Azerbaycan ‘a Gitmeden Önce Bilinmesi Gereken Püf Noktaları

Azerbaycan, resmî adıyla Azerbaycan Cumhuriyeti, Batı Asya ile Doğu Avrupa’nın kesişim noktası olan Kafkasya’da yer alan bir ülke. Azerbaycan 1991 yılında SSCB’nin yıkılmasının ardından bağımsızlığını ilan edip ayrı bir devlet oldu. “İki devlet bir millet” cümlesini o kadar çok duyduk ve o kadar çok sevgi gördük ki Azerbaycan benim için her zaman ayrı bir yerde olacak. 

Azerbaycan Vizesi Nasıl Alınır?

Azerbaycan’a vizesiz giremiyoruz. Bunun sebebinin İran’dan kaynaklandığına dair şeyler okudum. Eğer bize vize kalkarsa İran bize de kaldırın diye baskı uyguluyormuş. Azerbaycan’da İran’dan gelecek uyuşturucu trafiğini kontrol edemeyeceği için bu vizeleri uyguluyormuş. Ne kadar doğru bilemiyorum.

Azerbaycan’a havayoluyla gidecekseniz havaalanından 30 günlük kapı vizesi alabiliyorsunuz. Bunun ücreti 10 Dolar. İnternetten başvurduğumuzda telefonumuza vize kısa sürede geliyormuş. Online vize ücreti 23 dolar. Biz karayoluyla geçeceğimiz için önceden almamız gerekiyor. Çünkü kara sınır kapılarından vize alınamıyor. Konsolosluktan başvurduğunuzda herhangi bir ücret ödemiyorsunuz. Vize almak isteyen kim varsa bebek, çocuk kim varsa bizzat konsolosluğa gitmesi gerekiyor.

Azerbaycan konsolosluğunun sitesine girdiğimizde randevu almamız gerektiğinden bahsederken, konsolosluğu aradığımızda bir randevuya gerek olmadığını öğrendik. Azeri vatandaşları öncelikli olmak kaydıyla, sabah erkenden konsoloslukta olup, listeye adımızı yazdırırsak randevuya gerek olmadığını öğrendik. Arkadaşımız saat 7,30 gibi konsolosluğa gittiği halde 42ci sıraya yazdırabilmiş ismimizi. Sabah çok erken gitmeniz gerekiyor yani.

Herhangi bir form doldurmanıza gerek yok demişlerdi ama kapıda form dağıttılar. Bu başka ülkelerin ki gibi vize başvuru formuydu. Kalacağımız yeri belirtmemiz gerekiyordu ama biz Couchsurfing yada kamplı konaklamayı düşünüyorduk. Hangi vize kağıdına bunu yazabilirsin? Tabi ki hiç birine. Kapıda iki dakikada internete girip bookingden bir otel ismi bulup yazdık. Rezervasyon yapmadık.

Kapıdaki görevli içeriye üçer beşer insan alıyor. Onlar çıktıkça yenilerini çağırıyor. Bizi de aldı içeri birkaç saat sonra. Görevliye pasaportlarımızı ve başvuru formunu verdik. Azeri lehçesinden dolayı biraz kıkırdayıp görevlinin kızgın bakışlarına da maruz kalmış olabiliriz. Bir hafta sonra gelmemiz söylenmişti. Bir hafta sonra arkadaşım almaya gittiğinde sistemde arıza çıktığı söylendi. Ben vizeden umutlu değildim. “Çıkmaz o vize” deyip durdum. Ertesi gün de sistem çöküktü ama üç aylık vizeyi verdiler. Hayatımın en garip vizesini almış oldum böylece. 

Azerbaycan vize formuna ulaşmak için: http://www.azerbaycankonsoloslugu.org/asset/80/azerbaycan-vize-basvuru-formu.pdf

Azerbaycan Lagodekhi-Balaken Sınır Kapısı

Gürcistan’dan Azerbaycan’a Lagodekhi-Balaken Sınır Kapısı’ndan geçtik. Aslında Tiflis’e yakın olan Kırmızı Köprü-Tsiteli Khidi Sınır kapısından geçecektik ama çok kalabalık olduğunu öğrendik. Bizde kamyoncuların kullandığı daha uzakta ki Lagodekhi-Balaken Sınır Kapısı’na gittik. Tiflis Lagodekhi arası 150km, Kırmızı Köprü 70km. Azerbaycan içinde yapacağımız yolu, sınırda beklemek yerine Gürcistan’dan geçmiş olduk böylece. Zamandan kazandık.

Araçta sadece sürücü kalacak şekilde biz yaya yolundan pasaporta gittik. Nahçıvan’a girerken de görmüştüm ki Azeri yetkililer çok ciddi. Fazla gülüp eğlenmeyin. Biz fazla sıra beklemeden geçtik. Bir gölge bulup Metehan’ı seyretmeye başladık. Metehan yine aracı boşaltıyor ve xray cihazına taşıyordu. Neredeyse tüm aracı boşaltıp xrayden geçirip yeniden arabaya yükledi. Biz onu seyrederken çok eğlendik ama o pek eğlenmiyordu sanırım. Gürcistan geçişlerinde daha kolay geçmiştik. Azerbaycan sınırı çok daha sıkı arama yapıyor.

Arabayla Azerbaycan’a girebilmek için mecburi 30 günlük sigorta yaptırmamız gerekiyor. O da 19 Dolar tuttu. Bir de yol vergisi var. Onun içinde 22 Dolar alınıyor. Bunların hepsi sınır kapısından geçerken alınıyor. Gürcistan’da ki gibi sınırı geçtikten sonra sigorta yeri aramak zorunda kalmıyorsunuz. 

 

Dönüşte gece yarısına geldiği için Gürcistan’a geçişimiz bizi arabadan indirmeden arabayla pasaport kontrolüne gitmemize izin verdiler. Sordukları 3 şey vardı: Dürbün, dron, telsiz var mı? Bunlar yasakmış. Neyse ki yoktu. 

Azerbaycan’da Para Bozdurabilmek

Azerbaycan’ın para birimi Manat(AZN), kuruşa da Kepik diyorlar. Loghadeki-Balaken sınırı öncesinde manat alabileceğiniz bir küçük klübe vardı. Biz almadık. Siz mutlaka manat alın. Sınırı geçer geçmez para bozdurmamız gerekti ama en yakın yer Zagatala’da çok dolandık. Gürcistan’a pazar geçtiğimiz için Azerbaycan’da bayrama denk geldiğimiz için açık yer bulmakta çok zorlandık. Bir banka açıktı ama bizde TL olduğu için bozmadılar. Biz Azerbaycan’a geçmekten vazgeçtiğimiz için yanımıza döviz almamıştık. Son dakika bu kadar geldik, vizemizde var gidelim demiştik. Bankadan çıkıp döviz bürosu aramaya başladık. 

Döviz bürosuna Valyuta Ofis” diyorlar. Derme çatma bir klübede 100 TL’te 27 manat aldık. Paramız bu kadar mı değer kaybetmişti. Kırsal da kazıklandığımızı düşünüp asıl para bozum işini Bakü’ye bırakmaya karar verdik. Yanlış bir kararmış. Bir çok ülkede tren, havaalanı yada otobüs terminali gibi yerlerdeki döviz bürolarında para bozdurmak şehir içinde para bozdurmaya göre daha dezavantajlıyken burada tam tersi oldu. Bakü’de Eski Şeher’de 100TL’ye 16 Manat verdiklerinde şok olduk ve bozdurmadık. Kredi kartlarımızın geçtiği yerlerde yemek yedik. Bu sebepten Azerbaycan’da hem aç kaldık hem parasız. Bir kahvaltı 18 manattı artık siz düşünün. Azerbaycan bizim için bir hayli pahalıydı.

Azercell Telefon Hattı

Zagatala’da kendimize bir telefon hattı alalım dedik. Çoğu kapalıydı bayram dolayısıyla. Olanları da ne dediğimizi anlayamadı. Biz onları anlayamadık. Azercell almak istedik ama bu Bakü’ye kadar mümkün olmadı. Bakü’de 5 Manat’a 5GB’lık bir hat aldık. Bunun 3GB’ı normal 2GB’si 4,5G çeken yerde geçerliydi. Kız  hediye kartlarla bunu 10GB’ye yükselttim dedi. Sonra bir 5 Manat daha aldı.Aralarında devamlı rusça konuşup güldüler. Bence orada bizi biraz dolandırdılar. Hediye karta para ödememiz gerekiyordu normalde. 

Benim telefon Bakü Gobustan’da düşüp ekranı kırılınca, iki gün tamir sırasında yedek külüstür telefonumda kullandım hattı. O telefon da 4,5G uyumlu olmayınca hakkımız olan 3GB Bakü’de bitti ve biz dönüş yolunda yine sora sora Gürcistan’ı bulmak zorunda kaldık. Hattı alırken kırsalda 4,5G çekiyor mu diye sorduğumda satıcı kız tarafından bir hayli terslenmiş ve azarlanmıştım. Demekki neymiş? Ben haklıymışım. Kırsal da 4,5G çekmiyor.

Azerbaycan Yolları ve Aznov Uygulaması

Sınırdan çıktığımız andan itibaren Moxax Şelale’sini aradık ama kimse bilmiyordu. Sonra vazgeçip Bakü’ye gitmeye karar verdik. Azerbaycan’da yol tabelaları yok denecek kadar az. Ana yollar düzgün ama ara yollar bir hayli bozuk. Hat alamadığımız için navigasyonumuz yok. Azerbaycan’ı rotadan çıkardığımız için bir rotamız yoktu ama son dakika gelmeye karar verince Tiflis’de ki Lit Hostel’in sahibi Uran bize bir rota çıkardı.  

Azerbaycan Hükümeti bir uygulama yapmış. Playstore’a girip telefonunuza ücretiz indiriyorsunuz. Aznov bir navigasyon programı, ücretsiz ve ofline kullanabiliyorsunuz. İnternette bulunmayan bir bilgiye daha önce sahip olsaydık bu çağda sora sora Bakü’yü bulmak zorunda kalmazdık. Bakü’ye giderken hiç tabela olmayan bir dört yol ağzında, gecenin bir yarısı dört dönmezdik. Gecenin 3,30unda kavşakta bekleyen bir araç da vardı. Ne yapıyordu bilmiyoruz. Belki o da yol arıyordu.

Bakü ne tarafta” diye sorduk. “Bilmiyorum” dedi. “Nasıl bilmiyorsun” dedi Metehan. Bilmiyordu işte. Belki o da yolunu kaybetmişti. Aynı göbekte 3 tur döndük. Zifiri karanlık. Tek bir ışık yok. Yere çizilmiş çizgiler göbek görevi yapıyor. En sonunda birinden daldık ama nereye gittiğimizi bilmeden. Karşı taraftan bir araç gelince sellektör yaparak durdurduk. Bakü yolunu sorduğumuzda doğru yolda olduğumuzu öğrendik. Nasıl becerdik hala bilmiyorum. Şaka gibi… 

Azerbaycan’da yol kameralarının çalışmadığını duyduk. Bir ceza yeseniz bile, sınır çıkışında bunu ödemeden çıkablirsiniz. Bir plaka okuma sistemleri yok. Siz yine de kurallara uyun ama. 

Azerbaycan Yeme-İçme

İlisu taraflarında bir aileyle tanıştık. Yine bir şelale arıyorduk. Akşam da olmak üzereydi. Şelalenin yolunun uzak olduğunu anlayınca dönüş yoluna bıraktık. Azeri kadın bize buraya kadar gelmişsiniz madem mutlaka “Sürfüllü” yiyin dedi. Kuru etli olanı tercih edin dedi. Serin İlisu Restoran’a gittik. Ne geleceğini bilmediğimiz için bir porsiyon istedik. Beğenirsek devamını isteriz diye düşünerek. İyiki tek bir kap istemişiz. Kocaman bir çanakta geldi. Gerçekten tek kişilikmiş o. Suyun içinde haşlanmış hamurlar, üstünde kurutulmuş etten oluşan bir yemek. Yanında soslar da geldi. Ekşi soslarda vardı. Biz sade yemeyi tercih ettik. Çok beğendiğimizi söyleyemeyeceğim. Bize mutlaka yiyin diyen aile sadece bunu yiyebilmek için Bakü’den kalkıp buraya geliyormuş. Çok uzak olduğunu söyleyebilirim. 

Şeki’de Piti denilen bizdeki testi kebabına benzeyen yemekten yemeden dönmeyin dediler. Testinin ağzı hamurla kapatılmış. Tabağa ekmek doğranıyor. Testi açılıp suyu tabağa boşaltılıyor. Kalan taneler testinin içinde gelen tokmakla eziliyor. Et ve patatesli bir yemek. Çok aranır mı? Aranmaz ama güzeldi en azından. Şeki’de tatlı yemeden dönmeyin de demişlerdi. Şeki pahlavası deniyor. İrmikli bir tatlıydı. Sevdik biz. 

Azerbaycan’da çay içmek ayrı bir ritüel. Çayı bizim gibi altlı üslü demlemiyorlar. Sadece demliğe demleyip sıcak sobanın üstünde bekletiyorlar yada semaverde geliyor. Kahvaltı ettiğimiz ilk yerde çayın yanında küçük tabakların içinde üzüm reçeli gibi birşey gelmişti. Biz onu ekmeğin üstüne sürüp yemiştik. Meğer çaya katılıyormuş. Aynı zaman da çayın yanında çeşitli reçeller geldiği gibi gül suları, gül goncaları da geliyor. Çaya birşey katmadan içmiyorlar. 

Bakü’de bir simit 1,5 manattı. Bizim gittiğimizde 1 Manat 5,55TL’ydi. 7,4TL bir simit. Arkadaşım yemeğin üstüne sallama bir çay içti. 4 Manat. 14,8TL bir sallama çay. Bebekte daha ucuz. Simit çay içeyimderseniz 20,35TL ödeyeceksiniz. Biz bir kahvaltı ve yanına çay aldık. Paylaştık ve 100TL ödedik.Üç kahvaltı alsaydık 300TL sadece kahvaltıya verecektik. 

Azerbaycan Kısa kısa

  • Bakü’de şehrin içinde ki yollar 4 şerit sağ 4 şerit sol. Bazı yollard bu 5’e 5 oluyor. O kadar geniş ki caddeler. Karşıdan karşıya geçerken mevsimler değişir, insan yaşlanır. Tek bir ışıkta geçmeyi başarabiliyorlar mı acaba? Binalar muhteşem bir mimaride.

 

  • Bakü’de tüm sokaklar otopark. Saatli olanlarının yanında günlük olanları da var. 1 Manat’tan başlıyor. Otopark olmayan sokaklarda da değnekçiler var. Arabanıza bir şey olmaması için para ödemenizi talep ediyorlar resmen. Türk plakamızı asla anlayamadılar. Herhalde Bakü’ye arabayla giden pek yok. Eğilip eğilip bakmalarını ve Türk olduğumuzu öğrendiklerinde gösterdikleri sevgiyi görmeliydiniz. Resmen araçtan haklı selamladık. Hayır dualarını aldık. Selam ve sevgilerini getirdik. 

 

  • Tüm dünyada her şehrin tarihi kesimine Old Town denir. Kime sorsanız gösterir. Burada pek işe yaramadı. Birisi Eski Şeher deyince bu sefer Eski Şeher olarak aramaya başladık. O da olmadı. Meğer İÇERİ  ŞEHER’miş. Bakü’deki Kız Qala’sının ve kapalı yolun olduğu yer. 

 

  • Ara yollar çok bozuk ve tabela eksik. Bir şelaleye yada balçık volkanına gitmek isteseniz hemen yol kenarlarında bekleyen eski arabalı azriler yolunuzu kesiyor. Bir pazarlık başlıyor sonra. Balçık volkanına giderken 10 manat verip bir araç kiraladık. Boş arazi de giderken gerçekten doğru kararı verdiğimizi anladık. O yol olmayan arazide yolumuzu bulmamız imkansızdı. Yol olmadığı içinde arabamızla çok zor geçerdik. Volkana gidince biraz çamur getirelim dedik. adam bize boş su şişesini 10 manata satmaya kalktı. Fakiri tam fair zengini tam zengin. Sonra yaptığından o da utandı ve vazgeçti. Bizde yanımızdaki bir kafa lambasını hediye ettik adama. Yeni pillerde taktık. Öyle sevindi ki. Orada olmayan birşeyler yanınızda götürüp hediye ederseniz sizde birilerini mutlu edebilirsiniz. 

 

  • Bakü’de konaklamamızı hostelde yaptık. Kişi başı 15 Manat ödedik. Sumqaıt’tan aldığımız bir davetle coucrail konaklaması yapmış olduk. Geri kalanda kamp yaptık. Halk oldukça misafir perver. Müzelerden tutunda yeme içmeye kadar herşey BİZİM İÇİN çok pahalı. 

 

  • Hayatımda görmediğim kadar çok inek gördüm. Yolların üstünde, asfaltta. Asla kaçmıyorlar. Yanlarından geçerken insan bir boynuz darbesi yiyip yemeyeceğinin yürek çırpıntısıyla yol alıyor. Hava sıcak olduğu için arabaların çıkardığı rüzgardan serinlemek için böyle yapıyorlarmış dediklerine göre. Enteresan bir durum

 

 

 

 

Paylaşmak güzeldir!

İlgili yazı

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *