• Göbeklitepe
  • Göbeklitepe
  • Mahmut amca
  • Şanlıurfa Balıklı Göl
  • Şanlıurfa Balıklı Göl
  • Şanlıurfa Balıklı Göl ve yörenin kadınları
  • Pamuk tarlaları
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti

Şanlıurfa, Göbeklitepe, Halfeti Üçlemesi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Geçtiğimiz yıllarda Şanlıurfa’da bulunan insanlık tarihi adına şimdiye kadar bildiğimiz tüm bilgileri yeniden gözden geçirmemize sebep olan dünyanın ilk tapınağı Göbeklitepe’yi meraktan ölüyorum. Biraz çetrefilli yollarda küçük bir yön kaybıyla üç beş haneli Mello köyü üzerinden ulaştığımız Göbeklitepe’ye girmek yasak. Daha açılamadı çünkü.

Göbeklitepe

Şanlıurfa’ya 15km uzaklıkta olan bu arkeolojik site üzerinde yapılan çalışmalarda ortaya çıkan sonuç çok şaşırtıcı. Herbiri 40-60bin ton ağırlığında T şeklinde heykellerle dolu olduğu söyleniyor. Bu heykellerin insan figürü olduğu düşünülüyor.

Göbeklitepe
Göbeklitepe

İlkel el aletlerinden başka bir aletin olmadığı o dönemde sütunların nasıl taşındığı ve dikildiği arkeologlar tarafından henüz çözülemedi. İnsanlığın avcı toplayıcı döneminde yerleşim ve tarım kavramlarından çok uzak olduğu 12000 yıl öncesinde bu yapıların nasıl tasarlandığı sorusu da henüz cevaplanmadı, neden gömüldüğü de.

Mahmut amca
Mahmut amca

Belki tüm bu sorular cevabını bulduğunda insanlık tarihi yeniden yazılacak. Şu an Alman kazı ekibi hummalı bir çalışma içerisinde. Arazinin sahibi Mahmut amca bize burada ilk önce küçük heykellerin bulunduğunu, sonra bunları müzede gören alman arkeologların bulunan yeri kazmalarıyla ortaya çıktığını anlatıyor.

Göbeklitepe
Göbeklitepe

Görebilmek için biraz daha beklemek ve sabretmek zorundayız. Benim gibi sabredemeyenler özel izinle girse bile tamamen kapalı inşaat alanında birşey göremiyor. Bu tarihlerde açık olacağı duyurulan Göbeklitepe‘nin Alman arkeologlarının çok titiz çalışmaları sebebiyle açılışı uzamış. Şuan buraya sadece özel araçlarla gidilebiliyor. Göbeklitepe‘ye yaklaştıkça yol boyunca T şeklinde bloklar görüyorsunuz. Kazıda bulunan heykellere atfen konulmuş diye düşünüyorum.

Şanlıurfa

Şanlıurfa merkezde bir yemek molasından sonra Balıklı göle koşuyoruz. Cami içinde ufak bir tadilat var. İbrahim peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen göl, kutsal olduğu düşünülen balıklarla dolu. 

Şanlıurfa Balıklı Göl
Şanlıurfa Balıklı Göl

Ezan sesleri altında balık havuzunu, kocaman balıkları seyrediyoruz. Bu göl kutsal balıkları ve çevresindeki tarihi eserleriyle Şanlıurfa‘nın en çok ziyaretçi çeken yerlerinden. Lokal halkın yöreye özel kıyafetleriyle havuzun etrafında dolaşmalarına bayılıyorum. 5 liraya aldığımız yemlerle balıkları besliyoruz.

Şanlıurfa Balıklı Göl
Şanlıurfa Balıklı Göl

Hava çok güzel. Burada fotoğraflarımızı çekip doyduktan sonra Şanlıurfa çarşısının içinde dolaşıyoruz. Çeşit çeşit isotlar, salçalar, baharatlar, kumaşçılar… İnsan kendini kaybediyor gerçekten. Taşıyamam diyenlere kart veriyorlar, kargoyla yolluyorlar. Aklınızda bulunsun.

Şanlıurfa Balıklı Göl ve yörenin kadınları
Şanlıurfa Balıklı Göl ve yörenin kadınları

Halfeti

Çarşıyı da hızlıca gezdikten sonra iki kadın Halfeti yolundayız. Asıl yola çıkma amacım Halfeti’yi görmek.  Arabamızın olması çok büyük şans. Şanlıurfa‘dan yaklaşık iki saat mesafedeki eski Halfeti’ye gidiyoruz. Yolda tabelalar sizi yönlendiriyor.

Pamuk tarlaları
Pamuk tarlaları

Yolda ilerlerken ilk defa dalında pamuk görüyoruz. Pamuk tarlaları uçsuz bucaksız. Hemen tarlaya dalıp elimizle dokunup fotoğraflar çekiyoruz. Marketten paket içinde alınan bir ürünü daha dalında görmenin mutluluğu bir başkaymış.

Halfeti
Halfeti

Halfeti‘ye inerken bir seyir terası var. Oradan manzara müthiş. Kıvrıla kıvrıla indiğimiz yolda aracımızı parkeder parketmez hemen gönüllü rehberler yanınıza gelip anlatmaya başlıyorlar. Sürekli göstererek burası okuldu, şurası evdi diye anlatıyorlar.

Halfeti
Halfeti

Halfeti deyince paylaşılan fotoğraflar hep sular altında kalmış bir cami ve minaresinden oluşur ya, aslında orası Savaşan köyü. Oraya tekne turuyla gidebiliyorsunuz. Kişi başı 15 lira ödeyerek bindiğiniz tekne turunda biraz ilerleyince Ankara havalarından ve pek çok yöreden şarkılar türküler eşliğinde ilerliyorsunuz.

Halfeti
Halfeti

Rum Kale‘nin oraya gelince sizi bilgilendiren bir bant kaydı devreye giriyor. Dicle nehrinden sonra Fırat nehrinde olmanın keyfini çıkartıyorum. Bu zamanlar biraz rüzgarlı olurmuş buraları. Üşümemize bir şal yeterli oluyor.

Halfeti
Halfeti

Suların içinde kıvrıla kıvrıla ilerleyip fotoğraflarda Halfeti deyince görmeye aşina olduğumuz minareyi görüyoruz. Burada bir bant kaydı daha devreye giriyor. “Gün gelecek bu caminin üstünde rakı sofraları kurulacak, gün gelecek buradan çıplak yüzenler olacak” diye anlatmaya başlıyor. Çok garipsiyoruz.

Halfeti
Halfeti

Kimsenin öyle şeyler yapacağını düşünmüyorum. Çok kısa kalıyor asıl görmek istediğimiz yerde ve devamlı hareket halinde. Düzgün bir fotoğraf çıkartabilmek pek mümkün olamıyor. Gün batımına denk gelip manzaraların tadını çıkartıyoruz.

Halfeti
Halfeti

Toplam bir saat sürüyor. Teknelerin kalktığı yerde pek çok balık restoranı var ama yazın giden arkadaşlarımdan dinlediğim bir kahvaltıya, üç beş zeytine 90 lira ödediklerini ve sakın orada bir şey yeme demelerini hatırlayıp, yol boyunca fıstık ağaçlarının eşiliğinde manzaralara doya doya Halfeti’ye veda ediyoruz. Umarım Göbeklitepe açılacağı zaman Şanlıurfa’ya daha uzun süreli gelebilirim.

Halfeti
Halfeti

İlgili yazı

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *