• Göbeklitepe
  • Göbeklitepe
  • Mahmut amca
  • Şanlıurfa Balıklı Göl
  • Şanlıurfa Balıklı Göl
  • Şanlıurfa Balıklı Göl ve yörenin kadınları
  • Pamuk tarlaları
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti
  • Halfeti

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Geçtiğimiz yıllarda Şanlıurfa’da bulunan insanlık tarihi adına şimdiye kadar bildiğimiz tüm bilgileri yeniden gözden geçirmemize sebep olan dünyanın ilk tapınağı Göbeklitepe’yi meraktan ölüyorum. Biraz çetrefilli yollarda küçük bir yön kaybıyla üç beş haneli Mello köyü üzerinden ulaştığımız Göbeklitepe’ye girmek yasak. Daha açılamadı çünkü.

Göbeklitepe

Şanlıurfa’ya 15km uzaklıkta olan bu arkeolojik site üzerinde yapılan çalışmalarda ortaya çıkan sonuç çok şaşırtıcı. Herbiri 40-60bin ton ağırlığında T şeklinde heykellerle dolu olduğu söyleniyor. Bu heykellerin insan figürü olduğu düşünülüyor.

Göbeklitepe
Göbeklitepe

İlkel el aletlerinden başka bir aletin olmadığı o dönemde sütunların nasıl taşındığı ve dikildiği arkeologlar tarafından henüz çözülemedi. İnsanlığın avcı toplayıcı döneminde yerleşim ve tarım kavramlarından çok uzak olduğu 12000 yıl öncesinde bu yapıların nasıl tasarlandığı sorusu da henüz cevaplanmadı, neden gömüldüğü de.

Mahmut amca
Mahmut amca

Belki tüm bu sorular cevabını bulduğunda insanlık tarihi yeniden yazılacak. Şu an Alman kazı ekibi hummalı bir çalışma içerisinde. Arazinin sahibi Mahmut amca bize burada ilk önce küçük heykellerin bulunduğunu, sonra bunları müzede gören alman arkeologların bulunan yeri kazmalarıyla ortaya çıktığını anlatıyor.

Göbeklitepe
Göbeklitepe

Görebilmek için biraz daha beklemek ve sabretmek zorundayız. Benim gibi sabredemeyenler özel izinle girse bile tamamen kapalı inşaat alanında birşey göremiyor. Bu tarihlerde açık olacağı duyurulan Göbeklitepe‘nin Alman arkeologlarının çok titiz çalışmaları sebebiyle açılışı uzamış. Şuan buraya sadece özel araçlarla gidilebiliyor. Göbeklitepe‘ye yaklaştıkça yol boyunca T şeklinde bloklar görüyorsunuz. Kazıda bulunan heykellere atfen konulmuş diye düşünüyorum.

Şanlıurfa

Şanlıurfa merkezde bir yemek molasından sonra Balıklı göle koşuyoruz. Cami içinde ufak bir tadilat var. İbrahim peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen göl, kutsal olduğu düşünülen balıklarla dolu. 

Şanlıurfa Balıklı Göl
Şanlıurfa Balıklı Göl

Ezan sesleri altında balık havuzunu, kocaman balıkları seyrediyoruz. Bu göl kutsal balıkları ve çevresindeki tarihi eserleriyle Şanlıurfa‘nın en çok ziyaretçi çeken yerlerinden. Lokal halkın yöreye özel kıyafetleriyle havuzun etrafında dolaşmalarına bayılıyorum. 5 liraya aldığımız yemlerle balıkları besliyoruz.

Şanlıurfa Balıklı Göl
Şanlıurfa Balıklı Göl

Hava çok güzel. Burada fotoğraflarımızı çekip doyduktan sonra Şanlıurfa çarşısının içinde dolaşıyoruz. Çeşit çeşit isotlar, salçalar, baharatlar, kumaşçılar… İnsan kendini kaybediyor gerçekten. Taşıyamam diyenlere kart veriyorlar, kargoyla yolluyorlar. Aklınızda bulunsun.

Şanlıurfa Balıklı Göl ve yörenin kadınları
Şanlıurfa Balıklı Göl ve yörenin kadınları

Halfeti

Çarşıyı da hızlıca gezdikten sonra iki kadın Halfeti yolundayız. Asıl yola çıkma amacım Halfeti’yi görmek.  Arabamızın olması çok büyük şans. Şanlıurfa‘dan yaklaşık iki saat mesafedeki eski Halfeti’ye gidiyoruz. Yolda tabelalar sizi yönlendiriyor.

Pamuk tarlaları
Pamuk tarlaları

Yolda ilerlerken ilk defa dalında pamuk görüyoruz. Pamuk tarlaları uçsuz bucaksız. Hemen tarlaya dalıp elimizle dokunup fotoğraflar çekiyoruz. Marketten paket içinde alınan bir ürünü daha dalında görmenin mutluluğu bir başkaymış.

Halfeti
Halfeti

Halfeti‘ye inerken bir seyir terası var. Oradan manzara müthiş. Kıvrıla kıvrıla indiğimiz yolda aracımızı parkeder parketmez hemen gönüllü rehberler yanınıza gelip anlatmaya başlıyorlar. Sürekli göstererek burası okuldu, şurası evdi diye anlatıyorlar.

Halfeti
Halfeti

Halfeti deyince paylaşılan fotoğraflar hep sular altında kalmış bir cami ve minaresinden oluşur ya, aslında orası Savaşan köyü. Oraya tekne turuyla gidebiliyorsunuz. Kişi başı 15 lira ödeyerek bindiğiniz tekne turunda biraz ilerleyince Ankara havalarından ve pek çok yöreden şarkılar türküler eşliğinde ilerliyorsunuz.

Halfeti
Halfeti

Rum Kale‘nin oraya gelince sizi bilgilendiren bir bant kaydı devreye giriyor. Dicle nehrinden sonra Fırat nehrinde olmanın keyfini çıkartıyorum. Bu zamanlar biraz rüzgarlı olurmuş buraları. Üşümemize bir şal yeterli oluyor.

Halfeti
Halfeti

Suların içinde kıvrıla kıvrıla ilerleyip fotoğraflarda Halfeti deyince görmeye aşina olduğumuz minareyi görüyoruz. Burada bir bant kaydı daha devreye giriyor. “Gün gelecek bu caminin üstünde rakı sofraları kurulacak, gün gelecek buradan çıplak yüzenler olacak” diye anlatmaya başlıyor. Çok garipsiyoruz.

Halfeti
Halfeti

Kimsenin öyle şeyler yapacağını düşünmüyorum. Çok kısa kalıyor asıl görmek istediğimiz yerde ve devamlı hareket halinde. Düzgün bir fotoğraf çıkartabilmek pek mümkün olamıyor. Gün batımına denk gelip manzaraların tadını çıkartıyoruz.

Halfeti
Halfeti

Toplam bir saat sürüyor. Teknelerin kalktığı yerde pek çok balık restoranı var ama yazın giden arkadaşlarımdan dinlediğim bir kahvaltıya, üç beş zeytine 90 lira ödediklerini ve sakın orada bir şey yeme demelerini hatırlayıp, yol boyunca fıstık ağaçlarının eşiliğinde manzaralara doya doya Halfeti’ye veda ediyoruz. Umarım Göbeklitepe açılacağı zaman Şanlıurfa’ya daha uzun süreli gelebilirim.

Halfeti
Halfeti
  • Hacıllı
  • Hacıllı
  • Hacıllı Şelalesi yolu
  • Hacıllı Şelalesi'n de su yok
  • Hacıllı
  • Hacıllı
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi tırmanma alanı
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi kamp alanı
  • Hacıllı Şelalesi kamp alanı
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi
  • Hacıllı Şelalesi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan, jürisi olduğum Eylül rotası yazımın daha detaylı hali

Yaz sıcaklarının bitmesi, ılık, hüzünlü eylül ayının gelmesi kamp zamanımın geldiğini hatırlatıyor bana. İstanbul’a yakın bir hafta sonu kaçamağı için doğayla baş başa bir kamp düşünüyorum. Uzun zamandır görmeyi düşündüğüm Hacıllı şelalesi yoluna düşüyorum. Amacımız kamp yapmak.Hacıllı Şelalesi

Hacıllı Şelalesine Nasıl gidilir?

İstanbul’dan 2,5 saat gibi bir sürede Hacıllı’ya ulaşıyoruz. İstanbul’dan Şile’ye giderken Saklıgöl tabelasından bir sonraki sapaktan girdiğinizde Teke köyü tabelalarını takip edin. 20 dakika’da Hacıllı tabelasına, 8 dakika sonra köyün mezarlığına geliyorsunuz.

Hacıllı
Hacıllı

Köy yolları ana yoldan çok daha iyi. Bizim kamp yapacağımız yer mezarlığın solundan girdiğimizde. Araçları yukarıda bırakıp aşağı yürüyeceğiz. Arazi araçları girebiliyor tabi. Toplanıp gitsek ya ekibi bizden önce yola çıktılar. Ben işlerimden dolayı öğlen yola çıkabildim. İnternet ve telefon eğer ayaktaysanız çekebiliyor. Bu sebepten iletişimimiz biraz zor olsa da konuşup buluşmayı başarıyoruz. Yukarı bizi almaya geliyorlar. 

Hacıllı
Hacıllı

Kamp alanına girdiğimde Manuş Baba‘dan “eteği belinde” şarkısını duyuyorum. Kampla özdeşleşen bir şarkı oluyor benim için. Eğer imkanınız varsa bu şarkı eşliğinde okuyun bu yazıyı.

Hacıllı Şelalesi’ne Nasıl Ulaştık?

Çadırlar kurulur kurulmaz kendimizi dereye atıyoruz. Hava eylül için bir hayli sıcak. Suya dayanamayan bir insan olarak kendimi elbiselerimle suya atıyorum tabi.Hacıllı

Suyun içine hamaklar kurulmuş. Kimi orada uzanmış su ve doğa sesini dinliyor.Biz sulara gire çıka dere boyu yürüyoruz şelaleye doğru. Şelalede su kalmadığını öğrendik ama yine de görmeden olmaz.Hacıllı

Muhteşem manzaralardan geçiyoruz. Dere bir yerde ikiye ayrılıyor. Derede aşağıdan yukarı doğru yürüdüyseniz bizim gibi sola sapmalısınız. Bir müddet sonra şelale yazısını da göreceksiniz zaten.

Hacıllı Şelalesi yolu
Hacıllı Şelalesi yolu

Serin sularda gördüğümüz her göle atlaya yüze şelalenin oraya ulaşıyoruz. En yukarıdaki asıl şelalenin olduğu yere tırmanmak zor ama oraya da çıkıyoruz. Gerçekten etkileyici doğa harikası bir yer ama buraya piknik için gelenler her yerde çöpünü bırakmış.

Hacıllı Şelalesi'n de su yok
Hacıllı Şelalesi’n de su yok

Torba torba kocaman çöpler. İnanılır gibi değil. Onları oraya getirmeye üşenmeyen insanlar neden beraberinde götürmez. Oraya bir çöp kamyonu gelemez ki.Biz dere içinden yürüyerek geldik ama aslında şelaleye arabayla ulaşmak, çok az bir yol yürüyerek gelebilmek mümkünmüş.

Hacıllı Şelalesi
Hacıllı Şelalesi

Bizim kamp alanımız insansız hava sahası. Haftasonu olduğu için buraların çok insan dolacağı düşünülerek kamp alanımız derenin baya aşağısında. Normalde çok fazla insan olurmuş burada. Akşam saati olduğu için az insan vardı biz gittiğimizde.Hacıllı Şelalesi

Hacıllı Şelalesi Kamp Alanı

Yürüdüğümüz yol üstünde duvar gibi bir kaya var. Burada kaya tırmanışı da yapılıyormuş. Dere içinden yukarıya yürümek, aralarda yüzmek ve geri dönmek 4 saat sürüyor. Bu 4 saat ıslak elbiselerle dolaştığımız anlamına geliyor.

Hacıllı Şelalesi tırmanma alanı
Hacıllı Şelalesi tırmanma alanı

Döndüğümüzde kamp ateşininin yandığını görmek nasıl sevindirici. Arkadaşların çadırları kurulmuş. Tam orta yer ateş için ayrılmış.Tamamen doğanın kucağında bir kamp olacak. Her hangi bir tesis yok ama malzemelerin konulduğu bölümü mutfak yapmışlar. Önüne de kendi afişlerini asmışlar. Her şey çok güzel.

Hacıllı Şelalesi kamp alanı
Hacıllı Şelalesi kamp alanı

Kamp ateşinde bir taraftan kururken diğer taraftan akşam yemeğimizi hazırlıyoruz. Alışverişinizi yapıp gelmeniz doğru olur, köyde her şeyi bulmak mümkün değil. Herkes paylaşımcı. Kimin nesi yoksa diğeri tamamlıyor.

Hacıllı Şelalesi kamp alanı
Hacıllı Şelalesi kamp alanı

Havanın kararması, yanan ateşimiz, gitarımız, hep beraber söylediğimiz şarkılar, tepemizde samanyolu, yeni tanışılan insanlar, yenilen yemekler, mutlu kahkahalar güzel bir anı şimdi. Sabahlara kadar eğlencelerimiz devam ediyor. Şehirden uzak olduğumuz için yıldızları çok net görebiliyoruz. 

 

Hacıllı Şelalesi
Hacıllı Şelalesi

Sabah hala ateşimiz yanıyor. Kalan sucuklarımız, yumurtalarımız pişiyor. Kahvaltı sonrası yine kendimizi dereye atıyoruz. Bir yer var ki doğal jakuzi. Burayı bırakıp gitmek çok hüzünlendirse de arkadaşımın öğleden sonra uçağı var. Onu geri götürmeliyim.

Hacıllı Şelalesi
Hacıllı Şelalesi

Herşeyimizi toparlayıp tekrar yukarı tırmanıyoruz. Erken dönmemiz belki de bizi Şile‘nin akşam trafiğinden kurtarıyor. Kim bilir?Hacıllı Şelalesi

  • Zeytinli Köy
  • Yıldızkoy
  • Yıldızkoy Kayalıkları
  • Yıldızkoy Kayalıkları
  • Kaplumbağa Kayalıkları
  • Zeytinli Köy
  • Dereköy çamaşırhane
  • Dereköy çamaşırhane
  • Kaleköy günbatımı
  • Gökçeada Tuz Gölü
  • Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
  • Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
  • Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada
  • Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada
  • Karavanımız
  • Kaleköy çocukları
  • Kaleköy gün batımı
  • Kefalos
  • Kefalos
  • Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
  • Kefalos, bir taraf deniz bir taraf Tuz gölü
  • Kefalos
  • Gökçeada feribot gün batımı
  • Gökçeada yolları
  • Zeytinli Köy
  • Çamur banyosu
  • Kefalos
  • Kefalos Kitesurf Plajı

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Gökçeada’ya Nasıl Gidilir?

Gökçeada, tarihteki adıyla İmroz, çorak topraklardaki bereket tanrısı Imbrasos’un bolluk diyarı. Antik Yunana kadar uzanan tarihiyle, Homeros’un İlyada destanında deniz tanrısı Poseidon’un adası olarak anlatılmış. Gökçeada’ya Saros’taki Kabatepe feribotuyla geçiliyor.

Gökçeada yolları
Gökçeada yolları

Bence bu yola en güzel gece 4 civarı çıkıp, İstanbul Kabatepe arasını dört buçuk saatte alıp, sabah 8:45 feribotunu yakalamak. Bir saat yirmi dakika sonra adadasınız. Hafta sonu veya özel bir günde gittiyseniz feribotta inanılmaz bir kuyruk oluyor.

Gökçeada feribot gün batımı
Gökçeada feribot gün batımı

Gerçi 40 araçlıkta olsa online bilet alma kolaylığı var artık. Pazartesileri kalkan bir uçak vardı, onunda bu sene olmadığını söylediler. Feribotla araç geçişi 35 TL, karavan içinde ayrıca 30 TL ödedik. Araç içi yolcuya extra ücret alınmıyor.

Kefalos

Biz Kefalos‘ta ki dalış klübündeki arkadaşlarımızın yanına gidiyoruz. Kefalos’ta birkaç tane karavan kampingi var. Günlük 30TL civarı. Elektrik ve su alabiliyorsunuz. Çadır kurma imkanınız da var.

Karavanımız
Karavanımız

Gökçeadanın Kefalos tarafı kumluk bir plaj. Adanın her daim esen rüzgarı burayı wind surf ve kite surf cenneti yapmış. Bu sporları öğreten okullar var. Tuz gölünün etrafından gidilen, Bulgar ve Romenlerin karavan ve çadırlarla geldiği bembeyaz köpüklü plajda gökyüzü uçan kitesurfçülerle kaplı.

Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada
Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada

Öyle güzel bir görüntüsü var ki tarif edilemez. Benim uçuş stilim pareomla olsada doyumsuz manzara ve yapılan akrobatik hareketlerle mest olarak hepsini ayakta alkışlıyorum. Türk plaka yok.

Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada
Kitesurfçülerin plajı, Gökçeada

Kefalos‘ta dalış klübünün önünde biraz açılınca balıkların beslendikleri bir yer var. Sabah yüzmelerimizde bir bebek vatozun beslenmesini seyredip onunla yüzmek bize müthiş bir keyif veriyor. Seyretmelere doyamıyoruz.

Kefalos
Kefalos

Kefalos‘ta sörfçüler için ayrılmış yerlerin arasında bizim gibi yüzmeye gelenler için yerler ayrılmış. Sörfçülerin bölgesine girmemeniz başınıza bir şey gelmemesi için önemli. Kefalos‘taki plajın en sonunda ki yerde deniz yer yer taşlık ama yer yer de çayır çimen. Bir maske alıp denizin dibini seyretmek, arasında ki eşkınaları bulmaya çalışmak çok eğlenceli. 

Gökçeada Tuz Gölü

Kefalos tarafında bir Tuz gölü var. Buraya akan bir akarsu yok. Deniz suyu ve yağmurlarla oluşuyor. Burası sonbaharda flamingoların uğrak yeri.

Gökçeada Tuz Gölü
Gökçeada Tuz Gölü

Bu göle gelen dibinden çıkardığı siyah krem kıvamındaki çamuru vücuduna sürer. Bulabilirseniz tabi. Baya aramak zorunda kaldık. Tabanı kalın bir terlikle giderseniz çamurlu kısıma benim gibi yapışıp kalmazsınız.

Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu

Çamur resmen vakum yapıyor. Çamuru bulunca altın bulmuş gibi seviniyorum, başlıyorum oynamaya. Çok gülüyoruz aldığımız şekillere. Kokusu fena, hala leş gibi kokuyorum.

Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu

Tuz gölüyle Kefalos plajının arası kısacık. O arayı yürürken çamur kuruyor. Arada o halde araçlara otostop yapmayı ihmal etmiyorum. O halimizi gören herkes bize çok gülüyor.

Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu
Gökçeada Tuz Gölü çamur banyosu

Çamuru denizde yıkamak gölün çamurunu bitiriyor mu bilmiyorum ama denizde çok kolay çıkıyor. İpek gibi bir cildiniz oluyor.Pamuk gibi olduk ama leş gibi kokusuyoruz. Umrumda mı? Tabi ki değil.

Çamur banyosu
Çamur banyosu

Gökçeada Merkezi

Gökçeada Çanakkale’ye bağlı bir ilçe aslında. Diğer adalar gibi liman çevresinde bir yerleşim ve hareketlilik yok. Limandan Gökçeada‘nın merkezine gelmelisiniz. Araçsız geldiyseniz limandan dolmuş yada taksi bulunuyor. Limana çok uzak değil. Gökçeada merkezde kalıp, buradan kalkan minübüslerle her gün başka bir yere gidebilirsiniz. Gökçeada merkezinde deniz yok bunu unutmayın.

Kaleköy çocukları
Kaleköy çocukları

Biz gelirken ana ihtiyaçlarımızı Gökçeada merkezinden almıştık. Şehir gibi, bankalar, marketler, kasap, restaurantlar her şey var. Adanın meşhur oğlağından, Efi badem kurabiyelerinden yemeden dönmeyin.

Kefalos
Kefalos

Kefalos’a yakın olan köyde birkaç tane restoran, bakkal vs var. Oradan kısıtlı ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz. Akşam saatlerinde Kite sörfçülerin uğrak yeri oluyor köy. Biz Divepark’ta ki arkadaşlarımızın yanına dönüp muhabbete doyuyoruz.

Kefalos, bir taraf deniz bir taraf Tuz gölü
Kefalos, bir taraf deniz bir taraf Tuz gölü

Gece rüzgar o kadar şiddetli oluyor ki, karavan konusunda deneyimsiz olan ben karavanın ne zaman devrileceğini bekliyorum sabaha kadar. Rüzgar ertesi günde şiddetli. Arkadaşım kitesurf yapacak. Salda Gölü‘nde hevesi kursağında kalmıştı, bu sefer de rüzgar çok ama antremansız.

Yıldızkoy, Gökçeada Sualtı Milli Parkı

O zaman adayı gezmeye çıkıyoruz. Gökçeada Sualtı Milli Parkı‘nın olduğu, benim kendisine aşık olduğum Yıldızkoy‘a gidiyoruz önce. Burası Türkiye’de ki tek Su altı Milli Parkı. Bir kapısı yok, giriş ücreti yok. Burada avlanmak yasak. Ne olta ne zıpkın ne de ağ. Jandarma devamlı takipte ve cezası büyük. Aklınızda bulunsun. Avlanmak yasak olduğu içinde balıklar kocaman ve sizi takip ediyorlar, kaçmıyorlar.

Yıldızkoy
Yıldızkoy

Adada kalanlar genelde Bademli köyündeki sayısız apartları tercih ederler. Yıldızkoy‘a giderken bu şirin apartların olduğu bir yerleşim yerinden geçersiniz. Adanın kuzeybatısındaki bu koyda bir kamp alanı var. Artık karavan kabul etmiyorlar. Çadır sizden olursa kişi başı 30TL, kahvaltıda alırsanız 55TL.

Yıldızkoy Kayalıkları
Yıldızkoy Kayalıkları

Seneler önce burada kalmış, sıcak duşlu, internetli, harika çalan müzikleriyle herkese anlattığım kamp yüksek ücretiyle beni şaşırtıyor. Bir kere rüzgarsız haline denk gelip göl gibi olan koyda dalıp çıktığım, kayalarına tırmandığım koy yine rüzgarlı ve dalgalı.

Yıldızkoy Kayalıkları
Yıldızkoy Kayalıkları

Benim gibi kaplumbağa kayalıklarına gitmeyi, tırmanmayı seviyorsanız sağlam bir ayakkabıyla gidin. Çok değişik bir kaya yapısı var. Plajı taşlık ve suyun içi kaygan kayalık, bir dubalı iskelesi var.

Kaplumbağa Kayalıkları
Kaplumbağa Kayalıkları

Atlarken dikkatli olun, çok derin değil. Biz milli parkında içinde kaldığı koyda dalıp çıkıp kamp alanında bir şeyler yedik. Bir ada tostu 12 liraydı. Bize pahalı geldi.Biraz kekik biraz peynir oldu sana ada tostu.

Zeytinli Köy

Sırada Zeytinli Köy‘e gidip Barba Hristo‘nun damla sakızlı muhallebisinden yemek, dibek kahvesi içmek var.

Zeytinli Köy
Zeytinli Köy

Köydeki 3-5 öğrencilik okul tadilatta yine. Oysa ki 2015 yılında 50 yıl kapalı kalmış olan okul tekrar açılmıştı. Kısa süreli bir tadilat olduğunu düşünmek istiyorum.Okulun önünde ücretsiz bir park alanı var.

Zeytinli Köy
Zeytinli Köy

Eski taşlarla kaplı rum sokaklarından dolana dolana tırmanırken harika sokaklardan geçiyorsunuz. Köy hareketli. Burayı terkedip gidenler yaz aylarında köylerine geri dönüp para kazanıyorlar ve eylülde kapatıp gidiyorlar.

Zeytinli Köy
Zeytinli Köy

Eşine Barba Hristo’yu sorduğumda “artık yaşlandı, oğlumu çağırdım yardıma, o da eylülde gidecek. Ben de burayı kapatıcam” diyor damla sakızlı muhallebiyi servis ederken. Bu sene ziyaret etmek için az zamanınız kaldı.

Dereköy

Sırada Dereköy var. Buradaki tarihi kiliseleri ve çamaşırhaneyi gezicez. Köyde karşılaştığımız genç bir delikanlı bize çamaşırhanenin yanında dut ağacının yerini de tarif ediyor. Ellerimizi dut yaprağıyla yıkarsak boyasının çıkacağını da anlatıyor. Adını öğrenemeden de hızlıca uzaklaşıyor.

Dereköy çamaşırhane
Dereköy çamaşırhane

Dereköy zamanında adanın hatta Türkiye’nin en büyük köyüymüş. Haliyle en büyük çamaşırhanede burada. İlk defa tarihi bir çamaşırhane görüyorum. Şimdilerde 150 hane anca yaşıyor. Her yer yıkılmış, viran. O yıkılmış evlerin üstünde satılmıştır yazıları var. Kim almış niye almış bilinmez.

Dereköy çamaşırhane
Dereköy çamaşırhane

Muhteşem Gün Batımının Adresi Kaleköy

Yukarı Kaleköy‘e dönüp meşhur gün batımını yakalıyoruz. Çok fazla insan var. Ellerinde şarapları bekliyorlar. Güneşin uçsuz bucaksız denizde kaybolmasını izliyoruz.

Kaleköy günbatımı
Kaleköy günbatımı

Aşağı Kaleköy de çok güzel restoranlar var. Adanın en hareketli bölgesi burası. İncik boncuk, kahve, tavernalar… Bir dalış klübü var ancak benim gibi yıldızı olanları daldırmayı sevmiyorlar.

Kaleköy gün batımı
Kaleköy gün batımı

İlk defa dalacaksanız sizinle çok ilgileneceklerdir. Kefalos‘taki dalış klübünde her türlü dalabilirsiniz. Adada bir şelale var ama bu seferde gitmeyi başaramadım. Toprak bir yolu var ve yerden yüksek bir araç gerekiyor. Biz yarı yoldan döndük. Gidenlere göre çok güzelmiş. Dereköy’den biraz ilerde sağdan ayrılan bir yolu var.

Uğurlu, Gizli Liman

Adanın ve Türkiye’nin en batı ucu Uğurlu- Gizli liman. İri kumlu uzunca bir plajı, sağ taraftaki çamlık alanıyla kampçıların gözdesi. Ücretsiz olmasının da etkisi çoktur bence.

Kefalos
Kefalos

Gün batımlarıyla ünlü. Sessizlik ve rüzgarsız bir plaj arayanlar adanın güneyindeki Laz Koyu‘na gitmeli. Genelde rüzgarsız oluyor.

Kefalos
Kefalos

Gökçeada genelde rüzgarlı havasıyla, ister kumluk ister kayalık deniziyle, adaya has lezzetleri, meşhur gün batımlarıyla size aradığınız herşeyi verebilir, sessiz sakin huzurlu bir yer. Hatta bu sene fazla insansızdı. Temmuz ayında bile insan yoktu adada.

  • Munzur çayı asma köprü
  • Elazığ, Palavra Meydanı
  • Karabörük Köyü
  • Karabörük Köyü
  • Dikilitaş
  • Dikilitaş Kara balık
  • Karabörük Köyü
  • Tunceli merkez, arkadaşlarla
  • Munzur çayı asma köprü
  • Munzur Çayı asma köprü, Hülya'yla
  • Tunceli asma köprü
  • Kutu Deresi
  • Karabörük Köyü
  • Karabörük Köyü
  • Kutu Deresi
  • Kutu Deresi
  • Munzur Vadisi Milli Parkı
  • Munzur Vadisi Milli Parkı
  • Karabörük Köyü
  • Munzur Vadisi Milli Parkı
  • Munzur Vadisi Milli Parkı
  • Munzur Vadisi Milli Parkı
  • Tunceli asma köprü

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Geçtiğimiz kış Haça Dağı‘na tırmanırken yeni tanıştığım Hülya’dan Dersim daveti alıyorum. Dersim’li olan Hülya Dersim’i anlata anlata bitiremiyor. Mayıs ayı için sözleşiyoruz ama gerçekleşemiyor. Kısmet sonbaharda tamamen tesadüfen oluşuyor. 

Tunceli merkez, arkadaşlarla
Tunceli merkez, arkadaşlarla

Tunceli-Ovacık arasında uzanan Munzur Vadisi‘nde 42.000 hektarlık bir alan 1971 yılında milli park olarak ilan edilmiş. Türkiye’nin en büyük milli parklarından birisi burası. Tunceli merkeze 8 km uzaklıkta. Yine doğanın renklerle raks edişine tanık olacağız.Geldi güz vakti. Bir şeylerin bitişi, hüznü, muhteşem manzaralarla bizi uğurlayacak. Klasik sonbahar rotalarından sıkılanlar için harika bir öneri bu.Tamamen tesadüf sonucu muhteşem Dersim dağlarında ve Munzur vadisi milli parkında buluverdim kendimi. 

Dersim’e Nasıl Gidilir?

Arkadaşım Dersim’in Karacabörük köyünden çıkıp Sorbon üniversitesini bitirmiş ama köyünden hiç kopmamış biri. Beni köyüne davet ettiğinde yolculuklarımdan bitap düşmüş geri dönmeyi düşünüyordum. “Hafta sonu bizimle gel, Elazığ havaalanından dönersin” deyince enerji doluverdim.

Munzur çayı asma köprü
Munzur çayı asma köprü

İlk başta bu kadar muhteşem olabileceği konusunda bir fikrim yoktu. Altı üstü köye gidiyorduk işte…Ben Batman’daydım ve araçla bölgenin etkileyici manzaralarından Dersim’e ulaştık. Aşağı yukarı üç saat sürdü. Siz Tunceli’ye Elazığ’daki havaalanından ulaşabilirsiniz.

Munzur Çayı asma köprü, Hülya'yla
Munzur Çayı asma köprü, Hülya’yla

Uçakla gelenler havaalanından araç kiralayabilecekleri gibi,Tunceli vipten ön rezarvasyon yapmak kaydıyla 20 liraya Elazığ havaalanından Tunceli’ye ulaşabilirler. +90 428 212 62 50 telefon numarasından ulaşabilirsiniz.

Karabörük Köyü
Karabörük Köyü

Seyit Rıza Heykeli’nin oradan Ovacık’a sabah akşam dolmuşlar kalkıyor ve sonrasında gözelere gitmek için taksiye binmeniz gerekiyor. Pülümür veya Nazimiye dolmuşlarıyla da Kutu deresi tarafına ulaşım sağlanıyor.

Kutu Deresi

Kutu deresi tarafı yaz aylarında plaj olarak kullanılıyor. İlk önce Kutu deresine gidiyoruz. Bu mevsimde bile ayaklarımı suya sokmak çok zor olmuyor. Sonbahar tüm ihtişamıyla gözlerimizin önünde.

Kutu Deresi
Kutu Deresi

Dere kenarlarında yer yer restaurantlar var. Bir tanesine girdiğimizde bahçesinde Can Yücel’li, Tuncel Kurtiz’li, Che Guevera’lı, Yılmaz Güney’li fotoğraflar ve sözleriyle karşılaşıyoruz. Suyun içindeki balıkları gözle görmek mümkün.

Kutu Deresi
Kutu Deresi

Palavra Meydanı

Sonrasında Tunceli merkezdeki Palavra Meydanı‘ndayız. Dersim Dört dağ içinde, türküsü bile var. Manzara muhteşem. Munzur çayı Tunceli merkezin içinden geçiyor. Etrafında Dersim dağları göğe uzanıyor.

Elazığ, Palavra Meydanı
Tunceli, Palavra Meydanı

Tam bu noktada çay içebileceğiniz, yemek yiyebileceğiniz yerler var. Manzaranın ve güzel havanın tadını çıkarabilirsiniz. Bense gözeleri görmek için can atıyorum.

Munzur Vadisi Milli Parkı

Merkeze girerken ve çıkarken kontrol noktalarından geçmeniz gerekiyor. Sonrasında sonbaharın bin bir tonu sapsarı, kızıl, yeşil renkleriyle Munzur çayının duru suyuna, Dersim dağlarının uçsuz bucaksız mavi göğe uzanmasına şahit oluyorsunuz. Milli Park’ta bir giriş ücreti söz konusu değil. Bu yol zaten Munzur Ovacık yolu. 

Munzur Vadisi Milli Parkı
Munzur Vadisi Milli Parkı

Ah hava sıcak olsa da ben şu suya atlayabilsem” düşünceleri kafamda, hava da bizden yana aslında, güneşli son günlerin tadı damağımızda çocuklar gibi şen bir gün geçiriyoruz. Bu bastığım topraklar zamanında pek çok acıya ev sahipliği yapmış. Bu günümüze şükrediyoruz. 

Munzur Vadisi Milli Parkı
Munzur Vadisi Milli Parkı

O kadar çok fotoğraf çekiyorum ki zaman nasıl geçti anlamıyoruz. Oysaki acıktık. Munzur çayı üzerindeki Dikilitaş restauranta gidiyoruz. Öncesinden duyduğum kara balık yeme peşindeyim. Şükür ki var. Oldukça lezzetli geldi bana. 20 lira civarı bir porsiyon.

Dikilitaş
Dikilitaş

Suyun üstündeki balkonunda kara balıkları tatmak, cam terastan altımızda yüzen kara balıkları izlemek, biraz ötedeki asma köprüyü seyretmek, manzaranın ve sohbetin tadını çıkarmak paha biçilemez.

Dikilitaş Kara balık
Dikilitaş Kara balık

Aklımda o asma köprüye çıkmak var. Kalkar kalkmaz kendimize bir köprü buluyoruz. Bir kaç tane var çünkü. Burada aslında meşhur olan mavi köprü ama onun metal görünümü yerine asma köprüyü tercih ediyorum ben. Girişindeki tablo gibi manzara beni benden alıyor. 

Tunceli asma köprü
Tunceli asma köprü

Ovacık’taki Küba cafeye gidip görmelisiniz. Che ve Fidel fotoğraflarına bakmak, sözlerini okumak, sadece kadınların işlettiği bu yerde bulunmak çok keyifli. Ovacık’ta bir de kayak merkezi varmış. Tunceli’de dağcılık, treking vs. faaliyetleri de bir hayli yaygın. Her mevsim Dersim dağlarına tırmanma faaliyeti çok ilgimi çekiyor.

Tunceli asma köprü
Tunceli asma köprü

Bahara yazdım listeye. Ters laleler varmış, onları görmeye mutlaka gitmeliyim. Pek çok bitki örtüsü, nadir bulunan huş ağacı, çok çeşitli yaban hayvanı bu coğrafyada bulunuyormuş.

Munzur Vadisi Milli Parkı
Munzur Vadisi Milli Parkı

Munzur dağlarının üzerinde 2000-3000 metrelik zirvelerdeki krater gölleri, Ovacık tarafında kaynayan gözeler, kanyonlar, vadi boyunca dökülen şelaleler burayı eşşiz kılıyor. Fotoğraf grupları için oldukça ilgi çekici, sıradan rotaların dışında muhteşem bir coğrafya burası.

Munzur Vadisi Milli Parkı
Munzur Vadisi Milli Parkı

Karabörük Köyü

Her şeyi yaptığımıza göre köyümüze geri dönüp yanan sobada ısınıp bahçeden toplanmış ürünlerden yapılmış yemekleri yiyebiliriz. Karabörük köyü zamanında boşaltılan köylerden biri ve sahipleri artık evlerine geri dönüp hiç değilse yazlarını köylerinde geçiriyorlar.

Karabörük Köyü
Karabörük Köyü

Yıkılmış evlerin yanında yeni evler yapmışlar. Eski ve yeni evler iç içe. Yaşanmışlıklara tanık yıkık dökük evler. Ceviz, elma, ayva ağaçları, üstleri dolu. Hiç bir şey ziyan edilmiyor.

Karabörük Köyü
Karabörük Köyü

Azıcık kalmış üzüm bağlarından toplanan çok nadir bulunan üzümlerden şarap yapıyorlar. Posasından pestil. Kavunların çekirdekleri kurutuluyor. Elma sirkesi yapmayı öğreniyorum. Hummalı bir çalışma var kış için.

Karabörük Köyü
Karabörük Köyü

Sessiz, sakin, kafamı resetlediğim, vücudumu toprakladığım, çalıştığım ama bundan mutlu olduğum hayattan çaldığımız bir kaç gün ama paha biçilemez. Kırk yıl düşünsem gideyim diye düşünmediğim şehir, bana unutamayacağım günler ve dostluklar veriyor. Baharda görüşmek üzere

Karabörük Köyü
Karabörük Köyü bahçede kahvaltı
  • Bodrum geceleri
  • Bodrum geceleri
  • Yılanlı Kule
  • Heykeller
  • Bodrum Kalesi Zindan
  • Gümbet
  • Arkadaşların bir kısmı
  • Kale
  • Bodrum Kalesi
  • Bodrum Kalesi
  • Paçoz Koyu
  • Yeldeğirmenleri
  • Deniz müzesi
  • İngiliz Kulesi
  • Bodrum geceleri
  • Uçak batığı dalışı
  • Paçoz Koyu
  • Uçak batığı dalışı
  • Uçak batığı dalışı
  • Fener
  • Yeldeğirmenleri
  • Fener
  • Akçabük
  • Akçabük tepeleri
  • Akçabük tepeleri
  • Zeki Mürenin evi
  • Dalış sonrası mutluluk
  • Günbatımı
  • Bodrum Kalesi
  • Bodrum sokakları
  • Zeki Mürenin evi
  • Akçabük tepeleri
  • Zindan

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Süphan dağına gidip karlarla boğuşmam gerekirken Bodrum’a gidiyorum. Hayat böyle bir şey. Seneler önce kalabalığına popülerliğine küsüp hep Bodrum tabelasının önünden geçip gittiğim eski bir dostu görmeye gidiyorum. Bodrum en sakin, en dingin haliyle beni karşılıyor beni.

Bodrum’a Ulaşım

Yağmurlu ve soğuk bir İstanbul havasından yola çıkıp güneşli bir akşamüstünde Milas-Bodrum havaalanına varıyorum. Havaşla Milas’tan  Bodrum’a yarım saatte ulaşıyorum. Otogar Bodrum’un merkezinde. Otelim iki adım ötede. Arkadaşımın motoru var, beni karşılıyor. Bodrum’u motorla gezmek harika bir şey. Zaten çoğu insanda scooter var.

Bodrum sokakları
Bodrum sokakları

Sezonda çok kalabalık olan Bodrum‘da trafik inanılmaz, motorlaysa ulaşım çok pratik oluyor. Hava öyle güzel ki insan inanamıyor buz gibi bir havadan geldiğine.

Bodrum Kalesi
Bodrum Kalesi

Limanda yürümek, tekneleri seyretmek, uzaktaki kalenin ışıklarına dalıp dolunayda esen meltemle portakal çiçeği kokularını içime çekmek, yaşadığımı hissetmek. Hoş geldim eski dost.

Bodrum’da Dalış

Bodrum’a geliş amacım dalış yapmak. Sabah erkenden kalkıp dalış tekneme koşa koşa gidiyorum. Diğer vefalı dostum deniz beni bekliyor. Dalış sezonumu açıcam.

Uçak batığı dalışı
Uçak batığı dalışı

Geçen sefer Kızıldeniz’de noktaladığım sezonu Bodrum’da açacağım. Biraz esintili bir hava ama kararlıyım. Daha önceden sorup öğrendiğim uçak batığı ve rifler beni bekler. Esintiye rağmen güneş öyle güzel ki.

 

Uçak batığı dalışı
Uçak batığı dalışı

Dalış hazırlıklarımız tamamlanıyor ve su önümde beni bekliyor. Herkes soğuk dese de çok üşüyen biri olarak bana normal geliyor. O ilk atlayış o tuzlu sularla kavuşma anı unutulmaz. Küçük bir brifing ve aşağıdayız.

Uçak batığı dalışı
Uçak batığı dalışı

C-47 Dakota uçağı biz dalıcılar için 2008’de batırılmış, 2010 da ise ana gövde kokpitten ayrılmış aşağılara inmiş. Kocaman kanatları ve pervaneleriyle benim gibi batık dalışını sevenler için büyük heyecan.

Dalış sonrası mutluluk
Dalış sonrası mutluluk

Giderken akıntıya ters yüzdüğümüzden baya zorlanan dalış ekibimiz dönüşte rahat bir şekilde dönüyor. Sorunsuz, keyifli bir dalış oluyor. Ben iki yıldız dalıcıyım. Hiç dalmamış ve merak edenler için tanıtım dalışları, akutçuların ve yıldız almak isteyenlerin eğitimleri var.

Paçoz Koyu

Paçoz Koyu’ndayız. Sakin, havuz gibi, manzaramız müthiş. Dalış teknelerinde genelde öğlen yemeği oluyor. Günde iki dalış yemek dahil 150 lira civarı.

Paçoz Koyu
Paçoz Koyu

Dalışlarımız biter bitmez sudan ayağımı çektiğim an tekne hareket ediyor. Son dalışta çok üşüyünce ertesi gün dalmamaya karar veriyorum. Sakin huzurlu karmaşadan uzak dolaşırken arkadaşlarıma rastlıyorum ve tatilin geri kalan kısmı eğlenceye dönüşüyor.

Bodrum Geceleri

Önce Mahmut Kaptan‘ın yerine gitmeyi istiyoruz. Küçük salaş bir yer ama çok samimi. Mahmut Kaptan sadece kışları açık. Sezonda kaptanlık yapıyor. Mezelerine ve ciğerine bayılıyorum. Yaşlı bir udinin çaldığı Musiki şarkılarıyla, Duvarlarındaki çok eski zamanların onlarca fotoğraflarıyla eski zamanlara yolculuk yapıyorum.

Arkadaşların bir kısmı
Arkadaşların bir kısmı

Denemek için hardal otu yiyorum ama bir daha yememeye karar veriyorum. Seneler öncelerinin Bodrum’u beni çok sakin bir şekilde bağrına basıyor. Sevdiğim her yönünü önüme sermeye ve bir daha beni geri göndermemeye kararlı gözüküyor.

Bodrum geceleri
Bodrum geceleri

Arkadaşlarla gece Defne Meyhane’de buluşuyoruz. Mezelerine ve istiridye mantarına aşık oluyoruz. Sadece hafta sonu çıkan müzisyenler kulaklarımızın pasını siliyor. Bodrum demek birazda gece hayatı demek.

Bodrum geceleri
Bodrum geceleri

Kule bar Türkçe ve yabancı rock şarkılarıyla daha çok gençlerin uğrak yeri. Mandalin tekno severlere hitap ediyor. Daha ciks bir mekan. Körfez çok enteresan bir yer. İşte burası bizim yaş grubumuz için aradığımız kan.

Bodrum geceleri

MFÖ den Fredy Mercury’e bağıra bağıra şarkılar söyleyip, dans edip kendimizden geçiyoruz. Bodrum kimsesiz ve sakinken eğlenmek ne güzel.

Bodrum Koyları

Ertesi gün motorla yel değirmenlerinden başlıyor gezimiz. Marinadan Gümbet’e doğru giderken tepede yeldeğirmenlerini görüyoruz. Soldan ayrılan yoldan yanına kadar çıkabilirsiniz. Sapsarı çiçeklerle, masmavi deniz manzarasına yeldeğirmenleri öyle güzel eşlik ediyor ki. 

Yeldeğirmenleri
Yeldeğirmenleri

Bitez koyundaki Limon Tree de muhteşem bir kahvaltıyla devam ediyor. Bodrum’da hemen yan masanızda ünlü birisinin olması sizi hiç şaşırtmasın.

Gümbet
Gümbet

Gözlememi Safiye Soyman’ın Faik’i kesiyor. Akyarlar’da Akçabük, sakinliği ve denizinin güzelliğiyle favorim oluyor. Yıllar önce de Yahşi’yi çok sevmiştim aynı sebeplerden. 

Akçabük
Akçabük

Burada bir mola verip denize giriyoruz. Ardıma baktığımda bayraklı bir tepe görüyorum. Oraya tırmanmak için müthiş bir istek duyuyorum. Arkadaşlarımda aynı heyecanı duyunca tırmanmaya karar veriyoruz.

Akçabük tepeleri
Akçabük tepeleri

Bol yabani otlu, yer yer kayalıklı tepeye arka taraftan daha kolay gidilebiliyormuş ama biz zoru seviyoruz. Ayağınızda tırmanmaya uygun ayakkabı olması ve bacaklarınızı koruyacak uzun paçalı bir giysi önemli.

Akçabük tepeleri
Akçabük tepeleri

Çalı çırpı insanın bacaklarını çok çiziyor. Yer yer tırmanıp zirveyi görüyoruz. Aşağıda ki manzara inanılmaz derecede güzel. İnsanın hiç inesi gelmiyor.

Akçabük tepeleri
Akçabük tepeleri

Sonrasında bütün koylara bir tepesinden bir içinden bakıp, sarının ve morun binbir tonundaki çiçeklerden, mimozalardan geçip, günü batırmak için Gümüşlük‘e geçiyoruz.

Fener
Fener

Sokakları, çalan müzikleri, rengarenk çiçeklerle donatılmış masaları, sahile yayılmış bir şekilde çok keyifli bir gün batımı yaşatıyor bize. Masalsı, sakin huzurlu. 

Günbatımı
Günbatımı

Bodrum Kalesi

Bodrum’a çok uzun yıllar önce geldiğimde Bodrum kalesinin içine arkeoloji müzesi yapılıyordu, inşaat halindeydi. Onun son halini görmeye gidiyorum. Hava yaz havası. Pazartesi olmasına rağmen kale açık. Kalenin her bir kulesinde ayrı bir sergi alanı.

İngiliz Kulesi
İngiliz Kulesi

Eskiden de olduğu gibi İngiliz kulesinden çok zor çıkıyorum, çok eğleniyorum. Ne çok Fransız turist var. O kule bu kule, her bir yerden ayrı bir Bodrum manzarası, Yılanlı kule derken zaman zindanların zamanı.

Yılanlı Kule
Yılanlı Kule

Öyle uzun dolambaçlı yollardan zindana ulaşılıyor, basamaklar da öyle yüksek ki. Zindanın kapısını aralayıp içeri baktığımda dik merdivenleri, buradan daha önce çıkmamak üzeri inenleri düşünüyorum.

Zindan
Zindan

Aşağıda canlandırma da yapmışlar. Aşağıdan yukarıdaki ışığa bakmak umut verici. Acaba buraya getirilen kaç tutsak o ışığa tekrar kavuştu ve buradan çıkabildi diye düşünüyorum. Koşar adım çıkıyorum ve bir nefes alıyorum.

Heykeller
Heykeller

Bodrum’a gidip kalesini gezmedim demeyin, mutlaka girin. Benim gibi çok seyahat edenlerin kullandığı kredi kartına (İş Bankası) girişler ücretsiz, aksi halde müze kartınız yoksa girişler 30 lira ama değer.

Kale
Kale’den yat limanı manzarası

Öğle yemeği saatlerinde kuleler kapanıyor ama girişteki 626 yılında battığı düşünülen 1961 yılında Turgutres açıklarında bulunan geminin birebir aynısının sergilendiği yer açık. Benim gibi deniz tekne diye çıldırıyorsanız dokunmak, üstüne çıkmak sizi çok mutlu edebilir.

Deniz müzesi
Deniz müzesi

Zeki Müren Müzesi

Koşar adım Zeki Müren‘in evine gidiyorum. Halikarnas‘ın yanındaki sokakta, pazartesileri kapalı. Sanat Güneşi‘mizin muhteşem sesi eşliğinde onun dokunduğu eşyalarla, yaşadığı evini geziyorum. İnsan öyle çok duygulanıyor ki.

Zeki Mürenin evi
Zeki Müren’in evi

Sağlık problemlerinden uzun yıllar o güzel evin üst katına çıkamamış, alt katta yaşamış. Bahçesinde arabası duruyor. Kocaman bir heykelini yapmışlar. Çok sevdiği Bodrum’u seyrediyor. Peki Zeki Müren’de bizi gördü mü acaba?

Zeki Mürenin evi
Zeki Mürenin evi

Şimdi sakin kimsesiz bir koy bulup miskin miskin yatma, güneşlenme, sohbet ve tembellik zamanı. Bodrum’da kimsesiz bir koy bulmak fikri bile garip değil mi? ama tam da çılgın kalabalıktan uzakta Bodrum zamanı 

Fener
Fener

Bodrum’dan aklımda kalan lezzetler: Defne meyhanenin istiridye mantarı, Mahmut Kaptan’ın ciğeri, Tepecik camisinin karşısındaki küçük salaş dönerci, sebzeli bodrum döneri, 24 saat açık sahildeki Kırçiçeği restaurantın tuzlama çorbası ve yanından geçerken bizi kışkırtan Yunuslar pasthanesi
Aklımda kalanlar:Bodrum kalesi, yel değirmenleri, uçak batığı, mimozalar, portakal çiçeği kokuları ve Bodrum’a gidecekseniz unutulmaması gerekenler:

İstanbul’un stresini Bodrum’a taşıma, madem acelen vardı neden geldin Bodrum’a

  • Uludağ yılın ilk karı
  • Uludağ
  • Uludağ telesiyej
  • Uludağ telesiyej
  • Uludağ yılın ilk karı
  • Uludağ kayak
  • Uludağ kayak
  • Uludağ yolu
  • Uludağ zirve
  • Uludağ zirve
  • Uludağ
  • Uludağ yılın ilk karı

Bu sene kış geç gelecek anlaşıldı. Kar görmek için İstanbul’a en yakın rotalara doğru yol almamız gerekiyor. Uludağ bu konuda bize hayli yakın. Uludağ’da kayak yapabilir, karla oynayabilirsiniz. Uludağ biraz pahalı ancak İstanbul’a yakın olmasıyla ulaşmak bir hayli kolay.Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

 

Uludağ’a Nasıl Gidilir?

Pendik feribotu kullanıldığında 3 saatte Uludağ’da olabilirsiniz. Osmangazi Köprüsü’nü kullanırsanız bu süre 2 saat sürüyor. Osmangazi köprüsü daha pahalıya maloluyor tabi. Biz feribotu kullanıcaz. Sekiz de ki Pendik feribotunu yakalıyoruz. 51 lira araç ve iki yolcuyla birlikte. 45 dakika da Yalovada’yız. İndikten bir saat sonra da Bursa‘dayız.

Uludağ zirve
Uludağ zirve

Gökçeada‘da ki dalış klübünden arkadaşlarımız bizi bekliyor. Bir Bursa’lı olarak çok iyi kayan Erdal bize eşlik edecek. Biz o kadar iyi değiliz. Güzel eşi Tülay bize harika bir kahvaltı hazırlıyor ve sonra dağ yollarındayız.

Uludağ’a Bireysel ve Turla Gitme Maliyet Karşılaştırması?

Tırmandıkça hala kar görememek bizi biraz endişelendirse de kayacak kar olduğunu biliyoruz. İnternetten Uludağ‘da ki kameraları takip edip durumu izleyebiliyorsunuz. Yukarılara çıktıkça yılın ilk karını görmek insanı gereksiz bir neşeye büründürüyor.

Uludağ yolu
Uludağ yolu

Milli park girişi 10 lira. Burada jandarma arabanıza zincir takmanızı istiyor. Biz daha aşağıda yeni sistem lastik çoraplarından taktık. Gerçekten bu kadar işe yaraması hayret verici bir şey. Takması da kolay. Zincir asfaltta gidemez mesela ama bununla gidebiliyorsunuz. Buzda da kaymıyor. Eğer karlı bölgelere gidecekseniz şiddetle tavsiye ederim.

Uludağ
Uludağ

Dağda oteller bölgesinde araç için park yeri bulmak bir hayli sıkıntılı. Erdal’ın arkadaşları sayesinde bir yer buluyoruz. Kayak kirası 50 lira. Eğer kayak turu düzenleyen gruplarla giderseniz kayak kiraları 20 liralara kadar düşüyor. O turlarla dağa gitmek 75 lira. Araç ikramları mevcut.

Uludağ telesiyej
Uludağ telesiyej

Sabah 4’te alıyorlar, en geç saat 5te dönüyorlar. Anlamsız bir şekilde İstanbul’da alındığınız noktalar çok az ve esneklik göstermiyorlar. Benim bir sefer kullandığım Akmerkez, ulaşım bakımından oldukça zor. Yolda evinizin önünden bile geçseniz durmuyorlar, illa ki ana duraklarda indiriyorlar.

Uludağ yılın ilk karı
Uludağ yılın ilk karı

Salopet, mont kirası 30 lira, gözlük 15 lira. Her şey bulabilmeniz mümkün. Ben Tülay’ın kayaklarını kullanıyorum. Otellerin kayak odalarında giyinip soyunabilirsiniz. Ben çok iyi kayamadığım ve de gücümün yetmediğinden 4 saatlik skipassj alıyorum. 4 saati 70 lira, tam gün 120, günler uzadıkça indirimli oluyor.

Uludağ telesiyej
Uludağ telesiyej

Uludağ anlamsız şekilde çok pahalı. Arap turist akınına uğramış durumda. Hafta içi gitmemize rağmen tüm telesiyejler açılmadığı için müthiş bir yığılma var. Kaymayanlar için yukarı çıkmak 15, inmek 15 toplam 30 lira. Geçen sene Sarıkamış‘ta sınırsız kayış 30 liraydı.

Uludağ kayak
Uludağ kayak

Yılın İlk Kayışı

Yılın ilk kayışında bir hayli ürkek, bir hayli telaşlıyım. Geçen sene sezonu Sarıkamış’ta çok dik bir pistte içimdeki korkuyla bırakmak pek de iyi olmamış anlaşılan. Bir kaç kayıştan sonra alışıyorum. Bunda ısınmak için içtiğimiz viskinin ne kadar yardımı oldu bilmiyorum ama çok eğlendiğimiz bir gerçek.

Uludağ zirve
Uludağ zirve

Eğer dağa alışık değilseniz kesinlikle alkol tüketmemelisiniz. Yüksek irtifa iki damla alkolle karıştığında asla ayılamıyorsunuz. Ben de öyle bir durum söz konusu değil ama arkadaşlardan biri kayak hocasına ve bize çok eğlenceli zamanlar yaşattı. O hoca bizi asla unutmayacak.Arkadaşım hocaya şarkılar mı söyletmedi, o hoca ders saati bitmesine rağmen dönüp dolaşıp arkadaşımı ekstradan ders mi vermedi, giderken çok eğlendim yine gelin diye mi aramadı? 

Uludağ Kayak Ders Ücretleri Ne Kadar?

Kayak dersi 190 lira. Bu teke tek ders ücreti ama gruplar halinde olursa bu fiyat düşüyor. Bir saatte sadece temel adımlar öğreniliyor. Birkaç saat ders almazsanız kayamazsınız. Kayak ve özellikle Uludağ çok pahalı. Bir sucuk ekmek 30 lira. Yukarıdaki kartal yuvasında oturup, şöminesinde ısınıp, manzaranın tadını çıkartmak paha biçilemez.

Uludağ kayak
Uludağ kayak

O kadar çok arap var ki. Kaymaya çalıştığınız pistte bile dolaşıyorlar. Hem haftasonu hem haftaiçi giderek her ikisini de deneyimlemiş bir insan olarak kesinlikle pazar günleri dağdan uzak durmanızı tavsiye edebilirim. Saat beşte telesiyejler kapanıyor. Son dakikalarımızı kartal yuvasında ısınıp, dinlenecek şekilde ayarladık ve son kayışa indiğimiz de pist buz tutmuştu.

Uludağ yılın ilk karı
Uludağ yılın ilk karı

5’ten sonraya pek kalmamaya bakın ama biz iyi ki kalmışız. Müthiş bir gün batımı eşliğinde iniyoruz aşağı. Yüreğim ağzımda indiğim, müthiş bir ayaz çıktığı, yer yer pisti kaybettiğim gerçeğiyle birlikte o günün batışını kayarken izleyebilmek paha biçilemezdi.

Uludağ Mangal Keyfi

Böyle bir soğuk yok ama biz yine de akşam saati karlar üstünde mangal yapmakta kararlıyız. Yukarı taraflara doğru olan tarafta ateşini yakan, mangal yapanlar oluyor. Biz biraz geç gittiğimizden daha önce yakmış olanların ateşini alıyoruz. Biraz uyanık olduğumuz doğru.Oylat Kaplıcaları’nda ki kasaptan aldığımız sucuklar ve etler gerçekten efsane çıkıyor. O kadar soğuk ki eldivensiz parmaklar bir kaç dakika da donuyor. Mis gibi is, mangal koka koka yola koyuluyoruz artık. Saat 10′ da ki Pendik feribotunu yakalamaya çalışacağız.

 

Uludağ
Uludağ

Uludağ ulaşım olarak kolay ve kısa sürede gidilebilen bir yer olmasının dışında aşırı pahalı bir yer. İçtiğiniz sudan yediğiniz sucuk ekmeğe kadar çok pahalı. Mümkünse her şeyinizi yanınıza alıp gidin derim. Zaten mecburen kiralanan kayaklar, alınan skipasslarla ve hele ki kaymayı bilmiyorsanız aldığınız derslerle çok fazla bir harcama yapacaksınız.

Uludağ yılın ilk karı
Uludağ yılın ilk karı

Sarıkamış’ta olduğu gibi hafta içi hafta sonu fiyat ayrımı yok. Sezonu kısa olduğu ve her yere yakınlığından dolayı tek fiyat ve gerçekten çok pahalı. Spor yapmak ve güzel bir gün geçirmek için zengin olmak gerekiyor dedirten bir yer. Telesiyejler de kayak yapmayanların daha kalabalık olduğunu göreceksiniz.Sıra beklerken günün yarısı gidiyor zaten. Uludağ’a eğer imkanınız varsa hafta içi gitmenizde fayda var. Turlarla gitmek daha ekonomik bu tarz aktivitelerde. Kalabalık grubun indirimlerimden faydalanabilirsiniz. Kendi aracınızla da özgür olursunuz. Sim sizin

  • Lindos Athena Tapınağı
  • Marmaris Yalancı Boğaz
  • Yelkenliyle Rodos yolu
  • Arkada yelkenlimiz
  • Mandraki Limanı yeldeğirmenleri
  • Old Town saat kulesi
  • Rodos, Firdevs
  • Panorama Taverna
  • Büyük Üstadlar Sarayı
  • Büyük Üstadlar Sarayı
  • Rodos Kelebekler Vadisi ağacın üstü kelebekle kaplı
  • Lindos Athena Tapınağı
  • Rodos Limanı
  • Rodos Ekaterinis Kapısı
  • Old Town sokakları
  • Büyük Üstadlar Sarayı
  • Rodos yelkenli
  • Anthony Quinns's Bay
  • Anthony Quinns's Bay
  • Anthony Quıinn's Bay
  • Wellcome to Haven plajı
  • Seven Spring
  • Şövalyeler Yolu
  • Büyük Üstadlar Sarayı
  • Rodos Kelebekler Vadisi
  • Seven Spring
  • Lindos'ta ki eşekler
  • Lindos'a tırmanırken
  • Lindos yolu
  • Old Town sokakları
  • Macao Lounge Bar
  • Lindos Athena Tapınağı
  • Lindos Athena tapınağından gözüken göl gibi deniz
  • Rodos sokakları
  • Lindos tepeden göl gibi gözüken deniz
  • Mandraki Limanı, Büyük İskender'in heykelinin olduğu düşünülen yer
  • Old Town sokakları
  • Rodos Acropolis
  • Rodos Kelebekler Vadisi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Tarih kitaplarımın Rodos’una gidiyorum.Hadi yunan adalarına gidelimtelefonuyla toplanmamız, yola çıkmamız, Dalaman oradan Marmaris’teki yelkenliye ulaşmamız göz açıp kapayıncaya kadar sürüyor. İlk yelkenli deneyimim olacak. Rüzgarsız bir havada çıktığımız gidiş yolunda yelken açmak mümkün olmuyor. Marmaris Rodos limanı arası 3,5 saat sürüyor. Uluslararası limanla aynı koyda küçük bir balıkçı barınağı var. Biz de oradan Rodos’a çıkıyoruz. Okuduklarımdan Rodos’un şövalyeler adası olduğu, Unesco Dünya mirası listesinde olduğu ve ortaçağ mimarisinin hiç bozulmadan günümüze kadar geldiğiydi.

Marmaris Yalancı Boğaz
Marmaris Yalancı Boğaz

Rodos

Denizden gördüğüm boylu boyunca surlar vardı. O hevesle kalenin ve surların arasından yeldeğirmenlerine ulaşıp gün batımının keyfini sürüyoruz. Mandraki Limanı‘nda geyik heykelinin olduğu yerde eskiden Rodos heykeli varmış.

Mandraki Limanı, Büyük İskender'in heykelinin olduğu düşünülen yer
Mandraki Limanı, Büyük İskender’in heykelinin olduğu düşünülen yer

Depremle yıkılınca restore edilmemiş, en son arapların adayı istilasında arap askerler heykeli satmış. O heykeli temsilende yerine bu geyik heykeli dikilmiş. Bu küçük geyiğin her yerde resmi var. Mazgalların üstünde bile.

Rodos yelkenli
Rodos yelkenli

Ünlü markaların mağazaları, fast foodcular, çok fazla insanla dolaşıp duruyoruz. İçimdeki ses Rodos dedikleri bu muymuş oluyor. Mandraki limanında acenta bakınırken limandaki süpermarketin sahibi Peter bize Figen‘in numarasını veriyor. Figen Rodos‘ta yaşayan üç bin Türk’ten biri.

Mandraki Limanı yeldeğirmenleri
Mandraki Limanı yeldeğirmenleri

Motoruna atlayıp gelmesi, tüm şıklığı ve güler yüzüyle her işimizi halletmesi bir kaç saat sürüyor. 70 euro gümrük işlemleri, beş pasaport ve teknenin girişi, 50 euroda Figen için. Akşamüstü pasaportlarımızı alıp şehri bir de diğer taraftan dolaşmaya başlamamız bizi okuduğum o ortaçağ mimarisine ışınlayıveriyor.

Rodos Ekaterinis Kapısı
Rodos Ekaterinis Kapısı

Rodos Old Town

Bir gün önce biz yeni Rodos‘ta dolanırken Old Town tüm muhteşemliğiyle gelip onu bulmamızı bekliyormuş oysa. 12 adanın en büyüğü ve başkenti, şövalyeler adası. Görkemli kapıdan girince eski şehir, Roma, Bizans, Osmanlı mimarisinin tüm örnekleriyle karşımızda.

Arkada yelkenlimiz
Arkada yelkenlimiz

St. John şövalyelerinin Kudüs düştükten sonra adayı satın almalarıyla başlıyor hikaye. Yedi ayrı milletten Şövalye bir Büyük Üstad seçiyor. Onun sarayı en tepede. 7 ayrı milletin şövalyeleri olduğu için günümüzde her ülke kendi kısmını yenilemiş. Bu kadar yeni tarihi esere alışık değilim. Garipsiyorum.

Old Town sokakları
Old Town sokakları

Peter’ın tavsiye ettiği sokağı buluyoruz. Bu sokakta sağlı sollu her yer taverna. Canlı müzik olan bir yere arkadaşlarım oturuyor. Ben kendimi sokaklara atıyorum. O dükkan, bu dükkan, daracık sokaklar derken saat kulesine kadar ulaşıyorum. Çok kalabalık.

Old Town saat kulesi
Old Town saat kulesi

Arkadaşları alıp bir gece klübünde alıyoruz soluğu. Macao Lounge Bar çok eğlenceli bir yer. Rodos Oldtown’da eğlence sabahlara kadar sürüyor. İsteyene taverna isteyene klüp.

Macao Lounge Bar
Macao Lounge Bar

Rodos’ta araç kiralama

Ertesi gün erken kalkıyoruz ve grup olarak ikiye ayrılıyoruz. Biz motor kiralayıp hızlı gezmeyi planlıyoruz. Diğer grup keyifçi, arabalı gezecek. Gemiyle gelenler gümrükten çıktıktan sonra sağa dönüp, Ekaterinis Kapısı‘nın ikiz kulelerini geçip bir sonraki mütevazi kapıya ulaşırlarsa Firdevs’in motorlarını görebilir. Biz kiraladığımızda pazar günüydü ve eşi İzzet vardı.

Rodos, Firdevs
Rodos, Firdevs

Bizim Türk olduğumuzu anladığı anda 35 euro dediği motoru 25 euroya verdi. İkinci gün 20 euro. Ne bir ödeme ne bir şey, bir dakika sonra beğendiğimiz motor bizimdi. Kasklar pırıl pırıldı. Saat konusunda esnekti. İzzet biraz ötede araba kiralıyormuş normalde. Küçük arabalar 40 euro civarında.

Lindos yolu
Lindos yolu

Lindos

İlk hedef Lindos. Bir saat gibi bir sürede tam öğle sıcağında Lindos‘tayız. Minnacık meydanına araç parketmek yasak. Daracık sokakları, hediyelik eşyaları, mavi beyaz elbiseleri, dolana dolana Acropolis’e nasıl tırmandığımızı anlamıyoruz.

Lindos Athena Tapınağı
Lindos Athena Tapınağı

6 euroya eşekle yukarı çıkabilirsiniz. Eşeklerin yaralı bereli olması bizi çok üzdü, biz yürümeyi tercih ettik. Dükkanların arasından çıkılan yol iyi de güneşte çıkılan bölüm iflahımızı kesiyor. Siz öğlen sıcağına denk getirmeyin.

Lindos'ta ki eşekler
Lindos’ta ki eşekler

Giriş 12 euro. Bence pahalı ama buraya kadar geldik, giricez. Turnikelerden sonra 77 basamak daha var, sonra kapıdan girince tepeye yine tırmanıyorsunuz. En tepedeki Athena Tapınağı, dokunmak yasak.

Lindos Athena Tapınağı
Lindos Athena Tapınağı

Antik dünyanın en kutsal yerleri arasında yer alan tapınağı Büyük İskender, Troyalı Helen ve Herakles’in ziyaret ettiği söyleniyor. Manzara müthiş. Tırmanma harici 30 dakika yeterli.

Lindos'a tırmanırken
Lindos’a tırmanırken

Lindos’ta Deniz Zamanı

Tam öğle güneşinde sıcaktan öldük ve tepeden gözüken koya gidiyoruz. Kumluk bir plaj. Hemen bir şezlong bulmamız ve kendimizi suya atmamız bir dakika sürüyor. Aklımız bıraktığımız çantalarda kalsa da kayalara yüzmeye, dalmaya, çıkmaya doyamıyoruz. Merak etmeyin çantalara bir şey olmadı. 

Lindos Athena tapınağından gözüken göl gibi deniz
Lindos Athena tapınağından gözüken göl gibi deniz

Burada şezlonga ücret ödemedik. Burası yelkenlilerin demirlemesi için çok uygun. Demirdeki yelkenlilerde yaşayan insanlar öyle keyifteydiler ki kıskanmamak imkansız. Rodos’a doğru kıyı kıyı döneceğiz. Tsampika Beach tabelasından girip bir taverna buluyoruz. Kumluk bir plajı var. Plajda keçiler var. Yemek yiyip bir dalıp çıkıyoruz. Bize sıradan geliyor.

Lindos tepeden göl gibi gözüken deniz
Lindos tepeden göl gibi gözüken deniz

Anthony Quinn’s Bay Koyu

Ladiko tabelasından girince meşhur Anthony Quinn plajına ulaşıyoruz. Ünlü aktör Navaro’nun Topları filmini burada çekmiş ve burası onunla anılır olmuş. Anthony Quinn’s Bay çok kalabalık, tur tekneleri, cruise gemisine benzer kocaman gemiler gelmiş ve çok rüzgar alıyor.

Anthony Quıinn's Bay
Anthony Quinn’s Bay

Burada dalış ta yapılıyor. 85 euro bir dalış, ikinci dalışlar 35 euro ama saat 4te dalış bitmiş. Zaten çok pahalı ve Kızıldeniz’den sonra Ege denizinde maske şinorkelle gördüğünüzden farklı birşey görmediğinizden dalmaya da gerek görmüyorum. 

 

Anthony Quinns's Bay
Anthony Quinns’s Bay

Wellcome To Paradise Beach

Koyun kayalık olması bize dalmış hissi veriyor. Hemen yanındaki Welcome to Paradise yazan beach benim favorim oluyor. Yarım saat kalırız dediğimiz yerde 2 saat kalmışız farkında değiliz. Şezlong 5 euro. Saat 6dan sonra görevli yok.

Anthony Quinns's Bay
Anthony Quinns’s Bay

Yakındaki kayalıklara da serilebilirsiniz. Duşları kullanabilirsiniz. Bizim gittiğimiz ada kıyılarında bir tane bile deniz kestanesi yoktu ancak kayalara çıkmayı seviyorsanız bir deniz ayakkabısı götürün.

Haven Plajına Hoş Geldiniz
Wellcome to Paradise plajı

Hızlıca batı kıyısındaki Kremasti köyüne doğru yol alıyoruz. Batı kıyısı Türkiye’nin karşısında ve şebekeler çok iyi çekiyor. Kremasti’ye bir köy demek haksızlık olur. Büyük bir yer ve ben çok enteresan bulmadım. Rodos’a Old town’un taşlarla süslenmiş sokaklarına geri dönüyoruz.

Old Town sokakları
Old Town sokakları

Rodos Kelebekler Vadisi

Petaloudes Butterflies Rodos’a 45 dakika uzaklıkta, yaklaştıkça çok sert virajlı yollardan geçiyorsunuz. Giriş 5 euro. Giderken acaba kelebek görebilecek miyiz diye düşünürken binlerce kelebek görmek de varmış kaderde.

 

Rodos Kelebekler Vadisi
Rodos Kelebekler Vadisi

Arkadaşıma “fotoğrafını çek” dediğim de “ne çekicem, güve kelebeği gibi, evde de var bunlardan” demesiyle yüzlerce aynı kelebeği görmemiz, o güve kelebeği dediği kelebeğin uçması ve turuncuya dönüşmesi saniyelik olaylar. Hala gülüyorum.

Rodos Kelebekler Vadisi ağacın üstü kelebekle kaplı
Rodos Kelebekler Vadisi ağacın üstü kelebekle kaplı

Kelebeklerin olduğu yer yemyeşil, minik şelalerden, göletlerden oluşan bir yer. Her yer kelebek, insan ve cırcır böceği sesi. O ses o kadar yüksek ki unutmak mümkün olmayacak.

Rodos Kelebekler Vadisi
Rodos Kelebekler Vadisi

Seven Spring

Çokça adını duyduğumuz Seven Spring‘e doğru ilerliyoruz. Kelebekler adanın batısında, biz doğusuna geçiyoruz yine. Seven Spring insan eliyle yapılmış daracık bir tünel, zifiri karanlık, ayağınızın altında serin sulara bata çıka ilerliyorsunuz. Yürüyerek beş dakika.

Yedi bahar
Seven Spring

Klostorofobisi olanlara göre bir yer değil. Yine yapay bir şelaleye ulaşıyorsunuz. Yine yüksek volüm cırcır böceği sesi. Giriş ücretli değil. Özellikle gitmeye gerek yok bence. Bizim ülkemizde çok daha güzelleri var. Rodos’ta diye bayılmışım gibi yapamıycam ama fotoğraflar çok güzel çıkıyor. Kabul etmek lazım.

Yedi bahar
Seven Spring

Panorama Taverna

Ladiko’dan çıkıp Lindos’a doğru giderken yol üstünde gördüğümüz bir taverna çok hoşumuza gidiyor ve akşam yemeğimizi burada yemeğe karar veriyoruz.

Panorama Taverna
Panorama Taverna

Harika müzikler çalıyor, yemekler çok lezzetli. Eğer yolunuz düşerse harika anbiansı, manzarasıyla Panaroma tavernaya uğramayı unutmayın.

Büyük Üstadlar Sarayı

Benim kale dediğim ama aslında Büyük Üstadlar Sarayı olan yapıya gidiyoruz. Girişi 6 euro ama 10 euro verirseniz bu sarayı, arkeoloji müzesini ve hastanenin olduğu yerleride gezebilirsiniz. Bu paket Üstadlar sarayından alınıyor. Oradan almazsanız diğer yerlerden satın alamıyorsunuz.

Büyük Üstadlar Sarayı
Büyük Üstadlar Sarayı

Sarayın avlusunda heykeller tüm heybetiyle karşınızda. Alt kattaki müzede fotoğraf çekmek yasak. Sarayda asıl olay üst katta. Yüksek merdivenleri çıkarken insan kendini eski döneme ışınlanmış gibi hissediyor.

Büyük Üstadlar Sarayı
Büyük Üstadlar Sarayı

Üstadın odası, salonlar, dev şömineler, yüksek tavanlar, yerlerdeki mozaikler, mobilyalar, heykeller… Sanki herkes gittikten sonra gerçek sahipleri çıkıp, şömineyi yakıp, masanın başında şarabını içecekmiş gibi geliyor. Terliklerimi çıkarıp sarayı çıplak ayakla geziyorum.

Şövalyeler Yolu
Şövalyeler Yolu

Şövalyeler Yolu

Saraydan çıkıp şövalyelerin yolundan yürüyoruz ama o kadar çok insan var ki. Adaya uçakların yanı sıra cruise gemileri geliyor. Bir de günlük gelen gemiler var. Dolayısıyla ada bir insan seli resmen.

Büyük Üstadlar Sarayı
Büyük Üstadlar Sarayı

Akşam adanın kuzey batısına dönüyoruz. Kumsalda dev dalgalar var. Yaşları çok küçük olan ergen grupları ayakta duramıyor. Kendini sulara atan, ayılan, bayılan. Daracık bir sokaktan çıkıyorlar. Nereden geliyor bu gençlik diye girdiğimizde tamamı ergenlerden oluşan gençliğin sokaklara taştığını, biz Old Town’da tavernada sirtaki tıngırdatırken gençliğin çılgın partilerde eğlendiklerini görüyoruz.

Büyük Üstadlar Sarayı
Büyük Üstadlar Sarayı

Rodos‘ta yanınıza almanız gereken en önemli şey rahat bir ayakkabı bence. Ada da o kadar çok taş var ki tüm sokakları bu taşlarla bezemişler. Sokaklar için ayrı bir fotoğraf turuna çıkmak gerekir. Ayrıca tüm beyaz elbiselerinizi alın gelin.

Old Town sokakları
Old Town sokakları

Ada genel olarak çok pahalı. Kos’tan 5 euroya aldığım taçlar burada 10 eurodan başlıyor.Helen elbiseleri 35 euro civarı ve transparan. Transparan olmayanları Lindos’ta gördüm ama bir elbise 50 eurodan başlıyordu. Adada bir mağazada sohbet ettiğimiz satıcı bu durumdan çok şikayetçi. “Turistler yüzünden bir ekmek bile 1 euro, sizin gittiğiniz tavernalara bir kere bile gitmedim daha” diyor.

 

Rodos sokakları
Rodos sokakları

Rodos’ta Toplu Taşımayla Gezilebilir mi?

Burada illa araç kiralamak zorunda değilsiniz. Turistlerin neredeyse hepsi Yeni Rodos’tan kalkan otobüsleri kullanıyor. Lindos için mantıklı ama Anthony Quinn’s Bay için ana yola kadar yürümeniz gerekecek. Bayağı uzun bir yol. Mandraki limanından kalkan gezi tekneleriyle koyları gezebilirsiniz.

Lindos Athena Tapınağı
Lindos Athena Tapınağı

Kişi başı 40 euro civarı. En ünlü plaj Faliraki plajını hiç bir adalı tavsiye etmedi. Gelip geçerken onlarca eğlence yeri ve kalabalığıyla kaçtığımız bir yer oldu. Kum plajları sevmediğimden de olabilir. Bir çıplaklar kampı varmış burada.

Rhode Adası
Rodos Adası

İlk gün Rodos’taki Acropolis’i Figen’e sorduğumda “napacaksın orada git kaleyi gez” demişti. Haklıymış. Birkaç sütun var onlarda restorasyonda. Agorayı motordan inmeden gezdik.

Yelkenliyle Rodos yolu
Yelkenliyle Rodos yolu

Bir yere yeni gittiğinizde hiç bir yeri bilmezsiniz ve bir şey ifade etmez sokaklar ama birkaç gün sonra hangi sokak nereye çıkıyor bilirsiniz. Oralı oluverirsiniz. Biz de bir kaç günlüğüne Rodos’lu oluverdik. Hatta bir ara dönmekten ümidi kesip arkadaşlar bile edindik. Biz Rodos’u çok sevdik.

Rodos Limanı
Rodos Limanı

Aklımda kalanlar: Old Town’un taş sokakları, Üstadlar sarayı, Lindos sokakları ve koyları, Anthony Quinn’s Bay koyu, binlerce kelebek, cırcır böceklerinin sesi

Aklımda kalan lezzetler: Panaroma tavernanın deniz mahsulleri, Old townda ki dondurma ama kulahı bile 1 euro. 4 top dondurmaya 9 euro verdik.