• Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?
  • Nemrut Milli Parkı Nerede?

Nemrut Dağı Milli Parkı Nerede?

Reklamlar

Nemrut Dağı küçük çaplı Türkiye turumda gideceğim en doğu noktasıydı. Nemrut Dağı gün batımı ve gün doğumu hangisini seçeceğimizi bilemiyordum ama gün doğumu daha bir olasılıklar içindeydi. Nemrut Dağı deyince aklıma ilk gelen o meşhur heykelleriydi.  2.150 metre yüksekliğindeki Tanrıların Dağı arıların suya uçtuğu gibi beni kendisine çekiyor. Son zamanlarda Atiye seyretmiş olan herkeste oralara gitme isteği uyandı sanırım. Yazımın içinde Nemrut Dağı Milli Parkı nerede? Nemrut’a nasıl gidilir?, Nemrut Dağı efsanesi ve yol tecrübelerimi bulacaksınız. Nemrut’a giden iki ayrı yol olduğunu ben bilmiyordum mesela. Haydi yazıya…

İnstagram’dan takip etmek için buraya tıklayabilirsiniz 😉

Nemrut Dağı Milli Parkı Nerede? Nemrut Dağı Hangi İlde? Nemrut Dağı Hangi Bölgede?

Nemrut Dağı Adıyaman’ın Kahta ilçesinde, Ankar Dağları civarında, Toros Dağları sırasında bulunuyor. Nemrut Dağı Güney doğu Anadolu bölgemizde yer alıyor. Unesco Dünya Mirası listesine 1987 yılında giriyor ve bir yıl sonra Nemrut Dağı Milli Parkı olup korumaya alınıyor. 2150 metre yükseklikte Nemrut Dağı’nın zirvesinde bulunan heykeller, insan eliyle yapılmış Tümülüs, o Tümülüs’ün altında bulunduğu düşünülen ama kapısı bulunamayan tüneller, Komagene Krallığı, Nemrut Dağı efsaneleri burayı dünyaca ünlü bir yer yapmış durumda. Nemrut Dağı’nın yeri gerçekten çok özel.

Nemrut Dağı Milli Parkı

Nemrut Dağı Hakkında

    • Nemrut, acımasız, sert, asık suratlı anlamında kullanılan bir kelime. Efsanelere göre de Nemrut Dağı adını Hz.İbrahim’i ateşe attıran Nemrut adındaki Babil hükümdarından alıyormuş. 
    • Kommagene Kralı Antiochos Theos kendi mezar tapınağının yanında pek çok Pers ve Yunan tanrısınında heykelini yaptırmış. Hem Pers hem Yunan kültüründen izler taşıyan heykeller çok tanrılı dinler zamanında yapılmış.
    • Nemrut Dağı’nı bu kadar önemli ve gizemli yapan şeylerden bir tanesi hala keşfedilememiş yeraltı tünellerinin oluşu
    • Nemrut Dağı eski bir volkan ancak yeniden aktive olabilecek volkanların en risklileri arasında bulunuyor.
    • Nemrut Dağı hem volkanik bir dağ, hem insan eliyle yapılmış tarihi eser hem de doğal bir oluşum olma özelliği taşıyor.
    • Tanrıların Dağı olarak bilinen Nemrut’un çoğu yerine hala ulaşılamıyor. 
    • 1881 yılında Diyarbakır çevresindeki yol çalışması sırasında  Alman Karl Sester tarafından bulunmuş.
    • Dağdaki tüm eserlerin Kralı 1. Antiochos adıyla yapıldığı kitabeler ortaya koyuyor. Bu kitabeler gelecek nesillere yönelik hazırlanmış. Heykellerin arka yüzünde kralın 200 satırlık vasiyeti yer alıyormuş. Oraya geçemediğimiz için göremiyoruz tabi. Gelecek krallara burayı güzelleştirmeleri adına görev verirken, ibadet için gelenlere övgü, kötülük için gelenlere beddua ediyormuş.
Nemrut Dağı Milli Parkı
  • Kralı 1. Antiochos’un mezarı hala bulunabilmiş değil. Tümülüs’e zarar vermeden arama yapılamadığı için detaylı aranamıyor.
  • Nemrut Dağı‘nda güneşi ilk gören yer Doğu Terası, sunak, atalar galerisi ve tanrılar galerisinden oluşuyor. Batı Terası da Doğu Terası ile benzer özellikler taşıyor ancak tahrip olduğu için biraz daha dağınık görünüyor. Burada da aynı şekilde tanrıların heykelleri yer alıyor. Heykeller güneşin doğuşunu ve batışını selamlayacak şekilde yerleştirilmiş.
  • Zaman içinde tahrip olan heykellerin kafası yere düşmüş. Kafalar hangi heykele aitse onun önüne yere konulmuş olarak sergileniyor. Heykelin kafası benim boyumdan uzundu.
  • Müzekart’ınız varsa giriş ücretsiz. Adıyaman girişinden müze kart verilebiliyorken Malatya girişinden verilemiyor. Çünkü interneti yok.
Hayallerime tik atarken ben, Nemrut Dağı

Nemrut Dağı’n Ne Zaman Gidilir?

Nemrut Dağı Milli Parkı’nın yolları mart ile kasım arası açık oluyormuş. Diğer zamanlar yollar kapalı olduğu için çıkmak mümkün olmuyormuş. Yollar açık olsa bile her zaman soğuk ve rüzgarlı oluyormuş. Bize muhteşem bir hava denk geldi. Çıktığımızda temmuz ayıydı.

Nemrut Dağı’na Çıkarken Ne Giyilir?

Nemrut Dağı 2.150 metre yüksekliğinden yaz aylarında bile çok soğuk oluyormuş. Ben sırf Nemrut Dağı’na çıkıcaz ve soğuk oluyor diye yanıma polarlar, yelekler, neler neler almıştım ama neredeyse hiç gerekmedi. Siz bakmayın bizim şansımıza. Ben dört ayak üstüne düşerim hep. Siz yanınıza polar mont ne bulursanız alın. Corona öncesi Ziyaretçi Merkezleri’nden battaniye alabiliyormuşsunuz ama şimdi böyle birşey mümkün değil tabi.

Nemrut Dağı Milli Parkı gün doğumunda üstümdeki yelek yetti

Nemrut Dağı’na Nasıl Gidilir?

Nemrut Dağı’na nasıl gidilir? diye araştırma imkanım pek olmamıştı yola çıkarken. Oraya gitmiş birkaç arkadaşıma sormuştum. Daha önceden okuduğum birkaç şey kalmıştı aklımda. Bu bilgiler; Ziyaretçi Merkezi’ne kadar arabayla gidebileceğim, oradaki bekleme salonunda bekleyebileceğim, hatta sabahlayabileceğim ve sonra oradaki servislerle yürümeye başlayacağımız yere kadar ulaşabileceğim yönündeydi. Sonrada 800 metre, en az yarım saat tırmanacaktık. 

Nemrut’a gitmek için yola çıktığımızda Malatya’dayız. Ben navigasyona yazıp geçiyorum direksiyona. Malatya’da otobanda ilerlerken navigasyon ısrarla sağa döndürmeye çalışıyor. İlkinde girmiyorum. Yol arkadaşım uyuyor. Ben kulaklık vs ile uğraşırken araba kullanmaya çalışıyorum. Bir iki derken yolu hep kaçırıyorum ve en sonunda Kadoil benzin istasyonuna girip yol soruyorum. Orada bir amca o tarafa gidiyormuş. Gelin peşimden diyor.


Ana yoldan ayrılıp ara yollara sapıyoruz. Aylardan temmuz ve hava deli sıcak. Durmadan tırmanıyoruz. Muhteşem manzaralardan geçtiğimizi söyleyebilirim. Amca önde biz arkada ilerlerken bir yerde durup yanımıza gelince yol arkadaşım çok korkuyor. Uyuyordu ve amcadan haberi yoktu. Bize yolu tarif ettikten sonra gidiyor ki benim navigasyon hep açıktı zaten.

Yolda ilerlerken Pütürge çıkışı Karapınar Köyü‘nde duruyoruz. Buz gibi sular akan küçük bir şelalenin üstüne bir otel yapmış amca. Girip çay içiyoruz. Ben o demir gibi suya atlıyorum tabiki. Amcanın dediğine göre o suya girebilen ikinci kadınmışım. Diğeri bir Fransızmış. Karapınar Köyü’nden geçerseniz mutlaka oraya uğrayıp bir dinlenin ve suyun soğukluğuna bir bakın derim.

Ben şort tişörtle havuza atladığım için arabaya üst değiştirmeye gidiyorum. O sırada köyden biriyle sohbet ediyoruz. Meğer Nemrut Milli Parkına 19 km ötedeymişiz. Biz gün doğumu yapmayı düşünmüştük ve bunun için geze geze gidiyorduk. Bir saate bakıyorum, bir km’ye ve hemen yol arkadaşımı da alıp gün batımı için gaza basıyorum. Bu hiç hesapta yoktu ama neden olmasın? Hem gün batımı hem gün doğumu. O zaman yaşasın.

2 sa. 21 dk. (107,4 km) Kahta Sincik Yolu üzerinden

2 sa. 42 dk. (124,8 km) Adıyaman Çelikhan Yolu üzerinden

2 sa. 52 dk. (152,2 km) Malatya Çelikhan Yolu ve Adıyaman Çelikhan Yolu üzerinden

Ben hangi yoldan gittiğimi inanın bilmiyorum. Uçakla gidecekler Adıyaman Havaalanı’ndan Nemrut’a gidebilir. Şehir merkezine 87 km uzaklıkta. Malatya Havaalanı’ndan gidecekler araç kiralarsa benim kullandığım yolu kullanabilirler. Bir diğer seçenekte Adıyaman yada Malatya’ya ulaştıktan sonra tur alabilirsiniz.

Nemrut Dağı Milli Parkı Malatya Çıkışı

Karapınar Köyü’nde konuştuğum kişi bana yolu hiç bırakmayın Ziyaretçi Merkezi’ne ulaşacaksınız demişti. Sadece 100 metre yürüyeceksiniz demişti. Ben hala Nemrut Dağı’nın iki girişi olduğundan habersizim. O kadar ezberlemişim ki illa o 800 metreyi 30 dakika tırmanıcam. 100 metreye bir türlü aklım yatmıyor.

Nemrut Dağı Milli Parkı. Heykellerin yanına geçmek ve dokunmak yasak. Özel izinle geçtim ve dokunmadım

Nereye gittiğimizi bilmeden arabayla devamlı tırmanıyoruz. Mustafa Bey diye birinin telefonunu vermişti bana ama arayamıyorum. Yolda telefon çekmiyor. En sonunda nereye gittiğimizi bilmeden ilerlerken dağların arasında bir bina beliriyor. Park edince birileri koşup geliyor. Ben kendimi tanıtıyorum. Onlar “geleceğinizden haberimiz var” diyor. Meğer köyde konuştuğumuz abi arayıp haber vermiş. Toprak yolu işaret ederek gideceğimiz yolu gösteriyorlar. Bir zincir var yolun ağzında. Müze kartla giriş yapacağınız yolun başlangıcı orası ve Nemrut Milli Parkı’na kadar 2,5 km stabil yolu var.

İlk virajı geniş alın” deyip bizi gün batımını yakalamamız için resmen kovalıyorlar. Toprak yolda tozu dumana kata kata hayallerime doğru gidiyorum. İlk virajı sanırım yeterince geniş alamıyorum ve benim yorgun savaşçı zavallı arabam o toprak yolu ne yaptıysam da çıkamıyor. Son hız geri dönüyorum başka bir araç bulmak üzere. Hayallerim iki adım ötemde ama gidemiyorum. Olacak şey değil.

Tümülüs’ü ilk görüş. Sadece 100 metre tırmanıyorsunuz

Bizi uzaktan seyretmişler. “Geniş almadın virajı” diyor Mustafa abi. “Başka araç” diyorum. Tesadüf olarak orayı denetlemeye gelmiş müfettişlerin aracı var. Sıkış tepiş, birazda teklifsiz dalıveriyoruz arabaya. Ben o dağa çıkıcam. Nemrut’ta o gün doğumunu yapıcam. Hedefe kitlendim mi bastığım yeri görmem.Toprak yoldan hızlıca çıkıyoruz. Araç parkeder parketmez arabadan nasıl fırladım, o 100 metreyi nasıl tırmandım, Tümülüs’ü uzaktan seyrede seyrede nasıl koşturdum bilmiyorum.

Nemrut Dağı Günbatımı- Batı Terası

Gideceğimizi güvenlik Fikret Bey’e de haber vermişler. Hoşgeldinizle karşılanıyorum. Nemrut Dağı, Tümülüs ve heykelleri ilk görüş. Ayaklarım yere değmiyor. O sırada yol arkadaşım Ayşe’de geliyor. Fotoğraf derdine düşüyoruz. Fotoğraf çekmeye doyamazken Fikret Bey resmen bizi kovalıyor. Gün Nemrut’ta bir saniyede batıveriyormuş. İyiki kovalamış. Yoksa oraya kadar çıkıp gün batımını kaçıracakmışız.

Nemrut Dağı Milli Parkı gün batımı

Ben tripotu kurup güneşin dağlarla dansını videoya alırken, fotoğraf çekerken arkadaşım Ayşe diyor ki; “Şu lanet güneş batmadan bir karede benim fotoğrafımı çek”. Bu sözlerle kahkahalara boğuluyorum. Tripotumla seyahat etmeye o kadar alışmışımki aklıma gelmemiş onun fotosunu çekmek. Gün hakikaten çok hızlı kayboluyor dağların ardında. Şimdi geri dönmenin bir yolunu bulmalıyız çünkü insanlar Adıyaman tarafından gelip Nemrut’a tırmanıp diğer taraftaki araçlarına binip gidiyorlarmış. Köylerde yaşayanlar alışverişe bu yolla gidiyormuş. Bizi götürenlerde Adıyaman tarafındaki araçlarına gitti. Ben rahatım hep. “Bir yolu bulunur, en kötü yürürüz” derken bir araç buluyoruz.

Nemrut Dağı Milli Parkı gün batımı

Aynı az önce anlattığım şekilde alışverişe gitmiş bir köylü kadınla çocuğunu almaya gelen köy muhtarının minübüsünde kendimize yer buluyoruz. Türküler eşliğinde bir köy minübüsünde aşağı inerken ağzım kulaklarımda dağları seyrediyorum. Köy minübüsünün aynasında boncuktan bir şeyler sallanıyor önümde. “Yine düştün bir belgeselin içine Bahar” diyorum kendime. Yine umduğumdan fazlasını verdi hayat. Şükürler olsun.

Nemrut Dağı muhtarı bizi Ziyaretçi Karşılama Merkezi’ne geri götürüyor

Nemrut Dağı Milli Parkı Malatya Tarafı Ziyaretçi Karşılama Merkezi

Aşağı indiğimizde Mustafa abiler bizi karşılıyor. Malatya tarafı Ziyaretçi Karşılama Merkezi’nde telefon hattı çok sıkıntılı. İnternet komple yok. Turkcell hiç yok. Bu durum dolayısıyla eğer müze kartınız yoksa müze kart çıkartamıyorsunuz. Giriş ücreti ödeyip çıkmanız gerekiyor yada müze kartınızı önceden hazır etmelisiniz.

Virajı geniş alamayan bir Bahar bırakalım buraya

Ziyaretçi Merkezi’nde hediyelik eşya dükkanı, tertemiz tuvaletler, tv olan bir bekleme salonu, çay kahve içebileceğiniz bir yer bulunuyor. Biz apar topar kendimizi orada bulduğumuz için Mustafa abilerin ikram ettiği yemeklerle doyuyoruz. Aşlarını, çaylarını, sohbetlerini bizimle paylaşıyorlar. Benim tek derdim gün doğumu için yukarı nasıl çıkacağım. Malatya tarafında yukarı çıkabileceğimiz bir servis bulunmuyor. İki dakikada bir soruyorum. “Buradan yukarı çıkan birileri olur değil mi?” Biri bizi alır umudum. Çok az araç geçiyormuş buradan. Bizim gibi bekleyen bir çift var. Bir ara onlara soruyorum. Bizi alamayacaklarını söylüyor kız. “Arabam yine çıkmazsa Mustafa abi” diyorum. “Buluruz yolunu sen dert etme” diyor.

Nemrut Dağı ‘nı seyrederek uyudum

Kahta’dayız. “Kahtalı Mıçı’yı tanıyor musunuz?” diyorum. Akrabalarıymış! “Dur arayalım bize türkü söylesin” diyorlar. Şaka gibi ama bir dakika sonra telefonda Kahtalı Mıçı ile sohbetteyiz. “Türkü” diyoruz. “Yerim müsait değil “deyince “yerim dar dedi” diye bir laf çıkıyor benden. Kopuyor kahkahalar. Bir dakika sürmüyor hep birlikte “tavukları pişirmişem” diye türkü söylememiz. Ne acayip bir yolculuk oluyor bu yahu. 

Yukarı çıkmadan önce “nerede kamp yapabiliriz?” diye sormuştuk. Onlarda “kampa gerek yok. İçeride sizi misafir ederiz” demişlerdi. Ziyaretçi Merkezi’nin koltuklarında uyku tulumumla kendime yer seçiyorum. Yorgun bedenimi uykuya teslim etmeden önce karanlık dağların tepesinde ışıklandırılmış Nemrut’a çeviriyorum başımı. Tek dileğim gün doğumu için yukarı çıkabilmek o an. Doğuda kamp yapmakta hakikaten yürek istiyor. Sarıkız, akrep kelimeleri havada uçuşuyor.

Nemrut Dağı Gün Doğumu- Doğu Terası

Sabah saat 4 civarı yine ayaktayız. İki saat uyuduk uyumadık. Bana kırk kere seslenmişler duymamışım. Uyuyup kalıp kaçırsaydım kendimi hiç affetmezdim orası kesin. Ben uyurken iki tane araç geçmiş. İkiside komple doluymuş. Yukarı çıkacak araç yok yani. Kendi arabamı bir daha denemekten başka çarem yok.

Nemrut Dağı Milli Parkı gün doğumu sonrası dağları seyrediyorum

Bildiğim tüm duaları ederek direksiyon başına geçtiğimde durmadan “ilk virajı geniş al Bahar” deyip duruyorum. Arabayı birinci vitese atıp bağıra bağıra son gaz yola düşüyoruz ve evet o virajı geniş alıyorum ve evet o dağa arabayı çatlatma pahasına tırmanıyorum. Yine arabayı bırak. Yine gözüm Nemrut’ta bastığın yere bakmadan tırman. Güvenlik Fikret yine orada. Dağı taşı inlete inlete çıkmışız. “Tamam bunlar geliyor” demiş.

Nemrut Dağı Milli Parkı

Bir sürü insan gelmiş bizden önce ama Allahtan çok kalabalık değil. Normalde yüzlerce kişi oluyormuş. Dün akşam doğu tarafındaydık. Bu sefer batı tarafından dağları seyrediyoruz. Uzun uzun dağları, günün doğmasını seyrederken uzaylıların gizli üssü olduğu bile iddia edilen, henüz keşfedilmemiş tünellerin olduğu ve efsanevi Commagene Kralı I. Antiochos´un kayıp mezarını düşünüyorum. Atiye dizisi geliyor gözümün önüne. Arada dönüp heykellere bakıyorum. Sonunda oldu. Burada yapılacak herşeyi yaptım.

Gün doğunca herkes yavaş yavaş gidiyor. Biz buradayız. Şansımıza nasıl nefis bir hava var anlatamam. Sırf buradaki soğuk hava hikayeleri dolayısıyla arabanın içi polar, mont dolu ama neredeyse hiç birine ihtiyacım olmuyor. Şaka gibi ama şanslıyız.

Nemrut Dağı ‘na nasıl gidilir?
    • Adıyaman’dan gelip de yürüme yolu az olsun diye Malatya Ziyaretçi Karşılama Merkezi’ne gideyim derseniz takip etmeniz gereken yol şöyle. Kahta, Karakuş Tepesi, Cendere Köprüsü, Eski Kahta Kalesi, Pınarbaşı, Subaşı Köyü’nden yol ayrılıyor. Malatya tabelası var. Orası Büyüköz mahallesine geliyor. Oradan sonra Nemrut Milli Parkı tabelası var. 13 km sonra Ziyaretçi Karşılama Merkezi karşınıza çıkacak. Kahta’dan 57 km.
    • Biz bu yolu tersten gidip Adıyaman’a ulaştık. Yol virajlı ve bozuk ama gidilemeyecek bir yol değil. İnstagram paylaşımımdan sonra “yol bozuk, insanları oraya yönlendirme” diye mesajlar alsamda, ben ne bozuk yollar gördüm. Köy yolları işte. Bozuk ama en azından asfalt.
    • Google’a Nemrut Ziyaretçi Karşılama Merkezi yazdığınızda iki tane konum çıkıyor. Altta çıkan Malatya Girişi. Çıkan numara yıkım kararı alınan otele ait.
Nemrut Dağı Adıyaman girişi

Nemrut Dağı Hikayesi

Kommagene Krallığı M.Ö. 162 yılında Mithridathes Kalinikos tarafından bağımsız bir devlet olarak kurulmuş. Persler, Makedonlar ve başka topluluklardan oluşan bu yeni devlete Grekçe “genlerin topluluğu” anlamına gelen Kommagene adını koymuş. Bölge insanıda bu krallığın adını çiğ köfte markası yapmış. Nemrut Dağı hikayesi nedir? diye bakıldığında hala günümüzde çözülememiş sırlarla dolu. Uzaklıların yaptığından tutunda, Tümülüs’ün altında bulunan ama kapıları bulunamamış gizli tünellere kadar peş çok efsane dolaşmakta. I. Antiochos kendisi için yaptırdığı mezarın üstüne 30 metreküp hacminde taş parçaları ile örttürmüş. Mezar hala bulunabilmiş değil.

Nemrut Dağı Gezilecek Yerler 

Nemrut Dağı’na gittiğinizde sadece zirveyi ve muhteşem heykelleri ziyaret edip dönmek olmaz tabi. Gitmişken Karakuş Tepsini, Cendere Köprüsü’nü, Arsemia Antik Kenti’ni ve Kahta Kalesi’ni de görmelisiniz. Adıyaman tarafından gelenler gün doğumu sonrası yada gün batımı öncesi ziyaret edebilir. Biz Malatya girişinden girdiğimiz için Dağı komple dolanıp öyle görebildik.

Arsemia Antik Kenti kitabe

Karakuş Tümülüsü

Biz Malatya girişinden Nemrut’a çıktığımız için Karakuş Tümülüs’ünü atlamışız. Adıyaman girişine doğru inmemiz gerekiyormuş. Kimse de söylemeyince burayı görememişiz. Bir daha gitmek için güzel bir bahane olacak. Siz mutlaka görün. Kommagene Krallığı’nın kadınlarına ait bir anıt mezarmış. Yaklaşık 20 metre yüksekliğindeki tümülüsün sütunların güneyinde bulunan sütunun üstündeki kartal heykelinden dolayı buraya Karakuş denildiği düşünülüyor. Tümülüsün doğusunda iki adet 10 metrelik sütunlar bulunuyormuş. Birinin üstünde boğa diğerinde aslan figürü bulunuyormuş ama günümüze sadece boğa kalmış. Onunda başı yokmuş. Gidenlerden öğrenebildiklerim bu kadar.

Kahta Kalesi

Kahta Kalesi’ne gün doğumu sonrası bir hayli sıcak bir havada oldukça uykusuz varıyoruz. Kommagene Krallığı, Roma ve Memluklar dönemi gibi önemli üç ayrı medeniyetin izlerini taşıyor Kahta Kalesi. Kalede su yolları, sarnıç, zindan, dükkanlar, ibadet mekanları ve geniş odalar bulunuyormuş ama biz sıcak ve yorgunluktan içine girmiyoruz. Dışarıdan da çok heybetli ve güzel gözüküyor.

Kahta Kalesi

Adıyaman’da kale bitmiyor. Biz gitmedik ama eğer gitmek isterseniz diğer kaleler Adıyaman (Hısn-ı Mansur) Kalesi, Yeni Kale, Gerger Kalesi, Besni Kalesi. Vaktiniz varsa kale kale gezebilirsiniz.

Arsemia Antik Kenti

Aslında Kahta Kalesi ile Arsemia arası havadan 500 metreymiş ama yol olmamasından sebep etrafını dolaşmak gerekiyor. Yol ayrımında Fikret Bey bizi bekliyor. Geri kalan kısımlarda bize mihmandarlık edecek. Arsemia Antik Kenti’nin herhangi bir giriş ücreti bulunmuyor. Kommagene Krallığı’nın yazlığı konumunda olan antik kent, kale olarak kullanıldığı gibi din için kazılan tünelleriyle de burayı önemli kılıyor.

Ülkemizde, özelliklede doğuda bulunan pek çok antik kalıntıyı buldukları gibi buradaki yazıtı da bir alman bulmuş. Arkeolog F. Karl Dörner 1953 yılında buraya keşif için geldiğinde yazıtın bir ucunu görmüş. Kazılar sonucunda çok önemli bir kitabe komple gün yüzüne çıkarılmış. Bununla birlikte 158 metre derine inen bir tünelde keşfedilmiş.

Arsemia Antik Kenti, Adıyaman

Arsemia denilince akla  gelen ilk görüntü Herkül’le kendisini tanrı katında gören I. Antiochus ünlü tokalaşma sahnesidir. Benimde görmek istediğim bu heykel oluyor. Zaten Arsemia Antik Kenti’nde bu heykel, kitabe ve tünellerden başka eser kalmamış. Bu heykelde Herkül Tanrı olarak tamamen çıplak tasvir edilirken I. Antiochus peleriniyle ve tacıyla tüm zenginliğini gözler önüne sermiş. Ben çok sevdim. Hava o kadar deli sıcak olmasaydı ve o kadar uykusuz olmasaydık çok daha keyif alacağımız aşikar. Sıcak havalar için öğleye denk getirmezseniz ve yanınıza bol su alırsanız sizin iyiliğinize olur. Bir hayli yokuş tırmanmak gerekiyor.

Arsemia Antik Kenti tünelleri

Cendere Köprüsü

Arsemia’dan sonraki durağımız tabiki Cendere Köprüsü oluyor. Cendere Köprüsü, Roma Köprüsü yada Septimius Severus Köprüsü olarak değişik isimlerde anılıyor. Burayı en ilginç yapan özelliği herhangi bir harç malzemesi kullanmadan yapılmış olmasıdır. 7 metre genişliğinde, 30 metre yüksekliğinde ve 120 metre uzunluğunda olan köprü bir kanyonun çıkışındaki iki yakayı birleştirmek için kullanılmış. Köprünün iki tarafında toplam 4 sütun bulunuyor ve her bir sütunun birisi için dikildiği üstlerindeki yazıtlardan anlaşılıyor.

Cendere Köprüsü

Halk buraya gnelde piknik için geliyormuş. Bense Adıyaman sıcağından kurtulmak için kendimi suya atıp serinlemeyi seçiyorum. Suyun ortasına ilerleyip, kendimi akıntıya bırakıp eşsiz zamanlar geçiriyorum. Gerçekten beni kendime getiren birşey oluyor. 

Perre Antik Kenti

Adıyaman’a gelmişken merkeze 4 km uzaklıktaki Perre Antik Kenti’ne gitmezsek olmazdı değil mi? Perre Antik Kenti giriş ücreti 10 TL (2020)

Eski kaynaklarda Me’arath gazze Pörön, Mezopotamya’da ise Pirin ve Perin olarak bilinen Kommagene Krallığı’nın beş büyük kentinden biri olan Perre Antik Kenti, Melitene’yi (Malatya) başkent Samosata’ya (Samsat) bağlayan yol güzergahı üzerinde olması nedeniyle geçmişte jeopolitik bir öneme sahipti.

Böyle diyor Kültür Portalı’nın sitesinde. Antik Roma döneminde suyunun güzelliğinden bahsedilirmiş. O suyun aktığı Roma Çeşmesi hala kullanılıyormuş ama ben göremedim. Belki siz görüp deneyimlerinizi benimle paylaşırsınız. Perre Antik Kenti’nde en çok göreceğiniz şey oyulmuş kaya mezarları olacak. Heykel vs aramasın gözleriniz. Çok sıcak havaya denk gelirseniz yanınıza mutlaka su alın. Girişinde su, çay, kahve içebileceğiniz bir yer var ama içeride baya yürüyorsunuz.

Perre Antik Kenti, Adıyaman

Nemrut Dağı efsaneleri ile çıktığım yolda yanına pek çok şey daha katarak bir sürü yer gördüm. Sadece Nemrut’ta gün doğumu yapmayı düşünürken gün batımı da yaptım. Buz gibi Cendere deresinde yüzdüm. Pek çok tarihi eser gördüm. Çok güzel insanlar tanıdım. Çıktığım hiç bir yoldan pişman olmadım. Sizde hala buraları görmediyseniz en kısa sürede plana alın. Hayat hala ama öyle ama böyle devam ederken, henüz uzaylılar dünyayı basmamışken…

Beni hala Instagram’dan takip etmediyseniz küserim 😉 Takip etmek için buraya tıklayın. 😉

Paylaşmak güzeldir!

Reklamlar

İlgili yazı

Kaş Gezilecek Yerler

Kaş Gezilecek Yerler

Kaş Türkiye’nin en özel yerlerinden biri. Bir kaç yıl öncesine kadar küçük bir köy olan…

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *