• Akçakese Deniz Sezon açılışı
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Akçakese Deniz Sezon açılışı
  • Akçakese Ateş Bizi Çağırıyor
  • Akçakese Mangal Zamanı
  • Akçakese Mangal Zamanı
  • Şile Akçakese Köyü
  • Akçakese Sahil
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Akçakese Köyü Sahil
  • Akçakese Köyü Sahil
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • Şile Akçakese Köyü
  • nerdesinbahar
  • nerdesinbahar
  • Akçakese Köyü, Şile

nerdesinbahar
nerdesinbahar

 

Hürriyet Gazetesinde yayımlanan yazımın daha detaylı hali

İstanbul’a çok yakın hala çok güzel sahilller var. 25 seneden beri gittiğim Akçakese Köyü bunlardan biri. Akçakese Köyü’ne o kadar eski zamandan beri gidiyorum ki. Hani derler ya buralar hep dutluktu.  Hakikaten öyle. Akçakese artık sezonda, özellikle haftasonları çok kalabalık olabiliyor.

 

 

Akçakese Köyü’ne Nasıl Gidilir?

Akçakese, Ağva yolunda. Şileyi geçtikten sonra yola devam edin. Yol geliş gidiş tek yola düşüyor. Yolunuzun üstünde ki Kabakoz’u geçeceksiniz. En son Ağva-Kandıra tabelasından sola Kandıra’ya doğru ayrılmalısınız. Bir sonraki köy Akçakese. Navigasyon sizi sahile kadar götürüyor.

Akçakese Köyü Sahil
Akçakese Köyü Sahil

Toplu taşımayla; Üsküdar 139A, Şişli/Mecidiyeköy Otobüs – 252 ve 139A, Sabiha Gökçen Havaalanı, Pendik E-3 ve 139A, Kadıköy Metro M4 Metro – M4-Otobüs ve 139A, Taksim Otobüs 66- otobüs – 522ST ve otobüs – 139A yollarını izleyerek Akçakese Köyüne ulaşabilirsiniz. Köyden sahile yürümek için biraz yolunuz var. Tahmini 20 dakika da sahilde olursunuz diye düşünüyorum

Akçakese Köyü Sahilinin Eski Hali Nasıldı?

Eğer İstanbul’daysam her 1 mayıs mutlaka Şile de ki Akçakese Köyü‘ne gitmeye çalışırım. Bundan 25 sene öncedir ilk gidişim. Temmuz da ağustosta bile gitseniz birkaç kişiden başkası olmazdı o zamanlar. Muhtarlığın işlettiği bir kamp alanı da vardı. Yemyeşil çayırların üstüne kurduğunuz çadırınız muhteşem bir manzaraya bakardı.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Elektrik direklerinin üzerinde bulunan prizlerden elektrik alırdınız. Denize nazır akşam üzeri saçınızı bile kurutabilirdiniz. Kamp ortamında böyle bir şey lüks tabi. Duş alacak yerler vardı. Küçük bir çeşmesi vardı. Çok cüzzi fiyatlara gelip burada birkaç gün kafayı dinlerdiniz. Şimdilerde bu anlattığım şeyler yok. Sahil kısmına arabayla geçiş yasak. Arabaları dışarıda bırakıyorsunuz ve yürüyorsunuz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Çardaklar yapmışlar şimdilerde. Bir restoranda var. Mevsim itibariyle şimdilerde açık değil. Sezon da açık olur tahminimce. Yeşim Camping bu sahilin girişinde bulunuyor. 30 lira tam gün araç bırakmak. Karavanla da gelebiliyorsunuz. Küçük tatlı ahşap bungalovları vardır buranın ama pahalıdır. Seneler önce gelip kalmıştım.Biraz yukarısında Woodywill diye bir kamping alanı daha vardı.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Aşağıdan bakınca yukarıda ki karavanlar görüyorum. Nasıl güzel bir manzaraya bakıyor görmeniz lazım. Baktığı manzara İstanbul’a bu kadar yakın olmasıyla daha çok şaşırtıyor. Akçakese Köyü’nün İstanbul’a bağlı olması bile enteresan. 

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Dediğim gibi ben her 1 mayıs Akçakese yollarına düşerim. Sezon açılmadan, kalabalık düşmeden bu sahilin tadını ben çıkartırım. Her 1 mayıs nasıl denk geliyorsa o hava da bulutlu olur ve ben her şeye rağmen denize girip sezonu açarım. Bu 1 mayısta değişmedi. 

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Akçakese Köyü’ne Gitmeden yapılması Gerekenler

Arkadaşlarımı da alıp Akçakese yollarına düşüyoruz. İstanbul Şile arası bir buçuk saat arası. Bu tabi İstanbul trafiğiyle doğru orantılı. Sahilde alışveriş yapılacak bir yer yok. Eskiden yol köylerden geçerdi ve biz tarladan toplanmış taze sebze meyve alırdık ama artık yol üstündeki marketlerden alabiliriz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Sezon da açılmadığı için o marketlerde birşeyler bulamayabiliriz. En son seçenekte Sahile inmeden Akçakese Köyü‘nden alışveriş yapmak. Biz İstanbul çıkışında alışveriş için duruyoruz. Sahilde mangal yapmayı planlıyoruz ve işimizi şansa bırakmadan alışverişi hemen halediveriyoruz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Yol Üstü Şile Gözlemecileri

Hiç birimiz kahvaltı etmedi. En sevdiğim yol üstündeki herkesin bildiği Şile gözlemecileri. Bu yol motorcu rotası da olduğu için eskiden beri gittiğimiz Hanım Ağa‘da mola veriyoruz. Ispanaklı kaşarlı gözlemeyi tavsiye ederim. Tatil günü olduğu için İstanbul’un bir kısmı Şile de ki bu gözlemeciler de kahvaltı etmek için akın etmiş durumda. Çok kalabalık.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Ben her zaman olduğu gibi mutfakta alıyorum soluğu. Önce gözlemeler yapılırken biraz sohbet, biraz yardımla hızlı hazırlanmalarını sağlayıp, pişen gözlemeleri kapıp, arkadaşlarımın yanına dönüyorum. Çay istemek bile sorun bu kalabalıkta. Normal zamanlarında burada kuymak yemenizi öneririm. Gerçekten çok güzel yapıyorlar.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Akçakese Köyü Sahili

Bir hayli geç çıkmamıza rağmen öğlen saatlerinde Akçakese Köyü‘ne ulaşıyoruz. Köyden sahile kıvrıla kıvrıla inerken yemyeşil doğa ve ağaçlar bize eşlik ediyor. Hey gidi Karadeniz türküsünü dinleyerek yol alıyoruz. Gerçekten yol müthiş. Sonbahar ve ilkbaharda Şile yolları görsel bir şölene dönüşür. Görmelisiniz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Sahile kadar indikten sonra arabayı yola bırakıypruz. Geri kalan yolu yürümek zorundayız. Arabadan çantalarımızı sandalyelerimizi alıp sahile çıkıyoruz. İşte eski sevgili en güzel haliyle karşımda. Kimseciklerde yok. Havanın bulutlu olmasının da faydası sanırım. Sahile çıkan yolda kocaman bir kaya var. Onun oradan plaja iniyoruz. Kumlar sıcacık. Sonunda kış bitti ve biz sıcacık kumlara ayak basabiliyoruz. Şükür.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Öyle güzel bir manzarası var ki her seferinde olduğu gibi bu seferde ilk kez gelmiş gibi hissediyorum. Karış karış denizin altını bilirim buranın. Denizin ortasında ki kayalıkların altında bir su altı tüneli vardır mesela. Bir taraftan dalıp diğer taraftan çıkabilirsiniz.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Normalde altın kumları olan plaj da denizin ilk girişi taşlık sonrası yine kum olarak devam eder. Karadeniz burası. Ne zaman hırçın dalgaları olacağını bilemezsiniz. Oldukça uzun bir sahil burası. Pek çok klip, film ve reklam çekimine ev sahipliği yaptı. Birkaç tanesine de bizzat şahit olmuşluğum var.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Eskiden olduğu gibi sezonda buraya gelemiyorum pek kalabalıktan ama hala hafta içi oldukça az insan olabiliyor. Karşı tepelere de bir site yapmışlar. Eskiden onlar da yoktu ama dünya değişiyor. Buranın o eski halleri de mazide kaldı ama hala inanılmaz şekilde 25 sene öncesiyle aynı.

Akçakese Köyü, Şile
Akçakese Köyü, Şile

Bu yazıyı yazmakta ve yer göstermekte oldukça tereddüt ettim aslında. Burası benim en eski sevdam, tutkum. Buraya yerleşmeyi bir aralar çok istemiştim.

Şile Akçakese Köyü
Şile Akçakese Köyü

Ve Yılın İlk Denizle Buluşması

Havanın bulutları biraz aralanınca kendimizi sulara atıyoruz. Biraz soğuk olabilir ama bu beni durduramayacak. Yaz aylarında olduğu gibi uzun uzun yüzemedim ama tuzlu suya kavuştuk yinede. Biraz güneş biraz deniz, biraz muhabbet, biraz müzik ve arınan bir ruh, mutlu bir kafa. Kafamıza reset atmaya geldik.

Akçakese Sahil
Akçakese Sahil

Birkaç insan da sağa sola serpiştirdi kendini. Komple yanlızlığı sevmiyoruz zaten. Uzun plajda yürüyüş çok keyifli geliyor. Böyle zamanlar gözüm hep yerlerde oluyor. Kıştan yeni çıkmış bir sahil size çok güzel deniz kabukları, tahta parçaları verebilir. Tüm sahili bir boydan bir boya yürüyoruz. Fotoğraf çekmek öyle keyfli ki.

Akçakese Deniz Sezon açılışı
Akçakese Deniz Sezon açılışı

Sahilin en tepesine çıkan merdivenlerden tırmanıyoruz. Sahile kuşbaşı bakmak çok güzel olacak. Günü bu şekilde batırmayı planlıyoruz. Çok fazla konuşmaya gerek yok. Sessizlik, dalgaların sesi, yüzümüze çarpan ılık rüzgar ve dost muhabbeti yetiyor bize.

Akçakese Deniz Sezon açılışı
Akçakese Deniz Sezon açılışı

Birkaç tane de gelin geliyor. Fotoğraf çekimi için burayı seçmişler. Arka fon güzel kayalıklarıyla uzak doğu izlenimi veriyor.

Mangal Zamanı

Akşam olmaya başladı ve biz çok acıktık. Gidip arabadaki malzemeleri taşıma ve mangal için hazırlıklara başlamak lazım. Denize dökülen bir de çay var burada. Tam orada oturduğumuz için getirdiklerimizi yıkamak da çok kolay oluyor. Plajdaki bu kuytu yer de ateşi yakmaya uğraşıyoruz.

Akçakese Ateş Bizi Çağırıyor
Akçakese Ateş Bizi Çağırıyor

Ateş yakmak ıslak çıra ve kömürle pek kolay olmuyor. İki kız koca sahilde tek başımızayız. Arada gelip geçen gelinlerle şakalaşıyoruz. Ben hep aynı gelin gidip geliyor sanıyordum. Bu kadar mı benzer bu kızlar birbirine.

Akçakese Mangal Zamanı
Akçakese Mangal Zamanı

Çıralar yanmayınca sahilden topladığımız tahta parçaları imdadımıza yetişiyor. Hayatımızın ilk bir başına mangalıyla başbaşayız. Mangalı biraz erkek işi olarak görmüşüz hep. Pek ilgilenmemişiz ama biz güçlü kadınlarız. Tabi ki yaktık o ateşi ve tabi ki çok lezzetli etler pişirdik. Mantarımız bile vardı.

Akçakese Mangal Zamanı
Akçakese Mangal Zamanı

Öyle güzel bir kor var ki… Dalga sesleri, tepemizde ki dolunay ve Cem Karaca’nın sesiyle saatin farkına bile varmamışız. Saat gece on olmuş. Hızlı bir şekilde toparlanıp aklım burada kalarak ayrılıyorum sığınağımdan. Lütfen son kalan yerlerden olan bu cennet gibi yere iyi bakın. Gizli sığınağıma hor davranmayın. Çöp bırakmayın.

Akçakese Köyü Sahil
Akçakese Köyü Sahil
  • Emirgan Korusu, sincap
  • Rumeli Hisarı
  • İstanbul Boğazı 2ci Köprü
  • Emirgan Korusu
  • Pembe Köşk
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu
  • Sarı Köşk
  • Emirgan Korusu
  • Emirgan Korusu, sincap
  • Emirgan Parkı, Laleler

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Bunca nesil İstanbul’lu olup da bir kere bile gitmediğim Emirgan Korusu’nda ki laleleri görmeye gidiyoruz şimdi. Yıldız Parkı’na aşık olduk. Emirgan Korusu’ndan da aynı performansı bekliyoruz. Emirgan Korusu’na Sarıyer’e giden herhangi bir otobüsle gidebilirsiniz. Kendi aracınızla da gidebilirsiniz ama bu tarz yerlerde parkla ve trafikle uğraşmamak için ben araçsız gidiyorum. Hava da güzelse genelde sahilden İstanbul Boğazı’nı seyrederek ve boğaz havası alarak yürümeyi tercih ediyorum.

 

Emirgan Korusu’na Giderken Telef Olanlarda Bugün

İsteyen Eminönün’den ve Anadolu yakasından kalkan vapurlarla deniz yoluyla gelebilir. Bence çok güzel seçenek. Boğaz turu atan vapurlara binmeyin ama. Onlar ikinci köprünün ayağından geri dönüyor. Herhangi bir iskeleye yanaşmıyor.

İstanbul Boğazı 2ci Köprü
İstanbul Boğazı 2ci Köprü

Biz Beşiktaş’tan otobüse biniyoruz. Korkunç bir trafik var. Haftaiçi ve gün ortası olmasına rağmen hem de. Hınca hınç otobüste Bebek’e kadar dayanabiliyoruz. Orada inip geri kalan yolu yürüyoruz. 500T’den sonra en popüler otobüsün bu olduğuna karar veriyorum.

Rumeli Hisarı
Rumeli Hisarı

Boğaz havası ve manzarasına karşı çok güzel bir yol oluyor. Eskiden tekneyle geçtiğim boğazda yürümek buruk bir tebessüm bırakmadı değil ama ikisinin de yeri ayrı. Bebekten itibaren yürüyüş yolunu oldukça genişletmişler. Denizi doldurmuşlar.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Üç tarafı denizlerle kaplı, hatta kendine ait bir denizi olan ülkemde, denizden bu kadar nefret edilir ancak. Yakında iki kıyı birleşecek onun yerine Trakya’da kanal açacaklar. Bir taraftan deniz doldurulurken diğer taraftan yeni bir boğaz yaratılıyor. Bu doğa insan oğluna yaranamıyor. Beğenmeyip yeniden yapıyoruz hep.

Emirgan Korusu

Emirgan Korusu Lale Devri

Eski tarihlerde Emirgan Korusu‘na kayıkla gelinirmiş. Köprü falan yok tabi. Eskiden bir bölümü mesire alanıyken 75 yıl önce İstanbul Belediyesi satın almış ve tamamen halka açmış.

 1635 yılında Sultan IV. Murat bahçeyi Emirgüneoğlu Tahmasb Kulu Han’a (Yusuf Paşa) vermiş, burası da  önce “Emirgüne Bahçesi” olarak anılmış sonradan  bahçenin adı “Mirgün Bahçesi”  ve  “Mirgün”e dönüşmüştür. Sonunda bütün yöre Emirgan adıyla anılmaya başlamıştır. 

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Koru da 120 çeşit bitki bulunuyor. Tarihi Bizans dönemine kadar dayanıyor. İçinde üç tane köşk var. Sarı Köşk, Pembe Köşk ve Beyaz Köşk. Benden bir yüzyıl önce inşa edilen bu köşkler benden daha sağlam duruyor.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Emirgan korusunu gelin gibi süslemişler. İtiraf etmek gerekirse daha önce gelmemişim ve neden gelmemişim bilmiyorum. Morlar sarılara, pembeler beyazlara karışmış. Müthiş güzel kokuyor, gözlerimiz bayram ediyor.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Korunun içine serpiştirdikleri çeşitli temalarla fotoğrafçılar ve halk için resmen bir set hazırlanmış. Kumaş güllerle hazırladıkları flamingolara bayıldım. Ta Afrikalara gidip göremediğim flamingolar buradaymış meğer.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Kocaman bir kalp yerleştirilmiş bir köşeye. Kuveytli turistlerden rica ediyorum, fotoğraflarımı çekiyorlar. O iki dakika da nasıl o kadar konuştuk, ne ara kaynaşıverdik bilemiyorum. Emirgan Korusu’nu nasıl bu kadar geç keşfetmiş olabilirim?

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Turistlerin öyle bir ilgisi var ki beni utandırıyor bu durum. Dünyanın öteki ucunda olsa gideriz de burnumuzun dibine neden gitmeyiz bilemiyorum. Onlar ta Kuveyt’ten kalkıp gelmiş, hoşgelmişler. 

Pembe Köşk
Pembe Köşk

Korunun içinde ki Pembe Köşk‘te oturup tatlı ve çay ikilisi yapıyoruz. Fiyatlar makul. Koruda dolaştıkça göllere, şelalere, kelebeklere rengarenk çiçeklere denk geliyorsunuz. Mor çiçeklerin üstü arı dolu, hemen yanında ki beyaz laleler de hiç arı yok. Neye göre gidiyor bu arılar?

Neyin fotoğrafını çekeceğini şaşırıyor insan. Emirgan Koru’su 1-30 Nisan arası lale severleri bekliyor. Biz de açıldığının ertesi günü koruda olunca haftaiçi olmasına rağmen çok kalabalık bir haline denk geliyoruz.

Sarı Köşk
Sarı Köşk

Yukarılara doğru yürüdüğünüzde kocaman bir köşk sizi karşılıyor. Orada da bir restoran var. En tepede İstanbul Boğazı ayaklarınızın altında. Benim İstanbul’um lale zamanı da çok güzel.

Emirgan Korusu
Emirgan Korusu

Günün Süprizi, Tatlı Sincap

Parka gelirken sincaplardan bahsetmişti biri. İnşallah görürsünüz demişti. Hiç umudum olmadığı için aklıma bile gelmemiş. Aşağıya inerken bir baktık güvenlik görevlisi eliyle bir sincapı besliyor. Nasıl sevimli, nasıl güzel anlatamam. 

Emirgan Korusu, sincap
Emirgan Korusu, sincap

Sanırım aşık oldum. Resmen durup bize poz verdi kerata. Görevli her gün onu beslediğini söyledi. “Adı ne?” diye sordum. Bir adı yokmuş. Ballı olduğumu söylemiş miydim?

Emirgan Korusu, sincap
Emirgan Korusu, sincap

Öyle güzel bir havaya denk gelip tadını çıkardık ki anlatamam. Erguvanlar için erken gelmişiz. O zaman ne yapıyoruz? Erguvan zamanı tekrar gidiyoruz. 

Emirgan Korusu

  • Yıldız ,Parkı
  • Yıldız Parkı Kahvaltı
  • Yıldız Parkı Asma Köprü
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı Asma Köprü
  • Yıldız Parkı Asma köprü
  • Yıldız Parkı
  • Malta Köşkü
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı Asma köprü
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı
  • Yıldız Parkı

Hürriyet Seyahat Gezgin Yazar

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Yıldız Parkı Avrupa yakasında ki en önemli nefes alma alanı. Çok uzun yıllardır Yıldız Parkı’na gitmediğimi farkettim. Hazır bahar gelmişken bir gidip dolaşıp Yıldız Parkı’nın son halini görmek istedim. Bu kadar kalabalık beton yığını bir ilçede inanılmaz bir alan Yıldız Parkı.

 

Yıldız Parkı Göle Karşı Kahvaltı

İstanbul’a bahar bir başka yakışır. Hele ki laleler ekilip tüm park ve bahçeler çiçeğe bürününce. Her yere lale ekilir. Özellikle de koru ve parklara. O rengarenk laleleri görmek için İstanbul’a saldık kendimizi bugün ve turist olduk. Hadi lale görmeye..

Yıldız Parkı

Beşiktaş ile Ortaköy arasında yer alan yaklaşık 46 hektarlık alanı ile kent içerisindeki en büyük koru olan Yıldız Parkı, çeşitli tarih kaynaklarında adı geçen defne ormanları ve mitolojik öykülerdeki “Pan”ın Boğaziçi’nde flütünü çaldığı yeşillikler olarak da biliniyor.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

Yıldız Korusu, Lale Devri’nin masalları kıskandıracak “Çerağan eğlenceleri”nin düzenlendiği yermiş. Yeniçerilik kaldırıldıktan sonra kurulan yeni oluşumun eğitimleri de bu koruda verilmiş. ll.Abdülhamit tahta çıktıktan sonra Yıldız Sarayına yerleşiyor ve içine Malta, Çadır, Şale, Kaskat, Limonluk, Set ve Cihannüma köşkleri ile Saray Tiyatrosu’nu yaptırıyor.

Yıldız Parkı

Zamanında çok paralar harcanmış buraya. Bir dönem İtalyan bir şirkete kiralandığında Şale Köşkü casino olarak da kullanılmış. Neyse ki Atatürk bu duruma el atmış ve şirketten alınarak bu duruma son verilmiş. İstanbul Belediyesinin yetki alanında olan park öyle güzel yenilemiş ki hayran olmamak elde değil.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

En güzeliyse bu kadar yakın, bu kadar ulaşılabilir olması. Bugün hala betonla kaplanmadıysa bunu Osmanlı Padişahlarına ve keyiflerine düşkünlüğüne borçluyuz. Çok şükür nefes alacak bir yer kaldı.

Yıldız Parkı Kahvaltı
Havayı da güzel görünce çantamıza birkaç kahvaltılık atıp arkadaşlarla Yıldız Parkı‘nın yolunu tutuyoruz. Yıdız Parkı‘nın yerini bilmeyen yoktur ama yine de kısa bir tarif etmekte fayda var.

Yıldız Parkı

Yıldız Parkı Beşiktaş Çırağan’da, Polis karakolunu geçince, ana kapısından giriyorsunuz. Son halini görmeyen varsa bence en kısa sürede gitmeli. Rengarenk çiçekler karşılıyor bizi. Yukarılara yürümek için biraz tırmanmanız gerekiyor ama yormuyor.

Yıldız Parkı

Yukarılarda piknik masaları var. Orada bir masa buluyoruz. Göle karşı masamızı hazırlıyoruz. Gölgeler hala soğuk ama hava mis gibi. Kahvaltı sonrası park içinde keşiflerimiz devam ediyor. Beşiktaş Belediyesi müthiş güzel bir iş çıkarmış.

Yıldız Parkı Asma köprü

Park komple ıslah edilmiş. Eski halini bildiğim için kıyaslama şansım oldu. Yukarılara doğru yürüyünce asma bir köprü buluyorsunuz. Şimdiye kadar ki gördüğüm en uzun asma köprü bu. Sokak sokak bir asma köprü.Yürüdükçe sallanıyor. Korkmayın, keyfini çıkarın.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı Asma Köprü

Köşeleri dönerek ağaçların arasında dolambaçlı yürüye yürüye yukarılara çıkıyorsunuz. Fotoğraf çekmeye doyamıyoruz. Manzaralara bakmaya da. Etrafımıza baktığımız da tek bir bina görmüyoruz.

Yıldız Parkı Asma Köprü
Asma Köprü

İki adımda resmen bir ormanın içinde, İstanbul’un dışına çıkmış gibiyiz. Çölün ortasında ki bir vaha gibi. Yıldız Parkı hafızamda Arzum Onan ve Mehmet Aslantuğ’un aşkının ilk fotoğraflandığı yer olarak kalmış. İkisini de çok sevdiğim için park benim için ayrı bir yerde her zaman.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

Malta Köşkü

Hala birlikte mutlu mesut yaşamalarını Yıldız Parkı’yla nasıl bağdaştırdım hiç bilmiyorum ama yüzümde gülümseme oluşturur hep. Benim hala umudum var. Yukarı da Malta Köşkü‘nün içinde boğaza karşı yemek yiyebilir, çay içebilirsiniz. Bu manzaraya karşı çay 3 lira.

Malta Köşkü
Malta Köşkü

Açık büfe kahvaltı hafta içi 32,5 hafta sonu 42,5 TL. Manzara ve güneşin tadını çıkardıktan sonra aynı yoldan aşağıya iniyoruz. İsteyen Barbaros Bulvarı‘ndan Malta Köşkü‘nün önüne kadar arabayla gelebilir . Yıldız Parkı‘na araç girişi de var ama lütfen arabayla içeri girmeyin. Doğal güzelliği çok bozuyor.

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

Parkın aşağı girişinden biraz ilerleyince bir gölet yapmışlar. Minik bir köprüsü var. Ördekler yüzüyor. Devamlı bir sular akıyor, kuşlar uçuyor, mis gibi çiçekler kokuyor. Alice Harikalar Diyarı’na böyle ışınlanmış demek ki. 

Yıldız Parkı Asma köprü

Oysaki iki dakika önce arabalardan karşıya geçemiyorduk. Trafik ışıklarında dakikalarca bekliyorduk. Beşiktaş’ın kalabalığından kaldırımda yürüyemiyorduk. Şimdi yemyeşil, rengarenk göletleriyle bir vahadayız. 

Yıldız Parkı
Yıldız Parkı

Vücudu topraklama zamanı. “Uzanıp yatıvermiş sereserpe” diye başlar Orhan Veli ve “Olmaz ki! Böyle de yatılmaz ki” diye bitirir. Ah üstad. Sen bu devirde yaşamıyorsun. Biz beton yığınlarının içinde yeşili saksılarda görür olduk. Bakınız Taksim Meydanı.

Yıldız Parkı Asma köprü
Asma Köprü

Bir daha ki sefere kahvaltımı ettikten sonra hamağıma uzanıp gazetemi kitabımı okumayı planladım. Gözüme iki ağaç kestirdim. Bence harika olacak.

Yıldız Parkı Asma Köprü
Asma Köprü

Tabi her rüyanın bitimi ve gerçeğe dönüş hızlı oluyor. Güle oynaya fotoğraflar çekerken, tam parkın çıkışına geldiğimiz anda nefes alamıyoruz. Gözümüzü açamıyoruz. “Biber gazı” diyorum sadece. Ne alaka değil mi? Parkın girişinde bir polis karakolu olunca olabiliyor böyle şeyler. Dediklerine göre bir tüp kendi kendine boşalmış. Çocuklar çok etkilendi. Biz çabuk atlattık. Hepimize geçmiş olsun. Gökten üç elma düşmüş, Gargamel Şirinler’i yemiş…