• Bafa Gölü

Bafa Gölü ve Kapıkırı Köyü Heraklia Antik Şehri

Bafa Gölü Bodrum yolu üzerinde, 40 dakika mesafede. Yol alırken solunuzda kalan Bafa Gölü manzarası eşsiz. Geçtiğimiz sene İzmir’li arkadaşlarımın düzenlediği kampı kaçırarak çok üzülmüştüm. Bu sefer yolumun üstünde olunca mutlaka uğramalıyım diye aklıma yazıyorum ve Didim’de yaşayan kuzenimin tatil gününe denk getirip hep birlikte gidiyoruz.

Bodrum yoluna devam ederken yol boyu Bafa Gölü‘nün eşsiz manzaralarından geçiyoruz. Ben Kapıkırı Köyü’nde ki Heraklia Antik kalıntıların da peşindeyim. Bodrum yolu üzerinde ilerlerken Kapıkırı Köyü tabelasından sapmanız gerekiyor. Çok güzel bir yolu var. Kıvrıla kıvrıla ilerliyoruz.

Yolda değişik kayalar görünce durup fotoğraf çekiyoruz. Göl solumuzda kalmış bize enfes manzaralar sergilerken navigasyon habire yol tarif ediyor. Bir köye geliyoruz. Kapı önlerinde ve bir küçük meydanda kadınlar oturuyor. Kapıkırı‘yı soruyoruz. “Burası” diyorlar. Navigasyona göre daha gitmemiz gerekiyor.

Heraklia Antik Kenti

Kadınlar el işleri yapıyordu kapı önünde. Biz gelince biz size gezdiririz diyorlar. Evlerin arasından hep beraber yürürken birden ben bir grup kadınla kuzenim diğer grupla kalıyor. “Neredeler” diyorum. “Onlar tiyatroya gittiler herhalde” diye lafı döndürüyorlar. Kaç sefer sorduysam da hep laf karışıyor.

Kadınlar bu köyde yaşıyorlar. Sırtlarında bağlı sepetler var. Bana Kapıkırı’yı anlatıyorlar. Antik hamamı, tiyatroyu gezdiriyorlar. Fotoğraflarımı çekiyorlar. Eskiden Bafa Gölü bir körfezmiş. Antik çağların önemli bir liman kentiymiş. Zamanla toprak dolmuş ve bir göl haline gelmiş ve eski önemini yitirmiş. Antik adı Latmos. Şimdilerde Bafa Gölü Tabiat Parkı.

Sonra birkaç asır unutulmuş. Sonra Ortaçağ da keşişler burayı tekrar keşfetmiş. Bafa Gölü’nü çevreleyen Beşparmak Dağları‘nda ki manastır kalıntıları o zamandan kalmaymış. Bafa Gölü‘nün etrafında başka köyler de var ancak Kapıkırı‘da ki ve gölde ki antik kalıntılar burayı daha özel yapıyor.  Bafa Gölü’n de beş tane ada var. Tekne turuyla bu adalar gezilebiliyor. 

Burası kazılsa kim bilir nasıl şeyler çıkacak? Öyle bakımsız kalmış ki. Her yerini otlar bürümüş. Ben de ayağımdaki terlikle gelmişim. Diken bile battı ayağıma. Neden batmasın ki? Tepede bir yerlerde mağaralar ve duvar resimleri olduğunu duymuştum. Oraya gitmek istiyorum aslında. Arkadaşlarım gitmemem konusunda beni uyarmıştı. Sıcak aylarda yılan çıkma ihtimali çok yüksek oluyormuş. Bende bu seferlik uslu bir kız olup söz dinliyorum.

Her Antik Kent’te olduğu gibi burada da bir efsane var. Bir çobana aşık Selena var. Ulu Zeus çobana ölümsüzlük verir ama uyuyarak hayatını geçirecektir. Selena aşkından vazgeçmez ve çoban uyurken de ziyaret etmeye devam eder. 50 çocukları olur efsaneye göre. 

Kapıkırı Kadınları

Adaya tekneyle gitme planımız var. “Bari onu yaparım” diyorum. Kadınların içinde 70 yaşında olanı bile var. En son tiyatroya gelince bana sırtlarında ki sepetlerini açıyorlar. Çeşitli el işleri çıkıyor. Takılar, yazmalar… Beni onlar gezdirdiği için sadece onlardan alabilirmişim. Kuzeni gezdirenlerden alamazmışım.

Meğer bizi bilinçli olarak ikiye bölmüşler. Paylaşmışlar bizi. Normalde artık yoldayken bir şey almıyorum ama öyle şeker gezdirdiler ki emeklerine karşılık bir şeyler alıyorum. 10-20-30 lira civarında sattıkları ürünler. Zeytinyağı bal gibi şeylerde satıyorlar. Gezip tozup dolaştıktan sonra kuzen ve diğer kadınlar köyün küçük meydanında toplanıyoruz.

Ben zeytinyağı için şişe ararken kuzenim yağın fiyatının çok yüksek olduğunu söylüyor. Meydanda ki kadınlarda fiyat yüksek diyorlar ve kendi aralarında kavgaya tutuşuyorlar. Ben fiyat bilmiyorum. Bu beni biraz üzüyor. Emeklerine destek olmak için alıyorum yoksa o kadar uzun bir yolum var ki. O zeytinyağı benimle kilometrelerce yol yapacaktı. Almaktan vazgeçiyorum.

Bafa Gölü Tekne Turu ve Yeme İçme Hüsranım

Köyden bir kadınla göle iniyoruz. Kocasının kayığı varmış. O da kayıkla gezmek için 200 lira isteyince ondan da vazgeçiyoruz. “Normalde 10 lira kişi başı” diyorum. “Sizden başkası yok onun için böyle” diyorlar. Saygı duyuyorum. Gölde yüzme hayalimde gerçekleşmiyor.

Ada yüzebileceğim mesefade ancak çok fazla dalgalı ve bulanık. Bütün yosunlar kıyıya vurmuş durumda. Pek iştah açıcı değil. Gölün kenarında bir restoran var. Bari Bafa Gölü‘nden çıkan yılan balığından yiyelim diyoruz. Balık kalmamış, köfte 40 lira. Kuzen “sen dur” diyor ve kayboluyor. Ben gün batımının keyfini sürerken birazdan geliyor.

Biz de Çareler Tükenmez

Çıkmış göl kenarından. Yoldan geçen bir motorla köye gitmiş. Sıcak ekmek, tereyağ, bal, domates almış. Adam bir tane de karpuz hediye etmiş. Hal böyle olunca arabadaki masa sandalyeleri indiriyorum. Bafa Gölü’nde günü batırırken soframızı kuruyoruz.

Bizim genlerde var. Çaresiz kalmak diye bir şey yok. Boyun eğmek yok. Öyle fiyat uygularlarsa biz bir yolunu buluruz. Müziğimizi de açınca muhteşem gün batımında Heraklia Antik Kenti‘ni seyrediyoruz.

Bafa Gölü, Heraklia Antik Kent’in kalıntıları, gün batımı her şey harika ancak her şeyin bu kadar ticarete döküldüğü yerleri sevmiyorum sanırım. Her emeğin bir karşılığı elbet var ama bana bakan gözlerde sadece para görmek istemiyorum. Bu sebeptendir ki henüz çok fazla insanın gitmediği, her şeyin para olmadığı yerlerde dolaşmam. 

 

İlgili yazı

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *