• Şiraz Işıklı Cami

İran’a Gitmeden Önce Bilmeniz Gereken Püf Noktaları

Reklamlar

İran’da seyahat ederken hayatımızı kolaylaştıracak bilgilere ihtiyaç duyduk.İran’a gitmeden giden arkadaşlarımdan, bloglardan, İran Gezi Grubundan ne bulduysam okumuştum ama İran’da yaşamak başka, okumak tamamen bambaşkaymış. Ben de İran yaşamına dair bu makaleyi yazmayı düşündüm. Zaman içerisinde oluşacak her değişimde bu yazı güncellenecektir. 

İran’a Nasıl Gidilir?

İran’a İstanbul gibi büyük şehirlerden uçakla gidebilirsiniz yada bizim gittiğimiz gibi önce Van‘a uçup oradan Kapıköy Sınır Kapısı’ndan geçebilirsiniz. Van’dan geçiş yapacakların aklında tutması gereken konu Kapıköy sınırının saat 3’e kadar açık olduğu. Bu bilgi İran tarafından dönecekseniz saat 4 olarak değişiyor. Bu bilgiyi unutursanız sınırdan tıpış tıpış dönersiniz. Doğubeyazıt’ta ki Gürbulak Sınır Kapısı ve Hakkari’de ki Esendere Sınır Kapısı 24 saat açık.

Van’daki  Kapıköy  sınır kapısı oldukça ilkel. Türk tarafıyla İran tarafının arası 10 adım. Kapıdan yurtdışı harç pulu alabiliyorsunuz. Bozuk para bulundurursanız küçücük klübesinde oturan görevlinin işini kolaylaştırmış olursunuz. Birileri yanınıza gelip bu harcı yatırmadan geçebileceğinize dair bilgiler verip sizi pasaport polisine gönderebilir. Böyle bir şey yok. O 15 TL ödenecek ve öyle çıkış yapabilceksiniz. Biz geçerken İran sistemi çöktü ve çok kalabalık olmamasına rağmen 2 saatte geçebildik. Van’dan sınıra otostopla gelmiştik. Sınırda sırada beklerken yine bir araca otostop yapmıştık ama o kadar geç çıkabildik ki araç bizi beklemedi tabi. Güncelleme: Son günlerde Kapıköy Sınır Kapısı Türk tarafı yapıldı ve gayet modern bir hale getirildi. Giden arkadaşlardan fotoğrafları geldi. Çok güzel olmuş. 

Herkes otostop yapamaz tabiki. O zaman devreye toplu taşıma araçları giriyor. Van otogardan Tebriz’e direkt otobüsler var. Bir kişi 70 TL. Aynı zamanda sınırı geçtikten sonra taksi bulmamıza yardım eden Erdem Turizm’in minübüs seferlerinide kullanabilirsiniz. Erdem Turizm’de 70 TL’ye götürüyor. 0505 084 21 65 nolu telefonla ulaşılabiliyor. Aynı şekilde İran’dan Türkiye’ye dönerken bu fiyat 70 Tümen oluyor. Bir İran otobüsüne binerseniz tabi ki. O da Hakkari üzerinden dönüyor. Yazının sonlarına doğru dönüş yolumuzu da yazdım.

İran’a Arabayla Nasıl Gidilir?

Eğer kendi aracınızla gitmek istiyorsanız daha önce arabasıyla giden Özkan Çörek’in tecrübelerinden faydalanabilirsiniz. O şöyle anlatıyor:

200 dolar bankaya yatırıp (gezi bitince geri alabiliyorsunuz) dekontla beraber sınır kapısına 15.00 den önce gitmelisiniz. Kapıda 280 lira defter parası ve 100 lira araç sigortası ödüyorsunuz. Bunlar geri alınmıyor. Türk tarafı alıyor bu parayı. Bundan sonrası bedava. Yakıtın litresi 50 kuruş, aracın deposunu doldurmak 27 lira. Türkiye’de 270 liraya dolduruyorum. Tam 10 katı. 4.500 km gezdik toplam yakıt parası 150 lira tuttu. Şaka gibi. Aynı geziyi bizim ülkenin yakıt fiyatından yapsaydım 1500 TL tutuyor. Hayatımda ilk defa beş on dakikalık işler için araçtan inince kontağı kapatma gereği duymadım. 

İran’da insanlar hakikaten kontak kapatmıyor. Anahtar üstünde bırakıp bakkala, çakkala gidiyorlar. Bizim içimiz cız etti. Hadi benzinden geçtim çalınır korkuları da yok. İran’da benzin 0,50 kuruş. Pahalı olduğu için hepsi tüp taktırmış. Bizde ki fiyatı duyan şok oluyor. Bense 0,5 kuruşu duyunca kafamı duvarlara vurasım geliyor. 0,5 kuruş nedir ya?  Bizim için her şey ucuz ama onlar için hayat çok zor ve pahalı.

İran’da Hicap Yani Örtünme Nasıl Uygulanıyor?

İran sınırında beklerken başınızı örtmelisiniz. İran İslami Republic tabelasını göreceksiniz zaten. Hicap dedikleri örtünme tamamen aksesur şeklinde aslında. Mollalar dedikleri koyu dindar kesim çadır dedikleri kara çarşaflarla dolaşıyor. Bölgeye göre bu çadırın rengi değişiyor. Desenli rengarenk de olabiliyor. Turistlere pek karışan yok. Başın üçte birini kapatacak şekilde başa atılmış bir şal yeterli.

Hiç Ahlak polisi dedikleri birine denk gelmedik. Sadece Tahran Havaalanı’nda görevli polis kolumdan tutup saçımı içeri tıkmaya kalktı. Turist olduğumu anladığı an vazgeçti. Yabancıysanız çok fazla müdahale yok yani. Üstümde dirseğe kadar kapalı bir gömlek, altımda streç bir pantalon vardı. Tunik kalça hizasını kapatmalı tabi. Ayağınıza sandalet yada terlik giyebiliyorsunuz. Mevsime göre elbisede tercih edebilirsiniz ama İran’da pek elbiseyle etekle dolaşan görmedik. Çadırların altında varsa onu bilemiyorum. 

Şiraz’a kadar ki bizim gittiğimiz bölgelerde kot giymeyi seviyorlar. Bizim seksenli yıllarda ki kot mont, kot pantalon spor ayakkabı modası oldukça hakim. Tahranlı kızlar denilen bir kavram var. İstanbul kızı gibi birşey. Tahranlı kızların hicapı daha esnek. Saç topuz yapılıyor. O baş örtüsü tam topuzun oradan örtülüyor ve mutlaka kulak arkasına sıkıştırılıyor. Hiç bir yerimizi açamazsak kulağımızı açarız gibi birşey oluyor.

Kadınlar bisiklete, motora binemez diye okuduklarım Tahran sokaklarında bir adamın arkasında, gayet dar bir pantolonla, bir adamın beline sarılmış kadını görünce çürüyor ama Şiraz otogarında tokalaşmak için elimi uzattığım Kaşkay Türkü Ali Qashkai’nin “sokakta biz kadın erkek tokalaşmıyoruz” diye uyarması da İran’da olduğumu hatırlatıyor .

İsfahan’da ayak bileklerimden 4 parmak yukarıda  giydiğim uzun eteğe dönüp bakmayan kalmadı. Erkekler için hayat daha kolay. Normalde şort vs giymek yasak deniyor ama kapri pantolonla tüm İran’ı gezen arkadaşlarım oldu. Denize girerken erkeklerde soyunamıyor ama. İran’da denize nasıl girildiğini daha ileri de anlatmayı düşünüyorum. Herşey sırasıyla…

Paranızı İran Parasına Nasıl Çevireceksiniz?

Başımızı da kapattığımıza göre sıradaki soruna geçebiliriz. İran’a ilk geçtiğinizde ilk ihtiyacınız olan şey para olacak. En önce daha gitmeden bilmeniz gereken şey İran’da kredi kartı geçmiyor oluşu. İranlıların kulladıkları kartlarda kredi kartı değil, banka kartı. Yani peşin çekiliyor hesaplarından. Paraları bizim eskiden sıfır atıldığı zaman ki gibi.

Hem eski para riyal, hemde yeni kullanılan toman aynı anda kullanılıyor. Bir örnek vermek gerekirse 500.000 Riyal 50 Tümen 50.000 Riyal 5 tümen ediyor. Bir de 5,000 Riyal var bu 0,5 tümen demek ki ancak tuvalete vs verebileceğiniz bozuk para. Gittiğimde paraya adapte olmam biraz zaman aldı. Zaten biraz kafam bulanıktı. Yanımda arkadaşım Selda’nın olması ve bu konuları çabuk kavraması çok işimize yaradı. Aslında olay basit. Üstünde Riyal yazan paraların sonundan iki sıfır atıp öyle hesaplıyorsunuz. 

Urmiye’ye gidiş amacımız Özkan’ın arkadaşı Hadi ile buluşmak, paramızı bozdurmak, bir İran hattı almak. Van’da ki sınırda İran hattı yoktu. İran’da parayı Sarrafi’de bozdurabiliyorsunuz. Change Office‘le aynı manada kullanılıyor. Sarrafi demezseniz derdinizi anlatamayabilirsiniz. Sarrafiler çalışma saatlerinde çalışıyor. Tatil günlerinde ve geç saatte açık bulamazsınız. Para birimleri Tümen. Eskiden Riyal kullanıyorlarmış ama bizim paramızdaki gibi sıfır atılmış ve hem tümen hem riyal aynı anda kullanılıyor şuan. Tebriz’e bir cuma günü vardığımızda her yer kapalıydı. İran’da tatil günleri cuma, perşembe yarım gün.

Tebriz’de yaşayan elektrikçi Ahmet abi bizi bir caddeye götürdü. Para bozduracağımızı anlayan onlarca adam etrafımızı sarıverdi. Gerçekten çok rahatsız ediciydi. Arabaya dönüp ne yapacağımızı düşünürken bir adam geldi ve anlaştık. Parayı bozdurduk. Tebriz’de iyi Türkçe konuşuluyor. Zaten Doğu Azarbaycan diyorlar bölgeye. Biz daha paraları iyi ayırt edemediğimiz için Ahmet abi sayıp almıştı. Bozuk para getirdikleri için bir verip yüz alıyorsunuz. Koyacak yer bulamıyorsunuz. Hal böyle olunca bu bol sıfırlı paraların içine 100,000 yerine 10,000 Riyali sıkıştırıvermiş adam ve bir İranlı bile anlayamamış. Sokakta mecbur kalmadıkça para bozdurmayın derim. 

Sınırdan Sonra Ulaşımı Nasıl Sağlayacaksınız?

Sınırı geçer geçmez daha önce İran’a defalarca gitmiş, Van’da öğretmenlik yapan Özkan’dan aldığımız Erdem Turizm’de çalışan İshak Bey’i bulmaya çalıştık. Etrafımızı bir anda adamlar sardı ve bugün yok dediler ama biz inanmadık. Allem edip kallem edip adamı bulduk. Herkes para derdinde. Yolunacak kaz görünümdeyiz sanırım. İshak bey bizim paramızı bozdu. O gün 1 TL 2,4 Tümen ediyordu. Bize Hoy şehrinde Şemsi Tebrizi türbesini de gezip Urmiye’ye bırakması için bir taksi buldu.

150.000 Tümene anlaştık. ‎Eğer beklerseniz sınırdaki arabalar dolmuş gibi çalışıyor ve daha az para ödüyorsunuz. Biz günü kaçırmak istemediğimiz ve Hoy’da ki türbeyi de görmek istediğimiz için kişi başı 75 bin Tümen ödemeyi kabul ettik. Bu da kişi başı 30 Lira gibi birşey ediyordu. Bu paraya 210 km yol gittik. İki şehir değiştirdik. Adamın çayını içtik. Acıktık. Yolda bize yemek aldı. Yani kısacası çok hesaplı. Erdem Turizm görevlisi İshak Bey’e +98 918 660 3893 nolu telefondan ulaşabilirsiniz.  

Nasıl İrancell Alacaksınız? Sosyal Medya Hesaplarını Nasıl Kullanacaksınız?

İrancell turistler için ayrı İranlılar için ayrı kartlar düzenlemiş. Diğer ülkelerde olduğu gibi. 20 gb gündüz, 20 gb gece (saat 2 ile 5 arası) ve kısa bir konuşma hakkıyla bir İrancell kartı turist olarak alırsak 30TL, bir İranlı üzerinden alırsak 20 TL (2,4) karşığıydı. Hadi(İranlı arkadaşımız) bizim için kendi üstüne iki hat aldı. İnternet İran’da mükemmel çalışıyor ama sosyal medya hesaplarına girebilmeniz için VPN indirmeniz gerekiyor. Hadi bize  Psiphon adlı VPN programını yükledi ve dönünceye kadar sorunsuz çalıştı. Görüntüde herşey yasak ama herkes bir yolunu buluyor. Sosyal medya hesaplarına girmeden önce bu programı çalıştırıyorsunuz. İnstagram’da bir yasak yok. Facebook yasaklı. İnternete girebilmek için VPN şart.

İran Gezi Grubu, Couchrail, Couchsurfing

Parayı öğrendik, paramızı bozdurduk ve telefon hattımızı aldık. Sırada nerede nasıl kalacağımız var. Facebook’da İran Gezi Grubu diye bir grup var. Orada pek çok İranlı var. Herhangi birşey sorduğunuzda yada kalacak yere ihtiyacınız olduğunda herkes birbirine yardımcı oluyor. Azerbaycan’da Türk olarak çok sevilmiştik. İran’da da farklı değil. Türk olduğunuzu duyduklarında hayatınızda sevilmediğiniz kadar sevileceksiniz. Evlerini, sofralarını. gönüllerini açacaklar size. Şimdiye kadar niye gelmemişim diyeceksiniz. 

İran Gezi Grubu tıkandığı noktada Couchsurfing (CS) devreye giriyor. CS’de ki profilim aktif değildi benim. Referansım da yoktu. O sebepten biraz sıkıntı yaşadım tabi ama bizden iki gün önde İran’ı gezen bir başka Türk, Ömer kendi kaldığı insanlara bizim için referans oldu. Ömer’in tıkandığı yerde yine bir Facebook grubu olan Couchrail devreye girdi. Tahran’daki gözel oğlanı (kendi deyimiyle) öyle bulduk mesela. İran’da evli olmayanlar aynı odada kalamıyor. İki erkek yada iki kadınsanız sorun yok ama çiftseniz ve evli değilseniz bu bir sorun. Yoksa otel de, hostel de var. Turistik büyük şehirlerdeki otellerde evli olmadan da kalınabiliyor diye birşeyler okudum. Bunu tecrübe edenler yorum olarak yazarsa yazıyı güncelleyebilirim. Ben gezilerimde otel konaklaması sevmiyorum. Sadece Yazd’de iki gün hostel kullandık o kadar. 

İran’da Dil sorunu ve İnsanlarla Anlaşabilmek?

İran’da Şiraz’a kadar her gittiğimiz yerde Türkçe konuşan birilerini bulabildik. Bir Kaşhan’da denk gelmedi. Türkçe bilmeyen İranlılar yabancı olduğumuzu anladıkları an heyecan yapıyorlar. Ne Türkçe, ne İngilizce hatta Farsçayı bile konuşmuyorlar. Dilsiz gibi hebele hübele şeklinde diyalog kurmaya çalışan çok kişi oldu. İnsan cinnet geçiriyor. Bir kelimeyi onların şivesinde söyleyemezseniz asla anlayamıyorlar. Mesela “snap” deseniz onlar gibi söylemediğiniz zaman sizi anlamayacaklar.

Bizim şansımız telefonun ucunda ki Türkçe bilen İranlılardı. Biri Tebriz’de evinde kaldığımız Bahman, diğeri takipçilerimden Tahran konsolosluğunda çalışan Şeyda ve Urmiye’de ki artık dost olduğumuz Hadi. Tıkandığımız her noktada telefonu kaldırıp derdimizi Türkçe anlatabileceğimiz farsça bilen bir İranlı yardıma koştu. Görev dağılımı yapıp döne döne bu insanlardan yardım aldık. Onlar olmasa hayat bizim çok daha zor olurdu. Google Translate programı pek bir işe yaramadı. Anca yanlış çevirileriyle çok güldük, çok eğlendik. Nereye gideceksek not defterime onun farçasını yazdırdık. Otogarda gideceğimiz yeri söylemeye çalışmak yerine yazıyı gösterdik. Çok başarılı oldu.

Snap Nedir? Nasıl Kullanılır? İran’da Otostop Yapılır mı?

İran’da en popüler kelime ne derseniz size direkt Snap derim. İki kelimeden biri snap. “Ne yapalım?” snap. “Neyle gidelim?” Snap, “Ne ?”snapppp… Snap bizde ki Uber gibi bir cep telefonu uygulaması. Tebriz’de bir otostop yapalım dedik derdimizi anlatamadık. Otostopun ne olduğunu pek bilmiyorlar. Zaten hangi araca binerseniz binin o kadar ucuza geliyor ki otostopla uğraşmak istemedik bizde. Gidilecek çok yol, görülecek çok yer vardı ama illa otostop yapıcam derseniz “pul nederem” (param yok) dediğinizde para almıyorlarmış. Kendim deneyimlemediğim için yine deneyim sahiplerinin yorumlarına ihtiyacımız var. Yanınızdan geçen her şahsi araba Snap olabilir. Hatta yol kenarında beklerseniz duruyorlar. Hepsi Snap yani taksicilik yapıyor. Resmi taksi tabelalı araçlar oldukça pahalı. Çok fazla da görmedik. O sebepten herkes bu hususi araçları kullanıyor. 

Snap kullanmak kolay değil. Uygulama farsça ve harita üzerinde gideceğiniz yeri yazabilmeniz gerekiyor. Bunu ya bize ev sahipliği yapanlara yada yoldan geçen gençlere yaptırdık biz. Gençler biraz İngilizce biliyor. Program üzerinde aracın plakasından ne kadar tuttuğuna kadar hepsi yazıyor. Tabi plakayı okuyabilirseniz. Kadın İran’da çok değerli olduğu için sizi asla yarı yolda bırakmıyorlar. Tanımasalar bile gelen araca bindirmeden, şoförü tembihlemeden bırakmıyorlar. Hiç bu kadar güvende hissetmemiştim kendimi. 

İran’da Kullanabileceğiniz Ulaşım Araçları

Hazır konuyu ulaşımdan açmışken diğer toplu taşımalarla devam edeyim. Uzun süren yolculukları hep gece yaptık biz. Otobüsleri oldukça konforlu. Vip dedikleriyle normal olanların arasında bir fark da göremedik. Arkaya yatırıp ayaklarınızın altından çıkan kolu da kaldırınca baya yatak gibi oluyor ve yatarak gidiyorsunuz. Koltuk araları oldukça geniş. Eğer gündüz yolculuk ediyorsanız bilet numaranıza bakmadan kadınları en öne alıyorlar ama yolculuk geceyse kadınların önde seyahat etmeleri yasak. Uyurken üstü açılır diye yasaklamışlar diye düşündüm ben. Neredeyse hiç mola vermiyorlar. Şöför giderken çekirdek yiyip çay içtiği ve sigarasını da tüttürdüğü için durma ihtiyacı olmuyor pek. İlk bindiğinizde meyve suyu kek gibi atıştırmalıkların olduğu küçük bir kutu veriyorlar. O kadar. Acıkmayacaksınız. Tuvalete gitmeyeceksiniz. Tek dezavantajı bu olabilir. Yolcuların çoğu koltuklara bağdaş kurup sabaha kadar çekirdek çitliyor. Bu çit çit sesinden rahatsız olmamaya bakın. Yoksa insan taktı mı takılıyor. 

Kaşhan- Yazd arasını da trenle geçtik. Beklentim kara trendi ama hangisi denk geliyorsa ona biniliyormuş. Bizim kısmetimize son derece konforlu, temiz, bizim hızlı trene benzer bir tren denk geldi. Keşm Adası’ndan dönerken feribot kullandık. Fırtınadan dolayı otobüs gibi büyük araçların kullandığı büyük iskeleye gittik. İki kişi için 5 Tümen ödedik. Oturacak yer yok. Rüzgardan sığınacak bir yerde yok. Motor yağı kokuyor. Yük taşımak için kullanılan bir deniz taşıtıymış gibi düşünüp de adadan çıkabilmeye uğraştığımız için pek umursamadık. Zaten 15 dakika gibi bir şey sürüyor.

İran’ın güneyinden kuzeye uçakla döndük. İki gün sonraya iki ayrı uçuş için kişi başı 32 dolar (Kasım2018-170 TL civarı) ödedik. Van uçağına 300 küsur TL ödemiştim. Tahran’dan kalkan uçak biraz garip sesler çıkardı evet ama sağ salim hedefimize ulaştık. Bu biletleri alabilmek bizim için pek kolay değil. İran’ın takvimi bizimkinden farklı. Onlar başka bir zaman diliminde yaşıyor. Herşey de Farsça. Fars alfabesi de arap harfleri. Hal böyle olunca tren kısmını Bahman’a, uçak faslını Hadi’ye paslayıp biz otobüs ulaşımını hallettik. Her “bilet” dediğimizde Hadi’nin devamlı tarihi sormasına bir anlam verememiştik. Takvimin farklı olduğundan haberimiz yoktu. 

Caunoummmm – Mersi

En popüler kelimeler demişken canı gönülden söyledikleri caunoummmm (canım) kelimesi de başı çeker. Telefonda konuşurken, sizinle konuşurken öyle bir işten caunoummmm deyişleri var ki kurban olursun. Sarılıp hiç bırakmayasın gelir. Çocukluğumuzda ki komşuculuk, arkadaşlık, paylaşım hala İran’da mevcut. Zaman da yolculuk etmiş gibiyiz. 

İran’da dolanırken insanların mersi kelimelerine çok denk geleceksiniz. Teşekkür etmek için herkes birbirine mersi deyip duruyor. İlk duyduğumda çok şaşırmıştım. İran bir arap ülkesi değil. Onlar Farsi ve farsça konuşuyorlar. Kendilerine arap denmesinden de hoşlanmıyorlar. Dolayısıyla teşekkür değil mersi kelimesini kullanıyorlar.

Tamam Tamam

Söylediğiniz herşeye “tamam” diyen, hiç itiraz etmeyen ama sonunda kendi bildiğini okuyan relaks mutlu insanlar İranlılar. Herkes relaks. Şu meşhur tamam tamam şarkısı dilimize pelesenk oldu. Boşuna göbeğinizi çatlatmayın. Onlar ne derse o oluyor ama siz kendi istediğiniz olacak sanıyorsunuz. Tamam tamam

İran Ev Yaşamı

Evlerde pek ev eşyası bulunmuyor. Bizim bulunduğumuz evlerin çoğunluğundan bahsediyorum tabi. Hadi’lerin evi benim evimden daha konforlu ve şık döşenmişdi. İran’daki 22 günümüzün sadece iki yada üç günü yatakta yatmışızdır. İran’da pek yatak kullanılmıyor. Evde yatak olsa bile hemen yanına yere halıların üstüne seriliveriyorlar. Tahran’da ki ev sahibimiz yatağını bize verdi. Kendisi salonda kaldı. Ben koltukta uyuyacak sanmıştım ama sabah kalktığımda koltukla sehpa arasında ki daracık yerde, yerde yatıyordu.

Kaşhan’da ki ev sahibimizin odasında yatak vardı. Salona bizim için yorgan gibi yataklar  serdi. Sabah uyandığımda yatağının yanında yerde yatıyordu. “Be müslüman, bari yatağı bize verseydin” dedim içimden. İlk günlerde yerde yatmakta, uyumak da çok zorlanmıştım. Hatta Urmiye’den aldığım mat tüm İran’ı gezdi benimle. İyi ki almışım dedim ama 22 günün sonunda halının üstünde öyle bir uyuyuşum vardı ki sanki ikiz yataklarda yatıyorum.

22 günün sadece iki günü Qashkai Hostel‘de konakladık. Orada da yatak yoktu. Otellerde varmış ama biz otele gitmediğimiz için göremedik. Bir gün ambargo kalkarsa İran’a satılacak ilk şey yatak olacak. Alırlarsa tabi. Alsalar da yatarlar mı bilmiyorum. Evler duvardan duvara halıyla kaplı genelde. Parça parça halılardan açıkta hiç bir yer bırakmıyorlar. Evlerdeki tuvaletler alaturka. 20.ci gün Keşm adasında bir klozet gördüğümde ki mutluluktan ağlayacaktım. Umumi tuvaletlerde bile taharet musluğu hem sıcak, hem soğuk su akıyor. Milletin poposu kıymetli. Buradan bunu anlıyoruz.

Taroof, Kıymet, Takfif

İran’da yaşayabilmek için öğrenilecek ilk şey taroof. Ben gitmeden öğrenmiştim ama bu kadarını beklemiyordum. Mesela bir mağazaya girdiniz. Bir şeyin fiyatını öğrenmek mi istiyorsunuz? Suratınız da son derece meraklı ve soru işaretiyle dolu, kocaman bir “kıymet” demelisiniz. Kıymet ne kadar demek. Satıcı size “yok kabul değel” diyecek. Siz bir daha soracaksınız O yine kabul etmeyecek. Bu en az üç kez tekrarlanacak. En sonunda o size şeş beşli bir cevap verecek. Siz anlamayacaksınız tabi. Hesap makinasına  yazmasını isteyeceksiniz. Sonra pazarlık başlayacak.

Siz Takfif diyeceksiniz Siz bu kelimeyi söylediğiniz için satıcı size gülecek. Nasılda öğrenmiş gibisinden yanındakilerle kıkırdayacak. Takfif indirim anlamında. Sıkı bir savaştan sonra bu sefer parayı ödemeniz gerekiyor ya, siz parayı vereceksiniz. Satıcı “kabul değel “diyecek. Bu en az yine üç sefer sürecek. O para bir ona bir size gidip gelecek. Bu bir şal alabilmek için. Bunun daha taksisi var. Yemesi içmesi var. Sonra vay efendim 22 gündür İran’a gittiniz, gelemediniz, naptınız?

Bu hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan, hayatımda gördüğüm en mutlu insanların yavaş yaşamlarına kendimi uydurup, hızımı düşürüp delirmeden sağ salim evime dönebilmeye çalışıyorum. İlk İran’a vardığımızda alışverişte pazarlık ederken Selda bana kızıyordu. “Zaten ucuz, çok da fakirler, neden pazarlık ediyorsun” diyordu. Ben de “bir malın bir fiyatı var. Neden 5 liralık şeye 20 lira vereyim? diyordum. Çünkü İran’da 5 liralık şeye 20 lira diyorlar ve siz illa deli gibi pazarlık ederken buluyorsunuz kendinizi. 

Termos Termos Çay

İran’da satılacak ikinci en önemli şey termos. Bak bunu herkes alır işte. Çay İranlılar için en vazgeçilmez şeylerin başında geliyor. Çayı direkt termosa demliyorlar. Çaydanlık yok. Tam benim içtiğim gibi açık. İçine değişik şeyler atıyorlar. Her bir çay farklı oluyor. Zencefilli, naneli, kekikli… Çay bir ritüel. Otuz saniyede hazırlıyorlar. Her arabada  termos var. Bardaklarının yeri bile var. Otobüslerin ön konsolunda şekerlikler mevcut. Şekersiz çay içen pek yok. Bir tahta çubuğa sarılmış, kristal taş gibi renk renk şekerleri var. Adı nebat. Bunları çayın içine koyuyorlar. Güneyde ise çay tamamen içine şeker katılmış olarak geliyor. Keşm Adası’nda, evinde kaldığımız Naeim’de, içtiğimiz çayın, evde çok çocuk olduğu için şekerli olduğunu sanmıştım ama öyle değilmiş. Bildiğin bal gibi şekerli bir çay geliyor her yerde. 

Pilov, Naneli Ayran, Çeşit Çeşit Ekmek, Ekşi Ekşi Limonlar

Ne yemek olursa olsun yanında pilav var. Onlar pilov diyor. Sondaki v’yi söylemiyorlar. Normalde eve pirinç sokmam, tencerelerce pilav yedim. Tencerenin dibini tutturup pirinci kızartıyorlar. Çok lezzetli oluyor. Pilavın miktarı da neredeyse bir tencere. Bir servis tabağına koyup üstünü safranla süslüyorlar. Görsellik de lezzet de on numara. Safranın girmediği yemek yok gibi. Pilav, kaşık ve çatal aynı anda kullanılarak yeniyor. Kaşık sol elde, çatal sağ. Çatalla kaşığa pilav doldurup, bir lokmada tavuk, balık o an ne varsa kaşığa ondan katıp, kaşık kaşık pilov yiyorsunuz. 

Ayranları naneli. Sıvı bir esans katıyorlar. Ben çok sevdim. Selda hoşlanmadı. Zevk meselesi yani. Çok çeşit ekmekleri var. Hepsi çıtır çıtır. Bazı ekmeklerin görünümü, bizim mutfaklarda kullandığımız kabartmalı, su emsin diye kullandığımız bezlere benziyor. İlk gördüğümde çok şaşırmıştım. Yazd’da yediğim naneli ekmeğin tadı hala damağımda. Kahvaltı da yumurta, ekmek, krem peynir ve reçel mutlaka var. Restoran bulmak pek kolay değil. Herkes evde yemek yapıp yiyor. Hayatımda bu kadar ekşi yiyen bir millet daha görmedim. Bu kadar limon çeşidi olduğunu da bilmiyordum. Pilava bile limon sıkıp yiyebiliyorlar. Et yemeğinin içinde misket limonlarından onlarca atıp pişirmişlerdi. 

Her evde mutlaka kağıt peçetelikler ve onların üstünü süsleyecek örtülerden mevcut. İranlı kendi kültürüne göre, Kaşkai Türkü kendi kültürüne göre süslüyor ama mutlaka her evde o karton kutuyu gizleyecek bir örtü oluyor.

Türk Televizyonu ve Türk Dizileri

Hazır ev yaşamından bahsetmeye başlamışken deli gibi bizim televizyonları ve dizileri seyrettiklerini söylemeliyim. Çoğu Türkçeyi bu dizilerden öğrenmiş. Tebriz’de evinde kaldığımız ailenin dediğine göre ilk defa evlerine gelen Türklerin Türkçesini bu kadar iyi anlayabilmişler. İstanbul Türkçesi dediğimiz tv ve dizilerin türkçesi gibi konuştuğumuzdan bizi rahat anlayabilmişler. Bu diziler izlenirken de kilolarca çekirdek yeniyor. İran’da çok çeşitli çekirdek var ve hepsi çok lezzetli. Çekirdek, çay, meyva yere serilen bir örtünün üstüne konuyor ve Türk dizileri izleniyor. Bizim seksenli yıllar gibi. Herşey evde yaşanıyor.

Evlerde misafir olduğunuzda hediye olarak Türk kahvesi götürebilirsiniz. Güzel bir jest oluyor. Biz Van’da son dakika alışveriş yaptığımızdan Kurukahveci Mehmet Efendi bulamamıştık. Başka bir marka aldık. İran’da Kurukahveci Mehmet Efendi’yi biliyorlar ve diğerlerinin ondan getirdiğini hemen söylüyorlar. Buna da dikkat edebilirsiniz. Aile evlerinde kaldığınızda, evin annesine örgü öğretebilirsiniz. Yeni örneklere çok meraklılar. Selda uzun yolculuklarda örmek için yanına tığ ve ip almıştı. Bu ipler İran’da bazı evlerde örgü öğretmek için kullanıldı. Planlasak olmaz. 

Güvenlik

İran’a iki senedir gitmeye çalışıyorum. Benimle kimse gelmedi. İran’a karşı dışarıdan müthiş bir önyargı var. İran şimdiye kadar seyahat ettiğim ülkelerde güvenlik açısından oldukça üst sıralarda yer alır. İki gün içinde apar topar İran’a geçtiğim için kimseye haber verememiştim. İran’da olduğumu duyan “aman dikkat et” demekten kendini alamadı. Aslında biz çok güvendeydik. Onlara emanettik. Misafir her şeyin üstünde. Onlar için konak bir tarafa dünya bir tarafa. Bir yerden diğer yere giderken birbirini hiç tanımayan insanlar bizi kutsal emanet gibi elden ele ulaştırdılar.

Türküz dediğimizde yüzlerinde açan gülleri keşke size tek tek gösterebilseydim. Hep bahsedilen ahlak polislerine hiç denk gelmedik. Bize karışan görüşen olmadı. Tek bir sefer bile pasaport, kimlik sorulmadı. Takipçilerimden Şeyda Hanım Tahran konsolosluğunda çalışıyormuş. Bizi hep takip etti. Türk Konsolosluğumuz nezdinde daha bir  güvenle gezdik. Bu herkese denk gelmeyebilir ancak böyle olmasa da güvenlikte hiç bir sorun yoktu.  

Sokakta molla görebilmek çok zor. Herkes sizin bizim gibi. Molla sevene rastlamadım. Rejimden memnun olanı görmedim. İnanan insan kalmamış. Hicap yani örtünmeyle ilgili sorun yaşamadık. Turist olduğunuz belli. Onların kafası bizimkinden daha açıktı. Basra Körfezi’ne indiğimizde iklimde, kıyafetlerde, yemek de değişti. Ülke içinde ülke gibi. 22 gün iki sırt çantalı kadın İran’ı gezdik. Hiç rahatsız edilmedik. Hatta korunup kollandık. “Aman dikkat edin” diyenimiz çok olmuştu ama biz çok güvendeydik.

İran’da Denize Nasıl Girilir?

Şeriatla yönetilen İslami bir ülkede denize girmek, yüzmek pek kolay değil. Keşm Adası serbest bölge olduğu için kurallar daha esnek. Denize girmek yasak ama biz Keşm Adası’nda denize girebildik. Bir plajda kadın erkek karışık bir şekilde bikini ile yüzebildik. 

 

Bandarabbas’da denize girebilmek için özel plajlara gitmelisiniz. Kadınlar için özel denizde, havuzda bulunuyor. Deniz kısmı çok yüksek duvarlarla çevrili. Ufuk çizgisini görebilmeniz mümkün değil. Orada kocaman duvarlar var. İçeri kamera, telefon sokmak yasak. İçeri girdikten sonra da giyinik olmanız yasak. Sadece kadınlar var. Toples güneşleniyorlar. 10 tümene bir koca gün havuz ve deniz keyfi yapabiliyorsunuz.

Bu gezinin kahramanları, koruyucu melekleri :

Van Özkan Çörek, Urmiye Hadi, Tebriz Bahman, Tahran Şehriyar, tüm yol boyunca iki gün önümüzden İran’ı gezen Ömer, Kaşhan Ebol Fazl, Yazd Qashkai Hostel (Ali ve Ali Rıza), İsfahan Farshid, Şiraz Ali Qashkai, Keşm Adası Naeim-Saed, Hasan, Bandarabbas Metin, Tahran Türk Konsolosluğu Şeyda ve yol arkadaşım, suç ortağım Selda hepinize sonsuz teşekkürlerimle kocaman sıcacık yüreklerinizden öpüyorum.Bu dünyadan değilmişçesine güzel, her bir adımı farklı, sonsuz sevginizle yoğurup ısıttığınız ve insan olduğumuzu hatırlattığınız için asla unutulmayacaksınız. Umarım yollarımız tekrar bir yerlerde kesişir ve çok kısa sürede arzu ettiğiniz dünya düzeninde yaşayabilirsiniz.

 

 

Paylaşmak güzeldir!

Reklamlar

İlgili yazı

İzlanda’da Hayatta Kalmak

İzlanda’da Hayatta Kalmak

İzlanda’da hayatta kalmak cümlesine gülümsediğinizi görür gibiyim. İzlanda’da hayatta kalmak deyince inanmadınız sanırım. İzlanda dünyanın…

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *