte burada olmalıydık ama trafik bizi mahvetti. Gelir gelmez hemen çadırlarımızı kuruyoruz. Ortaya ateş için yer hazırlanıyor ve akşam yemeği için hummalı bir çalışma başlıyor.

Ayvaini Mağarası Kamp alanı
Ayvaini Mağarası Kamp alanı

Ayvaini Mağarası’nı İlk Görüşüm

Yemeklerimizi ortak hazırlıyoruz. Birileri derede kap kacak ve sebze yıkamaya gidelim deyince peşlerine takılıyorum. Mağaranın girişi de oradaymış. Mağarayı ilk görüşüm beni çok ürkütüyor. Ben düz ayak giricez sanıyordum ama bir iple beşinci kattan aşağı bir kara deliğe inmemiz gerekiyormuş. Hiç hoşlanmadım.

Ayvaini Mağarasını ilk görüşüm
Ayvaini Mağarasını ilk görüşüm

Tüm gece nasıl ineceğimizi düşünüp duruyorum. Ertesi gün vazgeçebileceğimden bahsediyorum. Kamp alanımızda pişen tarhana çorbamız, salatamız var. Bizi misafir eden Bursalı grup Bakut yani Bursa Arama Kurtarma ekibinin bize ikramı kavurma ve pilavı da var.

Bakut'un bize ikramı kavurma ve pilav
Bakut’un bize ikramı kavurma ve pilav

Bu sefer ki menü dört dörtlük. Bize bunlar yeter mi? Bizim yeme turumuz gece üçlere kadar ızgara köfte, böbrek ve sucukla devam ediyor. Muhteşem bir dolunay var tepemizde. Dağın başındayız ama o kadar aydınlık ki ortalık. Kısa bir yürüyüş bile yapıyoruz hatta. En son ateşin başında sohbet ederken uyuyanların kovması sonucu yataklarımıza gidiyoruz.

Ayvaini Kamp
Ayvaini Kamp

Ayvaini Mağarası’na Giriş Hazırlıklarındayız

Sabah erkenden ayaktayız yine ama bu sefer saat altı değil, dokuz. Ateş yanmış, menemen pişiyor. Kahvaltı sonrası wetsuitlerimizi giymek için çadırlara yöneliyoruz. Kırk yıl düşünsem dalış elbisemi bir dağ başında, ormanda kuru kuru giyeceğim aklıma gelmezdi. 

Ayvaini Mağarası Kampın da kahvaltı
Ayvaini Mağarası Kampın da kahvaltı

Dalış elbiseleri genelde ıslak giyilince daha kolay oluyor. Bir kısmını çadırda giymeyi başarsam da geri kalanını giymek için dışarı çıkmalıyım.Ben yine iyiyim. Hülya’nın elbisesi kendine ait değil ve birkaç beden küçük sanırım. Kendi bedenimizde olsa dahi çok zor giyilen bu elbiseye Hülya nasıl sığacak?

Kamp Alanı
Kamp Alanı

Çadırdaki içler acısı durumuna gülmemek elde değil. “Çık dışarı, bu bir spor, kimse sana bakmaz, işin doğasında bu var” desemde çadırdan çıkartamıyorum. Sonra olaya oba başımız Meral hanım ve Meryem dahil oluyor.

Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları

Hayatımda görmediğim bir sabır ve uğraşmayla Hülya’yı elbiseye sokmaya çalışıyorlar. Uzaktan gelin ve nedimeleri gibiler. Sanırım bir gülme krizine girdim. Böyle bir eğlence yok. Hiç bir şey fayda etmeyince Meral Hanım basıyor bulaşık deterjanını. Başka çare yok.

Ayvaini Mağarası yolu
Ayvaini Mağarası yolu

Ayvaini Mağarası’na İniş Çabalarım

En sonunda giyinmeyi başarmış, çadırları toplamış, araca yerleştirmiş zavallı bizler mağaranın yolunu tutuyoruz. Bir bilinmeze gidiyoruz. Ekibin çoğu yok. Mağara kelimesini duyan gelmemiş. Mağaranın başında 40 kişiye yakınız. İlk önce Ender Hocam atlıyor. Aşağıda bir emniyetçi de yok.

Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları

Emniyeti o alacak. Sol karşı duvara bir istasyon çakılmış. İp oraya bağlı. Oradan ipe girdiğiniz de öyle bir sallanıyorsunuz ki. Boşuğa atlıyorsunuz yani. Aşağısı kapkaranlık ve çok yüksekteyiz. Çok endişeliyim.Gülüp duruyorum ama her an kaçasım var. Bizim gruptan ilk önce kızları indiriyorlar. Bir tek ben kaldım.

Ayvaini Mağarası aşağı inme stresi
Ayvaini Mağarası aşağı inme stresi

En sonunda beni zorla da olsa ipe girmeye ikna ediyorlar. Bir uçurumun başında karanlık bir çukura atlamak üzere bir ipin ucundayım. Arkam dönük olsa ve görmesem yapıcam. Daha önce yükseklik korkumu yendim. Artık bunları düşünmüyorum ama burası öyle böyle değil.

Ayvaini Mağarası'nda aşağıya bakış
Ayvaini Mağarası’nda aşağıya bakış

Çoğu insan vazgeçeceğimi düşünmüş. Buna ben de dahilim. Son dakikalarımı çeken arkadaşlarım olmuş. Ben bir şeyin farkında değilim. Daha sonra izlediğim videolardan kendime inanamadım. Baya bir beklemeden sonra buraya kadar gelip de vazgeçmeyi kaldıramayacağımı düşünüp, yaradana da sığınıp salıyorum kendimi. Atlıyorum. Beni tuttukları için pek sallanmıyorum.

Sonunda atladım
Sonunda atladım

Herkes beni alkışlıyor. Ağzımdan “Kolay oldu aslında” diye de bir cümle çıkınca herkes basıyor kahkahayı. Nasıl indim, naptım bilmiyorum. Aşağı da diğer arkadaşları beklerken su falan içiyorum. Kendime gelmeye çalışıyorum. Orada naptığımı ve neden yaptığımı, kendimle ne zorumun olduğunu düşünüyorum. Aşağıda ki karanlıktan yukarıda ki ışığa bakıyorum. Aşağısı soğuk.

Ayvaini Mağarası aşağıdan dış dünyaya bakış
Ayvaini Mağarası aşağıdan dış dünyaya bakış

Ayvaini Mağarası’ndayız

Ayaklarımızda botlar var ama ıslağız. Beklemek bu sporun kısa bir özeti gibi. Pek sesim çıkmıyor. Her zaman gülen eğlenen ben pek iyi değilim. Klostrofobik durumumdan kapalı ve karanlık yerlerde pek duramıyorum. Ayvaini Mağarası’ysa 5,5 km’lik bir yeraltı nehri adeta. 

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

İki girişi varmış. Biri Bursa’nın Mustafa Kemalpaşa’ya bağlı Kazanpınar ve Doğanalan Köyleri arasındaymış. Bir yerde yer altından çıkıp bir çay gibi aktıktan sonra Ayva Köyü’nün yukarılarından bir şelale gibi bu mağaraya dökülüyormuş.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Yer kabuğunun kırıklarla parçalanarak ayrı kıtalara bölünmeye başladığı ‘Mezozoik Zaman’dan günümüze gelen Ayvaini Mağarası, 1970 yılında 3 kişilik bir İspanyol ekip tarafından keşfedilmiştir.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Hidrolojik olarak etkin durumda olan mağaranın Ayva Köyü’ndeki ağzından yeraltı suları çıkıyormuş. Uzunluğu 5,5 kilometreyi bulan mağaranın içinde yer yer 3-4 metreye ulaşan 60 adet gölcük yer alıyormuş. Düşünsenize çoğu boyu geçiyor ve biz onları yüzerek geçicez. 

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Mağaracılar bizim yüzerek geçtiğimiz yerleri botla geçiyorlar. Onlar bizim gibi dalış elbisesi giymiyor.Hiç yeraltı sularında, göllerinde, nehirlerinde yüzdünüz mü? Ben yüzmedim. Fazla düşünmeye gerek yok artık. Hep mağara sevmez misin? Gittiğin her yerde sualtında bile tüm kovuklara girmez misin? Kaç insan yaptı bunu? Haydi Bahar görelim seni… 

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Herkes de indiğine göre yürüyüşümüz başlıyor. Kafamızda ki fenerlerden her yer aydınlık. Karanlık değil. Daha sonra fotoğraflara baktığımda aslında zifiri bir karanlıktaymışız ama anlamamışız diyorum. Yerler de taşlar var. Dikkatli yürümek lazım derken sol ayağım bir kayıyor, sağa tutunayım derken sağ ayak da kayıyor. Bu sol sağ sol derken artık bozulan dengeme yapacak bir şey yok.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Mağara da Nasıl Düştüm?

Suların içinde iki dizimin üstüne öyle bir düşüyorum ki acısı aklıma geldikçe hala ürperiyorum. Kalkıp yürümeye devam ettim ama öyle bir acı yok. Tuhaf olan kimseye bir şey söylemiyor olmam. Normal de söylemek gerekiyor. Siz başınıza böyle bir şey gelirse mutlaka söyleyin. Soğuk sular biraz iyi geliyor. Acı her adımda azalıyor derken önümdeki çocuk “su taş” derken tak diye sol dizimi suyun içinde bir kayaya geçiriyorum. 

Ayvaini Mağarası, her taşa sarılıyorum, öpüyorum

Ağlasam ağlıycam. “Tamam, anladım ne demek istediğini” diyorum. Grup öyle hızlı gidiyor ki. Biz; Bursalı ekip, Meral hocam ve artçı Yüksel Hocamla geriler de kaldık. İlk başladığımız da ben de koşmuştum onlarla ama sonra “nereye koşuyorum ki” dedim. Başladım etrafıma bakmaya, o muhteşem sarkıtlara dokunmaya, gördüğüm kayalara sarılıp öpüp konuşmaya. 

Ayvaini Mağarası

Negatif İyonlar Şifa olsun

Öyle muhteşem sarkıtlar var ki. Mezozoik dönemden gelmiş düşünsenize. Bakmadan dokunmadan geçilir mi? Bu tür insanların az uğradığı yerlerde negatif iyon denilen bir enerji var. Bu negatif iyon bizi iyileştiren, doping etkisi yapan bir enerji. Tüm bu enerjileri almaya çalışıyorum. Çıplak elle dokunuyorum. Her geçtiğimiz yerdeki sarkıt farklı ve değişik. Bir yerde altın gibi işlemeli bir duvar gördük mesela. Ortam karanlık ve bizim makinalarımız yetersiz olduğu için çok güzel fotoğraflarımız yok mağarada. 

Ayvaini Mağarası mola

Ben de su geçirmez bile olsa telefonu yanıma almıyorum. Cebim yok. Elimde taşımak ve uğraşmak istemiyorum. Fotoğraf peşinde değilim. Doğa en büyük şifa kaynağı değil mi? Dokundum bol bol. Şifa diledim. Dua ettim. Anın tadını çıkarma derdindeyim. Öyle bir su var ki…

Ayvaini Mağarası çıkışı

Mavi ve cam gibi. Öndekiler yürürken bulanan su 30 saniye hareket etmezseniz anında berraklaşıyor. Çok derin sularda bile dibini görebiliyorsunuz. Çok fazla yarasa var. Hep ellerimizle tutuna tutuna indiğimiz için çoğu yerde yarasa gübrelerine bulanıyorum. Bir yarasa pisliğine bulaşmamıştım o da oluyor çok şükür.

Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası
Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası

Bir yerde su kaynağı varmış. “Oradan su içeriz” demişti Yüksel hocam ama oraya bile bu pislik karışmış. Bu sefer su falan içilemez buradan. Kayalar pütürlü. Elbiselerimiz parçalanmasın diye dikkatli iniyoruz. Dalış elbiselerimizin üstüne bir de şort giydik bu sebepten. Biri kontrol etmeden sulara atlamıyoruz. Su da sivri bir taş olabilir. Çoğu yerde su boyumuzu geçiyor. Üstümüzde bir de can yeleği olduğu için yüzüyorum. Ters, düz, su balesi yapıyorum. Nasılsa batmıyorum. Yok böyle bir keyif.

Ayvaini Mağarası mola

Sonun da Arkadaşları Yakalıyoruz

Çoğu yerde eğilerek geçmemiz gerekiyor. Ön grup koptu gitti. Normalde herkes bir arkasındakinden sorumlu. Derslerde böyle ama pratikte pek işe yaramıyor. Daha çaylağız çünkü. Biz eğlene eğlene gidiyoruz. 4 saat gibi bir sürede mağarayı geçmeyi planlıyoruz. Saat daha öğlen bile değil. Mola yerinde diğer arkadaşları yakalıyoruz. Yüksekçe bir yerden aşağıda ki suya atlıyorlar. Bakıyorum öyle ama atlayamıyorum. Çok emniyetli gelmiyor.

Fotoğraf Pan Derneği, Ayvaini Mağarası
Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası

Genelde kimse atlamasa ben atlarım böyle yerlerden ama bugün günümde değilim. Burada mutlak karanlık dedikleri şey için bir dakikalığına tüm ışıkları söndürüyoruz ama gproların kırmızı ışıkları bile etrafı aydınlatmaya yetiyor. Öyle bir karanlıkta, yerin yedi kat dibinde, bir mağarada, yer altı nehrindeyiz. Şaka gibi.

Ayvaini Mağarasından dış dünyaya bakış
Ayvaini Mağarasından dış dünyaya bakış

Bir ara Hülya’yı görüyorum. Nasıl beceriyorsa wetsuit ve can yeleğine rağmen o sulara gömülmeyi beceriyor. Ersan ensesinden tutup çıkartıyor. Bulaşık deterjanı kokuyor. İlk girdiğinde köpürdüğünden bahsediyor. Komedi filmi halt etmiş. Sonlara doğru bir yerde mola veriyoruz. Kocaman bir açıklık, oldukça yüksek bir duvar ve tam tepesinden gökyüzü ve ağaçlar gözüküyor.

Ayvaini Mağarası mola
Ayvaini Mağarası mola

Ayvaini Mağarası Mola

Biz yine dünyayla bağlarımızı koparmış, İstiklal caddesinde yürümektense yerin kırk kat altında yeraltı sularında yürümüş, üstüne bir de yüzmüşüz. “Manyak mıyız biz?” diyorum. “Sıradışıyız” diyorlar. Evet sıradışıyız ve iyi ki öyleyiz. Rutin kadar beni sıkan bir şey yok. Biri bana gel “cafeye gidelim oturalım” deyince öyle bir vakit kaybı geliyor ki bana anlatamam. Son durağımızda su kaynatıp sıcak çikolata içiyoruz. Atıştırmalıklarımızı yiyoruz. Al sana cafe işte. 

Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz

Dinleniyoruz ve ben yine patates oluyorum. Dinlenmeden direkt geçmem lazım. Dizlerimi vurduğum için sol bacağım bükülmüyor. Vücut soğudu, kaskatı kesildim. Ön grup yine alıp başını gitti. Bizse son çıkıştaki Pamukkale Travertenlerini anımsatan havuzlarda, buz gibi sulara atlayıp yüzüp şarkılar söylüyoruz. Fotoğraflar çekiyoruz. Eğleniyoruz.

Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz

Ayvaini Mağarası’ndan Çıkış

Ben, mağara düz bir yola çıkıyor sanırken yine yanılmışım. Böyle yerler için yeterli bilgi yok. Böyle bir yazı yok. Yine uçurumlara çıktık. Mağara da çok iyi iş çıkaran botlarım toprakta kayıyor. Dizim bükülmüyor. Üstüm bu işleri yapmak için çok fazla kalabalık. Can yeleğim hareketlerimi kısıtlıyor. Arkadaşlarımın yardımıyla iniyorum ama çelik ip çekili olmasa o yoldan inmesi çok zor olurdu.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Köye bir girişimiz var. Ekip olarak zafer kazandık yine. Hele ben. Aşağı inerken yaşadıklarımla rekor bende. Yüksel hocam bir ara “eyvah inemeyecek, vazgeçti” demiş. “Ama seni bırakmazdım buraya kadar geldikten sonra. Ben indirirdim” dedi. Öyle bir yerden indik işte.

Ayvaini Mağarası Çıkış
Ayvaini Mağarası Çıkışı

Ayva Köyü

Köy kahvesinin önünden sırılsıklam saçlar ve kıyafetlerle geçip muhtarlığın bizim için tahsis ettiği oda da üstümüzü değiştiriyoruz. Güneşte saçlarımızı kurutuyoruz. Çok değişik bir ruh hali içindeyim. Heyecanlıyım hala. Hayatımı ve verdiğim kararları çok fazla sorguladığım bir gün geçirdim. Köy kahvesini işleten Mehmet abimin mutfağını ele geçirip çayları doldururken ellerim titriyor hala.

Ayvaini Mağarası çıkışı
Ayvaini Mağarası çıkışı

Aklımda hala “Bahar sen ne yaptın, neden yaptın, neden ya neden?” cümleleri hiç bitmiyor. Köyden çıktığımız yere bakınca hiç bir şey anlaşılmıyor. O dağın içinde 5,5 kmlik bir yeraltı nehri ve mağarası olduğunu kimse anlayamaz. Gizlemiş doğa kendini. İnternetin çok zayıf olduğu bir köy. Yeşil erikleriyle ünlüymüş. Eriklerimizi de alıp yola koyulma zamanı.

Ayva Köyü, ardı bizim geçtiğimiz mağara
Ayva Köyü, ardı bizim geçtiğimiz mağara

Köfteci Yusuf’a Ulaşmak Hiç Bu Kadar Zor olmamıştı

Güzel bir yemek hayali kuruyoruz. Köfteci Yusuf planımız varken şöförümüzün tavsiyesi olan başka bir köfteciye giden grubu bırakıp üç kişi Orhangazi de yürüyerek Köfteci Yusuf’a ulaşmaya çalışıyoruz. O kadar efordan sonra da pek kolay yürünmüyor.

Ayva Köyü
Ayva Köyü

Yolun karşısına geçelim de otostop yapalım diyoruz. Önce kimse durmuyor. Yol bomboş yürürken bir ara arkamı dönünce yanımızdan hızlıca geçen bir kamyon görüp kaldırıyorum parmağı. Adam öyle bir fren yapıyor ki 500 metre ötede durabiliyor. Oğuz’u şöförün yanına oturtayım, Hülya’yı emniyete alayım derken en sona ben kalıyorum ve o şöför ben binemeden hareket ediyor.

Ayvaini Köyü
Ayvaini Köyü

Son kalan tırnağımda kamyonda kırılıyor, sürükleniyorum çünkü. Nedir bu bizim çektiğimiz? Çilemiz hiç bitmiyor ama çok eğlendiğimiz kesin. Köfteci Yusuf’un pirzolalarına ve ekmek kadayıfına gömüyoruz kendimizi. Neyse ki servis bizi almaya geliyor ve geri kalan yolda uslu birer çocuk olarak, maceralarımızı anlatırken güle oynaya sorunsuz evimize ulaşıyoruz.

Ayvaini Mağarası çıkış
Ayvaini Mağarası çıkış

Ayvaini Mağarası’na Girerken Yanımıza Almamız Gereken Malzemeler:

Ayvaini Mağarası’na giderken biraz araştırma yapayım dedim. Bizi neler beklediğini öğrenmek istiyor insan. Ayvaini Mağarası’yla ilgili teknik raporlar var ama orayı geçen bir insanın yaşadıklarını anlatan bir yazı yok. Yanımıza ne malzeme almamız konusunda bir bilgi kirliliği de olunca kendi tecrübelerime göre yanınıza almanız gereken malzemeleri listeledim:

  • 5mm scuba elbisesi, komple kapalı olanından. Shorty olmaz. Su ve mağaranın içi çok soğuk zira
  • Sadece tek bir iniş olduğu için bence ekstra eldivene gerek yok. Bir tane de scuba eldiveni yeterli. Normal eldiven ıslandığında ellerimi dondurdu. Scuba eldivenleri kanyon inişlerinde kolay parçalandığı için pek tercih edilmiyor.
  • Su geçiren, bilekleri saran bir bot. Su geçirmesi çok önemli. Ülkemizde kanyon ayakkabısı pek bulunmuyor. Normal botlar da suların içinde kolay parçalandığından en ucuzunu almamızı önerdiler.
  • Botun içine bir scuba çorabı. Ben 3mm tercih ediyorum genelde. Siz çok üşüyorsanız 5mm almalısınız.
  • Şort veya bir tayt. Kayalar çok pütürlü olduğu için wet suitinizin üstüne bir şort giymenizde fayda var. Yırtılmayı ve zedelenmeyi önler. Malum elbiseler çok pahalı. 
  • Kızlar için bikini ya da mayo. erkekler için şort. Elbiseyi ortalık yerde giyeceğinizi unutmayın. 
  • Kask
  • Su geçirmez bir kafa feneri, yedek pil
  • Can yeleği. Alttan bağlamalı olanı tercih edilmeli. Çoğu yerde suyu yüzerek geçiyorsunuz. 
  • Su geçirmez bir çanta çok iyi olur. Ben de yoktu. Atıştırmalıklarımın hepsi ıslandı ama zaten paket içindeydiler. Yiyebildik. Hurmalar soğuktan dondu. Yemek zor oldu
  • Varsa küçük bir termosta sıcak su hayat kurtarabiliyor. Hipotermiye karşı bu sıcak suyun yanımızda bulunmasının hayat kurtardığını söylediler.
  • Atıştırmalıklar. Hurma, ceviz gibi enerji verecek şeyler
  • Cep telefonlarınızı yanınıza almamalısınız. Su geçirmez kıflıfla alın desem de pek fotoğraf çekilemiyor. Yeterli ışık yok. Mağara fotoğrafları özel tekniklerle çekiliyor. Bu sebepten mağara içinde çok güzel fotoğraflarımız yok.
  • Düdük. Aşağı da çok fazla yankı ve su sesi var. Ne dediğiniz anlaşılmıyor. Grubun önündekilerle haberleşebilmek için düdük çalmak gerekiyor.
  • Bence dizlik olmazsa olmazlarda. Dizlik olmadan mağaraya girmeyin derim. Suyun içinde göremediğimiz pek çok kaya var ve nasıl oluyorsa her seferinde dize denk geliyor.  Motosiklet için kullanılan plastik dizlikler bence ideal.  

 

 

  • Akçakese Deniz Sezon açılışı
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Akçakese Deniz Sezon açılışı
  • Akçakese Ateş Bizi Çağırıyor
  • Akçakese Mangal Zamanı
  • Akçakese Mangal Zamanı
  • Şile Akçakese Köyü
  • Akçakese Sahil
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Akçakese Köyü Sahil
  • Akçakese Köyü Sahil
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • nerdesinbahar
  • nerdesinbahar
  • Akçakese Köyü, Şile

nerdesinbahar
nerdesinbahar

 

Hürriyet Gazetesinde yayımlanan yazımın daha detaylı hali

İstanbul’a çok yakın hala çok güzel sahilller var. 25 seneden beri gittiğim Akçakese Köyü bunlardan biri. Akçakese Köyü’ne o kadar eski zamandan beri gidiyorum ki. Hani derler ya buralar hep dutluktu.  Hakikaten öyle. Akçakese artık sezonda, özellikle haftasonları çok kalabalık olabiliyor.

 

 

Akçakese Köyü’ne Nasıl Gidilir?

Akçakese, Ağva yolunda. Şileyi geçtikten sonra yola devam edin. Yol geliş gidiş tek yola düşüyor. Yolunuzun üstünde ki Kabakoz’u geçeceksiniz. En son Ağva-Kandıra tabelasından sola Kandıra’ya doğru ayrılmalısınız. Bir sonraki köy Akçakese. Navigasyon sizi sahile kadar götürüyor.

Akçakese Köyü Sahil
Akçakese Köyü Sahil

Toplu taşımayla; Üsküdar 139A, Şişli/Mecidiyeköy Otobüs – 252 ve 139A, Sabiha Gökçen Havaalanı, Pendik E-3 ve 139A, Kadıköy Metro M4 Metro – M4-Otobüs ve 139A, Taksim Otobüs 66- otobüs – 522ST ve otobüs – 139A yollarını izleyerek Akçakese Köyüne ulaşabilirsiniz. Köyden sahile yürümek için biraz yolunuz var. Tahmini 20 dakika da sahilde olursunuz diye düşünüyorum

Akçakese Köyü Sahilinin Eski Hali Nasıldı?

Eğer İstanbul’daysam her 1 mayıs mutlaka Şile de ki Akçakese Köyü‘ne gitmeye çalışırım. Bundan 25 sene öncedir ilk gidişim. Temmuz da ağustosta bile gitseniz birkaç kişiden başkası olmazdı o zamanlar. Muhtarlığın işlettiği bir kamp alanı da vardı. Yemyeşil çayırların üstüne kurduğunuz çadırınız muhteşem bir manzaraya bakardı.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Elektrik direklerinin üzerinde bulunan prizlerden elektrik alırdınız. Denize nazır akşam üzeri saçınızı bile kurutabilirdiniz. Kamp ortamında böyle bir şey lüks tabi. Duş alacak yerler vardı. Küçük bir çeşmesi vardı. Çok cüzzi fiyatlara gelip burada birkaç gün kafayı dinlerdiniz. Şimdilerde bu anlattığım şeyler yok. Sahil kısmına arabayla geçiş yasak. Arabaları dışarıda bırakıyorsunuz ve yürüyorsunuz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Çardaklar yapmışlar şimdilerde. Bir restoranda var. Mevsim itibariyle şimdilerde açık değil. Sezon da açık olur tahminimce. Yeşim Camping bu sahilin girişinde bulunuyor. 30 lira tam gün araç bırakmak. Karavanla da gelebiliyorsunuz. Küçük tatlı ahşap bungalovları vardır buranın ama pahalıdır. Seneler önce gelip kalmıştım.Biraz yukarısında Woodywill diye bir kamping alanı daha vardı.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Aşağıdan bakınca yukarıda ki karavanlar görüyorum. Nasıl güzel bir manzaraya bakıyor görmeniz lazım. Baktığı manzara İstanbul’a bu kadar yakın olmasıyla daha çok şaşırtıyor. Akçakese Köyü’nün İstanbul’a bağlı olması bile enteresan. 

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Dediğim gibi ben her 1 mayıs Akçakese yollarına düşerim. Sezon açılmadan, kalabalık düşmeden bu sahilin tadını ben çıkartırım. Her 1 mayıs nasıl denk geliyorsa o hava da bulutlu olur ve ben her şeye rağmen denize girip sezonu açarım. Bu 1 mayısta değişmedi. 

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Akçakese Köyü’ne Gitmeden yapılması Gerekenler

Arkadaşlarımı da alıp Akçakese yollarına düşüyoruz. İstanbul Şile arası bir buçuk saat arası. Bu tabi İstanbul trafiğiyle doğru orantılı. Sahilde alışveriş yapılacak bir yer yok. Eskiden yol köylerden geçerdi ve biz tarladan toplanmış taze sebze meyve alırdık ama artık yol üstündeki marketlerden alabiliriz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Sezon da açılmadığı için o marketlerde birşeyler bulamayabiliriz. En son seçenekte Sahile inmeden Akçakese Köyü‘nden alışveriş yapmak. Biz İstanbul çıkışında alışveriş için duruyoruz. Sahilde mangal yapmayı planlıyoruz ve işimizi şansa bırakmadan alışverişi hemen halediveriyoruz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Yol Üstü Şile Gözlemecileri

Hiç birimiz kahvaltı etmedi. En sevdiğim yol üstündeki herkesin bildiği Şile gözlemecileri. Bu yol motorcu rotası da olduğu için eskiden beri gittiğimiz Hanım Ağa‘da mola veriyoruz. Ispanaklı kaşarlı gözlemeyi tavsiye ederim. Tatil günü olduğu için İstanbul’un bir kısmı Şile de ki bu gözlemeciler de kahvaltı etmek için akın etmiş durumda. Çok kalabalık.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Ben her zaman olduğu gibi mutfakta alıyorum soluğu. Önce gözlemeler yapılırken biraz sohbet, biraz yardımla hızlı hazırlanmalarını sağlayıp, pişen gözlemeleri kapıp, arkadaşlarımın yanına dönüyorum. Çay istemek bile sorun bu kalabalıkta. Normal zamanlarında burada kuymak yemenizi öneririm. Gerçekten çok güzel yapıyorlar.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Akçakese Köyü Sahili

Bir hayli geç çıkmamıza rağmen öğlen saatlerinde Akçakese Köyü‘ne ulaşıyoruz. Köyden sahile kıvrıla kıvrıla inerken yemyeşil doğa ve ağaçlar bize eşlik ediyor. Hey gidi Karadeniz türküsünü dinleyerek yol alıyoruz. Gerçekten yol müthiş. Sonbahar ve ilkbaharda Şile yolları görsel bir şölene dönüşür. Görmelisiniz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Sahile kadar indikten sonra arabayı yola bırakıypruz. Geri kalan yolu yürümek zorundayız. Arabadan çantalarımızı sandalyelerimizi alıp sahile çıkıyoruz. İşte eski sevgili en güzel haliyle karşımda. Kimseciklerde yok. Havanın bulutlu olmasının da faydası sanırım. Sahile çıkan yolda kocaman bir kaya var. Onun oradan plaja iniyoruz. Kumlar sıcacık. Sonunda kış bitti ve biz sıcacık kumlara ayak basabiliyoruz. Şükür.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Öyle güzel bir manzarası var ki her seferinde olduğu gibi bu seferde ilk kez gelmiş gibi hissediyorum. Karış karış denizin altını bilirim buranın. Denizin ortasında ki kayalıkların altında bir su altı tüneli vardır mesela. Bir taraftan dalıp diğer taraftan çıkabilirsiniz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Normalde altın kumları olan plaj da denizin ilk girişi taşlık sonrası yine kum olarak devam eder. Karadeniz burası. Ne zaman hırçın dalgaları olacağını bilemezsiniz. Oldukça uzun bir sahil burası. Pek çok klip, film ve reklam çekimine ev sahipliği yaptı. Birkaç tanesine de bizzat şahit olmuşluğum var.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Eskiden olduğu gibi sezonda buraya gelemiyorum pek kalabalıktan ama hala hafta içi oldukça az insan olabiliyor. Karşı tepelere de bir site yapmışlar. Eskiden onlar da yoktu ama dünya değişiyor. Buranın o eski halleri de mazide kaldı ama hala inanılmaz şekilde 25 sene öncesiyle aynı.

Akçakese Köyü, Şile
Akçakese Köyü, Şile

Bu yazıyı yazmakta ve yer göstermekte oldukça tereddüt ettim aslında. Burası benim en eski sevdam, tutkum. Buraya yerleşmeyi bir aralar çok istemiştim.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Ve Yılın İlk Denizle Buluşması

Havanın bulutları biraz aralanınca kendimizi sulara atıyoruz. Biraz soğuk olabilir ama bu beni durduramayacak. Yaz aylarında olduğu gibi uzun uzun yüzemedim ama tuzlu suya kavuştuk yinede. Biraz güneş biraz deniz, biraz muhabbet, biraz müzik ve arınan bir ruh, mutlu bir kafa. Kafamıza reset atmaya geldik.

Akçakese Sahil
Akçakese Sahil

Birkaç insan da sağa sola serpiştirdi kendini. Komple yanlızlığı sevmiyoruz zaten. Uzun plajda yürüyüş çok keyifli geliyor. Böyle zamanlar gözüm hep yerlerde oluyor. Kıştan yeni çıkmış bir sahil size çok güzel deniz kabukları, tahta parçaları verebilir. Tüm sahili bir boydan bir boya yürüyoruz. Fotoğraf çekmek öyle keyfli ki.

Akçakese Deniz Sezon açılışı
Akçakese Deniz Sezon açılışı

Sahilin en tepesine çıkan merdivenlerden tırmanıyoruz. Sahile kuşbaşı bakmak çok güzel olacak. Günü bu şekilde batırmayı planlıyoruz. Çok fazla konuşmaya gerek yok. Sessizlik, dalgaların sesi, yüzümüze çarpan ılık rüzgar ve dost muhabbeti yetiyor bize.

Akçakese Deniz Sezon açılışı
Akçakese Deniz Sezon açılışı

Birkaç tane de gelin geliyor. Fotoğraf çekimi için burayı seçmişler. Arka fon güzel kayalıklarıyla uzak doğu izlenimi veriyor.

Mangal Zamanı

Akşam olmaya başladı ve biz çok acıktık. Gidip arabadaki malzemeleri taşıma ve mangal için hazırlıklara başlamak lazım. Denize dökülen bir de çay var burada. Tam orada oturduğumuz için getirdiklerimizi yıkamak da çok kolay oluyor. Plajdaki bu kuytu yer de ateşi yakmaya uğraşıyoruz.

Akçakese Ateş Bizi Çağırıyor
Akçakese Ateş Bizi Çağırıyor

Ateş yakmak ıslak çıra ve kömürle pek kolay olmuyor. İki kız koca sahilde tek başımızayız. Arada gelip geçen gelinlerle şakalaşıyoruz. Ben hep aynı gelin gidip geliyor sanıyordum. Bu kadar mı benzer bu kızlar birbirine.

Akçakese Mangal Zamanı
Akçakese Mangal Zamanı

Çıralar yanmayınca sahilden topladığımız tahta parçaları imdadımıza yetişiyor. Hayatımızın ilk bir başına mangalıyla başbaşayız. Mangalı biraz erkek işi olarak görmüşüz hep. Pek ilgilenmemişiz ama biz güçlü kadınlarız. Tabi ki yaktık o ateşi ve tabi ki çok lezzetli etler pişirdik. Mantarımız bile vardı.

Akçakese Mangal Zamanı
Akçakese Mangal Zamanı

Öyle güzel bir kor var ki… Dalga sesleri, tepemizde ki dolunay ve Cem Karaca’nın sesiyle saatin farkına bile varmamışız. Saat gece on olmuş. Hızlı bir şekilde toparlanıp aklım burada kalarak ayrılıyorum sığınağımdan. Lütfen son kalan yerlerden olan bu cennet gibi yere iyi bakın. Gizli sığınağıma hor davranmayın. Çöp bırakmayın.

Akçakese Köyü Sahil
Akçakese Köyü Sahil
  • Van Gölü Ekspresi Eğlence Timi
  • Van Tatvan arası
  • Tatvan couchu Hasan
  • Tatvan Tren garı
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi kuşetli vagon
  • Van Gölü Ekspresi Restoran
  • Van Gölü Ekspresi Kahvaltı
  • Van Gölü Ekspresi Kahvaltı
  • Van Gölü Ekspresi Kahvaltı
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi Eğlence Timi
  • Van Gölü Ekspresi Eğlence Timi
  • Van Gölü Ekspresi Eğlence Timi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Tatvan
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Van Gölü Ekspresi
  • Tatvan Sahili
  • Nerdesinbahar
  • Van Gölü Ekspresi

Nerdesinbahar

Hürriyet Seyahatte yayımlanan yazımın daha detaylı hali

 

Doğu ekspresiyle Kars macerası maratonuna kapılmayan insanoğlu kalmadı bu sene. Yer bulmak ne mümkün. Geçen kış Doğu ekspresiyle Kars’a giderken planım Van’a gitmek ve oradan da Van Gölü Ekspresi’yle dönmekti ama gerçekleştirememiştim. Aslında Van Gölü Ekpresiyle Van’a gitmeyi istemiştim. Van’a gitme girişimlerimin hepsi sonuçsuz kalınca çat diye aldım uçak biletini direkt gittim.

 

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Van Gölü Ekspresi Bilet Alma

Van da çok güzel zamanlar geçiriyorum. Biraz erken dönmem gerekiyor. Neden? Çünkü her gün tren yok.
Ankara: 11:00 Tatvan: 12:09 Ankara’dan: Salı, Pazar. Tatvan: 07:00 Ankara: 07:20 Tatvan’dan: Salı, Perşembe

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Yani salı yada perşembeden birini seçmem gerekiyor. Tren bileti alabilmek için TCDD’nin uygulamasını indirirseniz işlemleri çok kolay yapabilirsiniz. Ben kuşetliden salı günü için bir bilet alıyorum. Uygulamada kuşetli vagon bileti 64,5 lira. Akdamar Adası’nın tepelerinde gerçekleştirdiğim bilet alma işleminde paranın çekildiğine dair bir uyarı balonu çıkıyor ancak sonrasında herhangi bir mesaj gelmiyor.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Uygulamaya baktığımda da aldığım koltuk dolu gözüküyor. Bileti alabildim mi alamadım mı bilmiyorum. Van Gölü ekspresinde yer bulmak oldukça kolay. Sivas’a kadar da kompartımanda tek başınıza seyahat edebiliyorsunuz. Orada tren tam doluyor.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Van Gölü Ekspresi Nereden Kalkıyor?

Tren Tatvan’dan sabah 7’de hareket ediyor. Van da kalırsam sabah trenini yakalamam mümkün değil. Bir gün önceden Tatvan’a gidip o gece orada kalmalıyım ki sabah trenini yakalayayım. Ben de kendime kalacak bir yer ayarladıktan sonra öğlen saatlerinde Tatvan için Van otogarına gidiyorum.

Van Tatvan arası
Van Tatvan arası

Van’dan diğer şehirlere giden otobüsler Tatvan’dan geçtiği için her saat ulaşım var. Ben Van Gölü Turizmden 20 liraya bir bilet alıyorum. Van çıkışında ve Tatvan girişinde iki ayrı noktada jandarma kontrol bölgesi var. Tüm araçta bir saat arayla iki defa gbt yapılıyor.

Tatvan Tren garı
Tatvan Tren garı sabah 6:45

Tatvan Couch’u Hasan

Ben seyahatlerimde orada yaşayan insanlarda kalıyorum. Uluslararası adıyla couchsurfing uygulaması, Türkiye de ise couchrail face grubundan referansları sağlam ev sahiplerim de kalıyorum. Bu seferki koçum Tatvan 3 nolu Aile Sağlığı Merkezi Doktoru Hasan.

Tatvan couchu Hasan
Tatvan couchu Hasan

Tatvan’dan trenle dönenler genelde Hasan’da kalıyor. Tatvan’ın tek couch’u. Yol boyu kendisiyle devamlı irtibattayız. Van Tatvan arası 2,5 saat sürüyor. Bana inmem gereken yeri söylüyor. İstersem çantamı bırakabileceğimi ve Tatvan’ı gezebileceğimi söylüyor. Eviyle sağlık ocağı arası beş metre yok. Couchsurfingden de yabancı gezginleri çok ağırlamış. Bu konuda çok tecrübeli bir ev sahibim var. Tatil zamanlarında otostopla geziyor ve benim gibi seyahat ediyor.

Tatvan Sahili
Tatvan Sahili

Sağlık ocağını kolayca buluyorum. Zaten mesaisi biten Hasan bana Tatvan sahilini gezdiriyor. Nirvana Ev Yemekleri diye bir yerde diğer doktor arkadaşlarıyla yemek yiyoruz. Porsiyonlar kocaman. Tatvanlı kadınlar resmen döktürmüş. Bana hesap ödettirmedikleri için fiyat hakkında bir fikir sahibi olamıyorum. Halbuki beni misafir ettiği için ben ısmarlamak istemiştim. “Sen daha doğuyu öğrenememişsin hocam” diyorlar.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Tatvan da gölde kadın erkek karışık yüzme olayını sorunca “oooo hocamm” diye sesler yükseliyor. “Asla olamaz öyle şeyler ama kadın ayrı erkek ayrı plajlar var” diyorlar. Hasan Van gölü manzaralı bir evde yaşıyor. Ben de o manzarayı seyrederek uyuyorum ve sabah da o güneşin doğuşunu izleyerek uyanıyorum.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Hasan tüm yorgunluğuna rağmen sabah 6 da beni gara bırakıyor. Artık Tatvan 3 nolu Aile Sağlığı Merkezin de bir sürü doktor arkadaşım var. Bu şekilde seyahat etmeyi çok seviyorum.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Tatvan Tren Garı Bilet Kaosu

Tren garında beni bir süpriz bekliyor. Bileti alamamışım. Para kartımdan çekilmiş ancak bilet yok. Tatvan tren garında pos cihazı yok. Bu şekilde ortada kalan tek kişi de değilim. Bir grup genç çocuk daha vahim durumda. Toplu olarak bilet almışlar. Yüklü bir miktar tek bir kredi kartından çekilmiş. 

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Pos cihazı da olmadığı için aralarında para denkleştirmeye çalışıyorlar. Neyse ki bilet var. Gişe memuru bana para çekilse bile geri ödendiğini, geri kalanını bankayla halletmem gerektiğini söylüyor ama “sen yine de Ankara garda bir sor” diyor. Döndükten birkaç hafta sonra hesabımda hala çekilen bilet parasını göremeyince orayı ara burayı arayıp en sonunda Ankara da bir telefon numarasına ulaşıyorum.

Van Gölü Ekspresi Restoran
Van Gölü Ekspresi Restoran

0312 309 05 15 nolu telefondan dahilisi 71791 da ulaştığım Sebahattin Bey bana tüm sorularımın cevaplarını veriyor. Sistem de işlem sırasında internet zayıflarsa bu tarz hatalar olabiliyormuş. Tüm işlemler yapılıp bilet alma kısmına gelindiğinde oluşabilen bir kopmada işlem yarım kalıyormuş. İşlem tamamlanamadığındaysa  normalde 2 saat içinde sistem parayı geri gönderiyormuş.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Bende Akdamar adasının tepelerinde cılız internetle bilet almaya çalışırken sistem kopuvermiş herhalde. Sistem işlem sırasında 20 dakika bileti sizin için tuttuğu için de koltuk dolu gözükmüş. Kontrol ettiğimde almaya çalıştığım koltuk dolu gözükmüştü. Satın aldım herhalde diye düşünmüştüm.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Yani sistemde bilet alırken paranın çekildiğine dair gelen mesajı takiben PNR numaralı TCDD’den bir mesaj almadan bileti satın almış olmuyorsunuz. Sistem alınmayan biletlerde 20 dakika içinde parayı geri gönderiyormuş ancak bankadan bunun bizim hesabımıza geçmesi 3 iş gününü bulabiliyormuş. Birkaç hafta oldu ama hala nereye geldiğini çözemedim gerçi.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Yapıkredi ve maaş kartlarında bu sorunun daha çok yaşandığını söyledi. Benim kartımda Yapıkredi’ydi. Ankara Gar da ki gişe memurunun bu “artık bankayla sizin aranızda” dediği şeyin açılımı da buymuş. 

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Van Gölü Ekspresi

Van Gölü Ekspresi az ötemde duruyor. Eski bir sevgiliye kavuşmuş gibiyim. Nasıl özlem dolu bir bakıştır bu. Kavuştuk mu sevgilim? Çok mu bekledin? Yollarda kendimi kaybettiğimden beri hep seni özledim. 27 saat birlikteyiz. Sonrası yine tufan.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

27 saat bu trende olucam. Geçen seferki yolculuğum da kar manzaraları vardı. Şimdi bahar manzaralı olacak. Kuşetli vagonuma yerleşiyorum. Benden başka kimse yok. Bu sefer alışverişimi yaptım. Kahvaltımı hazırlıyorum. Restoran bölümünden bir çay alıp tıngır mınır giden trende müzikler eşliğinde kahvaltıma başlıyorum.

Van Gölü Ekspresi Kahvaltı
Van Gölü Ekspresi Kahvaltı

Tatvan’da tost ekmeği bulamayınca onların çörek dediği yuvarlak bir ekmek almıştım. Kars da yediğim keteyle aynı şey. Çok lezzetli bence. Giderseniz mutlaka deneyin. Bakkaldan aldım ben.Trende kahvaltı da çok güzel gidiyor.  Gençler de beni kahvaltıya çağırıyor ama ben yalnızlığımla çok mutluyum. Muhteşem manzaralar eşliğinde Cem Karaca söylüyor, ben dinliyorum. Ama öğlen yemeği için sözleşiyoruz.

Van Gölü Ekspresi Kahvaltı
Van Gölü Ekspresi Kahvaltı

Trenlerdeki kompartıman görevlileri orada ki ev sahiplerim. Çok uzun saatler o trende seyahat ettikleri için sanki evlerine misafir gitmişiz gibi bizi ağırlıyorlar. Kompartımanıma gelip sohbet ediyor abim. Torunlarının, çocuklarının fotoğraflarını gösteriyor. Yıllardır nasıl bu işi yaptığını anlatıyor. 30 yıldır bu trendeymiş düşünebiliyor musunuz?

Van Gölü Ekspresi Kahvaltı
Van Gölü Ekspresi Kahvaltı

Eskiden Van Gölü Ekspresi İstanbul’a kadar gidermiş. Adı da Şark Ekspresiymiş. İstanbul İran arası çalışırmış. Öyle şeyler anlatıyor ki küçük bir kız çocuğu gibi ağzım açık masallar dinliyorum sanki. Eski döneme ışınlanıp İran’a giden bir trende olmak istiyorum. Hayaller Paris ama biz Bitlis’ deyiz.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Van Gölü Ekspresiyle sabahın erken saatlerinde başlayan yolculuğum manzaradan manzaraya girerken günlerin vermiş olduğu yorgunluktan hafif bir şekerlemeyle devam ediyor kısa bir süre de olsa. Kompartıman görevlim perdemi çekmiş, kapımı kapatmış. Evine gelen bir misafir edasıyla sanki parmak uçlarında yürüyor uyanmayayım diye.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi Kuşetli Vagon

Van Gölü Ekspresi Doğu Ekspresiyle aynı. Prizlerin yeri, tuvaletler, tüm şartlar aynı.  İnternet Doğu ekspresinde ki gibi yer yer çekiyor.

 

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Van Gölü Ekspresi’n de Ortam

Artık trende biraz dolaşıp insanlarla tanışma zamanı. Van Gölü Ekspresi daha çok keşkedilmedi. Doğu Ekspresi’nde ki kadar gezgin kitle henüz yok. Daha çok ulaşım için kullanılıyor ama bir grup benimle birlikte binmişti trene. Gelip geçerken de devamlı şakalaşıyorduk.

Van Gölü Ekspresi Eğlence Timi
Van Gölü Ekspresi Eğlence Timi

Üniversite gençlik kollarından olduklarını, her üniversiteden bir kız bir erkek seçildiklerini ve belediyelerin davetlisi olarak gezdiklerini öğreniyorum. Türkiyenin dört bir tarafından gelmişler. Cıvıl cıvıl gençlik neşesi bana çok iyi geliyor.

Van Gölü Ekspresi Eğlence Timi
Van Gölü Ekspresi Eğlence Timi

Acıkınca Sivas civarında dışarıdan Adana Kebap söylüyoruz hep birlikte trene. Doğu Ekspresi’nden cağ kebabı ritüeline alışık olanlar bunu pek denemesinler. Doğrusunu söylemek gerekirse pek lezzetli bulmadı kimse ama doyduk mu doyduk. Gerçi bizim söylediğimiz restoran güzel yapamamıştır. Trende de Doğu ekspresindeki kadar yemek çeşidi yok. Porsiyonlar 15 lira.

Van Gölü Ekspresi Eğlence Timi
Van Gölü Ekspresi Eğlence Timi

Sivas da birden bire kuşetli vagon doluveriyor. Binen teyze de beni pek sevmedi sanki. Her zamanki trende kadın erkek ayrı kuralı burada da geçerli. Evli çiftler aynı soyadıyla iki bilet alabildiği için kadın erkek bilet almaya müsade etmeyen sistem sınıfta kalıyor ve başlıyor karmaşa. O kadın 3 erkekle aynı kuşetli vagonda yatıp uyuyamayacağı için ilk boş yatağa yönlendiriyorlar.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Tabi ki o boş yer de benim tepemdeki yer oluyor. Trene bindikten yarım saat sonra da hepsi yatıp uyuyuveriyor. Ben de gençlerle eğlenceye gidiyorum. O kadar uzun saatler trende olunca insan devamlı yiyor. Kendini tutamıyor. Çekirge sürüsü gibiyiz. Ya konuşuyoruz ya gülüyoruz ya yiyoruz. Hal böyle olunca uyumak isteyenler tarafından kovuluyoruz. 

Van Gölü Ekspresi Eğlence Timi
Van Gölü Ekspresi Eğlence Timi

Birkaç arkadaşı Kayseri de uğurladıkdan sonra biz de uyumaya çekiliyoruz. Kulaklığımı takıp müzikler eşliğinde uykuya dalıyorum. Irmak istasyonuna 1 saat kala kompartıman görevlisi herkesi uyandırıyor. Bize verilen çarşaf, yastık ve pikeyi toplayıp teslim ediyoruz. Bir buçuk yıl önce bir gece vakti Kars için yola çıktığım Irmak’a sabahın erken saatlerinde varıyorum. Biraz yorgun ve uykusuzum artık. Servisler bizi Ankara gara götürüyor.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi

Kars’a trenle gidip gelmiştim. Van’a uçakla gittim, dönüşüm trenle. Bir tercih yapılması gerekirse giderken tren kullanmanın daha heyecan verici olduğunu söyleyebilirim. Bir masal daha bitiyor. Ben tekrar doğuyu ve trenleri özleyinceye kadar hoşçakal sevdiğim.

Van Gölü Ekspresi
Van Gölü Ekspresi