• Yedigöller

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Bazı yerlerim var, burnumun dibinde ama hep bir aksiliğin çıktığı, haftalarca planlar yapılıp son dakika gidilemeyen. Bunlardan biri Yedigöller. Fotoğraflarına aşık olduğum Yedigöller’e gitmek üzere yollardayım. Çok merak ediyorum Yedigöller’i. Hep fotoğraflarından gördüğüm muhteşem manzaralara bakıp, kokusunu içime çekip, dokunmaya gidiyorum.

Yedigöller Milli Parkı
Hiç planda yokken bir akşam  Nihat hocamın “Bahar, hadi bir kişilik yer var. Hazırlan, Yedigöller’e gidiyoruz” demesiyle sabahın 4’ünde kendimi 25 kişilik fotoğraf grubunun içinde bulmam arası birkaç saat. Karanlık yollarda sabah saat 6 civarı Yedigöller’e varıyoruz. Gün doğumunu fotoğraflamak istiyoruz ama hava karanlık daha. Biz de uyuyoruz araç içinde. İlk geleniz neredeyse. Nihat Hocam’la yola çıkıyorsanız dakik olmalısınız. Zamanı maksimum kullanır hep. Gün ağarmasıyla birlikte kendimizi dışarı atıyoruz.

 

Yedigöller Milli Parkı’nda Kamp Alanı

Birkaç çadır kurulmuş, kamp yapanları uyandırmadan sessizce göl kenarına iniyoruz. İşte bir türlü olmayan, olamayan bir hayalim gerçekleşmek üzere. Afrika’ya gitmek daha kolay oldu diye düşünüyorum. Sonbaharın gelmesiyle müthiş renklere bürünmeye başlayan yedi göllerde Büyükgöl, Küçükgöl, İncegöl, Sazlıgöl, Deringöl, Kurugöl ve Seringöl yani gerçekten yedigöl var adı gibi.

Yedigöller Milli Parkı’nda ki İncegöl

Bizim jenerasyonun çok iyi bileceği ünlü ressam Bob Ross tablolarının birinin içinde gibiyim. “Şuraya bir ağaç çizelim” diye başlayan cümleleri burada kurmuş olmalı. Hafif çiseleyen yağmura aldırmadan her türlü fotoğraf çekmekle meşgulüz. Erken davranmamızdan dolayı bizden başkası henüz gelmedi. Aşağıdaki gölden yukarı kamp çadırlarının önünden yürüyünce şelaleye doğru tırmanmaya başlıyorum.

Yedigöller Milli Parkı

Şelalenin yanından Gülen Kayalar diye bir yazı görünce dalıveriyorum. Geldim, dur az kaldı, dönsem mi? o kadar geldim devam edeyim derken derken kayaları buluyorum. Kayalara neden Gülen Kayalar dendiğini anlayamasam da görselliği çok güzel. Daha doğrusu Gülen Kayalar’a giden yol güzel.

Yedigöller Milli Parkı Gülen Kayalar

Öyle güzel ki geçtiğim manzaralar, tırmanışı hissetmiyorum bile. Nazlı gölün dibinden sızan sulardan oluşan bu minik şelale fotoğraf açısından çok verimli. Ben durup aynı yerde uzun uzun fotoğraf çekebilen biri değilim, zaten bir fotoğrafçı da değilim. Diğerleri fotoğraflarını çekerken ben şelaleye oraya buraya derken grubu kaybediyorum.

Yedigöller Milli Parkı

Koca ormanda benden başkası yok. Yaprakların üstüne mi yatıp yuvarlanmadım, ağaçlara mı sarılmadım, onlarla mı konuşmadım. Hepsini yaptım.Tek başına yürüyerek diğer gölleri ve insanları buldum en sonunda. Kaybolmadım yani. Tüm göllerde fotoğraf çektim, mis gibi havayı içime çektim. Normal yoldan yukarı çıkarken dönen arkadaşlarımı da buldum. Yine tek başına devam ettim.

Yedigöller Milli Parkı

Bu sefer başka bir gruba takılıp Gülen Kayalar‘a başka bir yoldan tekrar ulaştım. Aralara kaynamakta üstüme yoktur. Milli Park’a girince Büyükgöl‘den yukarı doğru asfalt yoldan yürüyünce diğer göllere ulaşabiliyorsunuz ve buradan; eğer rehberiniz doğayı seviyorsa, sizde yürümeyi seviyorsanız, ormanın içinden Gülen Kayalar‘a sizi götürebilir. Pek çok araç yukarı kadar çıkmıştı, yokuşu tırmanmak zorunda kalmamışlar yani. Bütün gün boyunca 3 kez şelale iki kez Gülen Kayalar ve dafalarca gölleri gezdim. Atmaca seyir terasına çıktım. Böyle akşamlar yattığım yeri bilemem.

Yedigöller Milli Parkı Dilek Çeşmesi

Burada en çok fotoğrafı çekilen yerlerden biri de Dilek Çeşmesi (Yedisular). Şelaleye tırmandığınız yolda. Su içiliyor mu bilmiyorum ama tahmin edebileceğiniz gibi ben içtim. 

Yedigöller Milli Parkı Dilek Çeşmesi

Burada bir geyik üretme çiftliği de var. Türkiye’deki ilk alabalık üretimi buradaki Büyükgöl’de 1969 yılında yapılmış. Milli parkın içinde kalan Köyyeri bölgesinde Bizans dönemine ait kalıntılar varmış. Demek ki burası eskiden yerleşim bölgesiymiş.

Yedigöller Milli Parkı İnce Göl

Yaban hayvanları konusunda oldukça zengin olan park tam bir doğa cenneti. Akan sular, göller, 100’ün üzerinde kuş, sayısız ağaç türü ne ararsanız var.

Yedigöller ve Kamp

Kamp yapmak için en uygun mevsimler nisandan kasıma kadar. Bir bölümünde karavan ve çadır kampı yapılabiliyor. Bir hafta sonu mutlaka karavanla gelmeliyiz. Öğle yemeği için yanınızda bir şeyler getirebilirsiniz, hatta buraya piknik için günü birlik gelen de çok ama hiç bir şey almadınız diyelim. Küçük bir büfede yiyebileceğiniz tost, sucuk ekmek, köfte gibi yiyecekler mevcut. Biz son seçeneği kullandık.

Gün boyunca yeri geldi ıslandık, bolca güldük, ben zaman zaman kayboldum sonra kendimi tekrar buldum, tırmandım, göle, yeşile ve sonbaharın tüm kızıl renklerine doydum. İnsanın hiç dönesi gelmiyor buradan. Hava kararmaya yakın aracımıza binip şarkılar, sohbetler, çektiğimiz fotoğrafların sohbetleriyle yol alıyoruz.

Uzun yıllar bir türlü gerçekleşemeyen Yedigöller masalım çok güzel arkadaşlıklar edinmem, harika fotoğraflar çekmem ve çok güzel anılarla dönmemle son buluyor. Bob Ross buraları görseydi bir başka çizerdi o tabloları

  • Melen Rafting

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

İşte mevsimi geldi. Doğa uyanıyor. Ağaçlar burcu burcu çiçek, sular çağıl çağıl. Kar suları eriyor ve rafting zamanı geldi. İstanbul’a en yakın rafting alanı Melen’de. Melende’ki rafting sezonu çok uzun ama en güzel zamanı mart ve nisan ayları. Suyun en yüksek olduğu zaman. Zaten Melen’de rafting yapmayı düşünüyorsanız son şansınız olabilir. Melen Barajı bitmek üzere ve artık burada rafting yapılamayacak.

Melen Dokuzdeğirmen Köyü

Melen’e Ulaşım

Sabahın karanlığında saat 4 sularında servisimize biniyoruz ve bu soğukta nereye gittiğimizi düşünüyoruz. Buz gibi hava ve buz gibi sular ama koşa koşa iki gram uykuyla yollara düşüyoruz. Sabah 8,30 gibi rafting merkezimizdeyiz. İstanbul Avrupa yakasından Melen arası 2,30 saat sürüyor. İstanbul’dan  TEM’e bağlandığınızda Ankara istikametini takip ediyorsunuz.  Hendek gişelerden çıkıp yine Ankara tabelasını takip edip E-5′ e inmiş oluyorsunuz. Devamında 20 km sonra Cumayeri İlçesine girişi gösteren tabela göreceksiniz.Bu yönde ilerlediğinizde Rafting Tesislerine ulaşabilirsiniz.

Melen

Rafting Yapmaya Hazırlanıyoruz

Kahvaltımız hazır oluncaya kadar kısa bir hiking yapıyoruz. Bize Cumayeri’nde ki köpekler eşlik ediyor. Dokuzdeğirmen köyü hemen Melen çayı kenarında. Her yer yemyeşil, çiçek, böcek. Muhteşem bir kahvaltı sonrası giyinmek üzere tesiste herkes koşturmaya başlıyor. Benim gibi dalış yapıyorsanız wetsuitinizi yanınızda götürebilirsiniz ancak  bu çok gerekli değil. Rafting tesislerinde her şey var. Benim gibi çok üşüyorsanız verdikleri patiğin içine scuba çorabı, elinize eldiven giyebilirsiniz. Bunlar tesisten karşılanmıyor. 

Melen Rafting
Giyinip kendimizi brifing alanında buluyoruz. Rehber hocalar bize suyun üstünde neyle karşılaşacağımızı ve ne yapmamız gerektiğini anlatıyor. Suya düşebiliriz. Melen 3+1 zorluk derecesine sahip, amatörler için kolay bir parkur. 13 km uzunluğunda. Ben daha önce rafting yaptığım ve parkuru bildiğim için neyle karşılaşacağımı biliyorum. Çok mutluyum, heyecanlıyım. Eski bir dostla kavuşmuş gibiyim.
Melen Rafting

Nehirden aşağı süzülmeye başlıyoruz. Eğitim hala devam ediyor ve beklenen an ilk dalgaların yüzümüze patlaması, buz gibi suyu yemenin şaşkınlığı mutluluk çığlıklarına kahkahalarına karışıyor. Ne güzeldir o adrenalin. Buz gibi suların içinde o kahkahaları attınız mı hiç? Dağı taşı inlettiniz mi?  

Melen Rafting

Güneşin çıkmasıyla her şey bir mucizeye dönüşüyor. Botun üstünde rehber hocamızın komutlarını yapmamız çok önemli. Dediklerini yapmazsak devrilebiliriz, suya düşebiliriz, kenardaki kayalıklara patlayabiliriz, çalıya çırpıya girebiliriz. Keyfimizin mutluluğumuzun bozulmaması bize bağlı. Kuvvetli kürek çekmekte önemli.

Melen Rafting
Girdapların gözüne gözüne zafer çığlıklarımız kahkahalarımızla parkuru tamalıyoruz. Bitiminde kendimizi buz gibi sulara da atıyoruz.  Başarmanın ve bir aksilik yaşamamanın verdiği mutlulukla şarkılar söyleye söyleye araçlarımızla dönüyoruz.Tesiste sıcak su, fön vs her şey var ve buz gibi sulardan sonra ilaç gibi geliyor.

 

Dokuzdeğirmen Köyü
Her şey bittikten sonra yemek hazır oluncaya kadar doğanın uyanışını fotoğraflamak için kısa bir yürüyüşe çıkıyoruz. Dokuzdeğirmen köyünde minik şelaleler var. Köyün köpekleri eşliğinde geziyoruz. Bir yerde hayvanlar sizden kaçmıyorsa orda iyi insanlar yaşıyordur.

 

Dokuzdeğirmen Köyü

Ve Zipline Zamanı

Tepelere tırmanıyoruz, sulardan geçiyoruz ve başlayan yağmurla birlikte yemek yemek üzere tesisimize geri dönüyoruz. Yemeklerde enfes. Her şey çok güzel. Yemekten sonra tabi ki zipline zamanı.Yapmasam olmazdı. Yükseklik korkusu olan ben için yine korkunç ve müthiş birşey. Karşıya ilk geçişimde karşılayan kişi beni bedeniyle durduruyor. Siz siz olun arkanız dönük varmamaya çalışın karşıya.Kemiklerimin çatırtısını duydum resmen.
Zipline

Tesislerde Atv ve paintball yapma imkanınız var. Bungalovlarda kalabilirsiniz yada kamp yapabilirsiniz. Genelde kendi çadırınız varsa ücret bile almayabiliyorlar. Konaklamak için Melen’de pek çok alternatifiniz var. Fiyatlar çok yüksek değil. Öğretmen evi bile var. 

Dokuzdeğirmen Köyü
Rafting fiyatları 80 ile 150 lira arasında değişiyor. İçinize neresi sinerse orada yapabilirsiniz. Deneyimli hocaların olduğu yerleri tercih etmenizi önerebilirim. İşin şakası yok. Haftasonu kalmalı gidebilirsiniz, fındık sobalasının ateşinde ısınıp harika köy kahvaltıları yapıp raftingde ve ziplineda adrenalini yaşayıp evinize yeni bir siz olarak dönebilirsiniz. Yüzünüzü doğaya dönün, bırakın sizi sonsuz şifasıyla iyileştirsin, huzur versin