• Taşyaran Vadisi
  • Uşak
  • Uşak Ulubey Kanyonu
  • Uşak Ulubey Kanyonu
  • Clandıras Köprüsü
  • Clandıras Köprüsü
  • Clandıras Köprüsü
  • Kuladokya
  • Kuladokya
  • Taşyaran Vadisi
  • Taşyaran Vadisi
  • Taşyaran Vadisi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Uşak köklü kültürü, doğal güzellikleri, sıcakkanlı insanlarıyla görülmeye değer birçok güzelliğe ev sahipliği yapıyor ve insanı kendine çekiyor. Özellikle Uşak’ta Amerika’daki Grand Kanyon’dan sonra dünyanın ikinci en büyük kanyonu Ulubey Kanyon’u bulunuyor, hatta Türkiye’nin ilk hidroelektrik santrali de burada… Hayatımın belki de en mutlu zamanlarında İzmir’de arkadaşlarımın yanındayken aldığım bir telefonla kendimi otogarda buluverdim ve Uşak için yollara düşüverdim.

Bir Küçük Uşak Hikayesi

Daha bir ay önce Mısır’da dalarken tanıştığım Uşak’taki arkadaşlarımı görmeye gidiyorum. Akşam saati vardığım Uşak otogarından arkadaşım beni almaya geliyor. Şeker fabrikasının lojmalarında kalıcam. Girişteki güvenliğin hemen ardında ki tepe pancar aslında. Mükellef bir sofrayla karşılanıyorum. Meşhur Uşak tarhanasıyla ilk tanışmam. Mısır’da yarım kalan muhabbetlere Uşak’ta devam ediyoruz. Arkadaşlarımı görmeye gelmiştim ama bana Uşak’ı anlatmaya başlayınca gezme görme dokunma isteğim hemen devreye giriyor. Aracım yok, hafta içi, arkadaşlarım çalışıyor ve toplu taşımayla her yere gidilemiyor. Erol Hocam bana bir arkadaşını ayarlayabileceğinden bahsedince çok mutlu oluyorum. Şeker fabrikasının iki katlı evinin ahşap merdivenlerinden çıkarken öyle mutluyum ki. Sabah gözümü bir açıyorum, kar yağmış. Her yer bembeyaz. Sıkı sıkı giyinip kendimi bahçeye atıyorum.

 

Uşak
Uşak

Ulubey Kanyonu

İki katlı lojman evleri bahçeye serpiştirilmiş oyuncak evler gibi. Abdullah beyi beklerken pancar tepelerinin ve bahçenin fotoğraflarını çekiyorum bol bol. Abdullah bey Uşak milletvekilinin danışmanı. İlk önce “Ulubey Kanyonu’na gidelim” diyor. Daha önce adını duyan var mı? Bu kanyon Amerika’da ki Grand Kanyon‘dan sonra dünyanın ikinci en büyük kanyonu. 

Uşak Ulubey Kanyonu
Uşak Ulubey Kanyonu

Ulubey çayı ve Banaz çayı boyunca devam eden bir büyük kanyon ve bu kanyona bağlı daha küçük pek çok kanyondan oluşuyormuş. 45 kilometre uzunluğu ve 170 metreye varan derinliğiyle dünyanın 2’ci en büyük kanyonu. 2015 de Turizme açılmış ama Dokuzsele deresine akan fabrika atıklarından ve kirlilikten tam manasıyla değerlendirilemiyor. Düşünebiliyor musunuz? Amerika’da ki Grand kanyonu herkes biliyor, burayı kimse bilmiyor. Onu parlatacağımıza bir de kimyasal atıklarla kirletip içine girilmez hale getiriyoruz.

Uşak Ulubey Kanyonu
Uşak Ulubey Kanyonu

Uşak Dörtyol’dan gün boyu kalkan dolmuşlarla gidilebiliyor. Biz kendi aracımızla 15 dakika sonra kanyondayız. Giriş 3 lira. Cam bir terasın üstünde altınız boşlukta yürüyorsunuz. Hava buz gibi ve rüzgarlı ama bence hiç de önemli değil. Nasıl fotoğraf ve video çekeceğimi şaşırıyorum.Rüzgardan da uçuyorum. Manzara inanılmaz. Cam terasın orada bir kafe var. Kanyona karşı çayınızı içebilir, bu doğa harikasını belleğinize kazıyabilirsiniz.

Clandıras Köprüsü

Sırada Clandıras Köprüsü var. Bu ismi aklımda bir türlü tutamayıp devamlı “adı neydi?” deyip duruyorum.  Karahallı ilçesinden geçiyorsunuz ve 45 dakikada ulaşıyorsunuz. Normalde burası bir mesire alanıymış ve çok kalabalık olurmuş. Ben bu terkedilmiş halinden memnunum. Bizden başka kimse yok.

Clandıras Köprüsü
Clandıras Köprüsü

Burada Türkiye’nin ilk hidro elektrik santrali var ve hala çalışıyor. Santralden atılan sular bir kanalla köprünün arkasından Banaz çayına şelale gibi dökülüyor. Köprü Frigyalılar zamanında yapılmış ve ne amaçla yapıldığı bilinmiyor diye açıklamaları okuyorum. Köprüler karşıya geçmek içindir diye düşünüyorum.

Clandıras Köprüsü
Clandıras Köprüsü

Son yıllarda kilit taşındaki oynama betonla onarılıp orjinalliği bozulsa da hala dimdik ayakta ve çok güzel. Daha önce trekingci arkadaşlarım Ulubey kanyonunun  içinden Clandıras köprüsünün olduğu yere yürüdüler ama bulunduğum mevsim buna çok uygun değil.  İlk bahar veya sonbaharda burayı mutlaka yürümeliyim. Hava buz gibi ve akşam olmaya başladı.

Clandıras Köprüsü
Clandıras Köprüsü

Kuladokya

Arkadaşlarımla buluşuyorum. Beni Uşak’ın meşhur konaklarından birinde yemeğe götürüyorlar. Konağım Restoran‘ın yemekleri ve ambiansı muhteşem. Ertesi gün yolcuyum. Arkadaşlarım beni uğurlamak için otogardalar ama daha görmem gereken yerler olduğunu düşünüyorlar. Neden biletimi bu kadar erkene aldığımı sorgulayıp bana fotoğraflar gösterip “akşama git” diyorlar. Yoldan çıkmaya her daim hazır olan ben otobüs kalkmadan beş dakika önce biletimi geceye alıyorum. Abdullah bey olmasa yapamazdık tabi. Bu sefer dört kişi güle oynaya yollardayız. İki gün önce Kapadokya‘yı özledim demiştim ve karşımda Kuladokya’yı görüp başımı göğe çeviriyorum. Beni duyan birileri var ve Kapadokya olmazsa benzeriyle beni mutlu ediyor. Kuladokya Manisa yolunda. Eğer Ankara’dan İzmir’e kara yoluyla gitmişseniz zaten yanından geçmişsiniz. Toplu taşımayla buraya gitmek zor. Özel aracınız olmalı.

Kuladokya
Kuladokya

Buradaki peri bacalarındaki oluşumlar hala devam ediyor. Yüzyıllar içerisinde burası da bir Kapadokya olacak. Aynı oluşumları geçen sene trenle Kars’a giderken Erzurum’da görmüştüm. Memleketi periler sarmış haberimiz yok.  Burası Türkiye’nin tek, dünyanın 58. jeoparkı. Bir kaç yıl önce de Unesco tarafından onaylanmış. Kapadokya’da ki başka bir gezegende olma hissi  burada da oluyor. Film platosu gibi. Volkanik bir bölge olduğu ve siyah taşlarından dolayı yanık ülke deniyor. 720 metrelik bu yanardağın tepesinde bir krater ve antik kalıntılar varmış. Şimdiden buraya çıkmak için birilerini organize etmeye başladım bile.

Kuladokya
Kuladokya

Taşyaran Vadisi

Asıl benim merak ettiğim, fotoğraflarına aşık olduğum Taşyaran vadisi. Bir doğa harikası olan yere tabelalara göre gidebiliyosunuz. Biz ilk düzlüğüne arabayı parkedip yürümeyi tercih ettik. Yürüdükçe geçtiğimiz manzaralar anlatmakla olacak gibi değil. Tepelerden aşağıya baktıkça kanyonun içini görebiliyorsunuz. İki dağın arasının kaç metre oyuk olduğunu tahmin edemem ama en az 25 katlı bir bina kadar bence.

Taşyaran Vadisi
Taşyaran Vadisi

Bölgeyi bilen birisi olmadan gitmek tehlikeli olabilir. Biz mevsim itibariyle kanyonun içinden geçmedik. Kenarından yürüdük. En sonunda ulaştığımız yerde ki manzarayı, kayaların oluşumunu, suyun gücünü unutmam mümkün değil. Başka bir dünya, başka bir gezegen. Belki başlı başına bir yazı konusu.

Taşyaran Vadisi
Taşyaran Vadisi

Tam kara kışta bu su buz tutuyormuş, cam gibi oluyormuş ve üstüne çıkıp alttan akan suyu izleyebiliyormuşsunuz. Uşak’a hangi mevsim kaç kere gelmem konusunda kafam hayli karışık. Bu duruma göre her mevsim gelmeliyim. Ulubey kanyonu için geç Taşyaran vadisi için erken gelmişim bu durumda ama bu halini göremezdim o zaman.

Taşyaran Vadisi
Taşyaran Vadisi

Aslında bizim kadar yürümeden de araçla daha yakınlarına kadar gelinebiliyor. Yürüyün, pişman olmazsınız. Aşağı girişine piknik masaları konmuş. Umarım diğer keşfedilen yerler gibi mahvolmasına izin verilmez. Sportif amaçlarla kullanılır, mangal dumanına boğulmaz. Eğer başına öyle bir şey gelirse kendimi sorumlu hissederim. Sadece bir arkadaş ziyaretiyle başlayan ama benim için yeni keşiflerle sonuçlanan, yükseklik korkumun üstüne üstüne gidip yok saydığım, süprizlerle dolu bir küçük Uşak hikayesi çıktı ortaya. Yanımda Uşak tarhanam ve anılarımla tekrar görüşmek üzere Uşak

Taşyaran Vadisi
Taşyaran Vadisi
  • Akşehir, Konya
  • Nasrettin Hocanın Kabri
  • Nasrettin Hoca-Dünyanın ortası
  • Nasrettin Hoca-Gülmece parkı
  • Nasrettin Hoca-Gülmece parkı
  • Akşehir Sokakları
  • Akşehir Sokakları

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Tarihin tozlu raflarındaki Frigyalılar ve Lidyalıların hüküm sürdüğü topraklar Akşehir. Tarihteki ‘Krallar yolu’ Akşehir’den geçermiş. Kent Roma döneminde Philomelium (Bal Sevenler) adını almış. Bizim içinse Akşehir Nasrettin Hoca demek. Konya’da Mevlana’nın izini sürenler oradan mutlaka Nasrettin Hocayı ziyarete giderler. Biz de öyle yaptık. Haydi Nasrettin Hocanın izinde Akşehir’i gezelim. Fıkralarıyla büyüdüğümüz Nasrettin Hoca’ya evinde misafir olalım.

Nasrettin Hoca’nın Türbesi

Vuslat gecesi sayılan Şeb-i Arus şenliklerinin olduğu zamanlar Konya’da kalacak yer bulmak imkansız gibi bir şey. Biz de Akşehir’de konaklıyoruz. Sabahın erken saatlerinde henüz kimse gelmemiş. Boş sokaklarında küçük meydanında Hocanın eşeğine ters bindiği heykel bizi karşılıyor. Orayı fotoğrafladıktan sonra Nasrettin Hoca’nın kabrine doğru ilerliyoruz. Bir mezarlığın tam ortasında uzunca bir yoldan gidiliyor. Nasrettin Hoca Eskişehir’de doğup, hayatı boyunca gezmiş ve gezdiği yerlerde uzun zaman kaldığı için pek çok yer Hocayı sahiplenmiş.

 

Nasrettin Hocanın Kabri
Nasrettin Hocanın Türbesi

Ancak en son kaldığı, vefat ettiği yer olduğu ve buraya defnedildiği için Akşehir’li sayılmış. Burada hocalıktan kadılığa pek çok görev yapmış. Mezarının hemen yanında “dünyanın ortası burası” yazılı bir amblem var.Bir fıkrasından yola çıkılarak yapılan bir amblem bu. Hocaya bir gün sormuşlar. “Dünyanın ortası neresidir” diye. Hoca da ayağını koyup “işte tam da burasıdır” demiş. Gerçekten de dünyanın şekli düşünüldüğünde, ölçülse ayağınızı nereye koyarsanız koyun dünyanın ortası tam da orasıdır. Geçen sene Ekvator çizgisinde dünyanın tam ortasındayım diye zıplarken aslında o kadar uzağa gitmeme gerek yokmuş diye düşünüyorum.

Nasrettin Hoca-Dünyanın ortası
Nasrettin Hoca-Dünyanın ortası

Nasrettin Hoca Gülmece Parkı

Kabrinin karşısında Hocanın fıkralarından yola çıkılarak yapılan heykeller var. İnsan çocuk gibi fıkradan fıkraya koşup fotoğraf çektiriyor. Kah Hoca’nın koluna giriyor, kah kazana girmeye çalışıyor. Hocayı kazanlar doğururken, göle maya çalarken, parayı veren düdüğü çalar fıkrasını canlandırırken yada bindiği dalı keserken izleyebiliyor.

Nasrettin Hoca-Gülmece parkı
Nasrettin Hoca-Gülmece parkı

Çocukluğumuzun fıkra kitaplarının baş kahramanının bir zamanlar dolaştığı sokaklarda dolaşıp aynı havayı solumak çok güzel. Bir de Akşehir Nasreddin Hoca Arkeoloji Ve Etnografya Müzesi (Rüştü Bey Konağı) var. İçeri de hocanın günlük hayatına dair canlandırmalar mevcut.

Nasrettin Hoca-Gülmece parkı
Nasrettin Hoca-Gülmece parkı

Küçük bir ilçe olan Akşehir’de her şey tabelalarla yönlendirilmiş. Kaybolmanız pek mümkün değil. Akşehir sokakları ve eski evleri fotoğrafçılar için oldukça ilgi çekici.

Akşehir Sokakları

Her birimiz ayrı ayrı sokaklara dağılıp bolca fotoğraf çekiyoruz. Fıkradan fıkraya koşup içimizdeki yaramaz çocuğu salıveriyoruz. Dünyanın ortasında olmanın, tarihi evlerin arasında olmanın tadını çıkartıyoruz. Bir kaç saatin yeterli olduğu bu küçük yer size eğlenceli birkaç saat vaad ediyor.

Akşehir Sokakları

  • Sardala Koyu
  • Sardala Koyu
  • Sardala Koyu
  • Malkaya
  • İpsiz Recep'in Limanı
  • İpsiz Recep'in Limanı Yolu
  • İpsiz Recep'in Limanı Yolu
  • İpsiz Recep'in Limanı Yolu
  • Kumallı Yolu
  • Sardala Koyu
  • Sardala Koyu kamp
  • Sardala Koyu kamp
  • Sardala Koyu günbatımı
  • Sardala Koyu günbatımı
  • Sardala Koyu kamp
  • İpsiz Recep'in Koyu yolu
  • Sardala koyu, İpsiz Recep'in Yeri

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Sardala Koyu’na Ulaşım

Çok uzun zamandır aklımda olan küllenmiş bir aşktı Sardala koyu. 8 sene kadar önce okuduğum bir internet yazısından yola çıkarak, bir yerlerde fotoğrafını görmemle yeniden hatırladığım Sardala Koyu yollarındayım. Bence tam da kamp zamanı. Ağva Kandıra tabelalarını takip edip Bağırganlı köyünden sonra toprak yoldan 8km gidince, ikinci toprak yolda, aralarda derelerde bu gizli cennet Sardala Koyu.

Pınarlı’ya da yakın. İki buçuk saat gibi bir süre yemyeşil, ağaçlarla kaplı bir yoldan Bağırganlı’ya ulaşılıyor. Navigasyonla buraya kadar gidebiliyosunuz. Buradan sonrasında tarif ettiğim yolu bulamazsanız gördüğünüz kişilere sorarsanız bulabilirsiniz. Biz de sorarak bulduk zaten.

Sardala Koyu
Sardala Koyu

Saradala Koyu Nasıl Bir Yer?

Burada bir tesis olmadığından her şeyinizi alıp gitmeniz gerekiyor. Ağva yolundan gidecekler yol üstündeki büyük marketlerden alışveriş yapabilir. Biz köyden alıyoruz. Fırınından sıcacık ekmekler almak çok hoşuma gidiyor. Müthiş manzaraya her yere atılmış çöp görüntüleri karışıyor.

Sardala Koyu
Sardala Koyu

Hava çok güzel. Plajda kamp yapanlar var. Yağmurlu bir havada o toprak yoldan inmek ya da burada yağmura yakalanılırsa çıkmak biraz sıkıntılı olabilir. Sağdan ağaçların içinden bir patika yoldan yürüyerek plaja iniyoruz. Kayaların yapısı benim en sevdiğim türden. Deniz ılık, hava üşütmüyor.

Sardala Koyu
Sardala Koyu

Sonra Malkaya‘yı görüyorum. Bizim Sardala dediğimiz koya bölge halkı Malkaya diyor. Kaptanlar Sardala’nın Ağva’ya doğru başka bir koy olduğunu söylüyorlar ama şuan kime sorsak burası neresi diye Sardala olarak burayı tarif eder.

Malkaya
Malkaya

Malkaya; denizin ortasındaki adanın içinde gizli duvarlar, geçmiş zamanlarda bir mahsen olduğu düşünülen yapılar var. 2009 yılında sualtı ve üstünde araştırmalar yapılmıştı ve benim okuduğum da bu araştırmalardı. O zamanlar bu toprak yollar da yoktu ve bu koyu bulabilmek çok zordu.

İpsiz Recep’in Limanı, Nam-ı diğer Havuz

Adaya yüzme ve tırmanma işini yarına bırakıp bizim havuz dediğimiz ama bölge halkının İpsiz Recep’in Limanı olarak adlandırdığı gizli cennete doğru, oraya giden insanların yürüyerek oluşturduğu patika yoldan, 20 dakika yürüyerek ulaşıyoruz.

İpsiz Recep'in Koyu yolu
İpsiz Recep’in Koyu yolu

Ormanın içinden yürümek, manzaraların birinden çıkıp birine girmek beni benden alıyor. İpsiz Recep’in Limanını bulmak çok kolay değil.

İpsiz Recep'in Limanı Yolu
İpsiz Recep’in Limanı Yolu

Şuan yıkılmış bir ağaç var aşağıya inen patikanın başında. Aşağı doğru inerken görüyoruz limanı. Bakakalıyorum. Nasıl bir güzellik. Nasıl gizlenmiş, sanki bulunmak istemiyor. İpsiz Recep eski bir korsan ama savaş zamanı Osmanlı‘ya adam toplayıp düşmanlara karşı savaşmış ve gemileri ön tarafa saklayıp kendisi de bu koyda saklanmış.

İpsiz Recep'in Limanı Yolu
İpsiz Recep’in Limanı Yolu

Mağaralar ve gözlem yerleri var resmen. Buradaki tarih çok eski ancak en son İpsiz Recep kullandığı için onun adıyla anılıyor. Birkaç sene öncesine kadar orada kalın bir halat duruyormuş ama onu da almışlar. Hatta girişi sadece denizden gelinen bir kilise olduğu ama zamanla yıkılıp toprak altında kaldığı söyleniyor. Defineciler durmak bilmemiş.

İpsiz Recep'in Limanı Yolu
İpsiz Recep’in Limanı Yolu

Bütün bunları bana Bağırganlı sahilde otopaktan ve çadır alanından sorumlu İlhan anlatıyor. O da kaptanlardan dinlemiş hep. Dışarıdan bakınca denizle bir bağlantısı yok gibi duruyor ama içine girip yüzünce koridor gibi bir boğazdan geçiyorsunuz. Sualtı makinasını yanımıza almadığımızdan fotoğraflayamamak içimde ukte kalıyor.

İpsiz Recep'in Limanı
İpsiz Recep’in Limanı tepeden görünüş

Koya gelenler çöplerini bırakmış her yere. Hatta köpük tabaklarda yemek getirip bunları da suya atmışlar. İlk iş yüzüp onları sudan çıkartıyorum. Yapmasanız olmaz mı? Kim gelip temizleyecek ki orayı?

Sardala koyu, İpsiz Recep'in Yeri
Sardala koyu, İpsiz Recep’in Yeri

Bir deniz ayakkabınız ve maskeniz olsun. Suyun altında mağaralar var meraklısına, girişteki kayalar da oldukça kaygan. Biz oradayken bile pek çok ziyaretçisi oluyor. Yukarı çıkıp geri dönmez devam ederseniz Kumallı diye bir koya çıkıyormuş. Biz biraz yürüyüp öyle alçak ağaçlıklı bir koridordan devam ettik ki en sonunda saat geç olduğu için geri döndük.

Kumallı Yolu
Kumallı Yolu

Sardala Koyu ve Kamp

Çadırımızı kurma zamanı hava kararmadan. Hızlıca geri dönüp hazırlıklarımızı yapıyoruz. Tamamen doğayla başbaşayız. Enteresan bir şekilde, ormanın içinde kalan İpsiz Recep’in koyunda telefon çekerken Sardala koyunda şebeke çok yetersiz, hatta yok.

Sardala Koyu
Sardala Koyu gün batımı

Tam tepede koya hakim bir noktada çadırımızı kuruyoruz. Sandalyelerimizi de unutmuşuz ama olsun. İsteyen Bağırganlı sahilde İlhan’ı bulabilir. Orada otopark günlük 10 TL, şezlong takım 20 TL, çadır başı 10 TL. Yeni düzenlemeden dolayı gölge yerleri çok olmasa da medeniyet isteyenlere beklentisini verebilir. Duş wc ne ararsanız var. Kamp alanında ve köyde alkol satışları var.

Sardala Koyu kamp
Sardala Koyu kamp

Ben doğayla baş başa kamp yapmayı sevenlerdenim ve bu koy bana aradığım her şeyi verirken arkadaşım medeniyet sever olarak bir tesis arayışında. Benim için cennet olan yer onun için pek eğlenceli değil. Bizim insanımız çöpleriyle tarumar etse de hala bakir kalan son yerlerden.

Sardala Koyu kamp
Sardala Koyu kamp

Burada bir tesis yok, elektrik yok, telefon zor çekiyor, internet sıkıntılı. Burada deniz var gelirsen, muhteşem bir gün batımı var seversen, yıldızlar yorganın, dalgalar ninnin, çöpleri de görmezden gelip kaçırmazsan huzurunu huzur da var.

Sardala Koyu günbatımı
Sardala Koyu günbatımı

Ben yıldızlardan yorgan yaptım, dalga seslerinden ninni. Sabah çıkan rüzgarda tam tepede olmamızdan dolayı ne zaman uçacağı mı merak etsem de mis gibi temiz havayı ciğerlerime çekerek kayan yıldızlar altında çok keyifli bir gece geçirdim.

 

Sardala Koyu günbatımı
Sardala Koyu günbatımı

Ertesi sabah Malkaya ‘ya tırmanamadan Sardala masalını yarım bırakıp dönüyoruz. Hoşçakal Sardala, yine geleceğim ve o mahsene gireceğim.

Sardala Koyu kamp
Sardala Koyu kamp

Aklımda kalanlar: Her yerdeki çöpler ve pislik, Muhteşem İpsiz Recep’in Koyu, Malkaya ve doyumsuz manzara
Tavsiyeler: Yanınızda mutlaka kamp malzemeleriniz tam olsun. Bir deniz ayakkabısı da çok işinize yarayacak.

  • Salda Gölü Yolu
  • Salda Gölü
  • Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
  • Salda Gölü Yeşilova Belediyesi'nin Kamp Alanı
  • Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
  • Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
  • Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
  • Yeşilova Belediyesi Kamp alanı
  • Salda Gölü Kamp Alanı
  • Salda Gölü Bungalov
  • Salda Gölü Günbatımı
  • Salda Gölü Günbatımı
  • Salda Gölü Günbatımı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı
  • Salda Gölü Tabiat Parkı

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Mars yolundayım. Salda’ya gidiyorum. Çok merak ediyorum. Türkiye’nin Maldivleri Salda, yeryüzündeki Mars oluşumlarının olduğu iki yerden biri. Diğeri Kanada’da. Salda  Gölü fotoğraflardaki gibi mi? Gerçekten turkuaz suları bembeyaz kumsalları var mı? Heyecanlıyım çok. 

Salda Gölü’ne Nasıl Gidilir?

Salda Gölü Burdur’un ilçesi Yeşilova‘da. Yeşilova’ya 5 km, Burdur’a 56 km, Denizli’ye 96 km, Antalya’ya 159 km mesafede. Biz Akyaka‘dan Salda Gölü’ne gitmek üzere yola çıktık. Hiç zorlanmadan iki buçuk saatte Salda Gölü’ne varabiliyorsunuz. Navigasyonla zaten artık kaybolma riski yok gibi bir şey. Zaten yaklaştıkça Salda gölü tabelaları çıkıyor. 

Salda Gölü Yolu
Salda Gölü Yolu

Geldiğimiz yolda Salda kayak merkezi tabelaları görüyorum. Kayakta yapıldığını yazdım aklıma. Demek ki kayağa da gelinecek ve buranın kış hali de görülecek. Yol beni Salda‘ya kavuşturduğu yerde gölün tamamını görebiliyorum. Ortası lacivert kenarlar turkuaz ve bembeyaz kumsallar. Woww kelimesi döküldü ağzımdan. Ne tarafa gideceğimizi gösteren bir tabela yok. Salda yazıyor ve bir ok gölü gösteriyor. Salda‘ya geldiniz ve sağa döndünüz. Dümdüz yolun solunda Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı tabelası görünceye kadar yolu bırakmayın. Geri dönmeyin. İnternetten bakıp gördüğüm Yeşilova Belediyesinin Kamp Alanı’nı arıyoruz.

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Salda’nın bir krater gölü olduğunu, Türkiye’nin en derin , dünyanın üçüncü en derin gölü olduğunu ve marstaki kaya oluşumdalarından dolayı sit alanı olduğunu okudum geldim. Sit alanı olduğu için her yere çadır kurdurmuyorlar. Sit alanından dolayı çivi çakılamıyor deniliyordu ama gölün kenarında kocaman bir otel gördüm. Yoldan giderken bir oraya bir buraya girip geri dönüp biraz bocaladık. Belediyenin kamp alanının önüne gelinceye kadar bir tabela yok ve çok keskin bir girişi var.

Salda Gölü Kamp Alanı

Sonunda kamp alanını bulduk. Bir heves arabadan iniyorum hemen. Göle bir hayli mesafedeyiz. Ne yapacağımızı düşünürken bir görevli bizi aydınlatıyor. Canımızın istediği yere, gölü görebileceğimiz yere çadırımızı kuramayacağımızı öğreniyoruz. Gölle arasında bayağı bir mesafede en önde sıra sıra bungalovlar var.

 

Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı

İçinde çift kişilik ve tek kişilik yatak ve banyo var. Verandasında masasıyla sandalyesiyle 75 lira verip göle karşı uyuyup uyanabilirsiniz ama biz kamp yapmak istiyoruz. Göle karşı uyuma, gölü seyretme, gözümü açtığımda gölü görme hayallerim suya düşüyor.
Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı

Bungalovlar

Bungalovlarla çadırları ayıran bir tel örgü bulunuyor. Bungalovların arkasında tam bir çadır kent var. Çevre illerden geliyorlarmış. Çadır yeri ücretsiz olunca bildiğiniz ev gibi çadırlar, tüm donanımlarıyla bir mahalle görünümünde. Haftasonları ve tatillerde dolup taşıyormuş. O çadırların hepsinin geldiğini gözümün önüne getirdiğimde hafta içi geldiğime, sezon dışı orada oluşuma şükrediyorum.Salda Gölü Kamp Alanı

Bizim gibi gelenler onlarında arkasında. Bir tane daha kamp alanı varmış ama zaten saat ilerlemiş, göle bir an önce inme isteği hava kararmadan çadırımızı kurma isteğiyle birleşince kaderimize razı olup bari priz yanı olsun diyerek en stratejik konumu seçmeye çalışıyoruz. Birkaç ağaçta üçlü prizler var.
Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
Arabamızı çadırımızın yanına parkedebiliyoruz. Kamp alanındaki wc temiz, her şey ücretsiz, giriş ücreti yok. Haydi göle. Gittiğimizde ki hafif rüzgar bir anda yağmur ve küçük bir fırtınaya dönüşüveriyor. Belediyenin plajında beyaz kumlara ulaşıp göle ayaklarımı sokuyorum. Sahilde bize oyuncu bir sürü köpek eşlik ediyor. Yanımızda ki iran kedimizle dostça oynuyorlar.Yeşilova Belediyesi Kamp alanı

Hava patlayınca aramızdaki kite surf yapan arkadaşımız bir heves malzemelerini alıp geliyor ama hazırlanıncaya kadar hava yatıyor. Salda‘da kite yapma hevesi kursağında kalıyor. Olsaydı efsane olacaktı ama. Hava yatar yatmaz hemen gidip çadırımızı kuruyoruz ve Yeşilova köyüne akşam için alış verişe gidiyoruz. Aslında kamp alanında bir restoran var, fiyatları da çok makul ama biz kamp olayının vazgeçilmezi olan mangal olayında kararlıyız.

Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı
Yeşilova Belediyesi Kamp Alanı

Yeşilova‘ya köy demek biraz haksızlık olur. Bakkalı bile takım elbiseyle karşılıyor bizi. Kadın kasabı muhteşem etler veriyor. Fiyatlar makul. Hiç bir şey almadan geldik ama ne aradıysak bulduk. Köyde yemek için bir sürü alternatif var. Kamp alanımızda motorcu gençler var. Biri ateşi yakıyor, ben yanımda getirdiğim haşlanmış patatesle salata yapıyorum, diğeri salataya yağ buluyor.

Salda Gölü Günbatımı ve Gece

Kamp ortamlarının bu dayanışmasını çok özlemişim. Gün batımı için koşma zamanı. Günü efsane şekilde batırıyoruz. Boş bungalovlardan birinin verandasına oturup uzaklara dalıp dalıp gidiyoruz.

Salda Gölü Bungalov
Salda Gölü Bungalov

Akşam masamız kurulmuş, mangalımız yanmış, karnımız doymuş, hoş sohbetler edilmiş, etrafımızda en az beş köpeğimiz ve meraklı kedimizle uzaktan gelen sonrasında sabaha kadar susmayan bir eğlence mekanının müziğiyle geceyi tamamlıyoruz.

Salda Gölü Günbatımı
Salda Gölü Günbatımı

Burada internet çok sağlıklı olmadığı için telefonlarımızı bir kenara bırakıp özgürlüğümüzün tadını çıkarıyoruz. Dünyadan kopmak hele ki kamp alanındaysak ruhu güzel temizliyor. Siz siz olun masa üstünde bile olsa dışarıda yiyecek bırakmayın. Yüksek volüm müzikten anca uyumayı başarmış ben gecenin üçünde bir gürültüyle fırlıyorum.

Salda Gölü Günbatımı
Salda Gölü Günbatımı

Dışarıda biri var, dışarıda biri var. ” Uyku sersemi kaç kere söyledim bilemiyorum.Dışarıda köpekler var. Kafamı çadırdan uzattığımda masanın üstündeki her şeyi yerde görüyorum , diğer tarafa bakınca iki ayağının üstüne kalkmış kocaman bir köpeğin motorlara saldırdığını görüyorum.

Salda Gölü Günbatımı
Salda Gölü Günbatımı

O kadar gürültüye bir tek benim uyanmam çok tuhaf. Köpeği kovalamasak motoru devirecek. Sonrası uzaktan gelen türkülerle uyuma zamanı. Gece böyle geçince sabah geç kalkıyorum.

Salda Tabiat Parkı’na Nasıl Gidilir?

Çok severim kamp sabahlarını. Yine eldeki kısıtlı imkanlarla herkes bir şeyler hazırlar. İp gibi akan bir suda bir şeyler yıkanır, hazırlanır, kahvaltı edilir ama beş yıldızlı bir mekan olsa şuradaki tadı vermez. Çadırımızı toplayıp Salda‘yı gezme ve tadını çıkarma zamanı. Toparlanıp geldiğimiz yöne geri dönüyoruz ve Salda Gölü Tabiat Parkı tabelası görüyoruz. Gelirken görmedik böyle bir tabela. Neden?

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Çünkü tabela sadece bu yönde gidenler için, diğer yönden gelenler Venüs Restoran tabelasından girecekler ve yol ikiye ayrıldığında sola dönecekler. Tabiat Parkı halkın değimiyle Orman Kampı, araç giriş 7,5 lira. Yaya 2 lira, motorsiklet 5 lira. Yeni yapılmış sanırım, her yer pırıl pırıl. Çam ağaçlarının yeşilliği bembeyaz kumlarla birleşip turkuaz sulara kavuşuyor. Gölün turkuaz rengi masmavi gökyüzünün bulutlarına karışıyor. Müthiş bir bulut şöleni var. Benim gibi bulut fotoğrafı çekmeyi sevenler bayılacaklar.Denizden 1193 metre yukarıdayız. Bu güzel bulutların sebebi bu olabilir mi?

Salda Gölü
Salda Gölü Tabiat Parkı

Bir gün önce kimsenin birbirine itiraf etmediği, neşe kaçırmamak için sustuğu, belediye plajının yarattığı hayal kırıklığı burada mutluluğa dönüşüyor. Burası o fotoğraflarda gördüğümüz yer. Keşke burada kamp yapmamıza izin verselerdi, keşke ücretli olsaydı biz razıydık sohbetleri dönüyor. Burada kamp yasak.

Salda Gölü’n de Yüzülür mü?

Uzun ve geniş bir plaj. Kum dediysem öyle normal kum hayal etmeyin. Sert minik kaya parçası gibi. Her yerde göle girmek yasak yazıyor ama soyunma kabinleri ve duşlar var. Göle dubalar çekilmiş. Biz gittiğimizde kimsecikler yoktu. Bembeyaz kumsalda bir başınaydık. Bize özel böylesi bir plaj. Masal gibi, hayal gibi.

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Salda‘ya gelipte yüzmeyeceğim düşünülemez. Göl krater gölü olduğu için bir adım sonrası aniden çok derinleştiği ve insanların boğulduğu söyleniyor. Aman siz dikkatli olun. Tabiat Parkı‘nın dubalarla çizilmiş yeri bana güvenli geldi. Doğal olarak gölün dibine bata bata ilerliyosunuz. Su berrak ve biraz soğuktu.

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Salda Türkiye’nin en temiz suyu. Bir Zanzibar değil ama. Bunu söylemek zorundayım. Daha önce orayı görmemiş olsaydım burasının beni çok etkileyeceği tartışılmaz ama çıtam fazla yüksek sanırım. 184 metre derinliğiyle ölçülebilen Türkiye’nin en derin gölü. Turkuaz sulardan birden laciverte dönüşmesinin sebebi bu.

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Güneş çıkınca göl sihirli bir değnek değmişçesine turkuaz rengine bürünüyor. Sodalı ve magnezyumlu suyu bu kumların rengini veriyor. Hatta bir zaman burada kalan her şey beyaza dönüşüyormuş. Dönüş yolunda “ayaklarımıza noldu?” sorusunun cevabı da buymuş. Saça ve cilde iyi geldiği de doğruymuş. Dönerken hepimiz pamuk gibiydik ama saçlarım renk değiştirdi.

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Kumların beyazlığından göz açmak imkansız gibi. Bu beyazlıktan fazlaca yandık. Hassas olanlar güneş kremlerini unutmasın. Gölde üç adet endemik balık türü var. Burası soyu tükenen dik kuyruk ördeklerinin kışı geçirdikleri yer. Gölde su yılanı olduğu ama zararsız olduğunu duyduk. Orman kampında karşılaştığımız sincapla mutlu olduk.

Salda Gölü Tabiat Parkı
Salda Gölü Tabiat Parkı

Salda’dan aklımda kalanlar: Bembeyaz kumlarda yuvarlandım, turkuaz sularda yüzdüm, maskeyle suyun dibindeki otları seyrettim, bulutlara doydum, ıssız bir plajda güneşlendim, bir sürü köpekle arkadaş oldum, bir iran kedisinin Salda kumlarında oynayışına şahit oldum. Eski günlerdeki gibi kamp yaptım.

  • Oylat Mağarası
  • Oylat Mağarası Yolu
  • Oylat Mağarası 1ci galeri
  • Oylat Mağarası 1ci galeri
  • Oylat Mağarası 2ci galeri
  • Oylat Mağarası içeriden dışarıya bakış
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi
  • Oylat Şelalesi, Boytrek yürüyüş grubu
  • Oylat Mağarası
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi yolu
  • Oylat Şelalesi
  • Oylat Mağarası
  • Oylat Şelalesi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

İstanbul’dan birkaç saat uzaklıkta Bursa bu konuda bize kucak açıyor. Doğa yürüyüşü ve sıcacık şifalı sular. İnegöl’de ki Oylat mağarası, Oylat şelalesi ve Oylat kaplıcaları harika bir deneyim bizim için
Hazır yarı yıl tatili de gelmişken, bir kaç günlük bir kaçamakla, ruhunun ve bedeninin arınmasını isteyenlere çok da uzak olmayan bir rota önerisidir bu yazı. İstanbul’dan birkaç saat uzaklıkta Bursa bu konuda bize kucak açıyor. Önce Uludağ’da kayak deneyimi ve sonrasında doğa yürüyüşü ve sıcacık şifalı sular. Uludağ deneyimini bir önceki yazı da kaleme almıştık. Şimdi sıra ikinci aşamada. İnegöl’de ki Oylat mağarası, şelalesi ve kaplıcaları.

 

Oylat Mağarası

Çok uzun zamandır bir kaç sefer gitmeye teşebbüs ettiğim ancak gidemediğim Oylat mağara, şelale ve  kaplıcalarına düzenlenen hikingi görünce çok seviniyorum. İstanbul’dan çıkan bir doğa grubunun buraya gideceğini duyunca, biz de hazır Bursa’dayken yürüyüşe katılıp katılamayacağımı soruyorum. Katılabileceğimi öğrenince de çok seviniyorum tabi.

Oylat Mağarası Yolu
Mağara Yolu

Sabah erken kalkıp İstanbul’dan gelen grupla telefonlaşıyoruz. Onlardan öndeyiz. Yolda biraz kestirmek istiyorum ve gözümü açtığım an her yerin karla kaplı olduğunu görüyorum. Navigasyona Oylat mağarası diye yazmanız yeterli, o sizi götürüyor. Ana yoldan giderken Oylat tabelası yok. Karlı yolda sapmamız gereken yerde hızlı olduğumuz için sapamıyoruz.

Oylat Mağarası

Navigasyon yeni rota belirlese de karla kaplanan köy yoluna girmek imkansız gibi. Sapağı kaçırmamaya çalışın. Biz ilerden dönüp gelinceye kadar İstanbul’dan gelen ekip bizi geçiyor ama Oylat mağarasında yakalıyoruz. Onlar gezmeye başlamış. Mağara giriş 7,5 lira. 30 yıllığına kiralayan özel bir şirket işletiyormuş. İnegöl merkezden buraya servisler mevcutmuş.

Oylat Mağarası 1ci galeri
Oylat Mağarası 1ci galeri

Mağaraları çok sevdiğim için güle oynaya giriyorum. Yürü yürü bitmiyor. O dışarıdan gördüğümüz dağın içi komple mağaraymış. Işıklandırmışlar ve yürüme yolu yapmışlar. Bir ara kendimi İndiana Jones filminin içine düşmüş gibi hissediyorum. Tırman tırman bitmiyor, her yerden sarkıtlar sarkıyor.Mağara iki bölümden oluşuyor.

Oylat Mağarası 1ci galeri
1ci galeri

Oylat Mağarası Galeriler

1ci galeri daracık, 2ci galeri çok geniş çökmelerin ve sarkıtların olduğu bölüm. Ben en çok girişindeki dar koridor gibi yeri sevdim. Oluşumu binlerce yıl süren mağara hala oluşmaya devam ediyor. Mağaranın içinde yarasalar yaşıyormuş ama biz göremedik.

Oylat Mağarası 2ci galeri
Oylat  Mağarası 2ci galeri

Belli bir noktadan sonrasına geçiş izni yok. Ziyarete açık 3cü en uzun mağara burası. İçeriden dışarıya, o karlı manzaraya bakmak çok güzel. Dışarıya çıktığımızda yılın ilk karının neşesiyle karlarda yuvarlanıyoruz. özlemişiz.

Oylat Mağarası içeriden dışarıya bakış
Mağaranın içeriden dışarıya bakış

Mağarayla kaplıcaların olduğu bölge çok uzak değil. Herkes kara hazırlıksız yakalanmış. Bizim lastiklerimizde yine kar çoraplarımız var ve sorun yok.

Oylat Şelalesi

Araçları kaplıca bölgesine parkedip asıl amacımız olan Oylat Şelalesi’ne doğru yürüyüşümüze başlıyoruz. Parkın içinden geçip ilerlediğinizde şelale yolunu kolayca bulabilirsiniz. Biz gidiş geliş 7 kmlik kısıma katılıp sonrasında termal keyfi yapmak üzere buradayız.

Oylat Şelalesi yolu

Birden bastıran kardan dolayı yürüyüşümüz bir hayli zorlu geçiyor. Karın altını görmediğimiz için önden gidenin adımlarına göre gidiyoruz. Bir tarafımız dere olduğu için aşağıya kaymamamız gerekiyor. Bu hava şartlarında böyle bir yolu asla tek başınıza yapmamalısınız.

Oylat Şelalesi yolu

Kaymayan iyi bir ayakkabınız yoksa o yola gitmemelisiniz. Normal havada yarım saatte yürünebilen şelaleye bir buçuk saat gibi bir sürede ulaşabiliyoruz ama muhteşem kar manzaralarından geçerek. Canlı bir tablonun içinde gibiyiz.

Oylat Şelalesi yolu

Dünya siyah beyaz olmuş ve renkli kalan tek şey bizlermişiz gibi. Şelaleye ulaşan ekip şen şakrak. İstanbul’dan sabah saat 6 da yola çıktıkları için onların öğle arası. Getirdikleri sandaviçleri şelaleye karşı yiyorlar.

Oylat Şelalesi
Oylat Şelalesi

Hepsi 15kmlik uzun yürüyüş için gelmişti ama biz geri dönerken bir baktık ekibin çoğu bizimle birlikte. Ekipteki iki liderden biri olan Kamil abi dönenlerin güvenliği için geri dönüyor. Bir kısım yürüyüşe devam edecek.

Oylat Şelalesi, Boytrek yürüyüş grubu

Dönüşümüz gidişimizden daha kolay oluyor. Fotoğraf çekmeye doyamıyoruz. Havanın mis gibi kar kokusu, buz gibi havası, manzaranın muhteşemliği hala gözümün önünden gitmiyor.

Oylat Kaplıcaları

Gelirken, termal kaplıcanın saat 4’te kapanıp temizlik için 7’ye kadar açılmayacağını öğrendiğimizden hızlı hareket ediyoruz. Oylat’taki oteller 3-4 günden aşağı rezervasyon kabul etmiyor. Özellikle haftasonları dışarıdan müşteri almıyor.

Belediyenin işlettiği yerin temizlik sebebiyle uzun saatler kapalı olacak olması, kapanmasına da sadece bir saat kalması hevesimizi kaçırıyor. Belediyenin yeri 5 lira. Kadın erkek ayrı. Tam bunları sorgularken belediyenin kaplıcasına bitişik, bir otelin aile havuzları olduğunu öğreniyoruz. Orada temizlik ve saat sorunumuz yok. İki kişi normal havuzlu oda iki saati 100 lira, jakuzili 125 lira.

Oylat Şelalesi yolu

Daha kalabalık aileler için kişi sayısı arttıkça fiyatlar odasına göre 20-30 TL artıyor. Sauna, buhar odası her şey var. Kredi kartı geçiyor. En sonunda kendimizi sıcak sulara atabileceğiz. Oylat kaplıcasında ki su hiç bir işlemden geçirilmeden içilebiliyormuş.

Oylat Şelalesi yolu

Oylat Adını Nasıl Aldı?

Oylat adını Tekfurun kızını tedavi etmesinden aldığı söyleniyor. Zamanında Tekfur’un kızı amansız bir hastalığa yakalanıyor ve en son buraya getiriliyor. Son günlerini yaşadığına inanarak “Ölyat” diyorlar ama Tekfur’un kızı buradaki şifalı sularda iyileşince bölge ün salıyor ve zamanla adı Olyat‘a dönüşüyor. Kaplıcanın şifası saymakla bitmiyor. Ayrıca içme kürleri de yapılıyor.

Oylat Şelalesi yolu

Normal de 2 saat olan süremiz, hava şartlarından kimsenin olmamasından dolayı esnek. Kimse bize dokunmuyor. Bir gün öncesinden kayakta tutulan kemiklerimin üstüne bir de şelale yürüyüşü ve soğuk eklenince bu sıcacık sular, saunalar, buhar odaları cennet gibi geliyor. Yunanistan’da gittiğim termalden sonra ülkemizde ki termal tesislerin gelişmişliği, hijyeni beni çok mutlu ediyor.

Oylat Mağarası
Oylat Mağarası

Bizden en az bir 20 yıl gerideler. Resepsiyonda sohbet ettiğimiz arkadaşlar arap turistlerden çok memnun. “Onların suyla işi yok, geliyorlar 15 dakika duş alıp çıkıyorlar. Talepkar değiller ama Avrupalı ya da Türkler sauna vs. her şeyi kullanmak istiyorlar” deyince bizi bir gülme alıyor. Her şeyi istemişim, kullanmışım. “O zaman biz gidelim” diyorum.

Oylat Şelalesi

Sıcacık sulardan çıktık, binanın içi de çok sıcak ve dışarı da kar var hasta oluruz diye düşünmeyin. Kafanızı iyi kurutup çıktığınız da o soğuk hava mis gibi geliyor insana. Küçük çarşıda fırından kasaba, bakkaldan mayosuna her şey satılıyor. Kaplıcaların olduğu bölgede pideci bile var ama biz hava şartlarından çok geçe kalmak istemediğimizden fırından kocaman bir ekmek alıyoruz, kasaptan sucuk ve etler.

Oylat Mağarası

Hayatımda yediğim en güzel sucuk ekmek ve müzikler eşliğinde yola koyuluyoruz. Bir gün kayak, ertesi gün şelale yürüyüşü ve sonrasında ki termal bizi arınmış bir beden ve kafayla geri yolluyor. Kendi aracıyla gitmeyenler İnegöl’e ulaştıktan sonra, dolmuşlarla 15 dakika da kaplıca bölgesine ulaşabilirler.

  • Kasımiye Medresesi
  • Kasımiye Medresesi
  • Kırklar Kilisesi ve Edi
  • Kırklar Kilisesi yolu
  • Zinciriye Medresesi
  • Zinciriye Medresesi önünden Mezopotamya manzarası
  • Mardin gece manzarası
  • Kasır Rabi de ki mağaralar
  • Hasankeyf
  • Hasankeyf- Dicle Nehri
  • Hasankeyf
  • Zeynelbey Türbesi
  • Mardin
  • Hasankeyf
  • Mor Gabriel Manastırı
  • Mor Gabriel'in mezarı
  • Mor Gabriel Manastırı
  • Mor Gabriel Manastırı
  • Mor Gabriel Manastırı
  • Dinamitle patlatılıp yok edilen Hasankeyf
  • Mardin horozlu kapı tokmağı
  • Mor Gabriel Manastırı
  • Mardin sokakları
  • misafir kaldığım evdeki nene Türkçe bilmiyor
  • Önder bize Mardin'i gezdiriyor
  • Mardin bakırcılar
  • Çöpçü eşek
  • Daracık sokaklar
  • Dara Zindan kızlarım
  • Dara Antik Kenti köprü
  • Deyrulzafaran
  • Mardin gece
  • Dara Köyü, Zindan
  • Dara Köyü, Zindan
  • Dara Antik Kenti
  • Dara Toplu Mezar
  • Dara Antik Kenti mezar odası
  • kaburga dolması
  • Deyrulzafaran
  • Müze mozaik
  • Mardin taş işçiliği
  • Mardin Kasımiye Medresesi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Gündüzü mezarlık, gecesi gerdanlık, taş diyarlar şehri; Mardin… Dünyada iki şehrin tamamı sit alanı olarak ilan edilmiş. Biri Venedik diğeri Mardin. Şehir Unesco koruması altında. Mimari, arkeolojik, tarihi ve görselliğiyle zamanın durduğu izlenimi veren masallar şehri, bir zamanlar İpek yolu üzerindeymiş.

Mardin gece
Mardin gece

Kasımiye Medresesi

Kürtler, Hristiyan süryaniler, sünni araplar, türkler, ezidiler ve ermeniler Mardin‘de bir arada faklı dinlerin mozaiğinde kardeşçe yaşıyorlar. İki tane de yahudi aile olduğu söyleniyor.

Kasımiye Medresesi
Kasımiye Medresesi

Öğleden sonra vardığımız eski Mardin‘de önce Kasımiye Medresesi’nin masalımsı görüntüsüne ek ana rahminden doğuma, yaşama ve yaşılıktan ölüme giden, suyla anlatılan hikayelerini dinliyoruz.

Mardin Kasımiye Medresesi
Mardin Kasımiye Medresesi

Kafesli pencerelerinden buğulu Mezopotamya uçsuz bucaksız. Artukluların başladığı Akkoyunlu Timur Han‘ın bitirdiği medrese taş işçiliğinin nefes kesen bir örneği. Yanında bulunan zaviye-türbeden buranın medrese değil de külliye olarak inşaa edildiği düşünülüyor.

Kasımiye Medresesi
Kasımiye Medresesi

Kırklar Kilisesi

Kırklar Kilisesi‘nin bahçesinde oyun oynayan Edi ve Mariana‘yla tanışıyoruz. Süryanice konuşup bisiklete biniyorlardı. Kilisenin içinde fotoğraf çekmek yasak. Daracık sokaklardan tırmanıyoruz.

Kırklar Kilisesi ve Edi
kıKırklar Kilisesi ve Edirklar kilisesi ve edi

Genişçe bir avlusu var. Son dakika geldiğimiz kiliseyi bizim için bir kaç dakika daha açık tutuyorlar. Akşam saati olması sebebiyle alaca karanlık var. Avlu çok büyüleyici gözüküyor. Mor Behnam ile kız kardeşi Saro adına yapılan bu kilise Kırklar Kilisesi olarak biliniyor.

Kırklar Kilisesi yolu
Kırklar Kilisesi yolu

Zinciriye Medresesi

Mardin’de ki son Artuklu Sultanı olan Melik Necmettin İsa bin Muzaffer Davud bin El Melik Salih tarafından 1385 yılında yaptırılmış. Hatta Timur‘la savaşan Melik Necmettin İsa kısa bir süre olsa da bu medreseye hapsedilmiş.

Zinciriye Medresesi önünden Mezopotamya manzarası
Zinciriye Medresesi önünden Mezopotamya manzarası

Zinciriye Medresesi Mardin tepelerinde kaleye yakın. Kaleye çıkış yasak, tel örgülerle kapalı. Kasımiye Medresesi‘nde çıkamadığımız kubbelere burada çıkabiliyoruz.

Zinciriye Medresesi
Zinciriye Medresesi

Gün batımına karşı Mardin‘i seyretmek doyumsuz oluyor. Buradan gün batarken, Ulu caminin ve şehrin ışıklarının yanmasıyla deniz kenarındaki bir masal diyarına dönüşmesini görmeniz lazım. Uzakta Suriye’nin ışıklarını izlemek, aradaki köylerin ışıklarının gemi ışıklarına dönüşüvermesini görmek enfes.

Mardin gece manzarası
Mardin gece manzarası

Mardin’de nerede kaldım?

Biz eski Mardin‘de bir evde kalıyoruz. Mardinli gibi yaşayıp bakıcaz dünyaya birkaç gün. Damda uyuma hevesiyle geldik ama hava biraz serince. Odamdan bir tarafta eski Mardin’i, Ulu Cami’nin minaresini diğer tarafta Mezopotamya‘yı görüyorum.

Önder bize Mardin'i gezdiriyor
Önder bize Mardin’i gezdiriyor

28 yaşındaki arkadaşım Önder’in annesi benden 3 yaş büyük sadece. Hiç okula gitmemiş ama üç dil bilen okusaydı nolurdu acaba dedirten, ilerleyen günlerde bize içli köfteler, mantılar yapan bu kadını unutmam mümkün değil.

Mardin
Mardin

Eski Mardin’de oteller pahalı ama yeni Mardin’dekiler daha hesaplı. Ben yine de eski Mardin’de kalmayı tercih ederdim. Tarihi dokusu, tarihi binaları, daracık sokaklarıyla Mardin’i yaşamak istiyorsanız burada kalmalısınız. Yeni Mardin bildiğimiz apartmanlardan oluşuyor. 

misafir kaldığım evdeki nene Türkçe bilmiyor
Misafir kaldığım evdeki nene, Türkçe bilmiyor

Hasankeyf

Ertesi gün erkenden kalkıp Hasankeyf‘e gidiyoruz. Baraj çalışmalarından dolayı çok az su kalmış Dicle‘de. Köprünün suda kalan ayaklarının üstünü betonla kaplamışlar. Hasankeyf Batman‘a bağlı bir ilçe aslında.

Hasankeyf
Hasankeyf

12 bin yıllık tarihinde kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Antik kentin çevresinde 6 bine yakın mağara bulunuyor.Köprünün diğer tarafındakilere yazlık mağaralar diyorlar. Bu mağaralar suyun gücüyle doğal olarak oluşmuş.  

Zeynelbey Türbesi
Zeynelbey Türbesi

Zeynel Bey Türbesi yeni şehrin o tarafa taşınmış. Şantiye alanına girmek yasak. Uzaktan görebiliyoruz sadece. O kadar yoldan gelip dokunamamak sinir bozucu.

Kasır Rabi de ki mağaralar
Kasır Rabi’de ki mağaralar

Hasankeyf‘de tepelere tırmanıyoruz. 1 lira verip Kasır Rabi‘den en iyi manzarayı görebiliyoruz. Bir de mağara var içinde.

Hasankeyf
Kasır Rabi de ki mağaralarHasankeyf

Hasankeyf‘in bir yanı basından da okuduğum gibi dinamitlerle patlatılmış. Zaten buraya biran önce gelme isteğim yok olmadan görme isteğimdendi.

Hasankeyf- Dicle Nehri
Hasankeyf- Dicle Nehri

Yüzyıllara dayanıp günümüze kadar gelebilmiş eserleri baraj suları altında bırakmak, o eserlerin üstünü betonla kaplamak, dinamitlerle patlatıp yıkmak bizim nesile nasip oldu. Tarih bizi böyle hatırlayacak.

Dinamitle patlatılıp yok edilen Hasankeyf
Dinamitle patlatılıp yok edilen Hasankeyf

Mor Gabriel Manastırı

Hızlıca Mor(aziz) Gabriel Manastırına doğru yola koyuluyoruz. Yolumuz Midyat‘tan geçiyor. Küçük bir Mardin burası. Şehrin içindeki kazılardan daracık arka sokaklarda araçlarla kilit oluyoruz. 

Mor Gabriel Manastırı
Mor Gabriel Manastırı

Mor Gabriel tüm manastırlar gibi şehrin oldukça uzağında. Giriş 5 lira öğrenci 3 lira.Bir rehber içerideki insanlar çıktıktan sonra gelen diğer insanlarla birlikte sizden bir grup yapıp anlatarak sizi gezdiriyor. 

Mor Gabriel Manastırı
Mor Gabriel Manastırı

Bence çok faydalı. 14 rahibe, çalışanlar, bölge okullarda okuyan öğrenciler ve rahiplerle birlikte 60 kişi yaşıyor. Biz gezerken odalarından çıkmıyorlar.

Mor Gabriel Manastırı ve muazzam taş işçliği
Mor Gabriel Manastırı ve muazzam taş işçliği

Bir rahip içeri girerken fotoğraf çekme isteğimi kibarca reddediyor. Saygı duyuyorum. Uçsuz bucaksız kurak toprakların ortasında muhteşem bir mimari ve akıl almaz bir yaşam stili.

Mor Gabriel Manastırı
Mor Gabriel Manastırı

Burada ilk defa azizlerin öldüklerinde bir taş sandalyeye yüzleri doğuya dönük şekilde oturtularak, İsa’nın yeniden geleceğini ve bunun doğudan olacağına inanarak, o geldiğinde hazır olmak için bu şekilde gömüldüklerini öğreniyorum.

Mor Gabriel'in mezarı
Mor Gabriel’in mezarı, yan duvarların içinde azizlerin mezarları var

Sadece Mor Gabriel‘in mezarı yerde. O herkesin ayaklarının altına gömülmek istemiş.

Mardin Yeme İçme

Mardin beni kendine hayran bırakıyor. Sanat atölyesi sokaklar, kafeler, masalcı dedeler. . Mardin’in daracık sokakları festival alanı gibi, çok modern, ışıl ışıl heryer.

Mardin sokakları
Mardin sokakları

Eski Mardin’de kazıklanmanız an meselesi. Girdiğimiz Sinek barda yarım saat oturmanın ve iki küçük biranın bedeli 80 lira. Fiyat sormadan bir yere oturmayın.

Daracık sokaklar
Daracık sokaklar

Bunların yanında her geceye özel performanslarıyla Leylan Cafe ve özel sinema salonuyla Pause Cafe yıldızımız oluyor. Saat 6 dan sonra acıkmayın. Cadde üstündeki restoranlar kapanıyor ama cafelerde yemek oluyor ya da yeni şehirde her şey var. Oraya da araçla gitmelisiniz.

Çöpçü eşek
Çöpçü eşek

Sokaklar daracık olduğu için araç giremiyor, kadrolu eşeklerle temizliyorlar. Kapıların tokmaklarına dikkat edin. Ben horozlu olanını çok sevdim ve uzun pazarlıklar sonucunda alabildim ama uçakta kabine almıyorlar. Bagaja vermek zorunda kaldım.

Mardin horozlu kapı tokmağı
Mardin horozlu kapı tokmağı

Turist olduğunuz belli olduğu için her şey size çok pahalı ama isyan ederseniz hemen doğunun misafirperver insanı olup size yardımcı oluyorlar. Badem şekerleri efsane. Gümüşçülerini mutlaka gezin.

Mardin bakırcılar
Mardin bakırcılar

Kaburga dolması bulmak pek kolay değil ama Recep hocaların kalabalık grubunun avantajıyla yemeyi başarıyorum. Yeni şehir Al Sahan Restoran‘da harika sunumuyla diğer Mardin lezzetlerini de tatma fırsatı bulduk.

kaburga dolması
kaburga dolması

Dara Antik Kenti ve Zindan

Dara da önce köyde Zindan denilen bir yere gidiyoruz. Küçük sarışın kızlar karşılıyor. Handan bize şiir okuyor. “sıkı durun söylüyom, sizi çok seviyom“la bitirdikten sonra bize evin altında bir kapı açıyor.

Dara Köyü, Zindan
Dara Köyü, Zindan

Ben yine bir mağara beklerken yerin kaç kat altına girdiğimizi bilmediğim İndiana Jones filmlerinden birinin içinde buluveriyorum kendimi.

Dara Köyü, Zindan
Dara Köyü, Zindan

Dikkatli yürüyün, düşmeyin” diyen küçük kız çocuğu bu merdivenleri koşarak iniyor. Burası eskiden su sarnıcıymış. Üstündeki evde dedesi yaşıyor.

Dara Zindan kızlarım
Dara Zindan kızlarım

Büyük büyük dedesinin tavuğu kaçınca kazıp bulduklarını anlatıyor. Afrikalı çocuklarım gibi kolumdaki incik boncuk ilgi odakları. Simsiyah çocuklarıma sarılıyordum bir sene önce şimdi sapsarı çocuklarım.

Dara Antik Kenti köprü
Dara Antik Kenti köprü

Dara şehir merkezine bir saat uzaklıkta. Biz araç kiraladık.  Tarihte  Mezopotamya’nın en önemli yerleşim yerlerinden biriymiş. Doğu Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırını Sasanilere karşı korumak için kurulmuş. Yapılan arkeolojik kazılarda dünyanın ilk su barajına ait kalıntılara rastlanmış.  Dara oldukça geniş bir alana yayılıyor.

Dara Antik Kenti
Dara Antik Kenti Toplu mezar giriş kapısı

Dara Antik Kent saat 9,30’da açılıyor. Giriş ücretsiz. Dara Antik Kent bir mezarlık, ölüler şehri bir diğer adı. Savaşta ölen Sasanileri buraya koymuşlar tekrar dirilecekleri inancıyla. İskeletleri görebiliyorsunuz.

Dara Toplu Mezar
Dara Toplu Mezar

Mezar odalarına girebiliyoruz. Köylü çocuklar bize rehberlik ediyor. Tüm köyü gezdiriyor. Tarihi köprülerin altından iki sene öncesine kadar su akarmış ama diğer köyler suyu kesmiş. Şu an su yok.  

Dara Antik Kenti mezar odası
Dara Antik Kenti mezar odası

Burada İstanbul’dan gelen fotoğraf klübünden Recep hocam ve arkadaşlarla karşılaşıyorum. Mardin bu mevsim, özellikle haftasonları fotoğraf klüplerinin istilasında.

Deyrulzafaran

O gün onlara katılıp Deyrulzafaran manastırını ve şehri tekrar geziyorum. Deyrulzafaran Mor Gabriel gibi. Giriş 6 lira. İsa’dan sonra 5. yüzyılda inşaa edilmiş. Mardin’e 4 km uzaklıkta.

Deyrulzafaran
Deyrulzafaran

Süryani Kilisesi’nin önemli bir merkeziymiş. 640 yıl boyunca da Süryani ortodoks Patriklerinin ikamet adresiymiş.  

Deyrulzafaran
Deyrulzafaran

Mardin meydanındaki müze şu aralar ücretsiz. Şimdiye kadar gezdiğim en iyi müze olduğunu söyleyebilirim. Bakmalara, okumalara, fotoğraf çekmelere doyamadım. 

Müze mozaik
Müze mozaik

Sık sık kesilen elektriklerden saçımı bir Mardin evinin damında, Mezopotamya‘ya karşı güneşte kuruttuğum, farklı kültürleri tanıdığım, daracık sokaklarında durmadan tırmandığım, tarih kitaplarımın içinde bir doğu masalı yaşadığım Mardin‘i ve evinde kaldığım bu harika insanları asla unutmam mümkün olmayacak.

Mardin taş işçiliği
Mardin taş işçiliği

Hoşçakal Mardin, yüreğim seni çok sevdi…
Bir öneri: Biz Mardin’i araç kiralayarak gezdik. İkinci alternatif meydandaki THYnin bilet satış ofisindeki turu kullanmak. Bizim araba kiralayarak gittiğimiz uzak mesafelere sabah 8 akşam 8, öğle yemeği ve tüm giriş ücretleri dahil 80 tlye gezebilirsiniz. Biz Beyazsu’ya gidemedik mesela. Bu turda orası da var. Şehir içini de yürüyerek gezebilirsiniz. 

  • Mevlana
  • Tavusbaba Türbesi
  • Tavusbaba Türbesi
  • Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
  • Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
  • Arama Sonuçları Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
  • Sille Zaman Müzesi
  • Sille, Aya Elenia Kilisesi
  • Sille sokakları
  • Mevlana
  • Mevlana
  • Mevlana
  • Şeb-i Arus Şenlikleri
  • Minare Müzesi
  • Sille sokakları
  • Sille sokakları
  • Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
  • Zaman müzesinden Sille'ye bakış
  • Sille, Aya Elenia Kilisesi
  • Sille Zaman Müzesi
  • Sille, Aya Elenia Kilisesi
  • Şeb-i Arus Şenlikleri
  • Şeb-i Arus Şenlikleri

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Mevlana’nın 744. vuslat gecesi için Konya’da pek çok ülkeden insanlar akın akın gelirken ben de artık senelerdir gidemediğim Konya’ya mutlaka gitmeliyim dedim. Konya Mevlana felsefesinin hüküm sürdüğü topraklar. “Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen bir HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.” Hz. Mevlana. Bu felsefeyle HİÇ olmaya çıktığım bu yolda gözümün gördükleri, karnımın doyduklarıyla neler yaptım bir bakalım.

Konya Tavusbaba Türbesi

Her zaman ki gibi sona kadar bekleyip hep bir “yer var mı?” telaşından sonra yine dört ayak üstüne düşüşüm. Her sema gösterilerine gitme konuşmasında “hayır ben yerinde seyredicem, o topraklara gidicem” diye cevap verişimdir beni yola düşüren.

Tavusbaba Türbesi
Tavusbaba Türbesi

Otobüsümüzün en arka koltuklarında uyuyarak vardığımız Konya‘da ilk durak kahvaltı için durduğumuz Nevizade restaurant oluyor. Her zamanki zeytin peynir çay üçlemesinde bir kahvaltı beklerken finalinde gelen kavurmalar omletler sucuklarla muhteşem bir kahvaltı yapıyoruz.  Bütün geceyi yolda geçirmiş bizi bir güzel besleyip, güçlendirip Konya turumuz için uğurluyorlar.

Tavusbaba Türbesi
Tavusbaba Türbesi

Sonrasında Tavus Baba Türbesi‘ndeyiz. İçinde kadın mı erkek mi yattığı belli olmayan neredeyse hiç bir bilginin olmadığı bir türbe burası. İnsanlar adak için duvarlara yazılar yazmış, tuz dökmüş yapılmaması için uyarı yazılarına rağmen. Çevresinde suların aktığı, çok ziyaretçi alan küçücük bir Konya köşesi burası.

Konya Tropikal Kelebek Bahçesi

Ve şimdi çok merak ettiğimiz Konya Tropikal Kelebek Bahçesindeyiz. İçerisinin çok sıcak olduğu bilgisiyle üstümüzde ne varsa çıkartıyoruz. Giriş 10 öğrenci 5 lira. Yemyeşil bir cennet yaratmışlar.

 Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
Konya Tropikal Kelebek Bahçesi

Daha kapıdan girer girmez uçuşan kelebeklerle kendimizden geçiyoruz. Bu sene bu ikinci kelebek gezim. İlki Rodos’ta ki kelebeklerdi ancak neredeyse hepsi uyuyordu.

 

Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
Konya Tropikal Kelebek Bahçesi

Buradaki rengarenk çeşit çeşit uçuşan kelebekleri fotoğraflıycaz, video çekicez derken başımız dönüyor. Mavi renkte çok acelesi varmış gibi uçuşan o kelebek var ya; fotoğraf için yakalamak mümkün değil. Bir videoda 2 saniye yakalamışım.

Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
Konya Tropikal Kelebek Bahçesi

İçerisi gerçekten çok sıcak ve çok fazla insan var. Dolaşırken yere konmuş turuncu bir kelebek görüyorum. Bu insan kalabalığında ezilmesin diye uçurmaya çalışıyorum ama uçmuyor elime çıkıyor. Allah istedi bir göz hesabı elimde kelebek boy boy fotoğraflar çıkıyor.

Konya Tropikal Kelebek Bahçesi
Konya Tropikal Kelebek Bahçesi

Kelebeklerin kozadan nasıl çıktıklarını gösteren temalar hazırlamışlar. Ayrıca dev böceklerin de olduğu bir böcek sergisi var. Kesin rüyama girecekler. İçeri de kelebekle ilgili pek çok obje satılıyor.

Sille, Aya Elenia Kilisesi

Bir sonra ki durağımız Sille. Burası eski bir rum köyü. İlk önce Aya Elenia Kilisesine gidiyoruz. İsa’nın ölümünden 327 sene sonra Bizans imparatoru Costantin’in annesi Helena bir gün hac için Kudüs’e giderken Konya’ya uğramış.

Sille, Aya Elenia Kilisesi
Sille, Aya Elenia Kilisesi

Burada İlk Hristiyanlık çağlarına ait oyma eserler görmüş ve Sille’de bir mabet yaptırmaya karar vermiş. Şimdilerde düzenlenmiş boyanmış ve müze olarak hizmet veriyor. Ziyarete açık ve ücretsiz.

Sille, Aya Elenia Kilisesi
Sille, Aya Elenia Kilisesi

Öyle güzel restore edilmiş ki, her yer pırıl pırıl. Fotoğraf çekmeye doyamıyoruz. 

Sille, Aya Elenia Kilisesi
Sille, Aya Elenia Kilisesi

Sille, Zaman Müzesi

Karşı tepede bir zaman müzesi var. Oraya tırmanıp tarihte zaman için kullanılmış objeleri görüyoruz. Burası da eskiden bir şapelmiş. Düzenlenip bu şekilde kullanılmaya başlanmış.

Sille Zaman Müzesi
Sille Zaman Müzesi yolu

Arkada da tepelerde bir medrese var ama oraya tırmanmaya zamanımız yok.

Sille Zaman Müzesi
Sille Zaman Müzesi

Hatta zaman müzesinin oradan bakınca uzakta Dara Antik Kenti’ndeki gibi kayalar oyulmuş. Ziyarete kapalı gözüküyor. İleri de oraları da açılacaktır kesin.

 

Zaman müzesinden Sille'ye bakış
Zaman müzesinden Sille’ye bakış

Sille Sokakları

Sille sokakları film platosu gibi. Terkedilmiş viran evlerin yanında çok güzel restore edilmiş evler de var. 

Sille sokakları
Sille sokakları

Bir tarafta çok güzel cafeler diğer yanda içinden geçen suyun kenarından yürüyerek Sille’ye veda ediyoruz. Çok acıktık. Konya’nın etli ekmeğini zaten çok severim. Gelmişken yerinde tatmak harika oluyor.

Sille sokakları
Sille sokakları

Alaaddin tepesinin karşısında ki İnce Minare Müzesi‘ni de ziyaret ediyoruz. Müze kart geçiyor, giriş 5 lira. Karşıya geçip Alaaddin tepesine yürüyoruz ama türbelerin olduğu bölüm tadilatta. Hava çok soğuk.

Sille sokakları
Sille sokakları

Burada tarih kitaplarımın Selçuklu devletinin önde gelen sekiz hükümdarının türbesi var.Üç Gıyaseddin Keyhüsrev ve Alaeddin Keykubat burada defnedilmiş.

Minare Müzesi
Minare Müzesi

Mevlana

Artık Mevlana zamanı. Akın akın insanlar Mevlana‘nın kapısından giriyor. Giriş ücretsiz. Mahşeri bir kalabalıkla avlusuna giriyoruz. İçeri girerken galoş alıyorsunuz.

Mevlana
Mevlana

Mevlana’nın tam türbesinin olduğu yer de insanlar ağlıyor, dua ediyor. Kimileri yerlere oturmuş. Bir görevli ilerlemeleri için devamlı uyarıyor. İçeride ki alanın duvar taraflarında insanların namaz kılabilmesi için yerler yapılmış. Tasavvuf müziği bize eşlik ediyor.

Mevlana
Mevlana Celaleddin Rumi’nin kabri

Dışarıda ki büyük avlunun etrafını çevreleyen odalarda buraya ait eserler, kıyafetler sergileniyor. İçeri girebilmek ve görebilmek için sıraya girmek gerek. Çok kalabalık. Türbenin önünde fazla kalamıyoruz. Devamlı anonslar var. Böyle mahşeri kalabalıkta, itiş kakış çok fazla maneviyat yaşayamıyorsunuz.

Mevlana
Mevlana

Akşam yemeğimizi yemek için Özmeram Restoran‘a gidiyoruz. Herşey bizim için hazırlanmış. Yemekler harika. Finaldeki kaymakla hazırlanmış, onlara göre Konya usülü hoşmerim bana göre un helvasını çok seviyorum.

Mevlana
Mevlana

Şeb-i Arus Şenlikleri

Buraya gelme amacımız olan 744cü vuslat gecesi Şeb-i Arus Şenlikleri için spor salonuna doğru yolculuğumuz başlıyor. İstanbul trafiğini aratmayacak yoğunlukta bir trafik, yine mahşeri bir kalabalık.

Şeb-i Arus Şenlikleri
Şeb-i Arus Şenlikleri

Elimizde ki biletle sora sora en sonunda yerimizi buluyoruz. Salon çok sıcak. Üç ayrı dilde anonslar yapılıyor. İlahiler, dualar ve en sonunda beklediğim semazenler çıkıyor.

Şeb-i Arus Şenlikleri
Şeb-i Arus Şenlikleri

Sahneye çok uzak olduğumuz için aşağılara boş koltuklara iniyoruz. Semazenlerin hiç acelesi yok. Yavaş yavaş ritüellerini yerine getiriyorlar. Yaşlı semazenlerden başlayan ve küçücük çocuk semazenlerden oluşan gösteri ekibi çok alkış alıyor. En çok da en küçük olan semazen alkıştan salonu yıkıyor.

Şeb-i Arus Şenlikleri
Şeb-i Arus Şenlikleri

Öyle koşuşturmalı bir gün yaşadık ki her şeyi yapabilmek için yattığımız yeri bilmiycez. Hiç olmak için çıktığım bu yolculukta açıkçası bu kadar kalabalıkta bu felsefeye pek ulaşamıyorum. Yapmak istediğim bir şeyin daha üstünü çizmenin huzuruyla Konya‘ya veda ediyoruz.

  • Keramet Ilıcası
  • İznik yolu
  • Keramet Ilıcası
  • İznik gölünde gün batımı
  • Lefke Kapı
  • İznik Gölü'ne karşı şarkılar
  • İznik merkezi
  • İznik merkezi
  • İznik gölünde gün batımı
  • Ayasofya cami
  • Keramet Ilıcası
  • Seramik takılar
  • İznik gölü
  • Yeşil Cami
  • Keramet Ilıcası

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

İznik’e Nasıl Gidilir?

Bahar’ın gelmesiyle birlikte İstanbul’a yakın yerleri gezmeye başlamam bir oluyor. Bu sefer bir kaç yıldır ihmal ettiğim İznik’e gitmek istiyorum. İdo nisan sonuna kadar kampanya yapmış. Bir motor yolcusuyla birlikte 21 liraya maloluyor.  9’da kalkan feribotumuz 45 dakikada Yalova’da, biz 10:10 da İznik tabelası önündeyiz. İstanbul’dan ulaşım çok rahat ve kolay oluyor.

İznik yolu

Keramet Ilıcası’na Nasıl gidilir?

Feribottan indikten sonra Bursa istikametine yola çıkın. Yalova’ya 36 km mesafede İznik yolunda kaplıca. Orhangazi merkeze geldiğinizde sola ayrılan yoldan gidin. Tabelalar sizi yönlendiriyor. Köy tabelasına dikkat edin. Kaç sefer gitmeme rağmen son sefer dalgınlıkla köyün içine girdik ama çok yakın olduğu için hiç sorun olmadı.Köyle ılıca birbirine çok yakın.

Keramet Ilıcası
Keramet Ilıcası

İlk olarak Keramet ılıcasına gidip yüzmeyi planladık. Şansımıza hava öyle güzel ki. Keramet ılıcası adı üstünde ılık bir su. Alttan kaynayan suyuyla şifa dağıtıyor. 

Keramet Ilıcası
Keramet Ilıcası

Yolda çağıl çağıl akan sular eşliğinde ılıcaya ulaşıyoruz. Suları gördünüz mü doğru yolda olduğunuzu anlayın. Giriş 5 lira. Araçlarımızı girişe bırakıp tesise giriyoruz. Çay kahve içebilir isterseniz kamp bile yapabilirsiniz.

Keramet Ilıcası
Keramet Ilıcası

Açık havada ılıcada yüzüp gölün içinde çayımızı içip harika birkaç saat geçiriyoruz. Mevsiminde giderseniz gölün kenarındaki duttan ellerinizle toplayıp yiyebilirsiniz. Ilıca çok derin değil. Hatta belinize geliyor. Dip kısımlar biraz daha derin. Dibinde kayalar var, dikkat edin yaralanmayın. Sığ olduğu için atlamayın, zıplamayın, demedi demeyin. 

Keramet Ilıcası
Keramet Ilıcası

Keramet Ilıcası’ndan İznik’e Nasıl Gidilir?

Öğlen vakti acıktığımız için yola koyulup İznik’e geçiyoruz. Keramet Kaplıcasından ana yola çıktığınızda sola dönüp dümdüz Merkezde ki Köfteci Yusuf durağımız. Harika köftelerini ve bol kaymaklı ekmek kadayıfını yemeden dönmemek lazım.İznik merkeziBurası bir açık hava müzesi gibi. Toprağı eşeleseniz tarih fışkırıyor. Her yer çini, tarihi yapılar, surlar. Sokaklarında dolaşmak, Yeşil camiye yürümek, yürürken çiniden yapılmış takılara bakmak, seramik atölyelerinin önünden geçmek çok güzel anlar yaşatıyor.

Yeşil Cami
Yeşil Cami

Yeşil caminin minaresi çini kaplı ve çok güzel. Hemen karşısındaki tarihi caminin avlusu lahitlerle ve heykellerle kaplı ancak daha ziyarete açılmamış. Pek çok lahit yolculuktan yeni gelmiş paket halinde.

Lefke Kapı
Lefke Kapı

İznik‘te İstanbul’da ki gibi pek çok kapı var. İstanbul Kapı, Top Kapı ve biz Lefke Kapı‘dayız. Lefke kapıya İznik çarşısının içinde ki geniş caddeden yürüyerek ulaşabilirsiniz. 
İznik merkezi
İznik antik Yunan’dan Britanya krallığına, Roma’dan Osmanlıya kadar pek çok kez el değiştirdiği için tarih bakımından çok zengin bir yer. Benim gibi gittiğiniz yerlerin lezzetleri, doğal güzellikleri yanında tarihinden de hoşlanıyorsanız sizi çok mutlu edecektir.

Ayasofya cami
Ayasofya cami

Tarihi Ayasofya camisi hem bir müze hem de şuan ibadet için açık olarak kullanılıyor. Siz içeride müze gezisi yaparken ibadet eden insanları görebiliyorsunuz.

Seramik takılar
Seramik takılar

İznik’te Günbatımı

İznik’e gelme sebeplerimizden bir tanesi de meşhur gün batımı. Sahilde pek çok çay bahçesi var. Her birinden göl gözüküyor. Sahili baştan sona gezdikten sonra feneri de görebileceğimiz sahildeki masalardan birine oturuyoruz. Oturduğumuz yer cafe değil.

İznik Gölü'ne karşı şarkılar
İznik Gölü’ne karşı şarkılar

Halk için gölün etrafına konmuş masalar. Arkadaşımız gitar çalmaya başlıyor. Şarkılar, türküler eşliğinde müthiş bir gün batımı yaşıyoruz. Normalde puslu olan hava gün batımına doğru kızıl bir gökyüzüne bırakıyor ve gözlerimizi alamıyoruz. 

İznik gölü
İznik gölü

Gün batar batmaz 9 da ki feribotumuz için yola çıkıyoruz. Ortala bir hızla 35 dakikada Yalova’da oluyoruz ve çok az yorgunlukla feribotta sohbetimiz, çayımızla günü bitiriyoruz. Aynı yolculuğu hafta sonu kaçamağı olarak kamplı da düşünebilirsiniz. Hem yakın hem efsane.

İznik gölünde gün batımı
Gün batımı

Çok fazla para harcamadan şehirden kaçabileceğiniz, güzel bir gün geçirebileceğiniz İstanbul’a yakın yerlerden bir tanesi. Gidin pişman olmazsınız. 

İznik gölünde gün batımı
Gün batımı
  • Güzeldere Şelalesi merdivenler
  • Güzeldere Şelalesi
  • Güzeldere Şelalesi
  • Güzeldere Şelalesi
  • Nihat hocam, Sümeyye ve Hayriye
  • Hobbit evi
  • Güzeldere Şelalesi Mlli Parkı bungalovlar
  • Efteni Gölü
  • Efteni Gölü
  • Efteni Gölü
  • Efteni Gölü
  • Efteni Gölü
  • Kaplanoğlu Restoran
  • Samandere Şelalesi
  • Samandere Şelalesi
  • Samandere Şelalesi
  • Samandere Şelalesi
  • Samandere Şelalesi
  • Samandere Şelalesi
  • Sis bulutları
  • Güzeldere Şelalesi
  • Samandere Şelalesi
  • Güzeldere Şelalesi
  • Arka koltuk çetesi
  • Güzeldere Şelalesi

Hürriyet Seyahat, yazar Bahar Gündoğdu

Hürriyet Seyahat’te yayımlanan yazımın daha detaylı hali

Türkiye’nin en yüksekten dökülen şelalesi Güzeldere, Kuş cenneti Efteni gölü ve yine Türkiye’nin ilk tabiat anıtı ünvanıyla Samandere şelalesi. Evinizden çıkıp birkaç saatte ulaşacağınız, hangi mevsim giderseniz gidin her haliyle size süprizler yaşatan gürül gürül şelaleri ve Efteni Gölüyle Düzce. Uçsuz bucaksızmış gibi gelen dingin, sazlıklarıyla görsel bir şölen gölüyle günü birlik bile olsa dünyayı unutturmayı vadediyor.

Gölyaka Yollarına Nasıl düştüm?

İki şelale bir göl gezmek için yollardayım bu sefer. Düzce Gölyaka bir çok süprizi bağrında saklayan İstanbul ve Ankara’ya yakınığıyla ulaşımı kolay, saklı bir cennet gibi. Sanki bir gün önce 18 km Istranca Dağları‘n da dağ bayır yürümemiş gibi, tüm ayaklar yara olmamış gibi, tüm vücut sızlamıyor gibi, gecenin bir yarısı yatılmamış gibi…

Efteni Gölü
Efteni Gölü

İstanbul Gölyaka arası 4 saat civarında. Bu sebepten bir kaç saatlik uykuyla saat 6 da yine aynı hevesle uyanıp yollara düşmek. Kulağa nasıl geliyor bilmiyorum, neyin nesi hiç bilmiyorum ama yeni bir yer görme, görmezsem ölme hissi.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Gece gelinen evde son dakika “yer var mı?” diye sormak ve “aman erken gel listede adın yok seni unutmayalım” lafından sonra aman uyanamazsam diye o birkaç saatlik uykuyuda yat kalkla uyur uyanık geçirmek. Madem bu kadar merak ettim hadi iki şelale bir göl gezip gelelim.

Güzeldere Şelalesi
Güzeldere Şelalesi

Mecidiyeköy’den 7,30 da kalkacak aracımız için 7’de oradaydım. Yürüyemiyor olmamdan dolayı geç kalma korkusu olabilir bu. Hala karanlık olan yolda biraz şekerleme yapma isteğim sohbet etme aşkıyla yanıp tutuşan birkaç arkadaş nedeniyle sekteye uğrasa ve bu beni biraz agresif yapsa da gözümü Nihat hocamı mikrofondan yayılan ekolu sesiyle kendime gelmeme ve gülme krizine girmemle eski neşeme kavuşturuveriyor.

Güzeldere Şelalesi
Güzeldere Şelalesi

Her zamanki gibi en arka koltuktayım. Sınıfın yaramaz çocukları gibi en arka hep en çoştuğumuz yer oluyor. Sabahki lanetliğimden sonra yan koltuğumda oturan Cenan bey neşeme hayret etmiş sonradan.

Güzeldere Şelalesi
Güzeldere Şelalesi

Düzce’den katılan fotoğrafçı arkadaşlardan Sümeyye önce biraz üstüme oturuyor ama bu güler yüzlü genç arkadaşım beni hiç bırakmıyor gün boyu ve sabırla fotoğraflarımı çekiyor. Her yerde hemen bir fotoğrafçı buluyorum. Çok şanslıyım.

Efteni Gölü
Efteni Gölü

Sis Bulutları

Sisler içerisinde ilerliyoruz ve fotoğraf çekmeye gidiyoruz. Nasıl olacak ki derken birden sislerin arasından çıkmak ve bir bulut deniziyle karşılaşmak, güneşin parlak sıcaklığını hisetmek bu sabahın süprizi, hediyesi bize.

Sis bulutları
Sis bulutları

Bütün Karadeniz gezimde yayla yayla aradığımız ama bulamadığımız bulut denizi hiç ummadığımız bir anda karşımızda. Fotoğraflarken bir taraftan da bakmaya doyamadığımız bir manzara oluyor.

 

Güzeldere Şelalesi

Güzeldere şelalesi ilk durağımız olacak. Bir hayli dik yokuşlu, kıvrıla kıvrıla tırmanarak ilerlerek şelaleye ulaşıyoruz. Milli parkın girişi 4 lira kişibaşı. Araçlardan 11 lira alıyorlar.

Güzeldere Şelalesi Mlli Parkı bungalovlar
Güzeldere Şelalesi Mlli Parkı bungalovlar

Burada aynı zaman kamp yapma imkanınız da var. Eğer sabahtan araçla girerseniz çadır için extra ücret ödemeden oluyormuş ama normalde çadır başı 20 lira. Derseniz ki ben konfor seviyorum, o zaman 2 kişi ve üzeri konaklayabileceğiniz kütük evler var.

Hobbit evi
Hobbit evi

İki kişi kahvaltı dahil günlük 200 lira. Kişi sayısı artarsa fiyat ona göre artıyor. Bir de adını hobit evi taktığım toprak altında bir ev var ama o henüz açılmamış. Açıldığında mutlaka gelmeliyim, kalmalıyım. Karavan da alıyorlar. İçeride resepsiyonunda olduğu bir restoran var.

Güzeldere Şelalesi merdivenler
Güzeldere Şelalesi merdivenler

Şelaleye inerken bir hayli merdiven var. Bir önceki günün yorgunluğu ve ayaklardaki yaralardan ilk sorduğum soru ” yürüyecek çok yol var mı?” olmuştu. Gelen cevap “merdiven“di ama o kadar güzel manzaralardan geçiyorsunuz ki anlamıyorsunuz bile.

Güzeldere Şelalesi
Güzeldere Şelalesi

İlk duyduğumuz kayalara çarparak uğuldayan suyun sesi, dev kayın ve gürgen ağaçlarıyla çevrili vadideki eşsiz manzara.

Güzeldere Şelalesi
Güzeldere Şelalesi

Şelaleye sonbahar çok yakışmış. İlk gelen grup olduğumuz için fotoğraf çekmek kolay oluyor. Çok kalabalık değil. Burası Türkiye’nin en yüksekten dökülen şelalesi.

Nihat hocam, Sümeyye ve Hayriye
Nihat hocam, Sümeyye ve Hayriye

Efteni Gölü

Sonrasında Efteni Gölü için yoldayız. “Efteni Gölü Elmacık dağı silsilesinin eteğinde, Düzce ovasına ait akarsu ağının birleştiği ve Büyük Melen kanalıyla Karadeniz’e döküldüğü ekolojik bir ağın düğüm noktasındadır. 35 i kalıcı 150 kuş türünü barındırır” diye tarif edilmiş.

Efteni Gölü
Efteni Gölü

Uzunca bir tahta iskeleden gölün üstünde yürümek, ardımızda sisli dağlar, kuşlar ve bir kalabalık insan topluluğu. Temiz bir fotoğraf için bir hayli zorlansakta bir merak edilenin daha üstünü çizmenin huzuru var.

Efteni Gölü
Efteni Gölü

Çok acıktık. Nihat hocam her şeyi ayarlamış. Yolumuzun üstündeki Aydınpınar köyünde ki Kaplanoğlu Restoran’a vardığımızda bahçesinin güzel düzenlemesi, alabalıkları ve yanan sıcacık sobasıyla bize Karadeniz’de olduğumuzu hissettiriyor.

Efteni Gölü
Efteni Gölü

Yoldan aradığımız için servis hayli hızlı, yemekler nefis. Kiremitte alabalık denemelisiniz. Penceresinden gözüken evin bahçesindeki hurma ağacına dalma isteğimizi hocamız bastırıyor ve bizi “haydi Samandere şelalesine” diye kandırıyor.

Kaplanoğlu Restoran
Kaplanoğlu Restoran

Samandere Şelalesi

Giriş öğrenci 2 tam 3,5 lira. İçeri girer girmez çağlayan sularda fotoğraf çekme isteğime Sümeyyeasıl olay aşağıda hadi gel” demesini ilk başta anlamasam da aşağılara indikçe anlıyorum.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Demir yürüme yolu ve merdivenlerde yürürken dikkatli olmalısınız. Kaymayan bir ayakkabınız olmalı. Merdivenler çok kaygan. Zaten bu yönde uyarı levhaları bulunuyor.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Ağaçların arasından şiddetle akan sular, beyaz köpükler halinde cadı kazanı denilen bir yere dökülüyor. Şelalenin arkasında, kayanın içindeki mağaranın içinde kaybolduktan sonra az ötede tekrar ortaya çıkıyor. Ormanın içindeki çağlayan bu suyu, çıkardığı sesi ve suyun gücünü hissedeceğiniz bu yeri mutlaka görmelisiniz.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Samandere şelalesi Türkiye’nin ilk tescil edilen tabiat anıtıymış. Yer yer balkon gibi çok yükseklerden aşağılara baktığınız bir kanyonun içinde, dökülen yapraklar, bembeyaz köpüklü çağlayan sular, mis gibi bir hava bir gün öncesinin tüm yorgunluğunu unutturuyor.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Öylece durup doğanın sesini dinliyorum. Buradan ayrılmak zor gelse de girişteki o güzel ailenin yanına gitmek, çay içmek ve yeni tanıştığım arkadaşlarla sohbet etmek huzur veriyor. Hocamızın “çaylar şirketten” bonkörlüğüyle sıcacık çaylarımızı içerken günün bittiği gerçeğiyle hüzün çöküyor.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Yine çok eğlendiğim, çok güldüğüm, yola çıkarken hiç tanımadığım ama eve dönerken bir dolu arkadaş edindiğim harika bir gün oluyor. Aynı zamanda fotoğraf çekme teknikleriyle pek çok şey öğreneceğiniz böyle bir gezinin maliyeti tüm tabiat parkı giriş ücretleri ve yemek dahil 110 lira oluyor.

Samandere Şelalesi
Samandere Şelalesi

Cenan, Şevki, Hayriye’yle aracın arka koltuğunu parti alanına döndürdüğümüz ve kahkahalarımızla uyutmadığımız arkadaşlardan özür dileriz.

Arka koltuk çetesi
Arka koltuk çetesi