• Ayvaini Mağarası Çıkış
  • Ayvaini Mağarasından dış dünyaya bakış
  • Ayva Köyü
  • Ayvaini Mağarası
  • Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası çıkışı
  • Ayvaini Mağarası çıkışı
  • Uluabat manzarası ve Gölyazı'ya kuş bakışı
  • Ayvaini Mağarası aşağıdan dış dünyaya bakış
  • Ayvaini Mağarasını ilk görüşüm
  • Ayvaini Mağarası yolu
  • Ayvaini Mağarası Kamp alanı
  • Bakut'un bize ikramı kavurma ve pilav
  • Ayvaini Kamp
  • Ayvaini Mağarası Kampın da kahvaltı
  • Kamp Alanı
  • Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
  • Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası, her taşa sarılıyorum, öpüyorum
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası çıkış
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası mola
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayvaini Mağarası
  • Ayva Köyü, ardı bizim geçtiğimiz mağara
  • Ayvaini Mağarası aşağı inme stresi
  • Ayvaini Mağarası'nda aşağıya bakış
  • Sonunda atladım
  • Ayvaini Köyü
  • Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
  • Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
  • Ayvaini Mağarası

Kanyon eğitimi kapsamında Bursa da ki Ayvaini mağarasına gidiyoruz. Olağanüstü sarkıt ve dikitlerle kaplı, duvar damlataşları, sulu damlataş havuzları ve gölcükleri, el değmemiş yapısıyla gerçek bir doğa harikası  Ayvaini Mağarası. Ayvaini mağarası yer altında 5,5 km gidiyor. Yeraltı sularında yüzücez yani. Mağaralar her zaman hep ilgimi çekmiştir. Bunu kaçıramazdım.

Ayvaini Mağarası’na Nasıl Ulaştık?

Harika güneşli bir havada bir cumartesi günü Mecidiyeköy’den bizi alan servisle başlıyor maceramız. Öğlen saatleri olması sebebiyle İstanbul’dan çıkmak bir hayli sıkıntılı oluyor. Kamp yapacağımız yer tamamen doğayla başbaşa. Bursa da Ayva Köyü’nün yukarısında Ayvaini Mağarasına çok yakın bir yerde kamp yapıcaz. Bu sebepten alış verişinizi Bursa’dan yapmanız gerekiyor. Biz de öyle yapıyoruz.

Uluabat manzarası ve Gölyazı'ya kuş bakışı
Uluabat manzarası ve Gölyazı’ya kuş bakışı

Akşam saatlerine doğru hala yoldayız. Yolumuz bir yerden sonra Uluabat ve Gölyazı’ya kuş bakışı bakıyor. Harika manzaralardan geçiyoruz. Yolculuğumuz tam altı saat sürdü. Tüm gün yolda geçti. Normalde en fazla 3 saatte burada olmalıydık ama trafik bizi mahvetti. Gelir gelmez hemen çadırlarımızı kuruyoruz. Ortaya ateş için yer hazırlanıyor ve akşam yemeği için hummalı bir çalışma başlıyor.

Ayvaini Mağarası Kamp alanı
Ayvaini Mağarası Kamp alanı

Ayvaini Mağarası’nı İlk Görüşüm

Yemeklerimizi ortak hazırlıyoruz. Birileri derede kap kacak ve sebze yıkamaya gidelim deyince peşlerine takılıyorum. Mağaranın girişi de oradaymış. Mağarayı ilk görüşüm beni çok ürkütüyor. Ben düz ayak giricez sanıyordum ama bir iple beşinci kattan aşağı bir kara deliğe inmemiz gerekiyormuş. Hiç hoşlanmadım.

Ayvaini Mağarasını ilk görüşüm
Ayvaini Mağarasını ilk görüşüm

Tüm gece nasıl ineceğimizi düşünüp duruyorum. Ertesi gün vazgeçebileceğimden bahsediyorum. Kamp alanımızda pişen tarhana çorbamız, salatamız var. Bizi misafir eden Bursalı grup Bakut yani Bursa Arama Kurtarma ekibinin bize ikramı kavurma ve pilavı da var.

Bakut'un bize ikramı kavurma ve pilav
Bakut’un bize ikramı kavurma ve pilav

Bu sefer ki menü dört dörtlük. Bize bunlar yeter mi? Bizim yeme turumuz gece üçlere kadar ızgara köfte, böbrek ve sucukla devam ediyor. Muhteşem bir dolunay var tepemizde. Dağın başındayız ama o kadar aydınlık ki ortalık. Kısa bir yürüyüş bile yapıyoruz hatta. En son ateşin başında sohbet ederken uyuyanların kovması sonucu yataklarımıza gidiyoruz.

Ayvaini Kamp
Ayvaini Kamp

Ayvaini Mağarası’na Giriş Hazırlıklarındayız

Sabah erkenden ayaktayız yine ama bu sefer saat altı değil, dokuz. Ateş yanmış, menemen pişiyor. Kahvaltı sonrası wetsuitlerimizi giymek için çadırlara yöneliyoruz. Kırk yıl düşünsem dalış elbisemi bir dağ başında, ormanda kuru kuru giyeceğim aklıma gelmezdi. 

Ayvaini Mağarası Kampın da kahvaltı
Ayvaini Mağarası Kampın da kahvaltı

Dalış elbiseleri genelde ıslak giyilince daha kolay oluyor. Bir kısmını çadırda giymeyi başarsam da geri kalanını giymek için dışarı çıkmalıyım.Ben yine iyiyim. Hülya’nın elbisesi kendine ait değil ve birkaç beden küçük sanırım. Kendi bedenimizde olsa dahi çok zor giyilen bu elbiseye Hülya nasıl sığacak?

Kamp Alanı
Kamp Alanı

Çadırdaki içler acısı durumuna gülmemek elde değil. “Çık dışarı, bu bir spor, kimse sana bakmaz, işin doğasında bu var” desemde çadırdan çıkartamıyorum. Sonra olaya oba başımız Meral hanım ve Meryem dahil oluyor.

Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları

Hayatımda görmediğim bir sabır ve uğraşmayla Hülya’yı elbiseye sokmaya çalışıyorlar. Uzaktan gelin ve nedimeleri gibiler. Sanırım bir gülme krizine girdim. Böyle bir eğlence yok. Hiç bir şey fayda etmeyince Meral Hanım basıyor bulaşık deterjanını. Başka çare yok.

Ayvaini Mağarası yolu
Ayvaini Mağarası yolu

Ayvaini Mağarası’na İniş Çabalarım

En sonunda giyinmeyi başarmış, çadırları toplamış, araca yerleştirmiş zavallı bizler mağaranın yolunu tutuyoruz. Bir bilinmeze gidiyoruz. Ekibin çoğu yok. Mağara kelimesini duyan gelmemiş. Mağaranın başında 40 kişiye yakınız. İlk önce Ender Hocam atlıyor. Aşağıda bir emniyetçi de yok.

Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları
Ayvaiini Mağarası iniş hazırlıkları

Emniyeti o alacak. Sol karşı duvara bir istasyon çakılmış. İp oraya bağlı. Oradan ipe girdiğiniz de öyle bir sallanıyorsunuz ki. Boşuğa atlıyorsunuz yani. Aşağısı kapkaranlık ve çok yüksekteyiz. Çok endişeliyim.Gülüp duruyorum ama her an kaçasım var. Bizim gruptan ilk önce kızları indiriyorlar. Bir tek ben kaldım.

Ayvaini Mağarası aşağı inme stresi
Ayvaini Mağarası aşağı inme stresi

En sonunda beni zorla da olsa ipe girmeye ikna ediyorlar. Bir uçurumun başında karanlık bir çukura atlamak üzere bir ipin ucundayım. Arkam dönük olsa ve görmesem yapıcam. Daha önce yükseklik korkumu yendim. Artık bunları düşünmüyorum ama burası öyle böyle değil.

Ayvaini Mağarası'nda aşağıya bakış
Ayvaini Mağarası’nda aşağıya bakış

Çoğu insan vazgeçeceğimi düşünmüş. Buna ben de dahilim. Son dakikalarımı çeken arkadaşlarım olmuş. Ben bir şeyin farkında değilim. Daha sonra izlediğim videolardan kendime inanamadım. Baya bir beklemeden sonra buraya kadar gelip de vazgeçmeyi kaldıramayacağımı düşünüp, yaradana da sığınıp salıyorum kendimi. Atlıyorum. Beni tuttukları için pek sallanmıyorum.

Sonunda atladım
Sonunda atladım

Herkes beni alkışlıyor. Ağzımdan “Kolay oldu aslında” diye de bir cümle çıkınca herkes basıyor kahkahayı. Nasıl indim, naptım bilmiyorum. Aşağı da diğer arkadaşları beklerken su falan içiyorum. Kendime gelmeye çalışıyorum. Orada naptığımı ve neden yaptığımı, kendimle ne zorumun olduğunu düşünüyorum. Aşağıda ki karanlıktan yukarıda ki ışığa bakıyorum. Aşağısı soğuk.

Ayvaini Mağarası aşağıdan dış dünyaya bakış
Ayvaini Mağarası aşağıdan dış dünyaya bakış

Ayvaini Mağarası’ndayız

Ayaklarımızda botlar var ama ıslağız. Beklemek bu sporun kısa bir özeti gibi. Pek sesim çıkmıyor. Her zaman gülen eğlenen ben pek iyi değilim. Klostrofobik durumumdan kapalı ve karanlık yerlerde pek duramıyorum. Ayvaini Mağarası’ysa 5,5 km’lik bir yeraltı nehri adeta. 

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

İki girişi varmış. Biri Bursa’nın Mustafa Kemalpaşa’ya bağlı Kazanpınar ve Doğanalan Köyleri arasındaymış. Bir yerde yer altından çıkıp bir çay gibi aktıktan sonra Ayva Köyü’nün yukarılarından bir şelale gibi bu mağaraya dökülüyormuş.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Yer kabuğunun kırıklarla parçalanarak ayrı kıtalara bölünmeye başladığı ‘Mezozoik Zaman’dan günümüze gelen Ayvaini Mağarası, 1970 yılında 3 kişilik bir İspanyol ekip tarafından keşfedilmiştir.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Hidrolojik olarak etkin durumda olan mağaranın Ayva Köyü’ndeki ağzından yeraltı suları çıkıyormuş. Uzunluğu 5,5 kilometreyi bulan mağaranın içinde yer yer 3-4 metreye ulaşan 60 adet gölcük yer alıyormuş. Düşünsenize çoğu boyu geçiyor ve biz onları yüzerek geçicez. 

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Mağaracılar bizim yüzerek geçtiğimiz yerleri botla geçiyorlar. Onlar bizim gibi dalış elbisesi giymiyor.Hiç yeraltı sularında, göllerinde, nehirlerinde yüzdünüz mü? Ben yüzmedim. Fazla düşünmeye gerek yok artık. Hep mağara sevmez misin? Gittiğin her yerde sualtında bile tüm kovuklara girmez misin? Kaç insan yaptı bunu? Haydi Bahar görelim seni… 

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Herkes de indiğine göre yürüyüşümüz başlıyor. Kafamızda ki fenerlerden her yer aydınlık. Karanlık değil. Daha sonra fotoğraflara baktığımda aslında zifiri bir karanlıktaymışız ama anlamamışız diyorum. Yerler de taşlar var. Dikkatli yürümek lazım derken sol ayağım bir kayıyor, sağa tutunayım derken sağ ayak da kayıyor. Bu sol sağ sol derken artık bozulan dengeme yapacak bir şey yok.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Mağara da Nasıl Düştüm?

Suların içinde iki dizimin üstüne öyle bir düşüyorum ki acısı aklıma geldikçe hala ürperiyorum. Kalkıp yürümeye devam ettim ama öyle bir acı yok. Tuhaf olan kimseye bir şey söylemiyor olmam. Normal de söylemek gerekiyor. Siz başınıza böyle bir şey gelirse mutlaka söyleyin. Soğuk sular biraz iyi geliyor. Acı her adımda azalıyor derken önümdeki çocuk “su taş” derken tak diye sol dizimi suyun içinde bir kayaya geçiriyorum. 

Ayvaini Mağarası, her taşa sarılıyorum, öpüyorum

Ağlasam ağlıycam. “Tamam, anladım ne demek istediğini” diyorum. Grup öyle hızlı gidiyor ki. Biz; Bursalı ekip, Meral hocam ve artçı Yüksel Hocamla geriler de kaldık. İlk başladığımız da ben de koşmuştum onlarla ama sonra “nereye koşuyorum ki” dedim. Başladım etrafıma bakmaya, o muhteşem sarkıtlara dokunmaya, gördüğüm kayalara sarılıp öpüp konuşmaya. 

Ayvaini Mağarası

Negatif İyonlar Şifa olsun

Öyle muhteşem sarkıtlar var ki. Mezozoik dönemden gelmiş düşünsenize. Bakmadan dokunmadan geçilir mi? Bu tür insanların az uğradığı yerlerde negatif iyon denilen bir enerji var. Bu negatif iyon bizi iyileştiren, doping etkisi yapan bir enerji. Tüm bu enerjileri almaya çalışıyorum. Çıplak elle dokunuyorum. Her geçtiğimiz yerdeki sarkıt farklı ve değişik. Bir yerde altın gibi işlemeli bir duvar gördük mesela. Ortam karanlık ve bizim makinalarımız yetersiz olduğu için çok güzel fotoğraflarımız yok mağarada. 

Ayvaini Mağarası mola

Ben de su geçirmez bile olsa telefonu yanıma almıyorum. Cebim yok. Elimde taşımak ve uğraşmak istemiyorum. Fotoğraf peşinde değilim. Doğa en büyük şifa kaynağı değil mi? Dokundum bol bol. Şifa diledim. Dua ettim. Anın tadını çıkarma derdindeyim. Öyle bir su var ki…

Ayvaini Mağarası çıkışı

Mavi ve cam gibi. Öndekiler yürürken bulanan su 30 saniye hareket etmezseniz anında berraklaşıyor. Çok derin sularda bile dibini görebiliyorsunuz. Çok fazla yarasa var. Hep ellerimizle tutuna tutuna indiğimiz için çoğu yerde yarasa gübrelerine bulanıyorum. Bir yarasa pisliğine bulaşmamıştım o da oluyor çok şükür.

Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası
Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası

Bir yerde su kaynağı varmış. “Oradan su içeriz” demişti Yüksel hocam ama oraya bile bu pislik karışmış. Bu sefer su falan içilemez buradan. Kayalar pütürlü. Elbiselerimiz parçalanmasın diye dikkatli iniyoruz. Dalış elbiselerimizin üstüne bir de şort giydik bu sebepten. Biri kontrol etmeden sulara atlamıyoruz. Su da sivri bir taş olabilir. Çoğu yerde su boyumuzu geçiyor. Üstümüzde bir de can yeleği olduğu için yüzüyorum. Ters, düz, su balesi yapıyorum. Nasılsa batmıyorum. Yok böyle bir keyif.

Ayvaini Mağarası mola

Sonun da Arkadaşları Yakalıyoruz

Çoğu yerde eğilerek geçmemiz gerekiyor. Ön grup koptu gitti. Normalde herkes bir arkasındakinden sorumlu. Derslerde böyle ama pratikte pek işe yaramıyor. Daha çaylağız çünkü. Biz eğlene eğlene gidiyoruz. 4 saat gibi bir sürede mağarayı geçmeyi planlıyoruz. Saat daha öğlen bile değil. Mola yerinde diğer arkadaşları yakalıyoruz. Yüksekçe bir yerden aşağıda ki suya atlıyorlar. Bakıyorum öyle ama atlayamıyorum. Çok emniyetli gelmiyor.

Fotoğraf Pan Derneği, Ayvaini Mağarası
Fotoğraf: Pan Derneği, Ayvaini Mağarası

Genelde kimse atlamasa ben atlarım böyle yerlerden ama bugün günümde değilim. Burada mutlak karanlık dedikleri şey için bir dakikalığına tüm ışıkları söndürüyoruz ama gproların kırmızı ışıkları bile etrafı aydınlatmaya yetiyor. Öyle bir karanlıkta, yerin yedi kat dibinde, bir mağarada, yer altı nehrindeyiz. Şaka gibi.

Ayvaini Mağarasından dış dünyaya bakış
Ayvaini Mağarasından dış dünyaya bakış

Bir ara Hülya’yı görüyorum. Nasıl beceriyorsa wetsuit ve can yeleğine rağmen o sulara gömülmeyi beceriyor. Ersan ensesinden tutup çıkartıyor. Bulaşık deterjanı kokuyor. İlk girdiğinde köpürdüğünden bahsediyor. Komedi filmi halt etmiş. Sonlara doğru bir yerde mola veriyoruz. Kocaman bir açıklık, oldukça yüksek bir duvar ve tam tepesinden gökyüzü ve ağaçlar gözüküyor.

Ayvaini Mağarası mola
Ayvaini Mağarası mola

Ayvaini Mağarası Mola

Biz yine dünyayla bağlarımızı koparmış, İstiklal caddesinde yürümektense yerin kırk kat altında yeraltı sularında yürümüş, üstüne bir de yüzmüşüz. “Manyak mıyız biz?” diyorum. “Sıradışıyız” diyorlar. Evet sıradışıyız ve iyi ki öyleyiz. Rutin kadar beni sıkan bir şey yok. Biri bana gel “cafeye gidelim oturalım” deyince öyle bir vakit kaybı geliyor ki bana anlatamam. Son durağımızda su kaynatıp sıcak çikolata içiyoruz. Atıştırmalıklarımızı yiyoruz. Al sana cafe işte. 

Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz

Dinleniyoruz ve ben yine patates oluyorum. Dinlenmeden direkt geçmem lazım. Dizlerimi vurduğum için sol bacağım bükülmüyor. Vücut soğudu, kaskatı kesildim. Ön grup yine alıp başını gitti. Bizse son çıkıştaki Pamukkale Travertenlerini anımsatan havuzlarda, buz gibi sulara atlayıp yüzüp şarkılar söylüyoruz. Fotoğraflar çekiyoruz. Eğleniyoruz.

Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz
Ayvaini Mağarası çıkışı eğleniyoruz

Ayvaini Mağarası’ndan Çıkış

Ben, mağara düz bir yola çıkıyor sanırken yine yanılmışım. Böyle yerler için yeterli bilgi yok. Böyle bir yazı yok. Yine uçurumlara çıktık. Mağara da çok iyi iş çıkaran botlarım toprakta kayıyor. Dizim bükülmüyor. Üstüm bu işleri yapmak için çok fazla kalabalık. Can yeleğim hareketlerimi kısıtlıyor. Arkadaşlarımın yardımıyla iniyorum ama çelik ip çekili olmasa o yoldan inmesi çok zor olurdu.

Ayvaini Mağarası
Ayvaini Mağarası

Köye bir girişimiz var. Ekip olarak zafer kazandık yine. Hele ben. Aşağı inerken yaşadıklarımla rekor bende. Yüksel hocam bir ara “eyvah inemeyecek, vazgeçti” demiş. “Ama seni bırakmazdım buraya kadar geldikten sonra. Ben indirirdim” dedi. Öyle bir yerden indik işte.

Ayvaini Mağarası Çıkış
Ayvaini Mağarası Çıkışı

Ayva Köyü

Köy kahvesinin önünden sırılsıklam saçlar ve kıyafetlerle geçip muhtarlığın bizim için tahsis ettiği oda da üstümüzü değiştiriyoruz. Güneşte saçlarımızı kurutuyoruz. Çok değişik bir ruh hali içindeyim. Heyecanlıyım hala. Hayatımı ve verdiğim kararları çok fazla sorguladığım bir gün geçirdim. Köy kahvesini işleten Mehmet abimin mutfağını ele geçirip çayları doldururken ellerim titriyor hala.

Ayvaini Mağarası çıkışı
Ayvaini Mağarası çıkışı

Aklımda hala “Bahar sen ne yaptın, neden yaptın, neden ya neden?” cümleleri hiç bitmiyor. Köyden çıktığımız yere bakınca hiç bir şey anlaşılmıyor. O dağın içinde 5,5 kmlik bir yeraltı nehri ve mağarası olduğunu kimse anlayamaz. Gizlemiş doğa kendini. İnternetin çok zayıf olduğu bir köy. Yeşil erikleriyle ünlüymüş. Eriklerimizi de alıp yola koyulma zamanı.

Ayva Köyü, ardı bizim geçtiğimiz mağara
Ayva Köyü, ardı bizim geçtiğimiz mağara

Köfteci Yusuf’a Ulaşmak Hiç Bu Kadar Zor olmamıştı

Güzel bir yemek hayali kuruyoruz. Köfteci Yusuf planımız varken şöförümüzün tavsiyesi olan başka bir köfteciye giden grubu bırakıp üç kişi Orhangazi de yürüyerek Köfteci Yusuf’a ulaşmaya çalışıyoruz. O kadar efordan sonra da pek kolay yürünmüyor.

Ayva Köyü
Ayva Köyü

Yolun karşısına geçelim de otostop yapalım diyoruz. Önce kimse durmuyor. Yol bomboş yürürken bir ara arkamı dönünce yanımızdan hızlıca geçen bir kamyon görüp kaldırıyorum parmağı. Adam öyle bir fren yapıyor ki 500 metre ötede durabiliyor. Oğuz’u şöförün yanına oturtayım, Hülya’yı emniyete alayım derken en sona ben kalıyorum ve o şöför ben binemeden hareket ediyor.

Ayvaini Köyü
Ayvaini Köyü

Son kalan tırnağımda kamyonda kırılıyor, sürükleniyorum çünkü. Nedir bu bizim çektiğimiz? Çilemiz hiç bitmiyor ama çok eğlendiğimiz kesin. Köfteci Yusuf’un pirzolalarına ve ekmek kadayıfına gömüyoruz kendimizi. Neyse ki servis bizi almaya geliyor ve geri kalan yolda uslu birer çocuk olarak, maceralarımızı anlatırken güle oynaya sorunsuz evimize ulaşıyoruz.

Ayvaini Mağarası çıkış
Ayvaini Mağarası çıkış

Ayvaini Mağarası’na Girerken Yanımıza Almamız Gereken Malzemeler:

Ayvaini Mağarası’na giderken biraz araştırma yapayım dedim. Bizi neler beklediğini öğrenmek istiyor insan. Ayvaini Mağarası’yla ilgili teknik raporlar var ama orayı geçen bir insanın yaşadıklarını anlatan bir yazı yok. Yanımıza ne malzeme almamız konusunda bir bilgi kirliliği de olunca kendi tecrübelerime göre yanınıza almanız gereken malzemeleri listeledim:

  • 5mm scuba elbisesi, komple kapalı olanından. Shorty olmaz. Su ve mağaranın içi çok soğuk zira
  • Sadece tek bir iniş olduğu için bence ekstra eldivene gerek yok. Bir tane de scuba eldiveni yeterli. Normal eldiven ıslandığında ellerimi dondurdu. Scuba eldivenleri kanyon inişlerinde kolay parçalandığı için pek tercih edilmiyor.
  • Su geçiren, bilekleri saran bir bot. Su geçirmesi çok önemli. Ülkemizde kanyon ayakkabısı pek bulunmuyor. Normal botlar da suların içinde kolay parçalandığından en ucuzunu almamızı önerdiler.
  • Botun içine bir scuba çorabı. Ben 3mm tercih ediyorum genelde. Siz çok üşüyorsanız 5mm almalısınız.
  • Şort veya bir tayt. Kayalar çok pütürlü olduğu için wet suitinizin üstüne bir şort giymenizde fayda var. Yırtılmayı ve zedelenmeyi önler. Malum elbiseler çok pahalı. 
  • Kızlar için bikini ya da mayo. erkekler için şort. Elbiseyi ortalık yerde giyeceğinizi unutmayın. 
  • Kask
  • Su geçirmez bir kafa feneri, yedek pil
  • Can yeleği. Alttan bağlamalı olanı tercih edilmeli. Çoğu yerde suyu yüzerek geçiyorsunuz. 
  • Su geçirmez bir çanta çok iyi olur. Ben de yoktu. Atıştırmalıklarımın hepsi ıslandı ama zaten paket içindeydiler. Yiyebildik. Hurmalar soğuktan dondu. Yemek zor oldu
  • Varsa küçük bir termosta sıcak su hayat kurtarabiliyor. Hipotermiye karşı bu sıcak suyun yanımızda bulunmasının hayat kurtardığını söylediler.
  • Atıştırmalıklar. Hurma, ceviz gibi enerji verecek şeyler
  • Cep telefonlarınızı yanınıza almamalısınız. Su geçirmez kıflıfla alın desem de pek fotoğraf çekilemiyor. Yeterli ışık yok. Mağara fotoğrafları özel tekniklerle çekiliyor. Bu sebepten mağara içinde çok güzel fotoğraflarımız yok.
  • Düdük. Aşağı da çok fazla yankı ve su sesi var. Ne dediğiniz anlaşılmıyor. Grubun önündekilerle haberleşebilmek için düdük çalmak gerekiyor.
  • Bence dizlik olmazsa olmazlarda. Dizlik olmadan mağaraya girmeyin derim. Suyun içinde göremediğimiz pek çok kaya var ve nasıl oluyorsa her seferinde dize denk geliyor.  Motosiklet için kullanılan plastik dizlikler bence ideal.  

 

 

  • Oylat Mağarası
  • Oylat Mağarası Yolu
  • Oylat Mağarası 1ci galeri
  • Oylat Mağarası 1ci galeri
  • Oylat Mağarası 2ci galeri
  • Oylat Mağarası içeriden dışarıya bakış
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi
  • Oylat Şelalesi, Boytrek yürüyüş grubu
  • Oylat Mağarası
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi
  • Oylat Mağarası
  • Oylat Şelalesi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

İstanbul’dan birkaç saat uzaklıkta Bursa bu konuda bize kucak açıyor. Doğa yürüyüşü ve sıcacık şifalı sular. İnegöl’de ki Oylat mağarası, Oylat şelalesi ve Oylat kaplıcaları harika bir deneyim bizim için
Hazır yarı yıl tatili de gelmişken, bir kaç günlük bir kaçamakla, ruhunun ve bedeninin arınmasını isteyenlere çok da uzak olmayan bir rota önerisidir bu yazı. İstanbul’dan birkaç saat uzaklıkta Bursa bu konuda bize kucak açıyor. Önce Uludağ’da kayak deneyimi ve sonrasında doğa yürüyüşü ve sıcacık şifalı sular. Uludağ deneyimini bir önceki yazı da kaleme almıştık. Şimdi sıra ikinci aşamada. İnegöl’de ki Oylat mağarası, şelalesi ve kaplıcaları.

 

Oylat Mağarası

Çok uzun zamandır bir kaç sefer gitmeye teşebbüs ettiğim ancak gidemediğim Oylat mağara, şelale ve  kaplıcalarına düzenlenen hikingi görünce çok seviniyorum. İstanbul’dan çıkan bir doğa grubunun buraya gideceğini duyunca, biz de hazır Bursa’dayken yürüyüşe katılıp katılamayacağımı soruyorum. Katılabileceğimi öğrenince de çok seviniyorum tabi.

Oylat Mağarası Yolu
Mağara Yolu

Sabah erken kalkıp İstanbul’dan gelen grupla telefonlaşıyoruz. Onlardan öndeyiz. Yolda biraz kestirmek istiyorum ve gözümü açtığım an her yerin karla kaplı olduğunu görüyorum. Navigasyona Oylat mağarası diye yazmanız yeterli, o sizi götürüyor. Ana yoldan giderken Oylat tabelası yok. Karlı yolda sapmamız gereken yerde hızlı olduğumuz için sapamıyoruz.

Oylat Mağarası

Navigasyon yeni rota belirlese de karla kaplanan köy yoluna girmek imkansız gibi. Sapağı kaçırmamaya çalışın. Biz ilerden dönüp gelinceye kadar İstanbul’dan gelen ekip bizi geçiyor ama Oylat mağarasında yakalıyoruz. Onlar gezmeye başlamış. Mağara giriş 7,5 lira. 30 yıllığına kiralayan özel bir şirket işletiyormuş. İnegöl merkezden buraya servisler mevcutmuş.

Oylat Mağarası 1ci galeri
Oylat Mağarası 1ci galeri

Mağaraları çok sevdiğim için güle oynaya giriyorum. Yürü yürü bitmiyor. O dışarıdan gördüğümüz dağın içi komple mağaraymış. Işıklandırmışlar ve yürüme yolu yapmışlar. Bir ara kendimi İndiana Jones filminin içine düşmüş gibi hissediyorum. Tırman tırman bitmiyor, her yerden sarkıtlar sarkıyor.Mağara iki bölümden oluşuyor.

Oylat Mağarası 1ci galeri
1ci galeri

Oylat Mağarası Galeriler

1ci galeri daracık, 2ci galeri çok geniş çökmelerin ve sarkıtların olduğu bölüm. Ben en çok girişindeki dar koridor gibi yeri sevdim. Oluşumu binlerce yıl süren mağara hala oluşmaya devam ediyor. Mağaranın içinde yarasalar yaşıyormuş ama biz göremedik.

Oylat Mağarası 2ci galeri
Oylat  Mağarası 2ci galeri

Belli bir noktadan sonrasına geçiş izni yok. Ziyarete açık 3cü en uzun mağara burası. İçeriden dışarıya, o karlı manzaraya bakmak çok güzel. Dışarıya çıktığımızda yılın ilk karının neşesiyle karlarda yuvarlanıyoruz. özlemişiz.

Oylat Mağarası içeriden dışarıya bakış
Mağaranın içeriden dışarıya bakış

Mağarayla kaplıcaların olduğu bölge çok uzak değil. Herkes kara hazırlıksız yakalanmış. Bizim lastiklerimizde yine kar çoraplarımız var ve sorun yok.

Oylat Şelalesi

Araçları kaplıca bölgesine parkedip asıl amacımız olan Oylat Şelalesi’ne doğru yürüyüşümüze başlıyoruz. Parkın içinden geçip ilerlediğinizde şelale yolunu kolayca bulabilirsiniz. Biz gidiş geliş 7 kmlik kısıma katılıp sonrasında termal keyfi yapmak üzere buradayız.

Oylat Şelalesi yolu

Birden bastıran kardan dolayı yürüyüşümüz bir hayli zorlu geçiyor. Karın altını görmediğimiz için önden gidenin adımlarına göre gidiyoruz. Bir tarafımız dere olduğu için aşağıya kaymamamız gerekiyor. Bu hava şartlarında böyle bir yolu asla tek başınıza yapmamalısınız.

Oylat Şelalesi yolu

Kaymayan iyi bir ayakkabınız yoksa o yola gitmemelisiniz. Normal havada yarım saatte yürünebilen şelaleye bir buçuk saat gibi bir sürede ulaşabiliyoruz ama muhteşem kar manzaralarından geçerek. Canlı bir tablonun içinde gibiyiz.

Oylat Şelalesi yolu

Dünya siyah beyaz olmuş ve renkli kalan tek şey bizlermişiz gibi. Şelaleye ulaşan ekip şen şakrak. İstanbul’dan sabah saat 6 da yola çıktıkları için onların öğle arası. Getirdikleri sandaviçleri şelaleye karşı yiyorlar.

Oylat Şelalesi
Oylat Şelalesi

Hepsi 15kmlik uzun yürüyüş için gelmişti ama biz geri dönerken bir baktık ekibin çoğu bizimle birlikte. Ekipteki iki liderden biri olan Kamil abi dönenlerin güvenliği için geri dönüyor. Bir kısım yürüyüşe devam edecek.

Oylat Şelalesi, Boytrek yürüyüş grubu

Dönüşümüz gidişimizden daha kolay oluyor. Fotoğraf çekmeye doyamıyoruz. Havanın mis gibi kar kokusu, buz gibi havası, manzaranın muhteşemliği hala gözümün önünden gitmiyor.

Oylat Kaplıcaları

Gelirken, termal kaplıcanın saat 4’te kapanıp temizlik için 7’ye kadar açılmayacağını öğrendiğimizden hızlı hareket ediyoruz. Oylat’taki oteller 3-4 günden aşağı rezervasyon kabul etmiyor. Özellikle haftasonları dışarıdan müşteri almıyor.

Belediyenin işlettiği yerin temizlik sebebiyle uzun saatler kapalı olacak olması, kapanmasına da sadece bir saat kalması hevesimizi kaçırıyor. Belediyenin yeri 5 lira. Kadın erkek ayrı. Tam bunları sorgularken belediyenin kaplıcasına bitişik, bir otelin aile havuzları olduğunu öğreniyoruz. Orada temizlik ve saat sorunumuz yok. İki kişi normal havuzlu oda iki saati 100 lira, jakuzili 125 lira.

Oylat Şelalesi yolu

Daha kalabalık aileler için kişi sayısı arttıkça fiyatlar odasına göre 20-30 TL artıyor. Sauna, buhar odası her şey var. Kredi kartı geçiyor. En sonunda kendimizi sıcak sulara atabileceğiz. Oylat kaplıcasında ki su hiç bir işlemden geçirilmeden içilebiliyormuş.

Oylat Şelalesi yolu

Oylat Adını Nasıl Aldı?

Oylat adını Tekfurun kızını tedavi etmesinden aldığı söyleniyor. Zamanında Tekfur’un kızı amansız bir hastalığa yakalanıyor ve en son buraya getiriliyor. Son günlerini yaşadığına inanarak “Ölyat” diyorlar ama Tekfur’un kızı buradaki şifalı sularda iyileşince bölge ün salıyor ve zamanla adı Olyat‘a dönüşüyor. Kaplıcanın şifası saymakla bitmiyor. Ayrıca içme kürleri de yapılıyor.

Oylat Şelalesi yolu

Normal de 2 saat olan süremiz, hava şartlarından kimsenin olmamasından dolayı esnek. Kimse bize dokunmuyor. Bir gün öncesinden kayakta tutulan kemiklerimin üstüne bir de şelale yürüyüşü ve soğuk eklenince bu sıcacık sular, saunalar, buhar odaları cennet gibi geliyor. Yunanistan’da gittiğim termalden sonra ülkemizde ki termal tesislerin gelişmişliği, hijyeni beni çok mutlu ediyor.

Oylat Mağarası
Oylat Mağarası

Bizden en az bir 20 yıl gerideler. Resepsiyonda sohbet ettiğimiz arkadaşlar arap turistlerden çok memnun. “Onların suyla işi yok, geliyorlar 15 dakika duş alıp çıkıyorlar. Talepkar değiller ama Avrupalı ya da Türkler sauna vs. her şeyi kullanmak istiyorlar” deyince bizi bir gülme alıyor. Her şeyi istemişim, kullanmışım. “O zaman biz gidelim” diyorum.

Oylat Şelalesi

Sıcacık sulardan çıktık, binanın içi de çok sıcak ve dışarı da kar var hasta oluruz diye düşünmeyin. Kafanızı iyi kurutup çıktığınız da o soğuk hava mis gibi geliyor insana. Küçük çarşıda fırından kasaba, bakkaldan mayosuna her şey satılıyor. Kaplıcaların olduğu bölgede pideci bile var ama biz hava şartlarından çok geçe kalmak istemediğimizden fırından kocaman bir ekmek alıyoruz, kasaptan sucuk ve etler.

Oylat Mağarası

Hayatımda yediğim en güzel sucuk ekmek ve müzikler eşliğinde yola koyuluyoruz. Bir gün kayak, ertesi gün şelale yürüyüşü ve sonrasında ki termal bizi arınmış bir beden ve kafayla geri yolluyor. Kendi aracıyla gitmeyenler İnegöl’e ulaştıktan sonra, dolmuşlarla 15 dakika da kaplıca bölgesine ulaşabilirler.