Kıyıköy Korsan Koyu Treking

Reklamlar

Kıyıköy Korsan Koyu yürüyüş rotası seneler önce yürüdüğüm ve çok beğendiğim bir rota. Kıyıköy, Pabuç ve Kazan Dereleri’nin arasında kalan, antik çağlardan günümüze her zaman hep bir yerleşim yeri olmuş İstanbul’a 164 km uzaklıkta bir balıkçı kasabası. Kıyıköy Korsan Koyu yürüyüş rotası, bir zamanlar Cenevizli korsanların gemilerini saklamak için kullandıkları koylardan ve  mağaralardan oluşuyor. Yer yer ormanın içinden geçiyoruz. Longoz ormanlarını görüyoruz ve Karadeniz’in hırçın dalgalarını seyredebileceğimiz falezlere çıkıyoruz. Kıyıköy’de başlayan yürüyüşümüz yine Kıyıköy’de  son bulacak ama hiç birimiz yola çıktığımız anda ki halimizde olmayacağız.

Wikiloc kayıtlarında ki Kıyıköy Korsan Koyu yürüyüş rotası

Hem yürüyeceğiz, hem fotoğraf çekip harika anılar biriktireceğiz. Bizanslılardan kalma kayalara oyulmuş kiliseyi ziyaret edeceğiz.  Seneler önce yürüdüğüm en güzel rotalardan biri olan Korsan Koyu Kıyıköy parkuruna tekrar gidecek olmanın ve bunu başka insanlarla paylaşacak olmanın heyecanı şimdiden beni sarmış durumda. İlk rehberlik deneyimime kesinlikle burasıyla başlamalıydım.

Beni sosyal medya hesaplarımdan takip etmeyi unutmayın. Daha çok fotoğraf ve hap bilgiler için;

İnstagram: nerdesinbahar

Korsan Koyu yürüyüş rotasında dev ağaçlar var 

İstanbul Doğa ile gerçekleşen ilk rehberlik deneyimim için Kıyıköy Korsan Koyu’nu seçiyorum. Sabah erkenden aracımız bizi bineceğimiz duraklardan topluyor. Kendi aracınızla gidecekseniz Çatalca üzerinden ulaşabilirsiniz. Navigasyon tabiki sağlıklı çalışıyor. Mecidiyeköy – Kıyıköy arası yaklaşık 2.5 saat sürüyor. Evden çıkışınızı buna göre hesaplayabilirsiniz.

Çocuklar gibi şen 😉

Şehir dışına çıktığımız anda da kendimize kahvaltı edebileceğimiz bir yer buluyoruz. Hafif bir kahvaltı sonrası şirin, sakin balıkçı kasabası Kıyıköy’deyiz. Bu mevsim sakin tabi. Yaz aylarında kalabalıktan nasibini fazlasıyla alıyor. Kıyıköy Korsan Koyu her trekking grubunun yürüdüğü bir rota değil. Sevmemin sebeplerinden birisi de bu zaten. Klasik rotaların dışında.

Kıyıköy Korsan Koyu yürüyüş rotası

Yürüyüşe başlamadan arkadaşım Çilem bize vücudumuzu açabilmemiz için hareketler yaptırıyor. Bence vücudu ısıtmadan yürüyüşe başlamak adeleler için pek iyi olmuyor. İlk yürüyüşe başladığımda hep zorlanırım ısınmazsam. Süleyman hocam önce biz arkada keyifli rotamıza başlıyoruz. İlk yürüyüş dere kenarından, manzaraların suya yansımalarını izlemek ve fotoğralamakla geçiyor.

Korsan Koyu’na dökülen dere yatağında ki ejderhalar

Kıyıköy Mağara

Yolumuzun üstünde göreceğimiz bir mağara var. Mağaranın ağzına ulaşabilmek için biraz tırmanmak gerekiyor. Yerdeki toprak ıslak ve kaygan olunca bir yerde ip açıyorum. Siz de yanınızda birkaç metrelik bir ip taşırsanız faydası olabilir. İki ucu açık bir mağara burası. İlk ana girişi kocaman arkada ki çıkışsa eğilerek geçilebilecek yükseklikte.

Kıyıköy Mağara

Burayı ilk yürüdüğümde mağaranın bir ucundan girip diğer ucundan çıkarak devam etmiştik yola ancak mağaradan geçip diğer tarafa ulaştığım da çok uzun zamandır o yolun yürünmediğini görüyorum. Wikiloc kayıtlarında da geri dönüp yürümemiz gerektiğini görünce, Süleyman Hocamla konuşup grubu zorlamamak gerektiğine karar veriyoruz ve geldiğimiz yerden iniyoruz.

Mağaranın diğer çıkışı

İşte burada ip daha çok faydalı oluyor. Daha önceki doğa yürüyüşlerimden alışkanlıkla çakı, çakmak, düdük olmadan çıkmazdım. Şimdi buna bir de ip ekleniyor. Uzun zamandır yürünmemiş bu parkur demiştim ya hakikaten çoğu yerde makasla yol açarak ilerliyoruz. Dikenlere takılıp kalmamak mümkün değil yoksa. Ben hep saçımdan yakalanırım o dikenlere zaten.

Böğürtlen yemeden yürüyüş olur mu hiç?

Çok sık ormanın içine de dalıyoruz, patika yollardan da geçiyoruz. Normalde 12 km’ye yakın bir yürüyüş rotası burası. Biz belli bir yerden sonra ikinci mağaraya gitmek için dere yatağına inince biraz pakuru kısaltmış olduk. İndiğimiz dere yatağı mevsim itibariyle yer yer suluydu. Makasla yine yol açmamız gerekiyor ve o yol bizi meşhur Korsan Koyu’na çıkarıyor.

Korsan Koyu manzaraları

Korsan Koyu

Korsan Koyu’na akan dereyi yürümüş olduk yani. Hava mevsime göre öyle sıcak, deniz öyle sakin ki… Yüzmek istiyoruz ama ne şort ne mayo hiçbir şey yok. Aksi gibi yedek kıyafetlerimi de araçta bırakmışım ama arkadaşım Çilem’in yanında yedek pantolon olduğunu öğrendiğim an kendimi elbiselerimle suya atıyorum. Süleyman Hocam çoktan atlamıştı zaten. Kısmette Korsan Koyu’n da yüzmek de varmış. Yürüyüş sonrası harika bir mola oluyor bu. Biraz kuruduktan sonra Korsan Koyu’nu tepeden görebilmek için asıl yürümemiz gereken tarafa doğru geri tırmanıyoruz. Manzara hakikaten enfes.

Korsan Koyu’n da yüzüyoruz

Normalde daha uzun bir yürüyüş rotasıyla minik bir longoz ormanını da geçerek, falezlerden yürüyerek Korsan Koyu’na ulaşmamız gerekiyordu. Manzarayı gördükten, fotoğraflarımızı çektikten sonra saati de göz önüne alarak dönüşe geçiyoruz. Uzun parkuru bir başka zaman yürümemiz gerekecek. Geri kalan yol da çok eğlenceli ve güzel bence. Müthiş dinlendirici deniz manzarasını sağımıza alıp, labirent gibi koridorlar oluşturmuş ağaçlı patika yollardan yürüyoruz.

Korsan Koyu, Kıyıköy

Ağaçlardan oluşan bu tünel gibi patikalardan yer yer çıktığımız yemyeşil alanlardan denizi seyrediyoruz yine. Dere, mağara, orman, longoz ormanı, deniz, ağaçlı tünelli patikalardan sonra bu seferde Kıyıköy’ün plajına iniyoruz. Plajın ardında bembeyaz kayalar yükseliyor. Bu sahilden bir sürü deniz kabuğu toplayabilirsiniz.Normalde yürüyüdüğünüz yollardan geri dönmezsiniz. Hep ilerlersiniz ama burasının yürüyüş parkuru kocaman bir halka gibi ama sadece başladığınız ve bitirdiğiniz nokta aynı.

Çekirgeler yürüyor, İstanbul Doğa

Ayanikola Manastırı

Yürüyüşümüz keyifli bittiğinde artık bizde yorulmuş ve açıkmış durumdayız ama yemeğe geçmeden önce son bir yer daha görmeliyiz. Bizanslılardan kalma kayaya oyulmuş Ayanikola Manastırı var burada. Orayı görmeye gidiyoruz. Kıyıköy’ün içinden yürüyerek de gidebilirsiniz. Biz kalabalık ve yorgun olduğumuz için araçla devam ediyoruz. Aracınızı bırakabileceğiniz otoparkı mevcut. Ne kilise girişi ne de otopark ücretli değil. Sadece o kilisenin bakımını, temizliğini 40 yıldır gönüllü olarak yapan Hamdi Kaya’ya bağış yapabilirsiniz.

Ayanikola Manastırı, Kıyıköy

Bağış dediysem 50 lira 100 lira değil tabi ki. Ayanikola Manastırı dünyanın  en eski taş oyma manastırlarından birisiymiş. 6. Justien tarafından M.S 527-565 yılları arasında yapılmış manastırın 19. Yüzyıla kadar ahşap kısımları da bulunuyormuş ama günümüze tabi ki o bölümler kalmamış. Manastırın zemin katı kilise alt katı ise ayazma olarak kullanılmış. İçinde hala su olduğunu gördüm ben. Ayrıca keşişlerin dinlenme odaları (onlar hücre diyor) bulunuyor.

Kıyıköy

Kıyıköy’de ki yürüyüşü bitirmenin en güzel tarafıdır bir balık restoranına çökmek. Yediğimiz yeri pek de tavsiye etmek istemediğimden siz kafanıza göre istediğiniz bir tanesinde şansını deneyin. Hatta yorumlara tavsiye bırakırsanız yazıya ekleyebilirim. Mırlan denilen bir balığı çok fazla önerdiler. Mırlan menü, salata ve fırında helva dahil 55 liraydı. İstavrit menü de 35 lira. Mırlan balığını görmek istedim. En sonunda buzlu halini görebildim ama oraya da başka yerden geliyormuş. Kıyıköy’e has bir balık değilmiş yani. Balık seven biri olarak beğendim mi? Olmasa da olur

İnstagram hesabımdan takip etmeyi unutmayın 😉  nerdesinbahar

Ayanikola Manastırı, Kıyıköy

Paylaşmak güzeldir!

Reklamlar

İlgili yazı

Yorum Yaz

Your email address will not be published. Required fields are marked *