• Masai Mara yolun başı
  • Masai Mara yolun başı
  • Masai Mara yolunda piknik
  • Masai Mara yerlileri
  • Masai Mara bozkırlarında gün batımı
  • Gitmenin bir yolunu bulmak lazım
  • Yine aracımız bozuluyor
  • Klimanjaro eteklerinde ki çadırımız
  • Öldürülmüş zürafa
  • Aslanların yemek saati
  • Zebralar
  • Yalnız zürafalar
  • Masai Mara büyük göç
  • Mara River
  • Serengeti, Mara River
  • Silahlı korumalar
  • Mara River
  • Serengeti, Mara River
  • Serengeti, Mara River
  • Fil ailesi
  • Kilimanjaro eteklerinde ki çadırımız
  • Masai Mara'da öğle yemeği
  • Masai Mara yolu
  • Belgesel çekimleri
  • Masai Mara yolu
  • Çadırımızın banyo kısmı
  • Masai Mara National Park
  • Masai Mara Usülü Mangal
  • Masai Mara Usülü Mangal
  • Masai Mara Usülü Mangal

Masai Mara National Park Safari

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Masai Mara yolundayız. Buraya asıl gelme amacımız Masai Mara National Park’ta bir safari ve Masai Mara yerlilerini görmek. Kenya’da ikinci günümüz. Sabahtan beri o kadar çok şey yaptık ki ama şimdi gerçek maceraya doğru yola çıktık. Böylesi zorlayıcı bir yol daha önce gitmedim. Böbreklerimizin yerinde durduğuna şükrediyoruz da sarsıntıdan nerelerimize ne oldu bilmiyoruz.

 

Masai Mara’nın Tozlu Topraklı Yolları

Ekvatordan sonra Masai Mara‘ya yola çıkıyoruz ve saat birden gece 12’ye kadar süren, bir türlü bitmeyen, Afrika bozkırlarında zıplaya zıplaya, toz toprak içinde bir yolculuk başlıyor. Buraya kadar yollar gayet düzgündü ama dünyanın en büyük ve özel milli parkına giden yol tamamen toprak. Başımıza ne geleceğini bilmediğimiz için yüzler gülüyor. Gerçi ne olursa olsun her şeye güldük, eğlendik.

Masai Mara yolu
Masai Mara yolu

Zamanında buradaki yol yapılsın diye dünya örgütleri para göndermiş ama bu parayı naptılarsa bu yol yapılamamış. Bill Gates‘in oteli var milli parka yarım saat uzaklıkta. Dileyen buraya gecelik 800 dolar verip, helikopterle buraya gelip, bu yola katlanmadan safariye katılabilir.

Masai Mara yolun başı
Masai Mara yolun başı

Ben yine olsa yine ilkini tercih ederdim. Direkt Masai Mara‘ya giden küçük uçaklarda var. Bu zor toprak yol bize unutamayacağımız anılar biriktirmemizi sağlıyor. Yol üstünde durduğumuz bir yer de Afrika ürünleri vardı yine ama çok pahalıydı. Oradan bir şey almayın.

Masai Mara yolunda piknik
Masai Mara yolunda piknik

Yol boyu pek çok kez polis noktalarından geçiyoruz. Yola çivili bir tahta koyuyorlar. Labirent gibi arasından dolanıyorsunuz. İsterseniz durmayın. Çok ilkel ama çok da işe yaradığı kesin. Gayet büyük şehirlerden de geçiyoruz. Teneke barakalardan oluşan kasabalardan da.

Masai Mara yolu
Masai Mara yolu

Böyle bir kasabadan geçerken tuvalet için duruyoruz. Bir kaç kişiye sorunca en sonunda dar bir sokağın içini gösteriyorlar. Kızlar hep beraber sokağa giriyoruz. Yanımızda erkek yok. Hayatımda gördüğüm en korkunç tuvalet sanırım burada. Kapısını kapatamıyoruz çünkü zifiri karanlık. Siyah adamlar dışarıda. İçeriye bakıyorlar. Adamla göz göze geliyorum.

Dışarı çıktığımda çantamda ıslak mendil ararken adam yanıma geliyor. Elini çantama uzatıyor. Koluma dokunuyor. Elinde ne varsa kolum çamur oluyor. Gözleri kan çanağı.

Masai Mara yolun başı
Masai Mara 

Pek kendinde değil. Sanırım ilk defa korktum. Sokağın başında bekleyen ekibimizin bizden haberi bile yok. Lak lak yapıyorlar. Adamı ittirip son hızla çıkıyoruz sokaktan. 

Masai Mara Yolunda Aracımız Bozuluyor

Araçlar bozuluyor. Vahşi doğanın içinde duruyoruz. Bir gün önce Lake Naivasha batan güneş bugün Masai Mara bozkırlarının tozunun toprağının içinde batıyor. Hayat böyle işte. Ne olursa olsun hiç bir şey mutluluğumuzu ve neşemizi bozamıyor. Her durumla eğlenip gülüyoruz.

Yine aracımız bozuluyor
Yine aracımız bozuluyor

Saatlerce aracın yapılmasını bekliyoruz. Araçlar tam bir enkaz. O sarsıntıda nasıl enkaz olmasın. Keffa kasabalardan geçerken mekanik bir parça alayım diye durduğunda aldığı şey yarım daire şeklinde bir teldi. Yine yolun ortasında durup yerden aldığı şey bir vidaydı. Burada hiç bir şey yok. Her şey değerli.

Gitmenin bir yolunu bulmak lazım
Gitmenin bir yolunu bulmak lazım

Normalde araçtan inmemize izin vermiyorlar. Artık vahşi doğanın ortasındayız çünkü. Yol boyunca çocuklar görüyoruz. Bizim inmemize izin verilemeyen yollarda çocuklar çıplak ayak okula gidiyorlar. Geçen her aracın yanından koşuyorlar. Alışmışlar. Biz de araçtan çikolata, kalem, şeker atıyoruz.

Masai Mara yerlileri
Masai Mara yerlileri

Araç öyle bir toz toprak içinde ki, öyle bir sarsıla sarsıla gidiyoruz ki, öyle bir ses var ki. Sarsıntıdan, sesten kafam patlayacak gibi oluyor. Yanaklarımı tutuyorum. Sallanmaktan sarktılar resmen. Normalde 6 dan sonra araçla o yolda kalmak yasakmış ama biz gece 12 oldu hala yoldayız. Ekvator’a uğradığımız için böyle oldu.

Masai Mara bozkırlarında gün batımı
Masai Mara bozkırlarında gün batımı

Kamp alanına yaklaştıkça aracın farının vurduğu ışığa bir Masai yerlisi çıkıyor. Bize yol tarif edip yine aynı karanlığa geri dönüyor. Bir kaç kez tekrarlanan bu olaydan sonra sinirlerim bozuluyor ve gülmeye başlıyorum. Doğal navigasyon dedikleri bu olsa gerek. Tanrılar gerçekten çıldırmış olmalı.

Masai Mara Kamp Alanı

Kilimanjaro eteklerindeki kampımızdayız ve çadırımızın adı da Kilimanjaro. Çadır dediğime bakmayın. İçinde duş wc vs her şey var. Kenya’da cibinliksiz yatak yok. Aşılarımızı olup geldik, sıtma ilaçlarımızı içiyoruz. Enteresan ama sinek yok pek. Kış mevsimi buranın belki ondan. 

Klimanjaro eteklerinde ki çadırımız
Kilimanjaro eteklerinde ki çadırımız

Üstlerine bir örtü alıyorlar ve onunla ısınıyorlar. Bir paltoları yok. Akşamları üşüyoruz bizde ama bir polar yetiyor. Elektrik yok, jenaratör belli saatlerde çalışıyor. Bir saç kurutmayı çalıştıracak güçte değil ama telefonunuzu şarj edebilirsiniz.

Kilimanjaro eteklerinde ki çadırımız
Kilimanjaro eteklerinde ki çadırımız

Şarj demişken buradaki priz sistemi faklı. Benim gibi yanınızda bir fiş getirmediyseniz küçük bir anahtarı sokup çalıştırabiliyorsunuz ama siz uluslararası bir fiş götürün. Masai Mara yerlileri dolaşıyor etrafımızda. Otelde bulamadığım sıcak su bu çadırda var. 12 saatlik stabil yoldaki yolculuktan sonra ortam Tanrılar Çıldırmış olmalı filmlerini aratmıyor.

Hava hayli soğuk. Duş almayı başardık ama elektrik olmadığından saçımızı ateşte kurutuyoruz. Ateş başında, zifiri karanlıkta Masai Mara’da vahşi doğanın koynundayız. Gece çadırımıza vahşi hayvanların gelebileceğini söylüyorlar, içimiz rahatlıyor.

Çadırımızın banyo kısmı
Çadırımızın banyo kısmı, bir korku filmi

Vahşi hayvanlar yok ama fareler dolaşıyor her yerde. Sinek yok ama yine de cibinlik kullanıyoruz bu sebepten. Durum pek iç açıcı değil ama yarın ki safari için çok heyecanlıyız. 

Masai Mara National Park, Safari

Sabah erkenden kahvaltıdayız. Gelmeden önce aşı olmaya gittiğimde açık olan hiç bir suyu içmememiz gerektiği hatta dişimizi bile kapalı sularla fırçalamamız gerektiğini söylemişti doktor. Pişmemiş hiç bir ürünü de yememeniz gerekiyor demişti. Hal böyle olunca geriye pek bir şey kalmıyor.

Bir şey istemek içinde mutfağa şöyle bir uğrayınca gördüğüm manzaradan sonra pek bir şey yemem mümkün olmadı. Bir müddet sonra yediğim her şeyden aynı lezzeti almaya başlayıp yiyememiştim zaten. Meğer bu bağışıklık sisteminin çökmesi anlamına geliyormuş. 

Döndükten sonra ağrılar içinde serumlarla yattım. Siz vitamin almayı unutmayın. Hiç değilse bir şeyler sizi dinç tutsun. Buraya gidinceye kadar yemekle alakalı bir sorunumun olacağını hiç düşünmezdim.

Masai Mara National Park dünyada ki en büyük milli parklardan bir tanesi. Diğeri Tanzanya‘da ki Serengeti Milli National Park. Bu iki milli park sınır komşusu. Arada Mara Nehri var. Şu belgesellerde gördüğünüz hayvanların göç ederken geçtiği ve timsahların saldırdığı Mara Nehri. İki ülke arasında hayvanlar devamlı göç halinde ve bu göçü engelleyecek herhangi bir sınır yok.

HAKUNA MATATA gezinin bir numaralı kelimesi oluyor. Tüm Afrika’da kullanılan bu söz sıkıntı yok anlamında kullanılıyor. Hiç bir şeyi kafalarına takmıyorlar. Aslan Kral filmini bilmeyen yoktur. O kadar gerçekçiymiş ki biz o çizgi filmin içine düşmüş gibiyiz. Böylesi bir deneyim daha önce yaşanmadı.

Masai Mara Göç Zamanı

Şimdi göç zamanı ve biz de bu göçü izlemeye geldik. Milli parkın girişinden kısa bir süre sonra aslanlar tarafından öldürülmüş bir zürafa görüyoruz. Kocaman hayvanı nasıl da öldürmüşler. Sonrası uçsuz bucaksız dümdüz sararmış bozkırlarda, toprak yolda hoplaya zıplaya yol almak.

Öldürülmüş zürafa
Öldürülmüş zürafa

Görüğümüz hayvanları izleyip fotoğraflamak, izlemek. Hayvanlar o kadar kendi halinde ki arabayla aralarında dolaşmanız onları korkutup kaçırmıyor. çok yakınlarına kadar gidip seyredebiliyorsunuz. Tabi ki şemsiyeyle dürtmüyoruz yada rahatsız etmiyoruz. En nihayetinde vahşi hayvan. 

Zebralar
Zebralar

Gidilmemesi gereken yollara bir sopa koymuşlar o kadar. Anlayıp girmiyorsunuz. Her yer ölmüş hayvanların kafatasları ve kemikleriyle dolu. Tek tük ağaçların gölgesinde zebralar gölgeleniyor. Çok az su kaynağı var. 

Yalnız zürafalar

Burada ki zürafaların rengi Graffe Center’dakilerden daha koyu. Doğadaki zürafalar tek geziyorlarmış. Buna çok şaşırdım. Ben hep kalabalık geziyorlar sanıyordum.

Tek başına bir bufalo gördüyseniz bu onun yaşlandığını ve sürüden dışlandığı anlamına geliyormuş. Bizim gördüklerimizin hepsi tek bir taneydi ve çok kızgın bakıyorlardı. İlk dışlanma zamanları çok agresif oluyorlarmış.

Aslanların yemek saati

Erkek aslan göremedik ama bir sürü dişi aslan ve yavrusunu gördük.  Hatta yemek yerken yavrusunu tokatlayan anne aslan gördük. Kendiliğinden ölen hayvanları diğer hayvanlar yemiyor. Hastalıktan ölüyor çoğu. Bunu biliyorlar  ve yemiyorlar.

Fil ailesi

Bir kaç fil sürüsüne de denk geliyoruz. Bufalolar öyle hain bakıyor ki. En tehlikelisi de oymuş. Leopar av peşinde zebralar tetikte. Burada insan vahşileşiyor dostum. Bu masal gerçek ve hiç acıması yok. Çoğu canlı için mutlu sonla bitmiyor.

Masai Mara'da öğle yemeği

Öğlen bir ağacın altında durup araçlardan inmemize izin veriyorlar. Burada piknik yapıcaz. Bir kesekağının içinde tavuk içecek ekmek gibi bir şeyler var. Her şey o kadar fakir, her şey o kadar az ki, tavuk butlarının üstünde bile et yok. Tam bir yoksunluk hissi. 

Masai Mara National Park’ta bir tesis, bir tuvalet yok. Öyle bir durumda sizi doğada çukurumsu bir yere götürüyorlar. Genelde her yer dümdüz bozkır olduğu için umarım sık sık bu ihtiyacı hissetmezseniz. Bizimkiler tüm gün sadece bir kez durdu mesela. 

Tanzanya Kenya sınırında sadece bir taş var. Tam oradan geçerken aracımız bozuluyor. Ön tekerlek Tanzanya’da arka tekerlek Kenya’da. İterek çalıştırıyoruz. Araçların hepsi hurda zaten. Aracımızı yokuş aşağı bırakıp altına taş koyuyoruz mesela.

Belgesellerin Baş Tacı Mara River

En sonunda belgesellerin ünlüsü Mara Nehri’ndeyiz. Buraya silahlı askerler eşliğinde girebiliyoruz. Nehire düşersek ya da bir hayvan saldırırsa vuracaklar. Fikri bile korkunç ama biz de bir neşe aman allahım o ne neşe. Çocuklar gibi şeniz.

Silahlı korumalar
Silahlı korumalar

Nehrin karşısında timsahlar hipopotamlar. İsteyen bu nehrin kıyısında çadırlarda da kalabiliyor. Orası Tanzanya’da.
Afrikadaki hayvanlarin göç yolu burası ve tam göç mevsimindeyiz. Arka fonda antiloplar ve impalaların göçünü izliyoruz. O kadar çoklar ki.

Masai Mara büyük göç
Masai Mara büyük göç

Bir gün önce filler geçmiş. Onları kaçırmışız. Filler geçerken her yeri yıkıyorlarmış. Ağaçlar devrilmiş, dalları kırılmış. Yeşil ot peşindeler. Timsah dolu bir nehirden Serengeti‘ye geçiş. Burada hayat zor.

Mara River
Mara River

Dediklerine göre Tanzanya tarafı bazı bölgeleri yakarak hayvanların göç etmesini engellemeye çalışıyormuş ki hayvanlar onların bölgesinde kalsın. Hayvanlar yeşil ot peşinde olduğundan yanmış yeri görünce geri dönüyormuş. Masai Mara‘da da yanmış bölgeler görüyoruz. Her iki tarafta yapıyor birşeyler demek ki.

Mara River
Mara River

Tüm gün bu şekilde safariyi tamamlamış dönerken yolumuza bir aslan çıkıyor. Daha doğrusu biz onun önüne çıkıyoruz. Geçmesine de izin vermeyince aracımızın yanında biraz yürüyüp arka ayaklarıyla yeri eşelemeye başlıyor. Meğerse avlanma öncesi bunu yaparmış. Ben koltukların üstündeyim.

Serengeti, Mara River
Serengeti, Mara River

Aracımızın açılan tavanından çekim yapıyorum. Arkadakiler “gidelim” diyor ama ben “hayırrrr” diyorum. Bunu görmeye geldik buraya. Meğerse camlar açıkmış ve kapanmıyorlar. Aslan bizden birilerini yiyecekmiş. Bana kalsa aslan şöyle bir aracın üstüne zıplasa, tırmansa falan istiyorum. Ne aksiyon olurdu ama. Beş büyüklerin hepsini gördük. Çok mutluyuz.

Serengeti, Mara River
Serengeti, Mara River

Vurulmadık kafamız, vida girmeyen böğrümüz, ağrımayan, toz kaçmamış yerimiz kalmadı çok şükür. Burnum komple toz konuşamıyorum artık ama Hakuna Matata. Çok güldük çok eğlendik. Aradığım şey buymuş.

Serengeti, Mara River
Serengeti, Mara River

Masai Mara’da Mangal Nasıl Yapılır?

Kurban bayramındayız ve akşam için kişi başı 6 dolara oğlak kesecekler bize. Eğer bir gün yolunuz buraya düşerse Masai oğlağı yemeyi iki kere düşünün. Ne zamanında yapıyorlar, ne pişirme usulleri ne tadı bizim damak tadımıza uygun değil. Olsun, denemeden bilemezdik.

Masai Mara Usülü Mangal
Masai Mara Usülü Mangal

Gece on olmuş biz hala bekliyoruz bir şeyler yiyeceğiz. Sonunda etler geliyor ve ateşler yanıyor. . Bizimkiler her şeye muhalif. Elin Masai Maralı yerlisine mangal öğretiyoruz. Bıraksana adam nasıl yapıyor onu öğrenelim. Zaten ne derseniz deyin onlar kendi bildiğini yaptı.

Masai Mara Usülü Mangal
Masai Mara Usülü Mangal

Çok sert bembeyaz bir et. Önce mangalda mühürleyip sonra kazıklara geçirip ortadaki ateşte çadır gibi dizip çevire çevire pişiriyorlar. Hayatımda yediğim en lezzetsiz etti sanırım. Burada hayvanları kesmeyip boğarak öldürüyorlar.

Masai Mara Usülü Mangal
Masai Mara Usülü Mangal

Sonra boğazından bir delik açıp kanını bir kapta biriktiriyorlar. Sütle karıştırıp içiyorlar. Tamamen proteinle beslendikleri için kadıı herkeği hepsi kas. Gram yağ yok. Bu boğulmadan olsa gerek ciğeri acı.

Belgesel çekimleri
Belgesel çekimleri

Sabah altıda yine kısa bir safari yapıyoruz. Aslan ailesiyle geziyoruz biraz. Sonra National Geographic ve BBC kameraları ve onlarca araçla birlikte dünkü ölmüş zürafanın aslanlar tarafından nasıl yenildiğini izliyoruz. O belgesel çekilirken ben oradaydım. Öyle bir coğrafya ki içinizde ki vahşi ortaya çıkıyor. Belgesellerde izlerken gözünüzü kapattığınız şeyler burada normal. Hatta siz bile oturup o zürafayı yiyebilirsiniz.

İlgili yazı

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *