• Adaca Kanyonu, Bilecik
  • 5. takım
  • 5. takım
  • 5. takım
  • Bilecik, İnhisar
  • Bilecik, İnhisar
  • Kamp alanımız
  • Isırganlar sonrası acımı hafifletme çalışmalarım
  • İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
  • İnhisar
  • İnhisar
  • İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
  • Adaca Kanyonu kamp alanı
  • Adaca Kanyonu kamp alanı
  • İnhisar
  • Adaca Kanyonu kahvaltı
  • Adaca Kanyonu Başlangıcı
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu'na yürüyoruz
  • Adaca Kanyonu, Çok seviliyorum
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu ilk iniş
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu çıkışı
  • Adaca Kanyonu ilk iniş
  • Adaca Kanyonu Delikli Şelale de sular tepeme iniyor
  • Adaca Kanyonu Delikli Şelale de suların içinden geçiyoruz
  • Adaca Kanyonu Delikli Şelale
  • İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu
  • Adaca Kanyonu
  • İnhisar yoldan çıkmış 5.grup
  • İnhisar yoldan çıkmış 5.grup
  • İnhisar, odun toplama ekibi
  • Ahçı oldum
  • Nusret gibi tuz dökmelerimin fotoğrafı yok
  • Yemekler hazırlanıyor
  • Sonunda bizde yiyebiliyoruz
  • İnhisar, kamp ateşi
  • İnhisar kamp
  • KAD kahvaltı da
  • İnhisar Yolu
  • Adaca Kanyonu
  • İnhisar Kamp alanımız
  • İnhisar şelale yolu
  • Adaca Kanyonu girişine giden son iniş

Birkaç hafta süren hava muhalefetinden dolayı tamamlayamadığımız son aşama için Bilecik’in İnhisar ilçesinde bulunan Adaca Kanyonu için yollara düşüyoruz. Adaca Kanyonu bizim gibi çaylaklara göre. Adaca Kanyonunu bizim hocalarımız bulmuş. Aylardır süren kanyon eğitimlerin son aşamasındayız. Suyla olan bağımı bilenler kanyon sporunda olmama hiç şaşırmadılar. 

 

Bilecik Yolları

Bir cumartesi sabahında Mecidiyeköy’e nasıl gideceğimi düşünürken  Metehan beni almaya geliyor ve ne de iyi yapıyor. O kadar çok eşyam var ki. Saat 8,30 civarı servisimiz bizi Mecidiyeköy’den alıyor. Oldukça güzel bir hava var dışarıda. Öyle güzel bir yolculuk yapıyoruz ki. Erdal tef ve ziller getirmiş. Çalan müziklerimiz, oynayan arkadaşlarımızla çok eğleniyoruz.

5. takım
5. takım

Gerçi bir kısım arkadaş ve hoca diğer araca kaçtı eğlencemizden. Kalan sağlar bizim oldu. Kahvaltı durağımız ailemizin köftecisi Köfteci Yusuf’tayız. Kavurmalı yumurta 14 lira, çaylar ücretsiz. Bunu nasıl başardıklarını gerçekten çok merak ediyorum.

5. takım
5. takım

Bu sefer yemek sorumlusu beni yapmış Meral Hocam. Ben sadece makarnayı yaparım demiştim oysa ki. “Elini veren kolunu kaptırır bana” deyip gülüyor. “Hocam akşam açız açız. Ben bari kebap falan yaptırayım yedek de dursun” diyorum. Güle oynaya gidiyoruz yani. Bir taraftan da liste yapıyorum. Ne yiyeceğiz, kim ne alsın, ne kadar alsın?

5. takım
5. takım

Hayatımızda hiç 35 kişiye yemek yapmadık hiç birimiz. Hocalarım bize bu konuda çok yardımcı. Çünkü miktar konusunda bir fikrimiz yok. Köftelerimizi Köfteci Yusuf’tan aldık. Pamukova da durup dört tarafa dağılıyoruz. Herkes hummalı bir şekilde yaptığım listeyi tamamlamaya çalışıyor.

KAD kahvaltı da
KAD kahvaltı da

Yemek takımı benim kafada. Yumurtanın gezeni, tereyağın organiği, sebzelerin en tazesi alınıyor çabucak. Yemeği bana bırakmak demek sabaha kadar yiyeceğimiz anlamına geliyor. Ateşin hakkını vermeliyiz. Son medeniyet durağımız İnhisar oluyor. Oradan da son ekmek ve sularımızı alıyoruz.

Bilecik, İnhisar
Bilecik, İnhisar

Köy kahvesinin oradaki malta eriklerini görünce dayanamayıp dalıyoruz. İzin aldık tabi. Dalını kırmadığımız sürece kimsenin itirazı yok. Kocaman olmuş eriklere kimse dokunmamış. Öyle güzel bir şehir ki zaten tüm yol kiraz bahçeleriyle doluydu. Bir yerden sonra nar çiçekleriyle dolu bir yoldan gitmeye başladık.

İnhisar Kamp Alanımız

Kıvrıla kıvrıla toprak yollara girdik artık. Karşımızda ki dağların ve bulutların dansı öyle güzel ki. Bir yerde durup manzaranın tadını çıkarırken sayısız boomerang ve fotoğraf çekiyoruz. Kamp alanımız İnhisar ilçesinden Çalkara köyüne çıkan yol üzerinde.

İnhisar Yolu
İnhisar Yolu

Harmankaya Kanyonu‘na bakan tepelerdeyiz. Öyle güzel bir yeşillik var ki. Havanın yağışlı olacağını biliyorduk zaten de kamp alanına ulaşır ulaşmaz yağmasını beklemiyorduk. Orası mı burası mı derken en sonunda herkes bir tarafa dağılıyor ve çadırlarımızı kuruyoruz. Müthiş bir nem var havada. Yapış yapış olduk.

İnhisar Kamp alanımız
İnhisar Kamp alanımız

Hocalarımız zor bir treking rotası belirlemişti önceden ama benim katılmaya niyetim yoktu. Dizlerimi çok zorlamak istemiyorum çünkü. Tüm gücümü kanyona sakladım. Önceden kamp alanına yakın bir dere olduğunu öğrenmiştim. Tek amacım oraya ulaşıp dereye kendimi basmaktı. Başlangıçta bunu yapmayı planlayan Gül ve bendik. Sadece iki kişiydik yani ama kamp alanına gelip de yorgunluktan bitince çoğu insan bizimle gelmeye karar verdi.

İnhisar
İnhisar

Suya Koşan Arılar Gibiyiz

Çadır için yer ararken bir şelale de gördüm. Beni kimse tutamaz artık. Hedefe kitlendim. Herkes “o kadar yolu yürüyebilecek misin?” diye soruyor. Arkadaşlar ben de sizin gibi kanyon geçiyorum.

İnhisar şelale yolu
İnhisar şelale yolu

Suya gireceğimizi düşünerek bikinimizi giydik, üstüne şort ve tişörtü çektik çekmesine de bu tür yürüyüşlerde uzun paçalı ve uzun kollu bir şeyler giyin siz yinede. Hafif yağan yağmurdan yer çamur oldu. Tepelerden dik bir yokuştan şelaleye doğru ilerlerken ısırgan otları bacağıma değmesin derken ayağım bir kayıyor.

Isırganlar sonrası acımı hafifletme çalışmalarım
Isırganlar sonrası acımı hafifletme çalışmalarım

Ben komple ısırgan otlarının arasına yuvarlanıyorum. Arkadaşlarımın yorumu “oh şifadır şifa. Bu sene hasta olmazsın” Allah razı olsun. Tüm yanan yerlerin yanında dirseğim de ki yara sabaha kadar zonklayıp duruyor.

İnhisar

Şelale yolunda hava kasvetli, tepemizdeki kara bulutlar arada bir yağmur döküyor. Biz birkaç kişi önden gidiyoruz. Arkadakiler bizden koptu. Şelaleye oldukça yaklaştığımız bir yerde öyle bir yağmur iniyor ki. Biz ağaçların altındayız. Bizden kopan arkadaşlar bir kovuk bulmuş ona sığınmışlar. Sonradan gördüğüm fotoğraflar çok komik.

İnhisar

Biz öncü grup dört kişiyiz. Üstümü çıkarmama gerek kalmıyor. Zaten sırılsıklam oldum. Minnak bir şelale bulur bulmaz elimdeki telefonu arkadaşa emanet edip suya yöneliyorum. “girecek misin?” diyor hayretle. “eveettt… Bunun için gelmedik mi?” diyorum. Ben suya girince bir alkış kopuyor. Yerim ben sizi.

İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
İnhisar, yoldan çıkmış bir Bahar

Ardımdan onlar da gelince başlıyor bir su savaşı. “Su soğuk mu?” diyenlere, geçen hafta İstanbul adalarına yüzmeye gitmiştim. Deniz daha soğuktu. Biz suyla oynarken arkadaşlarımız da yetişiyor bize. Onlarda gelince kuru olanları ıslatma işi bana kalıyor.

İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar
İnhisar, yoldan çıkmış bir Bahar

Neşemizi kahkahalarımızı uzaklardan öyle bir duymuşlar ki nasıl geleceklerini şaşırmışlar. Ömer hocamız bizi gülerek ve hayretle izliyor. Aylardır bu suya girebilmek için kanyon eğitimindeyim ama su göremedik daha. Güldük eğlendik tamam ama artık dönmeliyiz.

İnhisar yoldan çıkmış bir Bahar

Yemek yapmamız gerekiyor. Telaşım büyük. Kimseyi aç bırakamam. Şelaleye gelirken biz kolay bir yoldan gelmiştik. Direkt dere kenarına inip düz yoldan gitmiştik ama yolu bildiğini düşündüğümüz hocaların peşine takılınca bir hayli dik yollarda tırmanıp inmek durumunda kaldık.

İnhisar yoldan çıkmış 5.grup
İnhisar yoldan çıkmış 5.grup

Bu da çok güzel yollardan geçmemize sebep oldu. İnerken zorlandığımız bir hayli dik yokuş şimdi tırmanmak için bizi bekliyor. Hepimiz ıslağız. Allahtan hava soğuk değil.

İnhisar yoldan çıkmış 5.grup

Ne Yiyecek Bu Millet?

Yukarılara çıktıkça ardımızdaki trekinge çıkan grubu görüyoruz. Beni bir telaş alıyor. Koşar adım kamp alanına ulaşınca ıslak ıslak yemek olayına girişiyoruz. Ateş yanıyor Allahtan. Tüm ekip güle oynaya biri soyuyor, biri doğruyor, biri karıştırıyor.

Kamp alanımız
Kamp alanımız

En büyük destek Bursa’dan gelen Bursa Arama Kurtarma ekibi BAKUT’tan geliyor.Halay bile çekiyoruz. Bir saatte o kadar yemeği nasıl yaptık bilmiyorum ama iftara her şey hazırdı. Allah’dan kimseyi aç bırakmadık.

İnhisar, odun toplama ekibi
Adaca Kanyonu, odun toplama ekibi

Patlıcan salatam elimde herkesi dolaşıp dağıtırken Meral hocam diyor ki: “İlk defa bir kampta hiç bir şey yapmadan oturuyorum“. Bu bana yetti de arttı bile. “Ohh hocam sefanız olsun” diyorum. Şimdiye kadar ki her kampta baş aşçı Meral Hocamdı.  

Ahçı oldum
Ahçı oldum

Ateşimizin etrafında çalan müziklerimizle, hafiften kararan hava da dağların arasında, ılık bir havada 35 kişi yemeklerini yiyor. Hoş sohbetler başlıyor.

Nusret gibi tuz dökmelerimin fotoğrafı yok
Nusret gibi tuz dökmelerimin fotoğrafı yok

Gündüz yaptığımız şelale yürüyüşünde yaşadıklarımız tüm geceye damgasını vuruyor. Volkan diyor ki; “bir daha Bahar ve Metehan’ın peşine şortla takılmıycam“. Kesinlikle haklı. Aylardır sulu kanyon için eğitimdeyiz ama hep dağ da taş da dolanıp durduk. Tüm yol boyunca kendimi dereye basma hayaliyle bir kısım arkadaşı yoldan çıkarmış olabilirim.

Yemekler hazırlanıyor
Yemekler hazırlanıyor

Sonrasın da şortla ısırgan otlarına yuvarlanmış olabilirim. Yağmura yakalanıp sırılsıklam ıslanmış da olabilirim ama hepsine değdi mi değdi. Yağmur da buz gibi sular da yüzdük. Çok güldük çok eğlendik. Kahkahalarımız dağı taşı inletmiş. Öyle dediler. O kahkahaya gelenleri de ıslaktık mı ıslattık. Son zamanlarda hiç bu kadar güldüğümü hatırlamıyorum.

Sonunda bizde yiyebiliyoruz
Sonunda bizde yiyebiliyoruz

Hep birlikte söylediğimiz şarkılarımıza kahkahalarımız karıştı. Bu kampta tüm biz çaylak öğrencilere görevler dağıtılmış. Elimizden geleni yaptık ve çok da geç olmadan uyumaya çekildik. Gece yine yağmur yağıyor, hem de şakır şakır. Sabah yedi uyanma saatimiz.

İnhisar kamp
Adaca Kanyonu kamp

Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı

Şener Şen’in “inek obası, uyannn” sesiyle uyanıyoruz. Tüm arkadaşlar müthiş bir mizah duygusuna sahip. Müthiş güzel bir güne uyandık. Geceki yağmurdan eser yok. Hülya’yla Ersan erkenden kalkıp kahvaltıyı hazırlamış.

Adaca Kanyonu kamp alanı
Adaca Kanyonu kamp alanı

Saat dokuzda her şeyimiz hazır giyinmiş olarak Adaca Kanyonu yolunda olmalıyız. Çadır topla, wetsuiti giy hem de bu sıcakta, hatta scuba çorabı üstüne bot giy. Üstüne Can yeleği giy. Sıcaktan ölmeden önceki son dakikalarımız.

Adaca Kanyonu kamp alanı
Adaca Kanyonu kamp alanı

Dalış eğitimlerimden öğrendiğim en hayati şey dalış elbiseleri güneş altında asla tam giyilmez. Bel seviyenizin atında tutmanızın hayati önem taşıdığı defalarca anlatılır. Nasıl soğuktan hipotermiye giriliyorsa aşırı sıcaktan da hipertemiye girilir ve her ikiside hayati önem taşır.

Adaca Kanyonu kahvaltı
Adaca Kanyonu kahvaltı

Herkes kendini o kadar sakınıyor ki ısrarla elbiseleri tam giyiyorlar. Ne desem fayda etmiyor. O sıcağa nasıl dayandıklarını asla anlayamıyorum.

Adaca Kanyonu Nerede?

Vakit gelince servis bizi belli bir yere kadar götürüyor. Kanyona yaklaşma mesafemiz 1 km. Adaca Kanyonu İnhisar ilçesinden Çalkara köyüne çıkan yol üzerinde solda. Koordinatları buraya ilk başta yazmıştım ama Ömer hocam’dan son dakika gelen mesajdan sonra silmeye karar veriyorum.

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Bizim gittiğimiz yerler kimsenin bilmediği, el değmemiş, bakir yerler. Buraların da piknikçi akınına uğrayıp kirletilmesi en son isteyeceğimiz şey. Bu uyarı bana çok mantıklı geliyor. Son zamanlar da gittiğim bakir yerlerin nasıl gidilir tarifini vermekte pek gönüllü değilim. 

Adaca Kanyonu Başlangıcı
Adaca Kanyonu Başlangıcı

Burayı KAD Derneği hocaları keşfetmiş. Bu tür kanyonların, burada yaşayan halk tarafından bilindiği ama oraya giren ilk keşif ekibi kimse, onların kayıt altına aldığından bahsediyorlar. Adını nasıl koyduklarını merak ettiğimdeyse, yakın köylerde yaşayanlarla konuşup halk arasında oraya ne isim veriliyorsa onlarında aynı ismi koyduklarını öğreniyorum.

Adaca Kanyonu girişine giden son iniş
Adaca Kanyonu girişine giden son iniş

Adaca Kanyonu Yolların da Telef Olanlar

Adaca Kanyonu için öyle bir yola dökülüyoruz ki. Dağlar tepeler aşıyoruz. Hava bunun için çok sıcak. Dalış elbisem yarı belime kadar inik olsa bile ayağımda 3mm scuba çorabı, üstünde bot var. Ayaklarımız su içinde.

Adaca Kanyonu'na yürüyoruz
Adaca Kanyonu’na yürüyoruz

Adaca Kanyonu’na ulaşamadan orada buharlaşıp yok olacak gibiyiz. Nasıl bir susamak, nasıl bir yorgunluk. Kırk yıl düşünsem bir dalış elbisesiyle dağlarda yürüyeceğimi düşünemezdim.Adaca Kanyonu’na inen son çarşak kaplı inişte bir ipe tutunarak iniyoruz. Oldukça zor olduğunu söyleyebilirim. En sonunda dere tepe düz gidip kanyonun girişine geliyoruz.

Adaca Kanyonu girişine giden son iniş
Adaca Kanyonu girişine giden son iniş

Adaca Kanyonu

Bu sporun özeti beklemek. En son gruptayız bu sefer. Kanyona bir şelaleden inerek başlıyoruz. İndiğimiz yerde baya derin bir gölcük oluşmuş. Çamurlu bir su akıyor. Büyük ihtimal bir önceki geceki yağan yağmurdan kaynaklanıyor. En sonunda suyu bulduk. Çok mutluyuz. Çocuklar gibi şeniz.

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Bu kadar giysiyle yürümek, ipe girmek, aşağılara inmek hiç kolay değil. Ayvaini Mağarasında düştüğümden beri dizliksiz asla girmem kanyona. Sulara gire çıka çoğu yerde şelalelerden inerek ilerliyoruz. Bastığımız yerde yürümek kolay değil. Çakur çukur bir kanyon içindeyiz.

Adaca Kanyonu, Çok seviliyorum
Adaca Kanyonu, Çok seviliyorum

Genişçe bir alanda mola veriyoruz. Atıştırmalıklarımız ortak alındı. Fındık hurma ve incirden oluşuyor. Nasıl becerdiysem oraya kadar cam şişe bir maden suyunu kırmadan getirdim. Öndeki gruplar bir bir ayrılıyor. Biz kahve içicez.

Adaca Kanyonu ilk iniş
Adaca Kanyonu ilk iniş

Normalde kahve sevmeyen ben bayılıyorum bu kahve faslına. Ersan’la Hülya üşenmeyip hazırlıyorlar bize. Kahvenin yanına lokum bile getirmişler. Hemde ıslatmadan. Mola süresinden kısa bir süre sonra önden giden grubun bir yerde beklediğini görüyoruz.

Adaca Kanyonu ilk iniş
Adaca Kanyonu ilk iniş

Delikli Şelaleden Nasıl indik

Onlar gitmeli ki biz geçebilelim. Bir saate yakın beklerken hafif bir uyku bile çekiyoruz. Diğer gruplar geçip gidince gördüğümüz yer neden bu kadar beklendiğinin cevabını veriyor. Ortada sıkışmış bir taşın altından, bir şelalenin içinden sular beynimize vururken inmemiz gerekiyor.

Adaca Kanyonu Delikli Şelale
Adaca Kanyonu Delikli Şelale

Aradığımız ekşın bu olmalı. Uyuklarken ve mola sonrası beden soğumuş patatese dönmüşken aradığımız adrenalini bulmak gerçekten güzel bir şey. İpe girip aşağı inerken o taşın arasına sığmaya çalışıyorum.

Adaca Kanyonu Delikli Şelale de sular tepeme iniyor
Adaca Kanyonu Delikli Şelale de sular tepeme iniyor

Buz gibi sular kafama son hızla vurmaya başladığında, küçük nefes boşluğumda son ses çığlıklarım etrafa yayılıyor. Eğleniyorum. İşte bu. Kanyonun sonuna doğru son ekşın bizi çok mutlu ediyor. Kanyona girmeden Meral Hocam’dan öğrendiğim kaskın içine şapka takıp, şelalelerden inerken kendimize nefes boşluğu yaratma fikri burada çok işime yarıyor. 

Adaca Kanyonu Delikli Şelale de suların içinden geçiyoruz
Adaca Kanyonu Delikli Şelale de suların içinden geçiyoruz

Bir yer var ki birkaç metreden kaydırak gibi kaymak gerekiyor. Yapamayan tek kişi benim. Herkes atlıyor ama ben ipe girmeyi tercih ediyorum. Yükseklik korkusu mu dersin ne dersin bilemedim. 600 metre uzunlukta kısa bir kanyon diye çoğu kişi beğenip gelmedi ama biz bittik. Biraz daha devam etse yürüyecek dermanımız kalmadı.

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Üstümdeki can yeleği, ıslak elbiseler, dizimdeki dizlikler robot gibiyim. Hareketlerim o kadar kısıtlı ki. Biz yorgun savaşçılar yeni bir zafer kazanmış edalarıyla çıktık kanyondan. Biraz daha devam etse biz nasıl devam ederdik bilmiyorum.

Adaca Kanyonu çıkışı
Adaca Kanyonu çıkışı

Yorgunluktan bitmiş bir edayla çıkışımızı daimi şöförümüz Coşkun abi görüntülüyor. O bizi, biz onu çok seviyoruz. Bir şöför değil ekibin bir parçası. Ateşi yakar, odun toplar, çayı demler, etrafı toparlar, bizi toplar. Hatta geç saat oldu mu evimize bile bırakır. Kanyon ekibimizin jokeri kendisi. 

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Adaca Kanyonu Dönüş Yolu

Araçlarımız kanyon çıkışına bizi almaya gelmiş. Kızlı erkekli dağılıyoruz. Üstümüzdeki ıslak elbiselerden kurtulmamız gerekiyor. Bu sefer hazırlıklıyım. Yanıma kocaman çöp poşetleri aldım. Kuru giysilere kavuşup kamp alanımıza geri dönüyoruz. Sabah topladığımız eşyaları araca yerleştirmemiz gerekiyor. Acele yok. Sakin sakin güle oynaya hazırlanıyoruz. 

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Kanyonda fotoğraf çekmek için su geçirmez telefonumu kanyona sokmuştum ama daha başlarda su alıp pert oldu. Su geçirmez diye satılan telefonları çift taraflı bir bantın tuttuğunu öğrendim. O zaman nasıl 6 metreye kadar suyun altında video ve fotoğraf çeker diye lanse ediyorlar bilemiyorum. Fotoğraf ve videolar için arkadaşlarıma teşekkür ederim. 

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Ben telefonla uğraşıyorum yani. Bir arkadaşımız telefonu tekrar suya koymam gerektiğinden bahsediyor. Oksitlenmeyi geciktiriyormuş. Ben de öyle yapıyorum. Yedi kat poşetin içindeki telefon arkadaşlarımı çok güldürüyor. Balığın nasıl esprileri havada uçuşuyor. 

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Akşamın son demlerinde yola çıkıyoruz. Aracın içinde bir çekirge görüyorum. onu evinden ayırmayalım, doğaya geri bırakayım istiyorum. Elimle yakalıyorum o bir yerden kaçıyor. Onunla uğraşırken ayağımı öyle şiddetli bir şekilde çarpıyorum ki. Böyle bir acı yok. Hiç bir şey olmamış gibi çekirgeyi doğaya salıyorum ve korkarak ayağıma bakıyorum.

Adaca Kanyonu
Adaca Kanyonu

Tabi ki kan içinde. Aracımızın egzosu kopmuştu. O boruyu aracın içine koymuşlar. Bende farketmediğim için çarpmışım. Hani et tırnaktan ayrılmazdı. O kadar tehlikeli işler yaptık birşey olmadı. Aracın içinde yaralandım. O nazar bir yerlerden çıkacaktı. Bu kadarına şükrediyorum. 

  • Ayvaini Mağarası Çıkış
  • Ayvaini Mağarasından dış dünyaya bakış
  • Ayva Köyü
  • Ayvaini Mağarası
  • Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası çıkışı
  • Ayvaini Mağarası çıkışı
  • Uluabat manzarası ve Gölyazı'ya kuş bakışı
  • Ayvaini Mağarası aşağıdan dış dünyaya bakış
  • Ayvaini Mağarasını ilk görüşüm
  • Ayvaini Mağarası yolu
  • Ayvaini Mağarası Kamp alanı
  • Bakut'un bize ikramı kavurma ve pilav
  • Ayvaini Kamp
  • Ayvaini Mağarası Kampın da kahvaltı
  • Kamp Alanı
  • Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
  • Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası, her taşa sarılıyorum, öpüyorum
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası çıkış
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayva Köyü, ardı bizim geçtiğimiz mağara
  • Ayvaini Mağarası aşağı inme stresi
  • Ayvaini Mağarası'nda aşağıya bakış
  • Sonunda atladım
  • Ayvaini Köyü
  • Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
  • Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
  • Ayvaini Mağarası

Kanyon eğitimi kapsamında Bursa da ki Ayvaini mağarasına gidiyoruz. Olağanüstü sarkıt ve dikitlerle kaplı, duvar damlataşları, sulu damlataş havuzları ve gölcükleri, el değmemiş yapısıyla gerçek bir doğa harikası  Ayvaini Mağarası. Ayvaini mağarası yer altında 5,5 km gidiyor. Yeraltı sularında yüzücez yani. Mağaralar her zaman hep ilgimi çekmiştir. Bunu kaçıramazdım.

Ayvaini Mağarası’na Nasıl Ulaştık?

Harika güneşli bir havada bir cumartesi günü Mecidiyeköy’den bizi alan servisle başlıyor maceramız. Öğlen saatleri olması sebebiyle İstanbul’dan çıkmak bir hayli sıkıntılı oluyor. Kamp yapacağımız yer tamamen doğayla başbaşa. Bursa da Ayva Köyü’nün yukarısında Ayvaini Mağarasına çok yakın bir yerde kamp yapıcaz. Bu sebepten alış verişinizi Bursa’dan yapmanız gerekiyor. Biz de öyle yapıyoruz.

Uluabat manzarası ve Gölyazı'ya kuş bakışı
Uluabat manzarası ve Gölyazı’ya kuş bakışı

Akşam saatlerine doğru hala yoldayız. Yolumuz bir yerden sonra Uluabat ve Gölyazı’ya kuş bakışı bakıyor. Harika manzaralardan geçiyoruz. Yolculuğumuz tam altı saat sürdü. Tüm gün yolda geçti. Normalde en fazla 3 saatte burada olmalıydık ama trafik bizi mahvetti. Gelir gelmez hemen çadırlarımızı kuruyoruz. Ortaya ateş için yer hazırlanıyor ve akşam yemeği için hummalı bir çalışma başlıyor.

Ayvaini Mağarası Kamp alanı
Ayvaini Mağarası Kamp alanı

Ayvaini Mağarası’nı İlk Görüşüm

Yemeklerimizi ortak hazırlıyoruz. Birileri derede kap kacak ve sebze yıkamaya gidelim deyince peşlerine takılıyorum. Mağaranın girişi de oradaymış. Mağarayı ilk görüşüm beni çok ürkütüyor. Ben düz ayak giricez sanıyordum ama bir iple beşinci kattan aşağı bir kara deliğe inmemiz gerekiyormuş. Hiç hoşlanmadım.

Ayvaini Mağarasını ilk görüşüm
Ayvaini Mağarasını ilk görüşüm

Tüm gece nasıl ineceğimizi düşünüp duruyorum. Ertesi gün vazgeçebileceğimden bahsediyorum. Kamp alanımızda pişen tarhana çorbamız, salatamız var. Bizi misafir eden Bursalı grup Bakut yani Bursa Arama Kurtarma ekibinin bize ikramı kavurma ve pilavı da var.

Bakut'un bize ikramı kavurma ve pilav
Bakut’un bize ikramı kavurma ve pilav

Bu sefer ki menü dört dörtlük. Bize bunlar yeter mi? Bizim yeme turumuz gece üçlere kadar ızgara köfte, böbrek ve sucukla devam ediyor. Muhteşem bir dolunay var tepemizde. Dağın başındayız ama o kadar aydınlık ki ortalık. Kısa bir yürüyüş bile yapıyoruz hatta. En son ateşin başında sohbet ederken uyuyanların kovması sonucu yataklarımıza gidiyoruz.

Ayvaini Kamp
Ayvaini Kamp

Ayvaini Mağarası’na Giriş Hazırlıklarındayız

Sabah erkenden ayaktayız yine ama bu sefer saat altı değil, dokuz. Ateş yanmış, menemen pişiyor. Kahvaltı sonrası wetsuitlerimizi giymek için çadırlara yöneliyoruz. Kırk yıl düşünsem dalış elbisemi bir dağ başında, ormanda kuru kuru giyeceğim aklıma gelmezdi. 

Ayvaini Mağarası Kampın da kahvaltı
Ayvaini Mağarası Kampın da kahvaltı

Dalış elbiseleri genelde ıslak giyilince daha kolay oluyor. Bir kısmını çadırda giymeyi başarsam da geri kalanını giymek için dışarı çıkmalıyım.Ben yine iyiyim. Hülya’nın elbisesi kendine ait değil ve birkaç beden küçük sanırım. Kendi bedenimizde olsa dahi çok zor giyilen bu elbiseye Hülya nasıl sığacak?

Kamp Alanı
Kamp Alanı

Çadırdaki içler acısı durumuna gülmemek elde değil. “Çık dışarı, bu bir spor, kimse sana bakmaz, işin doğasında bu var” desemde çadırdan çıkartamıyorum. Sonra olaya oba başımız Meral hanım ve Meryem dahil oluyor.

Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları

Hayatımda görmediğim bir sabır ve uğraşmayla Hülya’yı elbiseye sokmaya çalışıyorlar. Uzaktan gelin ve nedimeleri gibiler. Sanırım bir gülme krizine girdim. Böyle bir eğlence yok. Hiç bir şey fayda etmeyince Meral Hanım basıyor bulaşık deterjanını. Başka çare yok.

Ayvaini Mağarası yolu
Ayvaini Mağarası yolu

Ayvaini Mağarası’na İniş Çabalarım

En sonunda giyinmeyi başarmış, çadırları toplamış, araca yerleştirmiş zavallı bizler mağaranın yolunu tutuyoruz. Bir bilinmeze gidiyoruz. Ekibin çoğu yok. Mağara kelimesini duyan gelmemiş. Mağaranın başında 40 kişiye yakınız. İlk önce Ender Hocam atlıyor. Aşağıda bir emniyetçi de yok.

Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları

Emniyeti o alacak. Sol karşı duvara bir istasyon çakılmış. İp oraya bağlı. Oradan ipe girdiğiniz de öyle bir sallanıyorsunuz ki. Boşuğa atlıyorsunuz yani. Aşağısı kapkaranlık ve çok yüksekteyiz. Çok endişeliyim.Gülüp duruyorum ama her an kaçasım var. Bizim gruptan ilk önce kızları indiriyorlar. Bir tek ben kaldım.

Ayvaini Mağarası aşağı inme stresi
Ayvaini Mağarası aşağı inme stresi

En sonunda beni zorla da olsa ipe girmeye ikna ediyorlar. Bir uçurumun başında karanlık bir çukura atlamak üzere bir ipin ucundayım. Arkam dönük olsa ve görmesem yapıcam. Daha önce yükseklik korkumu yendim. Artık bunları düşünmüyorum ama burası öyle böyle değil.

Ayvaini Mağarası'nda aşağıya bakış
Ayvaini Mağarası’nda aşağıya bakış

Çoğu insan vazgeçeceğimi düşünmüş. Buna ben de dahilim. Son dakikalarımı çeken arkadaşlarım olmuş. Ben bir şeyin farkında değilim. Daha sonra izlediğim videolardan kendime inanamadım. Baya bir beklemeden sonra buraya kadar gelip de vazgeçmeyi kaldıramayacağımı düşünüp, yaradana da sığınıp salıyorum kendimi. Atlıyorum. Beni tuttukları için pek sallanmıyorum.

Sonunda atladım
Sonunda atladım

Herkes beni alkışlıyor. Ağzımdan “Kolay oldu aslında” diye de bir cümle çıkınca herkes basıyor kahkahayı. Nasıl indim, naptım bilmiyorum. Aşağı da diğer arkadaşları beklerken su falan içiyorum. Kendime gelmeye çalışıyorum. Orada naptığımı ve neden yaptığımı, kendimle ne zorumun olduğunu düşünüyorum. Aşağıda ki karanlıktan yukarıda ki ışığa bakıyorum. Aşağısı soğuk.

Ayvaini Mağarası aşağıdan dış dünyaya bakış
Ayvaini Mağarası aşağıdan dış dünyaya bakış

Ayvaini Mağarası’ndayız

Ayaklarımızda botlar var ama ıslağız. Beklemek bu sporun kısa bir özeti gibi. Pek sesim çıkmıyor. Her zaman gülen eğlenen ben pek iyi değilim. Klostrofobik durumumdan kapalı ve karanlık yerlerde pek duramıyorum. Ayvaini Mağarası’ysa 5,5 km’lik bir yeraltı nehri adeta. 

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

İki girişi varmış. Biri Bursa’nın Mustafa Kemalpaşa’ya bağlı Kazanpınar ve Doğanalan Köyleri arasındaymış. Bir yerde yer altından çıkıp bir çay gibi aktıktan sonra Ayva Köyü’nün yukarılarından bir şelale gibi bu mağaraya dökülüyormuş.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Yer kabuğunun kırıklarla parçalanarak ayrı kıtalara bölünmeye başladığı ‘Mezozoik Zaman’dan günümüze gelen Ayvaini Mağarası, 1970 yılında 3 kişilik bir İspanyol ekip tarafından keşfedilmiştir.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Hidrolojik olarak etkin durumda olan mağaranın Ayva Köyü’ndeki ağzından yeraltı suları çıkıyormuş. Uzunluğu 5,5 kilometreyi bulan mağaranın içinde yer yer 3-4 metreye ulaşan 60 adet gölcük yer alıyormuş. Düşünsenize çoğu boyu geçiyor ve biz onları yüzerek geçicez. 

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Mağaracılar bizim yüzerek geçtiğimiz yerleri botla geçiyorlar. Onlar bizim gibi dalış elbisesi giymiyor.Hiç yeraltı sularında, göllerinde, nehirlerinde yüzdünüz mü? Ben yüzmedim. Fazla düşünmeye gerek yok artık. Hep mağara sevmez misin? Gittiğin her yerde sualtında bile tüm kovuklara girmez misin? Kaç insan yaptı bunu? Haydi Bahar görelim seni… 

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Herkes de indiğine göre yürüyüşümüz başlıyor. Kafamızda ki fenerlerden her yer aydınlık. Karanlık değil. Daha sonra fotoğraflara baktığımda aslında zifiri bir karanlıktaymışız ama anlamamışız diyorum. Yerler de taşlar var. Dikkatli yürümek lazım derken sol ayağım bir kayıyor, sağa tutunayım derken sağ ayak da kayıyor. Bu sol sağ sol derken artık bozulan dengeme yapacak bir şey yok.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Mağara da Nasıl Düştüm?

Suların içinde iki dizimin üstüne öyle bir düşüyorum ki acısı aklıma geldikçe hala ürperiyorum. Kalkıp yürümeye devam ettim ama öyle bir acı yok. Tuhaf olan kimseye bir şey söylemiyor olmam. Normal de söylemek gerekiyor. Siz başınıza böyle bir şey gelirse mutlaka söyleyin. Soğuk sular biraz iyi geliyor. Acı her adımda azalıyor derken önümdeki çocuk “su taş” derken tak diye sol dizimi suyun içinde bir kayaya geçiriyorum. 

Ayvaini Mağarası, her taşa sarılıyorum, öpüyorum

Ağlasam ağlıycam. “Tamam, anladım ne demek istediğini” diyorum. Grup öyle hızlı gidiyor ki. Biz; Bursalı ekip, Meral hocam ve artçı Yüksel Hocamla geriler de kaldık. İlk başladığımız da ben de koşmuştum onlarla ama sonra “nereye koşuyorum ki” dedim. Başladım etrafıma bakmaya, o muhteşem sarkıtlara dokunmaya, gördüğüm kayalara sarılıp öpüp konuşmaya. 

Ayvaini Mağarası

Negatif İyonlar Şifa olsun

Öyle muhteşem sarkıtlar var ki. Mezozoik dönemden gelmiş düşünsenize. Bakmadan dokunmadan geçilir mi? Bu tür insanların az uğradığı yerlerde negatif iyon denilen bir enerji var. Bu negatif iyon bizi iyileştiren, doping etkisi yapan bir enerji. Tüm bu enerjileri almaya çalışıyorum. Çıplak elle dokunuyorum. Her geçtiğimiz yerdeki sarkıt farklı ve değişik. Bir yerde altın gibi işlemeli bir duvar gördük mesela. Ortam karanlık ve bizim makinalarımız yetersiz olduğu için çok güzel fotoğraflarımız yok mağarada. 

Ayvaini Mağarası mola

Ben de su geçirmez bile olsa telefonu yanıma almıyorum. Cebim yok. Elimde taşımak ve uğraşmak istemiyorum. Fotoğraf peşinde değilim. Doğa en büyük şifa kaynağı değil mi? Dokundum bol bol. Şifa diledim. Dua ettim. Anın tadını çıkarma derdindeyim. Öyle bir su var ki…

Ayvaini Mağarası çıkışı

Mavi ve cam gibi. Öndekiler yürürken bulanan su 30 saniye hareket etmezseniz anında berraklaşıyor. Çok derin sularda bile dibini görebiliyorsunuz. Çok fazla yarasa var. Hep ellerimizle tutuna tutuna indiğimiz için çoğu yerde yarasa gübrelerine bulanıyorum. Bir yarasa pisliğine bulaşmamıştım o da oluyor çok şükür.

Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası
Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası

Bir yerde su kaynağı varmış. “Oradan su içeriz” demişti Yüksel hocam ama oraya bile bu pislik karışmış. Bu sefer su falan içilemez buradan. Kayalar pütürlü. Elbiselerimiz parçalanmasın diye dikkatli iniyoruz. Dalış elbiselerimizin üstüne bir de şort giydik bu sebepten. Biri kontrol etmeden sulara atlamıyoruz. Su da sivri bir taş olabilir. Çoğu yerde su boyumuzu geçiyor. Üstümüzde bir de can yeleği olduğu için yüzüyorum. Ters, düz, su balesi yapıyorum. Nasılsa batmıyorum. Yok böyle bir keyif.

Ayvaini Mağarası mola

Sonun da Arkadaşları Yakalıyoruz

Çoğu yerde eğilerek geçmemiz gerekiyor. Ön grup koptu gitti. Normalde herkes bir arkasındakinden sorumlu. Derslerde böyle ama pratikte pek işe yaramıyor. Daha çaylağız çünkü. Biz eğlene eğlene gidiyoruz. 4 saat gibi bir sürede mağarayı geçmeyi planlıyoruz. Saat daha öğlen bile değil. Mola yerinde diğer arkadaşları yakalıyoruz. Yüksekçe bir yerden aşağıda ki suya atlıyorlar. Bakıyorum öyle ama atlayamıyorum. Çok emniyetli gelmiyor.

Fotoğraf Pan Derneği, Ayvaini Mağarası
Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası

Genelde kimse atlamasa ben atlarım böyle yerlerden ama bugün günümde değilim. Burada mutlak karanlık dedikleri şey için bir dakikalığına tüm ışıkları söndürüyoruz ama gproların kırmızı ışıkları bile etrafı aydınlatmaya yetiyor. Öyle bir karanlıkta, yerin yedi kat dibinde, bir mağarada, yer altı nehrindeyiz. Şaka gibi.

Ayvaini Mağarasından dış dünyaya bakış
Ayvaini Mağarasından dış dünyaya bakış

Bir ara Hülya’yı görüyorum. Nasıl beceriyorsa wetsuit ve can yeleğine rağmen o sulara gömülmeyi beceriyor. Ersan ensesinden tutup çıkartıyor. Bulaşık deterjanı kokuyor. İlk girdiğinde köpürdüğünden bahsediyor. Komedi filmi halt etmiş. Sonlara doğru bir yerde mola veriyoruz. Kocaman bir açıklık, oldukça yüksek bir duvar ve tam tepesinden gökyüzü ve ağaçlar gözüküyor.

Ayvaini Mağarası mola
Ayvaini Mağarası mola

Ayvaini Mağarası Mola

Biz yine dünyayla bağlarımızı koparmış, İstiklal caddesinde yürümektense yerin kırk kat altında yeraltı sularında yürümüş, üstüne bir de yüzmüşüz. “Manyak mıyız biz?” diyorum. “Sıradışıyız” diyorlar. Evet sıradışıyız ve iyi ki öyleyiz. Rutin kadar beni sıkan bir şey yok. Biri bana gel “cafeye gidelim oturalım” deyince öyle bir vakit kaybı geliyor ki bana anlatamam. Son durağımızda su kaynatıp sıcak çikolata içiyoruz. Atıştırmalıklarımızı yiyoruz. Al sana cafe işte. 

Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz

Dinleniyoruz ve ben yine patates oluyorum. Dinlenmeden direkt geçmem lazım. Dizlerimi vurduğum için sol bacağım bükülmüyor. Vücut soğudu, kaskatı kesildim. Ön grup yine alıp başını gitti. Bizse son çıkıştaki Pamukkale Travertenlerini anımsatan havuzlarda, buz gibi sulara atlayıp yüzüp şarkılar söylüyoruz. Fotoğraflar çekiyoruz. Eğleniyoruz.

Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz

Ayvaini Mağarası’ndan Çıkış

Ben, mağara düz bir yola çıkıyor sanırken yine yanılmışım. Böyle yerler için yeterli bilgi yok. Böyle bir yazı yok. Yine uçurumlara çıktık. Mağara da çok iyi iş çıkaran botlarım toprakta kayıyor. Dizim bükülmüyor. Üstüm bu işleri yapmak için çok fazla kalabalık. Can yeleğim hareketlerimi kısıtlıyor. Arkadaşlarımın yardımıyla iniyorum ama çelik ip çekili olmasa o yoldan inmesi çok zor olurdu.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Köye bir girişimiz var. Ekip olarak zafer kazandık yine. Hele ben. Aşağı inerken yaşadıklarımla rekor bende. Yüksel hocam bir ara “eyvah inemeyecek, vazgeçti” demiş. “Ama seni bırakmazdım buraya kadar geldikten sonra. Ben indirirdim” dedi. Öyle bir yerden indik işte.

Ayvaini Mağarası Çıkış
Ayvaini Mağarası Çıkışı

Ayva Köyü

Köy kahvesinin önünden sırılsıklam saçlar ve kıyafetlerle geçip muhtarlığın bizim için tahsis ettiği oda da üstümüzü değiştiriyoruz. Güneşte saçlarımızı kurutuyoruz. Çok değişik bir ruh hali içindeyim. Heyecanlıyım hala. Hayatımı ve verdiğim kararları çok fazla sorguladığım bir gün geçirdim. Köy kahvesini işleten Mehmet abimin mutfağını ele geçirip çayları doldururken ellerim titriyor hala.

Ayvaini Mağarası çıkışı
Ayvaini Mağarası çıkışı

Aklımda hala “Bahar sen ne yaptın, neden yaptın, neden ya neden?” cümleleri hiç bitmiyor. Köyden çıktığımız yere bakınca hiç bir şey anlaşılmıyor. O dağın içinde 5,5 kmlik bir yeraltı nehri ve mağarası olduğunu kimse anlayamaz. Gizlemiş doğa kendini. İnternetin çok zayıf olduğu bir köy. Yeşil erikleriyle ünlüymüş. Eriklerimizi de alıp yola koyulma zamanı.

Ayva Köyü, ardı bizim geçtiğimiz mağara
Ayva Köyü, ardı bizim geçtiğimiz mağara

Köfteci Yusuf’a Ulaşmak Hiç Bu Kadar Zor olmamıştı

Güzel bir yemek hayali kuruyoruz. Köfteci Yusuf planımız varken şöförümüzün tavsiyesi olan başka bir köfteciye giden grubu bırakıp üç kişi Orhangazi de yürüyerek Köfteci Yusuf’a ulaşmaya çalışıyoruz. O kadar efordan sonra da pek kolay yürünmüyor.

Ayva Köyü
Ayva Köyü

Yolun karşısına geçelim de otostop yapalım diyoruz. Önce kimse durmuyor. Yol bomboş yürürken bir ara arkamı dönünce yanımızdan hızlıca geçen bir kamyon görüp kaldırıyorum parmağı. Adam öyle bir fren yapıyor ki 500 metre ötede durabiliyor. Oğuz’u şöförün yanına oturtayım, Hülya’yı emniyete alayım derken en sona ben kalıyorum ve o şöför ben binemeden hareket ediyor.

Ayvaini Köyü
Ayvaini Köyü

Son kalan tırnağımda kamyonda kırılıyor, sürükleniyorum çünkü. Nedir bu bizim çektiğimiz? Çilemiz hiç bitmiyor ama çok eğlendiğimiz kesin. Köfteci Yusuf’un pirzolalarına ve ekmek kadayıfına gömüyoruz kendimizi. Neyse ki servis bizi almaya geliyor ve geri kalan yolda uslu birer çocuk olarak, maceralarımızı anlatırken güle oynaya sorunsuz evimize ulaşıyoruz.

Ayvaini Mağarası çıkış
Ayvaini Mağarası çıkış

Ayvaini Mağarası’na Girerken Yanımıza Almamız Gereken Malzemeler:

Ayvaini Mağarası’na giderken biraz araştırma yapayım dedim. Bizi neler beklediğini öğrenmek istiyor insan. Ayvaini Mağarası’yla ilgili teknik raporlar var ama orayı geçen bir insanın yaşadıklarını anlatan bir yazı yok. Yanımıza ne malzeme almamız konusunda bir bilgi kirliliği de olunca kendi tecrübelerime göre yanınıza almanız gereken malzemeleri listeledim:

  • 5mm scuba elbisesi, komple kapalı olanından. Shorty olmaz. Su ve mağaranın içi çok soğuk zira
  • Sadece tek bir iniş olduğu için bence ekstra eldivene gerek yok. Bir tane de scuba eldiveni yeterli. Normal eldiven ıslandığında ellerimi dondurdu. Scuba eldivenleri kanyon inişlerinde kolay parçalandığı için pek tercih edilmiyor.
  • Su geçiren, bilekleri saran bir bot. Su geçirmesi çok önemli. Ülkemizde kanyon ayakkabısı pek bulunmuyor. Normal botlar da suların içinde kolay parçalandığından en ucuzunu almamızı önerdiler.
  • Botun içine bir scuba çorabı. Ben 3mm tercih ediyorum genelde. Siz çok üşüyorsanız 5mm almalısınız.
  • Şort veya bir tayt. Kayalar çok pütürlü olduğu için wet suitinizin üstüne bir şort giymenizde fayda var. Yırtılmayı ve zedelenmeyi önler. Malum elbiseler çok pahalı. 
  • Kızlar için bikini ya da mayo. erkekler için şort. Elbiseyi ortalık yerde giyeceğinizi unutmayın. 
  • Kask
  • Su geçirmez bir kafa feneri, yedek pil
  • Can yeleği. Alttan bağlamalı olanı tercih edilmeli. Çoğu yerde suyu yüzerek geçiyorsunuz. 
  • Su geçirmez bir çanta çok iyi olur. Ben de yoktu. Atıştırmalıklarımın hepsi ıslandı ama zaten paket içindeydiler. Yiyebildik. Hurmalar soğuktan dondu. Yemek zor oldu
  • Varsa küçük bir termosta sıcak su hayat kurtarabiliyor. Hipotermiye karşı bu sıcak suyun yanımızda bulunmasının hayat kurtardığını söylediler.
  • Atıştırmalıklar. Hurma, ceviz gibi enerji verecek şeyler
  • Cep telefonlarınızı yanınıza almamalısınız. Su geçirmez kıflıfla alın desem de pek fotoğraf çekilemiyor. Yeterli ışık yok. Mağara fotoğrafları özel tekniklerle çekiliyor. Bu sebepten mağara içinde çok güzel fotoğraflarımız yok.
  • Düdük. Aşağı da çok fazla yankı ve su sesi var. Ne dediğiniz anlaşılmıyor. Grubun önündekilerle haberleşebilmek için düdük çalmak gerekiyor.
  • Bence dizlik olmazsa olmazlarda. Dizlik olmadan mağaraya girmeyin derim. Suyun içinde göremediğimiz pek çok kaya var ve nasıl oluyorsa her seferinde dize denk geliyor.  Motosiklet için kullanılan plastik dizlikler bence ideal.  

 

 

  • KAD Ekiibi Yarıkkaya Kanyonu'na gidiyor
  • Sülüklü Göl, Manisa
  • Sülüklü Göl, Spil Dağı
  • Sülüklü Göl, Manisa
  • Yarıkkaya Kanyonu
  • Sülüklü Göl, Manisa
  • KAD Ekiibi Yarıkkaya Kanyonu'na gidiyor
  • Sülüklü Göl, Manisa
  • Yarıkkaya Kanyonu
  • Yarıkkaya Kanyonu. Mağara
  • Kamp Ateşinin sıcağı yüzüne vuranlar
  • Kamp Kahvaltı
  • Yarıkkaya Kanyonu
  • Yarıkkaya Kanyonu
  • Yarıkkaya Kanyonu
  • Yarıkkaya Kanyonu çıkış
  • Yarıkkaya Kanyonu. Mağara
  • Yarıkkaya Kanyonu. Mağara
  • Yarıkkaya Kanyonu çıkışı
  • Yarıkkaya Kanyonu
  • Yarıkkaya Kanyonu çıkışı
  • Kad Kanyon Ekibi
  • Kad Kanyon Ekibi
  • Kad Kanyon Ekibi
  • Yarıkkaya Küçük Kanyon
  • Kad Kanyon Ekibi Kamp Alanı
  • Yarıkkaya Kanyonu
  • Yarıkkaya Kanyonu
  • Yarıkkaya Kanyonu
  • Yarıkkaya Kanyonu
  • Yarıkkaya Kanyonu
  • Yarıkkaya Kanyonu çıkışı
  • Yarıkkaya Kanyonu, Mağara
  • Yarıkkaya Kanyonu
  • Yarıkkaya Kanyonu çıkışı
  • Sülüklü Göl, Manisa kamp ateşi
  • Sülüklü Göl, Manisa
  • Yarıkkaya Kuru Kanyonu

Uzun bir süredir kanyon geçiş eğitimindeyim. Kuru kanyon eğitimi için Manisa’da Yarıkkaya Kanyonu’na geldik. Yarıkkakaya Kanyonu bu tarz eğitimler için tam bir eğitim kanyonuymuş. Yarıkkaya’da bizi neler beklemiş, neler yapmışız, yine kendimi nasıl bir şeyin içine sokmuşum? İşte size Yarıkkaya Kanyonu macerası

nerdesinbahar
nerdesinbahar

 

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali 

 

 

Spil Dağı Efsanesi 

Bu sefer Şehzadeler şehri, Tarzan’ıyla ünlü Manisa’da Spil dağında kamp yapıcaz ve ertesi gün Yarıkkaya Kanyonu’nu geçicez. Yani kısacası tam 83 kişi son derece hevesli bir şekilde kendini uçurumlardan atmak için Spil Dağı yolunda. Kamp alanımız Spil Dağı’ndaki Sülüklü Göl. Sapsarı çiçekler açmış gölün etrafında çadırlarımız yerini alıyor hemen. Spil Dağı’ndan başlayan inişler Turgutlu karayolunda son bulacak.

Sülüklü Göl, Manisa
Sülüklü Göl, Manisa

Spil Dağı‘nın efsaneleri var tabi. Tanrıça Niobe‘nin yedisi kız yedisi erkek olmak üzere on dört çocuğu varmış. Tanrıça Leto’nun ise sadece Apollo ve Artemis adlarında iki çocuğu bulunuyormuş. Niobe doğurganlığıyla övünürmüş. Niobe‘nin övünmeleri Leto‘yu kızdırınca çocuklarına Niobe‘nin cezalandırılmasını söylemiş.

Sülüklü Göl, Manisa
Sülüklü Göl, Manisa

Artemis ve kardeşi Apollon, Spil Dağı‘ndan attıkları oklarla Niobe‘nin çocuklarını öldürmüşler. Niobe çocuklarının başında ağlamaya başlamış ve Zeus‘a kendisini çocuklarının başında taşa döndürmesini istemiş. Zeus da bu isteğini yerine getirmiş ve Niobe‘yi Spil Dağı eteklerinde bir taşa çevirmiş. Ağlayan Kaya efsanesi bu şekilde. Efsanelerde tarih gibi acılarla dolu. Tanrıların evinde kamp alanımız. 

Sülüklü Göl, Manisa
Sülüklü Göl, Manisa

Sülüklü Göl Kamp Alanı

KAD Kanyon Ekibi‘yle gecenin bir yarısı yine yollardayız. Oldukça kalabalığız. Malzemelerimiz bizden daha kalabalık. Aracın içi bile komple çanta ve malzeme dolu. Adım atacak yer yok. Daha önce kampa böyle toplu taşımayla da gitmedim. Alışmaya çalışıyorum.

Sülüklü Göl, Spil Dağı
Sülüklü Göl, Spil Dağı Kamp Alanı

Spil Dağı eteklerindeki Sülüklü Göl‘e bahar gelmiş. Sapsarı çiçeklere papatyalar karışıyor. Bulutlar Spil Dağı‘yla raks ediyor. Hemen etrafa yayılıp kendimize rüzgarsız bir yer bulmaya çalışıyoruz. Bunca yıllık kamp hayatımda ilk defa matta yatıcam. -35 uyku tulumumla üşümemeyi hedefliyorum.

Yarıkkaya Kuru Kanyonu
Yarıkkaya Kuru Kanyonu

Çadırımızı kurduktan sonra biraz vücudu topraklama zamanı. Gölde o kadar çok kurbağa var ki. Biz göle yaklaştıkça zıp zıp atlıyorlar. İlk gölü gördüğümüzde biz burada yüzeriz demiştik arkadaşımla ama hiç niyetimiz yok.

Kad Kanyon Ekibi
Kad Kanyon Ekibi

Loç Vadisi aktivistleri yine bizimle. Loç Vadisi benim bu spora başlama sebebim Valla Kanyonu’nun çıkışında bulunan köy. Bu köyde yaşayanlar o kanyonu hiç geçmemiş ama yok olmaması için sekiz yıldır mücadele içindeler. Sarı yazmalarıyla kamp alanında yerlerini alıyorlar. Her şeyi betonla kaplayan zihniyet bir gün bir yerde durur ve bu durduğu ilk nokta Loç olur ümidiyle bu cuma çıkacakları mahkemede sonuna kadar yanınızdayız diyoruz. 

Sülüklü Göl, Manisa
Sülüklü Göl, Manisa

Yarıkkaya Küçük Kanyon

Kısa bir dinlenme molasından sonra küçük kanyonda deneme yapmak için yola düşüyoruz. Doğa benim evim ve evime bahar gelmiş. Her yer yemyeşil, mis gibi kokuyor. Çiçekler sapsarı. Kendimizi çiçeklerin üstüne atmaktan alıkoyamıyoruz.

Kad Kanyon Ekibi
Kad Kanyon Ekibi

Yol yorgunluğunun üstüne küçük kanyonda inişler gerçekleştiriyoruz. Bu sefer sonumu düşünmek istemiyorum. Gün sonu yardan inmekten daha çok kamp alanına geri dönmek yoruyor.

Kad Kanyon Ekibi
Kad Kanyon Ekibi

Geldiğimizde yemekler hazırmış ama biz uzaktan bakınca ateş göremeyince önce fındık fıstıkla karnımızı doyuruyoruz. Hava kararmaya yakın da kamp alanına gidiyoruz. Oysaki yemekler çoktan hazırmış. Ateş tüm güzelliğiyle yanıyormuş. Uzunca da bir yemek kuyruğu varmış.

Yarıkkaya Küçük Kanyon
Yarıkkaya Küçük Kanyon

En Sevdiğim Şarkılı, Türkülü, Ateşli Kamp Geceleri

Obamızın başı Meral hanım yine işbaşında. Yavrularını doyurma peşinde. Bu seferde yemek hazırlanırken iştirak edemiyorum. Yiyici takımdayım yine. Yemekler yenip çay faslına geçilirken katılımcılardan biri sazını diğeri bendirini alıyor. Başlıyor çalıp söylemeye. Hayatımda gördüğüm en kocaman saz, sahibi de kocaman gerçi.

Kad Kanyon Ekibi Kamp Alanı
Kad Kanyon Ekibi Kamp Alanı

Ateş, müzik, gözüme kaçan dumanlar, mis gibi is kokmama rağmen hiç bir şey keyfimi bozamıyor. Saz çalan arkadaşın yanında kendime dumansız ve sıcak bir bölge ararken ittirip durmuşum o çalarken. Şarkı arasında beni uyarınca beni bir gülme alıyor. Bende beni birisi ittiriyor sanıyorum. Meğer ben ona çarpıp geri geliyormuşum. Arkadaşın kocaman olduğunu söylemiş miydim?

Kamp Ateşinin sıcağı yüzüne vuranlar
Kamp Ateşinin sıcağı yüzüne vuranlar

Aslında kampta olduğumuz gün Türkiye‘den de görülebilen en büyük meteor yağmuru var ama biz öyle yorgunuz ve sabah o kadar erken kalkıcaz ki yatmayı tercih ediyoruz. Aklım da kalmadı değil ama bazen hepsi bir arada olamıyor.

Sülüklü Göl, Manisa kamp ateşi
Sülüklü Göl, Manisa kamp ateşi

Gece çadırın yanında bir çay çorba lafları duyunca bir zıplayıp saatime bakıyorum. Sabah oldu da uyuyakaldım beni bırakıp gittiler diye korkum. Meğer çadır komşularımız gelmiş ve azıcık sessiz olsalar ne iyiymiş.

Bahar Yeter Artık, Bu Son Olsun Dediğim Anlar

Sabaha karşı donmalarım titremelerime karışıyor. Böyle üşüyünce insan daha bir cenin poziyonuna bürünüp daha bir hareketsiz kalıyor. Bu da daha çok üşütüyor. Gül ve ben büzüşmüşüz resmen. Saatin çalmasıyla ayaktayım ama sanırım hiç mutlu değilim.

Sülüklü Göl, Manisa
Sülüklü Göl, Manisa

Bahar yeter artık, bu son olsun” diye kalkıyorum. Hala donuyorum. “Bunu da yap sonra emekli et kendini” diyorum. Üşüyorum, uykum var, boynum tutulmuş, yerde uyumayı sevmedim.

Kamp Kahvaltı
Kamp Kahvaltı

Mızmızlanmaya vaktim yok. Giyinmeliyim. Çadırı toplamalıyız. Uyku tulumları, eşyalar, kap kacak… Topla topla bitmiyor. Araca eşyaları taşı taşı bitmiyor. En sonunda kamp alanında kahvaltı için oturunca bir derin nefes alıyorum ve sabah kalktığım zamanki duygularımdan eser kalmıyor.

KAD Ekiibi Yarıkkaya Kanyonu'na gidiyor
KAD Ekiibi Yarıkkaya Kanyonu’na gidiyor

Hocalardan Şahin “su dökünde yüzümü yıkayayım” deyince de beni bir gülme alıyor. Kamp alanında ne yüz yıkaması. En son evden çıkarken yıkamıştık ya işte. Kamp alanımızda tamamen doğayla başbaşayız. Bir tesis yok. Wc yok. Sadece küçük bir çeşme var.

KAD Ekiibi Yarıkkaya Kanyonu'na gidiyor
KAD Ekiibi Yarıkkaya Kanyonu’na gidiyor

İlk sorduğumda 45 dakika sonra çıkarız lafını İbrahim hocamın ağzından aldım ya o hep 45 dakika artık. Aradan yarım saat geçmiş ama hala kim sorsa 45 dakika kaldı diyorum. Güle oynaya düşüyoruz yola. 5 ayrı gruba ayrıldık. Ben öncü gruptayım.

Yarıkkaya Kanyonu

Yarıkkaya Kanyonu için bir saate yakın yürümek gerekiyor. Sabah 8 civarı başladığımız kanyondan 4 civarı çıkmayı hedefliyoruz. Grubumuzda iki tane de çocuk var. Bizden daha cesaretli ve başarılı oldukları gerçek.

Yarıkkaya Kanyonu
Yarıkkaya Kanyonu

Eski yıkık ağılın oradan hemen sonra kanyon başlıyor. Daha önce öğrendiklerimiz ve bir gün önce yaptığımız pratikle artık daha bir korkusuz çaylaklarız. Aşağılara bakmıyorum. Otomatikte, karabinamda ki sekizlimi çıkartıp ipe doğru girmeye çalışıyorum.

Yarıkkaya Kanyonu
Yarıkkaya Kanyonu

Grubumuzdaki çocuklar ne kadar şanslı. Biz bu yaşımızda bunu yapmaya çalışırken onlar hayata ne kadar erken başlıyor. Yerinden kımıldamaya korkan annemle pantalonu kırışır diye oturmayan babam aklıma gelince hiç şansım yokmuş diye düşünüyorum. Benim gibi bir annenin de hiç bu taraklarda bezi olmayan bir çocuk kısmeti. Hayat böyle.

Yarıkkaya Kanyonu
Yarıkkaya Kanyonu

127 Saat Filminin İçindeyim Adeta, Biri Beni Buradan Çıkarsın

Tam 27 kere irili ufaklı uçurumdan kendimizi aşağı atmamız gerekiyor. İki tanesi var ki gerçekten korku filmi gibi. İnsan ” bunu neden yapıyorum ki” diye sorguluyor. “Hocam biz buradan nasıl inicez” diyorum. Birinden “kütür kütür inicez” diye bir laf çıkıyor. Gel de gülme. Sinirlerim zaten oynamış yerinden, zembereğim şaşmış, çeneme vurmuş durmadan konuşup gülüyorum.

Yarıkkaya Kanyonu
Yarıkkaya Kanyonu

127 saat filminden bir kare sanki karşımdaki ve o filmin kahramanları bizleriz. İki yar arasına sıkışmış bir kaya ve biz o kayanın tam altından metrelerce aşağı inicez. Oradan inmekten başka çaremiz de yok. Geri dönemeyiz. Kız çocuğumuzun gözyaşları içimi acıtıyor. Bacaklarının titremesi, sarkıttığı alt dudağı, ıslatmamak için uğraştığı güzel kirpikleri ölsem aklımdan çıkmaz artık.

Yarıkkaya Kanyonu
Yarıkkaya Kanyonu

Diğer çocuğumuzu tutabilene aşkolsun. İbrahim hocam diyor ki “bir iki seneye ölmezsen çok güzel bir hayatın olacak“. Öyle zapdedilemiyor ve fazla korkusuz.

Yarıkkaya Kanyonu
Yarıkkaya Kanyonu

İpe güven, ipe güven tamam güveneyim de Allahım neden burası bu kadar yüksek? neden ayağımı koyacak bir yer yok? İki dizim yerde yüreğim de tam ağzımda içimden kendime ettiğim küfürler kulağımda “lanet olsun dostum, Biri beni buradan çıkarsın” diye diye iniyorum.

Yarıkkaya Kanyonu
Yarıkkaya Kanyonu

O negatif iniş denilen şey var ya, işte o lanet şey yüzünden o kadar toplamama rağmen saçlarım çatır çatır yolunuyor. Negatif inişlerden nefret ettiğimi söylemiş miydim?

Yarıkkaya Kanyonu
Yarıkkaya Kanyonu

Negatif iniş; yardan aşağıya kendinizi sarkıttığınızda kayanın altının boş olması. Diğer inişlerde düz bir duvarda ayaklarınızın tabanını duvara basa basa inerken bu inişte kendinizi bir ipin ucunda boşluğa salma hali. Sevmemekte haksız mıyım?

Yarıkkaya Kanyonu
Yarıkkaya Kanyonu

İnsan bir bir inince de bir rahatlıyor ki anlatamam. İki dağ arasındaki bir yarıktayız. Gökyüzü tepelerde bir yerlerde. Güneşte var dışarıdaki dünyada ama bize yok o güneş. Allahın unuttuğu bir yerde iki dağ arasında bir ipin ucundan durmadan kendimizi uçurumlara sarkıtıp duruyoruz. Her inişte de bir mutlu oluyoruz. Böyle anlatınca ne kadar saçma geliyor değil mi? ama değil işte. Sınavımız kendimizle.

Yarıkkaya Kanyonu
Yarıkkaya Kanyonu

Hani bir yerlerde bir yükseklik korkusu vardı. Nereye gitti o? Hiç düşünmeden kendimi atıp atıp duruyorum yarlardan aşağıya. Yükseklik ve korku kelimelerim ayrılmış farkında olmadan. Şükür

Yarıkkaya Kanyonu Mola

Mağara denilen genişçe bir alanda mola veriyoruz. Her grup arkadaki ile peşpeşe gidiyor. Birbirinden sorumlu. İkinci grupta yakalıyor bizi molada. Bir şeyler yiyoruz ve dinleniyoruz. Benim bedenim böyle etkinliklerde dinlenmeyi ve yemeyi sevmez hiç. Ne kadar dinlenme o kadar vücut soğuması, adrenalin düşmesi ve yorgunluk getirir.

Yarıkkaya Kanyonu. Mağara
Yarıkkaya Kanyonu. Mağara

Bu seferde farklı olmuyor. Bir de ne yediysem, her eğildiğimde ağzıma geliyor. İkinci etap benim için daha zorlu artık. Yorulduk tabi ve çok bekledik. Benim gibi sabredemeyen birine hayat beklemeyi öğretiyor. Mağara denilen yerde definecilerin kazdığı bir yer var. Hocalarım gösteriyor. Zmanında buralar hep defineciler tarafından kazılmış. Bir şey bulan oldu mu acaba?

Yarıkkaya Kanyonu. Mağara
Yarıkkaya Kanyonu. Mağara

Aynı zamanda biri oraya bir incir ağacı dikmiş ve yanına bir not bırakmış. “Gelip geçen sulasın, önümüzdeki yıllar gelip geçerken meyvesini yeriz” yazmış. Ne güzel insanlar var.

Yarıkkaya Kanyonu. Mağara
Yarıkkaya Kanyonu. Mağara

Bir de Ahmet gerçeği var bizim grupta. Adam buralarda büyümüş olmalı. Kask takmayı reddeden, eldiven kullanmayan bir Ahmet. Gül’le beni inersiniz buradan deyip, biz de hangi akla hizmetle inanıp peşinden patır patır atlayıp da kendimizi dağa taşa çaktığımız foto Ahmet.

Yarıkkaya Kanyonu, Mağara
Yarıkkaya Kanyonu, Mağara

Sayesinde en kolay yerlerde yerlere çakılıp kayalarda kafamızı sektirdik. Pişman mıyız? Asla. Her şey bize bir şey öğretiyor. Kendi güvenliğini kendin düşün, kendin al. Bizim çok güzel fotoğraflarımızı çeken Spiderman Ahmet bu şekilde inip bir de geri tırmanıyor. Hızına yetişebilene aşk olsun. En son tepelerden bize öpücük gönderiyordu. Seni unutmayacağız Ahmet.

Yarıkkaya Kanyonu
Yarıkkaya Kanyonu

27 iniş her bir insan için 27 ayrı ipe girişi kontrol demek. Sadece bizim grup 16 kişi. Bir de buna biz çaylakların fotoğraf aşkı eklenince, emniyetçiye “hocamm emniyet, bir foto şeyettircez de” demelerimiz ve bu ricamıza hiç gık dememeleri. Suat Hocamın beni havada asıp da “bahar yeni yazı ne zaman, en güzel beni yazacaksın yoksa salmam” şakaları unutulur mu? İyi ki varsınız.

Yarıkkaya Kanyonu, yıkık ağıl
Yarıkkaya Kanyonu, yıkık ağıl

Yarıkkaya Kanyon Çıkışı

Saatler süren geçişte sonlara doğru artık dizlerim beni taşımıyor. Kanyonun içinden uzaktaki evi ve otobanı görmek çok şaşırtıcı. Hem bu kadar bakir hem de dış dünyanın hemen yanı. Dışarıda bir hayat var ve biz başka bir dünyadan oraya bakıyoruz. Sanki hep orada yaşayacakmışım gibi hissetmişim demek ki.

Yarıkkaya Kanyonu çıkışı
Yarıkkaya Kanyonu çıkışı

Kanyondan sallana sallana zafer kazanmış edalarıyla bir çıkışımız var. Yok böyle bir keyif. Tüm yorgunluk, sabah hissettiğim duygular her şey çok uzaklarda. Bir hedefim var ve bu hedefe giderken bir engeli daha aşmanın rahatlığı var. Başarmak ve kendinle olan savaşından galip çıkmak nasıl güzel bir duygudur.

Yarıkkaya Kanyonu çıkışı
Yarıkkaya Kanyonu çıkışı

Korkularının üstüne üstüne gidip bir hiç olup hayatta sahip olduklarımızın aslında ne kadar kıymetli olduğunu anlamak… sıcak bir ev, rahat bir yatak, dört duvarı olan bir tuvalet bile şükretmek için yeterli değil mi?

Yarıkkaya Kanyonu çıkışı
Yarıkkaya Kanyonu çıkışı

Yaptığım hiç bir spor için bu kadar eğitim almadım ben. Normalde bu sporu da yerinde öğrenip yapıp rafa kaldırmam gerekirken neden bu kadar eğitim? Bilmiyorum ama ben bu ekibi sevdim ve bir kere bir şeyi de usulüne göre yapmaktan keyif aldım.

Yarıkkaya Kanyonu çıkış
Yarıkkaya Kanyonu çıkış

Hocalarımıza hakikaten sabırlarından dolayı teşekkür etmek lazım. 83 kişiyi kanyona intikal ettirmek, hepsine tek tek teknik malzeme temin etmek,daha ilk günden tepenin başında ipe sokmak, aksam üç kap yemek çıkartabilmek, bu yemeklerin alt yapısı için herkesin eline notlar verip markete yönlendirnek, hastaya şifa olmak, sabah erkenden kahvaltıyı hazırlayıp takımları sırasıyla kanyona sokmak ve hiç kimsenin burnu bile kanamadan faaliyeti bitirip sağ salim evlerine teslim etmek. İşte mükemmelik budur.

Yarıkkaya Kanyonu çıkışı
Yarıkkaya Kanyonu çıkışı
  • Ballıkayalar iİk iniş
  • Dağdan Atlamaya Hazırım
  • Ballıkayalar Kamp alanı
  • Ballıkayalar Kamp
  • Kastamonu ekibi yemek hazırlıyor
  • KAD Ballıkayalar Kamp
  • KAD ekibi kamp alanı
  • KAD Ekibi
  • Ballıkayalar Kaya inişi
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar Kaya inişi
  • Ballıkayalar Kaya inişi
  • Ballıkayalar
  • Hürriyet Seyehat
  • Başarmış mutlu Bahar
  • Ballıkayalar
  • Kanyon Eğitimi
  • Kastamonu ekibi yemek hazırlıyor
  • Başarmış mutlu ekip
  • KAD Kamp
  • KAD Kamp
  • KAD Kamp
  • Kaya inişi
  • Kaya inişi emniyetçileri
  • Kanyon Eğitimi
  • Ballıkayalar Kaya inişi
  • Başarmış mutlu ekip
  • Ballıkayalar Kaya inişi

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

 

Yeni Bir Deneyim, Kanyon Sporu

Yeni bir şeyler denemem gerekiyordu artık. Kanyon fotoğraflarına bakarken gülümsediğimi farkettim. Her şelale, dere ziyaretimde o sulara atlama isteğimi, suyun taşlarda oluşturduğu izleri yakından görmeyi yaşamam gerekiyordu. Böyle gereklilikler hissediyor musunuz hayatınız da bilmiyorum. Ben de oluyor. Yok artık bunu da yapmam” dediğim herşeyi yapıyorum birbir.

KAD Ekibi
KAD Ekibi

Adrenalin seviyorum. Doğayı seviyorum. Pek çok doğa sporunu zaten yapıyorum. Bir tık yukarısı ve aslında en tehlikelilerinden olan kanyon sporu için bu sene zamanı geldi sanıyorum ki harekete geçtim. Bir yere kaydımı yaptırmıştım. Aylık 200 TL’ye kanyon eğitimleri var. 

KAD Ballıkayalar Kamp
KAD Ballıkayalar Kamp

Tesadüfen konuşurken sitemi de yapan arkadaşım Ömer bana kendi arkadaşlarını önerdi. Bu dernekle ilgili pozitif yönde çok güzel deneyimlerini duyunca rotamı bu tarafa döndürdüm. Bir aydır eğitimdeyiz. Haftada bir gün 2 saat teorik eğitim var.

Kastamonu ekibi yemek hazırlıyor
Kastamonu ekibi yemek hazırlıyor

Bir kaç haftalık eğitimden sonra iple iniş için İstanbul’a en yakın antreman alanı Ballıkayalar‘ın yolunu tutuyoruz. Aynı zamanda yılında ilk kampı olacak benim için. Yakın olduğu için ben kendi aracımla gitmeyi tercih ettim pek çok arkadaş gibi.

Kastamonu ekibi yemek hazırlıyor
Kanyon ekibi yemek hazırlıyor

Daha önce defalarca gittiğim Ballıkayalar da o tırmanan inen insanları hep görmüştüm. Bu sefer ben de aynı sebep için yollara düşüyorum. Ben arkadaşımla erken gelip Ballıkayalar da ki şelaleye yürüdüm. Muhteşem manzaralar eşliğinde çok güzel bir gün yaşadım.

 

Kanyon Ekibi Kamp Alanı

Şelale dönüşü yorgun argın çadırda dereyi seyrederek uzanırken kampımızın ateşi yanmış, yemekler hazırlanmış. Tüm yemekleri dernek hazırlıyor. Alışverişi yapıyor. Paylaşım usulüne göre ücretlendirliyor. Siz sadece içeceklerinizi alıyorsunuz. Hoş sohbetler başlamış. Yemeklerimizi yedikten sonra ateş başı sohbetleri, birbirimizi tanıma, müzikler dinleme derken sabah 7,30 da “kahvaltı” lafını duyuyorum. O kadar erken kalkılacak yani. İlk ekipte değilim neyse ki. 

Ballıkayalar Kamp alanı
Ballıkayalar Kamp alanı

Ekibin çoğunluğu Kastamonu‘lu. Her kendini tanıtan Kastamonu diyor. Kastamonu kanyon cenneti bir yer. Dünyanın ikinci en derin kanyonu olan Valla Kanyonu‘nun çıkışında bulunan köyde yaşayanlar hiç o kanyona girmemiş. Şimdi eğitim için buradalar.

KAD ekibi kamp alanı
KAD ekibi kamp alanı

Aynı zamanda bu bölgede bulunan Loç Vadisi Hes projesiyle sular altında kalacakmış. 8 senedir bununla mücadele ediyorlar. Ben size Loç Vadisi sular altında kalmadan gidip görün demeyeceğim. Sular altında kalmaması için onlara destek olun diyeceğim. 

KAD Kamp
KAD Kamp

Ekip yavaş yavaş dağılıp yatarken biz ateş başında saati 4 yapıyoruz. Sabah erken kalkmayı düşünmedim hiç. Çok özlemişim kamp ateşinde sohbet etmeyi, gülmeyi, eğlenmeyi.

KAD Kamp
KAD Kamp

Saat 10 civarı gözümü açtığımda kamp alanında iniş çalışmalarına başlamışlar bile. Birşeyler atıştırıp ben de deniyorum. Çok zor değil gibi ama yükseklik korkumla nasıl başedeceğimi bilemiyorum.

KAD Kamp
KAD Kamp

Kanyon ve Doğa Sporları Araştırma Derneği

KAD yani Kanyon ve Doğa Sporları Araştırma Derneği, kanyon sporunu sevdirmek için gönüllülük esasına dayanarak eğitimler veriyor. Tüm malzemeler dernek tarafından ücretsiz karşılanıyor ve yine tamamen ücretsiz teorik eğitimlerden sonra pratik eğitimler için sizi bu sporun yapıldığı yerlere götürüyorlar. Bu da paylaşım usülüne göre ücretlendiriliyor.

Kaya inişi
Kaya inişi

Kanyon geçişleri extrem doğa sporları kategorisinde gösteriliyor..Tüm tecrübeli hocalar bıkmadan usanmadan saatlerce size bu sporu sevdirmek ve öğretmek için uğraşıyor. Çünkü tehlikeli ve zor bir spor. Ölümle sonuçlanacak kadar ciddi. Evet dağa hiç eğitim almadan çıkmış olabilirim ama kanyon için eğitim şart. Başkanları Meral Hanım herşeyle ilgileniyor ve dikkat ettim herkes onu çok seviyor. Bir ekip ruhu var.

Kaya inişi emniyetçileri
Kaya inişi emniyetçileri

Zaten kanyon geçişlerinde ben yok biz var. Hayatımda en çok benimsediğim hayat tarzı. Kamp alanında dikkat ettiğim olayda da bu var. Herkes bir işin ucundan tutuyor kendi yeteneği doğrultusunda. İlk kez bu kadar kendimi ait hissettiğim, hemen kaynaştığım bir ekip oluyor. Egolarından arınmış, doğayla barışık ve neşeli insanlarla tanışıyorum. Ballı olduğumu söylemiş miydim?

Dağdan Atlamaya Hazırım
Dağdan Atlamaya Hazırım

Kalabalık bir grup dağın yolunu tutuyoruz. Senelerdir geldiğim ve izlediğim sporcuların içindeyim. Bir gün önce kendimi o kadar yormam iyi olmamış tabi. Bedenim yorgun. Bırakın inmeyi yukarı çıkmakta zorlanıyorum. Siz eğer bu sporu yapacaksanız ve eğitimdeyseniz kendinizi yormayın. Bir gece önceden alkol almayın. Erken yatın.Hürriyet Seyehat

Yukarı çıktığımda önce seyirciyim. En yakına oturuyorum. Nasıl yaptıklarını, hocaların önerilerini dinlerken arada bir aşağılara bakıp vazgeçiyorum. Sonra “yaparım”  diyorum. Şakalaşıp duruyorum ama kaçmamak için zor tutuyorum kendimi. Bu bir saat böyle devam ediyor. En sonunda bir kere denemem gerektiğine karar veriyorum.

Kanyon Eğitimi
Kanyon Eğitimi

Hadi Kendimizi Dağdan Aşağı Atıyoruz

Hocalarımızın söylediği ilk cümle “ipe güven“. Evet ipe güveniyorum. Öğrendiğimiz şekilde bağlamaları yapıp, hocamın direktifleriyle parmaklarım dağın ucunda bedenim boşlukta kendimi salmaya çalışıyorum. Genelde cesaretliyimdir ama bu başka bir şey.

Kanyon Eğitimi
Kanyon Eğitimi

45 metre suya dalmak, bir botun içinde azgın sulara atlamak yada kayaklarla bir dağdan aşağıya salına salına kaymak gibi değil. Onlar hiç birşeymiş. Bir ipin ucunda boşlukta inmeye çalışmak, yükseklik korkusuyla başetmek… Ben de birşeylerden korkuyormuşum.

Ballıkayalar
Ballıkayalar iİk iniş

Sınırlarımı zorluyorum. Bütün yarışım kendimle. Bir kendimi dağdan aşağı atmadığım kalmıştı. O da oluyor çok şükür. Şu gelip geçtiğim hayatta denemediğim birşey kalmasın diyorum ama eve gidip fasulye pişiresim var ama nedense o dağın tepesinde bir ipin ucundan boşluğa sarkıtıyorum kendimi.

Ballıkayalar
Ballıkayalar iİk iniş

İbrahim hocam öyle güzel motive ediyor ki. “Harika, çok iyisin, ders versek bunu örnek olarak gösteririm” diyor. Hepimize aynısını söylediğine eminim ama o an ona inanmak istiyorum. İlk inişte kendinizi ipe oturtuncaya kadar ki kısmında çok zorlanıyorum. Hatta kayalara yapışıyorum. Bu beni sinirlendiriyor. Başarısızlığa alışık değilim hiç.

Ballıkayalar Kaya inişi
Ballıkayalar Kaya inişi

Sinirlendiğim zaman yapamayacağım şey yoktur. Akıcı İngilizce konuşamayan ben şakır şakır sökülüp elin İtalyanıyla Mısır’da kavga etmişliğim var. Bu dağda kim oluyor? Titremeyi bırakıp öğrendiklerimi uygulama zamanı. Haftalardır boşuna gitmedin derslere. İçimde çalan şarkı “ben bugün ölmezsem ölmem ölmem iç bir vakit“. 

Ballıkayalar Kaya inişi
Ballıkayalar Kaya

Başarmak Ne Güzeldir

Ve evet inmeyi başarıyorum. Başarmak ne güzeldir. İlk denemeyi çift iple yapıyorsunuz. Bu daha kolay. İkinci için yukarı çıkarken kaybolup dağın tepelerine bile çıkıyorum. Uca gitmeye korkup, yere yatıp, kafamı aşağı uzatıp, arkadaşların nerede olduklarına bakıyorum ve bir şey olsa yine yalnızım nedense.

Ballıkayalar Kaya inişi
Ballıkayalar Kaya inişi

Neyse ki müziğin sesini duyup yolu buluyorum. Müzikler açılmış, insanlar birkaç iniş yapmış, rahatlamış, mutlu… Daha sonraki sohbetlerde tek kaybolanın ben olmadığımı öğrenmek içimi rahatlatıyor. Tek ip için tekrar dağın ucundayım. Kayıyor, tutamıyorum. Daha zor olsa da iniyorum.

Ballıkayalar Kaya inişi
Ballıkayalar Kaya inişi

Ben bu inişleri en fazla üçe kadar yapabiliyorum. Normalde beş kez inme, deneme hakkımız var. Bir gün öncesinin bedensel yorgunluğundan ve stresten dizlerim beni taşımıyor artık. Geçen sene Haça dağındaki 12 saatlik tırmanış sonrasındaki gibi bir yorgunluk. Zorlamaya gerek yok. Her hata ve kaza yorgunken oluyor.

Ballıkayalar Kaya inişi
Ballıkayalar Kaya inişi

Kamp alanımıza dönüp günün kritiğini yapıyoruz. Çok severim böyle konuşmaları. Çok şey öğretir. Hiç kimsenin gidesi yok. Her şey güzel, herkes mutlu. Sanırım hayatıma yeni bir heyecan daha kattım.

Başarmış mutlu Bahar
Başarmış mutlu Bahar
Kıyafet Önerisi 

Kıyafet olarak ince bir rüzgarlık içine termal içlik, su ve rüzgar geçirmez treking pantalonumu kullandım. Çok rahat ettim. Geri kalan tüm malzemeyi dernek veriyor.

Başarmış mutlu ekip
Başarmış mutlu ekip
  • Ballıkayalar Şelale
  • Ballıkayalar Delileri
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar Kamp
  • Ballıkayalar Göl
  • Ballıkayalar Kamp
  • Ballıkayalar Kamp
  • Ballıkayalar Şelale
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar patika yol
  • Ballıkayalar patika yol
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar Kamp
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar
  • Ballıkayalar Şelale

Gebze’de bulunan Ballıkayalar tırmanış sevdalılarının antreman bölgesi, çocuklu ailelerin mangal yeri ve gençliğin kamp alanı. Ballıkayalar Tabiat Parkı her zaman akan deresiyle, muhteşem doğasıyla bir sit alanı. Ballıkayalar aynı zamanda motorcuların uğrak yerlerinden.

nerdesinbahar
nerdesinbahar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

 

 

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Ballıkayalar şehrin hemen dibinde yemyeşil, kanyona benzeyen, dar ve derin kazılmış bir boğaz. 1ci derece sit alanı. Ballıkayalar Kocaeli Gebze Tavşanlı Köyü’nü geçince biraz ileride. Navigasyona yazınca sizi oraya kadar götürüyor. Beşiktaş Gebze arası bir buçuk saat sürüyor.

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Çadırı nereye kuracağımıza karar veremeyince birşeyler yiyelim diyoruz. Çünkü kahvaltı bile etmeden çıktık. Eskiden burada bir restoran vardı ve her şey bulunurdu ama belediye orayı kapatıp yerine de yenisini açmayınca bunu bilmeyen biz aç kalıyoruz. Artık iki ayrı tesis var ve tost çay gibi şeyler bulunuyor. Burada kahvaltı etme hayali suya düşüyor.

Ballıkayalar

Gelirken alışverşinizi yapıp gelmeniz gerekiyor. Yakındaki köyden yapabilirsiniz. Köyde ve burada alkol tüketimi yasak. Mangal yapabiliyorsunuz. Üç tip insan profili var. Biri kampçı gençlik, diğeri sportif aktiviteciler, diğeri mangalcı halk. Haftasonları da biraz kalabalık oluyor. Daha önce haftaiçi gelmiştim, kimsecikler yoktu.

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Dağcılar daha çok tepelere yürüyüp kamp yapıyor. Arkadaşları beklerken dere kenarında biraz yürüyelim diyoruz. Yürürken biri bir şelaleden bahsediyor. Kaç defa Ballıkayalar‘a gelmeme rağmen ilk defa şelale olduğunu duyuyorum. Şelale aşkımı bilmeyen var mı? Hal böyle olunca yola düşüyorum tabi.

Ballıkayalar

Ballıkayalar Şelale

İlk başta iki kişi başladığım yolda doğaya alışık olmayan arkadaşımın geri dönmesiyle tek kalıyorum ama yolda her karşılaştığım insan peşime takılıyor. Herkes birbirinden cesaret alıyor. Sular yüksek, geçmek zor. Belli bir yerden sonra oldukça zorlu bir yolu var. Çoğu yerde kayalara sarılarak geçiyoruz. 

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Kaymayan bir ayakkabı şart. Ayaklarım bu kadar kaymasa daha kolay olacak.Ayaklarım haftaiçi yaptığım uzun yürüyüşlerden dolayı yara bere içinde. Bu sebepten rahat olsun diye converseleri giymişim, kayıp duruyorum. Yola çıkarken şelaleden habersiz olduğum için hazırlıksızım yani.

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Ayaklar bu kadar kayınca tüm gücü de kollardan alıyorum. Manzaralar öyle muhteşem ki adım başı fotoğraf çekiyoruz. Benimkini yoldan geçen herkes çekiyor. Şelaleye giden son dönemeç çok zorlu. Parmak uçlarımla tutunurken ayaklarımın burnuyla kayalarda çentik arıyorum. Oldukça da yüksekteyim.

Ballıkayalar

Buradan aşağıya düşmek istemem. suyun derinliği hakkında fikrim yok. Suya düşmek sorun değil aslında, suda sivri bir kaya olabilir. Bundan korkuyorum. Korkmak derken kafamda derinlere ittiğim düşünceler bunlar. Ben hep “hadi bahar yaparsın” tarafını duyuyorum.”

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Sonlara doğru yol zorlaştıkça azalsakta şelaleye kadar varıyoruz. Orada bir abi fotoğraf çekiyor. Daha tam şelaleyi gören tepeye çıkmamışım. Abi tam dönmek için hamle yapınca istemsizce “dur gelme, fotoğrafımı çekeceksin” diye birşey çıkıyor ağzımdan. Çok kibar olduğumu söylemiş miydim?

Ballıkayalar Şelale
Ballıkayalar Şelale

Sağolsun “tabi” diyor ve beni bekleyip kare kare fotoğrafımı çekiyor. Çocuklarıyla gelmiş ama çocuklar bu tarafa geçememiş. Onlar geri dönerken ben şelalenin tepesine doğru ilerliyorum. Orada da genç çocuklar var. Bu sefer onlar fotoğrafımı çekiyor sabırla. 

Ballıkayalar
Ballıkayalar Şelalenin tepesi

Şelale Dönüşü

Ben şelalenin tepesinde manzaranın tadını çıkarırken herkes gitmiş. Dönüş yolunda tek kalmışım. Dağın başında bir başınayım. “Kafamı dinlemek istiyorum diyordun, Al dinle kafanı” diye kızıyorum. Hava kararmadan geri dönüşe geçmeliyim. Aynı zor yoldan geçerken bir ara ne tutunacak birşey ne ayağımı koyacak taş bulamıyorum.

Ballıkayalar patika yol
Ballıkayalar patika yol

Kayaya resmen sarılıyorum. İnsan kendi kendine konuşur mu? Ben konuştum. Hem de yüksek sesle. O birkaç saniyede kendimi sakinleştirdim ve havada asılı kalıp kendimi ileri attım. Düşsem kimsenin haberi yok. Bir yoldaş olmadan gitmeyin sakın. Ben ettim siz etmeyin. Şimdi düşünüyorum da şelalenin tepesinden dümdüz tepelerden yürüyerek dönebilirmişim. Hem o yolu da görmüş olurdum.

Ballıkayalar patika yol
Ballıkayalar patika yol

Şelaleye çok yakın bir yere kadar o kadar kamp malzemesini taşımayı başaran bir gençlik de var. Günün “delisi sizsiniz” diyorum. Gülüyorlar. Onlardan su istiyorum. Mangal yapmışlar. Bana ikram ediyorlar. İlk önce “tamam” diyen ben unutup yola koyuluyorum. Çok zeki olduğumu söylemiş miydim?

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Ballıkayalar‘a vardığınızda bir gölet sizi karşılıyor. O göletin karşısına geçip yürürseniz daha kolay yürüyebilirsiniz. Ağaçların arasından bir patika yolu bile buldum. Kaybetmezseniz şelalenin oldukça yakınına kadar ağaçların içinden yürüyebilirsiniz.

Ballıkayalar
Ballıkayalar

Ballıkayalar Kamp

Sorunsuz, tek nokta ıslanmadan, yara bere almadan geri döndüğümde arkadaşların geldiğini görüyorum. Kamp kurulmuş, yemek hazırlığına başlanmış. Dere kenarında bir yer bulup, çadırımı kurup, sandalyeleri de atınca bir oh diyorum.

Ballıkayalar Kamp
Ballıkayalar Kamp

Biraz dinlenmeliyim. Sabah havanın biraz serince ve bulutlu olması biraz tadımı kaçırsa da tabiat ana gönlümü almayı başarıyor. Mutluyum. Güzel bir haftasonu oluyor. Ballıkayalar’da kamp yapmanın bedeli bir araç, bir çadır, iki kişiye kadar 50 TL. Elektrik yok. Sadece wc ve su var. Dere kenarında içerilere doğru kamp ücretsiz tabiki. 

Ballıkayalar Kamp
Ballıkayalar Kamp

 

 

  • Emirgan Korusu, sincap
  • Rumeli Hisarı
  • İstanbul Boğazı 2ci Köprü
  • Emirgan Korusu
  • Pembe Köşk
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Sarı Köşk
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu, sincap
  • Emirgan Parkı, Laleler

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Bunca nesil İstanbul’lu olup da bir kere bile gitmediğim Emirgan Korusu’nda ki laleleri görmeye gidiyoruz şimdi. Yıldız Parkı’na aşık olduk. Emirgan Korusu’ndan da aynı performansı bekliyoruz. Emirgan Korusu’na Sarıyer’e giden herhangi bir otobüsle gidebilirsiniz. Kendi aracınızla da gidebilirsiniz ama bu tarz yerlerde parkla ve trafikle uğraşmamak için ben araçsız gidiyorum. Hava da güzelse genelde sahilden İstanbul Boğazı’nı seyrederek ve boğaz havası alarak yürümeyi tercih ediyorum.

 

Emirgan Korusu’na Giderken Telef Olanlarda Bugün

İsteyen Eminönün’den ve Anadolu yakasından kalkan vapurlarla deniz yoluyla gelebilir. Bence çok güzel seçenek. Boğaz turu atan vapurlara binmeyin ama. Onlar ikinci köprünün ayağından geri dönüyor. Herhangi bir iskeleye yanaşmıyor.

İstanbul Boğazı 2ci Köprü
İstanbul Boğazı 2ci Köprü

Biz Beşiktaş’tan otobüse biniyoruz. Korkunç bir trafik var. Haftaiçi ve gün ortası olmasına rağmen hem de. Hınca hınç otobüste Bebek’e kadar dayanabiliyoruz. Orada inip geri kalan yolu yürüyoruz. 500T’den sonra en popüler otobüsün bu olduğuna karar veriyorum.

Rumeli Hisarı
Rumeli Hisarı

Boğaz havası ve manzarasına karşı çok güzel bir yol oluyor. Eskiden tekneyle geçtiğim boğazda yürümek buruk bir tebessüm bırakmadı değil ama ikisinin de yeri ayrı. Bebekten itibaren yürüyüş yolunu oldukça genişletmişler. Denizi doldurmuşlar.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Üç tarafı denizlerle kaplı, hatta kendine ait bir denizi olan ülkemde, denizden bu kadar nefret edilir ancak. Yakında iki kıyı birleşecek onun yerine Trakya’da kanal açacaklar. Bir taraftan deniz doldurulurken diğer taraftan yeni bir boğaz yaratılıyor. Bu doğa insan oğluna yaranamıyor. Beğenmeyip yeniden yapıyoruz hep.

Emirgan Korusu

Emirgan Korusu Lale Devri

Eski tarihlerde Emirgan Korusu‘na kayıkla gelinirmiş. Köprü falan yok tabi. Eskiden bir bölümü mesire alanıyken 75 yıl önce İstanbul Belediyesi satın almış ve tamamen halka açmış.

 1635 yılında Sultan IV. Murat bahçeyi Emirgüneoğlu Tahmasb Kulu Han’a (Yusuf Paşa) vermiş, burası da  önce “Emirgüne Bahçesi” olarak anılmış sonradan  bahçenin adı “Mirgün Bahçesi”  ve  “Mirgün”e dönüşmüştür. Sonunda bütün yöre Emirgan adıyla anılmaya başlamıştır. 

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Koru da 120 çeşit bitki bulunuyor. Tarihi Bizans dönemine kadar dayanıyor. İçinde üç tane köşk var. Sarı Köşk, Pembe Köşk ve Beyaz Köşk. Benden bir yüzyıl önce inşa edilen bu köşkler benden daha sağlam duruyor.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Emirgan korusunu gelin gibi süslemişler. İtiraf etmek gerekirse daha önce gelmemişim ve neden gelmemişim bilmiyorum. Morlar sarılara, pembeler beyazlara karışmış. Müthiş güzel kokuyor, gözlerimiz bayram ediyor.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Korunun içine serpiştirdikleri çeşitli temalarla fotoğrafçılar ve halk için resmen bir set hazırlanmış. Kumaş güllerle hazırladıkları flamingolara bayıldım. Ta Afrikalara gidip göremediğim flamingolar buradaymış meğer.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Kocaman bir kalp yerleştirilmiş bir köşeye. Kuveytli turistlerden rica ediyorum, fotoğraflarımı çekiyorlar. O iki dakika da nasıl o kadar konuştuk, ne ara kaynaşıverdik bilemiyorum. Emirgan Korusu’nu nasıl bu kadar geç keşfetmiş olabilirim?

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Turistlerin öyle bir ilgisi var ki beni utandırıyor bu durum. Dünyanın öteki ucunda olsa gideriz de burnumuzun dibine neden gitmeyiz bilemiyorum. Onlar ta Kuveyt’ten kalkıp gelmiş, hoşgelmişler. 

Pembe Köşk
Pembe Köşk

Korunun içinde ki Pembe Köşk‘te oturup tatlı ve çay ikilisi yapıyoruz. Fiyatlar makul. Koruda dolaştıkça göllere, şelalere, kelebeklere rengarenk çiçeklere denk geliyorsunuz. Mor çiçeklerin üstü arı dolu, hemen yanında ki beyaz laleler de hiç arı yok. Neye göre gidiyor bu arılar?

Neyin fotoğrafını çekeceğini şaşırıyor insan. Emirgan Koru’su 1-30 Nisan arası lale severleri bekliyor. Biz de açıldığının ertesi günü koruda olunca haftaiçi olmasına rağmen çok kalabalık bir haline denk geliyoruz.

Sarı Köşk
Sarı Köşk

Yukarılara doğru yürüdüğünüzde kocaman bir köşk sizi karşılıyor. Orada da bir restoran var. En tepede İstanbul Boğazı ayaklarınızın altında. Benim İstanbul’um lale zamanı da çok güzel.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Günün Süprizi, Tatlı Sincap

Parka gelirken sincaplardan bahsetmişti biri. İnşallah görürsünüz demişti. Hiç umudum olmadığı için aklıma bile gelmemiş. Aşağıya inerken bir baktık güvenlik görevlisi eliyle bir sincapı besliyor. Nasıl sevimli, nasıl güzel anlatamam. 

Emirgan Korusu, sincap
Emirgan Korusu, sincap

Sanırım aşık oldum. Resmen durup bize poz verdi kerata. Görevli her gün onu beslediğini söyledi. “Adı ne?” diye sordum. Bir adı yokmuş. Ballı olduğumu söylemiş miydim?

Emirgan Korusu, sincap
Emirgan Korusu, sincap

Öyle güzel bir havaya denk gelip tadını çıkardık ki anlatamam. Erguvanlar için erken gelmişiz. O zaman ne yapıyoruz? Erguvan zamanı tekrar gidiyoruz. 

Emirgan Korusu

  • Yıldız ,Parkı
  • Yıldız Parkı Kahvaltı
  • Yıldız Parkı Asma Köprü
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı Asma Köprü
  • Yıldız Parkı Asma köprü
  • Yıldız Parkı
  • Malta Köşkü
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı Asma köprü
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Yıldız Parkı Avrupa yakasında ki en önemli nefes alma alanı. Çok uzun yıllardır Yıldız Parkı’na gitmediğimi farkettim. Hazır bahar gelmişken bir gidip dolaşıp Yıldız Parkı’nın son halini görmek istedim. Bu kadar kalabalık beton yığını bir ilçede inanılmaz bir alan Yıldız Parkı.

 

Yıldız Parkı Göle Karşı Kahvaltı

İstanbul’a bahar bir başka yakışır. Hele ki laleler ekilip tüm park ve bahçeler çiçeğe bürününce. Her yere lale ekilir. Özellikle de koru ve parklara. O rengarenk laleleri görmek için İstanbul’a saldık kendimizi bugün ve turist olduk. Hadi lale görmeye..

Yıldız Parkı

Beşiktaş ile Ortaköy arasında yer alan yaklaşık 46 hektarlık alanı ile kent içerisindeki en büyük koru olan Yıldız Parkı, çeşitli tarih kaynaklarında adı geçen defne ormanları ve mitolojik öykülerdeki “Pan”ın Boğaziçi’nde flütünü çaldığı yeşillikler olarak da biliniyor.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

Yıldız Korusu, Lale Devri’nin masalları kıskandıracak “Çerağan eğlenceleri”nin düzenlendiği yermiş. Yeniçerilik kaldırıldıktan sonra kurulan yeni oluşumun eğitimleri de bu koruda verilmiş. ll.Abdülhamit tahta çıktıktan sonra Yıldız Sarayına yerleşiyor ve içine Malta, Çadır, Şale, Kaskat, Limonluk, Set ve Cihannüma köşkleri ile Saray Tiyatrosu’nu yaptırıyor.

Yıldız Parkı

Zamanında çok paralar harcanmış buraya. Bir dönem İtalyan bir şirkete kiralandığında Şale Köşkü casino olarak da kullanılmış. Neyse ki Atatürk bu duruma el atmış ve şirketten alınarak bu duruma son verilmiş. İstanbul Belediyesinin yetki alanında olan park öyle güzel yenilemiş ki hayran olmamak elde değil.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

En güzeliyse bu kadar yakın, bu kadar ulaşılabilir olması. Bugün hala betonla kaplanmadıysa bunu Osmanlı Padişahlarına ve keyiflerine düşkünlüğüne borçluyuz. Çok şükür nefes alacak bir yer kaldı.

Yıldız Parkı Kahvaltı
Havayı da güzel görünce çantamıza birkaç kahvaltılık atıp arkadaşlarla Yıldız Parkı‘nın yolunu tutuyoruz. Yıdız Parkı‘nın yerini bilmeyen yoktur ama yine de kısa bir tarif etmekte fayda var.

Yıldız Parkı

Yıldız Parkı Beşiktaş Çırağan’da, Polis karakolunu geçince, ana kapısından giriyorsunuz. Son halini görmeyen varsa bence en kısa sürede gitmeli. Rengarenk çiçekler karşılıyor bizi. Yukarılara yürümek için biraz tırmanmanız gerekiyor ama yormuyor.

Yıldız Parkı

Yukarılarda piknik masaları var. Orada bir masa buluyoruz. Göle karşı masamızı hazırlıyoruz. Gölgeler hala soğuk ama hava mis gibi. Kahvaltı sonrası park içinde keşiflerimiz devam ediyor. Beşiktaş Belediyesi müthiş güzel bir iş çıkarmış.

Yıldız Parkı Asma köprü

Park komple ıslah edilmiş. Eski halini bildiğim için kıyaslama şansım oldu. Yukarılara doğru yürüyünce asma bir köprü buluyorsunuz. Şimdiye kadar ki gördüğüm en uzun asma köprü bu. Sokak sokak bir asma köprü.Yürüdükçe sallanıyor. Korkmayın, keyfini çıkarın.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı Asma Köprü

Köşeleri dönerek ağaçların arasında dolambaçlı yürüye yürüye yukarılara çıkıyorsunuz. Fotoğraf çekmeye doyamıyoruz. Manzaralara bakmaya da. Etrafımıza baktığımız da tek bir bina görmüyoruz.

Yıldız Parkı Asma Köprü
Asma Köprü

İki adımda resmen bir ormanın içinde, İstanbul’un dışına çıkmış gibiyiz. Çölün ortasında ki bir vaha gibi. Yıldız Parkı hafızamda Arzum Onan ve Mehmet Aslantuğ’un aşkının ilk fotoğraflandığı yer olarak kalmış. İkisini de çok sevdiğim için park benim için ayrı bir yerde her zaman.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

Malta Köşkü

Hala birlikte mutlu mesut yaşamalarını Yıldız Parkı’yla nasıl bağdaştırdım hiç bilmiyorum ama yüzümde gülümseme oluşturur hep. Benim hala umudum var. Yukarı da Malta Köşkü‘nün içinde boğaza karşı yemek yiyebilir, çay içebilirsiniz. Bu manzaraya karşı çay 3 lira.

Malta Köşkü
Malta Köşkü

Açık büfe kahvaltı hafta içi 32,5 hafta sonu 42,5 TL. Manzara ve güneşin tadını çıkardıktan sonra aynı yoldan aşağıya iniyoruz. İsteyen Barbaros Bulvarı‘ndan Malta Köşkü‘nün önüne kadar arabayla gelebilir . Yıldız Parkı‘na araç girişi de var ama lütfen arabayla içeri girmeyin. Doğal güzelliği çok bozuyor.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

Parkın aşağı girişinden biraz ilerleyince bir gölet yapmışlar. Minik bir köprüsü var. Ördekler yüzüyor. Devamlı bir sular akıyor, kuşlar uçuyor, mis gibi çiçekler kokuyor. Alice Harikalar Diyarı’na böyle ışınlanmış demek ki. 

Yıldız Parkı Asma köprü

Oysaki iki dakika önce arabalardan karşıya geçemiyorduk. Trafik ışıklarında dakikalarca bekliyorduk. Beşiktaş’ın kalabalığından kaldırımda yürüyemiyorduk. Şimdi yemyeşil, rengarenk göletleriyle bir vahadayız. 

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

Vücudu topraklama zamanı. “Uzanıp yatıvermiş sereserpe” diye başlar Orhan Veli ve “Olmaz ki! Böyle de yatılmaz ki” diye bitirir. Ah üstad. Sen bu devirde yaşamıyorsun. Biz beton yığınlarının içinde yeşili saksılarda görür olduk. Bakınız Taksim Meydanı.

Yıldız Parkı Asma köprü
Asma Köprü

Bir daha ki sefere kahvaltımı ettikten sonra hamağıma uzanıp gazetemi kitabımı okumayı planladım. Gözüme iki ağaç kestirdim. Bence harika olacak.

Yıldız Parkı Asma Köprü
Asma Köprü

Tabi her rüyanın bitimi ve gerçeğe dönüş hızlı oluyor. Güle oynaya fotoğraflar çekerken, tam parkın çıkışına geldiğimiz anda nefes alamıyoruz. Gözümüzü açamıyoruz. “Biber gazı” diyorum sadece. Ne alaka değil mi? Parkın girişinde bir polis karakolu olunca olabiliyor böyle şeyler. Dediklerine göre bir tüp kendi kendine boşalmış. Çocuklar çok etkilendi. Biz çabuk atlattık. Hepimize geçmiş olsun. Gökten üç elma düşmüş, Gargamel Şirinler’i yemiş…

 

  • Masai Mara kadınları
  • Masai incik boncuk
  • Masai yerlisi Ken ve ben
  • Masaili Ken
  • Masai yerli çocuklar
  • Masai çocukları
  • Masai çocukları
  • Masai kadınları
  • Masai Mara okul
  • Masai erkekleri
  • Ken ve aslan yeleli fotoğrafı
  • Masai Mara okul
  • Masai Köyüne gidiyoruz
  • Masai Mara boynuzdan çalgı
  • Masai Mara yerlisi
  • Masai Mara çocuklarla
  • Masaili kadın, kulaklara dikkat
  • Masai Mara yerlileri kadınlar şarkı söyleyip dans ediyor
  • Masaili koruyucu meleğim
  • Masai Mara yerlileri ateş yakıyor
  • Ateş yakma denemem
  • Masai yerli evi
  • Kan ve sütü karıştırdıkları kap
  • Masai Mara pazar
  • Meşhur aslan yeleli şapka
  • Masai Mara
  • Masai yolunda yakıt böyle alınıyor
  • Yine aracımız bozuluyor
  • Masai Mara okul

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar
Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Masai Mara Tanzanya ile Kenya arasında kalan savanna, sulak ve ormanlık alandan oluşan bir bölge. Burada yaşayan halk da Masai yerlileri. Kenya hükümeti sadece Masai yerlilerine kendi kıyafetleriyle dolaşma, çalışma ve kama gibi silah taşıma serbestliği vermiş. 

Masai Mara Köyün de Yaşam

Masai Mara Köyü kamp alanımıza çok yakın. Giderken bozkırlara bakınca her minik çalıya bir poşetin takılmış olduğunu görüyorum. Çıkıp temizlemek istiyorum. Köyde bizi çocuklar karşılıyor. Hangisini kucaklayacağını bilemiyor insan. Bir bir dokunup güzel bir hayatları olsun diye dua ediyorum.

Masai çocukları

Öyle bir sefalet içindekiler ki. Yüzündeki gözündeki sinekleri kovalıyorum. Buralarda insan hayallerinden utanıyor. Ayaklarımızın altındakiler toprak değil bildiğin kuru tezek. Bir tohum düşse havada filizlenir o derece.

Masai çocukları

Köyde biri çıkıp bizi bilgilendiriyor. Burada belli yaşa gelmiş erkekler aslan avlayıp yelesini yüzüp getirmezse evlenemiyor. Günümüzde avlanmak yasak ve eğer birisi aslan falan öldürürse ve yakalanırsa direkt idam ediyorlarmış. Ölüsünü bile ailesine vermiyorlarmış. Sadece üstünden çıkan eşyaları veriyorlarmış. Ama onlar hala böyleymiş gibi anlatıyor.

Meşhur aslan yeleli şapka

Sadece Masai yerlileri yerel kıyafetiyle dolaşıp çalışabiliyor. Kama taşıyabiliyor. Gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanmış olan “Out of Africa” Türkçe ismiyle “Benim Afrikam” filminde Masai yerlileriyle ilgili kısa ama çok çarpıcı bilgiler bulunuyor. Sömürge zamanları Afrikalı yerlilerini asımile edip köleleştiren sözde gelişmiş ülkeler sadece Masai yerlilerini ehlileştirememiş.

Masai kadınları

Masai yerlileri için dün ya da yarın yok. Hayat andan ibaret. O sebepten bir Masai yerlisini hapsettiğiniz zaman o hapisten bir gün çıkabileceğini düşünemediği için kısa sürede ölüyorlarmış. Bu sebepten onlar hep özgür kalmış. Ben filmin yalancısıyım. Günümüzde hala aynı şekilde mi düşünüyorlar bilemiyoruz tabi.

Masai Mara yerlisi

Çok iyi İngilizce bilmesini küçükken misyonerlerden öğrendim diye açıklıyor. Çok gereksiz bir açıklama çünkü Kenya’nın resmi dili İngilizce ve Swahili yerli dili. Aynı zaman da Kikuyuca gibi 48 ayrı dil konuşuluyormuş. Her kabilenin ayrı dili var. Okullarda eğitim İngilizce.

Masai Mara

Anlatan kişi bize erkek çocuklarının belli bir yaşa geldiğinde evlenebilmek için bir aslan öldürmeleri gerektiğini ve yelesini yüzüp köye getirmesi gerektiğini anlatıyor. Senelerce bozkırda kalan insanlar oluyormuş. Şuan hala bu gelenek devam ediyor gibi anlatıyorlar ancak avlanmanın yasak olduğunu daha önceden öğrendiğimiz için ikilemde kalıyoruz.

Masai Mara yerlileri ateş yakıyor

Ateş olmadan ateş yakmayı öğretiyorlar. Onların bir dakikada yaktığı ateşi ben on dakika uğraşıyorum yakamıyorum. Burada yaşamak zor olacak.

Masai Mara yerlileri kadınlar şarkı söyleyip dans ediyor
Masai Mara yerli kadınlar şarkı söyleyip dans ediyor

Erkekler ayrı kadınlar ayrı bize kendi dillerinde şarkılar söyleyip dans gösterilerinde bulunuyor. Erkeklerin çıkardığı ürkütücü seslerden sonra kadınların sesleri kuş sesi gibi. Masai bölgesinde pek çok kabile var ve bu kabilelerin kullandıkları örtülerin desenleri bölgesine göre değişiyor. 

Masai Mara kadınları

Masai Mara Yerli evi

Çamur ve samandan oluşan evi yapmak kadının işi. Evlenilecek kadını aile seçiyor ve evi çamurdan kadın yapıyor. Kaç ineğiniz varsa o kadar kadın alabiliyorsunuz. Zor işleri kadın yaptığı için bir nevi dayanışma diyebiliriz aslında. Ne kadar çocuk o kadar iyi. Amaç soyu devam ettirmek. Orada yaşamadığıma şükrettim.

Masai yerli evi
Masai yerli evi

Köy meydanında hayvanları barındırdıkları bölümü dikenli çalılarla çevirmişler ki vahşi hayvanlar saldırmasın. Yavru olanları evlerin içindeki bir bölümde barındırıyorlar. Bunlara ev demek ne kadar doğru bilmiyorum.

Kan ve sütü karıştırdıkları kap
Kan ve sütü karıştırdıkları kap

Evin kapısından içeri girince bir ahır var. Mutfağında olduğu bir ortak alan oturmak için bir bank ailenin ve çocukların uyuyabileceği kapısı olmayan, perdeyle ayrılmış bölümler var. Hapishane penceresi gibi minicik bir yerden ışık geliyor. Göz gözü görmüyor içeride, çok karanlık. Ortada yerde ateş yanıyor. Birkaç leğen, bir kaç örtü. Tüm eşya bu.

Ateş yakma denemem
Ateş yakma denemem

Masai Mara’da Alış-veriş

Masaili bir yerli tüm köyde bana eşlik ediyor. Köy meydanı diyebileceğim bir yerde kadınlar pazar kurmuş. İncik boncuk satıyor. Orada benimle dolaşıp benim adıma pazarlık ediyor. Kaç inek ettiğimin kaçıncı karısı olacağımın merakıyla dolaşıyoruz köyde.

Masaili koruyucu meleğim
Masaili koruyucu meleğim

Genelde küçük takılar için 5 dolar istiyorlar ama 1 dolara verdiğinizde kabul ediyorlar. Gerçek aslan dişinden kolye diye sattıkları takıların gerçekliğini bilemiyoruz ama çok güzel oldukları kesin. Umarım gerçek aslan dişi değildir. Masai yerli çocuklar

Kişi başı beş dolar verip bu köyü gezebilirsiniz. Dediklerine göre buralardan toplanan paralar tüm köylere eşit dağıtılıyormuş. Öyle bir havuz oluşturulmuş. Sizi evleri gezdirmek için 4 kişilik gruplar halinde bölüyorlar ve anlatırken mutlaka bir şeyler satmaya çalışıyorlar. Bizim evde satış için çok ısrarcı olmadılar ama arkadaşlarım yardım olsun diye çok pahalıya almışlar.

Masai Mara pazar
Masai Mara pazar

Gitmeden internetten bu yönde bir şeyler okuduğum için ben hazırlıklıydım. Ben, bizim gezdiğimiz köyde yaşayanların olduğunu düşünmedim. Bizim gibi gelen turistler için düzenlenmiş bir köy olduğu izlenimi edindim. Yerli halk yerel kıyafetlerinin altına şort tişört giyiyor zaten. Kollarında takıların yanında dijital saatleri var. Cep telefonları kullanılıyor. Örtüyü kaldırıp cebine koyuyor.

Masaili kadın, kulaklara dikkat
Masaili kadın, kulaklara dikkat

Masaili kadınların kulakları bebekken deliniyor ve seneler içinde devamlı tahta parçaları konularak delik büyütülüyor. Yetişkin olduklarında o deliklere boncuklar takıyorlar. Masaili bir kadın olduğu hemen anlaşılıyor böylece.

Masai Mara çocuklarla
Masai Mara çocuklarla

Bunları göz ardı eder görmemezlikten gelirseniz ortam geçmişe bir yolculuk. Ben turistik bir gezi harici gerçekten burada yaşayan insanların köylerine gitmeyi çok isterdim ama bu kadar insanla oralara gidemeyiz. Bir gün bunu da yapacağımı biliyorum.

Masai erkekleri
Masai erkekleri

Köye ilk geldiğimizde erkekler bize dans edip şarkı söylüyor. En yukarı kim zıplıyor onu gösteriyor. Evleri gezmeden önce de kadınların şarkıları ve danslarını izliyoruz. Erkeklerin ürkütücü sesleri kadınların şen seslerine karşı.

Masai Mara boynuzdan çalgı
Masai Mara boynuzdan çalgı

Bir yerli boynuzdan yapılmış çalgıyı tam kulağımın dibinde öyle bir öttürüyor ki onlardan daha yukarı zıplıyorum. Burada en yükseğe zıplayan bedel ödemeden kadın alabiliyor. Havada asılı kaldığına gözlerimle şahit oldum. Kadınlar dünyanın süper gücü bence. Uçurur adamı böyle.

Masai yolunda yakıt böyle alınıyor
Masai yolunda yakıt böyle alınıyor

Masai Mara Okul Ziyareti

Şimdi bir okulu ziyaret edeceğiz. Okula gittiğimizde bir törene denk geldik. Burada okullar hiç kapanmıyormuş. Üç aydan üç aya karne alıyorlar ve iki hafta tatil oluyor. Yanımızda götürdüğümüz yardımlardan bir kısmını buraya bırakıyoruz.

Masai Mara okul
Masai Mara okul

Para yardımı da yapıyoruz ama büyük kısmını Zanzibar‘a ayırdık. Oradakilerin daha çok ihtiyacı varmış. Törendeki çocuklara kaynıyorum. Sarılıyorum. Buradaki insanlar normalde gülerken fotoğraf çekileceği zaman hemen ciddi insan olup somurtuyor.

Masai Mara okul
Masai Mara okul

Demek ki moda böyle ama ben güldürmeyi başarıyorum. Her şey bittiğine göre dönüş yolundayız. Stabil yol aklımıza gelince tüylerimiz bir diken diken oldu ama yol enteresan bir şekilde kısa sürüyor.

Masai Mara okul
Masai Mara okul

Ekvatora gittiğimiz için stabil yol iki katına çıkmıştı giderken. Yorgunuz, toz toprak içindeyiz ama çok mutluyuz biz. Çok güldük, çok eğlendik.

Yine aracımız bozuluyor
Yine aracımız bozuluyor

Masai Yerlisi Ken ve Ben

Yine bir yerden geçerken incik boncuk satan kadınlar arabanın etrafını sarıyor. Aracın içine atıyorlar. Sonra parası için bir savaş başlıyor. Bütün kadınlar bende. Ben incik boncukla uğraşırken arkadaşlar bizim rehber Keffa‘nın başka bir rehber arkadaşının fotoğrafını çekmişler. Kızlar Ken‘e bayılmış.

Masai incik boncuk
Masai incik boncuk

Fotoğrafına bakınca bekar mı diye soruyorum. Keffa gülüyor. Masai Mara’lı beyaz kadın olursun diyor. Ben burada yaşayamam alır götürürüm diyorum. Ve günlerce sürecek olan muhabbet böyle başlıyor. Ben hep işin şakasındayım.

Masaili Ken
Masaili Ken

Aldığım her şeyde “oo çeyizi düzdüm. Boncuklar tamam” diyorum. Kına gecesini konuşuyoruz kızlarla. Ben kaç inek ettiğimi soruyorum. Hep şakalaşıp gülüyoruz. Dönüş yolunda Ken‘i benimle tanışmaya getiriyorlar.

Masai yerlisi Ken ve ben
Masai yerlisi Ken ve ben

Adam gözümün içine bakamayınca anlıyorum ki benim için şaka olan şey onlar için çok ciddi. Üzülüyorum. Meğer ben evet desem benimle gelecek. Bu devirde hala gözünün içine bakmaya utanan adam görmek çok şaşırtıcı.

Ken ve aslan yeleli fotoğrafı
Ken ve aslan yeleli fotoğrafı

Döndükten sonra uzun süre whatsapptan bana aslan yeleli fotoğraflarını gönderdi. Bu kadar ciddiye almalarını yaşadıkları coğrafyadan kurtulmaya çalışmalarına yordum. 

  • Masai Mara yolun başı
  • Masai Mara yolun başı
  • Masai Mara yolunda piknik
  • Masai Mara yerlileri
  • Masai Mara bozkırlarında gün batımı
  • Gitmenin bir yolunu bulmak lazım
  • Yine aracımız bozuluyor
  • Klimanjaro eteklerinde ki çadırımız
  • Öldürülmüş zürafa
  • Aslanların yemek saati
  • Zebralar
  • Yalnız zürafalar
  • Masai Mara büyük göç
  • Mara River
  • Serengeti, Mara River
  • Silahlı korumalar
  • Mara River
  • Serengeti, Mara River
  • Serengeti, Mara River
  • Fil ailesi
  • Kilimanjaro eteklerinde ki çadırımız
  • Masai Mara'da öğle yemeği
  • Masai Mara yolu
  • Belgesel çekimleri
  • Masai Mara yolu
  • Çadırımızın banyo kısmı
  • Masai Mara National Park
  • Masai Mara Usülü Mangal
  • Masai Mara Usülü Mangal
  • Masai Mara Usülü Mangal

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Masai Mara yolundayız. Buraya asıl gelme amacımız Masai Mara National Park’ta bir safari ve Masai Mara yerlilerini görmek. Kenya’da ikinci günümüz. Sabahtan beri o kadar çok şey yaptık ki ama şimdi gerçek maceraya doğru yola çıktık. Böylesi zorlayıcı bir yol daha önce gitmedim. Böbreklerimizin yerinde durduğuna şükrediyoruz da sarsıntıdan nerelerimize ne oldu bilmiyoruz.

 

Masai Mara’nın Tozlu Topraklı Yolları

Ekvatordan sonra Masai Mara‘ya yola çıkıyoruz ve saat birden gece 12’ye kadar süren, bir türlü bitmeyen, Afrika bozkırlarında zıplaya zıplaya, toz toprak içinde bir yolculuk başlıyor. Buraya kadar yollar gayet düzgündü ama dünyanın en büyük ve özel milli parkına giden yol tamamen toprak. Başımıza ne geleceğini bilmediğimiz için yüzler gülüyor. Gerçi ne olursa olsun her şeye güldük, eğlendik.

Masai Mara yolu
Masai Mara yolu

Zamanında buradaki yol yapılsın diye dünya örgütleri para göndermiş ama bu parayı naptılarsa bu yol yapılamamış. Bill Gates‘in oteli var milli parka yarım saat uzaklıkta. Dileyen buraya gecelik 800 dolar verip, helikopterle buraya gelip, bu yola katlanmadan safariye katılabilir.

Masai Mara yolun başı
Masai Mara yolun başı

Ben yine olsa yine ilkini tercih ederdim. Direkt Masai Mara‘ya giden küçük uçaklarda var. Bu zor toprak yol bize unutamayacağımız anılar biriktirmemizi sağlıyor. Yol üstünde durduğumuz bir yer de Afrika ürünleri vardı yine ama çok pahalıydı. Oradan bir şey almayın.

Masai Mara yolunda piknik
Masai Mara yolunda piknik

Yol boyu pek çok kez polis noktalarından geçiyoruz. Yola çivili bir tahta koyuyorlar. Labirent gibi arasından dolanıyorsunuz. İsterseniz durmayın. Çok ilkel ama çok da işe yaradığı kesin. Gayet büyük şehirlerden de geçiyoruz. Teneke barakalardan oluşan kasabalardan da.

Masai Mara yolu
Masai Mara yolu

Böyle bir kasabadan geçerken tuvalet için duruyoruz. Bir kaç kişiye sorunca en sonunda dar bir sokağın içini gösteriyorlar. Kızlar hep beraber sokağa giriyoruz. Yanımızda erkek yok. Hayatımda gördüğüm en korkunç tuvalet sanırım burada. Kapısını kapatamıyoruz çünkü zifiri karanlık. Siyah adamlar dışarıda. İçeriye bakıyorlar. Adamla göz göze geliyorum.

Dışarı çıktığımda çantamda ıslak mendil ararken adam yanıma geliyor. Elini çantama uzatıyor. Koluma dokunuyor. Elinde ne varsa kolum çamur oluyor. Gözleri kan çanağı.

Masai Mara yolun başı
Masai Mara 

Pek kendinde değil. Sanırım ilk defa korktum. Sokağın başında bekleyen ekibimizin bizden haberi bile yok. Lak lak yapıyorlar. Adamı ittirip son hızla çıkıyoruz sokaktan. 

Masai Mara Yolunda Aracımız Bozuluyor

Araçlar bozuluyor. Vahşi doğanın içinde duruyoruz. Bir gün önce Lake Naivasha batan güneş bugün Masai Mara bozkırlarının tozunun toprağının içinde batıyor. Hayat böyle işte. Ne olursa olsun hiç bir şey mutluluğumuzu ve neşemizi bozamıyor. Her durumla eğlenip gülüyoruz.

Yine aracımız bozuluyor
Yine aracımız bozuluyor

Saatlerce aracın yapılmasını bekliyoruz. Araçlar tam bir enkaz. O sarsıntıda nasıl enkaz olmasın. Keffa kasabalardan geçerken mekanik bir parça alayım diye durduğunda aldığı şey yarım daire şeklinde bir teldi. Yine yolun ortasında durup yerden aldığı şey bir vidaydı. Burada hiç bir şey yok. Her şey değerli.

Gitmenin bir yolunu bulmak lazım
Gitmenin bir yolunu bulmak lazım

Normalde araçtan inmemize izin vermiyorlar. Artık vahşi doğanın ortasındayız çünkü. Yol boyunca çocuklar görüyoruz. Bizim inmemize izin verilemeyen yollarda çocuklar çıplak ayak okula gidiyorlar. Geçen her aracın yanından koşuyorlar. Alışmışlar. Biz de araçtan çikolata, kalem, şeker atıyoruz.

Masai Mara yerlileri
Masai Mara yerlileri

Araç öyle bir toz toprak içinde ki, öyle bir sarsıla sarsıla gidiyoruz ki, öyle bir ses var ki. Sarsıntıdan, sesten kafam patlayacak gibi oluyor. Yanaklarımı tutuyorum. Sallanmaktan sarktılar resmen. Normalde 6 dan sonra araçla o yolda kalmak yasakmış ama biz gece 12 oldu hala yoldayız. Ekvator’a uğradığımız için böyle oldu.

Masai Mara bozkırlarında gün batımı
Masai Mara bozkırlarında gün batımı

Kamp alanına yaklaştıkça aracın farının vurduğu ışığa bir Masai yerlisi çıkıyor. Bize yol tarif edip yine aynı karanlığa geri dönüyor. Bir kaç kez tekrarlanan bu olaydan sonra sinirlerim bozuluyor ve gülmeye başlıyorum. Doğal navigasyon dedikleri bu olsa gerek. Tanrılar gerçekten çıldırmış olmalı.

Masai Mara Kamp Alanı

Kilimanjaro eteklerindeki kampımızdayız ve çadırımızın adı da Kilimanjaro. Çadır dediğime bakmayın. İçinde duş wc vs her şey var. Kenya’da cibinliksiz yatak yok. Aşılarımızı olup geldik, sıtma ilaçlarımızı içiyoruz. Enteresan ama sinek yok pek. Kış mevsimi buranın belki ondan. 

Klimanjaro eteklerinde ki çadırımız
Kilimanjaro eteklerinde ki çadırımız

Üstlerine bir örtü alıyorlar ve onunla ısınıyorlar. Bir paltoları yok. Akşamları üşüyoruz bizde ama bir polar yetiyor. Elektrik yok, jenaratör belli saatlerde çalışıyor. Bir saç kurutmayı çalıştıracak güçte değil ama telefonunuzu şarj edebilirsiniz.

Kilimanjaro eteklerinde ki çadırımız
Kilimanjaro eteklerinde ki çadırımız

Şarj demişken buradaki priz sistemi faklı. Benim gibi yanınızda bir fiş getirmediyseniz küçük bir anahtarı sokup çalıştırabiliyorsunuz ama siz uluslararası bir fiş götürün. Masai Mara yerlileri dolaşıyor etrafımızda. Otelde bulamadığım sıcak su bu çadırda var. 12 saatlik stabil yoldaki yolculuktan sonra ortam Tanrılar Çıldırmış olmalı filmlerini aratmıyor.

Hava hayli soğuk. Duş almayı başardık ama elektrik olmadığından saçımızı ateşte kurutuyoruz. Ateş başında, zifiri karanlıkta Masai Mara’da vahşi doğanın koynundayız. Gece çadırımıza vahşi hayvanların gelebileceğini söylüyorlar, içimiz rahatlıyor.

Çadırımızın banyo kısmı
Çadırımızın banyo kısmı, bir korku filmi

Vahşi hayvanlar yok ama fareler dolaşıyor her yerde. Sinek yok ama yine de cibinlik kullanıyoruz bu sebepten. Durum pek iç açıcı değil ama yarın ki safari için çok heyecanlıyız. 

Masai Mara National Park, Safari

Sabah erkenden kahvaltıdayız. Gelmeden önce aşı olmaya gittiğimde açık olan hiç bir suyu içmememiz gerektiği hatta dişimizi bile kapalı sularla fırçalamamız gerektiğini söylemişti doktor. Pişmemiş hiç bir ürünü de yememeniz gerekiyor demişti. Hal böyle olunca geriye pek bir şey kalmıyor.

Bir şey istemek içinde mutfağa şöyle bir uğrayınca gördüğüm manzaradan sonra pek bir şey yemem mümkün olmadı. Bir müddet sonra yediğim her şeyden aynı lezzeti almaya başlayıp yiyememiştim zaten. Meğer bu bağışıklık sisteminin çökmesi anlamına geliyormuş. 

Döndükten sonra ağrılar içinde serumlarla yattım. Siz vitamin almayı unutmayın. Hiç değilse bir şeyler sizi dinç tutsun. Buraya gidinceye kadar yemekle alakalı bir sorunumun olacağını hiç düşünmezdim.

Masai Mara National Park dünyada ki en büyük milli parklardan bir tanesi. Diğeri Tanzanya‘da ki Serengeti Milli National Park. Bu iki milli park sınır komşusu. Arada Mara Nehri var. Şu belgesellerde gördüğünüz hayvanların göç ederken geçtiği ve timsahların saldırdığı Mara Nehri. İki ülke arasında hayvanlar devamlı göç halinde ve bu göçü engelleyecek herhangi bir sınır yok.

HAKUNA MATATA gezinin bir numaralı kelimesi oluyor. Tüm Afrika’da kullanılan bu söz sıkıntı yok anlamında kullanılıyor. Hiç bir şeyi kafalarına takmıyorlar. Aslan Kral filmini bilmeyen yoktur. O kadar gerçekçiymiş ki biz o çizgi filmin içine düşmüş gibiyiz. Böylesi bir deneyim daha önce yaşanmadı.

Masai Mara Göç Zamanı

Şimdi göç zamanı ve biz de bu göçü izlemeye geldik. Milli parkın girişinden kısa bir süre sonra aslanlar tarafından öldürülmüş bir zürafa görüyoruz. Kocaman hayvanı nasıl da öldürmüşler. Sonrası uçsuz bucaksız dümdüz sararmış bozkırlarda, toprak yolda hoplaya zıplaya yol almak.

Öldürülmüş zürafa
Öldürülmüş zürafa

Görüğümüz hayvanları izleyip fotoğraflamak, izlemek. Hayvanlar o kadar kendi halinde ki arabayla aralarında dolaşmanız onları korkutup kaçırmıyor. çok yakınlarına kadar gidip seyredebiliyorsunuz. Tabi ki şemsiyeyle dürtmüyoruz yada rahatsız etmiyoruz. En nihayetinde vahşi hayvan. 

Zebralar
Zebralar

Gidilmemesi gereken yollara bir sopa koymuşlar o kadar. Anlayıp girmiyorsunuz. Her yer ölmüş hayvanların kafatasları ve kemikleriyle dolu. Tek tük ağaçların gölgesinde zebralar gölgeleniyor. Çok az su kaynağı var. 

Yalnız zürafalar

Burada ki zürafaların rengi Graffe Center’dakilerden daha koyu. Doğadaki zürafalar tek geziyorlarmış. Buna çok şaşırdım. Ben hep kalabalık geziyorlar sanıyordum.

Tek başına bir bufalo gördüyseniz bu onun yaşlandığını ve sürüden dışlandığı anlamına geliyormuş. Bizim gördüklerimizin hepsi tek bir taneydi ve çok kızgın bakıyorlardı. İlk dışlanma zamanları çok agresif oluyorlarmış.

Aslanların yemek saati

Erkek aslan göremedik ama bir sürü dişi aslan ve yavrusunu gördük.  Hatta yemek yerken yavrusunu tokatlayan anne aslan gördük. Kendiliğinden ölen hayvanları diğer hayvanlar yemiyor. Hastalıktan ölüyor çoğu. Bunu biliyorlar  ve yemiyorlar.

Fil ailesi

Bir kaç fil sürüsüne de denk geliyoruz. Bufalolar öyle hain bakıyor ki. En tehlikelisi de oymuş. Leopar av peşinde zebralar tetikte. Burada insan vahşileşiyor dostum. Bu masal gerçek ve hiç acıması yok. Çoğu canlı için mutlu sonla bitmiyor.

Masai Mara'da öğle yemeği

Öğlen bir ağacın altında durup araçlardan inmemize izin veriyorlar. Burada piknik yapıcaz. Bir kesekağının içinde tavuk içecek ekmek gibi bir şeyler var. Her şey o kadar fakir, her şey o kadar az ki, tavuk butlarının üstünde bile et yok. Tam bir yoksunluk hissi. 

Masai Mara National Park’ta bir tesis, bir tuvalet yok. Öyle bir durumda sizi doğada çukurumsu bir yere götürüyorlar. Genelde her yer dümdüz bozkır olduğu için umarım sık sık bu ihtiyacı hissetmezseniz. Bizimkiler tüm gün sadece bir kez durdu mesela. 

Tanzanya Kenya sınırında sadece bir taş var. Tam oradan geçerken aracımız bozuluyor. Ön tekerlek Tanzanya’da arka tekerlek Kenya’da. İterek çalıştırıyoruz. Araçların hepsi hurda zaten. Aracımızı yokuş aşağı bırakıp altına taş koyuyoruz mesela.

Belgesellerin Baş Tacı Mara River

En sonunda belgesellerin ünlüsü Mara Nehri’ndeyiz. Buraya silahlı askerler eşliğinde girebiliyoruz. Nehire düşersek ya da bir hayvan saldırırsa vuracaklar. Fikri bile korkunç ama biz de bir neşe aman allahım o ne neşe. Çocuklar gibi şeniz.

Silahlı korumalar
Silahlı korumalar

Nehrin karşısında timsahlar hipopotamlar. İsteyen bu nehrin kıyısında çadırlarda da kalabiliyor. Orası Tanzanya’da.
Afrikadaki hayvanlarin göç yolu burası ve tam göç mevsimindeyiz. Arka fonda antiloplar ve impalaların göçünü izliyoruz. O kadar çoklar ki.

Masai Mara büyük göç
Masai Mara büyük göç

Bir gün önce filler geçmiş. Onları kaçırmışız. Filler geçerken her yeri yıkıyorlarmış. Ağaçlar devrilmiş, dalları kırılmış. Yeşil ot peşindeler. Timsah dolu bir nehirden Serengeti‘ye geçiş. Burada hayat zor.

Mara River
Mara River

Dediklerine göre Tanzanya tarafı bazı bölgeleri yakarak hayvanların göç etmesini engellemeye çalışıyormuş ki hayvanlar onların bölgesinde kalsın. Hayvanlar yeşil ot peşinde olduğundan yanmış yeri görünce geri dönüyormuş. Masai Mara‘da da yanmış bölgeler görüyoruz. Her iki tarafta yapıyor birşeyler demek ki.

Mara River
Mara River

Tüm gün bu şekilde safariyi tamamlamış dönerken yolumuza bir aslan çıkıyor. Daha doğrusu biz onun önüne çıkıyoruz. Geçmesine de izin vermeyince aracımızın yanında biraz yürüyüp arka ayaklarıyla yeri eşelemeye başlıyor. Meğerse avlanma öncesi bunu yaparmış. Ben koltukların üstündeyim.

Serengeti, Mara River
Serengeti, Mara River

Aracımızın açılan tavanından çekim yapıyorum. Arkadakiler “gidelim” diyor ama ben “hayırrrr” diyorum. Bunu görmeye geldik buraya. Meğerse camlar açıkmış ve kapanmıyorlar. Aslan bizden birilerini yiyecekmiş. Bana kalsa aslan şöyle bir aracın üstüne zıplasa, tırmansa falan istiyorum. Ne aksiyon olurdu ama. Beş büyüklerin hepsini gördük. Çok mutluyuz.

Serengeti, Mara River
Serengeti, Mara River

Vurulmadık kafamız, vida girmeyen böğrümüz, ağrımayan, toz kaçmamış yerimiz kalmadı çok şükür. Burnum komple toz konuşamıyorum artık ama Hakuna Matata. Çok güldük çok eğlendik. Aradığım şey buymuş.

Serengeti, Mara River
Serengeti, Mara River

Masai Mara’da Mangal Nasıl Yapılır?

Kurban bayramındayız ve akşam için kişi başı 6 dolara oğlak kesecekler bize. Eğer bir gün yolunuz buraya düşerse Masai oğlağı yemeyi iki kere düşünün. Ne zamanında yapıyorlar, ne pişirme usulleri ne tadı bizim damak tadımıza uygun değil. Olsun, denemeden bilemezdik.

Masai Mara Usülü Mangal
Masai Mara Usülü Mangal

Gece on olmuş biz hala bekliyoruz bir şeyler yiyeceğiz. Sonunda etler geliyor ve ateşler yanıyor. . Bizimkiler her şeye muhalif. Elin Masai Maralı yerlisine mangal öğretiyoruz. Bıraksana adam nasıl yapıyor onu öğrenelim. Zaten ne derseniz deyin onlar kendi bildiğini yaptı.

Masai Mara Usülü Mangal
Masai Mara Usülü Mangal

Çok sert bembeyaz bir et. Önce mangalda mühürleyip sonra kazıklara geçirip ortadaki ateşte çadır gibi dizip çevire çevire pişiriyorlar. Hayatımda yediğim en lezzetsiz etti sanırım. Burada hayvanları kesmeyip boğarak öldürüyorlar.

Masai Mara Usülü Mangal
Masai Mara Usülü Mangal

Sonra boğazından bir delik açıp kanını bir kapta biriktiriyorlar. Sütle karıştırıp içiyorlar. Tamamen proteinle beslendikleri için kadıı herkeği hepsi kas. Gram yağ yok. Bu boğulmadan olsa gerek ciğeri acı.

Belgesel çekimleri
Belgesel çekimleri

Sabah altıda yine kısa bir safari yapıyoruz. Aslan ailesiyle geziyoruz biraz. Sonra National Geographic ve BBC kameraları ve onlarca araçla birlikte dünkü ölmüş zürafanın aslanlar tarafından nasıl yenildiğini izliyoruz. O belgesel çekilirken ben oradaydım. Öyle bir coğrafya ki içinizde ki vahşi ortaya çıkıyor. Belgesellerde izlerken gözünüzü kapattığınız şeyler burada normal. Hatta siz bile oturup o zürafayı yiyebilirsiniz.

  • Rift Valley
  • Keffa aracı kullanmama izin veriyor
  • Hakuna Matata
  • Doha
  • Uçaktan Nairobi
  • Nairobi havaalanı
  • Nairobi
  • Graffe Center
  • Graffe Center
  • Graffe Center
  • Graffe Center, Naiorbi
  • Rift Valley
  • Lake Naishava
  • Lake Naivasha, gördüğüm ilk hipopotam
  • Akbaşlı kartal besleme saati
  • Rift Valley
  • Lake Naivasha Göl Safarisi
  • Lake Naivasha, Maymunlar
  • Lake Naivasha, Günbatımı
  • Lake View Estate, safari
  • Lake View Estate, impala
  • Lake View Estate, safari
  • Ekvator çizgisi, Dünyanın tam ortası
  • Ekvator çizgisi, Dünyanın tam ortası
  • Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

‘’Az gittik uz gittik dere tepe düz gittik’’ der masalda. Biz de öyle gittik. Bu Kenya’ya gitme özlemi nereden başladı, nedenbaşladı hiç bilmiyorum ama Kenya beni çağırdı. Nisanda bir denedim olmadı. Temmuz da kendiliğinden geliverdi önüme. Ben de gidiverdim. Bu sefer bir kaç ay beklemem gerekti. Dalıştan arkadaşlarım bayram tatili için Kenya, Zanzibar planı yapmışlar. Zaten ben de sadece Kenya’ya gitmek istemiyordum. Gitmişken Tanzanya Zanzibar’a da gideyim istemiştim. Çok ballı olduğumu söylemiş miydim? 

 

Kenya’ya Nasıl Gittik?

Biz Qatar Airways’le Doha aktarmalı uçuyoruz. İki saat aktarma zamanımız var. Bu tür aktarmalı uçuşlarda ilk uçuş yerinden binmezseniz diğer tüm uçuşlarınız yanıyor. Qatar Airways’te devamlı çıkan seçenekli sıcak yemekler çok lezzetli. Yemek zamanı uçağı bir yemek kokusu sarıyor ama rahatsız edici değil, hatta özendirici. Ekip son derece güler yüzlü. 

Kenya
Kenya yolları çok uzak

Atatürk havalimanında güle oynaya bindiğimiz uçağımız 4 saat sonra Doha‘da. Gerçekten muhteşem bir havaalanı. Uçaktan inme diğer uçağa yürüme, bilet vs derken iki saati anlamıyoruz bile ve Nairobi için uçaktayız. Artık ne düşündüysem, yanımda 600 sayfalık tuğla gibi bir kitap var.

Doha                Doha

Arkadaş da beni acil uçuş kapısındaki koltuğa oturtunca, koltuk da asla kımıldamayınca, ben de geri kalan 6 saatlik uçuşu okuyarak geçiriyorum. Gecenin ilerleyen saatlerinde pencereden dışarı bakınca ayı ters görüyorum. Daha önce hiç bu şekilde görmedim. “Bahar bu sefer hakikaten gittin ama ne gittin” diyorum.

Uçaktan Nairobi
Uçaktan Nairobi

Gece bir civarı Nairobi’nin konteynır havaalanına giriyoruz. Bizim indiğimiz kontuar öyleymiş aslında. Dönerken gördük ki kocaman bir havaalanı var ama ne giderken ne dönerken biz bu havaalanına giremedik.

Nairobi havaalanı
Nairobi havaalanı

Kenya vizesi kapıda 50 dolar karşılığı alınabiliyor. Yeşil pasaportlular ayrı bir sırada vize ödemeden giriyor. Bizden önce giden bir kafile var. Onlar bizi almaya gelmiş. Kenya uzun süre İngiliz sömürgesi olarak kaldığı için İngiliz kültürü çok fazla yerleşmiş bir yer. Direksiyon bile sağda mesela.Otelimiz havaalanına pek yakın değil. Güzel bir otel de değil. Sıcak su yok ve ben soğuk suyla duş alıyorum.  

Keffa aracı kullanmama izin veriyor
Keffa aracı kullanmama izin veriyor

Neden? çünkü üç günlük bir safariye çıkıcaz ve duş alma imkanım olmayabilir. Büyük beşliyi görmeye gidicez. The Big Five. Afrikanın keşfinde, beyaz adam geldiğinde avlanmaya çıkmış ve en zor yakalanan bu beş hayvanların peşine düşmüş. Aslan, fil, bufalo, leopar, gergedan. İsmi de öyle kalmış. Neyse ki şimdilerde avlanmak yasak.

Nairobi
Nairobi

Dediklerine göre İstanbul trafiğini aratmayacak bir trafik varmış gündüz. Bana hiç denk gelmedi. Şanslı olduğumu söylemiş miydim?

Graffe Center ve Zürafalar

Kenya‘da sabah kahvaltısında tavuk, kuru fasulye benzeri sıcak yemekler çıkıyor. Bir de tost ekmeği, yumurta, ananas gibi şeyler. Tabiki ikinci seçeneği kullanıyorum. Biraz aç kalıcam sanırım buralarda. Şimdi olsa o sıcak yemekleri de denerdim kahvaltıda. Ön yargılı olmamak lazım aslında.

Graffe Center, Naiorbi
Graffe Center, Nairobi

İlk durağımız Graffe Center. Umbrella Acacia Tree denilen buraya has ağaçları yakından görebilmek, bu ağacın yapraklarını yiyen zürafaları izlemek masal gibi. En sevdiğim hayvanlar zürafalar. Gülen yüzlerine, beneklerine kurban olsunlar. Burası zürafa yetiştirilen bir yer. Gezginlerle bir turda olduğumuz için ve her şey önceden ayarlanmış olduğu için giriş için ücret ödemedik biz. Bizimle birlikte biraz kalabalık oldu burası. Herkes zürafalara hücum etti.

Graffe Center
Graffe Center

Bir bakıcı zürafa yemini iki dudağının arasına koyup zürafayı böyle besleyince dayanamıyorum ve defalarca deniyorum. Her defasında yemeyi başarıyor. Harika fotoğraflarım ve gifler ortaya çıkıyor. Burada hediyelik eşya satışı da var. Daha yolun başındayız alırız başka yerden diye düşünmek Afrika için pek geçerli değil.

Graffe Center
Graffe Center

Beğendiğiniz ne varsa almalısınız. Bir daha rastlama şansınız olmayabilir. Genelde satılanlar el ürünü ya da o bölgeye ait olduğu için başka yerde aynısından bulamıyorsunuz. Hala Graffe Center‘da almadığım oraya özgü örtüler rüyalarıma giriyor.

Graffe Center
Graffe Center

Range Rover’larımıza binip yola koyuluyoruz. Kenya’nın bozkırlarına gidicez. Bu taraflarda kırsal iklim söz konusu. Kenya’da safari için turlar düzenleniyor. Kendi başınıza gidemiyorsunuz. Her şey tura dahil. Siz bir şeyle uğraşmıyorsunuz. Yolda bir yerde yemek yiyoruz.

Nairobi, Graffe Center
Nairobi, Graffe Center

Basit açık büfe şeklinde. Hayatımda içtiğim en lezzetli çorbayı burada içtim sanırım. Yemeğin üstüne bir kase daha içtim ama ne içtiğimi bilmiyorum gerçekten. Sormak aklıma gelmemiş. Yolun yorgunluğu ve ben neredeyim şaşkınlığından olsa gerek.

Hakuna Matata
Hakuna Matata

Dünyanın En Uzun Fay Hattı Rift Valley

Rift Valley‘deyiz. Dünyanın en büyük fay hattı Rift Valley, engin bir coğrafi ve jeolojik şekil. Bir gün büyük bir depremle Afrika‘nın doğusunun kıtadan ayrılacağı düşünülüyor.

Rift Valley
Rift Valley, dünyanın en uzun fay hattı

İsrail’den Mozambik’e kadar 9600 km uzunluğunda olan vadinin genişliği otuz ile 100 kilometre arasında değişiyormuş. Derinliği ise birkaç yüz metreden binlerce metreye değişiyormuş. Adı kâşif John Walter Gregory’den gelmekteymiş. Üstündeyken tedirgin olmamak mümkün değil.

Rift Valley
Rift Valley

Bir seyir terasından uçsuz bucaksız topraklara bakıyorsunuz. Bir kaç baraka da hediyelik eşyalar satılıyor. 40 dolar dediği şapkayı 5 dolara alıyorum. Pazarlık şart bu topraklarda.

Rift Valley
Rift Valley

Lake Naivasha, Göl Safarisi

Yol neredeyse bütün gün sürüyor. Akşam saatlerine doğru Lake Naivasha’ya ulaştık sonunda. Burada bir göl safarisi yapıcaz. Bize can yelekleri giydiriyorlar. Hava artık biraz serince. İç kesimlerde karasal iklim hakim. Hipopotamları ve akbaşlı kartalları görücez. Kanoların içindeyiz.

Lake Naivasha, gördüğüm ilk hipopotam
Lake Naivasha, gördüğüm ilk hipopotam

Devrilsek, suyun soğukluğunu geçtim her yer hipopotam ve başka bir sürü şey dolu. Hipopotam dünyada ki en ölümcül hayvanlardan. Düşmeyi hiç istemeyiz. Bizim düşmek istemediğimiz suyun içinde neredeyse boynuna kadar suların içinde olan balıkçılar vardı yalnız.

Akbaşlı kartal besleme saati
Akbaşlı kartal besleme saati

Kano rehberimiz havalara balık attıkça akbaşlı kartallar kapıp duruyor ama çok da istekli değilller. Anlaşılan biz gelinceye kadar bütün gün bu şovu yapmışlar ve yemekten çatlamışlar. Hayatımda ilk defa hipopotam gören ben bir masalın içinde gibiyim.

Lake Naivasha Göl Safarisi
Lake Naivasha Göl Safarisi

Masalda hissedebiliyorum yalnız. İnce giyinmişim. Donuyorum. Kano rehberimiz bana rüzgarlığını verince rahatlıyorum. O kadar kocaman ki can yeleğimle birlikte giyince bile hala bol.

Lake Naivasha, Maymunlar
Lake Naivasha, Maymunlar

Safari sonrası oradaki maymunlarla oynuyorum. Çok yakınıma kadar geliyorlar. Yakınıma kadar gelse de dokunmak mümkün olmuyor. Aslında karşılıklı olarak ikimizde birbirimizden çekiniyoruz.

Lake Naivasha, Günbatımı
Lake Naivasha, Günbatımı

Muhteşem bir gün batımı yaşıyoruz. Her şey çok masalsı. Orada olduğum ve bunları yaşıyor olmama hala inanamıyorum. Rüzgar ılık ılık, biraz da olsa ısırarak tenime dokunmasa, saçımla oynaşmasa bir rüyadayım sanabilirdim. 

Lake Naishava
Lake Naivasha

Akşam otelde alınan yemekten sonra uyumaya çekiliyor herkes. Ben lobi de internette gezinmeyi tercih ediyorum. Açık olan tüm tvlerde National Geograik’in Afrika belgeseleri açık hep ve ben o belgeselin içindeyim.

Lake Naivasha

Lake Nakuru Safari

Sabah erkenden Lake Nakuru’da ki  Lake View Estate kapısındayız. Yine bir göl ama bu sefer karadan bir safari yapıyoruz. Burada yaşayan hayvanlarda insanlarda çok şanslı. Her yer yemyeşil ve bol su var.

Lake View Estate, impala
Lake View Estate, impala

Bir sürü impala görüyoruz. Maymunlar her yerde zaten. Ve bir ara bir gergedan görüyoruz. Bir hayli uzakta yalnız. Profesyonel bir kameram yok. Zaten daha safarimizin ilk günleri nasılsa görür de çekeriz dediğimiz gergedanı ilk ve son görüşümüz oluyor ama fotoğrafı yok. Olsun. Önemli olan görmüş olmamız.

Lake View Estate, safari
Lake View Estate, safari

Flamingoların gölüne gidiyoruz. Çok uzaklarda birkaç tane var ama dürbünle bile çok net görmek mümkün değil. Bu arada yeri gelmişken yanınıza mutlaka dürbün alın. Rehber de bir tane oluyor genelde ama o kadar kişi sıra beklemeniz gerekecek. 

Lake View Estate, safari
Lake View Estate, safari

Ekvator Çizgisi, Dünyanın Tam Ortası

Araç rehberlerimiz kişi başı 5 dolar verirsek bizi Ekvator çizgisine götürebileceğini söyleyince gidip gitmemeyi tartışıyoruz. Bunun nesi tartışılır bilemiyorum. Tabi ki gidicez. Ekvator çizgisinin olduğu yerde barakalar kurulmuş. Her birinde çok değişik Afrika’ya has ürünler satılıyor.

Ekvator çizgisi, Dünyanın tam ortası
Ekvator çizgisi, Dünyanın tam ortası

Bizim aracımız her zaman ki gibi en son giden araç. Nereye gidersek gidelim en az kalabilen biziz. Geç gitsek de aynı anda hareket ediyoruz. Bir yarım saatim daha olsaydı oradan çok güzel şeyler alabilirdim. En ucuz yer orasıymış aslında.

Ekvator çizgisi, Dünyanın tam ortası
Ekvator çizgisi, Dünyanın tam ortası

Bir kadın bize su deneyi yapıyor. Çamurlu bir su dolu çanaktaki tahta parçası bir adım sağa geçince sağa bir adım sonrası sola dönüyor. Tam çizginin üstünde ise hareketsiz kalıyor. Kitaplardan okuduğumuz şeylerin gerçekleriyleyiz.