• Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?
  • Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?

Trolltunga Kayasına Nasıl Tırmanılır?

Reklamlar

Norveç’te en çok görmek istediğim yer Trolltunga’ydı. Norveç eşittir Trolltunga’ydı benim için yani. Kaç yıl önce gördüm onun fotoğrafını, kaç yıldır hayal kuruyorum hiç bilmiyorum. İzlanda dönüşü Norveç’ten aktarma yapacağım kesinleşince gözümün önüne direkt Trolltunga manzarası geldi ve ben aktarmanın arasını bir hafta açıverdim. Dünyanın en ünlü trekking rotası bence bunu hakkedecekti. Bakalım başıma yine neler gelmiş. Normal bir seyahatim olamıyor ki…

Beni instagram hesabımdan takip etmeyi unutmayın 😉

İnstagram: Nerdesinbahar

Trolltunga, Norveç’in Vestland ilçesindeki Odda belediyesinde deniz seviyesinden yaklaşık 1.100 metre yükseklikte bulunan bir kaya oluşumudur. Uçurum, Ringedalsvatnet gölünün kuzey tarafının yaklaşık 700 metre yukarısında, dağdan yatay olarak çıkar. Wikipedya

Trolltunga’ya Nerede? Nasıl Gidilir?

Türkiye’den gitmeyi düşünenler önce Oslo’ya uçmalı ve oradan ya araç kiralamalısınız, ya otobüse trene binmelisiniz yada iç hatlardan Bergen’e uçmalısınız. Türkiye’den Bergen’e direkt uçuş yok. Bergen’den araç kiralarsanız hayatınız daha kolay olur tabi. Ben toplu taşımayı denemediğim için nasıl gidildiğini bilemiyorum. Otostopla gidebilen arkadaşım oldu. Norveç’in bu bölgesinde otostop mümkün. Kuzeyinde zor oluyormuş.

Benim Norveç seyahatim 7 gün sürecekti. İzlanda’dan Norveç’e geçmiştim. Ben, Bergen’den önce kuzeye çıkarım, sonra aşağıya inerim diye düşünmüştüm. Hava da nefisti. Hele ki İzlanda sonrası ilaç gibi gelmişti. Ta ki hava durumuna bakıncaya kadar. Keşke haftalık baksaymışım. Ben Çarşamba günü Trolltunya’ya tırmanırım diyordum ama o gün sağanak yağış veriyor. Hal böyle olunca ben yollarda herşeye şöyle bir bakıp tam gaz Troltunga yoluna düşüyorum. Uykum gelse sağa çekip uyuyorum. Sonra yine yol. Kamyon şöförü gibi aynen. O derece yani. Gayrenger’den Flam’a oradan da doğruca Troltunga’ya. Trolltunga Norveç’in batısında bulunuyor.

Trolltunga Shuttle başlangıç noktası

Flam’dan Trolltunga’ya geçecekseniz yolda milli park gibi birşeyin içinden geçebilmek için 90 Nok ödemeniz gerektiğini ve feribotlara binmeniz gerektiğini unutmayın. Tabi sayısız da tünelden geçeceksiniz. Bu tünellerin bir kısmı ücretli, bir kısmı ücretsizmiş ama hangisinin hangi kategoride olduğunu anlayamıyorsunuz.  Kiraladığınız arabanın depozitosundan kesiliyor tünel ücretleri. Ödediğim 90 Nok ciğerime oturdu. Kesin ve net. Sadece geçtim. Hiç birşey görmedim çünkü. Bu ücreti kredi kartınızla ödüyorsunuz yine. Burası neresi diye sorabileceğim birisi yoktu. Ben ödemeyi nasıl yapacağımı anlamayınca arkamdaki araçta ki amca yardım etti ama sorularıma cevap verecek lisanı yoktu.

Fyord manzaralarının tadını çıkarırken dinlenmek gibisi yok

Trolltunga Kayasına Hangi Mevsim Gidilir?

Trolltunga Kayası’na Haziran- Eylül arasında tırmanmak istediğinizde bir rehber almanıza gerek olmuyor. Bu aylar dışında tırmanmayı düşünürseniz havanın karlı ve soğuk olacağını ve ekipmanlarınızın buna uygun olması gerektiğini unutmayın. Zaten Trolltunga Active bölgesine kış aylarında gittiğinizde, rehbersiz ve ekipmansız tırmanmanıza izin verilmiyor. 

Yaz aylarında bile devamlı rüzgarlı, sisli ve yağışlı olabileceğini unutmayın. Ben Eylül 2019’da tırmandığımda yağmur hariç hepsini yaşadım. Yağmur yağmadığı gübü yakalamak için de neler yaptığımı okudunuz. Hava durumuna bakmadan asla Trolltunga yoluna düşmeyin. Pişman olursunuz. Parkur çok uzun çünkü. Hayalleriniz yarım kalmasın. Orası çok özel bir yer. Tadı tam çıkmalı kesinlikle.

Trolltunga Konaklama

Navigasyona Troltunga diye yazdığınızda sizi önce Tyssedal’a götürüyor. Buranın yerleşim yeri orası. Siz Trolltunga’da kamp yapmayacaksanız ve konaklamanız gerekirse Tyssedal’da konaklayacaksınız. Buradaki otellere bakmanız gerekiyor. Tsyssedal’dan yukarı, daracık bir yolda kıvrıla kıvrıla 30 km ile tırmanıyorsunuz. Tyssedal ile Trolltunga otoparkı yolu üzerinde bir yerde, araçların parkettiği bir bina var. Sanırım orada aracıma bakmaları gerekiyormuş. Çıkış için izin almam gerekiyormuş ama ben yağmur yağmadan tırmanmaya odaklandığım için orayı dönüş yolunda, ertesi gün farkediyorum. Kimseden de izin almadan geçilebiliyor ama beni farketmemiş olabilirler ve bu benim şansım olabilir. Benim yaptığımı okuyun ama yapmayın !!! Kendi deneyimlerinizi yoruma bırakırsanız yazıya ekleyebilirim 😉

Son 1 km tabelasını görmenin mutluluğu tarif edilemez

Trolltunga Otoparkı Kaç Lira?

Yol sizi otoparkın olduğu Skjeggedal yada Troltunga Active bölgesine getiriyor. Her yer parketmiş araç dolu. Navigasyon daha 55 dakikalık bir yol verecek size. İnanmayın. Aracınızı parkedin ve yanınıza alacaklarınızı hazırlayın. Emin olamayıp birilerine soruyorum ben. Troltunga’ya tırmanmak için araçla gelebileceğim son nokta burasıymış. Trolltunga otopark ücreti 500 Nok‘muş (2019 Eylül). Trolltunga Active ofisinden ödemek gerekiyormuş. Oraya gitmeden otopark ücretinin insiyatife bağlı olduğunu, ödemek için mecbur olmadığımızı okumuştum bloglarda.

500 Nok kaç TL (332 TL Otopark ücreti mi olur? 2019) onların haberi var mı?

Doğru yere geldiğinizi parketmiş bir dünya arabadan, çağıl çağıl dökülen uzaklarda ki bir şelaleden de anlayabilirsiniz. İnsan eli dokunup her yeri bina ve arabayla kaplasa da o tepelerden dökülen çağıl çağıl sular sizi yürümek için teşvik ediyor. 

Camıma yapıştırılan otopark kağıdı

Trolltunga’ya Tırmanırken Ne Giyelim?

Arabayı hızlıca bir yere parkedip çantamı hazırlamaya başlıyorum. Botlarımı giyiyorum. Boğazlı bir treking botu olmazsa olmazınız. Su geçirmez olması özellikle önemli. Norveç’te yemyeşil gördüğünüz bir çayıra bastığınız anda suya gömülebiliyorsunuz. Anlamıyorsunuz bile. Yağmurluk her daim çantada olmalı. Öyle bizim bildiğimiz yağmurluklar hafif kalıyor. Bildiğin balıkçı yağmurluklarından şart. İçinize sizi terletmeyecek, inceden kalına doğru şeyler giyinin. Tırmanırken terleyeceksiniz. Kat kat çıkarabilin. Tercih edeceğiniz giysiler sizi terletmeyecek sporcu kıyafetleri olmalı. Pamuklu iç çamaşırı, pamuklu tişörtler asla tercih edilmemeli. Bunlar terlediğinizde ıslanır ve asla kurumazlar. Bir polar mutlaka alın. Geceye kaldığımda bana o polar yetti mesela. Yürüdüğüm için terledim ve montu giyemedim.

Hava güzel ve yağmur geçirmez ekipmanları giymek istemezseniz benim gibi, yanınıza aldığınız çantaya koymalısınız. Norveç’te olduğumuzu asla unutmayalım. Sağ gösterip sol vurabiliyor. Bunu da çok sık yapıyor. Bu eşyalarınızı da su geçirmez bir çantada taşımanız gerekiyor yada çantanızın yağmurluğu olmalı.

Yanınıza çerez gibi enerji verecek yiyecek alın. Tırmanırken acıktığınızda satın almak için bir yer olmayacak. Son eksiklerinizi Trolltunga Active bölgesinde ki marketten alabilirsiniz.

Kamplı çıkacaksanız soğuğa dayanıklı bir çadır ve uyku tulumunuz mutlaka olmalı. Yukarısı her mevsim özellikle geceleri soğuk oluyormuş. Taşıyabilirseniz batonunuz olsa çok iyi olur. Ağaçtan kırar yaparım demeyin. Öyle birşey yok.

İnceden kalına doğru giiyinip tırmandıkça soyundum

Yanına su alma. Yolda bir sürü su doldurabileceğin yer çıkacak” yazıları aklıma gelse de yanıma su alıyorum. Başlangıç noktasında suyu doldurabileceğiniz yerler var. Tırmanırken göremedim ben birkaç yer haricinde. Onun için suyunuzu yanınıza mutlaka alın derim.

Norveç’te Harcadığım En Mantıklı Para

Ben hazır, çantam hazır, “e hadi o zaman bekle beni Troltunga” deyip yola koyuluyorum. Bir bariyerin olduğu yerden geçiyorum. Asfalt bir yolu tırmanmamız gerekiyormuş önce. Bu 3 km’lik asfalt yolu tırmanmak istemeyenler için bir shuttle varmış. 130 kron ücretiymiş. Ben dağda taşta para lazım olmaz, boşuna ağırlık olmasın diye cüzdanımı arabada bırakmıştım. Adama “sakın ben gelmeden gitmeyin” dedikten sonra koşarak arabaya gidip kredi kartımı alıyorum. O asfalt yolu tırmanmak için çok yorgunum. Kredi kartıyla ödeyebiliyorsunuz. Zaten Norveç’te herşey kredi kartıyla. Sanırım Norveç’te ödediğim en mantıklı paraydı bu. Bu karar bana en az 1 saat zaman ve yorulmamış bir beden kazandırıyor.

Trolltunga shuttle saatleri

Araç benim gibi birkaç tembeli daha alıp tırmanmaya başlıyor. Biz tembeliz çünkü bu asfalt yolu da yürüyerek çıkıyor insanlar. Bence çok gereksiz ve de keyifsiz asfalt yolu tırmanmak. Keşke orayı asfalt kaplamasalarmış. Araçta sanki parti var. Yüksek volüm çalınan müzikler bizi gaza getirmek için mi acaba? Yoksa parti mi var? Kaç dönemeç döndük, ne kadar süre tırmandık bilmiyorum ama iyi ki yürümeye kalkmamışım. Araç bile yavaş yavaş tırmanıyor.

Trolltunga yolunda

Beş on dakika da Trolltunga tabelasının önündeyiz. Ben nasıl heyecan yaptıysam asfalt yoldan kaptırmış yürümeye başlıyorum. O sırada şoför sesleniyor. Nereye gibisinden bir hareket yapıp asıl yürümem gereken yolu işaret ediyor. Toprak yola çıkmam gerekiyormuş. Biraz gülüp, biraz mahcup diğer insanlara katılıyorum. Yolu şaşıran bir ben varım. Ne bilsinler ben ne kadar yorgunum.

Yön tabelaları her yerde

Trolltunga Kayası Treking Parkuru Raporu?

Araziye daldığımız anda düz bir yoldan yürümeye başlıyoruz. Köprülerden geçiyoruz. Kimi bulsam eline tutuşturuyorum telefonu. Çek kardeşim çek. Video, fotoğraf allah ne verdiyse çek. O an bilmiyorum tüm Norveç fotolarımın gideceğini. İyi ki bilmiyorum… Fotoğrafların kalitesi için yazının burasında özür dilemem gerekir. Döndükten sonra fotoğrafları bilgisayarıma yüklerken oluşan bilemediğim bir sebepten dolayı tüm video ve fotoğraflarım gitti. Gördüğünüz fotoğraflar telefonun ön belleğinden alınabilen, kalitesi son derece bozuk, önizleme dosyaları.

Trolltunga, shuttle sonrası yürünecek asıl rota

Dönenler, tırmananlar, dağ bayır insan dolu. Kamp yüküyle çıkan Malezyalılara denk geliyorum. İki dinleniyorlar, iki fotoğraf çekiyorlar, iki adım atıyorlar… Sindire sindire çıkıyorlar. Ben, ya ben? Ben fotoğraf molalarımın haricinde koşarak çıkıyorum resmen. Ben kalmıycam orada çünkü. Kamp malzemem yok. Çıkıp geri dönücem. 14 km tırmanıp 14 km inicem aynı gün içinde ve tırmanmaya saat 1 gibi geç bir saatte başladım. Trolltunga Aktive Bölgesi’nde ki bilgilerde eğer 4’cü km’de saat 1 olmuşsa yürüyüşe devam etmemeniz gerektiği yazıyor. Ben başladığımda saat 1 civarıydı. Ben kondisyonuma güveniyorum.

Eğer kondisyonunuzun iyi olmadığını düşünüyorsanız yada treking konusunda deneyiminiz yoksa gücünüzü idareli kullanın. Tüm gücünüzü en başta tüketmeyin. Parkur oldukça uzun. 

Yürüyüşün ilk başlarında gördüğüm o çubuklar gece dönüşümde kurtarıcım oldu

Belli aralıklarla km hatırlatması var. Yollara taşları üst üste dizip işaret de yapmışlar. Yunanistan’da Samothraki Adası’n da kanyona giderken de bu işaretleri takip ederek bulmuştuk kanyonu. İlk tırmanmaya başladığımız noktadan sonraki  2 km düz kayalık yollardan ilerliyorsunuz. 2 ci km’nin sonuna doğru tırmanmaya başlıyorsunuz. 2 ile 3 cü km arası çok dik yokuş. Burayı atlatan geri kalan yolu bitirir bence. 3 ile 5 ci km arası yokuş aşağı. Kaptırıp gidiyorum. Başlangıçta sık olan tabelalar ilerledikçe seyrekleşiyor. Belli bir yerden sonra Trolltunga’ya son 2 km kalıncaya kadar tabela yok yada ben görmedim. En son 1 km kala işaretler sıklaşıyor.

Trolltunga km hatırlatmaları

İnişli çıkışlı bir yolu var. Zor değil. Yer yer harika fiyord manzaralarından geçiyorsunuz. Nedense göl sanıyorum ilk başta. Son 3 ile 5 km arası hava buz gibi oluyor. Resmen donuyorum. Ağustos ayım zaten buzullarda geçmiş. Soğuk kemiklerime işlemiş. Burada üşümesek olur muydu? Üşüyorsunuz ama tırmandığınız içinde terliyorsunuz. İşte öyle garip bir durum.

Trolltunga yolunda

Ve Karşınızda Tüm Heybetiyle Trolltunga

Son km’leri resmen koşarak gidiyorum. Sabırsızlık had safhada artık. İlk önce kurulmuş çadırları görüyorum. Çadırın önünde yatan bir köpek, yemek yapan bir adam, sandalyede oturan bir kadın. Diyorum “tamam az” kaldı. Birkaç adım sonrası büyülenmiş gibi onu görüyorum. Bir kayaya aşık kaç insan vardır. Hayallerimde ulaşılması çok zor olan bir yerdeyim. İlk gördüğüm fotoğrafında fotoşop olduğunu düşündüğüm gerçekle yüzyüzeyim. 

 

 
 
 
 
 
Bu gönderiyi Instagram’da gör
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar (@nerdesinbahar)’in paylaştığı bir gönderi ()


Tam 14 km, 4 saat yarı koştum, yarı tırmandım. Çok uzaklardan geldim. İnsanın senelerce baktığı bir fotoğrafın içinde olması, görebilmesi, dokunabilmesi ve o havayı soluyabilmesi duygularını tarif edebilecek kelime yok. Ağzım kulaklarımda, hedefe kitlenmiş şekilde, sanırım ayaklarım yere değmeden peri gibi süzülüyorum o ünlü manzaraya doğru. Önce uzun uzun seyrediyorum.

Başka bir açıdan görünümü de bu şekilde

Eğer Yalnızsanız O Ünlü Fotoğrafı Nasıl Çektireceksiniz?

Ben Trolltunga Kayası’na yalnız tırmanacağım, fotoğrafımı kim çekecek?, nasıl fotoğraf çekeceğim? diye düşünüp durmamın ne kadar yersiz olduğunu görüyorum. Trolltunga fotoğraflanması çok kolay bir yer. Üstünde insanlar var. Herkes sırayla üstüne çıkıp hoplayıp zıplıyor. Kimse kimsenin kadrajına girmiyor. Herkes saygılı.  Ben de sıramı bekliyorum. Sonra sıra bana geliyor. Ben de birine telefonumu verip kayaya doğru ilerliyorum. Kayaya inen taşlara demir bir merdiven yapmışlar. Arkam dönük daha kolay iniyorum. Ben kayanın üstünde muhteşem fiyord manzarasına doğru yürürken fotoğraf ve videomu çekiyor birileri. Onlar çekerken ben manzaranın tadını çıkarıyorum.

Trolltunga, Norveç

Aslında kocaman bir kaya. En uca gitmesi zor değil. Benim için yani. Benden sonra uca gidemeyen çok kişi oluyor ama zıplayıp duran kişi de çok oluyor. Fotoğraf çekerken bir sürü insanla tanışıyorum. Üç kişilik İranlı grupla daha bir kaynaşıyoruz. Bilenler bilir. Çok severim İranlıları. Hala en güzel ve efsane seyahatim İran’da geçendir. İran yazılarıma şuradan ulaşabilirsiniz. İlk çekilen fotoğraflarım çok içime sinmemişti. Ben onların, onlar benim fotoğraflarımızı çekiyoruz. Belki geç saatte geldiğim için böyle. Normalde çok kalabalık oluyormuş ve saatlerce fotoğraf kuyruğunda bekleyebiliyormuşsunuz. Biz ise defalarca kayaya çıkıp poz veriyoruz. Şanslı olduğumu söylemiş miydim?

Sis sizi hiç bırakmıyor

Trolltunga’dan İnebilmek

Onlar dönerken, ben çok sevdiğim bir arkadaşımı görüntülü arıyorum . İstiyorum ki o da görsün bu manzarayı. Biz sohbet ederken sisler basıyor, sonra açılıyor. Yolda tanıştığım Malezyalılar sonunda gelmeyi başarıyor. Sislerin içinde donuyorum ama gidesim gelmiyor. Aşağı yukarı zirvede dört saat kalıyorum. Arkadaşım 14 km yürüyerek döneceğimi anlamıyor. Telefonu kapatmıyor. O sanmış ki ben oraya çok yakın bir yere kadar araçla geldim. Bilse, anlasa kapatacak telefonu.

İlk bastıran sis bana çok zaman kaybettiriyor

Saat 7 olduğunda, tekrar gelmek üzere koşar adım dönüşe geçiyorum. Dönen benden başka kimse yok. Hava kararmadan yürümem gereken 14 km yol var ve bu yol Londra asfaltı değil. Havanın geç kararmasına güveniyorum biraz. Saat 10 gibi inmeyi planlıyorum. İlk başta işaretleri takip ederek ilerlerken bir saat sonra ilk sis bastırıyor. İşaretleri bulmam bir saatimi alıyor. Bu hiç de iyi olmuyor. Hava buz gibi, kapalı, sisli. Çok hızlı hareket ediyorum. Yolda kamp yapan insanlara denk geliyorum. Yalnız olduğumu gören herkes “good luck” diliyor. Bu kuzey insanının good luck’ından da illallah geldi. Bunu ne zaman duysam, neden bilmem, durumumun vahim olduğunu düşünüyorum. Durumda vahim hakikaten.

Böyle küçük göllerden de geçeceksiniz

Gece Vakti Yurtdışında, Dağın Başında, Sislerde Tek Başına Kaybolmak

Yolun ortasını falan geçtiğimde, tırmanan bir çift görüyorum. Beş dakika sonra da patika yoldan çıkıp kayalık alana geliyorum. Aynı dakika da bir kez daha bastırıyor sis. Deli olmamak elde değil. O insanlarla burada karşılaşsam yolu görebilecektim yada sis bir dakika sonra bastırsa işaretleri görebilecektim. Öyle bir kayalık alan ki ucu bucağı yok. Işık tutmak daha çok körlüğe sebep oluyor.  Sola gidiyorum önce. Bildiğimden değil. Nereye gideceğimi bilmiyorum ki.

İkinci sis bastıran yerin gündüz çektiğim fotoğrafı ve sisten dolayı göremediğim işaret

Geniş kayalık alan bitip de kendimi sulak bir alanda bulduğumda, üstüne ayaklarım kaydığında, az kalsın devrilecekken, yanlış yerde olduğumu anlıyorum. Gelirken böyle bir yerden geçmedim ben. “Bahar burada tek başına öleceksin” diyorum. Diğer tarafa yürüyorum. Yine bildiğimden değil. En az bir saat bir sağa bir sola gidip geliyorum. Bu arada İnstagramdan ve de whatsaptan yakın arkadaşlarıma kaybolduğuma dair mesajlar atıyorum. Bütün bunlar olurken devamlı müzik dinliyorum. Karahisar Kalesi Türküsü’nün sözlerine odaklanıp sakin kalmak amacım. Hem belki şarkı sözü özürlü olarak sözlerini ezberlerim diye düşünüyorum ama inanın bana kafa üçüncü satırdan sonra firar ediyor.

Yolda hep işaretler var

Korku yok hiç. Çantamda üstüme giyebileceğim bir sürü giysi var. En kötü bir yere sığınıp, sabah olmasını beklerim diye düşünüyorum. Sisler biraz dağılır gibi oluyor ve ben nasıl yaptığımı bilmiyorum ama doğru yoldayım. Aşağıda cılız ışıklar görmüştüm. Onlara doğru ilerlemiştim. İlk km’lerde, tırmanırken gördüğüm, dikine çubuk gibi birşeyler vardı. Onların tepesinde solar ışıklar varmış meğer. Sanırım dönüşte karanlığa kalan tek ben değilmişim. Hala yolu nasıl bulduğumu bilmiyorum. Bunu asla açıklayamam. O an bile hayal mi? gerçek mi? ayırt edememiştim.

Uçurumların ucunda dolaşmak işte böyle birşey

Sonunda Sağ Salim Bitiyor Trolltunga

Biraz da yolu bulmanın verdiği rahatlamayla, şarkılarla iniyorum aşağıya. Shuttle’ın bıraktığı noktada üç beş tane kız var. Yanlarından geçip gidiyorum. Araçla çıktığım o yolu yürümem gerekiyor. Orada gördüğüm 20 km tabelası bana tam bir şok yaşatıyor. Nasıl yani bir 20 km daha mı yürüyeceğim. Düşünmemeye çalışıp sona yaklaşmanın verdiği mutlulukla iniyorum. Meğer o tabela saatte 20 km hızla gidilir tabelasıymış. O yorgunlukla 20 km’ye bakıp gerisini beynim algılamamış.O kızlar da taksi bekliyormuş. Eğer iserseniz taksi çağırabiliyorsunuz yani. Bir müddet sonra hızlıca geçip gittiler yanımdan. Ben hala yürüyordum. Sayamadım kaç dönemeç döndüm. Ha bu son ha şu son derken yürü yürü gecenin biri oldu aracın yanına geldiğimde. Ben yola devam etmeyi düşünmüştüm ama böyle bir yorgunluk yok.

Aklımı alan tabela meğer saatte 20 km hızla demekmiş

Trolltunga Active Bölgesi Tesis İmkanları

Arabayı da tam tuvaletlerin yanına parketmişim. Tuvaletlerde lavabo yok. Duş var, muslukları yok. Allah rızası için klozet koymuşlar bir. Saatlerdir bir şey de yemediğim için, ne bulduysam saldırıyorum ve dünyanın en yorgun uykusuna yatıyorum arabada. Ertesi gün tırmanmam gereken bir kaya daha var. Sabah erkenden uyanıp bakıyorum yağmur yağıyor. “Yat Bahar” diyorum. Saat 10 civarı arabada internette takılırken, cama iliştirilen kağıtla otopark ücreti aklıma geliyor. 500 Nok ödeme hatırlatılmış. Günübirlik gelişlerde ödemek kendi insiyatifinize bırakılmış ama bir gece kalmada da bu durum böyle mi? Ödemeden çıkıyorum ben. Henüz bir gelişme yok bu konu hakkında… Deneyimleyen olursa yorumlara bırakın lütfen.

Sislerin içinde Trolltunga yolu

Hayallerimin peşinden koşmak her zaman kolay olmuyor. Siz siz olun akşam vakti tek başınıza dağda taşta kalmayın. Ben şanslıydım ama her zaman bu şans bizimle olmayabilir. 

Hala İnstagram’da takip etmediyseniz şuradan takip edebilirsiniz 😉

Diğer Treking rotalarımı okumak için de buraya tıklayabilirsiniz.

Paylaşmak güzeldir!

Reklamlar

İlgili yazı

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *